Judge Napolitano - Judging Freedom

Kimliği Belirtilmeyen Konuk: “United States ile Iran Arasında Barış Değil, Ancak Görece Ateşkes Olabilir”

İngilizce yapılan bu podcast bölümünde, Sunucu ile adı belirtilmeyen Konuk, United States ile Iran arasında gündeme gelen mutabakatın geleceğini, ateşkes ihtimalini, Israel’in rolünü ve Donald Trump yönetiminin güvenilirliğini tartıştı. Konuk, yazılı anlaşmaların mevcut koşullarda sınırlı anlam taşıdığını savunurken, tarafların asıl hedefinin kalıcı barıştan çok çatışmaların geçici biçimde durması olduğunu belirtti.

Mutabakatın Geleceği

Sunucu, görüşmeye “Mutabakat zaptı çözülüyor mu?” sorusuyla başladı. Konuk, bu soruya temkinli ancak oldukça eleştirel bir yanıt verdi. Ona göre yazılı metinlerin mevcut bağlamda çok fazla değeri yoktu. “Yazıya dökülen herhangi bir şeyin pek anlamı yok,” diyen Konuk, United States’in her halükarda sözünü tutmadığını savundu.

Konuk, sürecin şeffaflıktan uzak yürüdüğünü söyledi. “Her şey temelde gözlerden saklanıyor ya da inkâr ediliyor,” şeklinde konuşan Konuk, Israel’in de herhangi bir anlayışı veya uzlaşıyı zayıflatmak için çalıştığını öne sürdü. Bu nedenle, mevcut şartlarda United States tarafından Iran ile gerçek anlamda bir barış yapılmasının beklenmemesi gerektiğini ifade etti.

Ancak Konuk, bunun çatışmaların tamamen kontrolsüz biçimde süreceği anlamına gelmediğini de belirtti. Ona göre taraflar arasında kalıcı bir barıştan ziyade “görece bir ateşkes” mümkün olabilir. Konuk, “United States tarafından Iran ile bir barış yapılmayacak; ama görece bir ateşkes olabilir,” diyerek mevcut beklentisini özetledi.

Petrol Fiyatları, Ara Seçimler ve Trump

Konuk, ateşkesin tutma ihtimalini iç politika dinamikleriyle ilişkilendirdi. Son birkaç günde çatışmaların yeniden başlaması ve petrol fiyatlarının yükselmesi halinde Trump’ın ve Cumhuriyetçi Parti’nin onay oranlarının düştüğünü söyledi. Bu nedenle, yaklaşan ara seçimler bağlamında açık savaşın Cumhuriyetçiler veya Trump için olumlu bir tablo yaratmadığını savundu.

“Her ateş yeniden başladığında ve petrol fiyatları yükseldiğinde, Trump’ın onay oranı ve Cumhuriyetçi Parti’nin onay oranı düşüyor,” diyen Konuk, bu siyasi maliyetin Beyaz Saray tarafından bilindiğini belirtti. Ona göre Trump ve Cumhuriyetçiler, bu yüzden açık bir savaşı tercih etmiyor.

Konuk, müzakere metninin ayrıntılarından ziyade United States’in bölgedeki varlığının temel mesele olduğunu savundu. “Bütün bunlara dair görüşüm şuydu ve hâlâ öyle: Sadece eve dönün,” diyen Konuk, sorunun çözümünün United States’in bölgeden çekilmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti.

Iran’ın Tutumu

Sunucu daha sonra Iran’ın tutumunu sordu. Trump’ın Iran’a “mafya patronu gibi” tehditler yönelttiğini söyleyen Sunucu, böyle bir ortamda Iran’ın United States ile nasıl müzakere edebileceğini gündeme getirdi.

Konuk, Iran’ın aslında klasik anlamda müzakere etmediğini söyledi. Ona göre Iran yönetimi Trump’ın sözlerine güvenmiyor. “Trump’ın söylediği hiçbir şeye inanmıyorlar,” diyen Konuk, bu güvensizliğin yalnızca Trump’ın üslubundan kaynaklanmadığını, aynı zamanda onun her konuştuğunda yalan söylediğine inandıklarını belirtti.

Konuk, Iran’ın Trump konusunda ikna edilmeye ihtiyacı olmadığını da ekledi. Iran’ın Trump’ın sözlerine itibar etmediğini, buna rağmen çatışmaların durmasını istediğini söyledi. Konuk, “Sözlere herhangi bir güven atfetmiyorlar; ama mümkünse ateşin durmasını gerçekten istiyorlar,” şeklinde değerlendirdi.

Boğaz, Petrol Sevkiyatı ve Bölgeden Çekilme

Konuk, Iran’ın Strait’in yeniden açılmasını istediğini de belirtti. Bunun nedeni petrol sevkiyatının devam etmesiydi. Ona göre Iran’ın temel talebi, petrol akışının sürmesi ve United States’in bölgeden ayrılmasıydı.

“Oil shipments’ın geçebilmesi için Strait’in yeniden açılmasını istiyorlar,” diyen Konuk, Iran’ın asıl beklentisinin United States’in kendi bölgesinden çıkması olduğunu vurguladı. Bu değerlendirme, Konuk’un çatışmayı yalnızca diplomatik bir anlaşmazlık olarak değil, bölgesel askeri varlık meselesi olarak gördüğünü ortaya koydu.

Ateşkesin Mantığı

Konuk’a göre tarafların hesap yaptığı nokta, karşılıklı güven değil, karşılıklı caydırıcılıktı. Iran’ın Trump yönetimine güvenerek tek taraflı adımlar atmadığını söyledi. Tam tersine, olası bir ateşkesin “ateş ederseniz karşılık veririz” mantığına dayandığını belirtti.

“İyi, bir ateşkesimiz var. Siz ateş ederseniz biz de karşılık veririz,” diyen Konuk, tarafların herhangi bir iyi niyet varsayımıyla hareket etmediğini ifade etti. Bu nedenle mevcut düzenlemenin kırılgan ama yine de geçici çatışmasızlık üretebilecek bir yapı olduğunu savundu.

Konuk, Beyaz Saray liderliğinin de mümkünse çatışmaların durmasını istediğini düşündüğünü söyledi. Ancak bu isteğin güvenilir, tutarlı veya ilkeli bir diplomasiye dayandığını savunmadı. Ona göre taraflar daha çok siyasi maliyetleri ve askeri karşılık risklerini hesaplıyor.

Lebanon Meselesi ve Israel

Konuk, anlaşmanın bir parçası olarak Israel’in Lebanon’a yönelik işgalini durdurmasının beklendiğini söyledi. Ancak United States’in bu konuda tutarsız açıklamalar yaptığını belirtti. Bazen bunun anlaşmanın parçası olduğunu kabul ettiğini, bazen ise reddettiğini söyledi.

“Israel’in Lebanon işgalini durdurması gerekiyor. Bu anlaşmanın bir parçası,” diyen Konuk, United States’in bu konuda bir gün “evet” bir gün “hayır” dediğini savundu. Bu tutarsızlık, ona göre sürecin ciddiyetini zedeliyordu.

Konuk, duyulan açıklamaların ciddi sözler olmadığını söyledi. “Duyduğumuz şeyler ciddi sözler değil,” şeklinde konuşan Konuk, mevcut aktörlerin de bu anlamda ciddi insanlar olmadığını savundu. Bu ifadeyle özellikle Trump ve ekibini hedef aldı.

Trump Yönetimine Güvensizlik

Konuk, Trump ve çevresindeki ekiple yürütülen süreçte kelimelerin bağlayıcı bir değer taşımadığını ileri sürdü. Ona göre Trump yönetimi için sözlerin önemi yoktu; bu nedenle yapılan açıklamalar, anlaşmalar ve beyanlar tutarlı bir politika üretmiyordu.

“Trump ve grubuyla, sözlerin onlar için anlam taşıdığı bir durumda değiliz,” diyen Konuk, bütün anlaşmaların ve açıklamaların bu nedenle “tutarsız” göründüğünü ifade etti. Sürecin tamamen dağınık ve anlaşılması güç olduğunu söyledi.

Konuk’un genel değerlendirmesine göre sorun yalnızca belirli bir mutabakat metninin çözülüp çözülmemesi değildi. Daha temel mesele, United States’in verdiği sözlere güvenilmemesi, Israel’in uzlaşı ihtimalini baltaladığı iddiası, Iran’ın karşılıklı güven yerine karşılık verme kapasitesiyle hareket etmesi ve Trump yönetiminin iç siyasi baskılar nedeniyle açık savaştan kaçınmasıydı.

Mutabakat, Ateşkes ve Savaş Riski

Sunucu: Mutabakat zaptı çözülüyor mu?

Konuk: Şey, yazıya dökülen herhangi bir şeyin pek anlamı yok, diyelim. United States her halükârda sözünü tutmuyor. Her şey temelde gözlerden saklanıyor ya da inkâr ediliyor. Israel herhangi bir anlayışı baltalamak için elinden geleni yapıyor. Ama mesele şu: United States tarafından Iran ile bir barış yapılmayacak; fakat görece bir ateşkes olabilir.

Konuk: Ben hâlâ bunun tutmasının muhtemel olduğunu düşünüyorum. Çünkü son birkaç günde olduğu gibi, ne zaman çatışmalar yeniden başlasa ve petrol fiyatları yükselse, Trump’ın onay oranı ve Cumhuriyetçi Parti’nin onay oranı düşüyor. Ara seçimler yaklaşırken bunun Cumhuriyetçiler ya da Trump için mutlu bir tablo olduğunu sanmıyorum. Bunun tamamen farkındalar.

Konuk: Bu yüzden açık bir savaş istediklerini sanmıyorum. Ne müzakere ettiklerinin önemli olduğunu da sanmıyorum. Bütün bunlara ilişkin görüşüm şuydu ve hâlâ öyle: Sadece eve dönün.

Sunucu: Evet.

Konuk: Bu iş yoluna girer, çünkü Iran, petrol sevkiyatlarının geçebilmesi için Strait’in yeniden açılmasını istiyor. Onlar sadece United States’in kendi bölgelerinden çıkmasını istiyor.

Iran’ın Trump’a Bakışı

Sunucu: Iran’ın tutumu ne? Yani Trump onları bir mafya patronu gibi tehdit ederken United States ile nasıl müzakere edebilirler?

Konuk: Aslında Trump’ın söylediği hiçbir şeye inanmadıkları anlamda gerçekten müzakere etmiyorlar. Mesele sadece onun bir gangster gibi müzakere etmesi değil; her konuştuğunda yalan söylüyor. Onlar da bunu biliyor. Bu konuda ikna edilmeye ihtiyaçları yok.

Konuk: Bu yüzden sözlere herhangi bir güven atfetmiyorlar; ama mümkünse ateşin durmasını gerçekten istiyorlar. Bence Beyaz Saray liderliği de mümkünse bunu istiyor. Hesaplarını bunun üzerine kuruyorlar.

Konuk: Başka bir deyişle, güven temelinde geri çekilmiyorlar ya da sonra pişman olacakları herhangi bir tek taraflı adım atmıyorlar. Temelde şunu söylüyorlar: “Tamam. Bir ateşkesimiz var. Siz ateş ederseniz biz de karşılık veririz.”

Lebanon ve Tutarsız Açıklamalar

Konuk: Israel’in Lebanon işgalini durdurması gerekiyor. Bu anlaşmanın bir parçası. United States bazen “Evet, öyle” diyor, bazen de “Hayır, değil” diyor.

Konuk: Duyduğumuz şeyler ciddi sözler değil. Bu anlamda bunlar ciddi insanlar da değil. Ne yazık ki Trump ve grubuyla, sözlerin onlar için anlam taşıdığı bir durumda değiliz.

Konuk: Bu yüzden bütün bu anlaşmalar, bütün bu açıklamalar tutarsız; çünkü şu anda bizim sürecimiz tamamen tutarsız.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol