Larry Johnson: “Rus Kamuoyu Ukrayna’da Daha Sert Yanıt İstiyor”
İngilizce kaynaklı podcast bölümünde Judge Andrew Napolitano’nun yönelttiği sorulara Larry Johnson ve Ray McGovern yanıt verdi; konuşmanın odağında Ukrayna savaşı, Rus kamuoyunun beklentileri, Donald Trump yönetiminin Kiev’e verdiği destek ve Washington’ın arabuluculuk iddiası vardı. Bölüm, savaşın askeri gidişatının yanı sıra ABD, NATO, Kremlin ve Avrupa başkentleri arasındaki diplomatik hesapların nasıl okunduğunu göstermesi bakımından önem taşıyor.
Rus Kamuoyunda Daha Sert Yanıt Beklentisi
Program, Judge’ın Larry Johnson’a “Rus kamuoyu Ukrayna’daki savaşa karşı sabrını mı yitiriyor?” sorusunu yöneltmesiyle başladı. Johnson, bu soruya doğrudan “evet” yanıtını verdi ve Rus toplumunda daha güçlü bir karşılık beklentisi oluştuğunu savundu. Ona göre bu beklenti, Vladimir Putin’in son açıklamalarıyla da örtüşüyor.
"Rus kamuoyu daha güçlü bir yanıt istiyor," diyen Larry Johnson, "Putin’in söylediklerine bakılırsa bunu alacaklar" şeklinde değerlendirdi.
Johnson’ın anlatımında asıl vurgu, yalnızca Rus kamuoyundaki ruh haline değil, Batı’nın ve NATO ülkelerinin attığı adımlara da yapıldı. Johnson, mevcut dönemi “çok tehlikeli bir tırmanma” olarak nitelendirdi. Ona göre bu tırmanmanın tarafları arasında yalnızca NATO ülkeleri değil, artık Donald Trump da bulunuyor.
Johnson, Rusya’nın geçen ağustos ayında Anchorage’da Putin ile Trump arasında yapılan görüşmeden sonra belli bir ilerleme umduğunu söyledi. Ancak bu görüşmeye bağlanan umutların büyük ölçüde boşa çıktığını belirtti. Rus tarafının sürecin tamamen bittiğini açıkça ilan etmediğini, fakat ilk aşamada toplantıya eşlik eden iyimserliğin artık tersine döndüğünü anlattı.
"Anchorage’daki görüşmeye eşlik eden iyimserlik tersine döndü," diyen Johnson, "Rusların beklediği ilerleme temelde gerçekleşmedi" ifadelerini kullandı.
Trump’ın Kiev’e Desteği ve İstihbarat Meselesi
Johnson’a göre son medya haberleri, Trump’ın Ukrayna’ya verdiği desteği artırdığını gösteriyor. Bu desteğin içinde istihbarat paylaşımı da var. Johnson ayrıca Trump yönetiminin, ABD’nin sınırlı silah stoklarından Ukrayna’ya silah sağladığının öne sürüldüğünü aktardı.
Bu noktada Johnson, programdan yaklaşık 45 dakika önce Ambassador Polanski ile yaptığı görüşmeyi anlattı. Polanski’nin şu anda Viyana’da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nda Rusya’nın büyükelçisi olduğunu belirtti. Johnson, bu görüşmede Rus tarafının Trump’ın Ukrayna’ya istihbarat desteği konusunda yeni bir aşamaya geçip geçmediğini nasıl değerlendirdiğini sorduğunu söyledi.
Johnson’ın aktardığına göre Polanski’nin yanıtı, Rus tarafında ABD desteğinin zaten kesintisiz sürdüğü algısını yansıtıyordu. Johnson, büyükelçiye Putin hükümetinin Trump’ın Kiev’e istihbarat sağlama konusunda yeni bir şey yaptığını düşünüp düşünmediğini sorduğunu aktardı. Büyükelçinin yanıtı ise kısa ve dikkat çekiciydi.
"Onun bunu durdurduğundan haberim yoktu," diyen Ambassador Polanski, Johnson’ın aktardığına göre, Washington’ın Ukrayna’ya istihbarat desteğini kesmiş olduğu varsayımını kabul etmediğini gösterdi.
Bu anlatım, programın merkezindeki sorulardan birine zemin hazırladı: ABD, bir yandan Ukrayna’ya askeri ve teknolojik destek verirken, diğer yandan Rusya ile Ukrayna arasında nasıl tarafsız bir arabulucu olduğunu iddia edebilir?
Washington’ın Arabuluculuk İddiası
Judge bu çelişkiyi Ray McGovern’a yöneltti. ABD’nin Ukraynalıların Rus askerlerini öldürmesine yardım ettiği bir ortamda Washington’ın kendisini nasıl “dürüst arabulucu” olarak sunabileceğini sordu. McGovern, bu soruya Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov’un yaklaşık iki saat önce yaptığı açıklamayı aktararak yanıt verdi.
McGovern’a göre Peskov, ABD’nin Ukrayna konusunda arabuluculuğuna ilişkin değerlendirmesinde Trump’ın niyetini olumlu bir dille tanımladı. Peskov’un açıklamasına göre Kremlin, Trump’ın Ukrayna ihtilafına barışçı çözüm bulunmasına yardım etme arzusunu samimi görüyor. Washington’ın Kiev ve Avrupa üzerindeki etkisi nedeniyle ABD’nin “iyi niyetli girişimlerinin” faydalı olabileceği düşünülüyor.
"Başkan Donald Trump’ın Ukrayna ihtilafına barışçı bir çözüm bulunmasına yardım etme konusundaki samimi arzusunu görüyoruz," diyen Dmitry Peskov, McGovern’ın aktardığına göre, "Washington’ın Kiev ve Avrupa üzerindeki etkisi dikkate alındığında bu girişimler yararlı olabilir" açıklamasında bulundu.
McGovern, Peskov’un bu sözleri Putin adına söylediğini vurguladı. Ancak hemen ardından Rus yaklaşımındaki “ama” kısmına dikkat çekti. McGovern, Rusça “anaka” kelimesini “ama” veya “bununla birlikte” anlamında açıkladı ve Kremlin’in ABD’ye ilişkin olumlu ifadelerinin hemen ardından önemli bir sınırlama getirdiğini söyledi.
"Bununla birlikte ABD tarafsız bir gözlemci gibi davranamaz," diyen Ray McGovern, "çünkü Ukrayna’ya silah sağlıyor, silah satıyor ve ‘başka teknolojiler’ temin ediyor" değerlendirmesini yaptı.
Kremlin’in Paradoksu: ABD Hem Taraf Hem Gerekli Muhatap
McGovern, bu durumu bir “ikilem” ve “paradoks” olarak tanımladı. Ona göre Putin, ABD’nin masada kalmasını istiyor; fakat bunun nedeni Washington’ı tarafsız görmesi değil. McGovern’ın yorumu, Rusya’nın savaşı sahada kazanması halinde bunun tek başına yeterli olmayacağı düşüncesine dayanıyordu.
McGovern, Ukrayna’daki savaşın sahada en geç sonbahara kadar Rusya lehine sonuçlanacağını düşündüğünü söyledi. Ancak Rusların askeri zaferden daha fazlasını istediğini savundu. Ona göre Moskova’nın asıl hedefi, yıllardır talep ettiği daha geniş bir güvenlik mimarisine ulaşmak.
"Rusların istediği sadece sahadaki sonuç değil," diyen McGovern, "beş yıldır peşinde oldukları bir güvenlik mimarisi istiyorlar" sözleriyle bu yaklaşımı özetledi.
Bu güvenlik mimarisi, McGovern’a göre yalnızca ABD ile yapılacak bir anlaşmadan ibaret değil. Rusya, ABD’nin içinde olduğu, fakat aynı zamanda UN Security Council (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi) tarafından da onaylanacak bir düzenleme istiyor. McGovern, bunun amacının aynı meselenin beş yıl sonra yeniden yaşanmasını önlemek olduğunu söyledi.
Bu çerçevede McGovern, Putin’in ABD’yi tamamen dışlamak istemediğini; aksine, savaş sonrası düzenleme için Washington’ın yetkin ve işlevsel bir çerçevede bulunmasını istediğini savundu. Bu, Kremlin açısından çelişkili görünen tutumu açıklıyor: ABD sahada Ukrayna’ya yardım ediyor, fakat diplomatik sonuç bakımından vazgeçilmez bir aktör olarak görülüyor.
Macron’a Mesafe ve ABD’nin Kendi Adına Konuşması
Programın son bölümünde McGovern, Peskov’un Emmanuel Macron’a yönelik sözlerini de aktardı. McGovern’a göre Peskov, Macron’un açıklamalarını bildiklerini, bunları dinlediklerini, fakat Macron’un ABD adına konuşmadığını söyledi. Kremlin’in mesajı, eğer ABD bu süreçten çıkmak istiyorsa bunu Washington’ın kendisinin söylemesi gerektiği yönündeydi.
"Macron’un ne dediğini biliyoruz, etrafa sorduk; ama o ABD adına konuşmuyor," diyen McGovern, Peskov’un yaklaşımını aktararak, "ABD bu işten çıkmak istiyorsa kendi adına konuşsun" ifadelerini kullandı.
McGovern, Rusya’nın Macron’un sözlerine fazla önem vermediğini de söyledi. Ona göre Kremlin açısından belirleyici olan Paris’in açıklamaları değil, Washington’ın doğrudan pozisyonu. Bu nedenle ABD’nin Ukrayna savaşındaki rolü hem askeri yardım hem diplomatik çözüm bağlamında merkezi önemini koruyor.
McGovern’ın değerlendirmesi, Peskov’un açıklamasının “tam olarak net olmadığını” kabul ederek sona erdi. Ancak bu belirsizliğin Putin’in lehine işlediğini savundu. Çünkü McGovern’a göre Rusya sahada kazanıyor ve kazanmayı sürdürmek için “aşırı önlemlere” başvurmasına gerek yok.
"Bu çok açık değil; ama belirsizlik Putin’e yardımcı oluyor," diyen McGovern, "çünkü kazanıyor ve kazanmaya devam etmek için aşırı önlemlere başvurmasına gerek yok" değerlendirmesinde bulundu.
Savaş, Diplomasi ve Güvenlik Düzeni
Konuşmanın genelinde üç ana hat öne çıktı. Birincisi, Johnson’a göre Rus kamuoyu Ukrayna savaşında daha güçlü bir yanıt bekliyor ve Kremlin bu beklentinin farkında. İkincisi, Trump’ın Ukrayna’ya istihbarat ve silah desteğini artırdığına dair haberler, Rusya’nın Washington’a bakışını daha da karmaşık hale getiriyor. Üçüncüsü, McGovern’a göre Kremlin ABD’yi hem Ukrayna’ya yardım eden bir taraf hem de savaş sonrası güvenlik mimarisi için gerekli bir muhatap olarak görüyor.
Bölümde Johnson, Batı ve NATO ülkelerinin tırmanmayı artırdığını savunurken, McGovern Kremlin’in diplomatik dilindeki ikili yapıya dikkat çekti. Peskov’un Trump’ın barış arzusunu takdir eden sözleriyle ABD’nin tarafsız olamayacağını söyleyen uyarısı yan yana aktarıldı. Böylece program, Ukrayna savaşında askeri destek, arabuluculuk iddiası ve savaş sonrası düzen arayışının birbirinden ayrılamayan başlıklar haline geldiğini ortaya koydu.
Ukrayna Savaşı ve Rus Kamuoyu
Judge: Vay. Larry, Rus kamuoyu Ukrayna’daki savaşa karşı sabrını mı yitiriyor?
Larry Johnson: Evet. Evet. Daha güçlü bir yanıt istiyorlar ve Putin’in söylediklerine bakılırsa bunu alacaklar. Bence şu anda gördüğümüz şey, Batı’nın, NATO ülkelerinin ve artık Trump’ın tarafında çok tehlikeli bir tırmanma.
Larry Johnson: Rusların geçen ağustos ayında Anchorage’da Putin ile Trump arasındaki görüşmeden sonra sağlanacağını umduğu ilerleme, bunun etrafındaki umutlar, temelde boşa çıktı. Bunun bittiğini tamamen ilan etmiş değiller, ama başlangıçta o görüşmeye eşlik eden iyimserlik tersine döndü.
Larry Johnson: Trump, son medya haberlerine göre, Ukrayna’ya desteği, istihbarat desteğini artırıyor ve ayrıca elimizdeki sınırlı silah stoklarından sağladığı iddia edilen silahları veriyor.
Larry Johnson: Kelimenin tam anlamıyla yaklaşık 45 dakika önce, şu anda Viyana’da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı nezdinde Rusya’nın büyükelçisi olan Ambassador Polanski ile bir görüşmedeydim. Ona bunu sordum. Dedim ki: Ruslar, Başkan Putin’in hükümeti, Trump’ın artık Ukrayna’ya istihbarat sağlama açısından yeni bir şey yaptığını düşünüyor mu? O da, “Bunu durdurduğundan haberim yoktu,” dedi.
ABD’nin Arabuluculuk Rolü
Judge: Ray, ABD Ukraynalıların Rus askerlerini öldürmesine yardım ederken, Ukrayna ile Rusya arasında nasıl dürüst bir arabulucu olduğunu iddia edebilir?
Ray McGovern: Judge, bu soruyu sorduğunuz için gerçekten memnunum, çünkü Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov yaklaşık iki saat önce Ukrayna konusunda ABD arabuluculuğu hakkında bu soruya yanıt verdi.
Ray McGovern: Başkan Donald Trump’ın Ukrayna ihtilafına barışçı bir çözüm bulunmasına yardım etme konusundaki samimi arzusu, bu bir alıntı, ve Washington’ın Kiev’de ve Avrupa’da sahip olduğu etki dikkate alındığında Washington’ın iyi niyetli girişimlerinin yararlı olabileceğine inanıyor. Bütün bunları dikkate alarak, Başkan Trump ve ekibinin çözüm sürecini barışçı bir yola sokmaya yardım etme yönündeki samimi arzusuna inandığımızı ve bu istekliliği çok takdir ettiğimizi söylüyorlar.
Ray McGovern: Tamam, bunu Putin adına söylüyor. Peki “anaka” nedir? Rusça “anaka” kelimesi “ama” ya da “bununla birlikte” demektir. Tamam. Bununla birlikte ABD tarafsız bir gözlemci gibi davranamaz, çünkü Ukrayna’ya silah sağlayarak, silah satarak ve “başka teknolojiler” sağlayarak da yardım ediyor.
Güvenlik Mimarisi ve Macron
Ray McGovern: Yani bu bir tür ikilem. Neden böyle bir paradoks var? Çünkü Putin, savaş Ukrayna’da sahada kazanıldığında, ki ben bunun en geç bu sonbaharda olacağını düşünüyorum, ABD’nin yetkin bir zihinle ve yetkin bir çerçevede masada olmasını istiyor. Bu Ruslar için yeterli değil.
Ray McGovern: Onların istediği, beş yıldır peşinde oldukları bir güvenlik mimarisi. İstedikleri şey, yalnızca ABD’nin içinde olduğu değil, UN Security Council’in de onaylayacağı bir anlaşma; böylece bundan beş yıl sonra bunu yeniden yapmak zorunda kalmayacaklar.
Ray McGovern: Burada çeşitli akımlar var ve son olarak Macron’a küçük bir dokundurma. Peskov diyor ki: Bakın, Macron’un ne dediğini biliyoruz, etrafa sorduk, ama o ABD adına konuşmuyor. Eğer ABD bu işten çıkmak istiyorsa, bırakın kendileri konuşsun. Macron’a pek fazla önem vermiyoruz.
Ray McGovern: Yani en son durum bu; iki saatlik bir bilgi. O kadar da net değil, ama belirsizlik Putin’e yardımcı oluyor, çünkü kazanıyor ve kazanmaya devam etmek için aşırı önlemlere başvurmasına gerek yok.