Sed Muhammad Marandi: “İran, Lebanon Çözülmeden Nükleer Anlaşmaya Gitmez”
İngilizce yayında Glenn, Tran University öğretim üyesi ve İran’ın nükleer müzakere ekibinin eski danışmanlarından Profesör Sed Muhammad Marandi ile İran, Lebanon, Strait of Hormuz, Israel ve bölgesel dengeleri konuştu. Marandi, mevcut krizin yalnızca askeri değil, enerji akışları, yaptırımlar, ABD-İran müzakereleri ve bölge ülkelerinin yönelimleri açısından da belirleyici olduğunu savundu.
Lebanon, MOU ve İran’ın baskı araçları
Glenn ilk olarak Lebanon’daki durumu gündeme getirdi. Memorandum of Understanding (mutabakat zaptı) olmasına rağmen öldürmelerin sürdüğünü, bunun Hezbollah’ı devre dışı bırakmaya dönük bir sıralama stratejisi olup olmadığını sordu. Marandi, kendi bildiği kadarıyla Israel’in Hezbollah üyelerini öldüremediğini, ancak bir aileyi hedef aldığını söyledi.
"Dün bir okul müdürü olan bir kadını, eşini ve yanlarındaki kişiyi öldürdüler," diyen Sed Muhammad Marandi, bunun "sıradan insanları sürekli öldürmeye dayalı Israel geleneğinin parçası" olduğunu ifade etti. Gaza’da da sözde ateşkese rağmen Filistinlilerin her gün öldürüldüğünü belirten Marandi, Batı ana akım medyasının, diplomatların ve elitlerin bunu önemsemediğini savundu.
Marandi’ye göre Lebanon’daki ateşkes genel olarak hâlâ yürürlükte, ancak Israel anlaşmayı hem sivilleri öldürerek hem de farklı bölgeleri bombalayarak ihlal ediyor. Buna rağmen önceki döneme kıyasla cephelerde daha düşük yoğunluklu bir tablo olduğunu söyledi. İran’ın ise Lebanon meselesi çözülmeden nükleer program konusunda müzakere etmeyeceğini belirtti.
Marandi, İran’ın ABD üzerinde üç temel baskı aracı bulunduğunu söyledi: nükleer program, Strait of Hormuz üzerindeki konumu ve savaş hazırlığı. Trump’ın bir anlaşma istediğini, fakat Lebanon çözülmeden anlaşma olmayacağını savundu. Ayrıca İran’a ait “çalınmış” varlıkların teslim edilmesi gerektiğini de söyledi.
Strait of Hormuz’dan geçen gemi sayısının dört-beş ay öncesine kıyasla “yaklaşık beşte iki ile üçte bir” seviyesinde olduğunu belirten Marandi, ikinci ayda trafiğin normale dönmesinin MOU’ya bağlı olduğunu söyledi. Ancak ABD’nin yükümlülüklerini yerine getirmediği durumda İran’ın bunu yapmak zorunda olmadığını savundu.
Strait of Hormuz ve enerji akışı
Glenn, ABD’nin İran’a kısmi yaptırım hafifletmesi önerdiğini ve bunun karşılığında İran’ın Strait of Hormuz’dan geçiş ücreti almamasını istediğini hatırlattı. Marandi, İran’ın yeniden müzakereyi kabul etmeyeceğini söyledi.
"İranlılar hiçbir yeniden müzakereyi kabul etmeyecek, hiç esnek olmayacaklar," diyen Marandi, mevcut MOU’nun İran açısından zaten yeterince esneklik içerdiğini savundu. Ona göre İran’daki cenaze törenleri de müzakerecilere ve silahlı kuvvetlere “halkın arkalarında olduğu” mesajını verdi.
Marandi, Strait of Hormuz meselesinin yalnızca ücretlerle ilgili olmadığını, aynı zamanda güvenlik meselesi olduğunu belirtti. İran’ın artık Israel’in ya da ABD askeri gemilerinin boğazı kullanmasını tolere etmeyeceğini söyledi. ABD donanmasının boğazı kullanamaması nedeniyle ikmal için daha fazla uçak kullanmak zorunda kaldığını, bunun da kendisine göre gemi kullanımından dört kat pahalıya mal olduğunu aktardı.
"Kontrol meselesi sadece finansal değil, güvenlik meselesidir," diyen Marandi, İran’a yönelik savaşın ağırlıklı olarak Persian Gulf bölgesinden başlatıldığını savundu. Israel uçaklarının İran’a saldırılarında ABD yakıtına ve havada yakıt ikmaline bağımlı olduğunu söyledi.
Glenn, Trump’ın MOU’yu kabul ederken ABD’nin “yalnızca dört haftalık petrolü kaldığını” söylediğini ve JD Vance’in de amacın petrol akışını yeniden başlatmak olduğunu belirtti. Marandi ise ABD’nin kendi koridorunu açarak anlaşmayı ihlal ettiğini savundu. Ona göre gemi sayısı arttı, özellikle petrol tankerleri daha fazla geçiyor, fakat iki büyük tankerin vurulması belirsizliği artırdı.
Marandi, eğer ABD Lebanon, Strait of Hormuz ve İranlı liderlere yönelik tehditler konusunda MOU’ya uysaydı, boğazdan günde 100’den fazla geminin geçebileceğini söyledi. Ancak ABD’nin İran varlıklarını serbest bırakmadığını ve anlaşmayı ihlal ettiğini savundu.
Savaş hazırlığı ve İran iç siyaseti
Marandi, İran’ın ateşkes ve MOU dönemini savaşa hazırlanmak için kullandığını söyledi. Persian Gulf’ta sıkışmış İran tankerlerinin anlaşmadan sonra Asya pazarlarına gittiğini, gemilerin İran limanlarına uğradığını belirtti. İran’ın askeri olarak savaşın başlangıcına göre daha hazırlıklı olduğunu ileri sürdü.
"İran bugün askeri bakımdan savaşın başına göre daha hazırlıklı," diyen Marandi, ülkenin daha gelişmiş füzeler ve insansız hava araçları ürettiğini, yeraltı füze ve drone şehirlerini, komuta-kontrol merkezlerini genişlettiğini söyledi.
Marandi, devam eden cenaze törenlerine de geniş yer ayırdı. Bir gün önce 10 milyondan fazla kişinin katıldığını, bunun “insanlık tarihinin en büyük cenazesi” olduğunu iddia etti. Bu kalabalığın Islamic Republic’in halk desteğini gösterdiğini savundu.
Marandi, İran’ın ekonomik kuşatma, iki saldırı savaşı, altyapı hasarı ve limanlara yönelik kuşatma altında olmasına rağmen insanların yaz sıcağında sokaklara çıktığını söyledi. Kendisinin de törene ulaşmasının saatler sürdüğünü anlattı. Ona göre bu hem halk desteğini hem de devletin caydırıcılığını artıran bir unsur.
Turkey, Arab ülkeleri ve bölgesel dengeler
Glenn, savaş sonrası Iran, Turkey ve Arab ülkeleri arasındaki ilişkilerin nasıl değişebileceğini sordu. Marandi, bunun karmaşık olduğunu ve gelecek ayları öngörmenin zor olduğunu söyledi. Turkey’nin Israel’den gelen tehditler nedeniyle Iran’a daha fazla ihtiyaç duyabileceğini savundu.
Turkey’nin Israel ile işbirliğini sürdürdüğünü söyleyen Marandi, petrolün önemli bir kısmının Baku üzerinden Turkey’ye, oradan da Israel’e gittiğini belirtti. Buna rağmen Turkey ile Iran arasında ilişkilerin gelişmesi için güçlü bir teşvik olduğunu ifade etti.
Persian Gulf’taki beş ülke konusunda ise tabloyu karışık gördüğünü söyledi. Saudi Arabia, Emirates ve Qatar’ın Iran ile ilişkilerini belli ölçüde düzelttiğini, bu nedenle son ABD saldırılarında Iran’ın Kuwait, Bahrain ve Jordan’daki ABD varlıklarını hedef aldığını, fakat bu üç ülkeyi hedef almadığını savundu.
Buna karşılık Yemen ve Saudi Arabia arasındaki gerilimin arttığını belirtti. Iran’ın Sana’daki uluslararası havaalanına ticari uçak gönderdiğini, Saudi tarafının bunu taciz ettiğine dair haberler okuduğunu, Yemen hava savunmasının da onları uzaklaştırdığını söyledi.
Marandi, Gulf monarşilerinin ABD’nin kendilerini koruyamayacağını gördüğünü savundu. Ancak bu ülkelerin yönetici ailelerinin Batı ve ABD ile derin bağları bulunduğunu, yatırımlarının, mülklerinin ve kişisel ilişkilerinin bu kopuşu zorlaştırdığını söyledi.
Israel’in seçenekleri ve Netanyahu
Glenn, Israel’in stratejik seçeneklerini sordu. Marandi, önce Iran’ın Persian Gulf ülkeleriyle bire bir görüşmeler yürüttüğünü ve bazı ilerlemeler olduğunu söyledi. 1980’lerde bu ülkelerin Saddam Hussein’e İran’a karşı savaşında büyük destek verdiğini, 200 milyar doların üzerinde yardım yaptıklarını iddia etti. Ancak Saddam’ın Kuwait’i işgalinden sonra Iran ile ilişkileri düzeltmeye çalıştıklarını ve bunun bugün için de bir model olabileceğini belirtti.
Israel konusunda Marandi, Netanyahu’nun Zionism’e büyük zarar verdiğini savundu. Ona göre Netanyahu, Israel’in imajını dünya çapında yıktı ve rejimin “soykırımcı” görülmesine yol açtı. Ayrıca savaşın küresel ekonomik gerilemeye katkı yaptığını söyledi.
"Netanyahu iktidarda kalmak için sürekli savaşa ihtiyaç duyuyor," diyen Marandi, bunun Israel içinde büyük gerilimler yarattığını savundu. Israel içindeki anketlerde yaklaşık yüzde 90’ın savaşın kaybedildiğini düşündüğünü iddia etti.
Marandi’ye göre Israel Lebanon’da saldırganlığı artırırsa Iran hem Israel’i hem ABD’yi cezalandırabilir. Lebanon’dan çekilirse de bunun Israel için daha büyük bir aşağılanma olacağını söyledi. Gaza’nın da Iran açısından masada olduğunu, Iran’ın Gaza konusunda sessiz kalmayacağını vurguladı.
"Umutsuz bir rejim umutsuz eylemler yapabilir," diyen Marandi, bunun bölgesel durumu değiştirebileceğini ifade etti. Bölgedeki yeni bir savaşın küresel ekonomik bunalımı kaçınılmaz hâle getirebileceğini savundu.
Israel-Iran ilişkilerinde diplomatik yol mümkün mü?
Glenn, Netanyahu’nun gitmesi ve uluslararası sistemde tek kutuplu dönemin sona ermesiyle Israel’in yeni gerçekleri kabul edip Iran ile çatışmayı azaltma ihtimali olup olmadığını sordu. Marandi, Iran’ın Israel ile normalleşemeyeceğini söyledi.
Marandi, Desmond Tutu’nun Palestine ziyareti sonrası oradaki durumu apartheid South Africa’dan daha kötü bulduğunu aktardı. Ona göre Israel “etno-üstünlükçü” bir yapıya sahip ve Iran açısından ahlaki meşruiyeti yok.
Marandi, Shia Müslüman kimliği içinde ezilenleri desteklemenin merkezi olduğunu söyledi. Iran’ın South Africa’daki direnişi, Latin America’daki ülkeleri, Cuba’yı, Venezuela’yı, Bosnia’yı ve Afghanistan’da Taliban’ın ABD’yi çıkarmasını desteklediğini savundu. Syria konusunda da Iran’ın motivasyonunun mezhepçilik değil, ABD imparatorluğuna karşı durmak olduğunu söyledi.
"Iran’ın politikası tutarlıdır: anti-emperyalist ve anti-Siyonisttir," diyen Marandi, bu nedenle Israel ile normalleşmenin mümkün olmadığını belirtti.
Marandi, Iran’ın Yahudi karşıtı olmadığını özellikle vurguladı. Savaş sırasında Israel’in Tehran’da bir sinagogu bombaladığını ve Iran devletinin enkaz kaldırılırken eski Yahudi metinlerine zarar verilmemesi için çalışmayı elle yürüttüğünü anlattı. Tehran’da sinagogların güvenlik görevlisine ihtiyaç duymadığını, Yahudi milletvekili bulunduğunu söyledi.
Ona göre Zionism ile Judaism aynı şey değil. Christian Zionism ve Jewish Zionism’in soykırımı savunduğunu, buna karşılık Christians, Muslims ve Jews’un ideolojik olarak soykırıma karşı olduğunu söyledi. Iran’ın nihai hedefinin Israel rejiminin dismantle edilmesi olduğunu, bunu apartheid South Africa örneğiyle kıyasladı.
Russia, China ve yaptırımları aşma arayışı
Son bölümde Glenn, savaşın Iran’ın China ve Russia ile ilişkilerine etkisini sordu. Marandi, Strait of Hormuz’un Iran’ın yaptırım rejimini kırmasına yardımcı olduğunu söyledi. Çünkü boğazdan geçen ve ABD yaptırımlarına uyan ülkelere bağlı gemilerin ödeme yapmak zorunda kalmasının yaptırımları ihlal edeceğini savundu.
"Iran kesinlikle Russia ve China ile, özellikle de Asya ülkeleriyle ilişkilerini geliştirecek," diyen Marandi, Russia ile ilişkilerin bazı alanlarda, China ile ilişkilerin ise başka alanlarda daha gelişmiş olduğunu belirtti.
Marandi, İran başmüzakerecisi ve parlamento başkanı Dr. Alibab’ın yakında China’ya gitmeyi planladığını söyledi. Onun hem lider hem cumhurbaşkanı adına Iran-China dosyasından sorumlu olduğunu belirtti ve bunun ilişkiye özel odak verileceği anlamına geldiğini ifade etti.
Marandi’ye göre Russia’nın Iran’a, Iran’ın Russia’ya, China’nın da hem Russia’ya hem Iran’a ihtiyacı var. Ukraine savaşının daha da yoğunlaşabileceğini, bu durumda Russia-Iran işbirliğinin artacağını söyledi. North-South Transport Corridor geliştikçe ticaretin büyüyeceğini, China ve Russia şirketlerinin Iran enerji sektöründe daha görünür olacağını savundu.
Beş yıl içinde planlar gerçekleşirse Iran-Russia ekonomik ilişkilerinin bugünkünden çok daha büyük olacağını söyleyen Marandi, China şirketlerinin de Iran’da daha geniş bir varlık göstereceğini belirtti. Yayın, Glenn’in daha barışçıl günler dilemesi ve Marandi’nin yeniden Tehran’da görüşme temennisiyle sona erdi.