Seyed Mohammad Marandi: İran, Lübnan İçin Caydırıcılığı Genişletti
İngilizce yayımlanan podcast bölümünde sunucu Glenn ile University of Tehran öğretim üyesi ve İran’ın nükleer müzakere ekibinin eski danışmanlarından Seyed Mohammad Marandi, İsrail’in Lübnan ve İran’a yönelik saldırıları, İran’ın misillemesi, Yemen’in Kızıldeniz hamlesi ve ABD-İsrail ilişkilerindeki gerilim iddialarını ele aldı. Bölüm, ateşkes iddialarına rağmen bölgesel savaş riskinin yeniden büyüdüğü bir anda, İran’ın caydırıcılığı Lübnan’a ve enerji hatlarına kadar genişletip genişletmediği sorusu etrafında şekillendi.
İsrail’in Lübnan Saldırıları ve İran’ın Misillemesi
Glenn, son günlerde İsrail’in ateşkes altında olması gereken Lübnan’a saldırılarını artırdığını, İran’ın buna İsrail’i vurarak karşılık verdiğini, Donald Trump’ın Benjamin Netanyahu’dan İran’a misilleme yapmamasını isteyeceğini söylediğini, ancak İsrail’in yine İran’a saldırdığını aktardı. Yemen’in de İsrail’in Kızıldeniz erişimini kapatacağını duyurduğunu belirten Glenn, gelişmelerin 39 günlük savaştan daha geniş ve tehlikeli bir çatışmaya dönüşebileceğini söyledi.
Marandi, Tahran’daki havayı anlatırken, aynı sabah üniversitede doktora adaylarıyla mülakat yaptığını ve şehirdeki hava saldırılarını duymadığını belirtti. “Bu sabah bölümdeki meslektaşlarımla doktora adaylarıyla mülakat yapıyordum; şehir çok büyük ve gerçekleşen hava saldırılarının hiçbirini duymadım,” diyen Marandi, haberleri tam olarak takip edemediğini ancak görüştüğü kişilere göre İran’ın üstün durumda olduğunu söyledi.
Marandi’ye göre İran’ın füze saldırıları etkili oldu. Önceki gece İran’ın beş dalga halinde füze attığını, ardından çok sayıda füzenin fırlatılmaya devam ettiğini ve öğleden sonra itibarıyla sayının 100’e yaklaştığını söyledi. Trump’ın Truth Social paylaşımında çatışmanın derhal bitmesini istemesini de ABD ve İsrail açısından durumun iyi gitmediğinin işareti olarak değerlendirdi.
Lübnan Ateşkesi ve Beyrut’un Hedef Alınması
Marandi, ABD’nin İsrail ve Lübnan hükümetindeki vekilleriyle yaptığı görüşmelerde gerçek bir ateşkes hedeflemediğini savundu. Ona göre amaç, “direnişi” dağıtmak ve İsrail’in Lübnan’daki varlığını sürdürmesine imkan tanımaktı. Lübnan cumhurbaşkanı ve başbakanının halk desteğinin zayıf olduğunu söyleyen Marandi, Hezbollah müttefiklerinin son parlamento seçimlerinde daha başarılı olduğunu belirtti.
Marandi, Lübnan hukukuna göre İsrail’le yürütülen müzakerelerin yasa dışı olduğunu iddia etti ve bu görüşmelerin “acı meyvesinin ölüm” olduğunu söyledi. Lübnan cumhurbaşkanının CNN’de İran’ı hedef alan açıklamalarından kısa süre sonra İsrail’in Lübnan ordusuna ait bir konvoyu bombaladığını, bir korgeneral ve yanındakilerin öldürüldüğünü aktardı. “Rejimi yatıştırmanın size hiçbir fayda sağlamadığını gösteriyor,” diyen Marandi, “İstediklerini yapsanız, istedikleri tavizleri verseniz bile karşılığında askerlerinizin ölümünden başka bir şey almıyorsunuz” şeklinde konuştu.
Marandi ayrıca Lübnan hükümetinin yerinden edilmiş kişilerin ülke içinde farklı bölgelere gitmesini engellediğini, bunun mezhepsel bir meseleye dönüştürülmeye çalışıldığını iddia etti. Batılı elçiliklerin ve bazı Körfez ülkelerinin vekilleri aracılığıyla, çoğunluğu Şii olan mültecilerin mahallelere alınmaması yönünde baskı yaptığını savundu. Buna karşılık Hezbollah destekçilerinin sadece Şiilerden değil, farklı dini ve toplumsal kesimlerden geldiğini vurguladı.
İran’ın Lübnan İçin Koyduğu Sınır
Marandi’ye göre İran’ın son hamlesi, İsrail’in Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’yi hedef almasını engellemek için yapıldı. Dahiye’nin, güney Lübnan’dan ve başka bölgelerden gelen yerinden edilmiş kişiler için son sığınaklardan biri olduğunu söyledi. İsrail’in Beyrut’u “düzleştirmeyi” planladığını savunan Marandi, Batılı hükümetlerin ve medyanın buna sessiz kaldığını belirtti.
“İranlılar, Batı’nın bunu desteklediğini, Lübnan hükümetinin bunu desteklediğini ve Suriye’deki el-Kaide hükümetinin bunu desteklediğini gördü; ‘Hayır, bunun olmasına izin veremeyiz’ dediler,” diyen Marandi, İran’ın İsrail Beyrut’u bombalarsa İsrail rejimini vuracağını açıkça bildirdiğini söyledi.
Marandi, İsrail’in birkaç gün boyunca Beyrut’u vurmaktan kaçındığını, ancak Pakistan içişleri bakanının İran’a arabuluculuk mesajıyla gelmesinden sonra Beyrut’a saldırdığını öne sürdü. Ona göre bu, İsrail’in İran ile ABD arasındaki müzakere sürecinde ilerleme istemediğini gösteriyordu.
ABD’nin Düşük Yoğunluklu Savaş Arayışı
Glenn, ABD’nin yüksek yoğunluklu bir savaştan kaçınmak istediğini, kaynaklarının buna elverişli olmadığını ve tırmanmayı kontrol altında tutmak istediğini söyledi. Ona göre Washington’un amacı çatışmayı bitirmekten çok daha düşük seviyeye indirmek, ardından liman saldırıları, abluka ve ekonomik baskıyla İran’ı yıpratmak olabilir.
Marandi bu değerlendirmeye katılarak ABD’nin kuşatma yoluyla İranlıları aç bırakıp diz çöktürmeye çalıştığını, ancak bunun iki ucu keskin bir kılıç olduğunu savundu. Hürmüz Boğazı’ndan geçen trafiğin durması, enerji krizi, helyum eksikliği, gübre ve petrokimya ürünlerindeki sıkıntıların küresel ekonomiyi de vuracağını söyledi. “Amerikalılar kuşatma yoluyla İranlıları aç bırakıp diz çöktürebileceklerini düşünüyor; ama bu açıkça iki ucu keskin bir kılıç,” diyen Marandi, krizin ABD ve müttefikleri için daha büyük ekonomik zorluklar yaratacağını belirtti.
Marandi, İran’ın son haftalardaki yanıtlarının Trump ve Netanyahu yönetimlerini sindirmeyi hedeflediğini savundu. İran’ın sıcak savaşı yeniden başlatmaya hazır olduğunu gösterdiğini ve bu kez çatışmanın çok daha patlayıcı olacağını söyledi. Yemen’in Kızıldeniz’i kısmen kapatmasının da “daha fazla zorlarsanız Kızıldeniz tamamen kapanır” mesajı olduğunu ifade etti.
Trump, Netanyahu ve Axios İddiaları
Glenn, Trump’ın sosyal medyada İsrail ile İran arasında arabuluculuk yaptığını söylemesini Ukrayna savaşıyla kıyasladı. ABD’nin önce savaşların ana aktörü olduğunu, ardından arabulucu rolüne soyunduğunu söyledi. Netanyahu’nun Lübnan’a yönelik saldırılarının ABD’nin tırmanma kontrolünü zorlaştırdığını belirtti.
Marandi, Axios’un Trump ile Netanyahu arasında gerilim olduğunu öne süren haberlerine ihtiyatla yaklaştı. Axios’un güvenilir olmadığını söylemekle birlikte, yayımlanan mesajın önemli olduğunu belirtti. Haberde Trump’ın Netanyahu’ya dünyanın İsrail’den nefret ettiğini ve Netanyahu’nun “deli” gibi davrandığını söylediği aktarılmıştı. Marandi’ye göre burada asıl amaç İsrail’i değil, Netanyahu’yu zayıflatmak olabilir.
“Trump rejimi ile İsrail rejimi arasında bir mesafe görmüyorum,” diyen Marandi, “ama seçimler yaklaşırken ABD’deki bazı Siyonist çevrelerin Netanyahu’dan kurtulmak isteyebileceğini düşünüyorum” şeklinde değerlendirdi. Ona göre İsrail’in imajı dünyada zarar gördüğü için Netanyahu’nun seçim kaybetmesi halinde yeni bir liderle “yüz yenileme” yapılmaya çalışılabilir.
Marandi, Trump’ın Netanyahu’ya saldırmamasını söylediğini açıklamasının da Trump’ı zayıf gösterdiğini savundu. ABD’nin İsrail uçaklarına yakıt ikmali yaptığını, İran füzelerini durdurmaya çalıştığını, Türkiye, Ürdün ve Basra Körfezi’ndeki radar ve AWACS imkanlarıyla İsrail’e destek verdiğini söyledi. Buna rağmen Trump’ın “ona yapmamasını söyledim” demesinin kendi etkisizliğini ortaya koyduğunu belirtti.
Yeni Ateşkes Mesajları ve İran’ın Şartları
Glenn, İsrail ve ABD’nin İran’a, İran İsrail’e yeni saldırı düzenlemezse İran’a başka saldırı olmayacağı mesajını ilettiği iddiasını gündeme getirdi. Ancak bunun Lübnan’daki saldırıları, İran’a yönelik ablukayı ve İran gemilerinin hedef alınmasını kapsamadığını söyledi. Ona göre ABD ve İsrail gerilimi artırıp sonra koşulları kendileri belirleyerek düşürmeye çalışıyor.
Marandi, İran’ın oyunun kurallarını değiştirdiğini söyledi. İsrail’in artık Lübnan’ı vuramayacağını bildiğini savundu. İsrail’in Beyrut’u yeniden vurması halinde İran’ın İsrail’i sert şekilde vuracağından şüphesi olmadığını belirtti. Önceki saldırıda İsrail’in Beyrut’a birkaç roket attığını, İran’ın ise yaklaşık 20 ağır füze fırlattığını ve neredeyse tamamının hedeflerini vurduğunu söyledi.
Marandi’ye göre İran’ın kabul edeceği anlaşma, birkaç hafta önce ABD ile uygulanmasına yaklaşılan çerçeveden farklı olmayacak. Bu çerçevede Lübnan’daki savaş bitmeli, İsrail geri çekilmeli, Gazze’deki katliam durmalı, kuşatma kaldırılmalı, İran’ın petrol ve enerji ihracatına yönelik yaptırımlar anlaşma süresince askıya alınmalı ve ABD İran’ın el koyulmuş varlıklarını serbest bırakmalı. Buna karşılık İran Hürmüz Boğazı’nı açacak ve savaş öncesi trafik seviyesine dönüşe izin verecek. “İran taviz vermeyecek,” diyen Marandi, Trump’ın kuşatmayı sürdürmesi halinde anlaşma olmayacağını belirtti.
Caydırıcılığın Lübnan’a Genişlemesi
Glenn, İran’ın sadece kendisine yönelik saldırıya değil, Lübnan’a yönelik saldırıya da yanıt verdiğini ve bunun İsrail açısından kabul edilemez görüldüğünü söyledi. İsrail yorumcularının İran caydırıcılığının Lübnan’a genişlemesini reddetmek gerektiğini savunduğunu aktardı. Bu nedenle İsrail’in Lübnan’ı hedef almaya devam ederek bu yeni durumu kategorik biçimde reddetmeye çalışabileceğini belirtti.
Marandi, İsrail’in artık kuralların değiştiğini bildiğini ve İran’ın Lübnan’ın düşmesine hiçbir koşulda izin vermeyeceğini söyledi. Hezbollah’ın pusu ve insansız hava araçlarıyla İsrail’e ağır zarar verdiğini, İsrail’in ise savaş alanında direnişle baş edemediği için sivilleri ve şehirleri hedef aldığını savundu. İran’ın Beyrut konusunda bunu engellediğini belirtti.
“İran, ‘Beyrut’a dokunamazsınız’ diyor,” diyen Marandi, bunun İsrail’in saldırı kapasitesini sınırladığını söyledi. İran’ın sadece karşılık vermediğini, çok ağır bir yanıt verdiğini vurguladı.
Abluka, Hürmüz ve Körfez Altyapısı
Glenn, Lübnan’daki caydırıcılığın İran’a yönelik ABD ablukasına da uzayıp uzamayacağını sordu. İran’ın şimdiye kadar ABD ablukasını bir gerçeklik olarak daha fazla kabullenmiş göründüğünü, ancak bunun değişip değişmeyeceğinin önemli olduğunu söyledi.
Marandi, Lübnan’da yeni bir ateşkes olacaksa İsrail’in savaşı bitirmesi ve savaş öncesi konumuna çekilmesi gerektiğini söyledi. Önceki ateşkes döneminde İsrail’in her gün Lübnan’da bir veya iki kişiyi öldürdüğünü savundu ve bunun artık bittiğini belirtti. Yeni dönemde İsrail Lübnan’ı vurursa Hezbollah’ın karşılık vereceğini söyledi.
Marandi ayrıca İran’ın aynı gün İsrail’i ve ona yardım edenleri tehdit ettiğini aktardı. İsrail’in İran’daki bir petrokimya tesisini vurmasının ardından İran’ın İsrail’de bir tesisi hedef aldığını söyledi. Ardından İran’ın, İsrail saldırıları sürerse Basra Körfezi’nde ABD veya İsrail rejimiyle bağlantılı tüm enerji tesislerini vurabileceğini bildirdiğini aktardı. Ona göre bu, İran’ın tehdidinin artık sadece Tel Aviv veya Filistin içindeki hedeflerle sınırlı olmadığını gösteriyor. “İranlıların yaptığı tehditler artık İsrail rejiminin çok ötesine geçiyor,” diyen Marandi, İran’ın bölgedeki kritik altyapıyı yok etmeye hazır olduğu mesajı verdiğini ifade etti.
Pakistan Sınırındaki Operasyon ve Vekil Güçler İddiası
Programın sonunda Marandi, İran’ın Pakistan sınırında bir operasyon düzenlediğini, beş “Tekfiri, Vahhabi, Selefi” militanı öldürdüğünü ve 19 kişiyi yakaladığını söyledi. Bu kişilerin İran içinde intihar saldırıları ve başka eylemler planladığını iddia etti. Marandi’ye göre ISIS, el-Qaeda ve benzeri gruplar İsrail’i değil, İsrail’in düşmanlarını hedef alıyor.
Marandi, kuzey Irak’taki Kürt militanlar, Pakistan sınırındaki Vahhabi gruplar ve İran’da yıl başında silahlı kalkışma girişiminde bulunduğunu söylediği liberal silahlı grupların farklı ideolojilere sahip olsalar da aynı kaynaklarla bağlantılı olduğunu savundu. Glenn de ABD ve İsrail’in el-Qaeda ve ISIS gibi grupları vekil güç olarak kullandığı iddialarının eskiden komplo teorisi diye reddedildiğini, ancak Batılı siyasetçilerin Abu Mohammad al-Jolani ile görüşmeleriyle bunun daha görünür hale geldiğini söyledi.
Program, Glenn’in Marandi’ye güvende kalmasını dilemesi ve gelişmelerin kontrol altına alınması temennisiyle sona erdi. Marandi de programa katılmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
Giriş ve Tırmanış
Glenn: Tekrar hoş geldiniz. Bugün bize Tran University profesörü ve aynı zamanda Iran’ın nükleer müzakere ekibinin eski danışmanlarından S Muhammad Mandi katılıyor; bu bizim için büyük bir ayrıcalık. Bugün katılmaya zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
Anladığım kadarıyla biraz kaotik bir gün oldu. Son birkaç günde Israel’ın Lebanon’a yönelik saldırılarını tırmandırdığını gördük; oysa orada bir ateşkes olması gerekiyordu. Iran görünüşe göre Israel’ı vurarak karşılık verdi. Trump da Netanyahu ile konuşup ondan Iran’a misilleme yapmamasını isteyeceğini söyledi. Eğer bu baştan doğruysa bile, Israel bunu görmezden gelmiş gibi görünüyor; çünkü Israel şimdi Iran’a saldırdı. Bunun sonucunda Yemen’ın da Israel’ın Red Sea’ye erişimini kapatacağını açıkladığını görüyoruz.
Bu yine çok hızlı biçimde topyekûn savaşa dönüşebilecek bir noktaya savruluyor gibi görünüyor; üstelik bu kez, Red Sea’ye erişim ve diğer tırmanma alanları nedeniyle 39 günlük savaştan çok daha kötü ya da çok daha büyük olabilir. Siz orada, Tehran’dasınız; ben değilim. Neler olduğunu açabilir misiniz? Çünkü bu oldukça dramatik görünüyor.
Tehran’daki Hava ve Iran’ın Değerlendirmesi
S Muhammad Mandi: Öncelikle Tehran’daki havanın nasıl olduğuna dair bir fikir vermek gerekirse, Glenn, davetiniz için çok teşekkür ederim. Bu sabah bölümümdeki meslektaşlarımla birlikte doktora adaylarıyla mülakat yapıyorduk. Şehir çok büyük ve gerçekleşen hava saldırılarının hiçbirini duymadım. Tehran’da sanırım iki ya da üç hava saldırısı oldu; belki üç ya da dört, bilmiyorum. Ama hiçbirini duymadım. Biz mülakatlarımızla meşguldük; yaklaşık bir saat önce bitti. Bu yüzden şu anda haberlere tam hâkim değilim. Buraya gelirken biraz okudum.
Daha bilgili arkadaşlarımla yaptığım görüşmelerden anladığım kadarıyla Iran üstün durumda ve Israeli regime iyi durumda değil. Iranian füze saldırıları çok etkili oldu. Dün gece Iran sanırım beş dalga füze fırlattı. O zamandan beri de çok sayıda füze ateşliyorlar. Öğleden sonra 2:30 itibarıyla sayının muhtemelen 100’e yaklaştığını düşünüyorum.
Bu yüzden durumun Americans ve Israeli regime açısından iyi gitmediğini düşünüyorum. Trump’ın Truth Social’daki paylaşımı da bunu zaten oldukça açık biçimde gösterdi; bunu derhal bitirmek istiyor çünkü müttefikleri iyi durumda değil.
Lebanon, Ateşkes ve Taviz Politikası
Bence bu önemli bir gelişmeydi. Çünkü United States, Israeli regime ve Lebanese government içindeki vekilleriyle yürüttüğü müzakerelerde açıkça Lebanon’da bir ateşkes sağlamayı amaçlamıyordu. Sadece direnişi tasfiye etmek ve Israeli regime’in ülkedeki varlığını sürdürmesine izin vermek istiyordu.
Lebanese president ve Lebanese prime minister, son parlamento seçimlerinde popüler olmayan isimlerdi; o seçimlerde Hezbollah müttefikleri en iyi sonucu aldı. President’ın çevresindeki insanlar, sanırım Hezbollah koalisyonunun aldığı oyların üçte biri kadar oy aldı. Halktan alınmış bir yetkisi yok.
Israeli regime ile yapılan müzakereler de Lebanese law’a göre yasa dışı. Bu müzakerelerin verdiği tek meyve, acı ölüm meyvesi oldu. Çünkü toplantıdan saatler sonra, Lebanon president’ın CNN’de Iran’a saldırdığı röportajdan hemen sonra, Israelis Lebanese military’ye ait bir konvoyu bombaladı; bir lieutenant general’ı ve yanındakileri öldürdü.
Bu da rejimi yatıştırmanın size hiçbir fayda sağlamadığını gösteriyor. Onların istediğini yaptığınızda, istedikleri tavizleri verdiğinizde bile sonuç değişmiyor. Lebanese regime’in, Lebanese government’ın, atanmış president ve prime minister’ın Lebanese law’a aykırı biçimde bu müzakereleri yürütmesi bile Israelis’e verilmiş bir tavizdi. Ama karşılığında askerlerinin ölümünden başka hiçbir şey almadılar.
Lebanon’daki Mülteciler ve Mezhepçi Baskı
Elbette Israelis’in geri çekilme gibi bir niyeti yok. O röportajda Iran’a saldırması ironikti; çünkü ateşkes ihlalleri ve Lebanon’daki bu kitlesel katliam karşısında Lebanon’ı destekleyen tek ülke Iran.
Lebanese government’ın Lebanon’da yaptığı şey, mültecilerin ülke içinde dolaşmasını engellemek. Kendi ülkelerinin farklı bölgelerine gitmelerine izin vermiyorlar. Onları köşeye sıkıştırıyorlar ve bunu mezhepçi bir meseleye dönüştürmeye çalışıyorlar.
Lebanon’daki Western NGOs ve Western embassies, insanlarını, çoğunluğu Shia olan mültecilere izin vermemeye teşvik ediyor. Oysa direnişin destekçileri tüm dini geçmişlerden ve toplumun her kesiminden geliyor. Ama onlara “bu insanları mahallelerinize almayın” diyorlar. Qataris ve Saudis de vekilleri aracılığıyla aynı şeyi yapıyor.
Bu yüzden evlerini kaybeden direniş destekçilerinin sığınacak yer bulmasını engellemeye çalışıyorlar. Bunun sonucunda bazı insanlar öldü; çünkü güneydeki köylerine geri dönmeye zorlandılar, sonra bombalanıp öldürüldüler. Dolayısıyla Lebanese president ve prime minister’ın ellerinde çok kan var.
Syria, Beirut ve Dahiyeh
Damascus’taki Takfiri, al-Qaeda hükümeti Israelis ile birlikte çalışarak sınırı kapalı tutuyor; böylece direniş yardım alamıyor. Beirut’taki atanmış rejim onları köşeye sıkıştırmaya çalışıyor ve Iran’dan ya da Iraq’tan herhangi bir yardım gelmesini engelliyor.
Iran ve Iraq’taki insanlar yiyecek, konserve, battaniye, çadır ve para topluyor; ama bunları göndermelerine izin verilmiyor. Çünkü Lebanon government’ın yapmak istediği şey direnişi ezmek. Onların destekçilerini aşağılamak istiyorlar; aslında Lebanese halkının çoğunluğunu aşağılamak istiyorlar. Neden? Çünkü United States’in vekilleri onlar. Zaten baştan bunun için yerleştirildiler.
Buna rağmen Hezbollah karşılık verdi ve böyle bir ortamda ne kadar etkili olduklarını gördük. Bence bu olağanüstü.
Iranians, Israelis’in Dahiyeh’i bombalamaya başlamak istediğini gördü. Burası bu mültecilerin gidebileceği son yerdi. Güney Beirut’taki insanlar elbette çok kalabalık ve güneyin dört bir yanından gelen mülteciler Beirut’a gitti. Israeli regime’in yapmayı planladığı şey şehri yerle bir etmekti.
Batı’nın Sessizliği ve Iran’ın Misillemesi
Şaşırtıcı bir çağda yaşıyoruz. Çocukluğumdan beri Western governments’ın her zaman insan haklarını destekliyormuş gibi yaptığını hatırlıyorum. Son iki buçuk, üç yıl boyunca her gün göz açıcı oldu. Ama Western media ve Western governments, Israelis’in Beirut’u halı bombardımanına tutmak ve kendi ifadeleriyle şehri yerle bir etmek istemesi hakkında hiçbir şey söylemiyor.
Iranians, West’in bunu desteklediğini, Lebanese government’ın bunu desteklediğini ve Syria’daki al-Qaeda hükümetinin bunu desteklediğini gördü. “Hayır, bunun olmasına izin veremeyiz” dediler. Bu yüzden, Israelis Beirut’u bombalarsa Israeli regime’i vuracaklarını söylediler.
İlginç olan şu: İki, üç, dört gün boyunca, tam zamanlamayı ve süreyi bilmiyorum, Israelis Beirut’u vurmaktan kaçındı. Ama Pakistani minister of interior Iran’a bir mesajla gelir gelmez, Pakistan arabulucu olduğu halde, Israelis Beirut’u vurdu. Bu yüzden Israelis’in Iran ile United States arasında müzakere masasında herhangi bir ilerleme görmek istemediği açık.
Her hâlükârda, buna karşılık Iranians misilleme yapmak, rejimi vurmak zorunda olduklarını hissetti. Rejim içindeki bazı insanların Iran’ın misilleme yapmayacağını, Iran’ın vurmayacağını düşünmesine şaşırıyorum. Bu da ne kadar cahil olduklarını gösteriyor. Mossad’ın gerçekliği ve Iran’daki siyasi liderliğin nasıl düşündüğünü ve çalıştığını gerçekten kavrayamadığını gösteriyor.
Hürmüz Boğazı ve Orantısız Karşılık
Yıllardır söylediğim gibi, Iran Strait of Hormuz’u kapatır, petrol akışını keser. Programınızda bunu birçok kez söyledim. Bence bu oldukça açıktı. Onlar bunu görmedi. Şimdi de Iran’ın vurmayacağını düşündüler. Iran vurduğunda ise çok büyük çapta vurdu; Iranian saldırısı Israeli regime’in saldırısından çok daha ağır bastı.
Bu artık bir tür kalıp haline geldi. Çünkü son bir hafta ya da iki hafta içinde, United States ateşkesi son iki kez ihlal edip Iran’a saldırdığında, Iran aynı şeyi yaptı. Iran’ın karşı saldırıları orantısızdı; kapsam olarak çok daha ağırdı. Son üç olayda, United States saldırganlığına ve Beirut’un bombalanmasına karşı Iran’ın verdiği yanıt, ilk saldırıdan çok daha büyük oldu. Bence bundan çıkarılabilecek çok şey var.
Düşük Yoğunluklu Savaş ve Tırmanma Kontrolü
Glenn: Evet, bu Iran’ın iyi düşünülmüş bir stratejisi gibi görünüyor. Çünkü US pozisyonu, yüksek yoğunluklu savaştan kaçınmak istiyormuş gibi duruyor; bunun için kaynakları yok. Ayrıca bir miktar tırmanma kontrolünü korumak istiyorlar. Ama tüm bu barış görüşmeleri sırasında çoğu zaman, temel hedefin bunu mutlaka sona erdirmek değil, daha düşük bir seviyeye indirmek olduğu izlenimi ediniliyor. Yani çatışmayı bitirmek, sonra da elverişli koşullarda tırmanma merdiveninde yavaş yavaş biraz yukarı çıkmak.
Iran’a biraz abluka uygulamak, belki burada orada bir limanı vurmak ve bu sırada karşı tarafın, yani Iran’ın, misillemesini en aza indirmeye çalışmak. Ama şimdi Red Sea’ye açılan boğaz olan Bab al-Mandab’ın kapanmasıyla birlikte, Iran’ın esasen bu düşük yoğunluklu savaş çabalarına karşı koyduğunu mu düşünüyorsunuz? Yani Iranians’ı yavaş yavaş kanatmaya yönelik bu çabaya, Americans’ın karşılayamayacağı yüksek yoğunluklu savaş tehdidiyle mi yanıt veriyor?
Kuşatma, Küresel Ekonomi ve Enerji Krizi
S Muhammad Mandi: Evet, Iranians’ın temelde sizin söylediğinizi yaptığını düşünüyorum. Americans, kuşatma yoluyla Iranians’ı aç bırakıp diz çöktürebileceklerini düşünüyor. Ama bu açıkça iki ucu keskin bir kılıç; çünkü tüm küresel ekonomiyi de aç bırakıyorlar ve muazzam zarar veriyorlar.
Cuma gününden bu yana sert düşen borsalar var. Enerji krizinin, gördüğümüz kıtlıkların, helium eksikliğinin, fertilizer ve diğer petrochemical goods kıtlığının, bu durumun, yani bir anda pek de iyi gitmeyen yükselen borsa ile gerçek ekonomideki ciddi zorlukların, önümüzdeki haftalarda United States ve müttefikleri için sorunları çok daha büyük hale getireceğini düşünüyorum.
Dolayısıyla bu iki ucu keskin kılıç, Trump’ın beklediği meyveyi vermeyebilir. Öte yandan, sizin doğru biçimde işaret ettiğiniz gibi, çok sayıda amaç için düşük yoğunluklu saldırılar düzenlemeye çalışıyorlardı: Iran’ın kabiliyetlerini keşfetmek, Iran’ı zayıflatmak, Iran’ı korkutmak.
Ama bence Iran’ın son iki, üç haftadaki yanıtları karşı tarafı korkutmaya, Trump regime ve Netanyahu regime’i caydırmaya yönelikti. Iranians’ın sert savaşı, sıcak savaşı yeniden başlatmaya tamamen hazır olduklarını açıkça gösterdiğini düşünüyorum. Bu kez çok daha patlayıcı olacak.
Red Sea ve Persian Gulf
Red Sea, sizin de doğru söylediğiniz gibi, şu anda kısmen kapalı. Ama bu, “daha fazla zorlarsanız Red Sea tamamen kapatılır” mesajını veren bir sinyal. Persian Gulf şu anda kapalı; bildiğiniz gibi, Iranians her gün yaklaşık 25 ila 30 geminin geçmesine izin verirdi. Son iki, üç gündür ise hiçbir gemi geçmiyor.
Bu, devam eden krizi yoğunlaştırıyor ve United States üzerinde daha büyük baskı yaratıyor. Elbette Iran’ın askeri eylemleri de, dediğim gibi, çok güçlü bir mesaj gönderiyor. Bence bu, United States ve müttefiklerinin yaptığı bir dizi yanlış hesaplamadan ibaret. Hâlâ Iran’ı yenemeyeceklerini kabul etme noktasına gelemiyorlar.
Trump’ın Arabuluculuk İddiası
Glenn: Evet. Borsa konusunda Trump’ın Twitter’a çıkıp herkese Israel ile Iran arasındaki çatışmayı sona erdirmek için arabuluculuk yaptığını söylediğini görüyorum. Burada Ukraine war ile neredeyse paralellikler var; US şimdi Ukrainians ile Russians arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Yine başlıca aktör kendisi. Savaşları başlatan o, şimdi de elbette arabuluculuk peşinde.
Merak ediyorum, bu sadece iyi polis, kötü polis oyunu mu? Netanyahu karşısında böyle mi davranıyor? Yoksa gerçek ayrışmalar mı ortaya çıkıyor? Çünkü Lebanon’a karşı şimdi atılan adımlar, gördüğümüz büyük yıkım, US barış istemese bile sadece gerilimi düşürmek istese dahi bunu imkânsız hale getiriyor. Israelis yalnızca Lebanon’ı yok etmeye değil, başkent Beirut’un peşine düşmeye kadar gidiyorsa US için tırmanma merdivenini kontrol etmek çok zorlaşıyor.
US ile Israel arasındaki bu ilişkiyi şimdi nasıl görüyorsunuz? Bu sadece tiyatro mu, yoksa burada ciddi bir şey mi oluyor?
Netanyahu, Axios ve Israel’ın İmajı
S Muhammad Mandi: Glenn, sanırım bunu geçen sefer söylemiş olabilirim, belki söylemedim. Axios tamamen güvenilmezdir. Axios, Trump’a atfedilen şu yorumları yayımladığında, yani Netanyahu ile konuşurken “dünya Israel’dan nefret ediyor, dünya senden nefret ediyor” ve buna benzer şeyler söylediği, “deli misin” ya da “lanet olası deli misin” dediği iddiasını yayımladığında, bunun tiyatro olup olmadığına bakmaksızın, bence bir mesaj gönderiliyordu.
Çünkü 12 günlük savaşın yıl dönümüne yaklaşıyoruz. O savaştan hemen önce de Trump ile Netanyahu arasında farklılıklar olduğuna, Trump’ın barışçıl ve müzakere edilmiş bir çözüm peşinde olduğuna dair bir başka Axios anlatısı vardı. Hemen ardından Iran’ı vurdular. Dolayısıyla bunun yalan olduğu açıktı. Axios’un söylediği hiçbir şey olduğu gibi kabul edilmemeli.
Ama Trump bunu söylemiş de olabilir, söylememiş de olabilir. Benim için gerçekten önemli değil. Önemli olan bunun yayımlanmış olması. Bu, Netanyahu ile Trump arasında ne yapılacağına dair bir tür ayrılık ilanı değildi. Bu, Netanyahu’nun hor görüldüğünü, onun yüzünden Israel’ın hor görüldüğünü ve onun deli olduğunu söyleyen bir açıklamaydı.
Netanyahu bundan Israel içinde büyük darbe aldı. Muhalifleri ona saldırdı, siyasi müttefikleri ona saldırdı. Bence United States’te ve başka yerlerde de zarar gördü; çünkü birçok kişi Axios haberini gördü.
Bence bu bir anlamda Netanyahu’yu zayıflatma girişimi; Israel’ı değil. Trump regime ile Israeli regime arasında herhangi bir mesafe görmüyorum. Ama seçimler yaklaştığı için, belki United States’teki bazı Zionists, Epstein class, Zionists, Israel-firsters, Netanyahu’dan kurtulmak istiyor olabilir. Çünkü Israel’ın imajının yok edildiğini görüyorlar. Israel’ın dünyanın gözünde meşruiyetini kaybettiğini görüyorlar ve bir yüz değişikliğine ihtiyaçları olduğunu düşünüyorlar.
Belki biri gelip görevi devralırsa ve Netanyahu seçimi kaybederse, bunu sağlayabilirler. Yani Netanyahu’nun muhalifleri de en az onun kadar soykırımcı.
Kendi anketlerine göre soykırımcı bir ülke. Ama biliyorsunuz, başka biri gelirse bir yüz yenileme yapabilirler ve tüm medya kuruluşları bütün kötülükleri ve yanlışları Netanyahu’ya yıkabilir. Soykırım demezler ama her neyse. Sonra bunu koyup yeni bir lider için yeni bir imaj yaratmaya çalışabilirler. Benim düşündüğüm buydu. Yani bence böyle bir haberden political regime için, United States’te ve Israel’da çıkabilecek tek faydalı şey, özellikle de görünüşe göre birden fazla kaynak bu bilgiyi Axios’a vermişken, benim anladığım kadarıyla bu tür bir gündemdir.
Şimdi burada yine Trump’ın, ona saldırmamasını söylüyorum dediğini görüyoruz. Barışı, barış anlaşmasını mahvediyor. Bunu neden yapsın? Netanyahu vuruyor. Belki Trump, vurursa bundan memnundur. Belki de öyledir ve United States şu anda konuştuğumuz sırada onu destekliyor. Yani US tankerleri Israeli regime jetlerine yakıt ikmali yapıyor. United States Iranian füzelerini durdurmaya yardım etmeye çalışıyor. US radar tesisleri Turkey’de, AWACS uçakları Turkey’de ve Jordan’da ve Persian Gulf’ta kalanlarıyla Israeli regime’e yardım etmeye çalışıyorlar. Yardım ediyorlar. Ama neden Netanyahu’nun bir barış anlaşmasını mahvettiğini söylesin? Bence bu yine daha önce söylediğim şeye dönüyor: belki de Netanyahu’nun sorunun bir parçası olduğunu ve çözüm için sorunu ortadan kaldırmamız gerektiğini söylemek istiyorlar. Yine söylüyorum, bu sadece saf spekülasyon. Bunu başka yerlerde de söyledim ve başka kimse söylemedi. Belki de saçmalıyorum; bu konularda uzman olduğumu düşünmüyorum. Ama Trump’ın, Netanyahu’ya saldırmamasını söyleyeceğim demesine dair başka anlamlı bir açıklama bulamıyorum. Sonra diyor ki, bir barış anlaşması yapmak üzereydim ve sonra bu oldu. Bundan insan ne sonuç çıkarır? Netanyahu’nun barışı mahvettiğini. Yaşadığımız küresel krizin onun suçu olduğunu. Ve bence amaç nihayetinde belki Netanyahu’dan kurtulmak.
Ama şu anda görünüşe göre...
Ama pardon, sadece bir şey; bu yine de Trump’ı zayıflatıyor. Çünkü Trump’ın çıkıp, “Ona bunu yapmamasını söyledim” demesi ve tüm fonlama United States’ten geldiği, şimdi US silahlı kuvvetlerini Israeli kuvvetlerle birleştirmek istedikleri halde onun bunu yapması, Trump açısından iyi görünmüyor. “Ona yapmamasını söyledim. Benim iznim olmadan hiçbir şey yapamaz” diyor ve o yapıyor. Bu Trump’ı sadece hiç kimse gibi gösteriyor.
Evet, mesele bu. Netanyahu’ya saldırmamasını söyledim diye açıklama yaptığında, ya aldatıcıdır ya da zayıftır; sanırım ikisi birden de olabilir. Ama haklısın, bunların hiçbiri onu hiçbir şekilde iyi göstermiyor. Netanyahu’yu zayıflatma girişimi var dediğimde, bunun arkasında mutlaka onun olduğunu söylemiyorum. Ama Axios’ta bilgiyi yayımlayan insanlar, her kimlerse, bence peşinde olabilecekleri şey bu olabilir.
Peki Iran’ın şimdi ne yapabileceğini görüyorsun? Çünkü Iran ve Israel şimdi yeniden tırmanma merdiveninde yukarı çıkıyor. Bugün bazı Iranian havaalanlarına yönelik bazı saldırılar görüyoruz. Ve tabii ardından bir mesaj çıktı; buna göre Israel, yani iddiaya göre Israel ve United States, Iran’a, Iran Israel’e yeni bir saldırı başlatmazsa Iran’a başka saldırı olmayacağı mesajını gönderdi. Ama yine de tüm bunlar, bu yeni ateşkes, ki artık epey fazla oldu, bir bakıma US ve Israel’ın koşullarına dayanıyor. Yani Iranianların Lebanon’daki saldırılarını sürdürmeyeceğinden bahsetmiyor ve US ayrıca Iran’a yönelik ablukayı artırmakta ısrar ediyor. Bu yine Iranian gemilerinin hedef alınması demek. Yani şimdi ateşkesin nasıl görünmesi gerektiğini esasen yeniden mi şekillendiriyorlar? Çünkü bu tür iletişimlerden benim anladığım bu. Tamam, Iran’ı bombalamayacağız, tabii Israel’i bombalamazsanız; ama bunun üzerine eklediğiniz diğer tüm değişkenler, yani Lebanon’ın yok edilmesi, abluka, bunların hepsi elbette yerinde kalacak. Ama bu Iran için ne ölçüde kabul edilebilir? Çünkü bu yine tırmanma kontrolüne sahip olma çabası gibi görünüyor. Gerilimi tırmandırıyorlar ve gerilimin yeniden düşürülüp düşürülmeyeceğinin, nasıl düşürüleceğinin koşullarını belirleme hakkını kendilerinde görüyorlar.
Iran, Lebanon’ı vurmanıza izin yok diyerek oyunun kurallarını değiştirdi. Bundan sonra Israeli regime, Iran’ın son derece ciddi olduğunu biliyor. Ve Iranianlar yarın derse ki, öncelikle eminim, eğer regime Beirut’a yeniden saldırırsa Iran Israel’i sert vuracaktır. Bundan hiç şüphem yok. Şimdi ateşkes olup olmaması bambaşka bir mesele. Israeli regime saldırmazsa, artık ne olacağını biliyorlar. Ve bu bir iki tane gibi olmayacak; onlar Beirut’a iki ya da üç roket attılar. Iran 20 füze attı, ağır füzeler attı ve neredeyse hepsi hedeflerini vurdu. Sanırım çoğunlukla Shahab-4 füzeleri attılar ve neredeyse her biri hedefini vurdu. Dolayısıyla dün gece yıkıcı bir gece olmuş olmalı.
Bu yüzden Iranianlar Israeli regime’in Lebanon’da işleyiş biçimini kesinlikle değiştirecek ve bu işleri çok daha zorlaştırıyor. Çünkü bildiğiniz gibi bu Hormuz Boğazı ticareti konusunda savaş alanında iyi durumda değiller. Iran şimdi tüm ticareti kapattı ve bu küresel krizin hızını artıracak. Uçuruma doğru ilerliyoruz; dünya, dünya ekonomisi. Şimdi sadece daha hızlı olacak. Yemen’in Red Sea’de yaptığı şey de Batı’da dedikleri gibi çıtayı yükseltiyor.
Yani Trump, Trump değil; Trump’ın ne söylediği Iran için önemli değil. Iran için önemli olan Trump’ın ve regime’inin ne yaptığı. Ve Iran için birkaç hafta önce United States ile uygulamaya çok yakın olduğumuz anlaşma değişmeyecek. Iran hiçbir taviz vermeyecek. Lebanon’daki savaşın bitmesi gerekiyor. Regime geri çekilmeli. Gaza’daki katliam sona ermeli. Kuşatma kaldırılmalı. Anlaşma süresince Iran’ın petrol ve enerji ihracatına yönelik yaptırımlar kaldırılmalı. United States elindeki Iran’a ait çalınmış varlıklardan vazgeçmeli. Iran da Hormuz Boğazı’nı açacak ve trafiğin savaş öncesinde gördüğümüz sayılara dönmesine izin verecek. Üzerinde anlaşılan buydu ve Iran’ın kabul edeceği şey budur. Trump istediği kadar, bilmem ne zamana kadar kuşatmayı kaldırmayacağım desin; o zaman anlaşma yok. Ya da yaptırımları kaldırmayacağım, ta ki Iran şunu yapana kadar derse, Iran tamam, o zaman mevcut statükoyla devam ederiz, ister şiddetle ister şiddetsiz, diyecektir. Ama Iran, ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın United States’ten daha uzun dayanacağına inanıyor.
Yine şimdi bence bütün dünya bu yeni hızlı tırmanmanın yeniden donup donmayacağına ya da kontrolden çıkmaya devam edip etmeyeceğine bakıyor. Ama esasen Iran’ın, dediğin gibi, şimdi verdiği mesaj caydırıcılığını Lebanon’a genişletmek oldu. Bence bu birçok kişiyi şaşırttı; çünkü Israel değil pardon, Iran yalnızca kendisine yönelik bir saldırıya değil, Lebanon’a yönelik bir saldırıya da karşılık verdi. Ve şimdi Israeli yorumcuları medyada takip edersen, esasen bunun Israel için kabul edilemez olduğunu, Iran’ın caydırıcılığının Lebanon’a genişlediği yeni bir durumun kabul edilemez olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla bunu, Lebanon’ı yok etmeye devam ederek kategorik olarak reddedilmesi gereken bir şey olarak görüyorlar.
Bu ve Netanyahu’nun şimdi Trump’ın otoritesini esasen baltalaması düşünüldüğünde, bunun nereye gideceğini düşünüyorsun? Çünkü US, tamam, şimdi Israel tarafında savaşa gireceğiz derse, Yemen’in Red Sea ablukası elbette dramatik biçimde genişleyebilir; sadece Israel değil, artık US’e ve muhtemelen Europe’a da yönelebilir. Europeans dediğimde EU’yu kastediyorum; şimdi Iran’a yaptırımlar için bastırdıklarını görüyorum. Ayrıca French tarafı Cyprus ile orada bir güvenlik düzenlemesi kurmak için görüşmeler yapıyor. Yani yine, bu savaşın nereye gidebileceğini muhtemelen düşünmeden daha büyük bir rol oynamak istiyorlar gibi görünüyor.
Ben Iran’ın French’in yaptığı herhangi bir şeyi ciddiye aldığını düşünmüyorum. Ama Israelis artık oyunun kurallarının değiştiğini ve Iran’ın hiçbir koşulda Lebanon’ın düşmesine izin vermeyeceğini biliyor. Dolayısıyla bu savaş Lebanon’da ne kadar uzun sürerse, regime için o kadar kötü olacak. Çünkü Hezbollah pusu kurmaya devam ediyor ve regime’e ağır zarar vermek için drone kullanıyor. Regime insanları katletmek, şehirleri ve kasabaları yok etmek istiyor; şimdi de en büyük ödülü, Beirut’u yok etmek istiyor. Iran hayır, Beirut’a dokunamazsınız diyor. Bu, regime’in saldırı kapasitesini kısıtlıyor. Çünkü savaş alanında direnişle nasıl başa çıkacaklarını bilmiyorlar ve bildikleri tek şey sıradan insanları katletmek. Şimdi Iran bunu en azından Beirut söz konusu olduğunda engelledi.
Ve Iran yalnızca karşılık vermekle kalmadı, çok çok sert bir biçimde karşılık verdi. Başta söylediğim gibi, Israeli regime bir binayı vurdu ve görünüşe göre sadece sokaktaki iki sıradan insanı öldürdüler. Hezbollah’dan kimseyi öldürmediler. Ama Iranianlar 20 ağır füze attı, Shahab-4 füzeleri, ya 20 ya 24 ya da 20, dün gece sayısından tam emin değilim. Şimdi dediğim gibi, atılan füze sayısı 100’e yaklaşıyor. Yani mesele onların birkaç tane atması, Iran’ın da birkaç tane atması değil. Iran onları çok daha sert vurdu. Bu bir mesaj gönderiyor ve bence bu, Israeli regime’i Lebanon genelindeki operasyonlarının geleceği konusunda tam da bu nedenle temkinli yapacak. Çünkü Iran, kendini dahil etmeye fazlasıyla istekli olduğunu ve bu karşılıklı hamlede üstün taraf olduğunu gösterdi. Benim anladığım kadarıyla, bizim tartışmamıza kadar, yani tartışmamızdan biraz öncesine kadar, bu karşılıklı saldırılarda üstünlük Iran’da. Israelis pek bir şey yapamadı ve Iranianlar saldırılarında oldukça etkili oldu.
Ayrıca Iranianlar, regime birkaç gün önce Beirut’a saldırmaya karar verdiğinden beri Gaza konusunda da daha ısrarcı hale geldiler. Yani Iran daha iddialı hale geliyor, oyunun kurallarını değiştirdiler ve Yemen savaş alanına girdi. Şimdilik çok fazla ya da daha doğru ifadeyle çok ileri tırmanmadı; ama yaptıkları şey açıkça daha ileri gitme kabiliyetine ya da iradesine sahip olduklarını gösteriyor. Bu yüzden bunun United States ya da Israeli regime için iyi bir sonucunu görmüyorum. Borsalar konusunda göreceğiz. Ekonomist değilim ve temkinli olmalıyım. Belki bugün New York’ta bir yükseliş görürsünüz, hiçbir fikrim yok. Ama önümüzdeki günlerde ve haftalarda United States için işlerin giderek kötüye gideceği hissine sahibim. Netanyahu’nun yaptığı şey şu: bence Trump’ın başkanlığının sonuna zaten geldik. Netanyahu’nun yaptığı şey, sadece savaş yoluyla değil, son 24 saat içinde bile Trump’ı aşağılayarak ve onu hiç kimse gibi göstererek, Trump’ın güvenilirliğinden geriye kalan çok az şeyi de yok etmeye yardımcı olmak oldu.
Benim daha önce söyleyeceğim şey şuydu: Iran’ın iddiaya göre artık Israel’i vurmayacağını, işinin bittiğini belirttiği söyleniyor. Tabii Israel Lebanon’ı vurmaya devam etmezse; o zaman Iran devam edecek. Ve yine sorun burada. Çünkü Lebanese başbakanının dediği gibi, Israel ateşkes sırasında Lebanon’ı yaklaşık 3.500 kez bombaladı; bu da ateşkes kavramını oldukça sulandırıyor. Ama Israel, Iran’ın Lebanon üzerinde genişletilmiş caydırıcılığını kabul etme fikrine karşı sert şekilde bastıracağı için, bunun nasıl sonlanabileceği belirsiz. Sadece kontrolden çıkacak gibi görünüyor. Ama en azından bu, Iran’ın şimdi güçlü bir caydırıcılık koyduğu bir alan.
Ayrıca bunun ablukaya genişletildiğini görüyor musun diye merak ediyordum. Çünkü Iran buna karşılık verirse, mesele yalnızca Israel olmaz; daha çok Iran-US çatışması olur. Ama şimdiye kadar Iran, US ablukasını bir gerçeklik olarak daha toleranslı ya da kabul eder göründü diyelim. Sence buna itiraz edilecek mi, yoksa Iran esasen buna da karşılık verecek mi?
Bu çok önemli bir soru. Şöyle ifade edeyim. Lebanon’da oyunun kuralları değişti. Ve bir ateşkes olması için Israeli regime’in çatışmayı bitirmesi ve savaş öncesinde bulunduğu yere geri çekilmesi gerekiyor. Lebanon ve Hezbollah, savaş öncesindeki ateşkesi bir daha asla kabul etmeyecek. O ateşkes döneminde, geçen yılki ilk ateşkesten sonra, ne zaman olmuştu, bir buçuk yıl kadar önce mi, her gün Israelis Lebanon’da insanlara suikast düzenliyor ve insanları öldürüyordu. Bu bitti. Bundan sonra böyle olmayacak. Eğer bir ateşkes olursa, Israeli regime sınıra geri dönerse ve Lebanon’ı vurursa, Hezbollah şu an için karşılık verecek. Yani Israelis’in her gün bir ya da iki kişiyi öldürdüğü, üç ay önce sona eren o dönem bitti. Dediğim gibi, Hezbollah ve Iran birlikte oyunun kurallarını değiştirdi.
Bugün başka bir şey daha oldu. Bu sabah Iranianlar Israeli regime’i ve yardımcılarını tehdit etti. Daha sonra başka bir açıklamada, Israelis bir Iranian petrokimya tesisini vurduğu için, Iranianlar Iran’ın karşılık verdiğini ve bir Israeli tesisini vurduğunu söyledi. Ama sonra Iranianlar, regime devam ederse Iran’ın Persian Gulf’taki, herhangi bir şekilde United States ya da Israeli regime ile bağlantılı olan tüm enerji ya da bu tür tesisleri vuracağını söyledi. Bu, Iran’ın yalnızca Tel Aviv’i ya da Palestine içindeki başka bir bölgeyi vurmanın ötesine geçeceği anlamına geliyor. Iranianlar gidip Persian Gulf’u vurabilir. Bu da Iranianların gidip Americans’ı da vurabileceği anlamına geliyor. Yani Iranianların şimdi yaptığı tehditler Israeli regime’in çok ötesine geçiyor. Şunu söylüyorlar: Bu devam ederse bölgedeki tüm kritik altyapıyı tamamen yok etmeye hazırız. Dolayısıyla bunun United States olmaması önemli değil. Eğer bunu Israeli regime yaparsa, bu regime’ler United States ile bağlantılı olduğu ve United States Israeli regime’e yardım ettiği için meşru hedeftirler. Buna dahil olanlar da var; Iranianlar, United States’e ait olan her şey, kuşatma, o gemiler, onların US gemileri olduğunu söylüyor.
Yani artık eski, önceki varsayımların hepsi pencereden dışarı atılmalı ve Iran’ın çok daha iddialı davranacağına hiç şüphe yok. Aynı zamanda, seninle her konuştuğumuzda olduğu gibi, global economy uçuruma biraz daha yaklaşıyor. Daha iyi bir kelime bulamadığım için, bu savaşın nasıl geliştiği ilginç. Yani tırmanmayı kontrol etme çabaları, caydırıcılığın nereye kadar uzandığı meselesi. Çünkü her iki tarafın da kaybedecek çok şeyi ve kazanacak çok şeyi var gibi görünüyor. Yani, US tırmanma hakimiyetini dayatamıyor gibi görünüyor. Bunu Russians’a karşı oldukça iyi yaptıklarını düşünüyorum; herhangi bir Russian karşılığı oldukça öngörülebilir. Yeterince tırmandırabiliyorlar ama düzgün bir misilleme almıyorlar. Fakat Iranians’a karşı bunun oldukça zorlaştığı görülüyor. Senin söylediğin gibi, Iran’ın orantısız şekilde karşılık verme isteği, elbette US’i çok zor bir pozisyona sokuyor; eğer bu savaşı topyekun savaşa tırmandırıp geri dönmek yerine, kısık ateşte tutmak istiyorsa. Yani evet, son düşüncelerin yoksa videoyu burada bitirebiliriz.
Peki, sadece küçük bir dipnot. Bence ilginçti: Iran, Pakistan sınırında bir operasyon düzenledi ve bu Tehiri, bu Wahhabi Salafi teröristlerden beş kadarını öldürdü; sanırım 19 kişiyi de yakaladılar. Bu dönemde Iran içinde intihar saldırıları ve başka saldırılar düzenlemeyi planlıyorlardı. Bu da tekrar gösteriyor ki ISIS ve al-Qaeda ve bu Takfiri gruplar, Syria’da ya da Iraq’ta ya da Pakistan’da ya da Iran’da olsun, asla Israel’i vurmazlar; Israel’in düşmanlarını vururlar. Bu haber birkaç saat önce çıktı. Bu yüzden bütün bunları büyüleyici buluyorum: northern Iraq’taki Kurdish teröristler, Pakistan sınırındaki Wahhabi teröristler ve bu yılın başlarında, January 8 ve 9’da Iran’da silahlı ayaklanma başlatmaya çalışan insanlar. Hepsi, çok farklı arka planlarına rağmen, Kurdish seküler ayrılıkçılar, Wahhabi, Salafi, Takfiri teröristler ve sonra polis memurlarının kafasını kesen ve yüzlercesini öldüren liberal silahlı liberal teröristler, hepsi aynı anda saldırıyor ve hepsi aynı kaynağa bağlı. Aynı kaynaklar, farklı ideolojilere sahip çok sayıda terör örgütünü finanse ediyor ve destekliyor.
Evet, US’in farklı al-Qaeda, ISIS unsurlarını Israelis ile birlikte vekil güç olarak kullandığı iddiasını ortaya attığımda bunun “ah, komplo teorisi” diye reddedildiğini hatırlıyorum. Ama sanırım artık politikacıları Jolani ile el sıkıştığına göre ve şey...
Parfüm.
Evet, bence bunların hepsi artık çok iyi şekilde yerleşmiş durumda. Neyse, umarım güvende kalırsın ve umalım ki işler biraz kontrol altına alınır. Tekrar teşekkürler.
Beni ağırladığın için teşekkür ederim, Glenn. Her zaman büyük bir zevk.