Scott Ritter: “Great Britain Amerikan İfade Özgürlüğüne Düşman Gibi Davranıyor”
İngilizce podcast bölümünde sunucu Tucker Carlson ile konuk Scott Ritter, Amerikalı insan hakları avukatı Dan Kovalik’in Great Britain’da gözaltına alınmasını ve bunun ifade özgürlüğü, terörle mücadele yasaları, Israel eleştirisi ve ABD-İngiltere ilişkileri açısından ne anlama geldiğini tartıştı. Ritter, olayın yalnızca bir bireysel gözaltı vakası olmadığını, ABD’nin temel anayasal değerleriyle bağdaşmadığını ve Washington’ın London’a karşı sert tepki göstermesi gerektiğini savundu.
Dan Kovalik’in Gözaltına Alınması
Tartışma, Carlson’ın “Great Britain’da, ABD’de söylense ifade özgürlüğü kapsamında korunacak sözler nedeniyle bir Amerikalı avukatın tutuklanması” olarak tanımladığı olayla başladı. Carlson, Ritter’a “Great Britain’da neler oluyor?” diye sordu.
Ritter, söz konusu kişinin yakın arkadaşı olduğunu belirterek Dan Kovalik’i “çok yüksek saygı duyduğu” biri olarak tanımladı. Ona göre Kovalik’in siyasi görüşleri tartışmalı olabilir, ancak bunları dile getirmenin yasa dışı sayılmaması gerekir. Ritter, özellikle Kovalik’in Israel’in Gaza’da yaptıklarını “soykırım” olarak nitelendirmesinin cezai takibata konu edilmesini eleştirdi.
“Israel’in Gaza’da yaptığının soykırım olduğunu söylemekte yasa dışı hiçbir şey yok,” diyen Scott Ritter, “Ben bu sonuca katılıyorum. Katılmayan çok kişi var ama ifade özgürlüğü tam da bununla ilgilidir” şeklinde belirtti.
Ritter’a göre Kovalik yalnızca Israel’i değil, United States ve Great Britain’ın Iran’a karşı yürüttüğünü söylediği politikaları da açıkça eleştirmişti. Ritter, Great Britain’ın bu süreçte “destekleyici bir rol” oynadığını ileri sürdü. Kovalik’in sosyal medya paylaşımları ve kamuya açık ifadeleri nedeniyle Liverpool’daki John Lennon Airport’ta British police tarafından gözaltına alındığını söyledi.
Terör Yasası ve Schedule 7 Tartışması
Ritter, Kovalik’in 2000 tarihli terör yasası kapsamında, özellikle de Schedule 7 adı verilen düzenlemeye dayanılarak hedef alındığını ileri sürdü. Onun anlatımına göre bu düzenleme, Israel’i eleştiren sosyal medya paylaşımlarının kriminalize edilmesine zemin hazırlıyor.
Ritter, Great Britain’ın egemen bir devlet olduğunu kabul ettiğini, ancak bunun sonuçsuz kalmaması gerektiğini savundu. “Great Britain egemen bir devlettir, bundan şüphe yok. British hükümeti yapmak istediğini yapma hakkına sahiptir,” diyen Scott Ritter, “Ama eylemlerinin sonuçları olmalıdır” diye vurguladı.
Ritter’ın temel iddiası, Great Britain’ın kendisini United States’in “özel dostu” olarak sunduğu, ancak artık bu özel ilişkinin anlamını yitirdiği yönündeydi. Ona göre British yönetimi, ABD’nin en temel değerlerinden biri olan ifade özgürlüğüne saygı göstermiyor.
“Özel İlişki” ve Amerikan Değerleri
Ritter, ABD demokrasisinin ve anayasal düşüncesinin tarihsel kökleri arasında Magna Carta’nın bulunduğunu hatırlattı. Bu açıdan, ifade özgürlüğü gibi temel hakları bastıran bir Great Britain’ın artık American values ile uyumlu sayılamayacağını söyledi.
“British yönetimi artık buna saygı duymuyor,” diyen Scott Ritter, “Great Britain, Amerikan değerlerinin antitezi olan bir şeye dönüştü; buna rağmen biz onlara dost muamelesi yapıyoruz” şeklinde değerlendirdi.
Kovalik’in bir American citizen, American lawyer, human rights lawyer, international law ve constitutional law uzmanı olduğunu belirten Ritter, onun “terörist” ve “suçlu” gibi muamele gördüğünü savundu. Bu durumu Russia veya China’da yaşanacak benzer bir olayla karşılaştırdı.
“Bu Russia’da ya da China’da olsaydı, Dışişleri Bakanlığı kıyameti koparır ve derhal serbest bırakılmasını isterdi,” diyen Scott Ritter, “Şu anda neden aynı tepkiyi vermediğimizi ve Dan Kovalik’in derhal serbest bırakılması ile özür talep etmediğimizi anlamıyorum” diye ekledi.
Great Britain’a Yaptırım Çağrısı
Ritter, United States’in artık Great Britain’a müttefik gibi davranmaması gerektiğini savundu. Hatta Great Britain’ı “United States’in düşmanı” olarak nitelendirdi. Bu değerlendirmesini, British devletinin ifade özgürlüğünü bastırdığı ve muhalif sesleri polis devleti yöntemleriyle ezdiği iddiasına dayandırdı.
“British yönetimi bizim savunmadığımız her şeyi temsil ediyor,” diyen Scott Ritter, “İfade özgürlüğünün bastırılmasını, her türlü sözlü muhalefeti ezen bir polis devletini temsil ediyorlar” şeklinde açıkladı.
Ritter, ABD’nin Magnitsky Act benzeri bir yaptırım mekanizmasını Great Britain’a karşı uygulaması gerektiğini söyledi. Magnitsky Act’in Russia’ya yönelik kabul edildiğini belirten Ritter, bu yasanın gerekçesinin “hapishanede bir avukatın öldürülmesi” iddiası olduğunu, ancak kendi görüşüne göre bunun doğru olmadığını ileri sürdü. Buna rağmen Washington’ın o dönemde harekete geçtiğini hatırlattı.
Ritter, bu kez “Kovalik Act” benzeri bir düzenleme yapılması gerektiğini savundu. Ona göre bu mevzuata oy veren British Parliament üyeleri United States’e kalıcı olarak alınmamalı; olayın gerçekleşmesine izin veren hükümette görev yapan yetkililer ve Amerikalıların kovuşturulmasında rol alan polis memurları da benzer yasaklarla karşılaşmalı.
“Bu yasaya oy veren her member of parliament United States’e kalıcı olarak giriş yasağına tabi tutulmalıdır,” diyen Scott Ritter, “Bu olayın yaşanmasına izin veren hükümette görev yapan herkes ve Amerikalıların kovuşturulmasına katılan her polis memuru da sonsuza dek yasaklanmalıdır” diye savundu.
Ritter ayrıca ekonomik yaptırım çağrısı yaptı. United States’in Great Britain’a “sert bir bedel” ödetmesi gerektiğini söyledi. Ona göre mesele yalnızca Kovalik’in hakları değil, American citizens’ın koruması gereken değerlerdir.
Carlson’ın Güvenlik Sorusu
Carlson, Ritter’ın anlattıklarını netleştirmek için araya girdi. Kovalik’in söz konusu yorumları United States’te yaptığını, buna rağmen Great Britain’a vardığında cezalandırıldığını söyledi. Ardından kendisi, Ritter veya programa katılan diğer kişilerin British airport’ta güvenlik ya da gümrükten geçip geçemeyeceğini sordu.
“Şunu doğru mu anlıyorum: Bu avukat bu yorumları United States’te yaptı ve bunun için Great Britain’a varınca cezalandırıldı?” diyen Tucker Carlson, “Sizi, beni ya da bu programdaki neredeyse herhangi birini British airport’ta güvenlikten veya gümrükten geçirirler mi, yoksa bizi de gözaltına mı alırlar?” diye sordu.
Ritter: “Great Britain’a Gitmem”
Ritter, kendisinin Great Britain’a gitmesi halinde gözaltına alınacağından “yüzde 100 emin” olduğunu söyledi. Bu konuda uyarıldığını ve bu nedenle gitmediğini belirtti. Great Britain’ı “düşman devlet” olarak gördüğünü ifade etti.
“Great Britain’a gitsem gözaltına alınacağım yüzde 100 kesin,” diyen Scott Ritter, “Bana bu yönde uyarı yapıldı; bu yüzden gitmiyorum” şeklinde açıkladı.
Ritter, American citizens’ın Great Britain’a seyahat etmemesi gerektiğini de savundu. Ona göre Great Britain, Amerikalılar için gidilecek bir yer olmaktan çıkmıştır. Daha da ileri giderek United States’in Great Britain’a yönelik tüm Amerikan havayolu hatlarını kapatması gerektiğini söyledi.
“Great Britain hiçbir American citizen’ın gitmesi gereken bir yer değil,” diyen Scott Ritter, “Great Britain’a giden her American airline rotasını kapatmalıyız” diye ekledi.
Ritter, sosyal medyada British hassasiyetleriyle çelişecek herhangi bir paylaşım yapmış Amerikalıların gözaltına alınabileceğini iddia etti. Bu gözaltı sürecini “çok tatsız bir deneyim” olarak nitelendirdi.
George Galloway Örneği ve Sert Suçlamalar
Ritter, benzer koşullarda gözaltına alındığını söylediği George Galloway’i örnek verdi. Galloway’in bu sürecin ardından Great Britain’dan tamamen ayrılmak zorunda kaldığını iddia etti. Ayrıca Galloway’in eşinin muamele sırasında fiilen cinsel saldırıya uğradığını ileri sürdü.
Ritter, bu örneği British devletinin demokratik niteliğini sorgulamak için kullandı. Ona göre Great Britain artık bir demokrasi olarak görülemez; aksine ifade özgürlüğünü bastırdığı için demokrasinin karşıtıdır.
“British devleti bir terör devletidir,” diyen Scott Ritter, “Bu kelimenin tam anlamıyla bir terör devletinin eylemidir. Demokrasi değiller; demokrasinin antitezidirler, çünkü ifade özgürlüğünü bastırıyorlar” ifadelerini kullandı.
Bölümün bu kısmında tartışma, Kovalik’in gözaltına alınmasından daha geniş bir eksene taşındı. Ritter, Great Britain’ın terörle mücadele mevzuatını kullanarak political speech’i cezalandırdığını, bunun American values ile bağdaşmadığını ve United States’in tepki vermemesinin kabul edilemez olduğunu savundu. Carlson ise sorularıyla bu iddianın pratik sonuçlarını, özellikle Amerikalı gazeteciler, yorumcular ve aktivistler açısından ne anlama geldiğini netleştirmeye çalıştı.
Dan Kovalik’in Gözaltına Alınması
Tucker Carlson: Bu konuda ne kadar heyecanlı olduğunu biliyorum, ben de öyleyim. Great Britain’da, eğer o sözleri United States’te söylemiş olsaydı ifade özgürlüğü kapsamında korunacak bir Amerikalı avukatın tutuklanmasıyla neler oluyor?
Scott Ritter: Evet, Dan Kovalik benim çok iyi bir arkadaşım ve son derece yüksek saygı duyduğum biri. Siyaseti... yani siyasetinde yasa dışı hiçbir şey yok. Örneğin Israel’in Gaza’da yaptığının soykırım olduğunu söylemekte yasa dışı hiçbir şey yok. Ben bu sonuca katılıyorum. Katılmayan çok kişi var ama ifade özgürlüğü tam da bununla ilgilidir.
Scott Ritter: Ayrıca United States ve Great Britain’ı Iran’a karşı yürüttükleri savaş konusunda açıkça kınamış biri. Great Britain bunda destekleyici bir rol oynadı. Sonuç olarak, yaptığı açıklamalar ve sosyal medyada paylaştığı gönderiler nedeniyle British police onu Liverpool’daki John Lennon Airport’ta gözaltına aldı; sanırım 2000 tarihli terör yasası kapsamında, Schedule 7 uyarınca suçladılar.
Scott Ritter: Bu Schedule 7 daha yeni bir ekleme ve örneğin sosyal medyada Israel’i eleştiren şeyler paylaşmayı yasa dışı hale getiriyor. Şimdi, Great Britain egemen bir devlettir, bundan şüphe yok. British yönetimi istediğini yapma hakkına sahiptir. Ama eylemlerinin sonuçları olmalıdır.
İfade Özgürlüğü ve ABD-İngiltere İlişkileri
Scott Ritter: Great Britain kendisini United States’in özel dostu gibi sunuyor. Ne de olsa özel bir ilişkimiz var. Artık yok. Eğer British yönetimi ifade özgürlüğü gibi temel bir Amerikan değerine saygı gösteremiyorsa, şunu hatırlayalım: Demokrasimizin ve Constitution’ın arkasındaki düşüncenin temellerine baktığımızda Magna Carta’dan yararlanıyoruz; bu British mirasıdır. Ama British yönetimi artık buna saygı duymuyor.
Scott Ritter: Great Britain, Amerikan değerlerinin antitezi olan bir şeye dönüştü; buna rağmen biz onlara dost muamelesi yapıyoruz. Bir American citizen’ı, bir American lawyer’ı, bir human rights lawyer’ı, international law uzmanı bir adamı, constitutional law uzmanı bir adamı gözaltına aldılar ve ona bir terörist, bir suçlu gibi davrandılar.
Scott Ritter: Bu Russia’da ya da China’da olsaydı, Dışişleri Bakanlığı kıyameti koparır ve derhal serbest bırakılmasını talep ederdi. Şu anda neden kıyameti koparmadığımızı, Dan Kovalik’in derhal serbest bırakılmasını ve bir özür talep etmediğimizi anlamıyorum.
Yaptırım Çağrısı
Scott Ritter: Ama artık British yönetimine müttefikimiz gibi davranmayı bırakmamızın zamanı geldi. Onlar America’nın müttefiki değil. Onlar United States’in düşmanları. Bizim savunmadığımız her şeyi savunuyorlar. İfade özgürlüğünün bastırılmasını savunuyorlar. Her türlü sözlü muhalefet ihtimalini ezen bir polis devletini savunuyorlar.
Scott Ritter: Bu durumda başkalarına ne yapıyorsak British yönetimine de onu yapmalıyız. Magnitsky Act var; bunu, Russia’yı bir avukatı hapishanede öldürmekle suçladığımız için kabul etmiştik. Meğer öyle olmamış. Hepsi yalan. Ama yine de harekete geçtik.
Scott Ritter: British yönetimine karşı benzer bir düzenlememiz olmalı; Kovalik Act olmalı. Bu yasaya oy veren her member of parliament United States’e kalıcı olarak giriş yasağına tabi tutulmalı. Bunun gerçekleşmesine izin veren hükümette görev yapmış her British government üyesine giriş yasağı getirilmeli. Amerikalıların kovuşturulmasında yer alan her polis memuru sonsuza dek yasaklanmalı.
Scott Ritter: Onlara böyle davranmalıyız. British yönetimine ekonomik yaptırım uygulamalıyız. Hepimizin değer vermesi gereken bir American citizen’ın değerlerini bastırdıkları için onlara ağır bir bedel ödetmeliyiz.
Amerikalılar İçin Seyahat Riski
Tucker Carlson: Şunu doğru mu anlıyorum? Bu avukat bu yorumları United States’te yaptı ve bunun için Great Britain’a vardığında cezalandırıldı. Yani seni, beni ya da bu programdaki neredeyse herhangi birini British airport’ta güvenlikten veya gümrükten geçirirler mi? Yoksa bizi gözaltına mı alırlar?
Scott Ritter: Great Britain’a gitsem gözaltına alınacağım yüzde 100 kesin. Bana bu yönde uyarı yapıldı ve bu yüzden gitmiyorum. Ama ben Great Britain’ı düşman bir devlet olarak görüyorum. Neden düşman bir devlete seyahat edeyim?
Scott Ritter: Great Britain hiçbir American citizen’ın gitmesi gereken bir yer değil. Great Britain’a giden her American airline rotasını kapatmalıyız. Onlara Amerikalılar için en kötü tehdit muamelesi yapmalıyız. Durum budur.
Scott Ritter: Hanımefendiler ve beyefendiler, eğer bir American citizen’sanız ve social media’da British hassasiyetlerine aykırı düşebilecek herhangi bir şey paylaştıysanız, gözaltına alınacaksınız. Bu çok tatsız bir deneyimdir.
George Galloway Örneği
Scott Ritter: O kadar tatsız ki benzer koşullarda gözaltına alınan George Galloway, Great Britain’dan tamamen ayrılmak zorunda kaldı. Aslında eşine, çok iyi bir hanımefendiye, fiilen cinsel saldırıda bulundular.
Scott Ritter: Yani British devleti bir terör devletidir. Bu kelimenin tam anlamıyla bir terör devletinin eylemidir. Demokrasi değiller. Demokrasinin antitezidirler, çünkü ifade özgürlüğünü bastırıyorlar.