Seyed Mohammad Marandi: Hürmüz Boğazı’nda Tırmanış Topyekun Savaş ve Küresel Depresyon Riski Taşıyor
Glenn Diesen’in sunduğu programda, University of Tehran öğretim üyesi ve İran’ın nükleer müzakere ekibinin eski danışmanlarından Seyed Mohammad Marandi, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında Hürmüz Boğazı çevresinde yeniden tırmanan gerilimi değerlendirdi. Bölümde, Washington’ın boğazdan gemi çıkarma girişimi, İran’ın buna verdiği karşılık, United Arab Emirates’in (Birleşik Arap Emirlikleri) rolü ve olası geniş çaplı savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkileri ele alındı.
Hürmüz Boğazı’ndaki Son Gelişmeler
Programın başında Diesen, önceki 24 saatte çok sayıda çelişkili haber geldiğini, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı “açma” niyetini önceden duyurduğunu söyledi. Marandi ise mevcut tablonun savaş riskini artırdığı görüşünü dile getirdi. “Mevcut durumda, topyekun savaşa doğru ilerlediğimizi düşünüyorum,” diyen Seyed Mohammad Marandi, “Amerikalılar, her ne sebeple olursa olsun, Hürmüz Boğazı’ndan gemileri çıkarmaya çalışarak bu savaşta yeni bir aşama başlattılar ve bu işe yaramadı” şeklinde değerlendirdi.
Marandi’ye göre ABD’nin hedef aldığı tekneler askeri değil sivildi. Batı medyasının Washington’ın resmi anlatısını takip edeceğini savunan Marandi, saldırılarda beş sivilin öldüğünü ileri sürdü. İran’ın mevcut aşamada askeri teknelerini kullanmadığını, bunun yerine füze sistemleriyle uyarı atışları yaptığını söyledi. Ona göre bu atışlar, ABD savaş gemilerindeki personeli geri çekilmeye zorlamak için tasarlanmıştı ve İran doğrudan savaşı başlatmak istemiyordu.
Marandi, İran’ın United Arab Emirates’e yönelik açıklamasının iki şekilde okunabileceğini belirtti: Ya saldırıdan ABD sorumlu tutuluyordu ya da Emirlik hedeflerinin vurulmasının sorumluluğu ABD’nin eylemlerine bağlanıyordu. Kendisi ilk yoruma katılmadığını, ancak günün sonunda Washington açısından operasyonun başarısız olduğunu düşündüğünü söyledi.
United Arab Emirates’in Rolü
Diesen, United Arab Emirates’in diğer Körfez ülkelerine kıyasla neden daha fazla hedef alındığını sordu. Marandi, United Arab Emirates’i “Persian Gulf’ta Israeli regime’in temsilcisi” olarak nitelendirdi ve ülkenin İsrail’le açık biçimde hizalandığını savundu. Ona göre bu durum, Emirlik hedeflerine yönelik saldırıların bugünkü koşullarda İsrail hedeflerine saldırı gibi algılanmasına yol açıyor.
Marandi, Arab dünyasında sosyal medyanın Körfez rejimleri tarafından yoğun biçimde finanse edildiğini, buna rağmen sokaktaki desteğin büyük ölçüde İran’dan yana olduğunu ileri sürdü. “Arab dünyasında sokaktaki insanların güçlü çoğunluğu, bu rejimlere karşı İran’ın yanında,” diyen Marandi, “bu rejimler arasında en çok nefret edileni United Arab Emirates, çünkü Israeli regime ile açıkça müttefik” diye belirtti.
Marandi, United Arab Emirates’in OPEC’ten ve Arab petrol üreticileri örgütünden ayrıldığını, İsrailli askerlerin ülkede yardımcı roller üstlendiğine dair haberler bulunduğunu söyledi. Ona göre ABD, gemileri Hürmüz Boğazı’ndan çıkarma hedefinde başarısız oldu; İran ise boğaz üzerindeki kontrolünü korudu.
Küresel Ekonomi ve Tedarik Zinciri Riski
Marandi, krizin yalnızca bölgesel değil küresel sonuçları olacağını savundu. Petrol, enerji ve gıda fiyatlarındaki artışı “ateş” belirtisine benzetti; asıl hastalığın ise tedarik zincirlerinde görüleceğini söyledi. Ona göre küresel ekonomi, İran ekonomisinden farklı olarak direnç ekonomisi mantığıyla şekillenmediği için kırılgan durumda.
Marandi, İran’ın uzun yıllardır yaptırım ve kuşatma altında yaşadığını, bu nedenle petrol üretimini ve ticaret kanallarını değiştirme konusunda deneyim kazandığını belirtti. Buna karşılık Persian Gulf’taki diğer ülkelerin ABD öncülüğündeki küresel ekonomik düzene entegre olduklarını ve petrol üretimlerinin uzun süre kesintiye uğrayabileceği ihtimaline göre hazırlanmadıklarını savundu.
“Önümüzdeki günlerde tedarik zincirlerinin çökmeye başladığını göreceğiz,” diyen Marandi, “küresel ekonomi ağır biçimde sarsılacak, çünkü bugün bu zincirler birbirine son derece bağlı” ifadesini kullandı.
ABD’nin Askeri Yığınağı ve Savaş Penceresi
Marandi, ABD’nin bölgeye büyük miktarda asker ve ekipman taşıdığını, özellikle kara operasyonlarına yönelik malzeme sevkiyatının dikkat çektiğini söyledi. Ona göre kara birliklerinin önemli kısmı Kuwait, Bahrain ve United Arab Emirates’te konuşlandı; hava kuvvetleri, yakıt ikmal uçakları ve diğer unsurlar açısından Saudi Arabia, Israeli regime ve Qatar da sürece dahil oldu.
Diesen, İran’ın önceki savaşta hızla tırmanma merdiveninde yukarı çıktığını, Hürmüz Boğazı’nı kapattığını ve ABD üslerini hedef aldığını hatırlatarak yeni bir savaşta daha yoğun bir tırmanma beklenip beklenmeyeceğini sordu. Marandi, İran’ın petrol ve gaz üretimini hedef alabileceğini uzun yıllardır söylediğini, bunun sürpriz olmaması gerektiğini belirtti.
Marandi, ABD’nin İran kabiliyetlerini küçümsemesinin temelinde “istisnacı” dünya görüşünün bulunduğunu savundu. Batı medyasının yıllarca İran füzeleriyle alay ettiğini, bunun teknik bilgiye değil İranlıların “geri” olduğu varsayımına dayandığını ileri sürdü. “İranlılar bu konularda yalan söylemez,” diyen Marandi, “ne zaman daha önce olduğumuzdan daha hazırlıklıyız deseler, bunu ciddiye almak gerekir” diye vurguladı.
Kuşatma, Ateşkes ve Washington’ın Hesapları
Diesen, ABD’li siyasetçi ve gazetecilerin İran’a uygulanan ablukanın işe yaradığını söylediğini, buna rağmen Washington’ın yeniden savaşa dönme eğilimi gösterdiğini belirtti. Bunun kuşatmanın gerçekten işe yaramadığını gösterip göstermediğini sordu.
Marandi’ye göre ABD’nin hesap hatası, İran’ın savaşlarda gösterdiği performansa rağmen eski varsayımlarına dönmesinden kaynaklanıyor. 12 günlük savaşta İran’ın hızla çökeceğinin düşünüldüğünü, bunun gerçekleşmediğini; 39 günlük Ramadan war sırasında da aynı beklentinin sürdüğünü söyledi. ABD’nin ateşkes isteyen taraf olduğunu, Steve Witkoff üzerinden mesajlar gönderildiğini, daha sonra ABD’nin 15 maddelik planının İran tarafından reddedildiğini ve İran’ın 10 maddelik çerçevesinin Trump tarafından kabul edildiğini ileri sürdü.
“Onlar ateşkes isteyen taraftı,” diyen Marandi, “çerçeve konusunda İran’ın şartlarını kabul etmek zorunda kalan da onlardı” değerlendirmesinde bulundu. Ancak Marandi’ye göre Washington sonrasında yine İran’ın “köşeye sıkıştığı” varsayımına döndü.
Marandi, ABD’nin Iranian ports’a yönelik kuşatma kararını da geç kalmış ve kötü hesaplanmış bir adım olarak gördüğünü söyledi. İran’ın 50 gün boyunca yüksek fiyatlarla petrol satabildiğini, denizde bulunan yaklaşık 200 milyon varil petrolünü elden çıkardığını iddia etti. Russia’nın da denizdeki petrolünü sattığını belirtti. Ona göre piyasalardaki sıkışmanın artması, kuşatmanın Washington’ın düşündüğü gibi tek taraflı sonuç üretmediğini gösteriyor.
“Yoklama” Operasyonu İhtimali
Marandi, Trump’ın son hamlesini İran’ın nasıl tepki vereceğini ölçme girişimi olarak yorumladı. Ona göre ABD, İran’ın savaş istemediğini ve bu nedenle gemilerin boğazdan çıkarılmasına izin verebileceğini düşünmüş olabilir. “Aklıma gelen tek şey, Trump ve ekibinin İran’ın korktuğunu düşünmüş olması,” diyen Marandi, “belki de gemileri çıkaracağımızı söylersek, İran yolumuza çıkmanın iyi fikir olmadığına karar verir diye hesapladılar” şeklinde açıkladı.
Diesen de bu yoruma kısmen katıldı. Trump’ın olayları ateşkes ihlali olarak adlandırmakta temkinli davrandığını, Lindsey Graham ve İsrailli yetkililerin ise daha yüksek sesle savaş çağrısı yaptığını söyledi. Diesen, bunun Trump’ın bir yoklama yapıp ardından gerilimi düşürmeye çalıştığı ihtimaline uyduğunu belirtti.
Batı’daki Uzman Sınıfı ve Düşmanı Küçümseme
Programda uzun bir bölüm, Batı’daki İran, Russia ve China algısına ayrıldı. Diesen, Holocaust’tan kurtulan Victor Klemperer’in Third Reich’ın dili üzerine yazdığı kitaba atıf yaparak, üstünlük iddiasındaki tarafların düşmanlarını aynı anda hem aşağı hem de medeniyet için ölümcül tehdit olarak gösterebildiğini söyledi. Ona göre İran için de benzer bir çelişki var: Bir yandan “geri” olduğu varsayılıyor, diğer yandan tüm dünyaya tehdit olarak sunuluyor.
Diesen, aynı kalıbın Russia ve China için de kullanıldığını belirtti. Russia’nın “ülke gibi görünen bir benzin istasyonu” diye küçümsendiğini ama aynı zamanda medeniyete tehdit sayıldığını; China’nın teknolojisinin ise “çalıntı” diye anlatıldığını söyledi. Marandi de Washington’da dinlenen uzmanların çoğunun bu anlatıları sürdürmekle çıkar ilişkisi içinde olduğunu savundu.
Marandi, İran’ın iç siyasi yapısı veya askeri kapasitesi konusunda Batı’daki birçok uzmanın varsayımlarını değiştirmediğini söyledi. İran’ın liderlerinin savaş sırasında öldürülmesi gibi ağır darbeler karşısında bile devlet yapısının işlediğini savundu, ancak bu tür noktaların Batı’da dile getirilmediğini belirtti.
Yeni Bir Savaşta Muhtemel Senaryolar
Diesen son bölümde, topyekun savaşa dönülürse Red Sea’nin kapanıp kapanmayacağını, United Arab Emirates’in daha fazla dahil olup olmayacağını ve genel olarak ne beklenmesi gerektiğini sordu. Marandi, United Arab Emirates’in askeri açıdan belirleyici bir katkı sunamayacağını söyledi. Asıl belirleyici unsurun ABD’nin ne kadar tırmanacağı, saldırıların ne kadar süreceği ve hangi hedeflerin vurulacağı olduğunu belirtti.
Marandi’ye göre İran’ın uzun menzilden ABD donanma gemilerini batırabilecek kapasitesi var, ancak bunu tırmanma merdivenindeki konuma bağlı olarak kullanıp kullanmayacağı belirsiz. Red Sea’nin kapanması, Yemen’den Saudi Arabia’ya saldırı veya Iraqi resistance’ın faaliyetlerini artırması da aynı şekilde ABD’nin tırmanma düzeyine bağlı.
Eğer ABD iki ya da üç günlük sınırlı bir saldırı yapar ve kritik altyapıyı hedef almazsa, Marandi’ye göre İran yine Israeli regime’e, ABD hedeflerine ve bölgedeki bazı ülkelere sert füze yanıtı verir; ancak savaş daha sınırlı kalabilir. Buna karşılık ABD’nin İran’daki elektrik santrallerini veya köprüleri hedef alması durumunda Marandi, bunun Persian Gulf ülkeleri için çok daha yıkıcı sonuçlar doğuracağını savundu.
“Eğer İran’ın kritik altyapısına giderlerse, İran da Israel’de ve bu rejimlerde kritik altyapıya gider,” diyen Marandi, “o zaman küresel resesyona değil, yıllarca sürecek küresel depresyona doğru ilerleriz” ifadesini kullandı.
Sivil Hedefler, Misilleme ve Bölgesel Sonuçlar
Marandi, İran’ın sivil hedefler konusunda dikkatli davrandığını savundu. ABD, Israel ve bazı Arab rejimlerinin desteğiyle 3 bin 400 civarında İranlının öldürüldüğünü iddia etti; buna karşılık Persian Gulf’taki İran saldırılarında ölenlerin sayısının 20’den az olduğunu söyledi. Ona göre İran’ın caydırıcılığı, ABD’nin İran’ı “taş devrine döndürme” veya medeniyetini yok etme girişimlerini engellemenin tek yolu.
South Pars gas field’a yönelik saldırıdan sonra İran’ın Qatar ve United Arab Emirates’e sert karşılık verdiğini hatırlatan Marandi, Trump’ın daha sonra Truth Social’da Netanyahu’nun bunu bir daha yapmayacağını yazdığını ileri sürdü. Bu örneği, İran’ın tırmanmaya tırmanmayla karşılık vereceği mesajının etkisi olarak sundu.
Marandi, Persian Gulf ülkelerindeki elektrik santrallerinin az sayıda ve büyük ölçekli olduğunu, İran’ın ise 80-90 santrale sahip daha dağınık bir altyapıya dayandığını söyledi. Bu nedenle Körfez ülkelerindeki elektrik altyapısının vurulması halinde sıcak ve nemli hava koşullarında sivillerin ve ABD askerlerinin ülkeleri terk etmek zorunda kalabileceğini savundu.
Diesen, son değerlendirmesinde Cuba konusunda Marandi’den farklı düşündüğünü söyledi. İran karşısında aşağılayıcı bir yenilgi yaşanması halinde ABD’nin veya özellikle Trump’ın başka bir zafer arayabileceğini, bunun Cuba için iyi sonuç doğurmayabileceğini belirtti. Program, Diesen’in Marandi’ye teşekkür etmesi ve savaşın kontrolden çıkmaması temennisiyle sona erdi. Marandi ise bölge, Caribbean veya başka yerlerde insanların daha iyi günler görmesini umduğunu söyledi.
Hormuz Boğazı’ndaki Son Gelişmeler
Sunucu: Tekrar hoş geldiniz. Bugün 5 Mayıs 2026 Salı ve yanımızda Tran University profesörü ve Iran’ın nükleer müzakere ekibinin eski danışmanı Sed Muhammad Mandi var. Yeniden geldiğiniz için teşekkürler. Son 24 saatte birçok şey yaşandığını görüyoruz. Dün United States, Armoose Boğazı’nı zorla açacağını önceden duyurmuştu ve gün boyunca gerçekte ne olduğuna dair birçok çelişkili haber aldık. Şimdi işler biraz durulurken, aslında neler olduğuna dair daha net bir tabloya sahip olmayı umuyorum. Topyekûn savaşa mı dönüyoruz, yoksa siz durumu nasıl okuyorsunuz?
Sed Muhammad Mandi: Bence mevcut durumda topyekûn savaşa doğru ilerliyoruz. Temelde olan şu: Americans, her ne sebeple olursa olsun, Hormos Boğazı’ndan gemileri çıkarmak ya da geçirmek için bir operasyon düzenlemeye çalışarak bu savaşta yeni bir aşama başlattı ve bu işe yaramadı.
Yaptıkları şey sivil tekneleri imha etmek oldu. Askerî tekneleri imha ettiklerini iddia ettiler ama ortada askerî tekne yoktu. Iran bu koşullarda askerî teknelerini kullanmıyor. Şu anda Iran yalnızca füze sistemlerini ve şimdilik daha eski füze sistemlerini United States’e karşı kullanıyor.
Iranlıların şu an için US gemilerine ateşlediği füzeler uyarı atışlarıdır. Iran savaş başlatmak istemiyor. Bu yüzden uyarı atışları yapıyor ki bu savaş gemilerindeki Americans gerilsin, Iran’ın ciddi olduğunu görsün ve geri çekilsin.
Ama Americans’ın yaptığı, mal taşıyan tekneleri bombalamak oldu. Gelen haberlere göre beş kişinin öldüğünü düşünüyorum; hepsi sivildi. Ama elbette Western media bunu böyle vermeyecek. Her zaman resmî anlatıya bağlı kalacaklar. Beirut’u bombaladıklarında nasıl bunlara Hezbollah hedefleri ya da Hezbollah kaleleri diyorlarsa, burada da American government ne derse onu aktaracaklar.
United Arab Emirates ve Bölgesel Tepkiler
Iranlılar Emirates konusunda bir açıklama yayımladı ve suçu Americans’a yükledi. Bunu iki şekilde okuyabilirsiniz: Bir şekilde saldırıyı Americans yaptı ya da Emirati hedeflerinin vurulması Americans’ın suçu. Ama her hâlükârda, bunu Americans’ın yaptığını sanmıyorum.
Bence dün United States açısından iyi sonuçlanmadı. Emirates, Persian Gulf’ta Israeli regime’in temsilcisi konumunda. Rejimin müttefiki. Hatta diğer Arab ülkelerinden bile uzaklaşıyor.
İnsanlar sosyal medyaya bakarsa, ki sosyal medya çok temsilî değildir çünkü Arab rejimleri yanlısı sosyal medya çok aktiftir; Arab rejimleri sosyal medyaya çok para harcar ve insanlar sosyal medya yüzünden hapse de girebilir. Qatar, Saudi Arabia, Emirates sosyal medya için çok para ödüyor.
Ama bütün bunlara rağmen sosyal medyada ve sokaklarda, duyduğum kadarıyla, insanlar Iran bu ülkeleri vurduğunda Iran’ı destekliyor. Bunun istisnası, her zaman istihbarat teşkilatları tarafından fonlanan Wahhabis ve Salafis; ISIS, al-Qaeda. Bunların hepsi United States ve onun bölgesel vekillerinin araçlarıdır. Bu çevreler her zaman Iran’a saldırır ve karşı tarafta kim varsa onu destekler.
Ama Arab dünyasının dört bir yanındaki sokaklarda insanların büyük çoğunluğu bu rejimlere karşı Iran’ın yanında. Bu rejimler arasında en çok nefret edileni de United Arab Emirates, çünkü Israeli regime ile açıkça müttefik ve hizalanmış durumda.
Israeli troops’un ülkede bulunduğunu, Emirates’e yardım ettiğini duyuyoruz. Ayrıca Emirates kendisini daha da uzaklaştırdı; OPEC’ten ayrıldı, Arab oil producing countries örgütünden ayrıldı. Bu yüzden Emirati hedeflerinin vurulmasının, bugünkü ortamda Israeli hedeflerinin vurulması olarak görüldüğünü düşünüyorum.
Bence bunların tamamı bir başarısızlıktı. Americans gemileri geçirmeyi başaramadı. Bir teknede ya da birkaç teknede yük taşıyan sıradan Iranlılardan birkaçını öldürdüler. Tam emin değilim, sanırım iki tekneydi. Ve biz dünden önceki gün neredeysek hâlâ oradayız.
Tek fark, küresel ekonomik krizin büyüyor olması. İnanç şu ki, bir ya da iki hafta içinde kriz yeni boyutlara ulaşacak. Şimdiye kadar bu, kanser hastası ya da ağır hasta birinin sadece ateş gibi hastalık belirtileri göstermesine benziyor. Yüksek petrol fiyatları, genel olarak yüksek enerji fiyatları, gıda maliyetindeki artış ve insanların gördüğü bu tür şeyler işte ateştir.
Ama önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağımız şey, tedarik zincirlerinin çökmeye başlaması olacak. Ardından ekonominin kendisi, küresel ekonomi, ağır biçimde sarsılacak. Özellikle bugünün dünyasında ekonomiler birbirine çok bağlı. Bu, on yıllardır kuşatma altında olan ve başlı başına bir tür direniş ekonomisi olan Iran ekonomisinden farklı. Küresel ekonomi son derece kırılgan; çünkü bu tedarik zincirlerinde tek bir halka kırılırsa, tüm tedarik zinciri temelde işe yaramaz hâle gelir.
Savaş Eşiği ve US Askerî Hazırlığı
Hiçbir şey değişmedi. Savaşın eşiğindeyiz. Americans büyük sayıda asker ve bu askerler için ekipman getirdi. Benim anladığım kadarıyla bölgede United States’ten ya da Europe’taki ve başka yerlerdeki US üslerinden gidip gelen uçakların çoğunun odağı kara taarruzları için ekipman getirmekti.
Kara birlikleri, anladığım kadarıyla, çoğunlukla Kuwait, Bahrain ve Emirates’te konuşlanmış durumda. Hazırlıklarını orada yaptılar. Elbette hava kuvvetleri, US uçakları ve yakıt ikmal uçakları da var. Saudi Arabia, Israeli regime ve tabii Qatar, hepsi işin içinde. Ama duyduğuma göre kara birliklerinin odağı bu ülkeler ve çoğu da oralarda.
Sunucu: Evet, Iran’ın United Arab Emirates’i neden diğer Gulf states’e kıyasla orantısız şekilde vurduğunu soracaktım. Ama sanırım Iran’a karşı ön safta onlar yer aldı. Yine de United Arab Emirates’in Qatar, Saudi Arabia ya da diğerlerine kıyasla Iran’la savaş konusunda neden bu kadar hevesli göründüğünü anlamak biraz kafa karıştırıcı.
Bu kez savaşın nasıl gideceğini beklediğinizi de sormak istiyordum. Geçen sefer, 40 günlük savaş başladığında, Iran’ın United States ile tırmanma merdivenini hızla yukarı çıkarmaya karar vermesi büyük bir sürpriz olmuştu; yani Hormus Boğazı’nı hemen kapatması ve US üslerini hedef alması. Sizce bu kez tırmanma daha da yoğun mu olacak, yoksa US bunu yönetmeye mi çalışacak? Çünkü Americans’ın mühimmat eksikliği nedeniyle uzun süre yüksek yoğunluklu savaş yürütmekte zorlandığı anlaşılıyor.
Tırmanma, Mühimmat ve Enerji Altyapısı
Sed Muhammad Mandi: Öncelikle, ortada bir sürpriz yoktu; yani olmamalıydı. Sizin şaşırmadığınızı biliyorum. Ben ise yaklaşık on yıldır Iran’ın petrol ve gaz üretimini devre dışı bırakacağını söylüyorum. Hatta bunu ilk söylediğim zamanı hatırlıyorum; oldukça viral olmuştu ya da ilk söylediğim zamanlardan biri viral olmuştu. Press TV’deydi ve Persian Gulf’taki Arab ülkelerinde yayılmıştı. Bu ülkelerdeki birçok arkadaşım ya da en azından tanıdıklarım benimle iletişime geçip, “Bunu neden söyledin?” dediler. Ben de “Çünkü bu bir gerçek. Üsler orada ve siz suç ortağı olacaksınız; Iran da bunu yapacak,” dedim.
Iran da Hormuz Boğazı hakkında konuşuyordu. Sanki benim parlak bir askerî zekâm varmış ya da özel bir bilgiye erişimim varmış gibi değil. Iranlılar bunu söylüyordu. Yıllar boyunca üst düzey Iranlı askerî yetkililerin söylediklerini dinleselerdi, bunun olacağını bilirlerdi. Bunun için özel zihinsel kapasite ya da istihbarata erişim gerekmiyor.
Ama Americans’ın o istisnacı bakış açısı, o istisnacı dünya görüşü bence en büyük sorunları. Çünkü herkesi küçümsüyorlar. Herkes daha aşağı, daha az zeki, daha az sofistike, daha az yetenekli. Yıllarca Western media’nın Iranian missiles ile alay ettiğini hatırlıyorum. Onlarla dalga geçerlerdi. Bu, bu füzelerin daha kötü olduğuna dair bilgi sahibi oldukları için değil; Iranian oldukları için daha kötü olmak zorunda olduklarını düşündükleri içindi. “Çılgın mollalar”, “ortaçağ Iranlıları” ve onlarca yıldır söyledikleri bu tür saçmalıklar.
Bu yüzden Iranlıların ne dediğini muhtemelen biliyorlardı ama görmezden geldiler ve “Bu sadece Tehran’dan gelen retorik. Biz bir kurşun sıkar sıkmaz çökerler,” dediler.
Ne olacağını söylemek zor, çünkü haklısınız, Americans’ın mühimmatı az. Ama aynı zamanda Persian Gulf bölgesinden petrol ve enerji arzının tamamen yok olmasına da uzak değiliz. Geçen savaş sırasında çok zarar verildi. Americans, Iranian oil wells patlamak üzereymiş gibi konuşmayı seviyor; Trump da bunu söyledi ki bu saçmalık. Iranlılar yaptırımların, azami baskı yaptırımlarının uygulanmasına, sonra ihracatı kısmaya ve sonra yeniden artırmaya alışkın. Bu yüzden Iran petrol üretimiyle nasıl oynayacağını biliyor. Özellikle Iran’ın petrol üretiminin çoğu içeride tüketildiği için manevra yapabiliyor. Bir kuyuda üretimi azaltıp başka birinde artırabiliyor.
Ama Persian Gulf’taki diğer ülkelerin böyle bir deneyimi yok. US öncülüğündeki küresel ekonomik düzenin parçası oldukları için on yıllardır petrol üretiyorlar. Böyle sorunlar yaşayabilecekleri hiç akıllarına gelmedi. Petrol üretimleri ve birçok durumda gaz üretimleri neredeyse tamamen durduruldu; bu da muazzam zarar verir.
Tesislerde muazzam hasar var. Petrol ve gaz kuyularının çoğunda muazzam hasar var. Elbette bir de mahsur kalan gemiler var ve bazıları giderek daha fazla vuruluyor. Birkaç günde bir birkaç gemi vuruluyor. Hasar gören ya da yok edilen gemi sayısı arttıkça, boğaz nihayet açıldığında durum daha da kötüleşecek.
Eğer başka bir savaş başlarsa, bence çok uzun süre dünyaya petrol ve gaz ihraç edilmeyecek. Bu da küresel ekonomik depresyon demek. Ama diyelim ki kısa bir savaş oldu; haklısınız, Americans’ın ihtiyaç duydukları türden mühimmatı yok.
Burada başka bir unsur daha var, Glenn, bunu daha önce de konuştuk. Ben askerî uzman değilim. Savaş sırasında gönüllü olarak savaştım ama hem sizin hem benim orduda arkadaşlarımız var. Onların programlarına çevrim içi katıldık ya da onlarla çevrim içi görüştük. Onlar da söylediklerime katılıyor. Eski American askerlerden bahsediyorum. O da şu: Mayıs ayındayız ve Mayıs ayının sonunda Arabian Peninsula’da hava çok sıcak ve nemli olacak. Bu yüzden American troops’un böyle bir ortamda rahatça işlev görmesi çok daha zor olacak.
Yaz Koşulları ve Altyapı Saldırıları
Eğer savaş olursa ve Trump yeniden Iranian infrastructure’ı hedef alırsa, dün Iranian nation’ı yok etmekten söz etti. Americans ve Europeans’ın neler söyleyebildiği ve medyada kimsenin öfkelenmemesi akıl almaz. Tek bir gazeteci bile öfkeyle tweet atmaz ya da buna benzer bir şey yapmaz. Lebanon’da her gün gördüğümüz katliam gibi; Western media’da bundan hiç bahsedilmiyor bile. Gaza’daki günlük ölümler de öyle. Kimse bundan söz etmiyor. En azından Western elites’e bakınca çok rahatsız edici zamanlarda yaşıyoruz.
Ama savaş olursa ve Iranian critical infrastructure’ı vurmaya başlarlarsa, Iran kesinlikle Israeli regime’e ama aynı zamanda bu rejimlere de karşılık verecektir. Bu ülkelerde hava dayanılmaz hâle gelir. İnsanlar orada hayatta kalamaz. Hemen ayrılmak zorunda kalırlar. Bu da US troops için çok farklı olmaz.
Nasıl Russia’da ya da eski Soviet Union’da kış, Rusların savaşlarında onlara yardım eden başlı başına bir general gibiydiyse, yaz da Iranian tarafına çok yardımcı olacaktır. Bu yüzden Americans için fırsat penceresi kapanıyor, daha da daralıyor. Ayrıca mühimmat sıkıntıları var.
Bu nedenle Americans’ın uzun bir savaşa girmesini hayal etmekte biraz zorlanıyorum. Muhtemelen kısa ve yoğun olacaktır. Iranlılar da bunun çok yoğun olacağını söyledi. Americans’ın takdir etmesi gereken bir şey var, Gun: Iranlılar ne zaman “öncekinden daha hazırlıklıyız” derse yalan söylemezler. Iranlılar bu konularda yalan söylemez.
True Promise 2, True Promise One’dan çok farklıydı. İkisi de bir bakıma deneme koşularıydı. Pratik çalışmalarıydı. Sonra True Promise Three geldi. 12 günlük savaş sırasında Iran’ın, ilk gün ağır darbe almasına rağmen o savaşı kazandığını gördük. Sonra 39 günlük çatışmada da açık ara kazandılar. Hiç şüphe yok.
Kuşatma Savaşı ve Küresel Ekonomi
Kuşatma meselesine gelince; eğer kuşatma bu kadar etkili olsaydı, Americans şu anda Iran’ı kışkırtıyor olmazdı. Tek yapmaları gereken, eğer gerçekten başarıyorlarsa, konuşmayı kesmek, arkalarına yaslanmak ve beklemek olurdu. Ama gerçek şu ki Americans şu anda kuşatma savaşı yürütüyor. Yani hâlâ savaş var. Bu barış değil. Bu bir savaş eylemi.
Ama gerçekten başarılı olsalar tek yapmaları gereken beklemek olurdu. Gerçek ise zamanın Iran’ın lehine olduğu ve onların bunu bildiği. Küresel ekonomi çöküyor ya da çok hızlı şekilde çöküşe doğru ilerliyor. Iranlılar buna dayanacaktır. Eğer durum böyle olmasaydı, bu yeni operasyon olmazdı. Trump çatışmada yeni bir aşama başlatmazdı. Bunu yapmasının tek nedeni, kuşatma savaşının işe yaramamasıdır.
Bence bu da başka bir çaresizlik işareti. Ama sorun şu ki Americans ne kadar beklerse, uçuruma o kadar yaklaşırız. Bir operasyon yapsa da yapmasa da durum daha da kötüleşir, çünkü uçuruma çok daha yakınız.
Bu yüzden, eğer savaş başlatırsa, sıcaklık, mühimmat eksikliği ve Iran’ın sert karşılığı nedeniyle savaş çok uzun sürmeyebilir. Ama hiçbir sorunu çözmeyecek. Çünkü nihayetinde kriz Hormones Boğazı yüzünden. Operasyonunda başarısız olduğunu gördük. Hormones Boğazı’nda hiçbir şey değişmedi. Sadece Iran’ın tam kontrolde olduğunu ve Emirates’in ağır hasar aldığını gösterdi.
Bu koşullarda, böylesine büyük bir kıtlık varken Emirati petrol ihracatının kalan kısmına verilen zarar muazzamdı. Bu aynı zamanda yeni bir çatışma olursa Red Sea’ye giden Saudi petrol ihracatının kalan kısmına nelerin kolayca olabileceğini de gösteriyor.
Sunucu: Evet. Şimdi bu konuya, yani medyanın Iranian military capabilities’i küçümseme biçimine gelirsek…
Bu aslında çok yaygın bir tema; bu kendini kandırma diyebiliriz. İzleyicilere önereceğim bir kitap var: Holocaust survivor Victor Klemperer’in Üçüncü Reich’ın dili üzerine yazdığı kitap. Şunu söylüyordu: Bir taraf kendisini üstün gördüğünde, bu çoğu zaman bir ikilik olarak ortaya çıkar. Jews’e karşı tamamen küçümseyici bir tavırları vardı, onları aşağı görüyorlardı; ama aynı zamanda Jews medeniyetin kendisini tehdit ediyor oluyordu.
Iran konusunda da bu üstünlük-aşağılık referansını görüyorsunuz. Her zaman varsayılan şey onların geri kalmışlığı; yani drone yapamazlar, düzgün çalışan drone ya da füze yapamazlar. Ama aynı anda Iran bütün dünya için ezici bir tehdit. Dolayısıyla savaşmamız gerekiyor ve mesele sadece irade eksikliği. Eğer biri savaşırsa her şey çöker. Aynısını Russia için de yapıyorlar bu arada: ülke kılığına girmiş bir benzin istasyonu, ama aynı zamanda bütün medeniyet için bir tehdit. Ama savaşmalıyız ve savaşırsak kısa sürede devrilir, çünkü yine zayıflar. China için de aynı. İyi teknolojiye sahip olmalarının tek nedeni bizden çalmaları. Ama devasa tehditler. O halde ekonomik savaşta vidaları biraz sıkarsak elbette çökerler.
Sonra tekrar tekrar şaşırıyorlar: “Demek ki durum böyle değilmiş.” Bence bu yalnızca son 30 yıllık unipolarity’den değil, beş yüzyıllık Western dominance’tan miras kalan bir şey. Bu da kaçınılmaz olarak bir tür kendini kandırmayı besliyor. Sonunda çoğu zaman iki görüşe sahip oluyorlar; ikisi de aşağı görmeden kaynaklanıyor: hem zayıf hem de devasa tehdit. Bu incelenmesi ilginç bir şey.
Ama ilginç bir şey söylediniz: Americans, Iran’a uygulanan ablukasının işe yaradığını söylüyordu. Politikacılar ve gazeteciler herkese her gün bunu güvence diye sunuyordu. Ama işe yaradığını, Iran’ı boğduğunu söylemelerine rağmen US savaşa dönmeye karar verdi; bunun da aslında iyi bir planı yok. Bu, belki de ablukanın işe yaradığı iddiasının doğru olmadığına işaret ediyor gibi. Ama sizce amaç neydi? Çünkü sanırım bunu zorla açamayacaklarını biliyorlar. Iran’ı yoklamak mıydı? Iran geri adım atacak mı diye görmek mi? Bunu anlamak zor. Ayrıca US ateşkesi sağlamak için müzakereleri gerçekten isteyen taraftı. Bunu biliyoruz, çünkü Iran’ın 10 maddelik planını kabul ettiler. O halde bunu nasıl anlamlandırıyorsunuz? Çünkü nihayet ateşkesi aldılar. Savaşmaya başlarlarsa savaşın nasıl biteceğini ya da ne zaman biteceğini seçemeyebileceklerini öğrendiler. Buna rağmen yine bunun içine dönmeye karar veriyorlar.
Konuk: Glenn, bence bu yine az önce söylediğiniz şeye dönüyor. Bu narrative building meselesi sadece son 30 yılla ilgili değil. Bu, 500 yıllık imparatorluğun sonucu. Dolayısıyla eylemleri beklenmedik sonuçlara yol açtığında bile, çünkü öngörüleri bu üstünlük duygusuna ve ötekinin, özellikle de Iranians’ın sözde geri kalmışlığına, aptallığına, cehaletine ve aşağılığına dayanıyor; hatta muhtemelen Iranians herkesten daha fazla böyle görülüyor. Bu olduğunda bile zihniyetleri değişmiyor.
Mesela beklentileri, Iran’ın 12-day war’da çökeceğiydi. Tehran’daki Western embassies de buna uygun şekilde tepki verdi. İki gün içinde çöküş bekledikleri açıktı. Iran üstün çıkınca bu zihniyeti değiştirmedi. Şaşırdılar; ama sonra yeni savaş, Ramadan war, 39 günlük çatışma başlayınca yine Iran’ın çökeceğini beklediler. Dünyanın farklı yerlerinde iletişimde olduğum dostlarım bile, Iran’ın bu kadar iyi performans göstermesine ve her iki tarafın da ne kadar olağanüstü performans gösterdiğine ne kadar şaşırdıklarını, başkalarının da şaşırdığını söylüyor.
Düşünürsünüz ki, tamam, bunlar artık yeni ve gerçekçi hesaplamalara yol açacak. Ama açmıyor. Ateşkes başladığında Americans şöyle dedi: “Artık Iranians kırıldı, köşeye sıkıştılar.” Tek yapmamız gereken onları yenilenen çatışmayla tehdit etmeye devam etmek. Sanki en başta ateşkesi arayan onlar değilmiş gibi. Çünkü birkaç gün sonra sürekli mesaj gönderiyorlardı. Görünüşe göre üç dört gün sonra Witkoff mesajlar gönderiyordu; ama 10 gün sonra resmen mesaj gönderdiklerini biliyorum. Iranians onları 30. gün, 34. ya da 35. gün gibi bir zamana kadar görmezden geldi. Sonra Americans o 15 maddelik planı gönderdi, Iran reddetti. Ardından Iran kendi 10 maddelik planını verdi ve Trump, sizin de daha önce değindiğiniz gibi, bunu müzakereler için çerçeve olarak kabul etti. Yani ateşkesi isteyen onlar oldu. Iran’ın şartlarını çerçeve olarak kabul etmek zorunda kalanlar onlardı ve Trump bu yüzden saldırıya uğradı.
Ama sonra yine o eski zihniyete dönüyorlar: “Köşeye sıkıştılar.” Şu sözde Iran expert’in bir klibini gördüm. Adını vermek istemiyorum, adını anmaya bile değmez. Iranians’ın çaresiz olduğunu, American gemilerine saldırmak için yunusları eğitmeye çalıştıklarını söylüyordu. Sanırım siz de tweetlediniz, ben de ettim. Sizinkini görüp mü yaptım hatırlamıyorum. Ama tamamen ciddiyetsiz insanlar bunlar. Buna rağmen Washington’da dinlenen insanlar bunlar; yalnızca Trump regime değil, Obama regime, Biden regime, Bush regime de. Uzmanlar bunlar işte. Bu arada bu bir Soviet meselesi; bunu benden iyi bilirsiniz. Casusluk için ya da her neyse yunus eğitmek. Gençken Soviets’in yunusları bir şeyler yapmak üzere eğittiğini duymuştum. Ama bu tam bir şaka. O ise Iran’ın çaresiz olduğunu ima etmeye çalışıyor.
Bunda çıkar ilişkisi de var. Sadece bu orientalist mindset, supremacist mindset ya da Zionist mindset yüzünden değil; hani onlar master race, geri kalanımız subhuman. Aynı zamanda Iran hakkında konuşmak için fonlanan bu insanların hepsi buna çok derinden yatırım yapmış durumda. Hayatları boyunca söyledikleri şey bu. Birden yön değiştirip “Aslında Iranians çok akıllı, çok iyi, çok sofistike. Devletleri, anayasaları çok iyi çalışıyor. Liderleri savaş zamanında süper güç tarafından öldürülüyor ama yine de…” demeyecekler. Bunu söylemeyecekler. Aynı narrative’i bir şekilde sürdürmeye devam edecekler ve oradan buradan kanıtlarla bunu gerekçelendirecekler.
Yani aslında hiçbir şey değişmedi. Sorunuza cevap vermek için yine bütün bunlar benim spekülasyonum. Bence ateşkes döneminde ve sonrasında United States bu “parlak” şeyi yaptı, çünkü Iranian limanlarına uygulanan kuşatmanın ne kadar parlak olduğunu söylüyorlardı. Önce bütün Persian Gulf’a kuşatma vardı; sonra bunun akıllıca olmadığını düşündüler. Sonra bunun Iranian limanlarına yönelik olduğunu söylediler. Bu da ne kadar parlak olduklarını gösteriyor. Sonra “Bu harika, bu dahiyane” dediler.
Öncelikle bu tamamen aptalca. Eğer bunu yapmak istiyorsanız, savaşa başladığınız ilk gün yapmalıydınız, şimdi değil. Hormones Boğazı yaklaşık 50 gün boyunca Iran dışında herkes için temelde kapalıydı. Hatırlayın, Iranian oil üzerindeki yaptırımları kaldırdılar ve “Bakın, akıllıyız, bu aslında Iran’ın aleyhine” dediler. Böylece Iran 50 gün boyunca petrolünü çok yüksek fiyatla sattı; Iranian petrochemicals’a ve benzerlerine saldırmalarından önce. Yani çok para kazanan tek taraf Iran’dı. Bunu ilk gün yapmalıydınız, çünkü şu anda Iran’ın çok parası var. Ayrıca denizdeki tüm petrolünü sattılar; Russians da öyle yaptı bu arada. Ama Iran’da çok daha fazlası vardı. Bu da durumun ne kadar kötü olduğunun başka bir göstergesi, çünkü Iran’ın artık denizde hiç petrolü yok. Iran’ın denizde neredeyse 200 milyon varili vardı. Russians’ın da önemli miktarları vardı, o kadar değil ama ne kadar olduğunu bilmiyorum. Hepsi gitti. Bitti. Yani piyasalar giderek daha da sıkışıyor.
Her halükârda, eğer bunu yapmak istiyorlarsa, Iranians buna hazırdı. Iranians, Americans’ın ilk günden itibaren Persian Gulf’a kuşatma uygulayacağını düşünüyordu. Bu yüzden Pakistan üzerinden ticarete başlamak, diğer ülkeler üzerinden ticaret yapmak, petrol için komşu ülkelerde pazar bulmak ve benzeri şeyler için zaten planları vardı. Ama Americans tam tersini yaptı.
Sonuçta 50 küsur gün sonra nihayet bu parlak kuşatmalarına başladıklarında, küresel ekonominin uçuruma doğru gittiğini düşünmüyorlardı. Zaten küresel ekonomiyi uçuruma doğru itiyorlar; şimdi yapacakları tek şey onu daha hızlı itmek. Bence şöyle düşündüler: “Kuşatmayı uygularız, Iranians çaresiz, bir çıkış yoluna ihtiyaçları var. Bizim gibi değiller, devam edemezler.” Yine aynı narrative, aynı zihniyet. Dolayısıyla 39 gün boyunca Iran’ın kabiliyetleri, bütün bunlar unutulacak. Iran experts’i dinlemeye başlayacaklar: “Evde çaresizler, ekonomik durum berbat.” Diyelim ki gelecek hafta ya da bir yerde 50 kişi toplanıp “iş istiyoruz” dedi; buna odaklanıp “Bakın, regime çökmek üzere” diyecekler. Böyle bir şey. Sonra aynı yolda ilerlemeye devam edecekler.
Bence Trump’ın yaptığı şey şuydu; bu benim tahminim. Bu uzun, dağınık giriş için özür dilerim. Bence Iranians’ın tepki verip vermeyeceğini ya da korkup buna izin verip vermeyeceğini görmek istiyordu. Bunu başka türlü görmem bana mantıklı gelmiyor. Yani Americans’ın öylece girip bu gemilerin çıkmasını sağlayabilecek hale gelmesi için hiçbir şey değişmedi. Iranian military ateşkesten beri hazırlık yapıyor. Varlıklarını yeniden inşa etmek ve yeni kabiliyetler geliştirmek için gece gündüz çalışıyorlar. Aklıma gelen tek şey, onun ve çevresindekilerin Iran’ın korktuğunu, Iran’ın savaş istemediğini düşündüğü. Belki gider, “Bu gemileri çıkarıyoruz” dersek, Iranians hesap yapıp önümüzde durmanın, karşılık vermenin ve bunu engellemenin iyi fikir olmadığına karar verir diye düşündüler. Tabii bunun tam tersi oldu. Ben böyle görüyorum.
Şimdi belki birkaç gün içinde bir American newspaper’dan bunun sadece Hegseth’in ya da bir başkasının yeni bir aptal fikri olduğuna dair bir haber gelir ve farklı bir açıklama olur. Ama aklıma gelen tek şey bu: “Iran yorgun, Iran tükenmiş, Iran korkmuş, sadece bunun bitmesi için çaresiz. O halde şimdi girer, o gemileri çıkarırız ve bize vurmaya cesaret edemezler.” Böyle bir şey.
Sunucu: Muhtemelen bu konuda haklısınız; bu sadece Trump’ın Iran’ın buna izin verip vermeyeceğini görmek için yaptığı bir yoklamaydı. Çünkü hostilities patlak verdiğinde Trump’ın bunu ateşkes ihlali olarak adlandırma konusunda dikkatli davrandığı görüldü. Gerçekte olan şeyin ne kadar ciddi olduğunu aşağı çekmeye, küçültmeye çalıştı. Bu da yoklama yapan ve sonra geri adım atmaya çalışan birinden bekleyeceğiniz şey. Lindsey Graham ve Israelis ise şu anda avaz avaz bunun bir ihlal olduğunu, artık savaşa dönmemiz gerektiğini söylüyor. Yani olabilir.
Ama yine de Trump’ın gerçekte ne söylediğini çok fazla dinlememeye çalışıyorum. Fakat burada bir şey yakalamış olabilirsiniz. Sözünü ettiğiniz expert class ilginç; çünkü ben öğrencilerime hep şunu söylerdim. Policing, intelligence and counterterrorism bölümünde ders veriyordum: Düşmanlarınızdan ya da rakiplerinizden asla nefret etmemelisiniz, çünkü onlardan nefret ettiğiniz anda ciddi analiz yapamazsınız. Bence Batı’da şimdi fark edilen ortak tema şu: Rakiplerden nefret etmek neredeyse zorunlu hale geldi; ister Iranians, Russians, Chinese olsun. Bence expert class böyle oluşuyor. Narrative’lere sadıklar ve uzman olarak tekrar tekrar çağrılmalarının nedeni bu; narrative’i sürdürmeye ve yönetmeye yardımcı oluyorlar.
Ama yine rakipten nefret etmek zorunlu. Bu narrative’in çok önemli bir parçası: onlar kötü ve zayıf. Bence tüm analizlerin ve bundan türeyen politikaların bu kadar berbat olmasının nedenlerinden biri de bu.
Son sorum şu: Herhangi bir öngörüde bulunacak olsanız, biliyorum çoğu insan bundan hoşlanmıyor, ama şimdi all-out war’a dönersek bu kez ne olmasını beklersiniz? Red Sea hızla kapatılır mı? UAE daha fazla dahil olur mu? Yani bu yola girersek ne bekliyorsunuz, neler olabilir?
Konuk: UAE önemli değil. Yapabileceği fazla bir şey yok. US savaş çabasına katkı sağlayabileceği pek bir şey yok. Söylemek zor. Savaşın ne kadar süreceğine ve Americans’ın ne kadar tırmandıracağına bağlı. Mesela benim anladığım kadarıyla Iran’ın US naval ships’i oldukça uzun menzilden batırma kabiliyeti var. Bunu birkaç hafta önce oldukça güvenilir birinden duydum. Ama Iranians bunu hiç yapmadı, çünkü görünüşe göre escalation ladder ile bağlantılı bir planları var. Dolayısıyla Americans’ın escalation ladder’da ne kadar yukarı çıkacağına bağlı.
Red Sea’nin kapanması da yine Americans’ın escalation ladder’da ne kadar yukarı çıkacağıyla çok bağlantılı. Yemen’den Saudi Arabia’ya bir saldırı da öyle. Iraq’ta da aynı şey geçerli. Iraqi capabilities, savaş sırasında çok aktif olmalarına rağmen Iraqi resistance’ın yaptığından çok daha ileri gidiyor. Ama offensive actions’daki artış, tırmanmaya bağlı.
Bu yüzden bence çok şey Americans’ın ne yapacağına, saldırıların ne kadar yoğun olacağına, ne kadar süreceğine ve hedeflerin ne olduğuna bağlı olacak. Eğer Americans mesela iki üç günlük bir saldırı ya da kısa bir saldırı yapıp sonra “Tamam, kazandık. Onları bitirdik ve gerçekten sert vurduk” demek isterse ve critical infrastructure gibi bir şeyi vurmazlarsa, bu daha fazla hasara yol açar. Iran karşılık verir, sert vurur, Israel’e ve Israeli regime’e, US hedeflerine ve bu ülkelerin içindeki hedeflere çok sayıda füze ateşler. Bu daha sınırlı bir senaryo olur.
Ama United States, tehdit ettikleri gibi Iran’ın electrical power plants’ını ve köprülerini vurmaya başlarsa, o zaman bence bu Persian Gulf region’daki ülkelerin sonu olur. Savaşın başından beri bunun son olacağını söylüyorum. Ve bu ülkelerdeki insanlara, bir citizen olarak, eğer olacak olan buysa ayrılmaya hazır olmaları gerektiğini söylüyorum. Ama şunu da eklemek isterim Glenn: Iran civilian targets konusunda çok dikkatli davrandı. Americans ve Israelis tarafından, Jordan dahil bu Arab regimes’in suç ortaklığıyla yaklaşık 3.400 insanımız öldürüldü. Persian Gulf’taki rakamlara bakarsanız, Iran strikes sonucunda ölen insanların sayısına bakarsanız, Kuwait’ten Emirates’e kadar ne kadar hasar verdiklerini gördük ve 20 kişi öldü ya da 20’den az kişi. Yani Iran civilians’ı hedef almamaya her zaman çok dikkat etti.
Ama Americans’ı bizi yok etmeye, bizi taş devrine geri götürmeye ya da civilization’ımızı ortadan kaldırmaya çalışmaktan alıkoymanın tek yolu retaliation tehdidi. Eminim kesinlikle hatırlıyorsundur, Iran’ın South Pars gas field’ını vurduklarında Iranians Qatar ve Emirates’te çok sert karşılık verdi ve sonra Trump Truth Social’da “Bundan haberim yoktu. Israeli Netanyahu bunu artık yapmayacak” diyen o postu paylaştı. Neden? Çünkü Iran “Eğer escalate ederseniz biz de escalate ederiz. Karşılık veririz ve daha da sert vururuz” dedi.
Dolayısıyla Iran’ın critical infrastructure’ının peşine giderlerse, Iran da Israel’deki critical infrastructure’ın peşine gider, ama aynı zamanda bu regimes’de de; üstelik kış mevsiminde ve dünya bunun bitmesini, Persian Gulf region’dan enerji alabilmeyi tamamen beklerken. Yani onların electrical power plants’ı vurulursa, ki zaten sadece birkaç tane var. Iran’ın electrical power plants’ı ülke geneline yayılmış durumda. 80-90 kadar power plant’ları var. Persian Gulf’ta ise sadece bir avuç var ve bunlar çok büyük. Dolayısıyla Iran’ın tek yapması gereken onları vurmak. Elektrik kalmaz.
Gaz ve petrol tesislerini de vurabilirler ve tek darbeyle Qatar’ı 20 yıl geriye götürebilirler. Ama electrical power plants’ı devre dışı bırakırlarsa herkes ayrılır. Çok ama çok sıcak ve nemli olur ve American soldiers gitmek zorunda kalır. Bu farklı bir senaryo olur ve bu da kesinlikle global recession’a değil, yıllarca sürecek bir global depression’a doğru gideceğimiz anlamına gelir.
Ama kısa olursa bile işleri yine kötüleştirecek, çünkü negotiations ve gerçek bir ceasefire yalnızca daha da geriye atılmış olacak. Ve zaman Americans’ın yanında değil. Öyle olsaydı, daha önce konuştuğumuz gibi, bunu başlatmazlardı; Trump bu yeni operation’ı başlatmazdı. Sadece “Tamam, arkamıza yaslanıp Iranians’ın dağılmasını bekleyelim, zaten 12-day war’ın başında ve bu savaşın başında olması gereken buydu; sonra başka bir şeye geçeriz, gider Cubans’ı öldürür ve Cuban people’ı katlederiz, listedeki sıradaki şey bu” derdi.
Umarım. Umarım. Ve Iran’daki umut da bu. Iranians’ın söylediği şey bu. Umarım Americans’ı o kadar kötü zayıflatabiliriz ki artık Cubans’ın peşine gidemeyecekler ve Venezuelans ülkelerini geri alacak. Ama her halükarda bence her şey escalation’ın ölçeğine, escalation’ın uzunluğuna bağlı. Ve benim için bunu değerlendirmek imkansız, çünkü Trump işte Trump. Netanyahu ve Zionists’in uzun ve brutal bir savaş istediğini biliyorsun. Bence muhtemelen o daha fazla savaş istemiyor. Dolayısıyla onların yolundan gidebilir. Ortalarda bir yere de gidebilir, özellikle dediğim gibi sıcaklık ve tüm bunlar nedeniyle kısa vadeli bir savaş olabilir. Ama sonra şuna bağlı: intense mi olacak, yoksa intense olmayacak mı?
Ve Trump’ın bunun ceasefire’ın ihlali olmadığını söylemesi, her ne kadar eğer bir ihlalse ihlaldi ve ceasefire’ı ihlal eden de oydu. Ama bunu küçümsemiş olması, bundan çok fazla anlam çıkarmak istemiyorum, ama bunu her ne sebeple söylediyse, bu onun endişeli olduğunu gösteriyor.
Evet. Ama Cuba konusunda biraz farklı beklentilerim var. Bence Iran’a karşı humiliating defeat’ten sonra US ya da özellikle Trump bir victory kazanmak zorunda kalır. Bu yüzden Iran’ın victory’sinin illa Cuba için iyi olacağını düşünmüyorum. Bence evet, US daha measured davranmaz. Sanırım o zaman sadece başka bir victory bulmak zorunda kalırlar. Neyse, günün bu kadar erken saatinde benimle konuşmaya zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim ve evet, lütfen orada güvende kal. Umarım bu savaş control dışına çıkmaz.
Teşekkür ederim Glenn. Her zaman bir pleasure, her zaman bir honor ve umarım bizim region’da olsun ya da Caribbean’da, Caribbean’da ya da başka bir yerde olsun, insanlar önlerinde daha iyi günler görür.