Seyed Mohammad Marandi: Beirut Saldırısı United States-Iran Anlaşmasını Geciktirebilir
İngilizce yapılan bu podcast bölümünde sunucu, Iran’ın nükleer müzakere heyetine eski danışmanlık yapmış akademisyen Seyed Mohammad Marandi ile Iran ve United States arasında gündemde olduğu söylenen mutabakat zaptını, Israel’in Beirut’a saldırısının olası etkilerini, Strait of Hormuz üzerindeki gerilimi ve Trump’ın tehdit dilini konuştu. Marandi, anlaşma ihtimalinin Beirut saldırısıyla ağır darbe aldığını, bunun yalnızca Iran-United States hattını değil, küresel enerji krizini ve bölgesel güç dengesini de etkileyebileceğini savundu.
Beirut Saldırısı ve Anlaşma İhtimali
Programın başında sunucu, Iran, United States ve Pakistan kaynaklarından bir “memorandum of understanding” yani mutabakat zaptının aynı gün imzalanabileceği yönünde işaretler geldiğini, ancak bunun nihai bir anlaşmadan uzak olduğunu söyledi. Sunucu, United States’in bazı Iran fonlarını serbest bırakmasının önemli bir “iyi niyet göstergesi” olabileceğini belirtti, fakat tarafların böyle bir anlaşmayı imzalayıp uygulayıp uygulamayacağı konusunda kuşkulu olduğunu da ekledi.
Marandi ise iyimser olunması gerektiğini söylemekle birlikte, Israel’in Beirut’a saldırısının süreci değiştirdiğini savundu. “Israel rejiminin Beirut’a saldırısı nedeniyle işlerin değişeceği oldukça açık,” diyen Seyed Mohammad Marandi, saldırının “bir anlaşmanın ortaya çıkmasını engellemek” amacı taşıdığını belirtti. Ona göre Tehran’daki değerlendirme, United States’in ya ciddi olmadığı ya da durumu kontrol edemediği yönünde. Marandi, her iki durumda da Iran açısından müzakere etmenin anlamsızlaşacağını söyledi.
Marandi, tarafların bir çerçeveye yaklaştığını, ancak Trump’ın ve arabulucuların iddialarının aksine nihai metne ulaşılamadığını vurguladı. “Nihai metne ulaşmadık; anlaşmanın çerçevesi oldukça açık, fakat farklılıklar hâlâ görüşülüyordu,” diyen Marandi, Israel’in Beirut’ta en az üç kişiyi öldürdüğünü ve bunun Iran açısından aşılmaması gereken bir “kırmızı çizgi” olduğunu ifade etti.
Önerilen Çerçeve: Fonlar, Yaptırımlar, Gaza ve Hormuz
Sunucunun anlaşma çerçevesine ilişkin sorusu üzerine Marandi, iki üç hafta önce tarafların anlaşmaya yaklaştığını, ardından United States’in yeni şartlar dayatmaya çalıştığını söyledi. Bu durumun müzakereleri durdurduğunu savundu. Ardından Israel’in Beirut’a saldırdığını, Iran’ın karşılık verdiğini, United States’in de Iran’a saldırmaya başladığını anlattı.
Marandi’ye göre Qatar heyeti Wednesday günü Tehran’a giderek United States’in söz konusu ek şartları geri çektiği mesajını iletti. “United States’in o saldırıyı, bu şartlardan geri adım attığı gerçeğini gizlemek için yaptığına inanılıyor,” diyen Marandi, Washington’ın zayıf görünmemek için askeri güç gösterisi yaptığını ileri sürdü.
Marandi’nin anlattığına göre genel çerçevede Iran’ın enerji ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılması ya da askıya alınması, Iran varlıklarının belirli bir mekanizma üzerinden serbest bırakılması, Gaza’daki soykırımın sona erdirilmesi, Israel’in geri çekilmeye zorlanması ve kuşatmanın bitirilmesi yer alıyor. Buna karşılık Iran, nükleer silah geliştirmeyeceğini taahhüt edecek; Marandi bunun Iran’ın onlarca yıldır zaten söylediği bir şey olduğunu belirtti. Ayrıca Iran, Strait of Hormuz’dan geçen sivil ticareti normalleştirecek.
Ancak Marandi, Iran’ın Strait of Hormuz üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini söyledi. Buna göre Tehran, boğazdan geçen gemilerden ücret almayı sürdürecek ve Iran’ın düşmanlarına ait gemilerin geçişine izin vermeyecek. Bu noktanın anlaşma metninde açıkça yer alıp almayacağı ise Iran içindeki tartışmaların merkezinde bulunuyor.
Iran İçindeki Tartışma: Uygulama ve Güvence Sorunu
Marandi, Iran’da anlaşma destekçileri ile karşıtları arasında sert bir tartışma yaşandığını aktardı. Ona göre tartışma anlaşmanın genel çerçevesinden çok uygulanabilirliğiyle ilgili. Anlaşmayı eleştirenler, United States’in yeterli güvence vermediğini düşünüyor. Bu kesim, 2015 tarihli JCPOA (Joint Comprehensive Plan of Action - Kapsamlı Ortak Eylem Planı) sürecinde Obama döneminde United States’in Iran’a zarar verdiğini, Iran yükümlülüklerini yerine getirirken Washington’ın kendi tarafını uygulamadığını savunuyor.
“Eleştirmenler, yeterli güvence olmadığını söylüyor,” diyen Marandi, “ya United States çalınmış Iran parasını teslim etmezse, ya Israel rejimi Lebanon’da öldürmeye ve katliama devam ederse?” sorularının Tehran’da tartışıldığını belirtti. Marandi, her iki tarafın da güçlü argümanları ve zayıf noktaları olduğunu söyledi.
Beirut saldırısının Iran içindeki tartışmayı şimdilik geri plana ittiğini savunan Marandi, Netanyahu’nun Trump’ı zayıflattığını değerlendirdi. Ona göre sıradan Amerikalılar açısından da bu hamle, United States’in savaşı bitirme ya da ekonomik durumu normalleştirme çabasının Netanyahu ve Israel tarafından engellenmesi gibi görünebilir.
Israel, United States ve “Good Cop, Bad Cop” İhtimali
Sunucu, Israel ile United States arasındaki ilişkiye dair farklı yorumlara işaret etti: Bazıları Washington’ın Israel’i kontrol ettiğini, bazıları ise Israel’in United States üzerinde aşırı etkiye sahip olduğunu söylüyor. Sunucu, çok sayıda aktörün anlaşmayı sabote etmek isteyebileceği bir ortamda gerçek bir anlaşmaya ulaşmanın mümkün olup olmadığını sordu.
Marandi, Iran ile Israel ve United States’in aynı kefeye konulamayacağını savundu. Ona göre Iran’da anlaşmayı eleştirenler çerçeveye değil, uygulamaya itiraz ediyor. “Iran’da anlaşmayı eleştirenler anlaşmanın çerçevesinden değil, uygulanmasından endişe ediyor,” diyen Marandi, Iran varlıklarının serbest bırakılması ve Israel’in Lebanon’a yönelik saldırılarının durması halinde ana siyasi akımların ve kamuoyunun tatmin olacağını söyledi.
Buna karşılık Marandi, Israel’in amacı ne pahasına olursa olsun anlaşmayı bozmak olarak tanımladı. United States’te de “Zionist lobby” olarak nitelediği çevrelerin anlaşma istemediğini, savaş ve kriz istediğini savundu. Netanyahu açısından meselenin siyasi hayatta kalma olduğunu söyledi.
Marandi’ye göre Trump üç ihtimalle karşı karşıya: Israel’in yaptıklarına karşı çıkıyorsa zayıf görünüyor; bu bir “good cop, bad cop” oyunuysa Iran daha kuşkucu hale geliyor; Israel tarafından ikna edilip pozisyon değiştiriyorsa Tehran’da United States’in anlaşmayı uygulayacağına dair inanç yok oluyor.
Strait of Hormuz ve Küresel Ekonomi
Programın önemli başlıklarından biri Strait of Hormuz oldu. Sunucu, anlaşmanın Iran’ın boğazı “açması” olarak sunulduğunu, fakat bunun belirsiz bir ifade olduğunu belirtti. Iran’ın hiçbir zaman Strait of Hormuz’u tamamen kapatmadığını, ama kısıtlamalar uyguladığını hatırlattı.
Marandi, nihai metnin olmadığını, bu nedenle detayların değişebileceğini söyledi. Iranlı müzakerecilerin, Strait of Hormuz üzerindeki kontrolün egemenlik hakkı olduğunu ve bunun anlaşma metnine yazılmasına gerek olmadığını savunduğunu aktardı. “Müzakereciler, Strait of Hormuz’u kontrol edeceğiz diyor; eleştirmenler bunun anlaşmada olmadığını söylüyor,” diyen Marandi, taraflar arasındaki temel farkı böyle özetledi.
Eleştirmenler, Iran boğazı açtıktan sonra karşı taraf yükümlülüklerini yerine getirmezse yeniden kapatmanın siyasi açıdan zor olacağını savunuyor. Israel’in evleri bombalamaya, aileleri öldürmeye ve insanları katletmeye devam etmesi halinde Iran’ın ne yapacağı sorusu öne çıkıyor. Müzakereciler ise karşı taraf anlaşmayı uygularsa ticaretin normalleşeceğini, uygulamazsa kısıtlamaların yeniden getirilebileceğini söylüyor.
Bölgesel Dönüm Noktası ve Gulf Ülkeleri
Sunucu, olası anlaşmanın bölge için ne anlama geleceğini sordu. Ona göre son 47 yılda United States, Gulf ülkeleri ve Israel ile Iran’ı çevrelemeye, zayıflatmaya ve zamanla çökertmeye dönük bir ittifak sistemi kurdu. Anlaşmanın gerçekleşmesi halinde bunun Iran zaferi olarak yorumlanmasının zor olmayacağını söyledi.
Marandi, Iran’ın Israel’e karşılık verdikten sonra United States ile bir anlaşmaya varması halinde bunun bölge açısından sembolik bir dönüm noktası olacağını savundu. “Iran’ın teslim olmadığı herhangi bir anlaşma, United States için yenilgidir,” diyen Marandi, bunun böyle hatırlanacağını ifade etti.
Marandi, Iran’ın Persian Gulf ülkeleriyle ilişkisini değiştirmeye çalıştığını söyledi. Bu ülkelerin savaşta rol oynadığını ve Iranlıların buna öfkeli olduğunu belirtti. Buna rağmen Iran-Oman ve Iran-Iraq modellerinin genişletilmek istendiğini söyledi. Marandi’ye göre bazı Gulf ülkeleri, United States’in kendilerini korumadığını ve kendi topraklarının kullanılmasıyla son aylarda zarar gördüklerini anlamaya başladı.
Trump’ın Tehditleri ve West’e Güvensizlik
Sunucu, American media’da anlaşmanın aynı gün imzalanmayacağı yönünde haberler çıktığını, Trump’ın da Iran anlaşmayı imzalamazsa “nihai alternatif”ten söz ettiğini aktardı. Sunucu bunu nükleer tehdit olarak okuduğunu söyledi.
Marandi, Trump’ın uzun mesajlarında ve daha önceki açıklamalarında Iran’ı yok etmekten, taş devrine döndürmekten ve medeniyetini silmekten söz ettiğini belirtti. “Trump birçok kez nükleer silah kullanmaya ima etti,” diyen Marandi, buna rağmen Europe parlamentolarından, hükümetlerinden, medyasından ya da önemli gazetecilerden kınama gelmediğini söyledi.
Marandi’ye göre bu durum Iran’da West’e ilişkin liberal anlatıyı büyük ölçüde zayıflattı. Iran’da özellikle zengin ve etkili kesimler arasında West ile ilişkileri güçlendirmeyi savunan bir azınlık bulunduğunu, ancak savaşlar, West’in Israel’e desteği, Iran’ın barışçıl nükleer programına yönelik saldırıların kınanmaması ve Trump’ın tehditlerine sessizlik nedeniyle bu kesimlerin düşünme biçiminin değiştiğini belirtti.
Sunucu da West’in liberal örtüsünü kaybettiğini, artık ülkelerin liderlerini hedef alma iddiasının ötesine geçilerek tüm medeniyetleri yok etmekten söz edildiğini söyledi. Bunun, West’in siyasi dilinde daha açık ve ürkütücü bir döneme işaret ettiğini değerlendirdi.
Sonuç: Anlaşma Ertelendi mi, Raydan Çıktı mı?
Son bölümde sunucu, Marandi’ye sürecin nereye gittiğini sordu. Marandi, en azından sınırlı bir savaş ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Bunun nedeni olarak Iran’ın Beirut saldırısına karşılık vermek zorunda kalabileceğini belirtti. Lebanon’da ailelerin her gün katledildiğini ve Israel’in her gün onlarca insanı öldürdüğünü savundu.
Marandi, yakın günlerde anlaşma beklemediğini söyledi. “Asıl soru, kararları kimin verdiği: Trump mı, Netanyahu mu?” diyen Marandi, Netanyahu’nun arkasındaki güçlerin de önemli olduğunu ekledi. Trump karşıysa güçsüz, destekliyorsa dürüst değil, pozisyon değiştiriyorsa işe yaramaz göründüğünü savundu.
Marandi, Israel’in Beirut’a saldırısının United States-Iran anlaşmasını şimdiden gerilettiğini söyledi. “Bence zaten geri itti ve önümüzdeki saatler ile günlerde yaşanacaklara bağlı olarak daha da gerileyebilir,” diyen Marandi, anlaşmanın tamamen raydan çıkmasını da dışlamadığını belirtti. Ona göre ekonomik kriz büyürken her gün, hatta her saat önem taşıyor.
Giriş ve Olası Mutabakat Zaptı
Sunucu: Programa tekrar hoş geldiniz. Bugün bize Seyed Mohammad Marandi katılıyor; kendisi Tehran University’de profesör ve aynı zamanda Iran’ın nükleer müzakere heyetinin eski danışmanı. Yeniden programa geldiğiniz için teşekkür ederim. Sanırım dünyanın büyük kısmı şu anda Iran ile United States arasında bu anlaşmada, ya da anlaşma gibi görünen süreçte, neler olduğuna bakıyor. Bize American tarafı, Iranian tarafı ve Pakistani tarafı da bugün bir mutabakat zaptının muhtemelen imzalanacağını söylüyor. Olası gecikmeler olabilir, ama biraz iyimser olmak istiyorum; çünkü anladığım kadarıyla anlaşma, United States’in bazı Iranian fonlarını serbest bırakmasıyla başlayacak, bu da önemli bir başlangıç taahhüdü.
Sunucu: Fakat doğru anlıyorsam bu hâlâ gerçek bir anlaşmadan oldukça uzak. Ayrıca bu anlaşmaların gerçekten imzalanacağını ve iki tarafça uygulanacağını hayal etmekte de zorlanıyorum. Siz bunu nasıl görüyorsunuz? Aylar süren savaştan sonra birçok insan iyimser olmak istiyor.
Seyed Mohammad Marandi: Elbette her zaman iyimser olmalıyız, fakat Israel rejiminin Beirut’a saldırısı nedeniyle işlerin değişeceği bence oldukça açık. Saldırı, açıkça, bir anlaşmanın gerçekleşmesini önlemek, tarafların bir mutabakat zaptı üzerinde uzlaşmasını engellemek içindi. Bunun etkisi olacağını düşünüyorum; çünkü Iranians ya Americans’ın ciddi olmadığını ya da durumu kontrol edemediklerini söylüyor.
Seyed Mohammad Marandi: Americans durumu kontrol edemiyorsa, onlarla müzakere etmek için bir neden yoktur. Ciddi değillerse, yine onlarla müzakere etmek için bir neden yoktur. Good cop, bad cop oynuyorlarsa da yine onlarla müzakere etmek için bir neden yoktur.
Seyed Mohammad Marandi: Bir anlaşmaya yakındık. Trump’ın söylediğinin ya da arabulucuların söylediğinin aksine nihai metne ulaşmış değiliz. Anlaşma tamamlanmış değil; nihai metne ulaşmadık. Fakat çerçeve oldukça açık ve farklılıklar görüşülüyordu.
Seyed Mohammad Marandi: Ancak şu anda, bence şimdilik Iranians müzakere etmeyecek ve Israel rejiminin bugün Lebanon’ın başkentinde, Beirut’ta, en az üç kişiyi öldürerek yaptığı şeye odaklanacak. Çünkü bu, aşmamaları gereken bir kırmızı çizgiydi. Bu saldırıyı, herhangi bir anlaşmaya bağlı kalmayacaklarını söylemek için gerçekleştirdiler. Eğer durum buysa, daha önce söylediğim gibi, anlaşma olmayacaktır.
Seyed Mohammad Marandi: Elbette bunun nihayetinde herkesten çok Israel rejimine zarar verdiğini düşünüyorum. Çünkü bütün dünya bir anlaşma bekliyor ve bütün dünya enerji tedarikine, Persian Gulf’ta sıkışıp kalan ya da Persian Gulf ülkelerinde üretilen diğer bütün ürünlere susamış durumda.
Seyed Mohammad Marandi: Fakat bu, 39 günlük çatışmadan sonra gerçekleşen önceki ateşkeste olduğu gibi görünüyor. O zaman da Israelis anlaşmayı çökertmek için Beirut’u halı bombardımanına tuttu. Bu da bizi şimdi bulunduğumuz yere getirdi: Strait of Hormuz kısmen kapatılmıştı, birkaç gün önceki US saldırısından bu yana ise tamamen kapalı.
Seyed Mohammad Marandi: Yani bu, onun tekrarı. Başka bir ifadeyle, Israel rejimi 39 günlük çatışmadan sonra ateşkes anlaşmasını nasıl mahvettiyse, şu anda da amaç anlaşmayı mahvetmek. Büyük soru şu: Americans ne biliyordu, ne zaman biliyordu ve bu konudaki pozisyonları neydi? Her hâlükârda, şimdilik farklı bir hareket tarzı göreceğiz diye düşünüyorum.
Anlaşma Çerçevesi
Sunucu: Çerçevenin bir ölçüde açık göründüğünü söylüyorsunuz. Çerçeve hakkında ne biliyoruz? Çünkü bana medyanın spekülasyon konusunda dikkatli olması gerektiği söylendi, ama elbette bazı şeyleri biliyoruz. Şu ana kadar bildiğimiz nedir?
Seyed Mohammad Marandi: Genel olarak olan şu: İki üç hafta önce bir anlaşmaya yakındık, sonra Americans bazı yeni koşulları dayatmaya çalıştı ve bu müzakereleri durdurdu. Sonra Iran’a baskı yapmak için o dönemde Israelis Beirut’a saldırdı, tabii Iran karşılık verdi. Ardından Americans Iran’a saldırmaya başladı.
Seyed Mohammad Marandi: Sonra sanırım Wednesday günü, Qatar heyetini Iran’a gönderdiler ve temelde United States’in o koşulları geri çektiğini söylediler. Böylece müzakereler normale döndü. Elbette Wednesday gecesi United States o saldırıyı gerçekleştirdi. Burada, o saldırının temelde United States’in o koşullardan geri adım attığı gerçeğini gizlemek için yapıldığına inanılıyor.
Seyed Mohammad Marandi: Başka bir deyişle, zayıf görünmek istemediler. Bu saldırıyı gerçekleştirdiler ki, sonraki günlerde bir anlaşma olursa, bunu güçlü bir konumdan yapıyorlarmış gibi görünsün. Fakat gerçekte Americans aşırı taleplerinden geri adım attı.
Seyed Mohammad Marandi: Genel olarak anlaşmanın şartları zaten bildiğiniz, haftalardır tartışılan şeyler: Iran’ın enerji ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılması ya da askıya alınması; Iranian varlıklarının belirli bir mekanizma üzerinden serbest bırakılması; Gaza’daki soykırımın sona erdirilmesi; Israeli varlığının geri çekilmeye zorlanması; kuşatmanın bitirilmesi.
Seyed Mohammad Marandi: Iran ise nükleer silah geliştirmeyeceğine söz verecek; Iran bunu zaten onlarca yıldır söylüyor. Ayrıca Iran, Strait of Hormuz’dan geçen sivil ticareti normalleştirecek.
Seyed Mohammad Marandi: Fakat elbette Iran, boğazı kontrol etmeye devam edeceğini kamuoyuna söyledi. Boğazdan geçen gemilerden ücret alacaklar ve Iran’ın düşmanlarına ait gemilerin geçmesine izin vermeyecekler. Aşağı yukarı bulunduğumuz nokta bu.
Iran İçindeki Tartışma
Seyed Mohammad Marandi: Iran’da büyük bir farklılık, yani ne kadar büyük bilmiyorum ama süren bir tartışma var. Dün anlaşmayı destekleyenler ve karşı çıkanlar arasında oldukça sertleşti. Fakat argümanlar temelde uygulamayla ilgili.
Seyed Mohammad Marandi: Anlaşmayı eleştirenler yeterli güvencelerin olmadığını söylüyor. United States’in, 2015 nükleer anlaşması olan JCPOA sırasında, Obama döneminde Iran’ı aldattığını, Iran’a zarar verdiğini ve Iran’ı ağır biçimde yaktığını söylüyorlar. Çünkü Iran kendi payına düşeni yaptı, yükümlülüklerini uyguladı, United States ise yapmadı.
Seyed Mohammad Marandi: Sonuçta bu çok tek taraflı bir anlaşma oldu. Şimdi anlaşmaya karşı olanlar arasında endişe şu: Benzer bir durumla karşı karşıya kalırsak ne olacak? Örneğin United States parayı, Iran’ın çalınmış parasını teslim etmezse ne olacak? United States, özellikle Lebanon’da, Israel rejiminin Lebanon genelinde öldürmeye ve katliama devam etmesini engellemezse ne olacak? Lebanon’ı işgal etmeye devam ederse ne olacak?
Seyed Mohammad Marandi: Bunların hepsi tartışılan kilit sorular. Dün gece anlaşmaya karşı bazı protestolar bile oldu. Kişisel olarak, iki tarafın da bir davası olduğunu düşünüyorum; iki tarafın da güçlü argümanları var. Aynı şekilde her iki tarafın argümanlarında da bazı zayıflıklar olduğunu düşünüyorum.
Seyed Mohammad Marandi: Fakat henüz nihai bir anlaşmamız yok. Ve bence bir anlamda Israel rejiminin yaptığı şey, her iki taraf arasında da daha fazla birlik yarattı: Lebanon konusunda ve elbette diğer bütün konularda daha dikkatli olmamız gerektiği konusunda.
Seyed Mohammad Marandi: Şimdilik, dün gece çok yoğun olan tartışmanın Netanyahu yüzünden kenara itildiğini düşünüyorum. Netanyahu’nun temelde yaptığı şey, bence Israel rejimine kesinlikle ciddi zarar veriyor; çünkü yaptığı şey Trump’ı zayıflatmak.
Seyed Mohammad Marandi: Elbette bazıları Trump’ın aldatıcı davrandığını ve Israelis ile birlikte zorbalık işbirliği yaptığını söyleyebilir. Bunun doğru olup olmadığını bilmem mümkün değil. Fakat en azından sıradan Americans arasında, American’ın savaşa son verme ya da en azından daha normal bir ekonomik durum yaratma girişimi Netanyahu ve Israelis tarafından ciddi biçimde engellenmiş ya da durdurulmuş gibi görüleceğini düşünüyorum.
Seyed Mohammad Marandi: Bence bu, Israel rejimi açısından iyi bir hamle değil. Beirut’u bombalamak, aştıkları bir kırmızı çizgi. Çünkü Iran rejimi cezalandırmak zorunda kalacak. Fakat bu aynı zamanda olası herhangi bir anlaşmayı da geriye itecek.
Seyed Mohammad Marandi: Israelis, sıradan Americans tarafından, US government’ın bu durumu sona erdirme girişimlerini engelleyen ve böylece ekonomik krizi ya da enerji krizini kötüleştiren aktörler olarak görülecek.
Seyed Mohammad Marandi: Dolayısıyla Trump ya Israel rejiminin yaptığına karşıdır ve bu onu zayıflatır, onu zayıf gösterir; ya bu bir good cop, bad cop oyunudur ve yine Iran karşılık verecek, US niyetlerine daha kuşkuyla yaklaşacak ve Lebanon konusunda daha hassas olacaktır; ya da Trump, Israelis tarafından fikrini değiştirmeye ikna edilmiştir. Bu da Tehran’da United States’in anlaşmadaki kendi payını yerine getirme konusunda ciddi olabileceğine dair herhangi bir inancı yok eder.
Seyed Mohammad Marandi: Fakat bence dünya genelinde bu, Israel rejiminin ve Zionists’in küresel ekonomiyi bozma ve mahvetme girişiminin devamı olarak görülecek. Çünkü bu savaş Israel rejimi, Trump ve Netanyahu tarafından yürütüldü ve enerji krizi bunun sonucunda başladı.
Seyed Mohammad Marandi: Sonra, 39 günlük çatışmadan sonra ateşkes anlaşmasına vardıklarında, Israelis Beirut’u halı bombardımanına tuttu. Böylece o anlaşmayı mahvetti ve enerji krizinin devam etmesine neden oldu. Şimdi iki taraf, farklılıklar olmasına rağmen, bir anlaşmaya yakınken, Beirut’a bu saldırıyı düzenleyip o kırmızı çizgiyi aşarak Israel rejimi bu krizi daha da uzatıyor.
Seyed Mohammad Marandi: Dünyanın dört bir yanındaki insanların, hem soykırımcı olan hem de dünyanın dört bir yanındaki insanların hayatını mahveden bu rejime giderek daha fazla öfkeleneceğini düşünüyorum. Bunun sıradan Americans arasında da gözden kaçmayacağını düşünüyorum.
Anlaşmayı Kim Sabote Ediyor?
Sunucu: Evet. Şimdi Beirut’taki yıkımın görüntülerini izliyorum. Bu, Israelis’in Lebanon’ın başkentini vurması için ilginç bir zaman; United States ve Iran’ın bu mutabakat zaptını imzalaması beklenen günle aynı gün.
Sunucu: Fakat bu her zaman şu soruyu doğuruyor: Kim kimi etkiliyor? Sık sık duyuyorum, United States’in Israel’i kontrol ettiği söyleniyor. Başkaları ise Israel’in United States üzerinde aşırı etkisi olduğuna işaret ediyor.
Sunucu: Fakat bunu sabote etmek isteyen çok sayıda aktör varsa, bir anlaşmayı hayata geçirmek mümkün mü? Anladığım kadarıyla sadece United States’te değil, Iran’da da önemli ölçüde şahinler var. Ama bence burada Israel kesinlikle en problemli aktör olurdu, çünkü hepsi şahin gibi görünüyor. Gerçek bir anlaşmaya ulaşmak için aşılması gereken çok büyük bir mayın tarlası olduğunu düşünüyor musunuz?
Seyed Mohammad Marandi: Iran ile Israel’i ve United States’i karşılaştırabileceğimizi sanmıyorum. Iran’da anlaşmaya eleştirel yaklaşanlar, anlaşmanın çerçevesi konusunda değil, uygulaması konusunda endişeli. Iran’ın varlıkları serbest bırakılırsa ve Israel rejimi Lebanon’a yönelik soykırım saldırılarını sona erdirmeye zorlanırsa, buradaki herkes tatmin olur. En azından başlıca siyasi fraksiyonlar, partiler ve genel kamuoyu.
Seyed Mohammad Marandi: Bölünme, bu metnin United States’in kendi payına düşeni yerine getireceğinden emin olmak için yeterli güvence içerip içermediği konusunda. Israel rejimi söz konusu olduğunda ise, bence o anlaşmayı mümkün olan her yolla mahvetmek istiyor.
Seyed Mohammad Marandi: United States’te de onlarla birlikte hareket eden, onlara hizalanmış Zionist lobby var; onlar da anlaşmayı mahvetmek istiyor. Anlaşma istemiyorlar. Savaş istiyorlar. Kriz istiyorlar. Netanyahu açısından ise bu tamamen siyasi hayatta kalma meselesi.
Seyed Mohammad Marandi: Ama söylediğim gibi, bunun rejime zarar verdiğini düşünüyorum. Trump’a zarar verdiğini düşünüyorum. United States hükümetine zarar veriyor; çünkü onları Israelis’e tabi gibi gösteriyor. Sıradan Americans’ı daha fazla öfkelendiriyor. Bunun rejime herhangi bir fayda sağladığını düşünmüyorum.
Seyed Mohammad Marandi: Genel olarak Israel rejiminin October 7’den bu yana çok akılsızca davrandığını düşünüyorum. Kendini imha yolunda ilerliyorlar. İmajlarını yok ettiler. Küresel kamuoyu yoklamalarına göre dünyadaki en nefret edilen varlık olduğunu biliyoruz.
Seyed Mohammad Marandi: Dünyanın dört bir yanındaki insanlar, onları dünya genelinde gördüğümüz ekonomik sıkıntılardan sorumlu görüyor. Uçuruma doğru adım adım ilerliyoruz. Farklı programlarda uzmanların gelip kırılma noktasının late June, early July, late July, bu dönem içinde bir zaman olacağını söylediğini gördük.
Seyed Mohammad Marandi: Bu anlaşma ne kadar gecikirse, ekonomik kriz o kadar kötüleşecek, o kadar derinleşecek ve etkisi o kadar uzun sürecek. Bu yüzden bunun Israel rejimi açısından akıllıca bir hamle olduğunu düşünmüyorum. Ama October 7’den bu yana soykırımcı olmanın yanında çok akılsız davrandılar.
Strait of Hormuz Meselesi
Sunucu: Anlaşmanın parçalarından biri, yine anladığım kadarıyla, Iranians’ın çok şey elde edeceği. US güçlerinin bölgede bazı sınırlamalarla karşılaşacağı, en azından United States’in kuvvetlerini artırmayacağı, şu anda orada bulunanları çekmek zorunda kalacağı söyleniyor.
Sunucu: Fakat Iran’ın Strait of Hormuz’u açması gerektiği ya da açacağı öne sürülüyor. Bu çok belirsiz bir ifade, çünkü bu tam olarak ne anlama geliyor? Eski statükoya dönüş yok. Bence Iranian foreign minister bunu çok net ortaya koydu. Aynı zamanda Iran, Strait of Hormuz’u aslında hiç kapatmadığını da söylüyor. Ama elbette kısıtlamalar var.
Sunucu: Bu mutabakat zaptında Strait of Hormuz’a ne olacağı konusunda ne var? Sanırım burada belirsizlikler var; çünkü United States’in zafer ilan edemeyeceği herhangi bir anlaşmayı imzalaması çok zor. Metin, özellikle Hormuz gibi konularda net olacak mı?
Seyed Mohammad Marandi: Yine söyleyeyim, nihai metin yok ve işler değişebilir. Israel saldırısı nedeniyle yakın zamanda bir anlaşma olmayabilir. Ayrıca anlaşmanın, yani bu metnin imzalanması muhtemelen bugün zaten gerçekleşmeyecekti; çünkü Iranians’ın çözülmesi gerektiğini düşündüğü bir dizi mesele var.
Seyed Mohammad Marandi: Söylediğim gibi, bunlar şu anda Iran’da tartışılan meselelerden biri. Güvencelerle ilgili meseleler. United States gerçekten Iran’ın çalınmış varlıklarını serbest bırakacak mı? United States kuvvetlerini geri çekecek mi? Bunun gerçekleşmesini sağlamak için anlaşmada hangi güvenceler var?
Seyed Mohammad Marandi: Elbette karşı argüman şu: Iran Strait of Hormuz’u kontrol ediyor. Ama bu bile tartışmaya açık. Yine de bence bu özel konuda müzakerecilerin daha güçlü bir argümanı var. Müzakereciler, Strait of Hormuz’daki ticareti kontrol edeceğiz diyor. Anlaşmayı eleştirenler bunun anlaşmada olmadığını söylüyor. Müzakereciler ise bunun anlaşmada olmasına gerek yok diyor.
Seyed Mohammad Marandi: Bu bizim egemenlik hakkımız ve biz ücret uygulayacağız, boğazı kontrol edeceğiz; fakat sıradan deniz taşımacılığının normal biçimde geçmesine izin vereceğiz. Zaten bizim istediğimiz de bu; Persian Gulf bölgesinde ticaretin ve işlerin büyümesini, bölgenin gelişmesini istiyoruz.
Seyed Mohammad Marandi: Buradaki tartışma, Strait of Hormuz’un kontrolüyle ilgili. Eleştirmenler, karşı taraf taahhütlerine uymazsa ne olacak diyor. Strait of Hormuz’u bir kez açtığımızda yeniden kapatmak zor olacak, siyasi olarak sorunlu olacak.
Seyed Mohammad Marandi: Ya Israelis evleri bombalamaya, insanları öldürmeye, aileleri katletmeye devam ederse ne olacak? O zaman Iran ne yapacak? Boğazı kapatacak mı, açık mı tutacak? Eğer açık tutarsa, Israelis daha fazla aile öldürecek, daha fazla insan katledecek, daha fazla kasaba ve köyü yok edecek. Argüman bu.
Seyed Mohammad Marandi: Fakat müzakereciler, gerektiğinde ticaret konusunda yapmamız gerekeni yapabilecek durumda olacağız diyor. Çünkü karşı taraf anlaşmayı uygularsa her şey normal ilerler. Eğer anlaşmayı uygulamazsa, o zaman boğazda yeniden kısıtlamalar getirilebilir.
JCPOA Deneyimi ve Bölgesel Sonuçlar
Sunucu: Evet. JCPOA ve diğer anlaşmalardan sonra Iran’da ciddi kaygılar olacağını tahmin ediyorum. Iran bu anlaşmaları yaptı, kendi şartlarını uyguladı, ama sonra United States’in bunları esasen görmezden geldiğini gördü. Eğer bu yalnızca bir kez olsaydı bir şey olurdu, ama tekrar eden bir tema gibi görünüyor.
Sunucu: Sanırım bu yüzden, United States’in bu Iranian fonlarını temelde bir başlangıç taahhüdü olarak serbest bırakacağı doğruysa biraz iyimserim; yani anlaşma çökerse en azından hata yapan taraf United States olmuş olacak. Bu nedenle temkinli iyimserlik için bir neden var.
Sunucu: Ama diyelim ki süreç ilerledi ya da nihai metin üzerinde anlaştılar ve kimse anlaşmayı sabote edemedi. Bu daha geniş bölge için ne anlama geliyor? Çünkü son 47 yılda bütün bölge büyük ölçüde United States’in Gulf States ve Israel ile kurduğu ittifak sistemleriyle şekillendi; amaç Iran’ı çevrelemek, ideal olarak zamanla zayıflatmak ve çökertmekti. Bu bölgeyi nasıl değiştirecek? Eğer bu anlaşma gerçekleşirse, bunu Iranian zaferi olarak yorumlamamak zor görünüyor. Bütün bunlar ne anlama geliyor?
Seyed Mohammad Marandi: Diyelim ki Iran karşılık veriyor ve bir süre sonra iki taraf, yani United States ve Iran, bir anlaşmaya varıyor ve bunu bir hafta sonra, birkaç hafta sonra ya da ne zaman olursa uygulamaya başlıyor. Bence bu bölge için bir dönüm noktası olur. Ama anlaşma olmasa bile hâlâ bunun bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Fakat anlaşma olursa bu kendi başına sembolik bir dönüm noktası olur.
Seyed Mohammad Marandi: United States yenilgiyi resmen kabul etmek zorunda kalmış olur. Iranian tarafında teslimiyet olmayan herhangi bir Iran anlaşması, United States için yenilgidir. Bence böyle hatırlanacaktır.
Seyed Mohammad Marandi: Iranians şu anda kendileriyle Persian Gulf ülkeleri arasındaki ilişkiyi değiştirmeye çalışıyor. Bu ülkeler savaşta açıkça suç ortağıydı ve Iranians çok öfkeli. Sonuçta birçok insan öldü. Fakat Iran-Oman modeli ve Iran-Iraq modeli, Iran’ın genişletmek istediği bir şey.
Seyed Mohammad Marandi: Bu yüzden Iran bire bir müzakereler yürütüyor. Bence bu ülkelerden bazıları daha fazla, bazıları daha az olmak üzere şunu anlamaya başlıyor: United States onları korumuyor. United States, onların topraklarını kullanarak son birkaç ayda ülkelerini birçok şekilde mahvetti. Elbette onlar da suç ortağıydı. Hepsi bundan yanaydı.
Seyed Mohammad Marandi: Ancak işler kötüye gidince ve Americans onları korumayınca ya da koruyamayınca, bunun ileriye dönük yol olmadığını fark etmeye başladılar. Iranians’ın yapmak istediği şey, bu ülkeleri United States’ten uzaklaşmaya ikna etmek ve Greater Israel project karşısında daha fazla korku duymalarını sağlamak.
Seyed Mohammad Marandi: Bu nedenle bir anlaşmanın buna katkı sunacağını düşünüyorum. Çünkü United States, bölge üzerindeki hegemonyasını eskisi gibi sürdüremediğini gösterdi. Bu büyük bir dönüm noktası. Ama yine söylüyorum, anlaşma olmasa bile bence hâlâ o yöne gidiyoruz.
Trump’ın Tehditleri ve West’in Tavrı
Sunucu: Evet. Burada akışta bazı haberler görüyorum; American media’da, CNN gibi mecralarda, Trump’ın söylediğine rağmen bugün bir anlaşma imzalanmayacağı ileri sürülüyor. Yine, CNN’i gerçekliğin kanıtı olarak kullanmıyorum. Ama sizin de söylediğiniz gibi, her şey hâlâ havada görünüyor. Nihai metin üzerinde anlaşılmamış.
Sunucu: Bu sabah erken saatlerde Trump’ın bir tweet attığını gördüm. Tweet’in son cümlesinin ne olduğunu unuttum. Eğer Iran anlaşmayı imzalamazsa nihai çözümü ya da yanıtı vaat ediyordu. Yani kulağa temelde nükleer tehdit gibi geliyordu.
Seyed Mohammad Marandi: Şu anda da bir şey tweet atıp atmadığını bilmiyorum; ama dün tweet attı. Çok uzun bir tweet’i vardı ve temelde bu bir nükleer tehditti. Bu artık normalleşiyor ve yalnızca West’in ne kadar anormal hale geldiğini gösteriyor.
Seyed Mohammad Marandi: Çünkü Trump birçok kez nükleer silah kullanmaya ima etti. Daha önce Iran’ı yok etmekten, taş devrine döndürmekten ve medeniyetini silmekten söz etti. Bunu birçok kez söyledi. Fakat Europe’ta herhangi bir parlamentonun bunu kınadığını görmüyorsunuz. Herhangi bir hükümetin kınadığını görmüyorsunuz. Medyanın kınadığını görmüyorsunuz. Önemli gazetecilerin kınadığını görmüyorsunuz.
Seyed Mohammad Marandi: American journalists, Canadian journalists, Australian journalists, New Zealanders; hiçbir kınama görmüyorsunuz. Oysa insanlık tarihinin en büyük holocaust’unu gerçekleştirmekle tehdit ediyor. European Parliament’ın ya da British Parliament’ın bir şey söylediğini görmüyorsunuz.
Seyed Mohammad Marandi: Iran açısından bu, West’in nerede durduğunun bir işareti. Bu, Iran’daki liberal anlatıyı gerçekten mahvetti. Bildiğiniz gibi, Iran’a gittiniz; Iran’da elitler arasında, özellikle liberaller arasında, Iran’ın West ile ilişkisi, West ile ilişkiyi güçlendirme ve Russia, China, BRICS ülkeleri, Shanghai Cooperation Organization ve benzeri yapıları West’in önüne koymama konusunda her zaman bir karşı anlatı vardı.
Seyed Mohammad Marandi: Fakat Trump’ın eylemleri, savaş, West’in savaşa desteği, geçen yıl dün başlayan geçen yılki savaş dahil iki savaş ve West’in iki savaşı da nasıl desteklediği, Iran’ın barışçıl nükleer programına yönelik saldırıları kınamayı reddetmeleri; bütün bunlar ve Trump’ın tehditleri bir araya geldiğinde, West’te hiç kimsenin, solun, sağın, liberallerin, ana akımın hiçbirinin onu kınamaması Iran’ı başka yere bakmamız gerektiğine ikna etti.
Seyed Mohammad Marandi: Liberaller her zaman azınlıktı, ama Iran’da kayda değer bir azınlıktılar; etkili bir azınlık, hatta orantısız ölçüde etkili bir azınlık. Çünkü çoğu zaman daha varlıklı sınıflardan geliyorlar. Iran’da birçok varlıklı insan o fikri, o belirli düşünce tarzını destekliyor.
Seyed Mohammad Marandi: Fakat bütün bu olaylar, kullanılan dil ve West’teki elitler arasında bu dile yönelik herhangi bir öfkenin olmaması, Iran’da birçok insanın West hakkında düşünme biçimini gerçekten değiştirdi.
Sunucu: Sorun Iran’ın ötesinde de var. June war sırasında German chancellor çıkıp Israel’in bizim için kirli işlerimizi yaptığını söylemişti. Yine bu da...
Sunucu: Evet, bu arada Trump’ın dün gece gönderdiği tweet’i burada görüyorum. Şöyle yazmış: Umarım bu süreç, yani müzakereler, hızlı, kolay ve sorunsuz biçimde sonuçlanır; olmazsa nihai alternatifimiz var, umarım bir daha asla kullanılmak zorunda kalmaz.
Sunucu: Evet, bir miktar makul inkâr payı var, ama bence bu, Iran’ın temelde US taleplerine teslim olmaması halinde Iran’a yönelik nükleer savaş tehdidinden başka bir şey olarak okunamaz. Bu oldukça olağanüstü.
Sunucu: Ukraine war sırasında yapılan türden şeylere de bakarsanız, bence political West bir şey kaybetti. Yani bundan önce bir ahlak feneri olduğunu iddia etmiyorum, ama artık çok açık hale geldi. Eskiden her şey liberal bir örtüyle kaplanıyordu. En azından ülkelerin liderleriyle savaştığımızı, yalnızca Gaddafi, Saddam Hussein gibi kişilerin peşinden gittiğimizi ve artık ülkelerle değil görünüşte sadece liderleriyle savaştığımızı iddia ediyorduk.
Sunucu: Ayrıca bütün bunlar, insanlığa, human rights’a ya da demokrasiye hizmet etmek gibi sözde daha yüksek bir hedef altında yapılıyordu. Ama şimdi, sizin söylediğiniz gibi, bütün medeniyetlerin yok edilmesinden söz edildiğinde artık bir numara kalmıyor. Dürüstlüğün en azından ortaya çıkmış olmasına sevinmeli miyim, yoksa numaranın bırakılmış olmasından biraz korkmalı mıyım, emin değilim. Biraz karanlık bir yola gidiyoruz.
Sürecin Nereye Gideceği
Sunucu: Ama bunu söyledikten sonra son bir soru. Ne bekliyorsunuz? Iranian politics’i, United States’i, bütün bunları çok uzun zamandır takip ediyorsunuz. Tehran’dasınız da. Nabzı tutuyor gibisiniz. Bu nereye gidiyor? Biraz iyimser misiniz, yoksa savaşa dönüş olacağını mı düşünüyorsunuz?
Seyed Mohammad Marandi: Bence oldukça muhtemel biçimde, en azından sınırlı bir savaş olabilir. Çünkü Iran muhtemelen Israel rejimine karşılık verecek.
Sunucu: Beirut’u kastediyorsunuz.
Seyed Mohammad Marandi: Evet, evet. Çünkü soykırım artık çok fazla. İnsanlar Lebanon genelinde ailelerin her gün katledildiğini görüyor. Her gün onlarca insan Israelis tarafından öldürülüyor ve West’in bununla ilgili hiçbir sorunu yok. Western media her zamanki gibi başka tarafa bakıyor.
Seyed Mohammad Marandi: Bu yüzden Iranians, bunun böyle sürmesine izin veremeyiz diyor. Bence Iran’dan bir yanıt gelecek. Yine, hiçbir fikrim yok. Kimseyle konuşmadım. Bilgi sahibi değilim. Fakat önümüzdeki günlerde bir anlaşma olmayacağını düşünüyorum. Sizin de işaret ettiğiniz gibi, görünüşe göre bunun böyle olacağını gösteren bir şey ortaya çıktı.
Seyed Mohammad Marandi: Bilmiyorum. Doğam gereği kötümser bir insan değilim, sanırım. Ama bu... Asıl soru şu: Kararları kim veriyor? Trump mı, Netanyahu mu? Elbette birey olarak Netanyahu o kadar önemli değil. Önemli olan, Netanyahu’nun bu kararları almasına izin veren arkasındaki insanlar.
Seyed Mohammad Marandi: Yine, Trump buna karşıysa, o zaman güçsüz görünüyor. Destekliyorsa, dürüst davranmıyor. Pozisyonunu değiştiriyorsa, yine işe yaramaz. Dolayısıyla bunların hiçbiri bir anlaşma için iyi olmayacak. Bunu geciktirecek ve durumu yalnızca daha zor hale getirecek.
Seyed Mohammad Marandi: Eğer Iranian müzakereci olsaydım, metne ilişkin yeni taleplerde bulunurdum; Israel rejiminin bu tür şeyleri yapmaya devam edememesini sağlamak için.
Sunucu: Kısacası, Israel’in Beirut’a saldırısının bütün United States-Iran anlaşmasını şimdilik raydan çıkarabileceğini düşünüyorsunuz.
Seyed Mohammad Marandi: Bence çıkaracak. Bence zaten geri itti ve önümüzdeki saatler ile günlerdeki olaylara bağlı olarak daha da geri itilebilir. Tamamen raydan çıkabileceğini de dışlamıyorum.
Seyed Mohammad Marandi: Fakat en azından şimdilik söyleyebileceğim şu: Bana göre bir süre ertelenecek. Bu aslında büyük bir şey; çünkü ekonomik kriz büyürken her gün, kelimenin tam anlamıyla her saat önem taşıyor. Benim düşüncem bu.
Sunucu: Muhtemelen haklısınız. Sanırım günün sonunda öğreneceğiz. Her neyse, Sunday öğleden sonrasında programıma uyum sağladığınız için teşekkür ederim. Bunu takdir ediyorum.
Seyed Mohammad Marandi: Memnuniyetle, Glenn. Beni ağırladığınız için teşekkür ederim.