Professor Sachs: South Africa’nın Israel’e Karşı Soykırım Başvurusu “Tarihi Bir Gün”
İngilizce podcast kaydında adı verilmeyen sunucu, Professor Sachs ile United Nations’ın International Court of Justice (Uluslararası Adalet Divanı) önünde görülen South Africa v. Israel başvurusunu konuştu. Bölüm, South Africa’nın Israel’e karşı 1948 Genocide Convention (Soykırım Sözleşmesi) temelinde yönelttiği soykırım iddiasının hukuki ve siyasi önemine odaklandı.
South Africa’nın International Court of Justice Başvurusu
Sunucu, söyleşinin yapıldığı sırada Phnom Penh’de saatin gece 9, New Jersey’de sabah 9, Brussels’da ise öğleden sonra 3 ya da 4 olduğunu belirterek, United Nations’ın International Court of Justice organında South Africa’nın Israel’e karşı yaptığı başvurunun dinlendiğini aktardı. Sunucu, başvurunun Israel’in soykırım yaptığı iddiasına dayandığını belirterek Professor Sachs’a şikâyetin ne kadar ciddi, ikna edici ve ayrıntılı olduğunu sordu.
Professor Sachs, bu gelişmeyi olağanüstü ve tarihsel bir an olarak nitelendirdi. “Bu kesinlikle şaşırtıcı bir gün, tarihi bir gün,” diyen Professor Sachs, South Africa’nın The Hague’daki International Court of Justice’e başvuru yaptığını açıkladı. Sachs, mahkemenin United Nations’ın “küresel mahkemesi” olduğunu ve devletler arasındaki uyuşmazlıkları ele aldığını söyledi.
Sachs’a göre mevcut dosyada South Africa, Israel’in “soykırım niteliğinde eylemler” yürüttüğünü ve bunu “soykırım niyetiyle” yaptığını ileri sürüyor. Başvurunun hukuki temelinin ise hem South Africa’nın hem de Israel’in taraf olduğu 1948 Genocide Convention olduğunu belirtti.
1948 Genocide Convention Temeli
Professor Sachs, South Africa’nın şikâyetini bu sözleşmeye taraf bir devlet olarak yapmaya yetkili olduğunu vurguladı. Ona göre Genocide Convention, Israel dahil tüm imzacı ülkeleri sözleşme hükümlerine uymakla yükümlü kılıyor.
“Bu, South Africa’nın Genocide Convention imzacısı olarak yapmaya hakkı olan bir şikâyet,” diyen Professor Sachs, sözleşmenin taraf devletlere bağlayıcı yükümlülükler getirdiğini ifade etti. Sachs, bu nedenle davanın yalnızca siyasi bir tartışma olmadığını, uluslararası hukuk düzeni içinde ele alınan ciddi bir başvuru olduğunu savundu.
Sachs, duruşmaları izlemenin “çarpıcı” olduğunu söyledi. South Africa’nın yaptığı başvurunun son derece ayrıntılı olduğunu belirtti ve başvurunun 84 sayfadan oluştuğunu aktardı. Ona göre bu metin, Israel’in Gaza’yı yok etmeye ve yaşanamaz hale getirmeye yönelik niyetini ve eylemlerini birlikte ortaya koymaya çalışıyor.
Gaza’nın Yaşanamaz Hale Getirilmesi İddiası
Professor Sachs, South Africa’nın başvurusunda Israel’in Gaza’daki temel altyapıyı bombalamasına ve su, gıda, ilaç ile yakıt girişlerini engellemesine özel yer verildiğini söyledi. Sachs, bu unsurları “yaşamın temel gereklilikleri” olarak niteledi.
“South Africa son derece ayrıntılı, 84 sayfalık bir başvuru sundu,” diyen Professor Sachs, başvurunun hem Israel’in Gaza’yı yok etme ve yaşanamaz hale getirme niyetini hem de temel altyapının bombalanması ve yaşamsal ihtiyaçların engellenmesi gibi eylemleri anlattığını belirtti.
Sachs, South Africa’nın iddiasında niyet ve eylem unsurlarının birlikte ele alındığını vurguladı. Ona göre başvuru, yalnızca askeri saldırıların sonuçlarına değil, Israel liderlerinin açıklamalarına da dayanıyor. Sachs, bu açıklamaların başvuruda soykırım niyetini göstermeye yönelik bir delil dizisi olarak sunulduğunu ifade etti.
Israeli Liderlerin Açıklamaları
Professor Sachs, Israel başbakanı ve cumhurbaşkanından kabine üyelerine, Knesset üyelerinden Israel Defense Forces liderlerine kadar çeşitli yetkililerin açıklamalarının başvuruda yer aldığını söyledi. Bu açıklamaları “şok edici” olarak nitelendirdi.
Sachs, bu açıklamalarda Gaza’nın yok edilmesi, yaşanamaz hale getirilmesi, Hamas ile siviller arasında ayrım yapılmaması ve herkesin suçlu görülmesi gibi ifadelerin bulunduğunu ileri sürdü. “Bu, şok edici bir açıklamalar listesi; çünkü bu sözler açıkça Gaza’nın yok edilmesi, yaşanamaz hale getirilmesi gerektiğini söylüyor,” diyen Professor Sachs, söz konusu ifadelerin South Africa’nın iddiasında merkezi yer tuttuğunu savundu.
Sachs, Israeli liderlerin daha sonra bu sözleri geri almak isteyebileceğini söyledi. Ancak ona göre söylenenler “çok açık” ve “inanılmaz derecede çirkin ve yıkıcı”ydı. “Hiç kuşkusuz bu Israeli liderler söylediklerini geri almak isterdi; çünkü söyledikleri apaçıktı,” diyen Professor Sachs, sözlerin South Africa’nın soykırım niyeti iddiasını güçlendirdiğini değerlendirdi.
Sachs, bu nedenle South Africa’nın “soykırım niyetini ifade eden ikna edici bir dosya” ortaya koyduğunu düşündüğünü söyledi. Bu değerlendirmeyi yaparken, başvurunun yalnızca siyasi retorikten ibaret olmadığını, mahkeme önünde hukuki yöntemle anlatıldığını vurguladı.
White House ve Israel’in Tepkilerine Karşı Hukuki Süreç
Professor Sachs, International Court of Justice’teki yargılamayı, White House açıklamaları ya da siyasi demeçlerle karşılaştırdı. John Kirby’nin iddiaları “nonsense” yani saçmalık olarak nitelediğini, United States’ın bu iddiaları reddettiğini aktardı. Israel cumhurbaşkanının ise başvuruyu “blood libel” olarak tanımladığını söyledi.
Sachs’a göre fark, bu kez iddiaların siyasi iletişim diliyle geçiştirilmemesi ve yargı sürecinde yöntemli biçimde ele alınmasıydı. “Bunu White House brifingindeki bir söylem olarak değil, hukuk düzeni içinde izlemek tarihsel bir gün,” diyen Professor Sachs, mahkeme oturumlarında iddiaların saatler boyunca dikkatli ve yargısal bir çerçevede anlatıldığını belirtti.
Sachs, John Kirby’nin “Bunların hepsi saçmalık” yaklaşımına ve Israel tarafının sert reddiyelerine rağmen, mahkemedeki sürecin farklı bir ağırlık taşıdığını savundu. Ona göre International Court of Justice, Israel’in ne söylediğini ve ne yaptığını yakından inceleyen bir platform sundu.
Uluslararası Hukukun Rolü
Professor Sachs, bu duruşmaları uluslararası hukukun en önemli sorumluluk alanlarından biri olarak değerlendirdi. Ona göre devletlerin Genocide Convention kapsamındaki yükümlülüklerinin mahkeme önünde incelenmesi, uluslararası hukuk kavramının en üst düzey uygulamalarından birini temsil ediyor.
“Israel, ne söylediği ve ne yaptığı bakımından yakından inceleniyor,” diyen Professor Sachs, bunun uluslararası hukuk açısından çok önemli olduğunu belirtti. Sachs, “Bu, benim gözümde uluslararası hukuk kavramının en yüksek sorumluluğu ve uygulamasıdır,” ifadesini kullandı.
Söyleşinin sonunda Sachs, gelişmenin önemini yeniden vurguladı. South Africa’nın başvurusunun ayrıntılı olduğunu, Israel’in eylemleri ve lider açıklamaları üzerinden soykırım niyeti iddiası kurduğunu ve bu iddiaların International Court of Justice’te hukuki bir çerçevede ele alındığını söyledi. Sachs, “Bence bu çok büyük bir gün,” diyerek değerlendirmesini tamamladı.