Alastair Crooke: İran Savaşı Israel’den Russia’ya Küresel Dengeleri Sarsıyor
Kaynak dili İngilizce olan podcast bölümünde sunucu, eski British diplomat ve müzakereci Alastair Crooke ile İran savaşı sonrasında küresel jeopolitiğin nasıl değiştiğini konuştu. Crooke, İran’ın yalnızca bölgesel bir kriz yaratmadığını; Israel, Russia, China, Gulf ülkeleri, Europe ve United States açısından daha geniş bir güç dengesi kırılması doğurduğunu savundu.
Israel’de Siyasi Kriz ve Netanyahu’nun Geleceği
Alastair Crooke, İran savaşı sonrası doğrudan etkilenen ilk ülkenin Israel olduğunu söyledi. Ona göre Israel içinde ciddi bir siyasi kriz yaşanıyor ve Benjamin Netanyahu, olası bir anlaşma ihtimali karşısında “umutsuzluk” içinde. Crooke, Netanyahu’nun hakkındaki yolsuzluk davalarının hâlâ sürdüğünü, bu davaların sonuçlanması halinde mahkûmiyet ve hapis ihtimalinin gündeme gelebileceğini belirtti.
Crooke, Donald Trump’ın Netanyahu için bir af sağlamaya çalıştığını, fakat bunun henüz gerçekleşmediğini aktardı. Netanyahu’nun ise yalnızca af değil, davaların tamamen silinmesini istediğini söyledi. “Netanyahu’nun istediği şey, kendisine karşı açılmış davaların tamamen ortadan kaldırılması,” diyen Crooke, bunun şu ana kadar sağlanmadığını ifade etti.
Crooke’a göre Israel’de bazı çevrelerde Netanyahu’nun seçimde yenilmektense hükümeti erken bırakmasının daha avantajlı olabileceği tartışılıyor. Olası seçimin Eylül ayında yapılabileceğini, Ekim ayının ise 7 Ekim saldırıları nedeniyle birçok Israeli için olumsuz çağrışım taşıdığını söyledi.
İran Savaşının Israel Açısından Sonucu
Crooke, Israel kamuoyunda başlangıçta United States’in savaşa girerek İran’ı “etkili biçimde yok edeceği” beklentisinin güçlü olduğunu söyledi. Ancak artık bu sonucun gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığını savundu. “Iran savaşı kazandı; bu da Israel’in savaşı kaybettiği anlamına geliyor,” diyen Crooke, United States’in de bu savaşta stratejik yenilgi yaşadığını öne sürdü.
Crooke’a göre bu yenilgi, Israel’in “Greater Israel” projesini ve bölgesel hegemonya arayışını sorgulatıyor. Gaza, West Bank ve Lebanon başta olmak üzere Israel’in aynı anda “beş ya da altı kazanılamaz savaş” içinde sıkıştığını söyledi. Israel Genelkurmay Başkanı’nın, bu cepheleri yönetmek için mevcut ordunun altı katı büyüklükte bir kuvvete ihtiyaç olduğunu söylediğini aktardı.
Crooke, Iran’a karşı savaşın Israel’i krizden çıkaracak “sihirli çözüm” olarak görüldüğünü, fakat bunun gerçekleşmediğini belirtti. Ona göre bazı üst düzey Israeli isimler, David Ben-Gurion’un eski stratejik anlayışına dönülmesi gerektiğini tartışmaya başladı: Israel’in küçük bir ülke olduğu, sınırlı kaynaklara sahip bulunduğu ve sınırları içinde kalması gerektiği fikri.
Ben-Gurion Modeline Dönüş Tartışması
Crooke, Ben-Gurion’un Clausewitz’in “savaş siyasetin devamıdır” yaklaşımını benimsediğini hatırlattı. Ona göre Ben-Gurion, Israel’in büyük ve sürekli bir orduyu finanse edemeyeceğini, küçük profesyonel ordu ve yedeklere dayalı bir savunma modeliyle hareket etmesi gerektiğini düşünüyordu.
Crooke, bugün bazı Israeli çevrelerin “çok ileri gidildiği” kanaatine vardığını söyledi. “Israel’i Middle East’in hegemonu haline getirme projesi her yerde ters gidiyor,” diyen Crooke, ülkenin başlattığı savaşların içine sıkıştığını savundu.
Buna paralel olarak, İran sorununu United States aracılığıyla çözme stratejisinin başarısız olduğunu belirtti. Crooke’a göre bazı çevrelerde Zionist projenin tamamını farklı bir bakışla yeniden düşünme ihtiyacı konuşuluyor. Ancak bu tartışmalar henüz ana akım hâline gelmiş değil; çünkü Trump’ın ne yapacağı, United States’te ne olacağı ve dünya ekonomisinin hangi yöne gideceği konusunda büyük belirsizlik var.
Russia’da Değişen Stratejik Ruh Hali
Crooke, İran savaşının ikinci büyük etkisinin Russia’da görüldüğünü söyledi. Özellikle Russian stratejist Sergey Karaganov’un yazdığı bir makaleye dikkat çekti. Karaganov’un Iran’ın konvansiyonel füze silahlarıyla United States ve Western hedeflerinin zayıf noktalarını vurduğunu, bunun ardından West’in geri çekildiğini savunduğunu aktardı.
“Karaganov açıkça, Russia’nın Iran’dan ders çıkarması gerektiğini söyledi,” diyen Crooke, bunun Moscow’da daha geniş bir ruh hâli değişimini yansıttığını değerlendirdi. Crooke’a göre Russia, yalnızca yeni konvansiyonel silahlar geliştirme değil, nükleer caydırıcılığı yeniden inandırıcı hâle getirme gereği üzerinde duruyor.
Crooke, Karaganov’un “insanların nükleer silahtan korkması gerektiği” düşüncesini savunduğunu aktardı. Ona göre bu, Europe için de caydırıcı bir işlev görebilir. Crooke, European liderlerin Russia ile savaş fikrini giderek daha rahat dile getirdiğini, bunun da tehlikeli bir rehavet yarattığını söyledi.
Sunucu da bu noktada West’in son otuz yılda savaşları çoğunlukla kendi toprakları dışında yürüttüğünü, küçük ve zayıf ülkelere karşı tırmanma kontrolüne sahip olduğunu söyledi. Ona göre Russia’ya karşı aynı mantığın uygulanması tehlikeli; çünkü Russia eylemsizliğin de World War III riskini artırabileceğini düşünebilir.
NATO Toprakları, Ukraine ve Tırmanma Riski
Crooke, Europe’un Ukraine’e daha fazla füze ve drone desteği vermesinin Moscow’da öfkeyi artırdığını söyledi. United Kingdom’ın 120 bin yeni drone ve uzun menzilli füze göndereceğini açıkladığını, bu silahların Baltic bölgesindeki NATO alanı üzerinden St. Petersburg ve başka hedeflere yöneltilebileceğini belirtti.
Crooke’a göre bazı European ülkeler, NATO alanının Article 5 koruması sağlayacağını varsayıyor olabilir. Ancak Russia’nın artık “karar alma merkezlerini” hedef alma söylemine geçtiğini söyledi. “Karar alma merkezi Latvia’da değil; Britain, France ve Germany’de,” diyen Crooke, savaş planlarının bu ülkelerde şekillendiğini savundu.
Sunucu, West medyasında Russia’nın enerji altyapısına saldırıların Russia ekonomisini etkilemeye başlamasının kutlandığını, fakat bunun Moscow’un daha sert karşılık vermesine yol açabileceğinin kavranmadığını söyledi. Crooke da Europe’un olanları fark etmediğini, fark edenlerin ise saldırıları “iyi haber” gibi gördüğünü belirtti.
China’nın Sessiz Fakat Sert Karşı Hamleleri
Crooke, China’nın da aynı dönemde United States’e karşı daha sessiz ama kararlı biçimde karşılık verdiğini söyledi. Ona göre China, füze veya yüksek perdeden açıklamalar yerine ekonomik araçlarla hareket ediyor.
Chinese vatandaşlarının United States borsasından alım yapmasının engellenmesi, digital currencies üzerinden dollar alanını genişletme girişimlerine karşı adımlar ve Chinese bond piyasasının güçlendirilmesi bu kapsamda değerlendirildi. Crooke, Chinese bonds’un euro tarafından iyi teminat olarak görülmesini, China’nın derin tahvil piyasasını genişletmesi açısından önemli buldu.
“Nvidia’ya ne olduğuna bakın; Chinese, Chinese market’in tamamını yeniden kendileri için geri aldı,” diyen Crooke, Beijing’in United States’in China üzerindeki ekonomik sıkıştırmasını sınırlamak için daha sert tedbirler aldığını savundu.
Israel-Iran İlişkilerinde Üçüncü Yol İhtimali
Sunucu, Israel’in Iran karşısında “ya hep ya hiç” durumuna sıkışmasının tehlikeli olduğunu söyledi. Ona göre Israel, yenilgiyi kabullenemediği bir tabloda nükleer silaha başvurma riski doğurabilir. Bu nedenle Saudi Arabia ve Iran arasında China arabuluculuğunda kurulan sürece benzer biçimde Israel-Iran ilişkilerinin dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini sordu.
Crooke, bunun teorik olarak mümkün olduğunu, ancak şu anın bunun için hazır olmadığını söyledi. Iranian Revolution sonrasında Israel ile Tehran arasında bir dönem iyi ilişkiler bulunduğunu, Iran-Iraq War sırasında Israel’in Iran’a silah sattığını hatırlattı.
Crooke’a göre dönüm noktası Israel’de Labor Party’nin iktidara gelmesiyle yaşandı. O döneme kadar Israel’in çevre ülkelerle ittifak kurup yakın Arab world’ü düşman gördüğünü, sonra bu denklemin tersine çevrilerek Arab states ile barış arayışına gidildiğini söyledi. Bu değişimle Iran’ın düşmanlaştırıldığını belirtti.
“Iran’ın nükleer bombaya bir hafta uzaklıkta olduğu iddiasını Netanyahu’dan yirmi yıldır duyuyoruz,” diyen Crooke, bu söylemin United States’teki pro-Israeli lobby için sürekli bir düşman ihtiyacını karşıladığını savundu.
Gulf Güvenlik Mimarisi ve Hormuz Boğazı
Crooke, bölgesel çözüm için Iran ile konuşmanın kaçınılmaz olabileceğini söyledi. Saudi Arabia ve bazı Gulf ülkelerinin, American-led olmayan, Gulf-led yeni bir güvenlik mimarisi üzerinde çalıştığını belirtti. Abu Dhabi’nin bu konuda daha farklı durabileceğini, fakat diğer Gulf aktörlerinin gelecekte Iran’a yönelik yeni bir saldırının kendi ülkeleri için sonuçlarından endişelendiğini söyledi.
Sunucu, Iran’ın Strait of Hormuz üzerindeki kontrolünü kullanarak yaptırımlara karşı yeni bir ekonomik baskı aracı oluşturabileceğini savundu. Ona göre Iran, kendisine yaptırım uygulayan ya da US üslerine ev sahipliği yapan ülkelere daha yüksek geçiş bedelleri koyabilir; enerji satışlarında dollar kullanımını teşvik eden ya da sürdüren ülkelere farklı tarifeler uygulayabilir.
Crooke da Hormuz üzerinden ücret alınmasının petro-dollar düzenini sarsabileceğini söyledi. Bosphorus’tan geçen gemilerin Turkey’ye çevresel ve başka ücretler ödemesine benzer bir modelin Iran tarafından uygulanabileceğini belirtti.
Petro-Dollar, AI ve Gulf Ekonomileri
Crooke, Gulf ekonomilerinin 1973’ten bu yana yüksek petrol fiyatları ve gelirlerin Wall Street’e aktarılması üzerine kurulu financialized Western architecture içinde şekillendiğini söyledi. Bu paranın özellikle 2008 sonrası West’te büyük finansallaşmayı ve servetin elite minority’ye aktarılmasını desteklediğini savundu.
Ona göre Iran, bu yapıyı hedef alıyor. Hormuz üzerinde kontrolün pekişmesi durumunda Gulf ülkelerinin petrol ve gaz ihraç etmek için Iran ile ilişkilerini yeniden düzenlemek zorunda kalacağını söyledi.
Crooke ayrıca AI yatırımlarına dikkat çekti. Gulf ülkelerinin United States’teki AI projelerine trilyonlar ve milyarlar aktardığını, UAE gibi yerlerde büyük data centers kurulduğunu belirtti. Ancak United States’in savaş sırasında Gulf ülkelerini askeri olarak desteklemekten geri durduğunu savundu. “Gulf states, United States tarafından terk edildiklerini anladı,” diyen Crooke, bunun tech brothers ile Gulf brothers arasındaki AI bağını da sorgulatacağını ifade etti.
United States ve Europe’un Stratejik Çıkmazı
Sunucu, United States’in global primacy fikrine bağlı kalmasının artık kendi kendine zarar verdiğini söyledi. Washington’un önce silahlarını Russia’ya karşı Ukraine’e gönderdiğini, sonra Iran ile savaş ihtimali doğduğunda Gulf States’i savunmak için yeterli silahının kalmadığını belirtti. South Korea’dan silah çekme ve Ukraine’e gidecek silahları Gulf bölgesine yönlendirme ihtiyacının doğduğunu söyledi.
Sunucuya göre United States ne Russia’yı, ne Iran’ı yenebildi; gelecekte China’yı yenmesi de mümkün görünmüyor. Bu durum European, Gulf ve East Asian müttefiklerde United States’in onları savunup savunamayacağına dair endişe yaratıyor.
Crooke ise Europe’un hâlâ Trump’ın görevden ayrılmasını ve sonrasında yeni bir yönetimin United States’i Russia’ya karşı Europe’un yanında savaşa çekmesini umut ettiğini savundu. “Europeans, Israel’in United States’i Iran’a karşı savaşa çekme hayaline benzer bir hayal kuruyor,” diyen Crooke, bunun gerçekçi olmadığını ifade etti.
Giriş
Sunucu: Tekrar hoş geldiniz. Ortadoğu’daki çatışmalar konusunda onlarca yıllık deneyime sahip eski British diplomat ve müzakereci Alistair Crooke yine bizimle. Alistair Crooke aynı zamanda Conflicts Forum’un kurucusu ve direktörü. Bu yüzden, Substack’teki ufuk açıcı yazılarını mutlaka okuyun; bağlantıyı açıklamaya bıraktım. Programa tekrar geldiğiniz için çok teşekkür ederim.
Alistair Crooke: Teşekkür ederim. Davet ettiğiniz için teşekkürler.
Iran Savaşı ve İsrail’de Kriz
Sunucu: Yakın zamanda Substack’inizde de yayımlanan, Iran savaşının dünya jeopolitiğini yeniden şekillendirdiğine dair bir yazı yazdınız. Bunu biraz açabilir misiniz? Iran neden yalnızca US için stratejik bir yenilgi ya da bölgesel bir kriz değil de, aynı zamanda jeopolitik dünyasını da etkileyen bir mesele?
Alistair Crooke: Bence bunun birkaç nedeni var. Öncelikle bundan doğrudan etkilenen üç ülke var. İlki Israel. Israel’de bir kriz var. Bu sabah Israel’den gelen haberleri okuyordum; Netanyahu’nun bir anlaşma ihtimali karşısında umutsuzluğa kapıldığı, buna tamamen karşı olduğu ve kendi geleceği konusunda endişeli olduğu yazılıyordu. Çünkü bildiğiniz gibi aleyhinde süren davalar var; yolsuzluk davaları. Bunlar uzun süredir devam ediyor ama hâlâ sürüyor ve hukuk çevreleri, eğer sonuçlanırsa mahkûm olabileceğini söylüyor.
Bunun diğer boyutu ise seçimler ve Trump’ın onun için çıkarmaya çalıştığı af meselesi. Şu ana kadar bir af çıkmadı. Aslında Netanyahu’nun istediği şey, aleyhindeki davaların tamamen silinmesi. Az önce tarif ettiğim tüm bu davaların iddianameden çıkarılıp rafa kaldırılmasını istiyor. Şu ana kadar bu olmadı.
Dolayısıyla Israel içinde, bunun Israel’deki spekülasyon olduğunu vurguluyorum, Netanyahu’nun Eylül ya da Ekim gibi bir seçimde yenilgiyle karşılaşmaktansa istifa edip hükümetten erken ayrılmasının daha iyi olabileceği düşünülüyor. Görünen o ki seçim muhtemelen Ekim’de değil Eylül’de olacak; çünkü Ekim, 7 October nedeniyle birçok Israeli için iyi çağrışım yapmayacak. Bu yüzden kendisini bundan uzak tutmak istiyor.
Ama çaresiz görünüyor; çünkü af gelmiyor. Bir anlaşma da gelmiyor. Af alsa bile mevcut haliyle bunu reddediyor, çünkü suçunu kabul etmeyecek; oysa Israeli hukukuna göre bu gerekiyor. Gerilimler de muazzam ölçüde artıyor.
Başlangıçta Israelis, America’nın devreye gireceği, dünyanın en büyük gücünün Israel’e katılıp fiilen Iran’ı yok edeceği düşüncesiyle büyük bir heyecan içindeydi. İstedikleri şey buydu: Iran’ın yok edilmesi. Şimdi ise Israel’de bunun sonuç olmayacağı içselleştiriliyor. Aslında Iran savaşı kazandı. Bu, Israel açısından da savaşın kaybedildiği anlamına geliyor; America savaşı kaybetti, Israel ise daha da fazla kaybetti.
Bu durum çok derin meseleleri sorgulatıyor. Bazı insanlar bunun bütün Greater Israel projesinin çöküşü olduğunu söylüyor. Çünkü Israel şu anda, sayısı kaç oldu, beş ya da altı kazanılamaz savaşın içine sıkışmış durumda ve hiçbir yerde işler özellikle iyi gitmiyor. Gaza, West Bank, Lebanon özellikle kötü gidiyor. Bunların hiçbiri iyi gitmiyor.
Genelkurmay başkanının dediği gibi, bunu yönetebilmek için IDF’in sahip olduğundan altı kat fazla IDF gerekir. Yani yeterli asker olmadan, belirli bir çıkış yolu olmadan, kazanılamaz savaşlara sıkışmış durumdalar. Iran’ın, Israel’i bu derinleşen krizden çıkarıp başka bir döneme taşıyacak sihirli mermi olması bekleniyordu.
Ben-Gurion Modeline Dönüş Tartışması
Alistair Crooke: Bazı insanlar, bunun çoğunluk olduğunu ya da büyük bir akım olduğunu iddia etmiyorum, ama Israel’de oldukça ciddi, üst düzey kişilerin şunu söylemeye başladığını görüyorsunuz: Bu işin sonunda Ben-Gurion’un başta söylediği şeye geri dönmek zorundayız. Israel küçük bir ülkedir; sınırlı toprağı, az kaynağı, küçük bir nüfusu vardır. Sınırlarımız içinde kalmalıyız.
Ben-Gurion ayrıca Clausewitzçi formülü de benimsiyordu: Savaş, politikanın uzantısıdır; politika savaşın uzantısı değildir. Onun görüşüne göre Israel büyük bir orduyu karşılayamazdı. Küçük, profesyonel bir ordusu olabilir ve yedeklere dayanmak zorundaydı.
Şimdi insanlar geriye dönüp “Burada çok yanlış bir yola girdik. Israel’i Middle East’in hegemonyasına dönüştürme yönündeki bu devasa proje içinde her yerde aşırı genişledik. Her şey ters gidiyor. Başlattığımız tüm bu savaşların içinde sıkıştık” diyorlar.
Bu yüzden bazıları “Ben-Gurion modeline geri dönmeliyiz. Sınırlarımız içinde kalmalıyız” diyor. Bazıları da “Bakın, Iranian sorunuyla bu şekilde başa çıkmak işe yaramıyor. Bir çözüm üretmeyecek. United States’i Iran’ı yok etmeye ikna etme girişimi işe yaramayacak. Dolayısıyla bir çözüme ihtiyacımız var. Belki de bütün Zionist projeyi yeniden düşünmeli ve farklı açılardan bakmalıyız” diyor.
Bunlar şu anda yüzeye çıkan akımlar; henüz tam olarak olgunlaşmış değiller. Bunun kısmen Trump’ın ne yapacağı, America’da ne olacağı ve dünya ekonomilerine ne olacağı konusundaki büyük belirsizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Henüz orada değiller. Ama bu Israel için gerçekten önemli bir dönüm noktası; çünkü anketler Netanyahu’nun ilk kez kaybedebileceğini gösteriyor.
Ben her zaman onun “Mr. Teflon” olduğunu, her zaman kaçacağını söyleyenlerden oldum. Onun ortadan kaybolacağını öngörenler genellikle yanıldı. Hep şunu söyledim: Sürünerek dolaşır ve bu siyasi sorunlardan çıkar. Ama bu kez o kadar emin değilim. Zorunlu askerlik ve Israel’deki Orthodox gruplarla ilgili sorunlar nedeniyle hükümetin bu sefer bundan kurtulup kurtulamayacağından emin değilim.
Bence muhalefet büyüyor. Iraq değil, Iran savaşına yönelik eleştiriler gerçekten çok güçlü ve çok geniş hale geliyor. Hükümet çökebilir. Bir düşünün: Netanyahu giderse, Ben-Gvir’den Likud’un tamamına kadar uzanan geniş hükümet gündemini omuzlarında taşıyabilecek kimi düşünebilirsiniz? Bunu kim taşıyabilir? Belki de Netanyahu’nun yaklaşık 20 yılda inşa ettiği bütün proje, bütün siyasi yapı çöker ve her şey hiziplere, iç hizip kavgasına dağılır. Bilmiyorum. Ama burada büyük bir soru işareti olduğunu söylüyorum.
Russia’nın Ders Çıkarması
Alistair Crooke: Bana başka şeylerin neden değiştiğini de sordunuz. Bence Russia’nın değiştiği çok açık. Russia’da bir dönüm noktası gördüğümüzü düşünüyorum. Yaklaşık 20 yıldır ya da daha uzun süredir iktidarın gölgelerinde bulunan çok üst düzey bir Russian isim, Sergei Karaganov, yazdığı bir makalede Russia’nın Iran’dan dersler çıkarması gerektiğini açıkça söyledi.
Özellikle işaret ettiği şey, Iran’ın hassas American ve Western hedefleri vurmak için konvansiyonel füze silahlarını nasıl kullandığıydı. Iran bunu yaptığında West geri adım attı ve çekildi. O da “Iran’dan ders almalıyız. Iran derslerini Ukraine dosyamıza taşımalıyız” dedi.
Bu onun fikirlerini ilerletti. “Nükleer caydırıcılığa da geri dönmeliyiz. İnsanlar artık caydırıcılığımıza inanmıyor. 1950’lerde nükleer caydırıcılığımız vardı ve işe yarıyordu. Ama sonra Soviet Union çöktü, West coşkuya kapıldı. Şimdi Russia’nın nükleer güç olduğunu söylediğinizde neoconlar her seferinde aynı nakaratı söylüyor: ‘Zavallı Russia.’”
Sunucu: Evet.
Alistair Crooke: “Bu sadece laftan ibaret. Putin asla cesaret edemez. NATO var. NATO’nun tamamı, GSYİH’si ve ordusu Russia’ya karşı. Bu bütün meseleyi değiştirir.” Hayır, değiştirmez.
Karaganov şunu söyledi: Korku ve konvansiyonel silahların arkasında başka bir şey olduğu duygusu gerekli. O açıkça ilk hattın konvansiyonel silahlar olduğunu söylüyor ve Russia’yı yeni konvansiyonel silahlar geliştirmeye çağırıyor. Ama nihayetinde, son çare olarak, varlığınız tehlikedeyken insanların nükleer silahtan korkması gerekir.
Aslında bunun European çıkarına da olacağına katılıyorum. Çünkü Europeans giderek artan bir çılgınlıkla sürekli Russia ile savaş konuşuyor. Russia hakkında konuşuyorlar, daha da derine kazıyorlar ve “Konuşamayız. Dahası, Russian petrolü ya da gazı kullanan herkese yaptırım uygulayacağız; bunlar India’dan ya da dolaylı yollardan üçüncü taraflardan alınmış olsa bile. Bunların hepsini durduracağız” diyorlar.
Bu, Europeans’ın bir tür intihara koşması gibi. Uçurumun kenarına koşuyorlar ve birbirlerini uçurumdan aşağı takip ediyorlar; sonunda America’dan gelen enerjinin eskiden sahip oldukları enerjiden çok daha pahalı olduğunu gördükçe ekonomik gerilemeye sürükleniyorlar.
Bence değişen ruh hali sadece kamuoyu düzeyinde değil, en üst düzeyde de var. Muhtemelen gördünüz; Anchorage mutabakatlarının bittiği açıkça belirtildi ve Europeans’ın suçun bir parçası olduğu söylendi. Açıkça bunun devam edemeyeceğini anlıyorlar: Europe’un Ukraine’e daha fazla füze ve drone desteği vererek sürekli çıtayı yükseltmesi.
UK, Anchorage’da Ukraine’e 120.000 drone daha ve uzun menzilli füzeler göndereceğini açıkladı. NATO alanını, Baltic’teki toprakları, bunları St. Petersburg’a ve başka yerlere fırlatmak için üs olarak kullanıyorlar. Bunun NATO alanı olduğu için NATO Antlaşması’nın Article 5 hükmünün onları Russia’dan gelebilecek herhangi bir misillemeye karşı koruyacağını varsayıyorlar.
Yanılıyor olabilirler. Belki işler değişecek. Ama bence Russia’nın söylediği biraz farklıydı. “Artık karar alma merkezlerine saldıracağız” dediler. Bununla kastettiklerinin şu olduğunu düşünüyorum: Karar alma merkezi Latvia’da değil. Nerede olduğunu tam olarak biliyorlar. Britain’da, France’ta ve Germany’de. Tırmandırma savaş planı orada hazırlanıyor. Latvia sadece bu işte kullanılan bir araç.
China’nın Sessiz Karşı Hamlesi
Alistair Crooke: Bunun hızla değiştiğini düşünüyorum. Beijing’deki zirvenin, Putin ve Xi’nin buluşmasının ardından muhtemelen şunu görüyoruz: China bunu açıkça, füzelerle ya da büyük gürültüyle yapmıyor; ama ekonomik açıdan United States’e gerçekten sert biçimde karşılık veriyor.
Chinese vatandaşlarının US borsasından alım yapmasını yasaklıyorlar. America’nın dijital para birimleri üzerinden dollar piyasasını genişletmeye çalıştığı başka yolları da durduruyorlar. China ise tersini yapıyor. Şimdi euro tarafında China tahvillerinin fiilen iyi teminat sayıldığı söyleniyor. Bu bağlamda iyi teminat, nakde eşdeğer demek. Bu, China’nın derin tahvil piyasasının bir parçası haline geliyor.
Yani United States’in China’yı sermaye harcamaları, yatırım kapasitesi ve sermayeye erişimi bakımından sıkıştırma girişimlerine karşılık veriyorlar. Chinese tahvil piyasasını büyütüyorlar. European devletler bile artık China para birimi cinsinden tahvil ihraç ediyor.
Birçok cephede karşılık veriyorlar. Çok fazla haber olmuyor. Çok gürültü çıkarmıyorlar. Ama Russia’nın yeni bir yönelime girdiği gibi, China da American genişlemesini sınırlamak için sessiz ama çok güçlü önlemlere geçti.
Nvidia’ya ne olduğuna bakın. Chinese, Chinese pazarının tamamını yeniden kendileri için geri aldı. Alanlar bunlar. Bana öyle geliyor ki her şey daha sert hale geldi ve West’e karşı genel olarak çok daha katı bir çizgiye kaydı. Russia özellikle Europe’a karşı çok ciddi biçimde öfkeli. Elbette sadece bununla sınırlı değil.
China tarafında da, China’ya karşı uygulanan bu biraz ekonomik görünen önlemlere karşı gerçekten sert bir karşı hamle geliyor. “Tamam, buyurun gelin. Artık iyi çocuk yok. Ekonomik olarak karşılık vereceğiz” dediler. Büyük gösterilerle değil, ama bence olan bu.
West’in Savaş Alışkanlıkları ve Caydırıcılık
Sunucu: Evet. Iran savaşının Russia’yı ve China’yı da değiştirmiş olması gerçekten önemli bir nokta. Bir yorumum ve bir sorum vardı. Yorumum şu: Ben de Professor Karaganov ile bu konu üzerine röportaj yaptım. Moscow’da bunun sadece ondan ibaret olmadığı izlenimini edindim. Söyledikleri, Moscow’daki havanın artık temelden nasıl değiştiğini yansıtıyor.
Bence West’te biraz düşünmek gerekiyor. Son otuz yılı aşkın hegemonik dönemde, savaşın ne anlama geldiği konusunda bir tür lükse sahiptik. Küçük, zayıf ülkelere saldırabiliyor, onları işgal edebiliyorduk. Esasen savaş başka insanların topraklarında yaşanan bir şeye dönüşüyordu. Tam tırmanma kontrolüne sahiptik. Ne zaman başlayacağına, nasıl yürütüleceğine, ne zaman biteceğine biz karar veriyorduk.
Hasımlarımız da hep şunu anlıyordu: “Kanlı burun” taktiğini de kullanabiliriz. Sizi biraz bombalarız. Karşılık vermezseniz bu birazla sınırlı kalır; ama karşılık verirseniz çok daha sert vururuz.
Bence Russians da bir ölçüde ihtiyat göstermek istedi. Doğrudan çatışmaya tırmanmasını istemediler. Bu yüzden Ukraine’de işleri toparlamaya çalıştılar; West’in giderek derinleşen müdahalesini görmezden geldiler. Ama sizin de neoconlarla konuşmalarınızda söylediğiniz gibi, Russian tarafındaki her türlü ihtiyat zayıflık olarak görülüyor. Bu sadece neoconlar değil; genel olarak Western medya ve siyasetçiler de böyle görüyor.
Bence artık onlar da şu noktaya geldi: Bu düzeyde Western müdahale ve NATO topraklarından saldırı düzenleme cüretiyle bu artık mümkün değil. Açıkça Russian enerji altyapısını vurmak ve yok etmek için silahları seri üretmekten bahsediyorlar. Bu devam edemez.
İnsanlar bana sürekli “Bir şey yapmayacaklar, yoksa World War III riskini alırlar” diyor. Ama eylemsizlikle de World War III riskini alıyorlar. Çünkü hiçbir şey yapmazlarsa ve West Russia’ya yönelik saldırıların bu şekilde tırmanmasını sürdürürse, bu varoluşsal hale gelir. Bir noktada Russians nükleer silahlarla karşılık vermek zorunda kalabilir.
Bu yüzden ne yazık ki bana çok rasyonel görünüyor; NATO ülkelerine karşılık vermeye başlamak çok rasyonel görünüyor. Bunun farkına varmak çok tehlikeli bir şey. Soruma geçmeden önce, özür dilerim...
Alistair Crooke: Sadece şunu söylemek isterim: Buradaki kritik mesele, Professor Karaganov ile doğrudan konuştuğum bir konu, onun ve onların yapmaya çalıştığı şey Europe’taki psikolojiyi değiştirmek. Bu rehavet psikolojisi, Third World War’a yol açabilecek bir tehdittir. Hedef almaları gereken şey bu. Korkunun, çelişkili görünebilir ama, caydırıcılık için önemli olmasının nedeni budur. Korku yoksa, bunun sadece laf olduğunu düşünürseniz, çok kötü hatalar yapabilirsiniz.
Ve bence, bilirsiniz, bu işte haşlanmış kurbağa olmaya niyetleri yok. Şu meme’deki gibi: kurbağayı soğuk suya koyarsınız, sonra suyu ısıtırsınız ve sonunda, tavadan dışarı sıçramayı seçmezse ölür. Bence tavadan dışarı sıçrayan şey bu ve haşlanmaya niyeti yok. Yani benim asıl kaygım sizin kullandığınız “fark edildi” kelimesi; ben bunun fark edildiğini düşünmüyorum. Europe’ta bunun farkına bile varılmıyor. Olan bitene tamamen kayıtsızlar. Kayıtsız değillerse de bunun iyi haber olduğunu düşünüyorlar: “Aa, bu iyi haber,” diyorlar; Russia’ya yönelik bu saldırı ve Ukrainians... Şunu yapma tehdidinde bulunmuşlardı, Moscow’daki anma gününde bunu yapma tehdidinde bulunmuşlardı ve White House tarafından dizginlenmişlerdi. Ama şimdi St. Petersburg Economic Forum geliyor, sanırım bu ay. Gidiyor musunuz? Muhtemelen gidiyorsunuz. O yüzden dikkatli olun, çünkü bence... Kim bilir, içeriden bir bilgim yok ama kim bilir; o ilk girişimden sonra St. Petersburg’a düzenli olarak saldırıyorlar. Ve bütün bu British, French-made, German-made şeylerle; belki Ukraine’de parçalarına ayrılıp tekrar monte ediliyorlar ama sonuçta aynı şey. Sonra Russia’daki Russian hedeflere karşı kullanılıyorlar ve West bunun gayet normal olduğunu düşünüyor. Peki Moscow neden herhangi bir karşılık versin ki? Çünkü oradaki hava değişiyor. Bence hem leadership düzeyinde hem de kesinlikle halk düzeyinde, insanlar o yurda yapılan ve 21 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından gerçekten öfkeliydi.
Ben de Western medyanın tamamında aynı şeyi gördüm: Şimdi Russian enerji altyapısına yönelik saldırıların Russian ekonomisi üzerinde hissedilmeye başladığını söylüyorlar ve bunu büyük bir kutlamaya dönüştürüyorlar. Ama şunu anlamıyor gibi görünüyorlar: Bunlar küçük iğne batırmalarıyken Russians, Ukrainian saldırıları gibi sunulan Western saldırılarını esasen sineye çekebiliyordu. Ama önemli bir darbe gücüne ulaştıklarında, neden bunu kutluyoruz? Bu, Russians’ın artık görmezden gelemeyeceği anlamına geliyor. Şimdi Europe’a karşı misilleme yapmanın bir yolunu bulmak zorunda kalacaklar. Ve elbette Ukraine’e yönelik saldırıları da artıracaklar. O yüzden artık Kiev’e karşı daha fazla saldırı, daha fazla sertlik beklerim; Europe’un sırtında da büyük bir hedef olacak. Yani eylemlerin sonuçları olacağına dair hiçbir kavrayış yok gibi görünüyor. Ama yine dediğiniz gibi, bunu kutluyorlar. Bunu görmek çok tuhaf; neyi başarmak istediğimiz ve bunun tam olarak nasıl başarılabileceği konusunda herhangi bir strategic düşüncenin eksikliği. Russia’dan istedikleri kadar nefret edebilirler, Iran’dan istedikleri kadar nefret edebilir ve onu yok edebilirler; ama bir yol haritası yoksa tam olarak ne yapıyoruz? Artık siyaseti anlamıyorum, çünkü bunun mantıkla ilgisi kaldığını düşünmüyorum.
Evet, bence aklı epey zaman önce terk ettiler. Ama evet, o özel soruyu sorduğunuzda, yani ne yapmaya çalışıyorlar, bilmiyorum. Fakat benim görüşüm şu: Gerçekten her şeyi Ukraine’e bağladılar. Bu, aşırı bir biçimde Brussels’ın raison d’être’i haline geldi. Artık her şey Ukraine, Ukraine, her olayda Ukraine. Şimdi savaşa giremeyiz. Yani Europe’un Russia ile savaşa girecek parası yok. Mühimmatı yok. O halde bütün bunlar, hazırlık dışında, neyle ilgili? Bence Brussels’ta hâlâ şu umut var: Bir şekilde Trump yakında sahneden çekilecek ve ne zaman olursa olsun yeni bir administration gelecek; sonra da Second World War dönemine döneceğiz, insanların hiç unutmadığı o Roosevelt’i Russia’ya karşı bir savaşta Europe’a katılmaya ikna etme fikrine. Nihayetinde bence bunun olmayacağını düşünüyorum ve bunun Europeans’ın bir fantezisi olduğunu düşünüyorum. Tıpkı Israel’in United States’i Iran’a karşı savaşa çekme fantezisi kurması gibi, Europeans da “America’ya Russia’nın zayıf olduğunu gösterebiliriz, böylece onu katılmaya çekebiliriz” diye hayal kuruyor. Hatırlarsınız, King Charles Congress’e gittiğinde tam olarak bunu söyledi. “America artık Europe ile birlikte Russia’ya karşı savaşa hazırlanmalı,” dedi. Nasıl yani? Bunu söylemek olağanüstü bir şey. Bu neden European çıkarına olsun? Ama tuhaf bir şekilde yine de söyledi. Elbette konuşması kısmen government tarafından yazılıyor, ama yine de söyledi. American-European war on Russia çağrısı yapmak gerçekten olağanüstü bir şeydi. Ne düşünüyorlar? Bence işler düpedüz aklını kaçırmış durumda.
Evet. Bütün bunlar düşünülemez olurdu. Cold War sırasında Charles’ın orada durup “Hazırlanalım, Soviets’e karşı savaşa girmeliyiz” dediğini hayal edin. Yani bu delilik, ama normalleşti. Fakat bu aynı zamanda bence Russia ile Iran arasındaki bir ortaklığı da yansıtıyor. Yani strategic bir durumda, her şey masadaysa ve sonuç ya hep ya hiç olacaksa, ülkeler inanılmaz riskler almaya ve çok aptalca şeyler yapmaya istekli olurlar. Ama yine bu yüzden amaç, özellikle opponent’ı yenmek bir seçenek değilken, ya hep ya hiç olmayan bir çözüm aramak olmalı. Ve Russia’ya atıfla sık sık söylediğim gibi, ne umduğumuza dikkat etmeliyiz. Eğer Russia kaybediyorsa, dünyanın en büyük nuclear power’ı, kaybettiğine ve bunun existential threat olduğuna inandığı bir savaşın içindeyse, bu savaşı kazanmak istemezsiniz. Nuclear exchange’e böyle varırsınız.
Ama aynı şey Israel ve Iran için de geçerli olabilir. Çünkü artık Iranians’ı gerçekten yenemezler. Ve fark ettikleri üzere, savaş bitmese bile, Iran’da Strait of Hormuz üzerinde kontrol sürdüğü müddetçe bu sadece region’ı değil, bütün global geopolitics’i de değiştirir. Ama üçüncü bir strategy var mı? Çünkü Israel’i ya hep ya hiç durumunda görmek istemem. Çünkü risk bu kadar yüksekse, nuclear weapon ile tamamen all in yapabilirler. Öte yandan, üçüncü bir seçenek olasılığı var mı? Yani ilişkileri dönüştürmek. Hatırlayın, Chinese, Saudis ile Iranians arasındaki ilişkileri yönetmeye ya da iyileştirmek için müzakere etmeye çalışırken, Mossad’ın eski başkanı Efraim Halevy çıkıp “Belki biz de aynısını yapmalıyız” demişti. Iranians ile temelden farklı ilişkilere sahip olmamamız için hiçbir neden yok. Nitekim, daha önce konuştuğumuzda sizin de belirttiğiniz gibi, bu sürekli extreme war Israel’in ethos’unu, ruhunu ya da geleceğini zorluyor. Peki Israelis’ın, örneğin Europeans’ın Russians ile pan-European security architecture peşinden gidebilmesi gibi, ki bu basit görünüyor, benzer bir şey yapabileceği bir yol var mı? Halevy’nin önerdiği gibi ilişkileri temelden dönüştürmek için? Çünkü Palestinian issue da dahil her şey burada aynı probleme bağlı görünüyor.
Evet, kesinlikle. Ve bence bu mümkün. Henüz hazır değil. Kesinlikle şu an zamanı değil. Ama Iranian revolution’dan sonra Israel’in Tehran ile epey uzun bir süre iyi ilişkileri olduğunu hatırlayın. Kısmen Iran-Iraq war için silah satıyorlardı. Ama sonra Israel’de bir değişim oldu, çünkü Labor Party Israel’de iktidara geldi. Israel Labor Party denklemi değiştirmek istiyordu. O zamanki denklem şuydu: Periphery, Israel’in müttefikleriydi; yakın Arab world ise düşmandı. Bunu tersine çevirmek ve Arab states ile barış yapmak istedi. O dönemde her şey tersine döndü; periphery düşman haline geldi ve Arab states de bugün gördüğümüz konuma, Abraham Accords’a güdülmeye çalışılan taraflara dönüştü. Ama bu o dönemde vardı. Elbette, o anda Iran, Netanyahu’nun hayatı boyunca tasvir ettiği şekilde existential threat olarak görülmemişken, birden o noktadan itibaren United States’teki pro-Israeli first lobby ile para akışını sürdürmek ve sistemi işler tutmak için bir düşmana ihtiyaç duydular. O tarihten itibaren de Iran gerçekten “nuclear bomb’a bir hafta uzaklıkta” oldu. Bunu kaç kere duyduk? Netanyahu’dan 20 yıldır duyuyoruz; o dönemden beri Iran düşman, Iran nuclear weapon’a sahip olacak, bunu Israel’e karşı kullanacak. Bu açıkça, near abroad’a geçişi kolaylaştırmak, periphery pahasına near abroad ile barış yapmak için yapıldı. Sonuç olarak Iran demonize edildi, demonize edildi ve o zamandan beri demonize ediliyor.
Dolayısıyla teorik olarak Israel geri dönmeyi seçebilir. Arab states’i düşman yapmak için değil, sadece geri dönüp şunu anlayabilir: Bana sorarsanız, en temel soru, Israel bu durumdan nasıl çıkacak? Bence bu bir gün olacak. Yapabilecekleri tek şey Iran ile konuşmak olurdu. Bu o kadar da imkansız değil. Hatta Israel’den biri, atomic energy commission’ın başkanı, bunu önermişti. “Göreceksiniz,” dedi. “İlk olarak Israel bunu durduracak, ardından Americans gelecek, Europeans ise en son buna katılacak.” Ama elbette bir settlement istiyorsanız, region’daki bütün durumu değiştirebilecek tek adres var. Bunu önermek bile tamamen heresy biliyorum, ama insanlar Israel’in içine girdiği gibi existential difficulties içine girdiğinde... O zamanlarda “Palestinian front’ta çözüm için Arafat ile konuşmamız gerekiyor” denirdi. Regional düzeyde bir çözüm için Iran ile konuşmanız gerekir.
Ve bu dolaylı bir şekilde oluyor. Saudi Arabia ve diğer Gulf states, belki Abu Dhabi değil ama diğerleri, Gulf için yeni bir security architecture üzerinde çalışıyorlar. Gulf-led security; American-led değil, Americans dahil değil, ama yeni bir security architecture. Bir süredir üzerinde çalışılıyor. O kadar yeni değil, ama şimdi birden büyük bir ivme kazandı çünkü Gulf states gelecekten korkuyor: Ne olacak, Iran’a bir saldırı daha mı olacak, bunun onlar için sonuçları ne olacak? Bu yönde ilerliyor. Iran da zaman zaman şunu açıkça söyledi: Americans olmadan, Gulf-led bir security gerçekleşecekse ve biz de bunun parçası olabilirsek, neden olmasın? Gördüğümüz gibi bütün bu düzen, near abroad’daki Gulf Arabs ile Iran’a karşı ittifak kurmaya dayanıyor. Bu savaş bittikten sonra bunun artık sürdürülebilir olmayabileceği anlaşılıyor.
Yani değişim Israelis’a dayatılabilir gibi görünüyor. Çünkü Iranians’ın aslında Americans ile siyasi bir anlaşmaya ihtiyaç duyduğu görünmüyor. Eğer Strait of Hormuz’u ellerinde tutarlarsa, ben Iranian government’a danışman olsam zaten bildikleri şeyi söylerdim: Strait of Hormuz’u kontrol ediyorsanız, crippling sanctions’a ve etrafınızdaki üslerden gelen bitmek bilmeyen tehdide geri dönmek zorunda değilsiniz. Sadece size yaptırım uygulayan ülkelere daha yüksek geçiş ücretleri koyun; onları bundan vazgeçmeye teşvik edin. US bases’e ev sahipliği yaparak sizi tehdit edenlere daha yüksek ücret koyun. Energy sales için dollar kullanan ülkelere ücret koyun. Böylece petro-dollar bağlantısını region’dan fiilen sökün. Sonuçta bütün bu üsler de büyük ölçüde yok edilmiş durumda. Gulf states’teki American bases için bir noktada belki birçok Arab state, bunların yeniden inşa edilmesinin iyi bir fikir olup olmadığını düşünecektir. Yani yeni gerçekliklere uyum sağlamak zorundalar; US presence’ın onlara security yerine war getirdiğini gördülerse, eski status quo’ya geri dönüş yok demektir.
Nitekim şimdi Oman’ın bu geçiş ücretine katılmak için Iranians ile görüşmeler yaptığını gördünüz. Bence Iranian taraf Gulf cooperation’ı, security architecture’ı, bunu Iranian dominance altında yaşamak yerine kolektif olarak ele almayı kolaylaştırmak istiyorsa bu iyi bir fikir. Ama Trump buna, Oman bunu yaparsa onları havaya uçuracağını söyleyerek yanıt verdi. Fakat bir noktada bütün bu gösteriyi sadece tehditlerle bir arada tutamazsınız.
Siz ve eşiniz hem Israeli medyayı, özellikle Hebrew medyayı Substack’inizde çok yakından takip ediyorsunuz. Regional security architecture’ın sürdürülebilirliğine ve Halevy’nin çizdiği gibi architecture’da fundamental change olup olamayacağına dair herhangi bir tepki görüyor musunuz?
Bence architecture zaten değişecek; financial ve economic architecture değişecek. Çünkü Iranians devam eder ve Hormuz’u kontrol etmekte ve ödemeleri Bosphorus modeline benzer şekilde almakta ısrar ederlerse... Bilirsiniz, Bosphorus’tan geçen gemiler varsa Turkey’ye environmental fees ve başka ücretler ödemek zorundasınız; bunlar vessel’ın tonajına göre belirlenir. Eğer bunu yaparlarsa, bence bu tür petro-dollar economic architecture’ın sonu olur. Gulf her zaman 1973’ten beri bir tür financialized Western architecture’a, daha yakın zamanda da UAE gibi yerlerde inşa edilen dev data centers ile AI-based architecture’a dayanıyordu. Iranians şunu söyledi: Region’da olmak istiyorsanız böyle data center’larla devam edemezsiniz; region ile iç içe geçmek zorundasınız. Sadece Iran’a ve başkalarına karşı muhtemelen intelligence amaçlı olan data centers için bir base gibi hizmet edemezsiniz.
Dolayısıyla bence petro-dollar giderse... Gulf states’in original intent’i, yüksek oil price’dan faydalanmak, bunu yüksek tutmak ve gelirleri savings olarak Wall Street’e geri göndermekti. O para da özellikle 2008’den sonra West’te gerçekleşen büyük financialization’ın leverage’ı oldu; zengin elitlerin daha da zenginleşmesi, gerçek economy pahasına elite minority’ye devasa bir wealth transfer’ı. Bunu sürdürmek... Bence Iran, Gulf’taki bu financialized Wall Street economy’nin tamamını hedef alıyor. Gündemin en üstünde değil ama orada. Hormuz alınırsa economic shift olmak zorunda kalacak, çünkü oil ve gas ihraç etmek istiyorlarsa Iran ile ilişkilere sahip olmaları gerekecek. Iran da onların economic posture’larını sorgulayacak. Bazı states buna kötü tepki verecek. Ama çoğu vermeyecek; zaten Iran ile ilişkileri açmaya çalışan birçok state görüyoruz.
Bence yaklaşık 30, bilmiyorum, yaklaşık 30 falan gördüm. Yani görünüşte, biliyorsunuz, Iran ile under the table relations var; ama bu daha open ve fixed hale gelecek. Bence bu değişecek ve region’ın bütün complexion’ını değiştirebilir.
Well, bu massive distribution of power shifting yaşanırken, former status quo’nun artık çalışamayacağı common sense olmalı. US bile bence mutlaka prioritize etmek zorunda, çünkü Trump administration hâlâ global primacy fikrine çok bağlı görünüyor. Ama yine, actual distribution of power’ı artık yansıtmadığında çok fazla self harm yaratıyor. Bunu şimdi bütün wars’larıyla gördük. Önce Russians ile savaşması için bütün weapons’larını Ukraine’e gönderdi. Sonra Iranians ile savaşma zamanı geldiğinde Gulf States’i savunacak yeterli weapons’ı yoktu. Bu yüzden South Korea’dan weapons çekmeye, Ukraine’e giden weapons’ı Gulf’a göndermek ve Iranians ile savaşmak üzere divert etmeye başladı. Günün sonunda Russians’ı defeat etmediler, Iranians’ı defeat etmediler, well, gelecekte Chinese’i defeat edemezler. Meanwhile allies’ları, ister Europeans olsun, ister Gulf States, ister East Asians, hepsi artık iş ciddiye bindiğinde Americans’ın onları savunamayacağından endişeli. Yani aynı anda her yerde olamazsınız. Onlar da prioritize etmeyi öğrenmek ve belki yeniden biraz strategic thinking getirmek zorunda kalacak.
However US’in adjust edebileceği konusunda biraz hopeful’ım. Benim şu an en büyük pessimism’im Europe hakkında. Hiçbir şey görmüyorum. Yani birkaç yıl önce NATO expansion’ın ya da Angela Merkel’in dediği gibi bunun Russians tarafından declaration of war olarak yorumlanacağını neden recognize edebiliyorduk da şimdi birden West’in dominance’ına dayanmayan herhangi bir European security architecture hayal edemediğimiz bir yere geldik, anlamıyorum. American çıkmak istediğini açıklasa bile, Russians’ı defeat edemeyeceğimizi bilsek bile, bütün sanctions fail olsa bile, hâlâ eski bir cold war block’a dönmek dışında hiçbir political imagination yok. Bu extraordinary.
Anyways, kapatmadan önce final thoughts var mı?
Well, sadece şunu söylemek isterim: AI’ın ve ben buna bubble diyebilir miyim, çünkü bence öyle, US’teki bu şeyin Gulf ile ne kadar closely intertwined olduğunu da görmemiz gerekiyor. Gulf, US’te AI projects’e trilyonlar ve milyarlar yatırıyordu ve UAE’de bu hyperian türü centers’a host oldu. Bence kaçınılmaz olarak architecture... çünkü United States bu war sırasında militarily support etmekten walked away etti, yani en azından Gulf States US tarafından abandoned olduklarını anlıyor. Bu da tech brothers ile Gulf brothers arasındaki AI nexus’unu ve bütün o sphere’i question içine sokuyor. American protection olmadan, bu insanlar ile Iran arasında stable relationship olmadan kim UAE’de ya da başka yerdeki projects’e trilyonlarca trilyon koymaya devam edecek?
Well, her zamanki gibi zaman ayırdığınız ve insights’larınızdan bazılarını paylaştığınız için teşekkür ederim; listeners için de yine conflicts forum substack’i ziyaret etmelerini çok tavsiye ederim, çünkü gerçekten great insights ile dolu. Tekrar teşekkürler.
My pleasure. Thanks. Bye for now.