Judge Napolitano - Judging Freedom

Scotty: ABD Barış Görüntüsü Verirken Rusya’yı Zayıflatmayı Hedefliyor

İngilizce yayımlanan podcast bölümünde sunucunun Ukrayna başlığına geçerek yönelttiği soru üzerine Scotty, Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya arasındaki ilişkilerin mevcut durumunu değerlendirdi. Konuşmanın merkezinde Washington’ın Vladimir Putin yönetimine yaklaşımı, Ukrayna savaşındaki Amerikan hedefleri, CIA’in faaliyetlerine ilişkin iddialar ve Donald Trump yönetiminin Rusya ile diyalog söylemi ile sahadaki politikalar arasında bulunduğu öne sürülen çelişki yer aldı.

ABD-Rusya ilişkilerinin mevcut durumu

Sunucu, Scotty’ye ABD-Rusya ilişkilerinin bugün hangi noktada olduğunu sordu. Scotty ilk yanıtında ilişkileri “karmaşık” olarak nitelendirdi; ardından ABD’nin Rusya’ya yönelik resmi politikasının birkaç yönetimdir esasen değişmediğini savundu.

“ABD-Rusya ilişkilerinin mevcut durumu karmaşık,” diyen Scotty, Washington’ın açıklamaları ile fiilî politikası arasında ayrım yapılması gerektiğini belirtti. Ona göre Amerikan yönetimleri, kamuoyu önünde dönem dönem müzakere ve daha barışçıl ilişkilerden söz etse de uzun vadeli politika Rusya’nın mevcut siyasi yapısını zayıflatmaya dayanıyor.

Scotty, ABD’nin amacının Vladimir Putin’in yönetimini aşındırmak ve Putin hükümetinin çökmesini sağlamak olduğunu ileri sürdü. Bunun ardından Washington’ın ekonomik ve jeopolitik taleplerine daha fazla uyacak bir yönetimin kurulmasının hedeflendiğini savundu. Bu görüşünü doğrulanmış bir olgu olarak değil, ABD politikasına ilişkin kendi değerlendirmesi olarak sundu.

“ABD’nin resmî politikası, birkaç yönetimdir olduğu gibi devam ediyor: Vladimir Putin’in iktidarını zayıflatmaya ve hükümetini çökertmeye çalışıyoruz,” diyen Scotty, Washington’ın yerine Amerikan taleplerine daha yatkın bir liderlik getirmek istediğini savundu.

“Güçlü ve birleşik bir Rusya istenmiyor” iddiası

Scotty’ye göre ABD, güçlü ve bütünlüğünü koruyan bir Rusya’nın ortaya çıkmasını istemiyor. Bu yaklaşımın 1990’lı yıllarda açık biçimde görüldüğünü ve sonraki dönemlerde de sürdüğünü ileri sürdü. Putin’in seçimlerde başarı kazanmasının ardından Washington’ın Rusya’daki siyasi gelişmeleri kendi istediği yönde şekillendiremediğini iddia etti.

“Güçlü ve birleşik bir Rusya istemiyoruz; bunu 1990’larda açıkça ortaya koyduk,” diyen Scotty, bu tutumun daha sonraki yıllarda da değişmediğini ifade etti.

Scotty, Vladimir Putin’in seçim kazanmakta, ABD’nin CIA destekli vekil isimleri iktidara taşımakta olduğundan daha başarılı hâle geldiğinin anlaşılması üzerine Washington’ın Putin’i zayıflatmaya yöneldiğini söyledi. “CIA destekli vekiller” ifadesi konuşmacının kendi nitelemesiydi; bölümde bu iddiayı destekleyen bağımsız kanıt veya başka bir konuşmacının değerlendirmesi sunulmadı.

Bu çerçevede Scotty, ABD’nin Putin yönetimine yönelik tutumunu tek bir başkanlık dönemine bağlamadı. Söz konusu yaklaşımın birden fazla Amerikan yönetimi boyunca sürdüğünü, dolayısıyla yalnızca Donald Trump veya ondan önceki bir başkan üzerinden okunamayacağını savundu.

Ukrayna politikasında “Rusya’nın stratejik yenilgisi”

Scotty, Washington’ın Ukrayna konusundaki ilan edilmiş amacının Rusya’yı “stratejik yenilgiye” uğratmak olduğunu söyledi. Bu hedefin Lloyd Austin tarafından, kendi hatırladığı kadarıyla Mayıs 2022’de dile getirildiğini belirtti. Tarihe ilişkin “sanırım” ifadesini kullanan Scotty, bu politikanın daha sonra değiştirilmediğini öne sürdü.

“ABD’nin bugün Ukrayna’ya ilişkin açıklanmış politikası, Rusya’nın stratejik yenilgisini sağlamaktır,” diyen Scotty, “Bu, sanırım Mayıs 2022’de Lloyd Austin tarafından ifade edildi ve değiştirilmedi,” şeklinde açıkladı.

Scotty’nin değerlendirmesine göre “stratejik yenilgi” hedefi yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadı. CIA’in de faaliyetlerini bu hedef doğrultusunda sürdürdüğünü iddia etti. Ancak konuşmada CIA’in bu politikayı uyguladığına ilişkin belge, resmî açıklama veya bağımsız kaynak aktarılmadı; görüşler Scotty’nin iddiaları olarak dile getirildi.

Scotty ayrıca Ukrayna’nın daha fazla Rus askerini öldürebilmesini sağlayacak yapıların ABD ve Avrupa’daki müttefikleri tarafından desteklendiğini söyledi. Ona göre Dışişleri Bakanlığı da Avrupa ülkeleriyle birlikte Ukrayna’nın “öldürücülüğünü” artıran düzenlemeler üzerinde çalışmaya devam ediyor. Bu durumun, ABD ile Rusya arasında gerçek bir dostluktan söz edilmesini imkânsız hâle getirdiğini savundu.

CIA ve uzun menzilli saldırılara ilişkin iddialar

Konuşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, CIA’in uzun menzilli saldırı projelerine verdiği öne sürülen destekle ilgiliydi. Scotty, CIA’in İran’ın uzun menzilli insansız hava aracı projelerine Rusya’nın stratejik derinliğini vurmak amacıyla “anlamlı destek” sağlamaya devam ettiğini iddia etti. Bu iddia podcast içinde başka bir kaynak tarafından doğrulanmadı veya ayrıntılı kanıtlarla desteklenmedi.

Scotty ayrıca CIA’in başka operasyon alanlarında da “özel destek” sunduğunu öne sürdü. Özellikle Ukrayna tarafından zaman zaman Rusya topraklarının çok içlerine gönderildiğini söylediği uzun menzilli sabotaj gruplarına dikkat çekti.

Konuşmacının anlatımına göre bu gruplar Rusya’nın derinliklerine girerek belirli hedeflere zarar veriyor. Scotty, bu operasyonlara katılan kişilerin genellikle hayatta kalamadığını ve geri dönemediğini söyledi. Söz konusu operasyonların ciddi beceri gerektirdiğini belirterek Ukrayna’nın bunları tek başına gerçekleştirmediğini savundu.

“Ukraynalılar bunu kendi başlarına yapmıyor; CIA’den sürekli istihbarat desteği alıyorlar,” diyen Scotty, bu desteğin on yıldan uzun süredir devam eden eğitim faaliyetlerine dayandığını ileri sürdü.

Scotty’nin sözleri, ABD istihbaratının Ukrayna’ya yalnızca genel veya stratejik bilgi sağlamadığı; Rusya’nın iç bölgelerine yönelik sabotaj faaliyetlerine de katkıda bulunduğu iddiasını içeriyordu. Bununla birlikte bölümde operasyonların tarihleri, hedefleri, katılan grupların kimliği ya da CIA desteğinin niteliğine ilişkin somut ayrıntılar verilmedi.

Müzakere söylemine yönelik eleştiri

Scotty, bütün bu faaliyetlerin ABD’nin müzakere edilmiş bir sonuç istediğini açıkladığı bir ortamda sürdüğünü söyledi. Ona göre burada temel bir çelişki bulunuyor: Washington görüşmelerden söz etse de Rusya’nın çıkarlarına hizmet edebilecek bir anlaşmayı kabul etmeye hazır değil.

“Müzakere edilmiş bir sonuç istediğimizi iddia ediyoruz; fakat müzakere edilmiş bir sonuçtan söz etmek ne kadar da saçma,” diyen Scotty, ABD’nin Rusya açısından yararlı olacak bir uzlaşma aramadığını vurguladı.

Scotty, Washington’ın müzakereyi başlı başına tarafların karşılıklı taviz vererek ortak bir çözüme ulaşacağı bir süreç olarak görmediğini savundu. Ona göre ABD, görüşmeleri kendi politika çizgisinin başarıya ulaşmasını sağlayacak şekilde yürütmek istiyor. Bu nedenle müzakerenin hedefinin Rusya ile dengeli bir anlaşmaya varmak değil, Amerikan politikasına öncelik kazandırmak olduğunu ileri sürdü.

“Rusya’ya fayda sağlayacak bir müzakere sonucu istemiyoruz; müzakerenin Amerikan politika pozisyonunu başarıya ulaştırmasını istiyoruz,” diyen Scotty, Washington’ın temel hedefinin “zayıf bir Rusya” olduğunu değerlendirdi.

Bu anlatımda müzakereler, ABD’nin Rusya ile ilişkileri normalleştirme aracı olarak değil, daha geniş bir baskı politikasının parçası olarak sunuldu. Bölümde ABD yönetiminin veya Rus tarafının bu görüşe verebileceği bir karşı yanıt yer almadı.

Trump’ın dostluk söylemi ve Witkoff-Kushner girişimi

Scotty, Donald Trump’ın Rusya ile dostluk arandığı izlenimini vermeye devam ettiğini söyledi. Ancak bu söylemin ABD yönetiminin diğer faaliyetleriyle uyumlu olmadığını savundu. Ona göre Washington bir yandan diplomatik temas görüntüsü verirken diğer yandan Rus ekonomisini zayıflatmayı ve Ukrayna’nın askerî kapasitesini artırmayı sürdürüyor.

Scotty, Witkoff ve Kushner’dan oluştuğunu söylediği diplomatik ikilinin temaslarının artık sonuç üretmediği görüşünü dile getirdi. “Witkoff-Kushner seyahat ikilisinin bence süresi doldu,” diyen Scotty, “Ruslar artık onlarla iş yapmayacak,” şeklinde değerlendirdi.

Konuşmada Witkoff ve Kushner’ın hangi temasları yürüttüğü, Rus tarafıyla kaç kez görüştüğü veya Moskova’nın neden artık bu isimlerle çalışmayacağı konusunda ayrıntı verilmedi. Scotty bu değerlendirmeyi kendi kanaati olarak sundu ve “bence” diyerek görüşünün kesinlik taşımadığını gösterdi.

Scotty daha sonra Cash Patel’in bir tür güvenlik ve dostluk ilişkisini yürütmek amacıyla Rusya’ya gittiğini söyledi. Bununla birlikte bu girişimin niteliği, tarafları, zamanlaması ve resmî statüsü açıklanmadı. Konuşmacı, böyle bir temasın ABD’nin Rusya üzerindeki ekonomik ve askerî baskısı devam ederken ikili ilişkilerde gerçek bir değişim yaratamayacağını savundu.

Ekonomik baskı ve Avrupa’daki müttefikler

Scotty, Scott Bisson’ın Rus ekonomisini kırmak ve ülkeyi “diz çöktürmek” istediklerini söylemeye devam ettiğini ileri sürdü. Bu açıklamalara uygun adımlar atıldığını da iddia etti. Konuşmada söz konusu adımların kapsamı veya Scott Bisson’ın açıklamalarının tarihi verilmedi.

Scotty’ye göre Rusya’ya karşı ekonomik baskı sürerken ABD-Rusya dostluğundan söz etmek mümkün değil. Benzer şekilde Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa’daki müttefiklerle Ukrayna’nın savaş gücünü artıracak yapılar kurması da dostluk söylemiyle bağdaşmıyor.

“Asıl hedef zayıf bir Rusya,” diyen Scotty, Trump’ın buna rağmen ABD’nin Rusya ile dostluk aradığı izlenimini vermeyi sürdürdüğünü belirtti.

Bu değerlendirmede ekonomik baskı, istihbarat desteği, Ukrayna’ya askerî yardım ve diplomatik temaslar birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil, aynı Amerikan politikasının farklı unsurları olarak ele alındı. Scotty, dostane ilişki söyleminin bu politika devam ettiği müddetçe inandırıcı olamayacağını savundu.

“Barışçıl görünüm” altında süren çatışma

Scotty konuşmasının sonunda ABD’nin şu anda barışçıl bir tutum sergilediği görüntüsünü korumaya çalıştığını, fakat bunun altında Rusya’yı zayıflatmaya yönelik faaliyetlerin devam ettiğini söyledi. Ona göre Washington’ın kamuoyuna sunduğu diplomasi görüntüsü ile uyguladığı ekonomik, istihbarî ve askerî politika arasında temel bir uyumsuzluk bulunuyor.

“Şu anda yalnızca barışçıl olma görüntüsünü korumaya çalışıyoruz,” diyen Scotty, “Fakat bunun altında Rusya’yı yok etmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz,” şeklinde savundu.

Bölümde Scotty’nin bu görüşlerine karşı çıkan başka bir konuşmacı olmadı. Sunucu tartışmayı ABD-Rusya ilişkilerinin durumunu sorarak başlattı; devamındaki değerlendirmeler Scotty’nin Washington’ın amaçlarına, CIA faaliyetlerine, Ukrayna’daki savaşa ve Trump dönemindeki diplomatik girişimlere ilişkin iddia ve yorumlarından oluştu.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol