Glenn Diesen

Eski Büyükelçi Chas Freeman: “Strait of Hormuz Fiilen Kapalı, Bölgesel Düzen Değişiyor”

Eski ABD’nin Saudi Arabia Büyükelçisi ve eski Assistant Secretary of Defense Chas Freeman, Glenn’in podcastinde Iran, United States, Israel, Strait of Hormuz (Hürmüz Boğazı), Lebanon ve bölgesel güvenlik düzeni üzerine konuştu. Bölümde Freeman, Trump yönetiminin Iran’la savaşı sürdürdüğünü, Strait of Hormuz üzerindeki krizin enerji piyasaları ve bölgedeki ABD üsleri açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu savundu.

Strait of Hormuz ve Çöken Müzakere Çerçevesi

Glenn, Donald Trump’ın Truth Social’da Strait of Hormuz’un “açık” olduğunu ve ABD’nin Iranian gemilerine yönelik ablukayı yeniden tesis edeceğini yazdığını belirterek söze başladı. Trump’ın ayrıca ABD’nin bundan sonra “Hormuz Strait’in koruyucusu” olarak bilineceğini söylediğini aktardı.

Freeman ise bu açıklamanın sahadaki durumu yansıtmadığını savundu. Ona göre Iran, Strait of Hormuz üzerinde fiili kontrol sağlamıştı ve United States da ablukasıyla bunu dolaylı biçimde pekiştirmişti. Freeman, taraflar arasında imzalanan “memorandum of misunderstanding”in Iran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü fiilen kabul ettiğini ve 60 gün boyunca trafiğin açılmasını Iran’ın düzenlemesine bıraktığını söyledi.

"Bu, bir müzakere çerçevesiydi ve hemen çöktü," diyen Chas Freeman, "çünkü United States, Iran’ın Strait of Hormuz üzerindeki kontrolünü kabullenmiş değildi" şeklinde belirtti.

Freeman’a göre bu 60 günlük dönemde Lebanon ateşkesi, dondurulmuş bazı Iranian varlıklarının serbest bırakılması ve daha sonra nükleer program konusunda bir anlayışa varılması bekleniyordu. Ancak kendisi, 60 günün üç haftasının geçtiğini ve “tek bir şeyin bile başarılmadığını” söyledi. Freeman, United States’ın Oman kıyısı açıklarındaki sığ sularda Iran kontrolü dışında ikinci bir rota açmaya çalıştığını, transponderleri kapalı gemilerin bu rotadan geçmeye çalıştığını, Iran’ın da bu gemilere ateş ederek rotayı onaylamadığını gösterdiğini anlattı. Bunun Amerikan misillemelerine yol açtığını ve sürecin tamamen dağıldığını savundu.

Freeman, bundan sonra ortaya çıkacak modeli “süreğen çatışma” olarak tanımladı: United States, gücü yettiği sürece Iran’ın Strait of Hormuz üzerindeki kontrolüne itiraz edecek; Iran ise bu kontrolü savunacak. Bunun dönemsel ateş teatisi ve sonunda tırmanma getireceğini söyledi.

Savaşın Sürdürülebilirliği ve Enerji Riski

Freeman, Iran’ın şu anda Israel’e yeniden saldırmaktan kaçındığını, çünkü bunun Prime Minister Benjamin Netanyahu’nun istediği bir sonucu doğurabileceğini düşündüğünü ifade etti. Buna karşılık Iran’ın bölgede kalan ABD üslerini hedef aldığını söyledi. Kuwait, Bahrain ve Jordan’daki üsleri; ayrıca Qatar’daki Al Udeid air base’i örnek gösterdi. Freeman’a göre saldırılar radarlar, destek ekipmanları ve mühimmat depoları üzerinde yoğunlaştı. Kuwait örneğinde Iran’ın bazı uzun menzilli obüsleri devre dışı bıraktığını iddia ettiğini de aktardı.

Freeman, bu yıpratma savaşında Iran’ın avantajlı olduğunu savundu. Bunun birinci nedeni coğrafya: Iran kendi bölgesinde savaşıyor, United States ise anavatanından 9 bin mil uzakta güç yansıtıyor. İkinci neden ise silah üretim temposu. Freeman’a göre American füze önleyicilerinin üretimi iki yıl veya daha uzun sürebilirken, Iran daha hızlı biçimde füze ve drone üretebiliyor.

"Donald Trump, Israel’le birlikte akılsızca başlattığı savaşın devamını seçti," diyen Chas Freeman, "ama dünya ekonomisi ve Amerikan ekonomisi Strait’in kapanmasının yükünü hissederken bunu ne kadar sürdürebileceği gerçek bir soru" diye açıkladı.

Freeman, petrol stoklarının azaldığını, yeterince yenilenmediğini ve özellikle United States’ta “sour crude” kıtlığı riskinin jet yakıtı ve dizel üretimini durdurabileceğini söyledi. Bunun iç ulaşım sistemi için ciddi sonuçlar yaratacağını belirtti. Trump’ın boğazın açık olduğu iddiasına karşı, Freeman’a göre boğaz “fiilen kapalı”; ABD ablukayı yeniden başlattıysa, boğaz hem Iran hem de United States tarafından iki uçtan kapatılmış durumda.

Washington’ın Stratejisi ve Iran’ın Seçenekleri

Glenn, Washington’da Iran’ın pasif kalacağı ve tırmanma kontrolünü United States’a bırakacağı varsayımının tehlikeli olabileceğini söyledi. Iran’ın tankerleri, üsleri veya ekonomik varlıkları hedef alma kapasitesine sahip olduğunu belirtti. Freeman ise mevcut durumda müzakerelerin yeniden başlaması için temel görmediğini ifade etti.

Freeman’a göre Trump yönetiminin “Iran’ı müzakere masasına getirmekten” kastı, Iran’ın teslimiyet belgesi imzalaması. Bunun gerçekleşmeyeceğini savundu. Iran’ın Gulf of Oman ve Arabian Sea’de bekleyen gemilere ateş açmak, Israel’e saldırıları yeniden tırmandırmak ve bölgedeki ABD varlıklarına baskıyı artırmak gibi seçenekleri olduğunu söyledi.

"Trump yönetiminin Iran’ı müzakere masasına getirmekten kastı, Iran’ı teslimiyet ya da kapitülasyon belgesi imzalamaya getirmektir," diyen Freeman, "bu kesinlikle olmayacak" şeklinde vurguladı.

Freeman, iki tarafın da diğerine “nakavt darbesi” vuramayacağını, aynı şekilde iki tarafın da karşı tarafın Strait of Hormuz’daki trafiğe müdahale etmesini engelleyemeyeceğini söyledi. Ona göre bu, nefesini daha uzun tutanın kazanacağı bir mücadeleye benziyor ve bu konuda Iran daha avantajlı.

Nuclear Program Tartışması

Glenn, Iran’ın neden nükleer silah edinmek yerine “threshold state” konumunda kalmayı tercih edebileceğini sordu. Ona göre Iran, materyal ve bilgiye sahip olduğunu gösterip, gerekirse kısa sürede nükleer silah yapabileceği mesajını vererek caydırıcılık sağlayabilir; ancak doğrudan nükleer silah edinmek Saudi Arabia, Turkey ve diğer ülkeleri de aynı yola itebilir.

Freeman bu çerçeveyi doğru bulduğunu söyledi. Iran’ın Israel ve Pakistan gibi nükleer güçlerin arasında bulunduğunu; kendisine United States ve Israel gibi nükleer güçler tarafından saldırıldığını belirtti. Ayrıca Iran’da kitle imha silahlarına dini gerekçelerle en çok karşı çıkan liderlik kademesinin öldürüldüğünü, yeni veya revize edilmiş rejimin daha militarist ve milliyetçi bir karakter kazandığını savundu.

Freeman’a göre Iran’ın nükleer silah edinmesi Saudi Arabia, Turkey ve muhtemelen Egypt’i de benzer yönde hareket etmeye itebilir. Bu nedenle rasyonel seçenek nükleer kapasiteyi göstermek ama silahı açıkça üretmemek olabilir. Ancak Freeman, Iran’ın uğradığını düşündüğü saldırılar nedeniyle intikam duygusunun güçlendiğini ve bunun kararları etkileyebileceğini söyledi.

"Iran çok zor seçeneklerle karşı karşıya," diyen Chas Freeman, "ama bu seçenekler United States tarafından ve daha önce hem Israel hem United States tarafından ağır biçimde hırpalanmış olması gerçeğinden güçlü biçimde etkileniyor" değerlendirmesini yaptı.

Israel, Lebanon ve Hezbollah

Glenn, Israel’in barış arayışının önündeki başlıca engellerden biri olduğunu söyledi ve Israel’in amacının United States’ı yeniden savaşa çekmek mi, yoksa Iran meşgulken Hezbollah’ı hedef almak mı olduğunu sordu. Freeman, Israel’in birden fazla hedefi olduğunu belirtti.

Freeman’a göre Israel’in asgari hedefi, United States ile Iran arasında bir anlaşmayı engellemek ve savaşın Iran’a bölgede kazandırdığı rolün Washington tarafından kabul edilmesini önlemek. Daha geniş hedefin ise Iran’ı “greater Israel project” önündeki temel engel olmaktan çıkarmak olduğunu savundu.

Freeman, Israel’in Lebanon’a girdiğini ve southern Lebanon’ı önce yapıların yıkıldığı, nüfusun çıkarıldığı bir güvenlik bölgesi hâline getirerek, ardından sınırlarını genişleterek fiilen ilhak etmeye çalıştığını iddia etti. United States’ın Israel’i Beirut’u bombalama konusunda sınırladığını, ancak Lebanon’da “çok sert” bir savaş yürütüldüğünü söyledi. Hezbollah’ın yenilmediğini ve muhtemelen yenilmeyeceğini savundu.

Freeman ayrıca JD Vance’in memorandum çerçevesinde yaptığı şeyin, Marco Rubio’nun Lebanese government ile Israel arasında yaptığı ayrı mutabakatla bozulduğunu iddia etti. Bu mutabakatın Hezbollah’ı dışarıda bıraktığını, Lebanon’ın egemenliğini savunan taraf olarak Hezbollah’ı görmezden geldiğini söyledi. Lebanese government içindeki mezhepsel düzenlemeye de değindi; Nabih Berri’nin temsil ettiği Amal hareketinin Hezbollah’la hizalandığını ve bu anlaşmayı reddettiğini belirtti. Ona göre Lebanon’da iç savaş riski var, ancak taraflar Israel’i memnun etmemek için bundan kaçınıyor olabilir.

Turkey Neden Hedefte?

Glenn, Israel’de Turkey’ye yönelik düşmanlığın arttığını, bazı yorumlarda Turkey’nin artık Iran’dan daha büyük tehdit olarak görüldüğünü söyledi. Freeman bunun kısa vadeli bir savaş planından çok uzun vadeli stratejik vizyon olduğunu belirtti.

Freeman’a göre bunun ilk nedeni Israel devletinin kimliğinde Holocaust’un kurucu bir mit olarak işlev görmesi. Freeman, Holocaust’un gerçekleştiğini açıkça söyledi; “mit” derken, bunun ulusal kimliğin örgütleyici ilkesi hâline getirilmesini kastettiğini belirtti. Bu bakışta tüm dünyanın Jews’u öldürmek istediği fikrinin beslendiğini savundu. Böyle bir dünya görüşünde Turkey, Israel’e zarar verebilecek en önemli güçlerden biri olarak öne çıkıyor.

Freeman ikinci neden olarak Turkish kamuoyunu gösterdi. Turkish anketlerinde halkın yüzde 97’sinin Israel’e şiddetle karşı olduğunu iddia etti ve bunu Gaza’daki soykırım iddiası, yardım filolarındaki Turks’un öldürülmesi, Syria’daki Israel eylemleri ve bölgesel politikalarla ilişkilendirdi. Turkey’nin aynı zamanda Israel tehdidini Arab ülkeleriyle ilişkilerini yeniden kurmak için kullandığını savundu.

"Israel bütün bölgeyi kendisine düşman etmeyi başardı; Turkey de bunun dışında değil," diyen Chas Freeman, bunun yakın bir çatışma anlamına gelmediğini, ancak uzun vadeli stratejik algıyı yansıttığını ifade etti.

Israel’in Geleceği ve Bölgesel Yalnızlaşma

Glenn, Israel’in giderek yalnızlaştığını, Europe ve United States içinde bile ciddi bir tepkiyle karşılaştığını söyledi. Freeman, Israel’in geleceğinin artık çok zor bir soru olduğunu belirtti. Mevcut yolun devam etmesi hâlinde Israel’in ciddi tehlikede olduğunu savundu ve bunu 11. ve 12. yüzyıldaki Christian crusader kingdoms’ın yabancı desteklerini kaybettikten sonra çökmesine benzetti.

Freeman’a göre Israel, antisemitism nedeniyle değil, kendi davranışlarına verilen tepkiler nedeniyle uluslararası desteğini kaybetme riski yaşıyor. Israel’in Judaism değerlerini Zionism yerine benimsemesi hâlinde insanların onu destekleyeceğini savundu; mevcut çizgiyi ise Judaism’in çarpıtılmış bir versiyonu olarak nitelendirdi.

Freeman, Israel’in antisemitism suçlamasını yaygın biçimde kullanmasının ters etki yarattığını söyledi. Jewish olup Israel’i eleştirenlerin “self-hating Jews”, Jewish olmayan eleştirmenlerin ise “antisemite” olarak damgalandığını belirtti. Bunun dostları yabancılaştırdığını savundu.

Rahm Emanuel’in Israel’de yaptığı bir konuşmaya da değinen Freeman, Emanuel’in “23 Arab devletinin Israel’le ortak hareket etmesi, Palestinian sorununu çözmesi ve ilerlemesi” gerektiğini söylediğini aktardı. Freeman, Saudi Arabia’nın 1982 Fez ve 2002 Beirut girişimlerinde benzer bir teklif sunduğunu; King Abdullah döneminde Saudi Arabia’nın bu çerçevede Israel’le ilişkileri normalleştirmeyi ve Organization of Islamic Cooperation’ın 57 üyesini barışa dahil etmeyi taahhüt ettiğini hatırlattı.

Abraham Accords ve Yeni Güvenlik Düzeni

Son bölümde Glenn, eğer savaş biter ve United States bir noktada Iran’ın Strait of Hormuz üzerindeki kontrolünü kabul etmek zorunda kalırsa Arab devletlerinin de Washington’a bağımlılığı yeniden değerlendirebileceğini sordu. Freeman, Abraham Accords’un United States ve Israel tarafından Iran’a karşı bölgesel bir düzen inşa etme çabası olduğunu söyledi. Bahrain ve UAE’nin bu düzene dahil edilmesini, Iran’la tarihsel gerilimler, ekonomik bağlar ve toprak anlaşmazlıkları çerçevesinde değerlendirdi.

Freeman’a göre bu düzen artık “yaşam destek ünitesinde”. Persian Gulf Arab ülkeleri, United States’ın kendilerini Iran’a karşı savunmayacağını ve savunamayacağını öğrendi. Ayrıca kendi topraklarındaki ABD üslerinin American provokasyonlarına karşı Iran tarafından hedef alınması, bu ülkeleri Washington’ın tek taraflı politikalarına rehin hâle getiriyor.

"Yeni bir düzen gerçekten oluşma sürecinde," diyen Freeman, "bu düzen Persian Gulf’ta Amerikan üslerini içermeyecek" diye belirtti.

Freeman, Pakistan, Egypt, Saudi Arabia ve Turkey’den oluşan bir çekirdek grubun gelecekteki bölgesel güvenlik mimarisi için ortaya çıktığını söyledi. Bu yapının Iran’la ilişkisinin nasıl olacağının henüz net olmadığını, muhtemelen güç dengesi unsurları taşıyacağını belirtti. Ancak Abraham Accords’ta önerildiği gibi Israel’i kucaklayan bir düzen olmayacağını savundu. Ona göre bölge, United States, China, Russia, India veya başka bir dış patrona bağımlı olmayan, stratejik özerklik temelli yeni bir güvenlik düzenine doğru ilerliyor.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol