Glenn Diesen

Seyed Mohammad Marandi: “Savaş Hürmüz Boğazı Üzerinde, İran Yeni Bir Kâğıt Kabul Etmeyecek”

İngilizce kaynaklı programda Glenn, Tehran University profesörü ve İran’ın nükleer müzakere ekibinin eski danışmanlarından Seyed Mohammad Marandi ile ABD-İran savaşının yeniden tırmanmasını, Strait of Hormuz (Hürmüz Boğazı) üzerindeki mücadeleyi, Yemen ve Iraq’ın olası rolünü ve diplomasinin geleceğini konuştu. Marandi, ABD’nin MOU (mutabakat zaptı) yükümlülüklerini ihlal ettiğini savundu; savaşın merkezinde enerji akışının, bölgesel üslerin ve İran’ın misilleme kapasitesinin bulunduğunu söyledi.

MOU, Petrol Akışı ve Hürmüz Boğazı

Marandi’ye göre İran, MOU imzalandığında ABD’nin yükümlülüklerini yerine getireceğine zaten inanmıyordu. İran’ın bu kısa dönemi, Persian Gulf (Basra Körfezi) içinde bekleyen petrol tankerlerini Asya pazarlarına göndermek ve liman ablukası nedeniyle ihtiyaç duyulan kritik malzemeleri ithal etmek için kullandığını anlattı.

"İranlılar hiçbir zaman ABD’nin yükümlülüklerini yerine getireceğine güvenmedi," diyen Seyed Mohammad Marandi, "MOU’nun kısmen güvenilir kalacağı kısa süreyi çok miktarda petrol ihraç etmek için kullandılar" şeklinde açıkladı.

Marandi, İran’ın “on milyonlarca varil” petrolü Asya pazarlarına yolladığını, karadaki stokları boşaltmaya çalıştığını ve iki ay boyunca bloke edilen limanlar nedeniyle gerekli tedariki içeri aldığını söyledi. Ona göre MOU’nun İran açısından en önemli sonucu buydu. Ancak enerji krizinin tümüyle çözülmediğini, petrolün diğer ürünlere kıyasla daha hızlı hareket ettiğini, küresel ekonomi için gerekli başka malların geride kaldığını belirtti.

Marandi, ABD’nin anlaşmayı ihlal etmeye başladığını iddia etti. Ona göre Washington, İran’ın “çalıntı varlıklarını” teslim etmedi, Israel’i Lebanon’dan çıkmaya zorlamadı, İran’a yönelik tehditleri durdurmadı, yaptırımları genişletti ve İran petrol ihracatına yönelik yaptırım kaldırma adımlarını tersine çevirdi. Ayrıca ABD’nin kendi deniz koridorunu açmasının MOU’nun 5. maddesini ihlal ettiğini savundu.

"Amerikalılar anlaşmanın her unsurunu aşındırdı," diyen Marandi, ABD’nin amacının "Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına almak ve İran’ı hileyle zayıflatmak" olduğunu ifade etti.

Bahrain ve Kuwait Neden Hedefte?

Glenn, İran’ın son saldırılarında Bahrain ve Kuwait’e yoğunlaştığını belirterek bunun nasıl anlaşılması gerektiğini sordu. Marandi, savaşın şu aşamasını “Hürmüz Boğazı üzerindeki savaş” diye tanımladı. ABD’nin bir kara işgali planları olduğunu, bunun kesin gerçekleşeceğini söylemediğini ancak hazırlık yapıldığını öne sürdü.

Marandi’ye göre Bahrain ve Kuwait’in hedef alınmasının nedeni, ABD’nin kara işgali için kullanabileceği varlıkların büyük bölümünün bu ülkelerde konuşlanmış olması. İran’ın ayrıca Jordan, Qatar, Iraq ve Oman’daki Amerikan hedeflerini de gerekli gördüğünde vurduğunu söyledi. Oman’ın da İran’a karşı kullanıldığı gerekçesiyle son turda hedef alındığını belirtti.

Marandi, İran’ın askeri avantajını yeraltı tesislerine bağladı. İran’ın füze ve insansız hava araçlarını binalarda ya da toplu halde tutmadığını, ihtiyaç duyulan unsurların çıkarılıp ateşlendikten sonra yeniden üslerine döndüğünü anlattı. İran’ın dağlık coğrafyasının yeraltı üslerini güçlü kıldığını, buna karşılık Qatar, Bahrain, Kuwait, Saudi Arabia kıyıları ve Emirates’in çoğunda düz arazi ve ada yapısı nedeniyle benzer korumanın zor olduğunu söyledi.

"Amerikan varlıkları karada ve yer altında değil," diyen Marandi, "İran’ın radarları, elektronik harp sistemlerini, binaları ve hangarları hedef alması çok daha kolay" değerlendirmesinde bulundu.

Yemen ve Iraq’ın Rolü

Glenn, Yemen’in savaşa katılımının Red Sea (Kızıldeniz) ve Saudi Arabia açısından kritik olabileceğini söyledi. Marandi ise Yemen ve Iraq’ın ikisinin de önemli olduğunu belirtti. Iraq’ta Ayatollah Khamenei’nin cenazesi için Najaf ve Karbala’da “milyonlarca” kişinin toplandığını, bunun Iraqi kamuoyundaki eğilimi gösterdiğini savundu. Ona göre savaş tırmanırsa Iraqi direnişi bir “yetki” kazanmış olacak.

Yemen konusunda Marandi, Iran’ın Yemen üzerindeki kuşatmayı kırdığını ileri sürdü. Eski bir Amerikan askeri yetkilisinin Yemen’e ilaç kaçıran küçük bir teknenin yakalandığını ve ilaçların denize döküldüğünü anlattığını aktardı. Saudi Arabia ve Emirates’in Yemen’e karşı yürüttüğü savaşı Gaza ile karşılaştırarak “soykırımsal” diye niteledi.

Marandi, İran’ın Yemenli yetkililerin İran’daki cenazeye katılabilmesi için Sana’a’ya yolcu uçağı gönderdiğini, dönüşte Saudi Arabia’nın Sana’a International Airport’u bombaladığını ve bunun İran uçağını ve Yemenli sivilleri riske attığını söyledi. Yemen’in buna misilleme yaptığını, bu nedenle Saudi Arabia-Yemen geriliminin yükseldiğini belirtti.

"Yemen, Red Sea üzerinden Asya pazarlarına giden petrol akışını çok kolay durdurabilir," diyen Marandi, "tek bir süper tankerin vurulması bile sigorta şirketlerini ve tanker firmalarını yeniden düşünmeye zorlar" şeklinde konuştu.

Marandi’ye göre Yemen’in Saudi petrol ve enerji varlıklarını hedef alması “felaket” sonuç doğurabilir. Yemen savaşının sonuna doğru Yemenli güçlerin drone ve füze kapasitesi edinerek Saudi ihracat kabiliyetlerini vurduğunu, bunun Riyadh’ı ateşkese yaklaştırdığını söyledi. Saudi Arabia’nın günlük petrol ihracatını farklı tahminlere göre yaklaşık 3 milyon ila 4,5 milyon varil arasında verdi ve bu akışta yaşanacak bir darbenin petrol fiyatlarında sert yükselişe yol açacağını savundu.

Küresel Ekonomi ve Enerji Baskısı

Glenn, Trump’ın MOU’yu savunurken ABD’nin yalnızca birkaç haftalık petrol arzı kaldığını söylemesine atıfta bulunarak küresel ekonominin dayanıklılığını sordu. Marandi, ABD MOU’nun işlemesine izin verseydi petrol akışının normalleşmiş olacağını savundu. J.D. Vance’in bir röportajında verdiği sayıları esas alarak, kısa bir süre için Persian Gulf’tan günde 20 milyon varil petrol çıktığını söyledi.

Ancak Marandi’ye göre bu sürdürülebilir değildi. Tankerlerin zaten körfezde dolu beklediğini, hızla çıkabildiklerini, fakat yeni üretimin ve yeni tanker girişlerinin aynı hızda gerçekleşmediğini anlattı. Ona göre birkaç hafta boyunca günlük 3-4 milyon varil fazla petrol piyasaya girse bile, Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapanması bu fazlayı kısa sürede etkisiz kıldı.

"Her gün Hürmüz Boğazı kapalı kaldıkça durum daha tehlikeli hale geliyor," diyen Marandi, Trump’ın “dört haftalık petrol arzı” ifadesinin abartılı olabileceğini, ancak krizin günden güne ağırlaştığını belirtti.

Marandi ayrıca üretimin durdurulup yeniden başlatılmasının petrol kuyularına zarar verebileceğini, uzun vadeli sonuçların anlaşma sağlansa bile hissedileceğini savundu. İran’ın bu kez ABD yükümlülüklerini yerine getirmeden boğazı normalleştirmeyeceğini söyledi.

Diplomasi İhtimali ve Washington’daki Bölünmeler

Glenn, İran içinde daha sertlik yanlısı görüşlerin güçlenmiş olabileceğini ve ABD ile diplomasinin artık yalnızca zaman kazanma aracı gibi görüldüğünü söyledi. Marandi, İran’da MOU sonrası nasıl ilerleneceğine dair görüş ayrılıkları bulunduğunu kabul etti. Bazılarının MOU’nun petrol ihracı ve kritik mal ithali için yeterli olduğunu, bazıların ise savaşın sürmesi gerektiğini savunduğunu söyledi. Ancak ona göre artık savaş yeniden başladığı için İran siyaseti bir hafta öncesine göre daha birleşmiş durumda.

Marandi, J.D. Vance’in Joe Rogan programında İran’da “makul” ve “çılgın” iki grup olduğu yönündeki değerlendirmesini “saçmalık” diye niteledi. İran’da Supreme National Security Council (Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi) yetkisi olmadan Devrim Muhafızları’nın ya da ordunun füze veya drone fırlatamayacağını söyledi.

"İran’da bugün siyaset bir hafta öncesine göre daha birleşik," diyen Marandi, "buna karşılık White House içinde dil birliği olmadığı görülüyor" değerlendirmesini yaptı.

Marandi, Trump’ın Pentagon ya da kendi ifadesiyle “War Department” için ek bütçe alma çabalarının Demokrat Parti direnciyle karşılaştığını söyledi. Amerikan halkının savaşa karşı olduğunu, Demokratların ise neredeyse evrensel biçimde savaşa karşı çıktığını savundu. Bu direncin sürmesi halinde Trump’ın savaşı devam ettirmekte zorlanabileceğini belirtti.

İran’ın yakın zamanda müzakere masasına dönmesini beklemediğini söyleyen Marandi, Tehran’ın artık yeni bir kâğıt imzalamak istemeyeceğini, ABD’den fiili adım talep edeceğini belirtti. Bunlar arasında Israel’in Lebanon’dan çıkarılması, “soykırımsal saldırıların” durdurulması ve İran varlıklarının teslim edilmesi gibi talepleri saydı.

Iraq, Kara Savaşı ve ABD Planları

Glenn, Iraq’ın rolünü ve ABD’nin ideal olarak yerel vekiller kullanmak isteyip istemeyeceğini sordu. Marandi, ABD’nin Iran’a karşı kuzey Iraq’taki Kurdish gruplar ve Pakistan’ın Balochistan bölgesindeki Wahhabi-Salafi-Takfiri unsurlar gibi vekiller kullandığını savundu. Ancak bu grupların sayılarının az olduğunu ve büyük bir sonuç alamayacaklarını söyledi.

Marandi’ye göre ABD kara operasyonu yapmak isterse bunu kendi yapmak zorunda kalacak. Hazırlık için öne çıkan yerler Kuwait ve Bahrain. Bu nedenle bu iki ülkenin orantısız biçimde vurulduğunu anlattı. İranlı askeri kaynaklardan duyduğunu belirterek, ABD bombardımanının hedefleme biçiminin kara işgaline uygun olduğunu ileri sürdü.

Buna rağmen zamanlamanın şaşırtıcı olduğunu söyledi. Persian Gulf çevresinde sıcaklıkların 40’ların sonu ve 50 derecenin üzerine çıktığını, nemin yüzde 100’e yakın olduğunu belirtti. Böyle bir ortamda Amerikan askerlerinin üniformalarla adaları ele geçirmeye çalışmasının ölümcül olabileceğini savundu.

"İranlılar Amerikalıların kara işgalini aslında istediğini düşünüyor," diyen Marandi, "çünkü böyle bir durumda kazanacaklarına inanıyorlar" şeklinde açıkladı.

Marandi’ye göre İran, ABD’nin bazı adaları ya da ana karanın bazı kısımlarını almasına izin verip daha sonra vurabilir. Amerikan askerlerinin lojistik olarak çok savunmasız kalacağını, Kuwait ve Bahrain’den destek sağlamanın zor olacağını belirtti. İran’ın yıllardır kara savaşı ihtimaline hazırlandığını söyledi.

Saudi Arabia ve Bölgesel Çöküş Riski

Son bölümde Glenn, Saudi Arabia’nın olası bir kara operasyonuna ne ölçüde dahil olabileceğini sordu. Marandi, İran ordusunun birkaç saat önce yaptığı açıklamaya atıfla, İran’ın kritik altyapısı hedef alınırsa bölgedeki kritik altyapının yok edileceğini söyledi. Kara işgalinin doğası gereği kritik altyapının hedef alınması anlamına geleceğini savundu.

Marandi’ye göre böyle bir durumda yalnızca Bahrain ve Kuwait değil, Saudi Arabia, Emirates, Qatar ve Oman da risk altında olur. Bu ülkelerin çöl ülkeleri olduğunu, İran gibi ormanları, nehirleri, dağları ve tarımsal kapasitesi bulunmadığını söyledi. İran’ın yaptırımlara rağmen tarımda neredeyse kendine yeterli olduğunu belirtti.

"Bu ülkeler İran kritik altyapılarını vurursa ayakta kalamaz," diyen Marandi, "kilit petrol, gaz ve elektrik tesisleri büyük, sınırlı sayıda ve İran sınırlarına yakın" ifadelerini kullandı.

Marandi, İran’ın son günlerdeki saldırılarının daha önceye göre daha hassas olduğunu, füze kapasitesinin hem nitelik hem nicelik olarak geliştiğini savundu. İran’ın uzun menzilli füzelerinin yalnızca çok azını kullandığını, ağırlıklı olarak kısa ve orta menzilli füzelerle saldırdığını söyledi.

Programın sonunda Marandi, savaşın arkasında “Zionist lobby” ve “Israeli machine” olduğunu söyleyen Joe Kent’in istifa mektubuna atıfta bulundu. Trump’ın kibri ve Amerikan istisnacılığıyla birleşince bunun Washington’u büyük bir kumara sürüklediğini savundu. Steve Bannon’ın açıklamalarını da Trump’tan uzaklaşma arayışı olarak yorumladı.

Marandi, "Trump evi kumara yatırıyor gibi görünüyor," diyerek ABD’nin mucizevi biçimde üstün çıkacağını umduğunu, ancak bunun gerçekleşmeyeceğini savundu. Glenn ise savaşın “tırmanma kontrolü” yanılsamasının tehlikesini gösterdiğini, askeri seçeneğin işlemediğini ve diplomatik pencerenin kapandığını söyledi.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol