Albay Douglas Macgregor: NATO’nun Rusya’ya Yönelik Tutumu Avrupa İçin “İntihar” Riski Taşıyor
İngilizce podcast bölümünde Judge Andrew Napolitano ile emekli Albay Douglas Macgregor, NATO’nun 75. yılı sırasında Washington’dan gelen sert güvenlik mesajlarını, Ukrayna savaşı bağlamında Rusya’ya yönelik tutumu ve ABD’nin Avrupa ile Asya’daki füze konuşlandırmalarını değerlendirdi. Bölümde ayrıca President Vladimir Putin’in 28 Haziran tarihli açıklamasından bir kesit aktarıldı; Macgregor, bu tür adımların Moskova tarafından ciddiye alındığını savundu.
NATO’nun 75. yılı ve Washington’dan gelen sert mesajlar
Programın açılışında Judge Andrew Napolitano, NATO’nun 75. yılını kutladığı öne sürülen bir haftada Washington’dan gelen “kılıç şakırtısı” niteliğindeki açıklamalardan ne gibi bir iyilik çıkabileceğini sordu. Macgregor ise bu söylemlerden olumlu bir sonuç beklemediğini belirtti.
“Bundan pek hayır çıkabileceğini hayal edemiyorum,” diyen Douglas Macgregor, Moskova’nın bu açıklamaları fazla ciddiye alıp ABD’nin aslında yapmaya hazır olmadığı şeylere hazır olduğunu düşünebileceğini ifade etti. Macgregor’a göre uzun süredir yaşanan sorunlardan biri de buydu: Washington’un sert mesajlar vererek karşı tarafı yanlış hesaplara itme riski.
Macgregor, ikinci bir sorun olarak bu açıklamaların Batı’yı “gülünç” gösterebileceğini savundu. ABD Başkanı Joe Biden’a çok sert ifadelerle yüklenen Macgregor, NATO’nun dünyanın en büyük ittifakı olarak sunulduğunu, fakat bu görüntünün mevcut Amerikan liderliğiyle çeliştiğini ileri sürdü. Bu değerlendirme, bölümün genelinde NATO’nun bugünkü rolüne ilişkin eleştirel çizginin başlangıcı oldu.
Napolitano da NATO’nun artık savunma amaçlı bir yapı olmaktan çıktığını savundu. “Bugün daha çok saldırgan bir ittifak,” diyen Andrew Napolitano, NATO’nun “hiçbir şey için savunma sağlamadığını” ileri sürdü. Kosova konusuna girmek istemediğini söyleyen Napolitano, örnek olarak Ukrayna’yı gösterdi ve ittifakın “gereksiz ve faydasız bir savaşı kışkırttığını” iddia etti.
Napolitano ayrıca NATO’nun Asya’ya doğru yönelmek istediği yönündeki ima ve işaretlere dikkat çekti. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün coğrafi adına atıf yapan Napolitano, “Kuzey Atlantik’in oraya kadar uzandığını bilmiyordum,” sözleriyle NATO’nun Asya’daki olası genişleyen rolünü eleştirdi.
Macgregor: NATO, Amerikan etkisi için “Truva atı”na dönüştü
Macgregor, NATO’nun uzun zaman önce asıl işlevinden uzaklaştığını savundu. Ona göre North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), Amerikan askeri, siyasi ve ekonomik etkisi için bir “Truva atı”na dönüştü.
“Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü uzun zaman önce Amerikan askeri, siyasi ve ekonomik nüfuzu için bir Truva atına dönüştürüldü,” diyen Douglas Macgregor, son 50 yılda Avrupalıların kendilerini “büyük Amerikan imparatorluğunun vassal devletlerine” dönüştürdüğünü öne sürdü. Bu ifade, Macgregor’un Avrupa’nın savunma özerkliğine ilişkin temel eleştirisini ortaya koydu.
Macgregor’a göre Avrupa ülkelerinin büyük bölümünde artık ciddi bir savunma yapısı ya da güçlü bir savunma sanayisi bulunmuyor. Bu nedenle Avrupa’nın neredeyse bütünüyle ABD’ye baktığını savundu. Ancak Macgregor, ABD’nin kendi güçlerini de yalnızca zayıf ve yetersiz rakiplere karşı kullanılabilir hale getirdiğini iddia etti.
Macgregor, Rusya’ya yönelik Amerikan ve Batı yaklaşımını da eleştirdi. Ona göre Washington ve müttefikleri, Rusya’yı olmadığı bir şeymiş gibi ele almayı sürdürüyor: zayıf, küçük ve sonunda Amerikan gücü karşısında boyun eğmek zorunda kalacak bir ülke. Macgregor bu beklentinin gerçekleşmeyeceğini söyledi.
“Rusya zayıf, Rusya küçük ve sonunda bizim nüfuzumuza ve gücümüze boyun eğmekten başka seçeneği yokmuş gibi davranmayı sürdürüyoruz; bu olmayacak,” diyen Douglas Macgregor, Batı’nın Rusya’yı yanlış okuduğunu savundu.
Orban’ın Moskova uyarısı ve “sağır kulaklar” eleştirisi
Macgregor, yakın zamanda Moskova’da bulunan Viktor Orban’ın uyarılarına da atıf yaptı. Macgregor’un aktardığına göre Orban, bu çizginin sürdürülmesi halinde Moskova’nın büyük ölçekte öfkesinin uyandırılacağını ve Batı’nın istemeyeceği türden stratejik bir Rus yanıtıyla karşılaşılacağını söyledi.
Macgregor, Orban’ın uyarılarının dikkate alınmadığını savundu. “Orban’ın uyarıları sağır kulaklara çarpıyor,” diyen Douglas Macgregor, Biden’ın kamuoyu önünde desteklenemez açıklamalar yapmayı sürdürdüğünü ileri sürdü.
Bu noktada program, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 28 Haziran’daki açıklamasından bir kesit yayınladı. Napolitano, Putin’in tam da bu konuyu ele aldığını belirtti ve kesiti Macgregor’a dinletti. Kesitte Putin, ABD’nin füze sistemleri üretimi ve konuşlandırmasıyla ilgili Rusya’nın değerlendirmesini aktarıyordu.
Putin’in füze açıklaması: “Yanıt vermemiz gerekiyor”
Yayınlanan kesitte President Vladimir Putin, 2019 yılında Rusya’nın belirli füze sistemlerini üretmeyeceğini ve konuşlandırmayacağını açıkladığını, bunun ABD’nin bu tür sistemleri dünyanın herhangi bir yerine konuşlandırmaması şartına bağlı olduğunu söyledi.
“2019’da, Amerika Birleşik Devletleri bu sistemleri dünyanın herhangi bir yerinde konuşlandırmadığı sürece bu füzeleri ne üreteceğimizi ne de konuşlandıracağımızı açıklamıştık,” diyen Vladimir Putin, ABD’nin artık yalnızca bu füze sistemlerini üretmekle kalmadığını, aynı zamanda tatbikatlarda kullanmak üzere Avrupa’ya, Danimarka’ya getirdiğini ifade etti.
Putin ayrıca kısa süre önce bu sistemlerin Philippines’te bulunduğunun bildirildiğini söyledi. Rus lider, bu füzelerin Philippines’ten çıkarılıp çıkarılmadığının net olmadığını belirtti. Bu belirsizlik nedeniyle Rusya’nın yanıt vermesi ve bundan sonraki adımlarını belirlemesi gerektiğini söyledi.
“Her hâlükârda buna yanıt vermemiz ve bu konuda sonraki adımlarımıza karar vermemiz gerekiyor,” diyen Vladimir Putin, Rusya’nın güvenliğini sağlamak için gerekirse bu saldırı sistemlerini üretmeye başlaması ve fiili duruma göre nereye konuşlandıracağını kararlaştırması gerektiğini belirtti.
Napolitano, bu kesitin ardından Macgregor’a, Rusların Washington’dan gelen “kılıç şakırtısını” ciddiye aldığı konusunda onun tamamen haklı olduğunu söyledi. Böylece tartışma, ABD’nin füze konuşlandırmalarının Rusya tarafından nasıl algılandığı sorusuna döndü.
Philippines, Asya ve “Zelensky of Asia” benzetmesi
Macgregor, ABD’nin “standard missile” serisi olarak andığı füze sınıfının çok iyi bir sistem olduğunu söyledi. Ancak Philippines bağlamında gerilimin şimdilik nispeten yatıştığını savundu. Ona göre Philippines Başkanı, ülkesinin “Asya’nın Zelensky’si” olmasını istemedi ve bu yüzden ABD’den füzeleri geri çekmesini istedi.
“Philippines Başkanı Asya’nın Zelensky’si olmak istemediği için bizden bu füzeleri Philippines’ten çekmemizi istedi,” diyen Douglas Macgregor, en azından Asya’da şimdilik durumun nispeten sakin olduğunu değerlendirdi. Ancak bunun, ABD’nin başkalarını kışkırtacak “inanılmaz derecede aptalca” bir şey yapmaması şartına bağlı olduğunu söyledi.
Macgregor’un bu değerlendirmesinde Ukraine Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky, Batı’nın desteğiyle Rusya’ya karşı savaşan bir lider örneği olarak anıldı. Macgregor bu benzetmeyle, Philippines’in benzer bir jeopolitik çatışmanın merkezine dönüşmesini istemediğini savundu. Ancak bu iddia, Macgregor’un yorumu olarak aktarıldı; programda Philippines tarafının doğrudan bir açıklaması yer almadı.
Avrupa’da durum daha tehlikeli görülüyor
Macgregor, Asya’daki durumun şimdilik görece sakin olduğunu söylese de Avrupa için aynı şeyi düşünmediğini vurguladı. Ona göre Putin’in füze sistemleri ve Rusya’nın olası yanıtı hakkındaki açıklaması doğru bir uyarı niteliğinde.
“Avrupa’da durum şu anda böyle değil ve o haklı,” diyen Douglas Macgregor, ABD’nin bu adımlardan ne kazanacağını bilmediğini belirtti. Macgregor, Biden yönetimini, savunma sanayisi ve orduyla birlikte kontrolsüz bir aktör gibi davranmakla suçladı.
Macgregor’un kullandığı benzetmeye göre Başkan Biden, savunma sanayisi ve orduyla birlikte “bir yarış arabasında dağın yamacından aşağı savruluyor” ve diğer herkes istemese de bu gidişin arkasından sürükleniyor. Bu ifade, Washington’un Avrupa’daki güvenlik politikasını kontrolsüz ve tehlikeli gördüğünü gösterdi.
Macgregor, Avrupa liderlerini de eleştirdi. Ona göre Avrupa’da Orban dışında cesaret gösteren kimse yok. Macgregor, özellikle Russia ile doğu sınırında bulunan ya da ona yakın konumdaki Finlandiya, Sweden, Romania ve Bulgaria gibi ülkelerin ABD’nin Moskova’ya yönelttiği saldırı pozisyonuna katılmasının intihara yakın bir risk taşıdığını savundu.
“Orban dışında Avrupa’da kimsenin cesareti olmaması talihsizlik,” diyen Douglas Macgregor, Putin’in anlattığı tabloya bakan Finlandiyalıların, İsveçlilerin, Rumenlerin, Bulgarların ve Rusya’nın doğu sınırındaki diğer ülkelerin, Moskova’ya dönük bu saldırgan kuvvet duruşuna katılmanın “esasen intihar” olduğu sonucuna varması gerektiğini ileri sürdü.
NATO’nun rolü, ABD liderliği ve savaş riski
Bölüm boyunca Napolitano ve Macgregor, NATO’nun savunma ittifakı olmaktan uzaklaştığını, Washington’un Avrupa’yı Rusya karşısında tehlikeli bir çizgiye ittiğini ve ABD’nin füze konuşlandırmalarının Moskova tarafından ciddi bir tehdit olarak algılandığını savundu. Bu çerçevede Putin’in açıklamaları, Rusya’nın karşı hamlelerini meşrulaştıran bir uyarı olarak değil, Moskova’nın Batı adımlarını nasıl gördüğünü gösteren bir kesit olarak sunuldu.
Macgregor’un temel iddiası, Batı’nın Rusya’nın kapasitesini ve kararlılığını küçümsediği yönündeydi. Ona göre bu yanlış okuma, Avrupa güvenliği açısından büyük risk yaratıyor. Napolitano da NATO’nun Ukraine savaşı bağlamındaki rolünü “gereksiz ve faydasız bir savaşı kışkırtmak” olarak tanımladı.
Podcastte karşıt bir görüşe yer verilmedi; bölüm, Napolitano ve Macgregor’un NATO, Biden yönetimi, Avrupa ülkeleri ve ABD’nin füze politikası hakkındaki eleştirileri üzerine kuruldu. Bu nedenle aktarılan değerlendirmeler, ağırlıklı olarak iki konuşmacının yorum ve iddialarından oluştu. President Putin’in kesiti ise Rusya’nın ABD füze konuşlandırmalarına karşı nasıl bir yanıtı değerlendirdiğini göstermek için kullanıldı.