Judge Napolitano - Judging Freedom

Scott Ritter: Rusya Kış Gelmeden Ukrayna’nın Altyapısını Devre Dışı Bırakmaya Yönelecek

Podcastın bu bölümünde sunucunun “yıl sonuna kadar ne bekliyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Scott Ritter, Kremlin’in Ukrayna’daki harekâtı siyasi düzeyde hâlâ “özel askerî operasyon” olarak tanımladığını, ancak sahadaki gelişmelerin giderek daha geniş kapsamlı bir savaşa yöneldiğini savundu. Ritter’in değerlendirmesi; karşılıklı enerji ve altyapı saldırıları, drone savaşının seyri, Ukrayna ordusunun durumu ve önümüzdeki kışın yaratabileceği sonuçlar üzerinde yoğunlaştı.

“Özel askerî operasyon”dan savaşa doğru

Ritter, Kremlin’in kullandığı resmî tanımlamanın henüz değişmediğini düşündüğünü söyledi. “Siyasi olarak hâlâ özel askerî operasyon; işlevsel olarak ise savaşa doğru hamleler görüyoruz. Henüz savaş değil,” diyen Scott Ritter, Ukrayna’nın genişlettiği drone saldırılarının çatışmanın niteliğini değiştirdiğini belirtti.

Ritter’e göre bu değişimde, 25 Haziran civarında resmen duyurulduğunu söylediği 40 günlük Ukrayna harekâtı önemli rol oynadı. Ukrayna’nın bu dönemdeki saldırılarının ülkenin kapasitesini ve hedef tercihlerini açığa çıkardığını ileri süren Ritter, Rusya’nın daha önce büyük ölçüde savaş alanına odaklanan, saldırılara benzer araçlarla karşılık veren bir misilleme anlayışıyla hareket ettiğini anlattı.

Enerji savaşını Rusya’nın başlattığını açıkça söyleyen Ritter, Ukrayna’nın Rus enerji hedeflerine saldırmasının Moskova açısından beklenmedik olmadığını ifade etti. Rusya’nın, enerji altyapısına saldıran bir tarafın karşı saldırıyla karşılaşmasını olağan gördüğünü savundu. Ancak Ritter’e göre Ukrayna’nın saldırıları daha sonra ticari alanlara, perakende tesislerine ve depolara kadar genişledi.

Ritter, yaklaşık bir düzine Wildberries tesisinde büyük yangınlar çıktığını söylemekle birlikte, bunların Rusya üzerinde anlamlı bir stratejik etki yaratmadığını öne sürdü. Yangınların görüntülerinin dikkat çekici olduğunu, fakat Rus ekonomisini veya savaş kapasitesini belirleyici biçimde etkilemediğini savundu. Buna karşılık Moskova’nın Ukrayna’nın altyapısını çok daha geniş ölçekte hedef almaya başladığını söyledi.

Deniz saldırıları ve Ukrayna altyapısına yönelik tehdit

Ritter, Ukrayna’nın Sea of Azov’da (Azak Denizi) bazı gemileri hedef aldığını ve Caspian Sea’de (Hazar Denizi) birkaç gemiyi vurduğunu belirtti. Bu saldırıların da Rusya üzerinde büyük bir etki yaratmadığını ileri sürdü. Rusya’nın karşılığında Ukrayna’nın Black Sea (Karadeniz) kıyısındaki tesislerini ve faaliyetlerini devre dışı bırakmaya yöneldiğini söyledi.

Bu aşamadan sonra Rusya’nın yaklaşımının değiştiğini savunan Ritter, Moskova’nın artık Ukrayna’nın işleyişini sağlayan sistemleri bütünüyle ortadan kaldırmayı hedeflediği görüşünü dile getirdi. Bu iddiasını, eski Rusya Savunma Bakanı Sergey Shoigu’nun kıdemli danışmanlarından Andrey Ilnitsky’nin yayımladığını söylediği bir yazıya dayandırdı.

Ritter’in aktardığına göre Ilnitsky, Rusya’nın Avrupa’daki hedeflere saldırmasına gerek olmadığını, Ukrayna içinde Rus askerî planlamacılar tarafından bilinen 33 kritik tesis bulunduğunu yazdı. Ritter, bu tesislerin vurulması hâlinde Ukrayna’nın temel sistemlerinin çalışamaz duruma geleceği iddiasını aktardı. Söz konusu tesislerin adları veya konumları podcastta açıklanmadı.

Ritter, Rusya’nın bu hedeflerin çoğunu, hatta muhtemelen tamamını vurmak için artık siyasi onaya sahip olduğunu ileri sürdü. “Önümüzdeki haftalarda ve aylarda Ukrayna’nın sistemlerinin tek tek devre dışı bırakıldığını görmeye başlayacaksınız,” diyen Scott Ritter, saldırıların bir anda değil, kademeli fakat sürekli biçimde ilerlemesini beklediğini açıkladı.

Bu öngörünün özellikle kış ayları bakımından ağır sonuçlar doğuracağını savunan Ritter, Ukrayna’nın elektrik, doğal gaz ve diğer temel hizmetlerinde büyük kesintiler yaşanabileceğini söyledi. “Kış geliyor; bunu yalnızca Jon Snow söylemiyor, bu bir gerçeklik,” diyen Scott Ritter, Volodymyr Zelensky’nin yaklaşan kışta yaşanabileceğini düşündüğü koşullara hazırlıklı olmadığını ifade etti.

Ritter, Ukrayna’nın tamamen karanlıkta kalabileceğini; elektrik, enerji ve doğal gaz tedarikinin kesilebileceğini ileri sürdü. Ancak podcastta bu tahminleri doğrulayacak bağımsız bir değerlendirme, Ukrayna makamlarının yanıtı veya hedef alınacağı belirtilen altyapının mevcut durumu hakkında ek bilgi sunulmadı.

Drone savaşında Rusya’nın üstünlüğü iddiası

Sahadaki askerî dengeyi de değerlendiren Ritter, kısa süre önce Donbas ve Zaporizhzhia’da 10 gün geçirdiğini ve Rus tarafındaki drone operatörleriyle yakın temas kurduğunu söyledi. Rus askerlerinin Ukrayna’nın drone savaşı konusundaki becerisini kabul ettiğini belirten Ritter, buna rağmen Rus kuvvetlerinin artık bu alanda daha üstün olduğunu savundu.

Ritter, Ukraynalı drone operatörlerinin yeteneklerinin Amerika Birleşik Devletleri tarafından da bir askerî tatbikatta görüldüğünü söyledi. Onun anlatımına göre Ukraynalı operatörler, tatbikat sırasında ABD ordusuna ait ağır bir tugayın ilerlemesini durdurdu. Bununla birlikte Ritter, mevcut cephe koşullarında Rus drone birliklerinin Ukraynalı rakiplerinden daha etkili çalıştığını ileri sürdü.

“Şu anda Rusya bütün alanlarda egemen durumda; mutlak ve tam bir üstünlük söz konusu,” diyen Scott Ritter, bu üstünlüğün Ukraynalı drone ekipleri açısından özellikle ağır sonuçlar doğurduğunu savundu. Rus kuvvetlerinin hareket eden unsurları ve drone operatörlerini sistematik olarak hedef aldığını öne sürdü.

“Şu anda Ukrayna ordusundaki en tehlikeli görev drone operatörlüğü; çok büyük sayılarda ölüyorlar ve yerleri doldurulamıyor,” diyen Scott Ritter, Ukrayna’nın hem eğitimli personel hem de ekipman kaybettiğini belirtti. Ukrayna altyapısının tahrip edilmesinin yeni drone üretimi veya tedarikini de engellediğini ileri sürdü.

Ritter, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik drone harekâtının sonuçlarını değerlendirirken temmuz ayına ilişkin bir sayı verdi. Kendisinin başka bir kişinin yaptığı hesaba dayandırdığı ve kesinliğini “sanırım” ifadesiyle sınırladığı açıklamasına göre Ukrayna, temmuz ayında Moscow’a (Moskova) doğru yaklaşık 1.400 drone gönderdi.

Bu dronelardan yalnızca birinin Rusya’nın üç katmanlı hava savunma hattını aşabildiğini ileri süren Ritter, “Üç halkalı Rus hava savunmasını 1.400 dronedan yalnızca biri geçti; bunun başarılı bir oran olmadığı açık,” şeklinde değerlendirdi. Podcastta bu sayıların kaynağı, kullanılan drone türleri, vurulan hedefler veya hava savunmasının dışında kalan kayıplar hakkında ayrıntı verilmedi.

Iskander saldırılarıyla yapılan karşılaştırma

Ritter, Ukrayna’nın kullandığı dronelarla Rusya’nın Iskander-M balistik füzelerinin etkisini karşılaştırdı. Ukrayna dronelarının yaklaşık 60 kilogramlık savaş başlığı taşıdığını, Iskander-M füzelerinde ise yaklaşık 500 kilogramlık savaş başlığı bulunduğunu söyledi. Bu farkın hedeflerde ortaya çıkan tahribatın boyutunu belirlediğini savundu.

Rusya’nın yakın zamanda 27 Iskander-M füzesi ateşlediğini söyleyen Ritter, bu füzelerin tamamının hedeflerine isabet ettiğini ileri sürdü. “Rusya geçen gün 27 Iskander-M fırlattı ve her biri hedefini vurdu,” diyen Scott Ritter, Rus saldırılarının Ukrayna’nın Rusya’ya düzenlediği drone saldırılarından çok daha yıkıcı olduğunu vurguladı.

Ritter’in anlatımında Ukrayna’daki hedefler ortadan kalkarken Rusya’daki stratejik unsurların benzer ölçekte zarar görmediği iddiası öne çıktı. Ukrayna saldırılarının Rusya’ya hiçbir zarar vermediğini söyleyecek kadar kesin bir ifade kullandı. Bununla birlikte podcastta Rusya’daki saldırı hasarlarına ilişkin karşıt veriler veya bağımsız kaynaklar ele alınmadı.

CIA ve MI6 bağlantılı operasyon iddiası

Ritter, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik drone saldırılarının askerî sonuç üretmekten çok psikolojik ve siyasi amaç taşıdığını savundu. Bu saldırıları 20 Eylül’e kadar Rusya içindeki siyasi güç dengesini değiştirmeyi hedefleyen bir psikolojik operasyon olarak nitelendirdi.

Söz konusu planın CIA ve MI6 tarafından yönlendirildiğini ve Rusya’yı içeriden çökertmeyi amaçladığını öne süren Ritter, girişimin başarısız olduğunu söyledi. Bu iddiayı destekleyecek belge veya somut kanıt podcastta sunulmadı; CIA, MI6 ya da Ukrayna tarafından verilmiş bir yanıta da yer verilmedi.

Ritter, Russian President Vladimir Putin’in (Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin) bu süreçte zayıflamadığını, aksine siyasi olarak güçlendiğini savundu. Putin’in kamuoyu desteğinin yüzde 76 düzeyinde olduğunu söyledi. Sunucunun yüzde 76 oranını şaşkınlıkla tekrarlaması üzerine Ritter, bu oranın 20 Eylül’e kadar yüzde 80’in üzerine çıkacağını iddia etti.

“Size şunu garanti edebilirim: 20 Eylül’e kadar Putin’in destek oranı yüzde 80’in üzerinde olacak; siyasi olarak ona dokunamazlar,” diyen Scott Ritter, dışarıdan teşvik edildiğini ileri sürdüğü siyasi baskının Rus kamuoyunda amaçlanan sonucu doğurmayacağını belirtti. Ancak programda anketin kaynağı, yöntemi veya tarihi açıklanmadı.

Kayıplar ve cephedeki durum

Ritter, savaşın her iki tarafta da ölümlere yol açtığını kabul ederken Ukraynalı askerlerin çok daha büyük sayılarda hayatını kaybettiğini ileri sürdü. Geçen haftaya ait olduğunu söylediği kayıp rakamlarını topladığını belirten Ritter, bir hafta içinde 7.000’den fazla Ukrayna askerinin öldüğünü iddia etti.

Rus kayıplarının ise bu sayının onda birinden az olduğunu savundu. “Geçen hafta 7.000’den fazla Ukrayna askeri öldü; Rus kayıplarının bunun onda birinden az olduğunu söyleyebilirim,” diyen Scott Ritter, Rusya’nın kayıplarına ilişkin kamuoyuna yansıyan haberlerin büyük ölçüde abartıldığını ileri sürdü. Podcastta bu rakamların dayandığı raporlar tanımlanmadığı gibi, Ukrayna veya bağımsız kuruluşların kayıp tahminleri de aktarılmadı.

Ritter, değerlendirmesini sahada Rus birlikleriyle geçirdiği zamana dayandırdı. Nisan ayında Rus kuvvetlerinin Ukrayna droneları nedeniyle zorlandığını ve kayıplar verdiğini kabul etti. Bununla birlikte sorunun o dönemde dışarıdan anlatıldığı büyüklükte olmadığını, Rusya’nın daha sonra drone tehdidini büyük ölçüde kontrol altına aldığını savundu.

Durumun kusursuz olmadığını özellikle belirten Ritter, Rus kuvvetlerinin yine de savaş alanına ve operasyonların temposuna hâkim olduğunu öne sürdü. Ukrayna kuvvetlerinin bütünüyle savunmada kaldığını, gerçekleştirdikleri hücumların ise çoğunlukla iki tarafın mevzileri arasındaki “gri bölgeye” yöneldiğini söyledi.

Ritter’e göre Ukrayna birlikleri boş bir alanda beş kilometre ilerlediğinde bunu zafer olarak sunuyor, fakat sonrasında saldırıya katılan tugay ağır kayıplar veriyor. Bu ilerlemelerin Rusların elindeki yerleşimleri veya savunma hatlarını ele geçirmek anlamına gelmediğini savundu.

Ritter, propaganda faaliyetlerinin sahadaki gerçeklikle uyuşmayan algılar ve anlatılar yarattığını ileri sürdü. Ukrayna’nın karşı saldırılarının başarısının abartıldığını, Rusya’nın ise hem insan gücü hem drone kapasitesi hem de uzun menzilli saldırılar bakımından belirleyici üstünlük kurduğunu iddia etti.

Bölümün sonunda Ritter, Rus saldırılarının Ukrayna ordusunu ve altyapısını aşındırmayı sürdüreceğini, bu sürecin Ukrayna’nın çöküşüne kadar devam edebileceğini öne sürdü. Bu sonucun kesinleştiğini gösteren bağımsız veriler programda tartışılmadı; değerlendirme bütünüyle Ritter’in saha gözlemlerine, aktardığı sayılara ve Rusya’nın gelecek hamlelerine ilişkin tahminlerine dayanıyordu.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol