Tony: Netanyahu Koalisyonun Kuklası Değil, Ama Aşırı Sağla Arasında “Çok Az Fark” Var
İngilizce podcast bölümünde sunucu ile “Tony” adlı konuk, South Africa’nın The Hague’deki International Court of Justice (Uluslararası Adalet Divanı) sürecinde Israel hükümetine karşı yaptığı soykırım suçlamalı başvuruyu ve bunun Prime Minister Benjamin Netanyahu üzerindeki siyasi baskıyı ele aldı. Görüşmede, Netanyahu’nun kendi koalisyonu içindeki aşırı sağcı bakanlarla ilişkisi, Biden administration’ın baskısı ve davanın Israel’in uluslararası itibarı üzerindeki etkisi tartışıldı.
Netanyahu koalisyonunun kontrolünde mi?
Sunucu, tartışmaya The Hague’deki davaya geçmeden önce Netanyahu’nun hükümeti üzerindeki kontrolünü sorarak başladı. Soruda, Netanyahu’nun kendi hükümetini gerçekten yönetip yönetmediği ya da Knesset’teki çoğunluğunu korumak için koalisyondaki aşırıcı üyelerin baskısı altında hareket edip etmediği gündeme getirildi.
Tony, Netanyahu’yu “kukla” olarak tanımlamanın adil olmayacağını söyledi. “Onu herhangi birinin kuklası olarak adlandırmanın adil olacağını sanmıyorum,” diyen Tony, Netanyahu’nun “çok güçlü bir birey” olduğunu belirtti. Ona göre Netanyahu, hükümetinde bakan olan “son derece sağcı” isimlerle bir “çıkar ittifakı” ya da “mantık evliliği” kurmuş durumda.
Tony, Netanyahu ile bu bakanlar arasında Palestinianlara yaklaşım konusunda büyük bir ayrım görmediğini savundu. “Bence temelde onların istediği şeylerle hemfikir,” diyen Tony, “hepsinin Gaza’yı etnik olarak temizlemekle ve nihayetinde West Bank’i de etnik olarak temizlemekle ilgilendiğini” ifade etti. Bu iddia, Tony’nin değerlendirmesi olarak aktarıldı.
Biden administration baskısı ve Netanyahu’nun söylem değişikliği
Tony’ye göre Netanyahu üzerindeki asıl baskı, Biden administration’dan geliyor. Ayrıca The Hague’deki davanın da bu baskıya eklendiğini söyledi. Tony, Netanyahu’nun artık “etnik temizlik olmayacağını”, Gaza’da kalıcı Israeli yerleşimleri ya da kalıcı Israeli birlikleri bulunmayacağını söylediğini aktardı.
“Netanyahu şimdi etnik temizlik olmayacağını, Gaza’da kalıcı Israeli yerleşimleri ya da kalıcı Israeli askerleri olmayacağını söylüyor,” diyen Tony, bunun Netanyahu’nun fiilen “çıkacağız” mesajı vermesi anlamına geldiğini belirtti. Ancak aynı sırada hükümetteki aşırı sağcı bakanların bunun tersini söylediklerini ekledi.
Tony’ye göre bu durum Netanyahu’yu zayıf gösteriyor, fakat içinde bulunduğu koşullarda başka seçeneği yok. “Elbette o bunu söylerken, aşırı sağcı bakanlar fiilen bunun tersini söylüyor; bu da onu zayıf gösteriyor,” diyen Tony, Netanyahu’nun bu aşamada manevra alanının daraldığını değerlendirdi.
Blinken görüşmeleri ve “ellerim bağlı” iddiası
Sunucu daha sonra Politico’nun haberine atıf yaptı. Habere göre Netanyahu, Secretary Antony Blinken’a koalisyon nedeniyle ellerinin bağlı olduğunu, sorumluluğun kendisinde değil koalisyonda olduğunu söylüyor. Sunucu, böyle bir bilginin nasıl elde edildiğini bilmediğini de ekledi.
Tony, bu anlatının yalnızca sınırlı ölçüde anlamlı olduğunu söyledi. Ona göre Netanyahu’nun elleri, aşırı sağcı koalisyon üyelerini susturamaması bakımından bağlı olabilir. “Ellerinin bağlı olduğunu düşünüyorum; çünkü koalisyonun aşırı sağcı üyelerini, muhtemelen şu anda taktik nedenlerle susturmak istediği gibi susturamıyor,” diyen Tony, bunun Netanyahu’nun politik olarak onlardan çok farklı düşündüğü anlamına gelmediğini vurguladı.
Tony, Netanyahu ile aşırı sağcı bakanlar arasında Palestinianlara nasıl davranılacağı konusunda “çok az fark” bulunduğunu söyledi. “Palestinianlarla nasıl başa çıkılacağı konusunda onunla bu aşırı sağcı bakanlar arasında çok az gün ışığı var,” diyen Tony, asıl sorunun Netanyahu’nun dış baskı karşısında bazı tavizler vermek zorunda kalması olduğunu savundu.
International Court of Justice davası Israel için “gerçek bir sorun”
Podcastte The Hague’deki International Court of Justice davası, Israel açısından diplomatik ve itibarî bir kriz olarak ele alındı. Tony, davanın görünürlüğüne dikkat çekti ve çok sayıda kişinin süreci izlediğini söyledi.
“International Court of Justice meselesi Israel için gerçek bir sorun,” diyen Tony, davanın “çok görünür” olduğunu ve Israel’in yoğun eleştiri altında kaldığını belirtti. Bu nedenle Netanyahu’nun yalnızca iç politikayı değil, Israel’in uluslararası itibarını da düşünmek zorunda kaldığını söyledi.
Tony’ye göre bu koşullar Netanyahu’nun söylemini değiştirmesine yol açabilir. Ancak bu söylem değişikliği, koalisyondaki aşırı sağcı bakanlar için geçerli olmayabilir. “Söylemini değiştirebilir, ama o aşırı sağcı bakanlar, bence söylemlerini değiştirme konusunda yapısal olarak yetersiz,” diyen Tony, hükümet içindeki mesaj farklılığının sürece yansımaya devam edeceğini savundu.
İç politika, dış baskı ve itibar hesabı
Konuşmanın genelinde Tony, Netanyahu’nun ne tamamen koalisyonunun esiri ne de aşırı sağdan bağımsız bir lider olduğu görüşünü dile getirdi. Ona göre Netanyahu güçlü bir aktör, ancak koalisyon ortaklarıyla kurduğu ittifak hem siyasi çoğunluğunu korumasını sağlıyor hem de uluslararası baskı dönemlerinde hareket alanını daraltıyor.
Tony, Biden administration’ın “tremendous heat” yani büyük baskı altında kalmaya başladığını ve bunun Netanyahu’ya yönelen baskıyı artırdığını söyledi. “Biden administration büyük baskı görmeye başlıyor ve Netanyahu’ya yüklenmeye başlıyor,” diyen Tony, Netanyahu’nun bir noktaya kadar direnebileceğini, ancak sonunda bazı tavizler vermesi gerektiğini belirtti.
Podcastte sunucu, Netanyahu’nun Blinken’a koalisyonu gerekçe göstererek kendisini sınırlı göstermesinin ne kadar inandırıcı olduğunu sorguladı. Tony ise bunun taktik düzeyde doğru olabileceğini, fakat politika hedefleri bakımından Netanyahu ile aşırı sağcı bakanlar arasında belirgin bir ayrım bulunmadığını savundu.