Glenn Diesen

Scott Ritter: “Batı Rusya’nın Kırmızı Çizgisini Aştı, NATO ile Doğrudan Savaş Riski Büyüyor”

İngilizce yapılan söyleşide Glenn Diesen, eski UN silah denetçisi, eski US Marine Corps istihbarat subayı ve yazar Scott Ritter ile Rusya’ya yönelik son drone saldırılarını, NATO’nun rolünü, Baltık ülkeleri üzerinden tırmanma riskini ve savaşın doğrudan Rusya-NATO çatışmasına dönüşme ihtimalini konuştu. Ritter, Batı’nın Ukrayna üzerinden yürüttüğü askeri baskının Rusya açısından artık varoluşsal tehdit eşiğine yaklaştığını savundu.

Rusya’ya Yönelik Drone Saldırıları ve Batı’nın Rolü

Programın başında Diesen, Moskova’ya hafta sonu düzenlenen büyük drone saldırılarını ve St. Petersburg çevresindeki hava sahasına giren drone’lar nedeniyle Pulkovo’dan çıkan birçok uçuşun durdurulmasını gündeme getirdi. Diesen, bu saldırılarda Batı’nın rolünün ne ölçüde olduğunu sordu.

Ritter, saldırıların Ukrayna’nın tek başına gerçekleştirdiği operasyonlar olarak görülemeyeceğini söyledi. “Şunu kesinlikle açık hale getirelim: Batı’nın müdahalesi olmasaydı bu saldırılar gerçekleşmezdi,” diyen Scott Ritter, kullanılan teknolojilerin Batı tarafından Ukrayna için geliştirildiğini, istihbaratın da “münhasıran Batı tarafından” sağlandığını belirtti. Ritter’a göre üretimin Ukrayna dışında yapılmasının nedeni, Rusya’nın bunları vurmasını engellemekti.

Ritter, bu nedenle yaşananların “Ukrayna’nın Rusya’ya karşı tırmandırması” değil, “kolektif Batı’nın Rusya’ya karşı tırmandırması” olduğunu savundu. NATO ülkelerinin Rusya’ya karşı fiilen muharebe operasyonlarına katıldığını öne süren Ritter, bunun Rusya’nın güvenliği açısından varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Avrupa Söyleminde Değişim ve Rusya’nın Eşiği

Diesen, Avrupa’da savaşın Rusya topraklarına taşınması gerektiğine dair söylemlerin arttığını, Rusya’yı vuracak uzun menzilli silahların seri üretiminin tartışıldığını hatırlattı. Ona göre, birkaç yıl önce Batı’da savaşa doğrudan taraf olma konusunda daha ihtiyatlı bir dil hâkimken, bugün bu dil çok daha saldırgan hale gelmişti.

Ritter, bu eşiğin “çoktan aşıldığını” söyledi. Almanya, Fransa ve Great Britain gibi ülkelerin bu on yılın sonuna, yani 2029-2030’a doğru Rusya ile açık silahlı çatışmaya hazırlanılması gerektiğini dile getirdiğini savundu. Germany Defense Minister Boris Pistorius’un Rusya’yı düşman olarak nitelediğini belirten Ritter, Batı’nın artık Rusya içindeki uzun menzilli hedeflere saldırmak için savaş araçları hazırladığını ifade etti.

Ritter, “Ben Rus lideri değilim ve bunun iyi bir nedeni var,” diyerek kendi bakış açısını sert bir dille anlattı. “Ben olsaydım Avrupa ile şu anda savaşta olurduk,” diyen Scott Ritter, “önleyici saldırılar düzenler, üretim tesislerini ve karar alma merkezlerini yok ederdim” şeklinde konuştu.

Baltık Koridoru ve Latvia Riski

Diesen, Rusya’ya yönelik bazı saldırıların Baltık devletleri üzerinden geçtiğine dair iddiaları gündeme getirdi. Özellikle Estonia ve Latvia’nın adının geçtiğini, böyle bir rotanın Lithuania üzerinden de işlemeyi gerektirdiğini söyledi. Ayrıca Russian Foreign Intelligence Service’in Ukrayna’nın Latvia topraklarından Rusya’ya saldırı hazırlığında olduğunu öne sürdüğünü hatırlattı.

Ritter, Latvia’nın hedef haline geldiğini düşündüğünü belirtti. “Latvia’nın ölüm için işaretlendiğini düşünüyorum,” diyen Scott Ritter, Rusya’nın bu yönde bir askeri müdahale ihtimalini artık sadece olasılık değil, “muhtemelen kesinlik” olarak gördüğünü söyledi. Ritter, Sergey Karaganov gibi Rus strateji çevrelerinde etkili isimlerin Rus askeri müdahalesi için “rasyonel” bir gerekçe sunduğunu savundu.

Ritter’a göre Rusya, uzun süre Batı’nın kırmızı çizgileri aşmasına rağmen kontrollü davranmıştı. Bunun nedeni, Batı’nın Rusya’yı aşırı tepkiye zorlayarak Ukrayna lehine daha geniş destek toplamaya çalışmasıydı. Ancak Ritter, bu stratejinin artık sınırına geldiğini, Batı’nın “nihai kırmızı çizgiyi” geçtiğini ileri sürdü.

Karaganov Doktrini ve Nükleer Eşik

Ritter, Sergey Karaganov’un Batı kamuoyuna daha iyi tanıtılması gerektiğini söyledi. Karaganov’u Boris Yeltsin’den Vladimir Putin’e kadar Rus liderlere danışmanlık yapmış önde gelen siyasi-askeri analistlerden biri olarak tanımladı. Ritter’a göre Karaganov, 2023’te Batı’nın Rusya’nın stratejik yenilgisini hedeflemesine karşı Rusya’nın önleyici nükleer silah kullanımını dahi değerlendirmesi gerektiğini savunmuştu.

Ritter, Putin’in başlangıçta Karaganov’un yaklaşımını reddettiğini, ancak 2024’te onu Kremlin’in stratejik nükleer duruş incelemesi sürecinin başına getirdiğini söyledi. 2025’te yayımlanan yeni Rus stratejik nükleer duruşunun da Karaganov çizgisini yansıttığını savundu. Buna göre, nükleer güçlerin nükleer olmayan bir ülkeye Rusya’nın stratejik derinliğini vurabilecek konvansiyonel kapasite sağlaması, Rusya tarafından nükleer saldırı gibi değerlendirilebilirdi.

“Bu doktrin geçen yıl yayımlandı; herkes bunu biliyordu,” diyen Scott Ritter, Batı’nın buna rağmen söz konusu kırmızı çizgiyi “açıkça” geçtiğini, çünkü Rusya’nın blöf yaptığını düşündüğünü belirtti. Ritter’a göre Ukrayna da NATO’nun savaşa doğrudan dahil olmasını kendi kurtuluş yolu olarak gördüğü için tırmandırmayı artırıyordu.

St. Petersburg Forumu ve Önleyici Saldırı İhtimali

Ritter, St. Petersburg International Economic Forum’un yaklaşmasına dikkat çekti ve Rusya’nın bu etkinlik sırasında Baltıklar üzerinden gelen Ukrayna drone’larının tehdit oluşturmasına izin vermeyeceğini söyledi. Forumu Davos’tan daha büyük olarak niteleyen Ritter, Rusya’nın buradaki güvenlik riskini ciddiye alacağını savundu.

Ritter, Batı’nın “çok ileri gittiğini” ve bunun bedelinin ağır olacağını söyledi. Üretim tesislerinin England, Germany ve Denmark’ta vurulabileceğini, Alman yönlendirme ve kontrol şirketlerinin hedef alınabileceğini, Ramstein üssünün de tehdit edilebileceğini öne sürdü. Ayrıca Kyiv’in de artık hedef haline gelebileceğini savundu.

“Bence itidal dönemi bitti,” diyen Scott Ritter, “şimdi çok tehlikeli bir döneme giriyoruz; Rusya bir NATO ülkesini vurduğunda United States ne yapacak, Article 5 nasıl ele alınacak, bunu göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Rus Enerji Altyapısına Saldırılar

Diesen, Ukrayna saldırılarının Rus enerji güvenliği üzerinde etkisinin arttığını, bunun Batı’da sevinçle karşılandığını ancak etkilerin gerçekten ciddi hale gelmesinin Rusya’nın hesaplarını değiştireceğini söyledi. Eğer Rus enerji altyapısına verilen zarar büyüyorsa, Moskova’nın artık görmezden gelmesinin mümkün olmayacağını belirtti.

Ritter, 2024 Kasım ayında Moscow’da Russian State Duma ile ilişkili, enerji altyapısının drone saldırılarından korunması üzerine çalışan bir isimle yaptığı görüşmeyi anlattı. O dönemde saldırıların hasarının sınırlı olduğunu, Rusya’nın tesisleri onarabildiğini söyledi. Ancak Ritter’a göre artık tablo değişmişti.

Ritter, Rusya’nın ihracata dönük rafine ürün üretim kapasitesinin yüzde 10 ila 20’sinin Kasım ayına kıyasla daha ağır hasar gördüğünü tahmin ettiğini söyledi. “Bu hasarın onarımı aylar alacak,” diyen Scott Ritter, Rusya’nın bunu şimdi durdurmaması halinde rezervlerin tükeneceğini ve gerçek bir ekonomik etkinin ortaya çıkacağını savundu.

May 9 Mesajları, Medvedev ve China Faktörü

Ritter, May 9 Victory Day atmosferinin önceki yıllardan farklı olduğunu söyledi. Russian embassy’de yapılan konuşmalarda “unconditional surrender” ifadesinin tekrarlandığını, Nazi Germany ile Ukrayna hükümeti arasında daha önce bu kadar doğrudan bağ kurulmadığını aktardı. Germany’nin “eski düşman” değil, bugünün düşmanı olarak sunulduğunu belirtti.

Dmitry Medvedev’in RT English’te yayımlanan makalesini de önemli gördüğünü söyleyen Ritter, bunun sadece sosyal medya mesajı değil, Russian state media üzerinden Batı’ya yönelik güçlü bir devlet mesajı olduğunu savundu. Bu metnin Europe açısından ağır sonuçlar ima ettiğini belirtti.

Ritter ayrıca Putin’in China ziyareti ve Xi Jinping ile görüşmesini de önemli gördü. Ona göre Russia, China’ya ihtiyaç duyuyor; China da Russia’ya ihtiyaç duyuyor. Ritter, bu görüşmenin February 4, 2022’de Putin’in özel askeri operasyon öncesinde Beijing’de Xi ile yaptığı görüşmeye benzer şekilde tarihe geçebileceğini söyledi.

Latvia Savunma Bakanının İstifası ve Drone Rotası

Diesen, Latvia savunma bakanının bazı Ukrayna drone’larının Latvia içinde hedeflere çarpmasının ardından istifa ettiğini söyledi. Ritter, eldeki tüm bilgilere sahip olmadan kesin konuşmanın zor olduğunu belirtti. Ancak bunun başarısız bir örtülü politikanın açığa çıkmasıyla ilgili siyasi bir bedel olabileceğini söyledi.

Ritter’a göre devletler resmî düzeyde inkâr edilebilirlik ararken, askeri ve istihbarat servisleri zaman zaman gizli ilişkiler yürütür. Bu durumda da “yakalanmış” olabileceklerini söyledi. Ancak politikanın değişmediğini, sadece bakanın bedel ödediğini savundu.

Diesen, başlangıçta Baltık hava sahasının kullanılmadığının söylendiğini, ancak artık Estonia ve Latvia üzerinde Ukrayna drone’larının kabul edildiğini belirtti. Ritter ise Rusya’nın düşürdüğü veya elektronik harp yoluyla indirdiği drone’lardan rehberlik sistemlerini çıkararak rotaları ve veri kaynaklarını analiz edebileceğini söyledi.

Kaliningrad ve Baltıkların Savaş Noktasına Dönüşmesi

Diesen, Lithuania’dan Kaliningrad üzerindeki baskının artırılması gerektiğine dair açıklamalar geldiğini söyledi. Kaliningrad’ın Russian Federation’dan kopuk bir enclave olduğunu, yaklaşık bir milyon Rus sivile ve nükleer silahlara ev sahipliği yaptığını belirtti. Ayrıca bazı Batılı askeri isimlerin Kaliningrad’ın alınabileceği yönünde konuştuğunu hatırlattı.

Ritter, Kaliningrad’a saldırmanın Rusya’nın çok sert karşılık vermesine yol açacağını savundu. “Kaliningrad’ı enclave olmaktan çıkarmanın en hızlı yolu Kaliningrad’a saldırmaktır,” diyen Scott Ritter, böyle bir durumda Baltıkların “bir gecede yeniden Rus” olabileceğini iddia etti. NATO’nun Article 5 kapsamında anlamlı bir askeri yanıt veremeyeceğini öne sürdü.

Ritter, Baltic states’in kırılgan konumda olduğunu, Sweden ve Finland’ın onları kurtarmak için intihar niteliğinde bir savaşa girmeyeceğini söyledi. NATO’yu “siyasi geçerliliği olmayan ve anlamlı güç projeksiyonu kapasitesi bulunmayan” bir askeri ittifak olarak niteledi.

Nükleer Savaş Riski ve “Karaganov Yanılgısı”

Diesen, Karaganov’un geçmişte United States’in Tallinn veya benzeri bir şehir için New York’u riske atmayacağını savunduğunu hatırlattı. Ritter ise Karaganov’a saygı duyduğunu ancak nükleer silah kullanımı konusunda onun yaklaşımını test etmek istemediğini söyledi.

Ritter, Russia’nın nükleer silah kullanması halinde United States’in de yeni bir caydırıcılık paradigmasını pasif biçimde kabul edemeyeceğini savundu. Böyle bir durumda başka krizlerde, örneğin Iran’a karşı, nükleer silah kullanımının önünün açılabileceğini söyledi. “Nükleer silahlar bir kez kullanıldığında kontrol altında tutulamaz,” diyen Scott Ritter, bunun aylar, yıllar veya on yıl sonra genel nükleer değiş tokuşa ve insanlığın yok olmasına yol açabileceğini belirtti.

Diesen de tırmanma kontrolü yanılsamasının en büyük tehlike olduğunu söyledi. Tarafların küçük adımlarla ilerleyip gerektiğinde geri çekilebileceklerine inanmalarının kontrolü hızla kaybettireceğini ifade etti. Ritter, Barbara Tuchman’ın The March of Folly kitabına atıf yaparak 1914 yazındaki yanlış hesaplamalarla bugünkü durum arasında benzerlik kurdu.

Diplomasi İhtimali

Diesen, doğrudan savaş ihtimali bu kadar artmışken diplomatik bir yolun hâlâ mümkün olup olmadığını sordu. Ritter, kısa vadede European Union’ın gerekli olgunluğa ulaşabileceğine dair umut görmediğini söyledi. Bir yandan diplomasi konuşulurken diğer yandan orduların savaştan söz ettiğini belirtti.

Ancak Ritter, China’nın önemli bir diplomatik kanal sağlayabileceğini savundu. Putin’in China’dan ayrılmasının ardından Beijing’in Trump ve European Union ile temas kurarak bunun bir blöf olmadığını anlatabileceğini söyledi. “Bunun gerçek olduğunu, mevcut yoldan dönülmezse sonuçların yıkıcı olacağını söyleyebilirler,” diyen Scott Ritter, hâlâ küçük bir fırsat penceresi bulunduğunu ifade etti.

Ritter’a göre United States’in Europe’a, bu yolda ilerlerse yalnız kalacağını söylemesi ve Ukraine’e savaşın bittiğini bildirmesi gerekirdi. Ancak Trump’ın Iran karşısında zayıfladığını ve aynı anda iki yenilgiyi kaldırıp kaldıramayacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Son Değerlendirme

Söyleşinin sonunda Diesen, Europe medyasında Rusya’ya verilen zararın alkışlandığını, ancak “dünyanın en büyük nükleer gücüne karşı kazanmanın” ne anlama geldiğinin tartışılmadığını söyledi. Bunu kabileci bir mantık olarak niteledi: Onlar kaybediyorsa biz kazanıyoruz.

Ritter ise savaşın geldiği noktadan kaygı duyduğunu belirtti. Diplomasi ve akılcılık tercih edilse de Batı’nın bu seçeneği büyük ölçüde terk ettiğini savundu. Finalde doğrudan bir çözüm önermekten çok, barış için çaba gösterilmesi gerektiğini söyledi; ancak konuşmanın ana ekseni, Batı’nın Rusya’ya yönelik tırmandırmasının artık çok daha tehlikeli bir aşamaya girdiği iddiasıydı.

Rusya'ya Yönelik Drone Saldırıları ve Batı'nın Rolü

Sunucu: Yeniden hoş geldiniz. Bugün bize eski bir BM silah denetçisi, ABD Deniz Piyadeleri istihbarat subayı ve üretken bir yazar olan Scott Ritterder katılıyor. Programa geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Görünen o ki çok tehlikeli zamanlara giriyoruz. Yani Rusya’ya yönelik saldırılar artık yoğunlaşıyor. Hafta sonu Moscow’a yönelik büyük drone saldırıları gördük ve yayına bağlanmadan önce St. Petersburg çevresindeki hava sahasına da drone’ların girdiğini gördüm; Ukraine’den çok uzakta olduğunu da ekleyeyim. Öyle ki Pulkava’dan çıkan birçok uçuşu durdurmak zorunda kaldılar. Batı bu saldırılara ne ölçüde dahil?

Scott Ritter: Şunu tamamen açık hale getirelim: Batı’nın müdahalesi olmasaydı bu saldırılar gerçekleşmezdi. Kullanılan teknolojiler Batı tarafından Ukraine için geliştiriliyor. İstihbarat bilgileri yalnızca Batı tarafından Ukraine’e sağlanıyor. Üretim, Rus müdahalesinden kaçınmak için Ukraine dışında yapılıyor. Yani bu, Ukraine’in Rusya’ya karşı tırmandırma örneği değil. Bu, kolektif Batı’nın Rusya’ya karşı tırmandırmasıdır. Bu, NATO’nun ya da NATO ülkelerinin Rusya’ya karşı savaş operasyonlarına aktif biçimde dahil olduğu gerçeğinin bir yansımasıdır ve bu, temelde Rusya’nın hayatta kalmasına yönelik varoluşsal bir tehdit yaratıyor.

Tırmanma Eşiği ve Avrupa’nın Savaş Söylemi

Sunucu: Avrupa’da savaşı Rusya’ya taşıma gerekliliği hakkında çok konuşulduğunu görüyorum. Rusya’yı vurmak için uzun menzilli silahların seri üretimine dair de çok konuşuluyor. Sanırım şu soru ortaya çıkıyor: Rusya açısından hiçbir şey yapmamanın karşılık vermekten daha tehlikeli hale geldiği noktayı ne zaman geçiyorlar? Çünkü görünen o ki bu çizgiyi geçiyoruz; henüz geçmediysek de oldukça yakında geçecekmişiz gibi görünüyor.

Scott Ritter: Hayır, bu çizgi uzun zaman önce geçildi. Almanya, Fransa, Great Britain ve diğer büyük Batılı ülkeler, bu on yılın sonuna, yani 2029-2030’a kadar Rusya ile açık silahlı çatışmaya girme gerekliliğini açıkça dile getiriyor. Şimdi Almanya Savunma Bakanı Pistorius, Rusya’nın düşmanımız olduğunu ve savaşa hazırlanmamız gerektiğini açıkça söylüyor. Ve şimdi özellikle Rusya içinde uzun menzilli saldırı görevleri yürütmek için savaş silahları hazırlıyorlar.

Yani yine söylüyorum, ben bir Rus lider değilim ve olmamam için iyi bir neden var. Birincisi Amerikalıyım, ikincisi de beni lideriniz olarak istemezdiniz çünkü şu anda Avrupa ile savaş halinde olurduk. Önleyici saldırılar başlatırdım. Üretim tesislerini vururdum. Karar alma merkezlerini yok ederdim ve Karaganov doktrinini tam olarak uygulamaya koyardım.

Sunucu: Evet, fakat öyle görünüyor ki dört yıl önceki söylemi dinlerseniz, ihtiyat, rasyonel argümanlara benzeyen şeyler ve savaşın katılımcıları olma konusundaki endişe vardı. Bugünkü söylem ise bundan çok uzak. Rusya’ya yönelik bu saldırıların birçoğu şimdi öyle görünüyor değil, açıkça Baltic states üzerinden geçmiş durumda. Özellikle Estonia ve Latvia’yı gördük. Tabii bunun işlemesi için Lithuania üzerinden de geçmeleri gerekiyor. Ayrıca Russian foreign intelligence services tarafından yapılan bazı açıklamalarda Ukraine’in Latvia topraklarından Rusya’ya saldırılar hazırladığının söylendiğini duyduk. Ruslar bu açıklamaları yaptığında bir şeye taahhüt altına girmiş olmuyorlar mı? Çünkü “Bunun Latvia’dan yapıldığını biliyoruz ama hiçbir şey yapmayacağız” derlerse, bu sürdürülemez hale gelecek gibi görünüyor.

Latvia, Karaganov ve Rusya’nın Olası Karşılığı

Scott Ritter: Evet, bence bu artık bir olasılık kavramının ötesine, bir ihtimale, hatta belki de mutlak kesinliğe geçmiş durumda. Latvia’nın ölüm için işaretlendiğini düşünüyorum. Yine söylüyorum, Rusya hakkında her şeyi biliyormuş gibi yapmıyorum. Sergey Karaganov’u tanıyorum. Sergey Karaganov’un ciddi bir adam olduğunu biliyorsunuz. Rasyonel bir aktördür, irrasyonel biri değildir ve sesi etkili olan biridir.

Sergey Karaganov ve onun gibi, Savunma Bakanlığı ile Rus liderliğine danışmanlık yapan ya da görüşleri dikkate alınan diğerleri, Rusya’nın kararlı askeri müdahalesi için son derece sağlam ve rasyonel bir gerekçe ortaya koydular. Rus askeri müdahalesinden söz eden bu insanların kontrollü tırmanma oyunu oynadığını sanmıyorum. Bence bunun ötesindeyiz.

Bugün bulunduğumuz noktaya gelmemizin nedeni, Vladimir Putin’i suçlamıyorum. O bir dahiydi ve hâlâ bir dahi. Tırmanma merdivenini kusursuz biçimde yönetti. Çünkü bu savaşta, en yakın döneme kadar, Ukraine hiçbir zaman Rusya’nın güvenliğine yönelik varoluşsal bir tehdit oluşturmadı. Her zaman potansiyel vardı, ama biliyoruz ki Batı, özel askeri operasyonun başından beri Rusya’nın stratejik yenilgisi lehine konuşuyordu. Bunu biliyoruz. Rusya’yı zorladıklarını, zorladıklarını, zorladıklarını biliyoruz. Rusya bir kırmızı çizgi koyuyor, o çizgi geçiliyor. Rusya kırmızı çizgiyi yeniden belirliyor, yine geçiliyor.

Rusya bunu bir nedenle yeniden belirliyordu; çünkü kırmızı çizginin geçilmesi, Rusya’nın aşırı tepki vermesini sağlamak için tasarlanmıştı. Böylece Batı, Ukraine adına desteği seferber edip pekiştirebilecekti. Rusya’nın amacı ve hedefi, Batı’nın bunu yapabilmesini engellemekti. Bu yüzden aşırı tepki vermezsiniz. Kırmızı çizgilerin geçilmesine izin verirsiniz çünkü günün sonunda nihai hesabı değiştirmiyordu. Rusya savaş alanında hâlâ üstün geliyordu.

Bugün de Rusya savaş alanında üstün gelmeye devam ediyor. Operation Atlantic Resolve özel genel müfettişi yakın zamanda bir rapor yayımladı ve rapor, Rusya’nın savaş alanının tamamında hâkim olduğunu söylüyor. O yüzden bütün o Ukraine yanlısı sosyal medya platformları bunu kulağına küpe yapsın. United States konuştu.

Hatta o rapor bile Ukraine ve NATO’ya gerçeklikte karşılığı olmayan ölçüde fazla paye vermesi bakımından çok ihtiyatlı. Ama vardıkları sonuç şu: Rusya, bu çatışmanın tüm spektrumu boyunca operasyonel ve stratejik hâkimiyetini sürdürüyor. Rusya’nın yapmaya çalıştığı şey de buydu: yalnızca Ukraine’i değil, kolektif Batı’yı da bir yıpratma savaşıyla tüketmek. Ve hâlâ başarıyorlar.

Kırmızı Çizgiler ve Karaganov Doktrini

Ama olan şu: Rusya kolektif Batı’nın kırmızı çizgileri geçmesine izin verdiği için, onlar nihai kırmızı çizgiyi aştılar. Çünkü geçmişte, sizin de söylediğiniz gibi, Batı her zaman “çatışmanın aktif katılımcısı olarak sınıflandırılmaktan kaçınmak istiyoruz” derdi. Her zaman bir belirsizlik havası yaratmak isterdik. Artık belirsizlik yok. Bunu doğrudan yapıyorlar. Doğrudan söylüyorlar.

Şimdi tekrar Sergey Karaganov’a geliyoruz. Onu Batılı bir izleyiciye iyi tanıtmak gerekir. Rusya’daki önde gelen siyasi-askeri analistlerden biridir. Boris Yeltsin’den Vladimir Putin’e kadar Rus başkanlarına danışmanlık yapmış bir adam. 2023’te yazılı ve sözlü olarak Batı’ya Rusya tarafından kararlı biçimde karşılık verilmesi gerektiğini dile getirdi. Nükleer silahların önleyici kullanımından yanaydı. Batı, Rusya’nın stratejik yenilgisini hedefleyen bir strateji ortaya koyduğunda, Rusya’nın buna karşılık verme ve bu şey Rusya’ya gerçek zarar verecek bir biçime bürünmeden önce onu tomurcukta ezme görevi ve sorumluluğu olduğunu savundu.

Meşhur biçimde şunu söyledi: Kendi hesabına göre hiçbir Amerikan lideri Boston’ı Posna için takas etmez. Yani Rusya bir Polish şehrini nükleer silahla yok edebilir ve Avrupa hiçbir şey yapmaz. Bu Avrupa’yı sindirir, United States de hiçbir şey yapmaz çünkü Boston’ı Posna için takas etmek istemezler.

Vladimir Putin hemen çıktı ve “Hayır, Sergey Karaganov ile aynı fikirde değilim. Biz bu değiliz. Biz böyle yapmayız” dedi. 2024’te Batı baskıyı sürdürürken, Sergey Karaganov’u Kremlin’in stratejik nükleer duruş inceleme sürecinin başına atadı. 2025’te Ruslar yeni bir stratejik nükleer duruş yayımladı; bu temelde Karaganov doktriniydi. Şunu söylüyordu: Eğer nükleer güçler, nükleer olmayan bir güce konvansiyonel askeri kapasite sağlar ve bunu Rusya’nın stratejik derinliğini vurmak, Rusya’nın stratejik altyapısını tehdit etmek için kullanırsa, Rusya buna karşılık olarak nükleer silah kullanma yetkisine sahip olur. Bunu nükleer saldırı gibi değerlendirebilirler.

Şu anda olan tam olarak bu. İnsanların bu doktrinin geçen yıl yayımlandığını anlaması gerekiyor. Haber oldu. Biz konuştuk. Herkes konuştu. Herkes bunu biliyordu. Buna rağmen Batı şimdi bu kırmızı çizgiyi açıkça ve alenen aşan bir şey yapıyor çünkü Rusya’nın blöf yaptığını düşünüyorlar.

Şimdi kırmızı çizgiyi aştılar ve Ukraine iki katına çıkarıyor çünkü Ukraine kan kokusu aldı. Ukraine ölüyor. Ve ilk kez Ukraine, “Bir dakika, burada gerçek zarar veriyoruz. Devam edelim, devam edelim” diyor. Çünkü NATO’nun dahil olmasını istiyorlar. Amaçları bu. Kurtuluşları bu. Bu yüzden Ukraine ihtiyatı rüzgâra savurup sürekli daha da ileri gidiyor.

Bir buçuk hafta içinde St. Petersburg International Economic Forum açılıyor. Bu, en önemli etkinliklerden biri. Davos’tan daha büyük. Batı’daki herkes Davos’u bilir. St. Petersburg International onu ezer geçer. Daha büyük. Daha çok katılımcı, daha çok para, daha çok her şey. Rusların Ukrainian drone’larının Baltıklar’dan çıkıp bunu tehdit etmesine izin vereceğini mi sanıyorsunuz? Bunun olacağını mı sanıyorsunuz? Buna izin vereceklerini mi düşünüyorsunuz? Hayır, kesinlikle hayır.

Ben kötü şeylerden, kötü alametlerden başka bir şey görmüyorum. Batı’nın çok ileri gittiğini düşünüyorum. Bunun bedeli ağır olacak. Rusya’nın bunu Latvia ile sınırlayıp sınırlamayacağını bilmiyorum. Ben Rusların yerinde olsam sınırlamazdım. England, Germany, Denmark içindeki üretim tesislerini, FP5 ve diğer drone’larla bağlantılı tüm belirlenmiş üretim tesislerini yok ederdim. Güdüm ve kontrolle ilgisi olan German şirketlerini vururdum. Hatta Ramstein’ı bile vururdum. Belki vurmazdım, çünkü orası bir Amerikan üssü. Ama istihbaratın toplandığı ve dağıtıldığı Ramstein’ı bir sonraki saldırıda vurmakla tehdit ederdim.

Batı’ya bir darbe indirilmesi gerekiyor. Ve Kiev’i nihai olarak ortadan kaldırırdım. Bence artık bir düzine Oreshnik’in Kiev şehir merkezine ne yapabileceğini görme zamanı geldi. Bence Ukrainianlara şunu göstermenin zamanı geldi: Bu savaşı sürdürmek istiyorsanız, bütün şehirlerinizin kaderi budur.

Vladimir Putin 9 Mayıs’ta bu savaşın sona ermesini istediğini söyledi. Birçok kişi “Bu Rus zayıflığının işareti. Rusya istekli” dedi. Hayır, bu Rusya’nın gücünü fark ettiğinin işaretidir ve artık kaslarını gösterme zamanıdır. Bana göre itidal dönemi bitti. Çok tehlikeli bir döneme giriyoruz çünkü şimdi şu sorunun cevabını göreceğiz: Rusya bir NATO ülkesini vurduğunda United States ne yapacak? Madde 5 nasıl ele alınacak?

Europe’un Tepkisi ve Ukraine’in Yıkımı

Sunucu: Geçen hafta bu programda Karaganov ile konuştum. Geçmişte Avrupalılara doğrudan misilleme yapma zamanının geldiğini söyleyen küçük bir azınlığı temsil ettiğini, ama artık ezici çoğunluğu temsil ettiğini söylüyordu. Yani Kremlin üzerinde zaten bütün bu baskı birikiyordu; farklı bir yol seçmeleri gerekiyordu. İkilem şuydu: NATO’ya misilleme yapıp tırmanma merdiveninde yukarı çıkmayı mı riske edecekler, yoksa başka tarafa bakıp NATO’yu cesaretlendirmeyi mi riske edecekler? Hep ikinci seçeneği seçtiler. Ama şimdi baskı çok artmıştı ve tam Putin’in daha sert bir çizgi izlemesi yönündeki bu baskının arttığı anda bu büyük drone saldırılarını ve Avrupa’daki kontrolsüz kutlamaları görüyoruz. Endişe verici olan da bu. Sanki bir sonraki adımda neyin geleceğini görmüyorlar.

Yani “Rusya için kötü olan bizim için iyidir” gibi bütün bu terimleri kullanıyorlar. Az önce çevrim içindeki Ukraine yanlısı blogger’lar ya da sosyal medya aktivistleri için bu terimi kullandınız; bunlar aslında Ukraine yanlısı bile değil. Eğer Ukraine Minsk Agreement’ı uygulamış olsaydı, bunun gibi herhangi bir şey yapmış olsaydı, ki onlar buna hep karşı çıktılar, Ukraine sağlam kalacaktı. Şimdi bu insanlar Ukraine’i yok ediyor. Bu oldukça delice.

Ama benim endişem şu: Avrupalıların şu anda kutladığı şey, yani Rusya’ya yönelik saldırıların Rus güvenliği üzerinde büyüyen bir etki yaratması. Ve Rus enerji sektöründe ciddi bir gedik açıyor gibi görünüyor. Yine ne kadar olduğundan emin değilim, ama en azından Ruslar için sorun yaratmaya yetecek gibi görünüyor. Eğer durum buysa, Ruslar artık başka tarafa bakmayı göze alamaz demektir. Rus enerji güvenliğine ya da enerji sektörüne yönelik saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz? Çünkü ironi şu: Aslında bir gedik açmadığımız için mutlu olmalıydık. Gedik açmaya başladığımız anda hesapların Rus tarafında değişmesi gerekiyor, değil mi?

Rus Enerji Altyapısına Saldırılar

Scott Ritter: Bakın, geçen Kasım ayında Moscow’daydım ve Russian Duma, yani State Duma ile bağlantılı, enerji altyapısının drone saldırılarından korunmasına dair komitede yer alan biriyle röportaj yaptım. Eminim bunun Rusça daha farklı bir adı vardı. Ama o komitedeydi ve konuşmasının açıklığı beni şaşırttı. Bunu Russia House’da yayımladım. Sanırım o dönemde birçok kişi bunu görmezden geldi çünkü insanlar olguya dayalı gerçekliğin derinine inmeyi sevmiyor. Kendi küçük fantezi dünyalarında yaşamayı seviyorlar.

Bunu yeniden yayımlayacağım ve insanlardan dinlemelerini isteyeceğim çünkü o dönemde söyledikleri önemliydi. Bu saldırıların gerçekleştiğini, fakat verilen gerçek zararın asgari düzeyde olduğunu söyledi. Rusya’nın hasarı azaltabildiğini, ardından tesisleri onarıp yeniden çalışır hale getirebildiğini söyledi. Yani stratejik etki yoktu. Bu yüzden, yine söylüyorum, Karaganov’un argümanlarının etkili hale gelmesi meselesi değil. Vladimir Putin’in Sergey Karaganov’dan ya da başka birinden gelen baskıya tepki verdiğine inanmıyorum. Oyun böyle işlemez. Sergey Karaganov’un da kendisini Putin’i fikrini değiştirmesi için korkutmuş bir adam olarak sunduğunu sanmıyorum.

Sergey Karaganov bir tutum aldı ve Vladimir Putin “Hayır, verilen zarar aşırı tepkiyi gerektirmiyor” dedi. Ama şimdi zarar denklemi değişti. Bu, Sergey Karaganov’un argümanlarının Putin üzerinde baskı kurması meselesi değil. Putin pragmatik bir adam ve buna bakıyor: Şimdi Ukrainian enerji altyapısına verilen zarar gerçek, kolayca azaltılamıyor ve kolayca onarılamıyor. Yani bu zararı verdiğinizde uzun vadeli oluyor.

Rusya uzun vadeli zararı göze alamaz. Yine, Rusya’da bizim farkında olmadığımız şeyler oluyor. Bence Rusya’nın marjlarda faaliyet gösterdiği fikri saçma. Rusya’nın da herkes gibi muhtemelen stratejik rezervleri olduğuna inanıyorum. Bunu atlatabiliyorlar, çünkü birçok kişinin Rusya’nın ihracat hacimlerinin anlamlı biçimde düşmediğini söylediğini görüyorsunuz. Ama ihracat için rafine ürün üretme potansiyeli etkileniyor. Bir noktada rezervler tükenir ve bu potansiyeli yeniden yükseltememişseniz, bir boşluk oluşur ve bu anlamlı olur.

Vladimir Putin’in görevi, Rusya’nın anlamlı bir etkiyle karşılaşacağı noktaya gelmesine izin vermek değildir. Onun görevi bunun olmasını engellemektir. Bu yüzden sorunuza yanıtım şu: Rusya’nın ihracata yönelik üretim kapasitesinin yüzde 10 ila 20’sinin, Kasım ayındaki etkilenme seviyesinin ötesinde bir ölçüde zarar gördüğüne inanıyorum. Bu hasarın onarılması aylar sürecek.

ve eğer Rusya bunun önünü şimdi daha baştan kesmezse, bunu onarıp yeniden devreye aldıkları zamana kadar, şu anda onları bu süreçten geçiren rezervler tükenmiş olacak ve o zaman gerçek ve anlamlı bir etkiyle karşılaşacaksınız. Bu yüzden Rusya’nın şimdi harekete geçmesi gerekiyor. Ayrıca Ukraynalıların giderek daha fazla cesaretlendiğini düşünüyorum. Kremlin’e yönelik bir saldırının sonuçlarının ne olacağını biliyoruz. Herkes için ölümcül olur. Ama Rus iseniz Kremlin’in saldırıya uğramasını istemezsiniz. Bunun olmasını beklemek istemezsiniz. Ukraynalıların o yöne doğru ilerlediğini görüyorsunuz. Gittikleri yön bu. Kaçınılmaz. Batı’nın destek verdiğini görüyorsunuz. Retoriği görüyorsunuz ve zarar veriliyor. Karar anı şu anda. Beklerseniz Ukraynalıların varoluşsal nitelikte ciddi ve anlamlı zarar vermesine izin vermiş olursunuz. Şu anda Rusya’nın, tehdit ortadan kaldırılabilirse, bunu absorbe etme, onarma ve yoluna devam etme kapasitesi var. Dolayısıyla belirleyici eylem anı şimdi. Ve yine, kimsenin adına konuşamam. Bunlar yalnızca değerlendirmeler ve hepimizin bildiği gibi değerlendirmeler yanlış olabilir. Ama şunu söylemeliyim, 9 Mayıs’ta, Zafer Günü etrafındaki bütün sahne... Bakın, siz uzmansınız. Rusya’da yaşadınız. Rusları tanıyorsunuz. Bu, özel askerî operasyon başladığından beri son dört yılda gördüğüm 9 Mayıs’lardan farklıydı. Bu, ölümcül bir ciddiyet içeren bir 9 Mayıs’tı. Büyükelçilikte büyükelçi durmaksızın koşulsuz teslimden söz etti. Koşulsuz teslim. Koşulsuz teslim. Nazi Almanyası ile Ukrayna hükümetini daha önce hiç yapılmamış bir şekilde birbirine bağladı. Almanya’dan eski bir düşman olarak değil, kalıcı bir düşman olarak söz ettiler. Almanya bugün düşmandır. Düşmandır. Kullanılan dil buydu. Putin’in iyi ve aklı başında polis rolüne karşılık her zaman bir tür kötü ve deli polis gibi duran Dmitri Medvedev, RT’de bir makale yazdı. RT’nin önemi ne? RT English. Bu, Batı’nın okuması için yazılmış bir makale. Batı tüketimi için tasarlanmış. Ama aynı zamanda Rus hükümetinin ağırlığıyla konuşan bir makale. Bu Rus devlet medyası. Bu, Medvedev’in X’te bir sosyal medya paylaşımı yapması değil. Bu, bir zamanlar Rusya devlet başkanı olmuş, bir zamanlar Rusya başbakanı olmuş ve şu anda Ulusal Güvenlik Konseyi’nde iki numaralı isim olan bir adam tarafından yazılmış büyük bir makaleyi yayımlayan RT, Rus devlet medyası. Ve makale Avrupa için yıkıcı. Büyük ölçüde Karaganov’u onaylıyor. Bir gün önce Karaganov’un da temelde aynı noktaları vurguladığı başka bir röportajı vardı. Rusya’yı izlemiş, takip etmiş biri olarak edindiğim his şu: Rusya karar noktasına ulaştı ve bugün Ukrayna’nın koşulsuz teslim olması gibi temel bir şey değişmedikçe, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu başlamadan önce olası herhangi bir saldırıyı önlemek için belirleyici bir eylem göreceğimizi düşünüyorum. Vladimir Putin ile Şi Cinping arasındaki bu konudaki konuşmalarda duvardaki sinek olmayı isterdim, gerçi bu Çinlilere hakaret olur. Eminim hijyenleri duvarda sinek bulunmayacak düzeydedir, ama o konuşmalarda bulunmak isterdim; çünkü Çin, Tayvan konusunda Trump’a karşı olağanüstü sertti. Ve Çinliler Ukrayna’nın Rusya için, Tayvan’ın Çin için olduğu kadar önemli olduğunu biliyor. Dolayısıyla Financial Times’ın MI6 tarzı aptal zihin oyunları oynayıp, Şi Cinping’in Trump’a Putin’in fazla ileri gittiğini söylediği yönünde şeyler yayımlaması... Bunun basit ve aptalca tarafı şu: Savunma bakanıyken Şoygu’nun danışmanı olan eski korgeneral Andrey İlnitskiy, zihinsel savaş kavramının yazarıdır. Bu zihinsel savaş değil. Zihinsel savaş aslında dikkatle kurgulanır, içeri girip tutunmak ve parçalamak üzere tasarlanır. İngilizlerin burada yaptığı şey sadece kaba ve aptalcaydı. Ve hemen bütün yozlaşmış sosyal medya mecralarının buna atlayıp “Aha” dediğini görebiliyordunuz. Yani tamamen beyin ölümü gerçekleşmiş insanlar. Hayır, durum hiç de bu değil. Ama bunun çok önemli bir görüşme olduğuna inanıyorum ve bakın, Rusya’nın Çin’e ihtiyacı var. Bundan hiç kuşku yok. Rusya’nın Çin’e ihtiyacı var ve Çin’in de Rusya’ya ihtiyacı var. Ve zihnimde hiçbir kuşku yok ki bu görüşme tarihe, Vladimir Putin’in özel askerî operasyonun başlamasının arifesinde Çin’e, Pekin’e uçup Şi Cinping ile görüştüğü 4 Şubat 2022 görüşmesinin modern dönem versiyonu ya da bugünkü versiyonu olarak geçebilir. İçimde, Çinlilerin en azından olacaklara karşı konumlanmasını sağlayacak konuşmalar yapılacağına dair bir his var. Ben de aynı şeyi düşünüyordum, çünkü Trump daha yeni ayrıldı ve Putin Pekin’e vardı. Ve Ruslar şimdi bu savaşta tutumlarını dramatik biçimde değiştirmeyi planlıyorlarsa, bunu önce Çinlilerle uzun uzadıya konuşacaklarını varsayıyorum. Dolayısıyla ben de bunun tartıştıkları bir şey olduğunu düşünüyorum. Çünkü yine, tutunabilecekleri bir statüko yok. Mesele sadece bugün bulundukları yer, drone saldırıları değil; Ruslar bunun tam olarak hangi yöne gittiğini görebiliyor. Çinliler de bunu görebiliyor. Yani bence Avrupa’da Rusya’ya duyulan nefret onları bir sonraki adım konusunda tamamen kör etmiş durumda. Yani içine yürüdüğümüz savaş çok öngörülebilir ve yine de hiçbir şey yok; ne tartışma, ne müzakere, ne muhalefet, çıt yok. Bu olağanüstü. Yani içine yürüdüğümüz bu dünya savaşı herhalde en saçma savaş olacak. Ama bir konuda fikrinizi almak istiyordum: Letonya’da savunma bakanı, sanırım Ukrayna drone’larının yönlendirilip Letonya içinde bazı hedefleri vurmasından sonra istifa etti. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilginin tamamına erişiminiz yoksa bilmek zor. Bence olan şey bir mahcubiyet. Hiç kuşku yok ki... Yani, her zaman aptalca oyunlar oynanıyor. Yönetimin resmî yüzü söz konusu olduğunda inandırıcı olmayan inkâr, işin geçer akçesi haline geliyor; ama ordular ve istihbarat servisleri çoğu zaman inkâr edilebilir ya da inkâr edilebilir olması beklenen gizli ilişkilere girer. Bence pantolonları inmiş halde yakalandılar ve bu utanç verici bir durum. Bu yüzden bedelini o ödedi. Görevinden alındı, ama politika değişmiyor. Yine, ayrıntıları bilmiyoruz. Bunların Rusların elektronik harp kullanarak yönünü değiştirdiği drone’lar olduğunu söylüyorlar. Ruslar ise bu drone’ların hava sahasında olduğunu söylüyor. İnsanların drone’ları takip ettiğini düşünüyorum ve belirgin bir Baltık koridoru olduğunu görüyorlar. Yani bu bir icat değil. Hayal ürünü değil. Rusların drone’ların kontrolünü ele geçirip Baltık petrol üretimini hedef alacak kadar becerikli olup olmadığı başka bir mesele. Ama yine de Ukraynalılar Baltık koridorunu kullanmıyor olsaydı, Rusların bunu yapmasına gerek kalmazdı. Bence burada gördüğümüz şey, başarısız gizli politikanın yakalanmasının siyasi sonuçları olduğudur.

Rus Baltık kıyısı vurulduğunda ana argüman şuydu: Baltık hava sahasını kullanmadılar, bu Rus propagandası. Ama şimdi bu sayfayı biraz çevirmiş olduk, çünkü artık evet, Estonya üzerinde Ukrayna drone’ları, Letonya üzerinde Ukrayna drone’ları olduğunu kabul ettiler; yine kaçınılmaz biçimde. Sonra Litvanya üzerinde Rus drone’ları da var. Yani artık bu koridoru kullandıklarını kabul ediyorlar. Ama görünen o ki yeni anlatı şu: “Biz buna izin vermedik ve buna karşıyız.” Ama yine bu bana hiç mantıklı gelmiyor.

Şunu belirtmek istiyorum: CIA’in, Aralık 2025’te Donald Trump ile yaptığı meşhur telefon görüşmesi sırasında Ukraynalıların Vladimir Putin’e saldırmaya çalışmasına yardım ettiği durumda olduğu gibi, drone’lar sağlam biçimde düşürülür ve yönlendirme paketi sağlam olarak ele geçirilir. Rus istihbaratı da hedeflemeyle ilgili her şeyi kanıtlayan verileri çıkarabilir. Ukrayna bu kadar çok drone gönderdiğinde, evet Ruslar birçok drone’u düşürüyor, ama elektronik harp olduğunu biliyoruz. Örneğin, Ruslar bir drone’u ele geçirip bir hedefe yönlendirebiliyorsa, bir drone’u indirip yere de indirebilirler. Zihnimde hiçbir kuşku yok ki Ruslar bu drone’ların bir kısmını sağlam şekilde ele geçirdi, yönlendirme sistemini tersine mühendislikle çözdü ve drone’ların tam olarak izlediği rotayı anladı. Ayrıca verileri değerlendirerek verinin nereden geldiğini de anlayabilirler. Hangi istihbarat kaynaklarının kullanıldığını vs. Dolayısıyla Rusların olan bitene dair çok çok kapsamlı bir tabloya sahip olduğuna inanıyorum. Bu yüzden Narişkin çok hedefli istihbarat yayımladığında, bunun muhtemelen söylenti, spekülasyon ya da dezenformasyon değil, olgulara dayalı olduğunu kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Evet, sanki daha da pervasız olamazlarmış gibi. Litvanya’dan, şimdi Kaliningrad kalesi üzerinde daha fazla baskı kurmamız gerektiği yönünde açıklamalar geliyor. Bu yine Kaliningrad, yani enklav. Burada sıkışmış durumda ve Rusya Federasyonu’nun geri kalanından kopuk. Ama hâlâ bir milyon Rus sivile ev sahipliği yapıyor. Ayrıca nükleer silahlara da ev sahipliği yapıyor. Daha önce de, artık biraz zaman geçti ama, ABD’li General Donahue’nun “Kaliningrad’ı alabiliriz” dediğini görmüştük. Bütün bu söylem özünde Rusya’ya saldırmakla ilgili. Bunu nasıl anlamlandırıyorsunuz? Çünkü bu, İngilizlerin şimdi Ruslarla yüzleşmek için bu deniz grubuna liderlik etmeye çalıştığı aynı zamanda oluyor. Ve bence Baltık Denizi’nde Rus gemilerine tam bir abluka koymasalar bile en azından taciz etmek istedikleri oldukça öngörülebilir. Yani her düzeyde tırmanış görüyoruz. Kaliningrad’ın muhtemelen bir parlama noktası olabileceğini düşünüyor musunuz? Gerçi artık o kadar çok muhtemel parlama noktası var ki...

Çılgınlıktan söz ettiğimiz için olabilir. General Donahue’yu açıkça uyardım; beni dinleyeceğinden değil ama dedim ki Arlington’da bir taşla işaretlenmenizi sağlamanın en hızlı yolu Kaliningrad’a saldırmaktır. Cesediniz geri alınmayacak, ama Arlington’da bir taş olacak; çünkü Ruslar sizi anında öldürür. Komuta heyetinizi ve bu saldırıyla bağlantılı herkesi. Bu sadece aptalca. Estonyalıların benzer şeyler söylemesi, Letonyalıların tehdit etmesi... Size söyleyeyim, Kaliningrad’ı enklav olmaktan çıkarmanın en hızlı yolu Kaliningrad’a saldırmaktır; çünkü Baltıkların yeniden Rus olduğunu görürüz ve bir gecede Rus olurlar. Gerçek bu. Oynamak istedikleri oyun buysa... Rusya bunu yapmak istemiyor. Ama Rusya bu noktada geri adım atmayacak. Eğer bu bir parlama noktası haline gelirse, Baltık devletlerinin tamamen ortadan kaldırılmasını işaretleyen bir parlama noktası olur. Bu da ilginç olur, çünkü o zaman NATO ne yapacak? Hiçbir şey. Hiçbir şey yapamazlar. Baltıklar her zaman bu açıkta kalan uzantı olmuştur. İsveç şimdi intihar edip Baltıkları kurtarmaya mı gelecek? Finler Baltıkları kurtarmak için Kola Yarımadası’na ve Vyborg’a saldırı mı düzenleyecek? Hayır, çünkü bu Finlandiya’nın sonu olur ve İsveç’in sonu olur. Yani bu ülkeler, siyasi geçerliliği olmayan ve anlamlı biçimde güç projeksiyonu yapacak sıfır askerî kapasiteye sahip başarısız bir askerî ittifaka katıldı. NATO kuvvetlerinin komutanı nerede, askerî konseye bu havlayan Baltık kanişlerine ya da çivavalarına susmalarını söylemesi için nerede, anlamıyorum. Çünkü bu söylem NATO için ölümcül. NATO’nun tamamen çökmesini istiyorsanız, 5. Madde’nin kesinlikle anlamsız olduğunu gösterin. Ve 5. Madde’nin kesinlikle anlamsız olduğunu göstermenin en iyi yolu Rusları kışkırtmaktır. İngiliz filosu batmak dışında ne yapacağını sanıyor? Yani bu şaşırtıcı. Hepsi Rusya’nın blöf yaptığını düşünüyor. Hepsi Rusya’nın blöf yaptığını düşünüyor. Sabır ve pragmatizmi zayıflıkla karıştırıyorlar.

Evet. Hayır, Medvedev’in gösteri yaptığı, Karaganov’un da sadece gösteri yaptığı yönündeki konuşmaları da duydum. Aslında NATO’ya saygı duyuyorlarmış, NATO tarafından gerçekten caydırılıyorlarmış. Ama ben de bunun tamamen gösteri olduğunu düşünmüyorum. 2022’den önce Karaganov’un ofisinde onunla bire bir görüşmüştüm ve o zaman da sizin daha önce söylediğiniz noktayı dile getirmişti: ABD’nin Tallinn için New York’u riske atacağına inanmıyor. Böyle bir şey olmayacak. Yani evet, bence Rusların caydırılabileceğine, buna cesaret edemeyeceklerine dair bu aşırı özgüven... Bence onlar temkinliydi, çünkü bir NATO ülkesine saldırmak pervasızca olurdu. Ama Rusları, hiçbir şey yapmamanın daha da pervasız hale geldiği bir konuma soktular. Ve şimdi bahsettiğiniz Rusların Baltık devletlerini alabileceği fikrini düşününce biraz George Kennan’ı hatırlıyorum. 1998’de New York Times’a verdiği röportajda, NATO’nun genişlemesini zorlayan herkesin bir noktada Rusların geri itmek zorunda kalacağını söylemişti. O noktada NATO genişlemecilerinin de esasen “Bakın, Ruslar her zaman emperyalistti, zaten böyleler” diyeceğini öngörmüştü. Ve onun vurguladığı nokta bunun hatalı olduğuydu; şimdi yaptıklarımıza yanıt vereceklerdi. Ana argümanı buydu. Şimdi bunun aynısını hissediyorum. Baltık devletleri son dört yıldır “Ruslar Paris’e yürüyebilir” ya da “Ukrayna’yı bitirdikten sonra Letonya’yı işgal edecekler” diyordu. Ben her zaman bunun saçma olduğunu söyledim; Rusya’da kimse Letonya’ya girmek istemiyor. Ama artık o kadar saçma görünmüyor. O toprakları ilhak etmek istediklerini sanmıyorum, bu tam bir karmaşa gibi duruyor. Ama orayı vuracaklarını düşünüyorum, muhtemelen. Bence o sınırı da aştık. Bundan geri dönüş yok. Burada durup biraz geri çekilsek bile... Ama biz ilerlemeye devam edeceğiz.

Evet, katılıyorum. Yani cumhuriyetlerden hangisiydi? Büyük Rus nüfusuna sahip olan Estonya mı, Letonya mı?

Her ikisinde de yaklaşık... yani anlamlı bir oran var, sanırım yüzde 20 civarı. Evet, bu ülkeler bunlar. Ama aynı zamanda en katı yasalar da onlarda vardı; etnik Ruslar ya da Rusça konuşanlar devlet görevlerinde bulunamıyor, oy hakkı alamıyor, yani bir tür ikinci sınıf vatandaşlar. Ve 2004’te NATO’ya ve AB’ye katılırken bütün argüman şuydu: “Rusya mutlu olmalı, çünkü AB ve NATO insan haklarını temsil ediyor. O yüzden Ruslar, Rus azınlığın haklara kavuşacağı konusunda güvence içinde olmalı.” Ama yine, şimdi 22 yıl sonra hiçbir şey yapılmadı. Haklara kavuşmadılar. Yani evet, sanırım Estonya’da belirli bir bölgede daha yüksek bir yoğunluk var. Narva’da, evet.

Bence özel askerî operasyonun tarihini incelemeliler ve Russkiy ile Rossiyskiy arasındaki, Slav Rus halkı ile Rus ulusu arasındaki farkı anlamalılar. Ve Estonya’da hem Russkiy hem de Rossiya var. Ateşle oynuyorsunuz. Yani Ruslara, aksi halde yapmayacakları bir şeyi yapmak için bahane veriyorsunuz. Evet, yine söylüyorum, tedirginim.

Seni bilmem ama ben biraz tedirginim. Kaganov’un tezini sınamak istemiyorum. Sınamak istemiyorum çünkü sonucu biliyorum. Tagano’nun haklı olduğuna inanıyorum: Amerika Birleşik Devletleri Boston’ı ya da New York’u Poznan ya da başka bir şehir için feda etmeyecek. Ama Amerika Birleşik Devletleri, Rusya’nın nükleer caydırıcılıkta yeni bir paradigma yaratmasına izin veremez; yani bir gücün yalnızca nükleer silahlara sahip olması değil, nükleer silah kullanma kapasitesini göstermiş olması durumuna. Diğer güç de orada pasif biçimde oturup aynı şekilde kalamaz. Onlar da nükleer silah kullanmak zorunda kalır. Ve o zaman Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a karşı nükleer silah kullanması için elinde açık çek olur. Bunu yaparız da, çünkü emsal Rusya tarafından oluşturulmuş olur. Ve bu tür karşılıklı hamlelere bir kez başladığımızda, genel bir nükleer karşılıklı saldırıya dönüşene ve hepimiz ölene kadar durmaz. Sorun bu. Buna safsata diyorum, Kaganov safsatası. Bunu sınamak istemiyorum. Yani, biliyorsun, Sergey Kergonov saygı duyduğum bir adam. Eminim sen de ona saygı duyuyorsundur. Entelektüel kapasitesi muazzam ve bazen biraz göz korkutucu. Yani ondan daha zeki olduğumu iddia etmek istemem, ama nükleer savaş ve nükleer silahlar konusunda deneyimliyim ve içgüdüm, deneyimli bir analist olarak zaman zaman içgüdülerinize güvenirsiniz, şunu söylüyor: Nükleer silahlar bir kez kullanıldığında onları sınırlamak mümkün değildir. Bir kez kullanıldıklarında, ister aylar sürsün, ister yıllar, ister on yıl, sonunda bütün insanlığı yok edecek genel bir nükleer karşılıklı saldırıya varacağız. Ben bunun olmamasını tercih ederim. Bu da demek oluyor ki, Rusya’nın konvansiyonel saldırılar düzenlememesini tercih ederim. Barışı tercih ederim. Aklıselimi tercih ederim. Ama Batı bu konuda, biliyorsun, temelde topu taca attı. Yani işte buradayız.

Evet. Biliyor musun, ben de hep aynı noktayı vurguluyorum. Hepimizi öldürecek olan şey, tırmanmayı kontrol edebileceğimiz yanılsaması. Şu anda yaptığımız şey bu: “Biraz daha tırmandırabiliriz, biraz daha, Ruslar bundan hoşlanmazsa belki küçük bir adım geri atarız, sonra tekrar ileri gideriz” inancı. Bence tehlikeli yanılsama bu. Bunun üzerindeki kontrolü çok hızlı kaybedeceğiz. Bu arada İran’dan çıkarılması gereken ders de bu olmalı; özünde statükoya geri dönemezsiniz.

Marco Rubio’nun bu dersi öğrenmesi gerekiyor. Ama keşke Barbara Tuchman’ın kitabına geri dönebilsek. Yazdığı kitap March of Folly miydi, August mu? Sanırım March of Folly. Temelde 1914 yazını anlatıyor: Kimse inanmıyordu, herkes bunun kontrol altında tutulabileceğine inanıyordu; Sırbistan’la küçük bir çatışma olurdu, büyük bir mesele olmayacaktı, endişelenmeye gerek yoktu. Bir bakıyorsunuz dünya savaşı çıkmış, kontrolden çıkmış. Ve bence şu anda bulunduğumuz yer de burası. Yani Trump çaresiz durumda. Buradaki sorunlardan biri şu: Trump rasyonel bir aktör değil ve İran tarafından zaten küçük düşürüldü. Gerçekten bir başka aşağılanmaya daha dayanabilir mi? Yine söylüyorum, bunlar sınamak istemediğim tezler. Bunları sınamak istemiyorum. Ama ne yazık ki sanırım sınayacağız.

Peki, yani artık Rusların misilleme yapmasının çok muhtemel, hatta garanti olduğunu varsayıyorsun. Onların bu tırmanma merdiveninde nasıl yukarı çıkacağını düşünüyorsun? Kademeli mi ilerlerler, yoksa esasen çok sert mi giderler? Çünkü makul inkâr edilebilirlik sağlayacak bir şey yapabilirler; Ukrayna insansız hava araçlarını göndermek gibi. Esasen konvansiyonel bir saldırıya geçmeden önce aşağıdan başlayabilirler. Yani taktik bir şey yapabilirler. Taktik nükleer silahın, biliyorsun, tırmanma merdiveninin çok çok yukarısında olacağını düşünüyorum. Ama onların nasıl misilleme yapacağını düşünüyorsun ya da ne beklersin? Yani insanların dediği gibi ortada bir Rus oyun kitabı yok. Dolayısıyla illa tek bir şey olacak diye bir durum yok. Ama sence olası tırmanma stratejileri neler olabilir?

Askerî şapkamı çıkarmam gerekiyor, çünkü askerî şapkam şunu söyler: Eğer bunu yapacaksan, kararlı biçimde yap. Putin’in tırmanma yönetimine izin vereceğine inanıyorum. Ama ilk darbeler küçümsenecek. Kiev’in ve Vankova’nın ortadan kaldırılacağını düşünüyorum ve bir Baltık devletinin kararlı biçimde vurulacağına inanıyorum. Söylemleri duyuyorsun; karar alma merkezleri zaten belirlendi. Bu yüzden bir Baltık devleti üzerinden bir örnek oluşturulacağına inanıyorum. Kararlı bir örnek. Sonra da manevra alanının çok dar olacağını düşünüyorum; yani Batı’nın misillemesine sıfır tolerans. Batı’nın herhangi bir misilleme girişimi, Rus askerî karşılığının bütün ağırlığını üzerine çekecek. Ama ilk dalgada Alman fabrikalarının vurulacağını düşünmüyorum. Birleşik Krallık fabrikalarının vurulacağını da düşünmüyorum. Bence bunlar, gerekirse sonraki dalgaya bırakılacak. Ama Rusya’nın bir işaret koymak zorunda kalacağını düşünüyorum ve bunun yalnızca bir iki saldırı olmayacağını düşünüyorum. Eğer bir Baltık devletini vururlarsa, Baltık devletini ortadan kaldırırlar. Çünkü bir mesaj göndermen gerekir. Şunu söylemen gerekir: Tanrı’nın lütfuyla bugün orada sen değilsin. Almanya’nın geleceği budur. Ve bence Oreşnik’in bütün korkunç, dehşet verici gerçekliğiyle ortaya çıkarılmasının zamanı geldi. Artık tekil saldırılar değil. Silahın tasarlandığı şekilde, kentsel bir alanda nükleer türde bir yıkım yaratacak yoğun Rus saldırıları. Batı’nın bunu görmesi gerekiyor.

Bu inanılmaz derecede moral bozucu. Şu anda Rusya’yla doğrudan bir savaşa girmeye çok yaklaştığımız ya da o noktaya geldiğimiz için, Rusya’nın en azından büyük bir karşılık vereceğini düşündüğün için soruyorum: Sence diplomatik bir yol ihtimali hâlâ var mı? Yani AB’nin şu anda yaptıklarını nasıl değerlendiriyorsun? Çünkü tartışıyorlar: Ruslarla konuşmalı mıyız? Ruslarla kim konuşmalı? Ne hakkında konuşmalıyız? Bunu nasıl değerlendiriyorsun?

Kısa vadede AB’nin, diplomatik müdahalenin bu aşamada anlamlı olabilmesi için gerekli olgunluk seviyesine ulaşabileceğine dair bir umut görmüyorum. Çünkü aynı anda diplomatik müdahaleden söz ederken orduları savaştan bahsediyor. Savaşı durdurmanız gerekir. Çin’in çok önemli bir diplomatik imkân sunduğuna inanıyorum. Putin Çin’den ayrıldıktan sonra Çin, Trump’la temas kurabilecek, çünkü orada bir bağlantı var. Çin Avrupa Birliği’yle de temas kurabilecek ve onlara bunun blöf olmadığını bildirecek. Bu gerçek. Gidişatınızı değiştirmekten başka seçeneğiniz yok; aksi takdirde sonuçlar yıkıcı olacak. Bu yüzden hâlâ bir fırsat penceresi olduğunu düşünüyorum. Ama Amerika Birleşik Devletleri’nin onu harekete geçirecek bir şeye ihtiyacı var ve şu anda Putin’le etkili bire bir temasımız yok. Çin devreye girerse Trump’ın Putin’i arayabileceğini düşünüyorum. Putin Trump’ı arayabilir. Ve Avrupa üzerinde baskı kurulabilir. Bunun böyle olmasını umuyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupa’ya, bu yolda ilerlemeye devam ederlerse ABD’nin onların yanında olmayacağını bildirmesini umuyorum. Bunun onların sorunu olduğunu ve bunu derhal durdurmaları gerektiğini söylemesini umuyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nin Ukrayna’ya da temelde şunu söylemesi gerekiyor: Bitti. Tamamlandı. İşiniz bitti. Trump bunu yapabilir mi? Dediğim gibi, eğer İran’da kazanmış olsaydı belki harcayacak biraz siyasi sermayesi olurdu, ama çok zayıflamış bir adam. Aynı anda iki yenilgiyi kaldırabileceğini sanmıyorum. Ama akıllıca olan şey, savaşa giden bu yolu durdurmak olurdu; çünkü üzerinde bulunduğumuz yol bu. Kelimenin tam anlamıyla, genç bir deniz piyadesiyken savaşmak üzere eğitim aldığım türden bir savaşa doğru ilerliyoruz. Yani bu, savaşmak için eğitim aldığım savaş. Ve bu tür bir savaşın ne anlama geldiğinin, o çıkış çizgisini geçersek sonuçlarının ne olacağının tamamen farkındayım. Bugünün ordusunda kimse, ne yazık ki hepsi yaşlandı ve ayrıldı. Benim kuşağım bitti. Artık gerçek Soğuk Savaş yıllarından kimse kalmadı. Dolayısıyla Soğuk Savaş’ın ne olduğunu bilmiyorlar. Sovyetler Birliği’nin ne olduğunu bilmiyorlar. Avrupa’da büyük ölçekli kara muharebesine hazır olmanın neye benzediğini bilmiyoruz. Ve bunun içinde nükleer silahlar vardı. Bugün bunu deneyimlemeye hazırlanıyoruz. Keşke insanlar dinlese.

Evet, şu anda bir savaşı durdurabilecek tek şeyin Trump’ın Avrupalıları arayıp onlara, “Eğer bunu sürdürmeye, Rusya’ya karşı savaşı tırmandırmaya karar verirseniz, yalnızsınız. Onlar karşılık verecek ve biz size yardım etmeyeceğiz” demesi gibi görünmesi biraz üzücü. Yani dünyanın geleceği Trump’ın ellerindeyse, hepimiz şimdiden fena halde mahvolmuş olabiliriz. Keşke daha sorumlu insanlar olsaydı. Bu Avrupalılar için de geçerli. Çılgın Baltık devletlerinden söz ettin. Bence 2022’deki ana fikir buydu. Yani “Tamam, diplomasiyi fiilen boykot edeceğiz; silahlar barışa giden yol olacak” dedikleri anda AB, araba anahtarlarını en radikal unsurlara teslim etmenin harika bir fikir olduğunu düşündü. Örneğin Estonya’dan Kaja Kallas’a. Yani bunu geri çevirmek ve birdenbire ondan sağduyu talep etmek çok zor. O yüzden hayır, bilmiyorum. Artık pek iyimser değilim. Henüz çantalarımı toplamadım ama artık oldukça yaklaşıyoruz gibi görünüyor. Bu çok... Evet, tekrar söylüyorum, buraya gelmiş olmamız çok moral bozucu. Avrupa’da bu durumun ciddiyetini anlayan biri olduğuna dair bir izlenim ediniyor musun? Çünkü benim medyada gördüğüm tek şey alkış. “Bakın bakın, Rusları ne kadar kötü vurdular. Evet, kazanıyoruz. Ukrayna kazanıyor.” Ve hiç kimse, dünyanın en büyük nükleer gücüne karşı yürütülen bir savaşta kazanmanın tam olarak ne anlama geldiğini tanımlamadı. Üstelik bu gücün bunu varoluşsal bir tehdit olarak gördüğü bir savaşta. Kimse yok. Tartışma yok. Sadece bu gülünç kabilecilik. “Onlar kaybediyorsa bu bizim kazandığımız anlamına gelir” fikri. Mantıkları bundan ibaret. Bu, Meksika’dan insansız hava araçlarıyla Amerika’yı yenme hedefi koymak gibi olurdu. Böyle bir savaşı kazanmak istemezsin. Çok fazla acı getirmek istemezsin. Bu intihardır. Ama işte buradayız. Neyse, son düşüncelerin var mı?

Hayır, yani ben dindar değilim ama barış için dua edin. Bir şey için dua edin. Bir şey olmasını umut edin. Ama aynı zamanda yaptığın şeyi yapmaya devam et, Glenn, çünkü yaptığın röportajların anlamlı bir etkisi var. Bakıyorum, doğru insanlarla röportaj yapıyorsun. Doğru soruları soruyorsun, doğru konuşmaları ortaya çıkarıyorsun ve bu, dünya çapındaki ağın entelektüel alanında yankı buluyor. Biliyoruz ki internete dayalı bağımsız medya çoğu zaman sıfır kalite kontrolüne sahip ve içimizdeki en kötü şeyi ortaya çıkarıyor, ama sen karmaşık fikirlerin entelektüel gelişimi açısından en iyiyi ortaya çıkarıyorsun. Yaptığın şeyi yapmaya devam et, çünkü biliyorsun, sen ve ben dünyanın bütün sorunlarını çözemeyiz. Karar alma kapasitemiz yok. Ama şunu garanti edebilirim ki söylediğin şeyler, belki benim bazen söylediklerim ve başka insanlara söylettiğin şeyler, politika konusunda tavsiye verme imkânı olan belirli çevrelerde yankı buluyor. Yani evet, sadece dua etmeyin, çünkü dua pasiftir. Yaptığın şeyi yapmaya devam et ve dışarıdaki bütün destekçilerin için söylüyorum, Glenn’i desteklemeye devam edin, çünkü sen dışarıdaki daha önemli seslerden birisin.

Teşekkür ederim ve evet, umarım bir fark yaratıyordur. Şimdi vakit ayırdığın için tekrar teşekkürler.

Tamam. Teşekkürler. İyi günler.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol