Glenn Diesen

Gilbert Doctor: “ABD ile Rusya Adı Konmamış Bir Savaşta”

İngilizce kayıtta sunucu, tarihçi ve uluslararası ilişkiler analisti Gilbert Doctor ile Rusya-Ukrayna savaşının NATO, Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkiler bağlamında geldiği aşamayı konuştu. Bölümde Doctor’ın savaş günlüklerinin ikinci cildi, Rusya’nın nükleer doktrinindeki değişim, Avrupa’nın askeri tırmanma stratejisi, Trump yönetiminin NATO’ya yaklaşımı ve Moskova’da artan karşılık verme baskısı ele alındı.

Doctor’ın savaş günlükleri ve 2024’teki dönüşüm

Programın başında sunucu, Gilbert Doctor’ın yakın zamanda yayımladığı savaş günlükleri serisinin ikinci cildinin, Rusya-Ukrayna savaşının yalnızca Kiev ile Moskova arasındaki bir çatışma olmaktan çıkıp daha açık biçimde Avrupa-Rusya vekalet savaşına dönüştüğü dönemi anlattığını söyledi. Doctor, üçüncü cildin de 2025’i kapsayacağını ve Arizona’daki tasarım ekibinin hızına bağlı olarak altı ila sekiz hafta içinde çıkabileceğini belirtti.

Doctor’a göre 2024, savaşın niteliğinde temel bir kırılmaydı. "2024, özel askerî operasyon konseptinden yalnızca Avrupa’yla değil, kolektif Batı ve ABD ile savaşa geçiş dönemiydi," diyen Gilbert Doctor, bu dönüşümün Rusya’nın Kasım 2024 sonunda yayımladığı yeni nükleer doktrinle sonuçlandığını belirtti. Doctor, bu doktrinin Batı’ya Mart ve Nisan 2024’ten itibaren yapılan uyarıların doruk noktası olduğunu söyledi.

Doctor, İngiltere ve Fransa’nın Ukrayna’ya SCALP/Storm Shadow tipi yaklaşık 300 kilometre menzilli füzeler sağladığını, Rusya’nın zamanla bunlara karşı koymayı öğrendiğini savundu. Ancak ABD ve özellikle Almanya kaynaklı daha uzun menzilli silahların Rus güvenliği açısından yeni bir tehdit oluşturduğunu anlattı. Almanya’da üst düzey hava kuvvetleri mensuplarının, Şansölye Olaf Scholz’un Ukrayna’ya Taurus füzeleri verilmesini engelleyen tutumunu nasıl aşabileceklerini konuştuğu iddia edilen görüşmelerin Ruslar tarafından ele geçirilip yayımlandığını hatırlattı. Doctor, bu görüşmelerde Kerch Bridge’in (Kerç Köprüsü) hedef alınmasının tartışıldığını, bunun Moskova açısından ciddi bir alarm olduğunu söyledi.

Nükleer doktrin, orta menzilli füzeler ve yeni tehdit algısı

Doctor, Rusya’nın yeni nükleer doktrininin nükleer silah kullanım eşiğini ciddi biçimde düşürdüğünü savundu. Buna göre Moskova, Ukrayna’ya uzun menzilli füze sağlayan ülkeleri ve üretim kaynaklarını doğrudan tehdit kapsamında görmeye başladı. Doctor, Soğuk Savaş’tan bu yana stratejik tehdidin çoğunlukla ICBM’ler, yani kıtalararası balistik füzeler üzerinden tanımlandığını; ancak Rusya’nın artık en büyük tehdidi Avrupa’ya yerleştirilecek orta menzilli füzelerde gördüğünü söyledi.

Doctor, 2024’te Hindistan merkezli yayıncılarla neredeyse günlük değerlendirmeler yapmaya başladığını, bunun da onu Batı medyasında geniş biçimde yer almadan önce bazı gelişmeleri analiz etmeye zorladığını belirtti. İkinci ciltte bu söyleşilere birçok bağlantı verdiğini ancak metinlerin tamamını koymadığını, aksi halde kitabın çok şişeceğini söyledi. 2025’in ise farklı bir eksene kaydığını anlattı: Trump’ın dönüşüyle birlikte yorumların savaş alanındaki gelişmelerden çok müzakerelerin gerçek mi yoksa yalnızca sözden ibaret mi olduğu sorusuna yöneldiğini ifade etti.

NATO’nun daha açık rolü ve Rusya iç siyasetindeki baskı

Sunucu, 2026’ya gelindiğinde NATO ülkelerinin savaştaki rolünün çok daha açık hale geldiğini söyledi. Karadeniz kıyısında NATO keşif dronlarının faaliyet gösterdiğini, ardından Rus hedeflerine saldırılar geldiğini; St. Petersburg çevresindeki Baltık Denizi kıyısına yönelik saldırıların da Baltık ülkeleri üzerinden gerçekleşmiş olmasının muhtemel göründüğünü savundu. Sunucu, Moskova’da artık Avrupa’nın saldırıları Ukrayna adına yapıp Rusya’nın karşılık veremeyeceğini varsaymasına yönelik baskının arttığını söyledi.

Doctor bu noktada Batılı analizlerde Putin’e uygulanan çerçevenin yetersiz olduğunu savundu. Trump’ın İran savaşı ya da ara seçim hesapları bağlamında nasıl değerlendirildiğini, fakat Putin söz konusu olduğunda aynı siyasi mantığın işletilmediğini söyledi. "Rusya’ya, Fransa’da ve ABD’de olanları incelerken kullandığımız analitik teknikleri uygulamalıyız," diyen Gilbert Doctor, Rusya’da 26 Eylül’den önce parlamento seçimleri yapılacağını ve bu nedenle Putin’in de iç siyaset baskısı altında olduğunu ifade etti.

Doctor, Rus kamuoyunda Ukrayna’nın rafinerilere ve kritik altyapıya yönelik saldırılarına Batı istihbaratının günlük hedefleme bilgisi sağlamasına karşı öfke bulunduğunu savundu. Ona göre mesele hedeflerin nerede olduğu değil, alçaktan uçan dronların elektrik hatlarına ya da engellere çarpmadan hedefe nasıl ulaşacağı bilgisiydi. Doctor, Putin’in popülerliğinin yüzde 80’den yüzde 70’e düşmesinin tek başına belirleyici olmadığını; asıl dikkat edilmesi gerekenin United Russia’ya desteğin geleneksel yüzde 30 seviyesinden yüzde 20’ye inmesi olduğunu belirtti. Komünist Parti’nin yüzde 18-20 bandında, aşırı sağ eğilimli partinin ise yaklaşık yüzde 12’de olduğunu söyledi.

Baltık ülkeleri, caydırıcılık ve karşılık verme tartışması

Sunucu, Rusya’nın Baltık ülkelerini işgal edeceği yönündeki spekülasyonları gerçekçi bulmadığını, daha olası senaryonun Avrupa’nın yaptığına benzer biçimde makul inkar imkanı veren saldırılar olabileceğini söyledi. Doctor ise buna katılmadı. "Makul inkar için bir neden görmüyorum," diyen Gilbert Doctor, Estonya, Letonya ve Litvanya’nın Ukrayna dronlarının kendi toprakları üzerinden Rus Baltık limanlarını vurmasına izin vermesinin uluslararası hukukta casus belli, yani savaş nedeni sayılacağını savundu.

Doctor, Rusya’nın bir dünya gücü olmak istiyorsa bu konuda özür dileyen bir pozisyonda kalmaması gerektiğini söyledi. Sunucunun caydırıcılık üzerine çalışmalarına atıfla "Ya kullanırsınız ya da kaybedersiniz," ifadesini kullandı. Sergey Karaganov’un uzun süredir Rusya’nın kırmızı çizgilerinin ihlaline kayıtsız kalamayacağını savunduğunu hatırlattı. Doctor’a göre Baltık ülkelerini işgal etmek için bir neden yoktu; bunun yerine Baltık ülkelerindeki askeri varlıklar, hatta Litvanya’daki Alman askeri ileri karakolu gibi hedefler vurulabilirdi. Bu tür bir adımın uluslararası hukuk içinde savunulabileceğini öne sürdü.

Sunucu, Avrupa medyasında Rusya’nın misilleme hakkını savunanların “Rus propagandası” yapmakla suçlandığını belirtti. Ona göre Rusya’ya saldırıp Moskova’nın hiç yanıt vermeyeceğini sanmak tehlikeli bir kendini kandırmaydı. Doctor da Paul Craig Roberts’ın argümanına atıfla Rusya’nın sürekli geri adım atmasının savaşı önlemediğini, tersine Kremlin içinde daha sert bir değişimi veya Putin’in sınırlı askeri karşılık vermesini daha olası hale getirdiğini söyledi.

Almanya, Merz ve Avrupa liderliği rekabeti

Programda Almanya’nın rolü ayrı bir başlık olarak ele alındı. Sunucu, Friedrich Merz’i “BlackRock Merz” diye anarak, anketlerde gerilemesine rağmen Avrupa’nın en büyük ordusunu kurma hedefini sürdürdüğünü, Rusya’ya karşı savaşı tırmandırmaya açık olduğunu ve sanayisizleşen bir ekonomi yönettiğini söyledi.

Doctor, Avrupa’daki güç mücadelesini Rus halk anlatısındaki “aynı yatakta battaniyeyi kendine çekmeye çalışan insanlar” imgesiyle anlattı. Ona göre yatakta artık üç kişi ya da grup vardı: Merz, Ursula von der Leyen ve Fransa-Britanya ekseni. Merz, Almanya’nın 80-85 milyonluk nüfusu ve sanayi potansiyeline dayanarak Avrupa’nın askeri liderliğine talipti. Ancak aynı zamanda Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile hem Avrupa’nın askeri yönetimi hem de ekonomi ve iş dünyasını ilgilendiren düzenlemeler konusunda yetki mücadelesi yaşıyordu.

Doctor, von der Leyen’in daha önce Almanya Savunma Bakanı olmasını Avrupa ordusu fikrine dayanak yaptığını, fakat bu fikrin Avrupa’da yaygın destek görmediğini söyledi. Fransa ve Britanya’nın ise Almanya’nın yalnızca siyasi değil, askeri olarak da Avrupa’yı yönetmesini istemediğini belirtti. Doctor, böyle bir sonucun İkinci Dünya Savaşı’nın neyi engellemek için yapıldığına dair hafızaları canlandırdığını savundu.

Trump, NATO ve ABD’nin Avrupa’yı savunup savunmayacağı

Sunucu, Trump ile Merz arasındaki ayrışmaya da değindi. Merz’in İran savaşı başlangıcında Washington’da Trump’ın en güçlü Avrupalı destekçisi gibi davrandığını, savaşın iyi gitmediğini görünce eleştirel bir pozisyona geçtiğini söyledi. Sunucuya göre Trump’ın Almanya’daki ABD kuvvetlerini azaltma tehdidi bu ayrışmanın parçasıydı. Bu bağlamda, Rusya’nın Alman silah sanayisini, lojistik merkezlerini veya Baltık ülkelerindeki hedefleri vurması halinde ABD’nin Avrupa’nın yardımına gelip gelmeyeceğini sordu.

"Avrupalılar, provokasyonlarla ve Rusya’ya hukuken geçerli savaş nedeni vererek kendilerini Rusya ile doğrudan savaşta bulurlarsa Trump’ın yardımlarına koşmasını beklememeli," diyen Gilbert Doctor, Trump’ın göreve dönüşünden bu yana NATO hakkında sert ifadeler kullandığını belirtti. Doctor, Trump’ın Avrupalı NATO üyeleri savunmaya yüzde 5 bütçe ayırmazsa ABD’nin “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini ima ettiğini söyledi. Ona göre Avrupa savunma ilkeleri ve hedefleri bakımından tamamen dağınıktı; kıtayı birleştiren tek şey, Rusya ile savaşta birkaç günden fazla dayanacak gelişmiş savunma ve saldırı silahlarından yoksun olmalarıydı.

Deniz ablukası, gölge filo ve Kaliningrad

Sunucu, Birleşik Krallık öncülüğünde 10 Avrupa ülkesinin Rusya’ya karşı deniz ittifakı kurma girişimini gündeme getirdi. Kullanılan dilin “Rusya’yı denizde çevreleme” gibi savunmacı göründüğünü, ancak Kaliningrad’ı işgal etme tehditleri, Rus gemilerine çıkma girişimleri, “gölge filo” olarak adlandırılan tankerlere yönelik müdahaleler ve Rus sivil gemilerine saldırılarla birlikte bunun deniz ablukasına doğru gittiğini söyledi. Deniz ablukasının savaş eylemi olduğunu vurguladı.

Doctor, mevcut Rus liderliği Avrupa, NATO ve ABD her ilerlediğinde geri adım atarsa bu sürecin devam edeceğini söyledi. Ancak bunun daha fazla sürdürülemeyeceğini savundu. Rus sosyal medyasında bu konuların açıkça tartışıldığını ve mevcut yönetime yönelik eleştirilerin arttığını belirtti. "Asıl mesele, onu kullanma iradesinin nerede olduğu," diyen Gilbert Doctor, Rusya’nın NATO’nun sahaya sürebileceği her şeyi batıracak askeri donanıma sahip olduğunu, ancak Putin’in bu iradeyi göstermekte zayıf kaldığını ifade etti.

Doctor, Rus donanmasının iki “gölge filo” tankerine English Channel’dan geçerken eşlik etmesini Moskova’nın bu filoyu deniz gücüyle savunmaya hazır olduğunun işareti olarak yorumladı. Sunucu ise Dmitry Peskov’un Avrupa Birliği Rusya’ya deniz ablukası uygularsa Rusya’nın da tüm Avrupa Birliği’ne karşı abluka uygulayabileceği yönündeki sözlerine dikkat çekti. Ona göre bu tür açıklamalar yapılır ve ardından hiçbir şey olmazsa Rus caydırıcılığı daha da zarar görebilirdi.

Avrupa Birliği’nin ideolojik çizgisi ve küresel baskısı

Sunucu, Avrupa Birliği’nin İsrail’e Rusya’dan tahıl aldığı için yaptırım tehdidinde bulunmasını da gündeme getirdi. Gazze, İran ve Lübnan’daki gelişmelere rağmen çizginin “Rusya’dan çalıntı tahıl almak” konusunda çekildiğini söyledi. Ayrıca AB’nin Doğu Asya ülkelerine Rus petrolü almamaları için baskı yaptığını belirtti.

Doctor, bunun yalnızca gösteriş olmadığını savundu. "Bunun sadece gösteriş olduğunu sanmıyorum; bu açıklamaları derin inançlarına uyduğu için yapıyorlar," diyen Gilbert Doctor, Avrupa Birliği yöneticilerini siyasetçi değil ideolog olarak niteledi. Ona göre siyasetçiler pratik çözümler arar, ancak AB en az 20 yıldır pratik çözüm aramayı bırakmıştı.

Doctor, Avrupa’daki inşaat ve konut düzenlemelerinin maliyetleri artırdığını, Hollanda örneğinde yeni konutları aşırı pahalı hale getirdiğini söyledi. Kendi deneyiminden örnek vererek, 10 yıl önce üç sayfa olan gayrimenkul teknik belgelerinin artık 50 sayfaya çıktığını, enerji performansı belgesi için 1.000 avro ödediğini anlattı. Bu düzenlemelerin arkasında yalnızca von der Leyen’i değil, Avrupa Parlamentosu’nu ve Yeşillerin koalisyon içindeki etkisini gördüğünü söyledi.

Kaja Kallas’ın Güneydoğu Asya’ya Rus petrolü almama çağrısını da “akıl dışı” olarak niteledi. Doctor, bazı ülkelerin petrolünün yüzde 90’ının Orta Doğu’dan geldiğini ve bu tedarik baskı altındayken Rus petrolüne alternatif olmadığını söyledi. Japonya başbakanının da Trump’ın Rus petrolü almama çağrısını reddettiğini, Japon ekonomisinin onsuz yapamayacağını söylediğini aktardı.

ABD-Rusya ilişkileri ve savaşın olası sonu

Son bölümde sunucu, 2025’te ABD ile Rusya arasında gerilimin düşebileceğine dair bir umut bulunduğunu, ancak Moskova’nın Trump’ın vaatlerini gerçekleştirebileceğine olan inancını kaybetmeye başladığını söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’nin Putin ile görüşmek için Moskova’ya gitmesinin Trump tarafından hoş karşılanmadığını belirtti.

Doctor, Kremlin çevresinde liberaller ve muhafazakarlar arasında ayrım yapılması gerektiğini söyledi. Peskov’un Putin’in sözcüsü olduğunu, Yuri Ushakov’un ise liberal kanatta yer aldığını belirtti. Kirill Dmitriev’i de Putin’in Amerikalılarla görüşmelerdeki temsilcisi olarak tanımladı ve onu Amerikan iş kültürünü iyi bilen, İngilizcesi güçlü, ABD şirketleriyle çalışmış bir figür olarak anlattı. Ancak Doctor’a göre Dmitriev Rus çıkarlarının güçlü bir savunucusu değildi.

"İki ülke, diplomasinin geleneksel terimleriyle, adı konmamış bir savaşta," diyen Gilbert Doctor, ABD’nin Rus petrol rafinerileri ve enerji altyapısına yönelik yıkıcı saldırıları mümkün kılan kritik askeri istihbaratı sağlamayı sürdürdüğünü savundu. Bu koşullarda ABD ile uzlaşmanın gerçekçi olmadığını, Dmitriev’in bahsettiği büyük iş anlaşmalarını da anlamsız bulduğunu söyledi.

Doctor’a göre savaş Trump’ın yardımıyla değil, Rusya’nın asgari hedeflerine ulaşmasıyla bitecek. Bu hedefleri Dnieper’a ulaşmak ve Odessa’yı almak olarak tanımladı. Şu anda dördüncü savaş günlüğü cildinin 115 sayfada olduğunu, belki 250 sayfaya ulaşıp bu noktada kapanabileceğini söyledi.

“Büyük savaş” uyarısı

Sunucu, Avrupa’nın Ukrayna cephesinin zayıfladığı ve ABD’nin geri çekildiği bir anda Rusya ile doğrudan savaşı daha görünür hale getirdiğini savundu. İran’dan alınan dersin, tırmanma basamaklarında Batı’nın tek taraflı hareket etmesine izin vermemek olduğunu söyledi. Büyük bir savaşın yaklaşmakta olduğu görüşünü dile getirdi.

Doctor bu değerlendirmeye katıldı. "Bir hafta gibi tahmin ediyorum; çünkü Avrupa mühimmatının konvansiyonel silahlarla dayanabileceği süre yaklaşık bu kadar," diyen Gilbert Doctor, önümüzdeki haftalarda tartışılması gereken asıl konunun savaşın nasıl yaşanacağı ve ne kadar süreceği olduğunu söyledi. Avrupa’da 2029’un Rusya’nın saldıracağı tarih gibi sunulduğunu, ancak bunun tersinin, yani Avrupa’nın Rusya’ya saldıracağı tarihin ima edildiğini savundu. Doctor’a göre Putin 2018’den sonra ABD’ye karşı yaklaşık 10 yıllık stratejik avantajı olduğunu biliyordu; savaşın üzerinden neredeyse beş yıl geçtiği için Avrupa ve Amerika’nın yetişmesine yaklaşık beş yıl kalmıştı. Bu nedenle Rusya’nın “işi bitirmesi” gerektiğini, kapasiteye sahip olduğunu, asıl sorunun irade olduğunu ifade etti.

Yeni Kitap ve Savaşın Niteliğinin Değişmesi

Sunucu: Tekrar hoş geldiniz. Tarihçi ve uluslararası ilişkiler analisti Gilbert Doctor bizimle. Programa tekrar geldiğiniz için teşekkür ederim. Uzun zaman oldu.

Gilbert Doctor: Memnuniyetle.

Sunucu: Yakın zamanda savaş günlüklerinizin ikinci cildini yayımladınız. Anladığım kadarıyla, tamamını okuyamadım ama bu büyük ölçüde Russia-Ukraine savaşının yalnızca Ukraine ile Russia arasında bir savaş olmaktan çıkıp daha açık biçimde Avrupa-Russia vekalet savaşına dönüştüğü dönemle ilgili. Yeni kitabınız ve o dönem hakkında biraz konuşabilir misiniz?

Gilbert Doctor: Elbette. Burada çoğul konuşacağım çünkü üçüncü cilt, 2025, Arizona’da dizgiyi yapan prodüksiyon şirketinin hızına bağlı olarak muhtemelen altı ila sekiz hafta içinde çıkacak.

2024, sizin de söylediğiniz ve kitapta benim de anlattığım gibi, özel askeri operasyon kavramından, yalnızca Europe ile değil, United States ile ve genel olarak kolektif Batı ile bir savaşa geçiş dönemiydi. Buna, Russia’nın 2024 Kasım sonlarında açıklanan yeni nükleer doktrini de eşlik etti. Bu doktrin, o yılın Mart ve Nisan aylarında başlayan Batı’ya yönelik uyarıların doruk noktasıydı.

Bu uyarılar sahadaki gelişmelerin, özellikle de Europe’dan ve United States’ten gelen yeni Rus güvenlik tehditlerinin sonucuydu. Bunlar uzun menzilli füzeler şeklindeydi. Germans tarafından gündeme getirilenler vardı. British ve French tarafından da halihazırda yaklaşık 300 kilometre menzilli füzeler verilmişti. Aslında ortak bir füze; French tarafında SCALP, British tarafında ise Storm Shadow. Bunlar verilmişti ve Russia bunları aşağı yukarı etkisiz hale getirmişti. Onlarla nasıl başa çıkacaklarını öğrendiler.

Ancak United States ve özellikle Germany tarafından daha uzun menzilli füzeler teklif edildi: Taurus füzesi. Daha Mart 2024’te, Russia tarafından Germany’de üst düzey hava kuvvetleri yetkilileri arasında geçen konuşmalar ele geçirilip yayımlandı. Bu konuşmalarda, Chancellor Scholz’un bu tür silahların Ukraine’e verilmesine yönelik yasağının nasıl aşılabileceği tartışılıyordu. Konuşmanın amacı Taurus füzesini kullanarak Kerch Bridge’i yok etmekti; bu köprü, Russia ana karası ile Crimean Peninsula’yı birleştiren ikonik bir mühendislik başarısıydı.

Bu skandal niteliğindeydi ve Russia’da güvenlik tehditlerinin yeniden düşünülmesine yol açan bir dalgayı tetikledi. Nihayetinde Kasım ayında açıklanan revize nükleer stratejide, Mart’tan Eylül’e kadar parça parça ortaya çıkan unsurlar bir araya getirildi. Eylül’de President Putin, Palace Square’in hemen yakınındaki Petersburg sokaklarında Talo Zarubin ile çok önemli bir röportaj yaptı. İlkeler parça parça ortaya kondu ve hepsi, Russia’nın Ukraine’i uzun menzilli silahlarla, uzun menzilli füzelerle donatanlara ve bunların üretim kaynaklarına karşı nükleer silah kullanma eşiğini ciddi biçimde düşüren bir nükleer doktrinde doruğa ulaştı.

Ayrıca nükleer tehdidin ya da Russia’ya yönelik stratejik tehdidin ne olduğuna dair tüm anlayış değişti. On yıllar boyunca temel mesele, stratejik silahların sınırlandırılması anlaşmalarında kilit konu olan ICBM’ler, yani kıtalararası balistik füzelerdi. Şimdi ise Russians kendileri için en büyük stratejik tehdidin, Biden döneminde United States’in 2027 yılında Germany’ye yerleştirmeyi kabul ettiği orta menzilli füzeler olduğunu gördü. Bu nedenle stratejik doktrinlerini bu yeni gerçekliğe göre uyarladılar.

Bence 2025’i önceki cilt olan 2022-2023’ten farklı kılan temel nokta bu. Elbette 2024’te benim kendi hayatım da değişti; neredeyse günlük röportajlar yapmaya başladım. Beni bu çok sık, gündemdeki gelişmeleri değerlendirme ritmine ilk sokanlar Indians oldu. Bu da beni, başka türlü haftadan haftaya görmezden gelebileceğim meseleleri kavramaya zorladı.

Birinci ciltte durum böyleydi. Günlük, hatta haftalık anlamda ele almadığım boşluklar, dönemler vardı. 2024’te ise zorunlu olarak bunları ele alıyordum çünkü, dediğim gibi, genel haberler Batı’ya ulaşmadan önce bazı meseleler üzerine kafa yormam isteniyordu. Çünkü genel kamuoyuna ulaşmadan önce ne söylendiğine ya da ne açıklandığına erişimi olan bir yayıncıyla çalışıyordum.

İkinci cilde bu röportajların birçoğuna yönelik çok sayıda referans ve bağlantı da koydum. Transkriptlerle kitabı fazla ağırlaştırmadım, çünkü o zaman cilt çok şişerdi. Ama birkaçını verdim ki insanlar şimdi yaptığımız türden bu tartışmaların nasıl olduğunu görebilsin. Bunlara röportajdan ziyade tartışma diyorum çünkü bu durumda ve birkaç başka durumda platformun sahibi olan davet eden kişi de tartışmaya katılıyor.

İkinci cildin özelliği bu. Üçüncü cilt farklı olacak. Fazla uzatmayacağım ama 2025 Trump yılıydı ve ele aldığım konuların odağı ve niteliği, savaş alanında ne olup bittiğinden ya da bunun diğer yorumcular tarafından nasıl değerlendirildiğinden, müzakerelerin gidişatını nasıl değerlendirdiğimize kaydı. Bunlar gerçek mi, ciddi mi, yoksa sadece boş laf mı? 2025’te tüm yorumların itici gücü bu meseleler oldu.

NATO’nun Açık Müdahalesi ve Russia’nın Tepkisi

Sunucu: İşte böyle. İki yıl ileri, 2026’ya geldiğimizde NATO ülkelerinin bu savaşa dahil oluşunun artık çok açık olduğunu görüyoruz. Son dört yılı aşkın süreci artımcılık ya da salam taktiği olarak düşünürsek, artık bunun oldukça apaçık hale geldiğini görüyoruz.

Örneğin dün NATO gözetleme dronlarının Russia’nın Black Sea kıyılarını izlediğini gördük ve bu sabah çok öngörülebilir biçimde saldırılar başladı. Benzer saldırıları da görüyoruz; yani Russia’da St. Petersburg çevresindeki Baltic Sea kıyısına yönelik saldırılar. Bu da büyük olasılıkla, hatta daha yüksek bir kesinlikle neredeyse kesin olarak Baltic states üzerinden gelen bir saldırı gibi görünüyor.

Sizce bu ne kadar devam edebilir? Çünkü anladığım kadarıyla Kremlin üzerindeki baskı artıyor; Europeans tarafının bu tür bir tırmanma kontrolünü sürdürmesine, yani Russia’ya saldırılar düzenleyip bunun Ukraine olduğunu iddia etmesine ve Russia’nın karşılık verememesine artık basitçe izin verilmemesi yönünde bir baskı var.

Gilbert Doctor: Bugünlerde Mr. Trump hakkında, ara seçimler hakkında ve kendisiyle Israel’in başlattığı Iran savaşından bir çıkış yolu arayışını nasıl ele aldığı hakkında çok zaman harcıyoruz. Bunun November seçimlerine ilişkin siyasi hesaplara göre nasıl değiştiğini konuşuyoruz. Garip biçimde aynı mantığı ya da analitik yaklaşımı Mr. Putin’e uygulamıyoruz.

Ona, sanki Russia’nın tamamı oymuş gibi davranıyoruz. Bu yirmi yıldır böyle. Russia’da dinlemek istediğiniz tek bir kişi var, o da Mr. Putin. Onun aslında demokratik bir ülkede yaşadığını dikkate almıyoruz. Demokraside her türlü deformasyon var; batımdaki büyük komşu France’da da bunu biliyorum, orada cumhurbaşkanı fiilen bir kral. Ama bunu yalnızca ara sıra konuşuyoruz.

Russia’da da evet, Mr. Putin siyasi bir varlık. Ayrıca seçimleri var. Kendi şahsi başkanlık seçimi değil ama Mr. Trump gibi o da parlamento seçimleriyle karşı karşıya. Russia örneğinde bunların 26 September’dan önce yapılması gerekiyor.

Dolayısıyla Russian rafinerilerine ve diğer kritik altyapıya yönelik bu dramatik ve yıkıcı saldırılara dikkat çekenler yalnızca siz, ben ve Batılı gözlemciler değiliz. Bu saldırılar, United States ve European istihbaratı tarafından her gün sağlanan hedefleme bilgisiyle mümkün oluyor. Hedefin nerede olduğu değil mesele; bu zaten oldukça açık. Mesele oraya nasıl ulaşılacağı. Çünkü bu dronlar birkaç kilometre yüksekte uçmuyor. Çok alçak seviyelerde uçuyorlar ve düzgün yönlendirilmezlerse elektrik hatlarına ve yoldaki her türlü engele çarpabilirler. Bu kritik bilgi Batı’dan sağlandı.

Hayır, Russians bunu biliyor. Birçok Russian buna öfkeli. Putin’in popülaritesinden söz eden meslektaşlarıma tamamen katılıyorum; evet, şu anda yüzde 80’den yüzde 70’e düşmüş durumda. Ama bu aslında pek fark yaratmıyor. Konuştukları şey Russia’daki parti siyaseti değil. United Russia’ya desteğin çöküşünden söz etmiyorlar. United Russia geleneksel olarak, on yıllardır seçmenlerin yaklaşık yüzde 30’una sahipti. Communist Party yaklaşık yüzde 20 ya da 18 düzeyindeydi; aşırı sağın partisi belki yüzde 12 civarındaydı. Şimdi United Russia yüzde 30’dan yüzde 20’ye düştü.

Benim anladığım kadarıyla bu, Communists ile başa baş oldukları anlamına geliyor. Yüzde 20’den yüzde 51’e ulaşmak oldukça zor; seçim bölgelerindeki kazananları parti listeleriyle ya da aday isimleriyle belirleme konusunda seçim oyunları oynasanız bile. Dolayısıyla September’daki seçimler, Mr. Putin’in politikalarına destek açısından kesin sonuçlu değil. Aksine, çok çekişmeli olacak ve kimin kazanacağını göreceğiz.

Dediğim gibi, Russia’ya da France’da ve States’te olup biteni incelerken kullandığımız aynı analitik teknikleri uygulamalıyız. Ama tuhaf bir nedenle, Mr. Putin’in Russia’sına hayran olan bizler bu demokrasiyi kabul etmeyi reddediyoruz.

Caydırıcılık, Baltic States ve Misilleme

Sunucu: Evet. Peki bu baskı esasen o kadar artarsa ve Russia bir yanıt verme yolu bulmak zorunda kalırsa, bunun nasıl ortaya çıkabileceğini düşünüyorsunuz? Çünkü şimdi Russia’nın Baltic states’i işgal edeceğine dair konuşmalar duyuyorum. Bu çok olası görünmüyor. Orada tam olarak ne yapacaklarından emin değilim.

Bana daha olası görünen şey, Russia’nın Europeans’ın yaptığına benzer bir şeye, yani makul inkâr edilebilirlikle Russia’ya yapılan saldırılara benzer saldırılara yönelmesi. Ama elbette Russians’ın saldırı başlatabileceği bir vekil devleti yok. Peki Russians, bu çizgiyi aşmaya ve saldırının nereden geldiğini herkesin bildiği ama yine de makul inkâr edilebilirliğin bulunduğu bir biçimde saldırmaya karar verirse bunu nasıl ele alabilir?

Gilbert Doctor: Makul inkâr edilebilirlik için bir neden görmüyorum. Karşı saldırı yapacakları şey, uluslararası her ölçüte göre casus belli oluşturur. Estonians, Latvians ve Lithuanians Ukrainian dronlarının kendi toprakları üzerinden uçup Russian Baltic limanlarına saldırmasına izin verdiğinde, bunun için savaşa girersiniz.

Dolayısıyla eğer bir dünya gücü olmak istiyorlarsa, ki istiyorlar, neden vekil ya da bahane aramaları gerektiğini görmüyorum. Küresel ölçekte askeri güç projekte edebilen bir global power anlamında değil; ama en azından kendi bölgelerinde, en azından Eurasia’da. Bu durumda özür dileyecek bir şey yok. Aksine, haklarınızı ileri sürmeniz gerekir.

Sizinle de tartıştığımız gibi, caydırıcılık alanında bir teorisyen olarak sizin de çok açık ortaya koyduğunuz gibi, ya kullanırsınız ya da kaybedersiniz. Russia’daki jeopolitik düşüncenin kötü çocuğu elbette Sergei Karaganov’dur. İki buçuk yıl öncesinden beri Russia’nın bir şey yapması gerektiğini çok açık biçimde söyledi. Son yayımlanan açıklamalarında bunu daha da geliştirdi.

Ama hep en uç noktada duruyor: Russia kırmızı çizgilerinin bu şekilde ihlal edilmesini boş boş sineye çekemez, bunun hakkında durmadan konuşup duramaz ya da kendisine verilen zararın düzeyine tamamen yetersiz kalan şekillerde yanıt veremez.

Baltic states’i işgal etmek mi? Neden? Hiçbir neden yok. Kazanılacak hiçbir şey yok, kaybedilecek çok şey var. Bunun yerine Baltic’teki askeri varlıklara saldırırsınız; bu arada German askeri karakolu da dahil. Sanırım Lithuania’da. Orada birkaç bin kişi var. Onları havaya uçurun. Bu iyi bir sinyal olur. Ve uluslararası hukuka tamamen uygundur.

Şimdi, “Peki bu World War III’e giden yol değil mi?” derseniz, çok küçük bir yorumcu azınlığından bir meslektaşıma, Paul Craig Roberts’a dönerim. O, en az bir yıl önce, benim de argümanının bir kısmına katılmamdan önce şunu söylüyordu: Bu tür diğer yanağını çevirme tutumu, sağduyunun sizi götüreceğini düşündüğünüz yönün tam tersine götürüyor. Ya Kremlin’de mevcut iktidarın şiddetli biçimde devrilmesine ve gerçekten World War III olabilecek şiddetli bir karşı saldırıya yol açıyor; ya da Mr. Putin çevresindeki herkesin, en azından birçok kişinin tavsiyesini izleyip yalnızca laf etmekle kalmıyor, NATO ülkelerine karşı çok seçici ve hukuken gerekçelendirilebilir biçimde askeri güç kullanıyor.

Germany’nin Rolü ve Avrupa’daki Yanılsama

Sunucu: Bence bu iyi bir nokta. İnsanlar çoğu zaman misillemeyi tehlikeli görüyor çünkü bizi World War III’e doğru ittiğini düşünüyorlar; bu herhalde yanlış da değil. Ama bir de şu ikilem var: Caydırıcılığı sürdürmedeki başarısızlık.

Europe genelinde medyayı ve siyasetçileri dinlediğimde, mantık bir şekilde şu: Eğer biri Russia’nın misilleme yapma hakkı olduğunu düşünüyorsa, o zaman Russian propagandası yayıyordur. Ama bu çok tehlikeli bir kendini kandırma. Russia’ya saldırmaya devam edebileceğimiz ve onların bir şekilde asla yanıt vermeyeceği fikri. Russia’nın herhangi bir caydırıcılığa sahip olması gerektiğini reddetmek bizi çok tuhaf bir yola sokuyor.

Germany’den bahsetmenize sevindim çünkü büyük ölçüde bu yeni tuhaf zihniyetin ön saflarında onlar var gibi görünüyor. Esasen gerçekliğin sosyal bir inşa olduğu, yani eğer biz Russia’nın misilleme hakkı olduğunu söylersek o hakka sahip olacağı düşüncesi. Bu yüzden hepimiz bunun tamamen meşru olduğunu, sadece Ukraine’e yardım ettiğimizi ve Russian misillemesinden endişelenmek için hiçbir neden olmadığını iddia ettiğimiz sürece sorun yok sanıyorlar.

Bu kendi kamuoyumuzu kandırmak için işe yarayabilir ama Russians’ı kandırmıyoruz. Onlar ne olduğunu biliyor. Peki Germany’nin bu işteki rolünü nasıl görüyorsunuz? Chancellor BlackRock Merz anketlerde düşmeye devam ediyor elbette, ama buna rağmen politikalar Europe genelinde olduğu gibi sürüyor. Merz Europe’un en büyük ordusunu kurma hayaline sahip. Russia’ya karşı savaşı tırmandırma arzusunu oldukça açıkça dile getiriyor. Sanayisizleşen bu ekonomiyi yönetiyor. Siyasi muhalefeti tasfiye etmek istiyor ve dediğiniz gibi anketlerde düşüyor. Sizce Germans için bu nereye gidiyor?

Gilbert Doctor: Russian halk bilgeliğinde yatakta yatan bir çift imgesi vardır; her biri battaniyeyi kendi üzerine çekmeye çalışır. Aslında bu yatakta üç kişi var ve bu üç kişi ya da üç grup battaniyeyi kendi üzerine çekip diğerlerini açıkta bırakmaya çalışıyor.

Chancellor Merz, dediğiniz gibi, Germany’nin endüstriyel, askeri-endüstriyel potansiyeline ve elbette 80-85 milyonluk nüfusuna dayanarak Europe’un askeri lideri olma iddiasında bulunuyor. Sayıyı artık takip edemiyorum ama Europe’un en kalabalık ülkelerinden biri ve elbette Chinese’ler German otomotiv sanayisini az çok yok edene kadar en iyi imalat sanayisine sahipti.

Aynı zamanda bu iddiası, kendisinin European Commission başkanlığı pozisyonuna getirilmesine destek verdiği başka bir German’a, von der Leyen’e karşı işliyor. Onun hem Europe’un ordusunu yönetme hem de business’ları ve ekonomiyi etkileyen European legislation’ı yönetme hakkına açıkça itiraz etti. Bu kamuya açık bir çekişme. Geçen hafta ortaya çıktı ve von der Leyen Germany’ye gidip Merz ile barışmaya çalışmak zorunda kaldı. Ama onunla barışamaz çünkü ikisi de Europe’ta en üst liderlik pozisyonlarına talip. Ve Merz’in pozisyonu onunkinden çok daha güçlü. Onunki bürokratik olarak yaratılmış bir pozisyon. Onunki ise kıtanın en güçlü ülkesinde seçimle gelen bir pozisyon.

Yani işte battaniyeyi kendi üzerlerine çekmeye çalışan iki taraf var. Bunu söylüyorum çünkü von der Leyen birkaç hafta önce, United States’in Europe’tan çekilmesiyle NATO’nun küçülmesine ya da büzüşmesine karşı verilecek yanıt konusunda çok güçlü ve yüksek sesli bir savunucuydu. Buna, tüm European Union üyelerine ve kesinlikle NATO üyelerine, başında elbette kendisinin olacağı birleşik bir Europe ordusuna katılmaları için yaptığı açık çağrıyla yanıt verdi. Sonuçta Brussels’e gelmeden önce Germany savunma bakanı olarak hizmetine atıf yapabilir.

Ama bu Europe’ta birçok kişi tarafından kabul görmedi. Şimdi Chancellor Merz battaniyeyi kendi üzerine çekmeye çalıştı ve bunun nasıl karşılandığı konusunda durum ikircikli oldu. French’ler hem evet hem hayır dedi. Germans ve French’lerin birlikte başlattığı jet savaş uçağı projesi konusunda büyük bir anlaşmazlık var ve şu anda ciddi şüphe altında. Ama genel olarak French’ler ve British’ler çok sessiz biçimde battaniyeyi kendi üzerlerine çekmeye çalışıyorlar çünkü orada kimse sadece Chancellor Merkel döneminden beri olduğu gibi Europe’u siyasi olarak değil, aynı zamanda bugün savunma bakanının ve patronu Merz’in iddiası olan biçimde askeri olarak da yöneten bir Germany görmek istemiyor. Bunun sonucunda elde edeceğiniz şey Hitler’in rüyasının gerçekleşmesi olurdu. Bu yüzden insanların hafızası var. World War II’nin ne uğruna yapıldığını biliyorlar; bu da büyük ölçüde tam olarak Mr. Merz’in savunduğu şeyi engellemek içindi.

Peki, başka bir mesele de sanırım Trump’ın Merz ile yaşadığı ayrışma. Açıkçası iki adam birbirinden pek hoşlanmıyor. Ama şunu gördük: Merz, Iran’daki savaş konusunda Washington’da kendisini Europe’un sözcüsü haline getirmeye çalışıyordu. Washington’a gitti. Kendisini çok açık biçimde Trump’ın bir numaralı destekçisi olarak konumlandırdı. Bu, Iran’a karşı savaşın iyi gideceğini düşündüğü zamandı. Şimdi elbette savaşın iyi gitmediğini görüyor. Bu yüzden rüzgar nereye eserse oraya gidiyor ve şimdi Trump’ı eleştiriyor. Bunun sonucunda da Trump’ın Germany’deki US kuvvetlerini azaltmakla tehdit ettiğini görüyoruz. Bu ortaya çıkan ayrışma göz önüne alındığında, diyelim ki Russia kendisine yönelik, açıkça Europeans tarafından desteklenen bu saldırıyı artık katlanılamaz görür ve örneğin bazı German silah sanayisi tesislerine, belki lojistik hedeflere ve Baltic states’teki hedeflere saldırmaya karar verirse, United States’in Europeans’ın yardımına gelmesi sizce ne kadar olası olur?

American kurtarma çabası, Trump yeniden göreve geldiğinden beri şüpheli hale gelmiş durumda. NATO hakkında çok sert yorumlar yaptı. Birkaç yıl önce Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” demesi kadar açık değildi ama buna yakındı. Ayrıca European NATO üyeleri NATO ve savunma için bütçelerini %5’e çıkarmazsa United States’in NATO treaty kapsamındaki “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini de açıkça ortaya koydu.

Bu yüzden Europeans’ın, şu anda yaptıkları gibi provokasyonlarla ve Russia’ya hukuken geçerli casus belli vererek kendilerini Russia ile doğrudan bir savaşın içinde bulmaları halinde Trump’ın yardıma geleceğine dair hiçbir beklentileri olmaması gerektiğini söylemek makuldür. Europe şu anda savunma ilkeleri ve hedefleri açısından tamamen dağınık durumda. Tüm Europe’u birleştiren tek şey, Russia ile bir savaşta birkaç günden fazla dayanabilecek teknolojik olarak gelişmiş hem savunma hem de saldırı silahlarından yoksun olmaları.

Şimdi en son haber elbette United Kingdom’ın, Russia’ya karşı bir deniz ittifakı kuracak 10 European ülkeye liderlik etmesi. Kullandıkları dil savunmacı görünmek üzere tasarlanmış. Yani Russia’yı denizde çevreleyecekler. Ama bu elbette Americans tarafından Kaliningrad’ı işgal etme tehditlerinin yapıldığı bir arka planın üzerine geliyor. Russian gemilerinin, ister gemiye çıkma ister korsanlık olarak adlandırılsın, Russia’nın “shadow fleet”i diye anılan şeye karşı hedef alındığını da gördük. Ayrıca bunun Ukrainians olduğu kisvesi altında Russian sivil gemilerine doğrudan saldırıları da görüyoruz.

Bu artık kurulmakta olduğuna göre, bunun hangi yöne gideceği biraz açık. Görünüşe göre Americans’ın Venezuela ya da Cuba veya şimdi Iran ile yaptığına benzer bir şey yapacaklar. Bu bir deniz ablukasına benzemeye başlıyor ki bu bir savaş eylemidir. Bazıları Russians’ın başka hiçbir alanda caydırıcılıklarını sürdürmedikleri için bunu kendi üzerlerine davet ettiklerini söyleyebilir. Ama sizce bu daha çok bir PR gösterisi mi, yoksa gerçekten bununla ilerliyorlar mı?

Mevcut Russian liderliği Europe, NATO ve United States her ilerlediğinde geri adım attığı sürece bu devam edecek. Ancak daha fazla geri adım atabileceklerine inanmıyorum. Sizinle tartıştığımız meseleler Russian sosyal medyasında kamuya açık biçimde tartışılıyor ve ülkenin mevcut liderliği açısından hiç de övücü değil. Bu yüzden ya Mr. Putin ve çalışma arkadaşları politikayı değiştirip karşılık verecekler. Russian savaş gemisinin iki shadow fleet tankerine English Channel’dan geçerken eşlik etmesiyle küçük bir işaret verdiler. Shadow fleet’lerini deniz kuvvetiyle savunmaya hazır olduklarını gösteriyorlardı.

Mesele yine şu: Russia, NATO’nun üzerine atabileceği her şeyi batıracak tüm askeri donanıma sahip. Kaliningrad’da insan sayısından daha fazla füze olduğu yönünde şakalar yapılıyor. Yani her şey orada. Soru, bunu kullanma iradesi nerede? Ve Mr. Putin bu konuda çok zayıf bir performans gösterdi. Ama bunun çok daha uzun sürebileceğini düşünmüyorum. Çalışma arkadaşları daha iddialı hale geliyor. Kamuoyu daha iddialı hale geliyor. Eğer bu diğer yanağını çevirme politikasında uzun süre kalırsa bu iyi görünmez. Bence ya politikasını değiştirmek zorunda kalacak ya da bunu yapacak biri onun yerini alacak.

Sözcü Peskov’un, Europeans esasen Russia’ya deniz ablukası koymaya çalışırsa onların da tüm European Union’a tam bir deniz ablukası uygulayacağını söylediğini gördüm. Yine, burada sadece hava mı atıyor yoksa bunun tam olarak ne anlama geleceğini mi söylüyor emin değilim. Ama açıkçası bu retoriği dile getirmeye başladığınızda kendinizi de bir pozisyona kilitliyorsunuz ve hiçbir şey olmazsa bu caydırıcılığınız açısından daha da büyük bir felaket olur. Sonrasında bunu yeniden tesis etmek için çok daha sert karşılık verme baskısı olur. Yani yapılan şey yine çok, çok tehlikeli görünüyor.

Ama Europeans’ın bunu dünyanın geri kalanına nasıl dayattığını da sormak istiyordum. European Union’ın, Russia’dan tahıl satın aldığı için Israel’e karşı olası yaptırımlarla tehdit ettiğini görüyoruz. Yani Gaza’da yapılan her şey, Iran’a saldırı, Lebanon, bütün bunlar sadece görmezden gelinmekle kalmadı, European Union’dan bir miktar destek de gördü. Ama şimdi Russia’dan çalınmış tahıl satın almak, çizgiyi burada çektiler. Daha geniş bağlamda ilginç çünkü EU’nun East Asia’ya da Russian petrolü almaması için baskı yaptığını görüyoruz, enerji piyasaları sıkışırken. Sizce EU bunu gerçekten dayatabilir mi, yoksa bu sadece poz kesmek mi?

Sadece poz kesmek, bu tehditlerin arkasında hiçbir şey olmadığının bilinçli olarak farkında oldukları anlamına gelir. Bunun sadece poz kesmek olduğunu sanmıyorum. Bence bu açıklamaları ve iddiaları dile getiriyorlar çünkü bunlar onların derin inançlarına karşılık geliyor. Ve derin inançlarına karşılık geliyor çünkü onlar politikacı değil, ideolog. Politikacılar pratik çözümler arayan insanlardır. European Union en az 20 yıldır, sadece geçen haftadan beri değil, pratik çözümler aramayı bıraktı. Ve her yerinden çatırdıyor.

Geçen hafta Euronews’i açtığımda, Europe’ta bina inşaatı ve konut inşaatına ilişkin European legislation ve regulations’ın zararlı etkileri üzerine gerçekten tartışmaya benzeyen bir tartışma duyduğuma inanamadım. Bu Holland ve Netherlands’ı etkiliyor. Sözcü bunun korkunç olduğunu, yeni konut maliyetlerini fahiş hale getirdiğini, insanların bunu karşılayamadığını ve talebi karşılayacak kadar yeni konut inşa etmediğimizi söylüyordu. Açık bir alan vardı. İki yıl önce mülk alıp satmış ve sattığım ve aldığım şeyin 50 sayfalık teknik açıklamasını doldurmak zorunda kalmış biri olarak, hepimiz bunu biliyoruz. Oysa 10 yıl önce bu üç sayfa gibiydi. Enerji performans kanıtı almam gerekti ve bu 1.000 euroya mal oldu. Birisi yeni daireme gelip elektriğin düzgün çalıştığını doğruladı. Europe’ta alım satım ve inşaat yapan herkesi etkileyen bütün bu saçmalık nihayet Euronews’te ortaya çıkıyor.

Bunun arkasında kim var? Sadece Madam von der Leyen değil, tüm bu aptal European Parliament. Onlar ideologlar ve tüm green movement, European People’s Party’nin sürdürülebilir bir koalisyonu için vazgeçilmez ortak olduğu için kontrolü ele geçirdi. European People’s Party son European parliamentary elections’ta gücünü korudu ama ortakları olan socialists kaybetti. Dolayısıyla Madam von der Leyen’in iktidarını korumak için greens ile anlaşma yapmak zorunda kaldılar. Tüm bunların sonucu, Europe’un sadece askeri savunma meselesinde değil, her yönden çatırdamasıdır. Ama askeri savunma meselesi en irrasyonel olanı. Kallas’ın açıklamalarından, söylediğiniz şeyler bugün Europe’u yöneten insanların mutlak deliliğinin göstergesidir.

Southeast Asia’ya Russian petrolü almayın demek, ortada alternatif yokken; o ülkelerin birkaçında petrolün %90’ı Middle East’ten gelirken ve şimdi bu engellenmişken, “Russian petrolü almayın” demek Europe’u jeopolitik bir oyuncu olarak tamamen alakasız hale getiriyor. Tamamen alakasız. Europe’un yüzüne gülecekler. Japanese’ler Donald Trump’ın yüzüne güldü. Yeni başbakan, Trump ona Russian petrolü almamasını söylediğinde güldü ve Japanese ekonomisinin onsuz yapamayacağını söyledi. Yani başka bir şey konuşalım dedi. Küresel güç rolü oynamaya yönelik bu girişimler, bunu yapacak araçlara sahip olmadığınızda ve gerçekten ne hakkında konuştuğunuzu bilmediğinizde, ki Kallas için çoğu zaman durum budur, Europe’u alay konusu yapıyor.

Hayır, tamamen katılıyorum. Irrasyonellik ve artan önemsizlik, ideologlar hakkında söyledikleriniz; Europe’un mevcut politikaları artık rasyonel biçimde savunulamaz. Bence bu yüzden de giderek daha irrasyonel dış politikalar her zaman artan censorship ve iktidarın centralization’ı ile tamamlanıyor. Ama son sorum United States ile Russia arasındaki değişen ilişki hakkındaydı. Çünkü sanırım siz de benim gibi 2025’in büyük bölümünde US ve Russia’nın bu great power tensions’ı azaltma veya yumuşatma ihtimali konusunda bir ölçüde iyimserdiniz. Bu gerilimler bizi yine esasen World War III’e götürme riski taşıyor. Ama şimdi Russians da Trump’ın söylediği şeylerden herhangi birini gerçekten yerine getirebileceği fikrinden vazgeçmeye başlıyor gibi görünüyor.

Ve bu bağlamda elbette Iran dışişleri bakanı Araqchi’nin Russia’ya gelip Putin ile görüştüğünü görüyoruz. Bu görünüşe göre Trump’ın pek hoşuna gitmedi. Bu durumu nasıl okuyorsunuz?

Bir neşter kullanıp Russia’nın nerede durduğuna biraz daha derinlemesine girmek isterim. Mr. Peskov, Mr. Putin’in sözcüsüdür. Ama Putin’in etrafında liberaller ve muhafazakarlar var. Liberaller genel olarak çok küçük bir azınlık çünkü onlar Yeltsin döneminden kalanlar. Şimdi Mr. Ushakov, iki gün önce Trump tarafından başlatılan Putin ile Trump arasındaki bir buçuk saatlik telefon görüşmesini kamuoyuna anlatmak için büyük çaba harcadı. O bir liberal ve Mr. Karaganov ile birbirlerinin boğazına sarılırlar. Bunu açıkça söyleyelim.

Putin’in Americans ile yapılan birçok görüşmede özel temsilcisi olan Mr. Dmitriev, o da liberal. Çok kesin olmak gerekirse bir American varlığıdır. Uzun yıllar American şirketleriyle çalıştı. İngilizcesi akıcıdır. American business culture bilgisi müthiştir. Bu yüzden Trump’ın temsilcileri Kushner ve Witkoff’a muhatap olarak seçildi. Ama Russia’nın çıkarlarının güçlü bir savunucusu değildir.

Yani Putin’in çevresinde agresif insanlar da var, diğer yanağını çeviren ve United States ile reconciliation konusunda çok umutlu olan insanlar da var. Tıpkı Iran’da da böyle insanların bölünmesi olduğu gibi. Bu yüzden Aralık 2024’te, Trump seçildikten hemen sonra, Russia ile askeri alliance anlaşmasını hiçbir zaman sonuçlandırmadılar. Bu ülkelerde pro-Western’lar ve anti-Western’lar var. Bence şu anda anti-Western’lar Putin’in çevresinde çoğunlukta, ama Ushakov gibi çok önemli insanlar var. O Vladimir Putin’in yakın danışmanıydı ve States’te büyükelçiydi, bu yüzden meseleleri çok iyi biliyor. Ama açıkça diğer tarafta, uzlaşmadan yana.

United States ile bir accommodation’ın gerçeklik olduğunu görmüyorum. Ushakov ve Peskov’un son bir günde bu bir buçuk saatlik konuşmanın ne kadar harika olduğuna dair tüm sözlerine rağmen, United States, başta söylediğiniz gibi, hala kritik askeri istihbarat sağlıyor ve Russian petrol rafinerilerine ve kritik enerji altyapısına yönelik bu yıkıcı saldırıları mümkün kılıyor. Yani iki ülke, diplomasinin geleneksel terimleriyle, adı konmamış bir savaş halinde. Ve reconciliation olacağını ya da Dmitriev’in sürekli bahsettiği büyük business anlaşmalarının gerçekleşeceğini düşünmek bana göre saçmalık.

Bu savaşın Mr. Trump’tan hiçbir yardım almadan biteceğine inanıyorum. Russians’ın Dnieper’a ulaşmak ve Odessa’yı almak şeklindeki asgari hedeflerine ulaşmasıyla bitecek. Bu yeterli olacak ve dünyanın geri kalanı bununla yaşamak zorunda kalacak. Yani bu savaşın bir sonu olacağına inanıyorum. 10 ciltlik savaş günlükleri yazmayı beklemiyorum.

Bence şu an 115 sayfada olan mevcut dördüncü cilt belki 250’ye gider ve az önce anlattığım şeyle kesilir. Bunun, evet, en azından bundan çok daha uzun süre devam edeceğini görmek zor. Ama görünen o ki artık Russia’nın Europeans’a yanıt vermemesinin mümkün olmadığı bu kırılma noktasına ulaşıyoruz. Ve yine, aynı anda çok fazla şey oluyor. Bir yandan US’in geri çekildiğini ve bunu Europeans’a bıraktığını görüyorsunuz. Ukraine’in cephe hatlarında sendelemeye başladığını görüyorsunuz. Ve Europeans’ın arkalarında bu Ukrainian shield ve arkalarında duran büyük Americans olmadığı tam bu zamanda, gerçekten öne çıkmaya ve esasen bunun Russia’ya karşı doğrudan bir savaş olduğunu çok açık hale getirmeye karar verdikleri an bu. Ve bu olurken, kendilerini Russia’nın hedef tahtasına koyarlarken, Russian tarafında Putin üzerindeki tüm bu baskıyı görüyoruz; esasen Iran’dan alınan dersleri görüyoruz: sadece West’in Russia onları takip etmeden istediği gibi escalation ladder’da yukarı ve aşağı hareket etmesine izin vermek yerine misilleme yapmaları ve escalation ladder’da yukarı çıkmaları gerektiği. Yani şu anda bir savaşa doğru gidiyormuşuz gibi görünüyor. Bunun şu anda medyada manşetlere çıkmadığını biliyorum, ama en azından ben böyle görüyorum; durumu değiştirecek dramatik bir şey olmazsa büyük bir savaş geliyor. Kapatmadan önce son düşünceleriniz var mı diye merak ediyordum.

Hayır, size katılıyorum. Önümüzdeki haftalarda tartışılması gereken tek şey bu savaşın nasıl gelişeceği. Ne kadar süreceği. Ben bir hafta gibi öngörüyorum, çünkü European mühimmatının ve conventional weapons kullanımının sınırı aşağı yukarı bu. Bütün bunlarda tuhaf olan şey şu ki, yapılan tüm açıklamalarda 2029 bir tür savaş için hedef tarih gibi. Russians’ın saldıracağını söyledikleri zaman bu, ama aslında açıkça bunun tersi kastediliyor: Russia’ya saldıracakları zaman. Yani şu anda her şey ortada ve Russia hâlâ Putin’in Şubat 2022’de special military operation’ını başlatmasını sağlayan fırsat penceresine sahip. 2018’den sonra United States’e karşı 10 yıllık bir avantaja sahip olduğunu ve strategic weapons konusunda Europe’a karşı muhtemelen hâlâ daha büyük bir avantaja sahip olduğunu biliyordu. Bu yüzden girdi ve bu hâlâ geçerli, her ne kadar azalıyor olsa da. Şu anda bu savaşın neredeyse beşinci yılına girdik ve bence Europe ve America’nın Russia ile etkili şekilde savaş yürütebilmek için gerekli aşamaya yetişmesine beş yıl kaldı. Bu, Russia’nın işi bitirmesi ve Europe’u bitirmesi gereken zaman. Kapasiteleri var. İradeleri var mı, hikâye bu değil. Dediğim gibi, felaket kapıda. Yani hayır, politikacıların sorumsuzluğunu görmek çok moral bozucu. Ve medyayı da aynı sınıfa koyardım. Çünkü hepsi, yapılacak ahlaki şeyin gözlere birer bağ takıp uçuruma doğru yürümek olduğu konusunda ısrar ediyor gibi görünüyor. Ama evet, işte buradayız. Her neyse, bugün zaman ayırıp bizimle konuştuğunuz için teşekkür ederim, iyi günler.

Davet için teşekkürler.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol