Richard Wolf: İran Savaşı Petrodolar Düzenindeki Çözülmeyi Hızlandırıyor
İngilizce yayımlanan podcast bölümünde sunucu Glenn ile ekonomist Professor Richard Wolf, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü askeri ve ekonomik baskı politikasını, petrol piyasalarını, Hürmüz Boğazı’nın küresel finans sistemi üzerindeki etkilerini ve doların uluslararası konumunu tartıştı. Bölümde özellikle Trump yönetiminin “economic fury” olarak adlandırılan yaptırım ve abluka stratejisinin yalnızca İran’ı değil, ABD ekonomisini ve petrodolar düzenini de sarsabileceği savunuldu.
“Economic fury” ve İran’a karşı ekonomik savaş
Glenn, konuşmayı ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın yeni ekonomik ayağı olarak tanımladığı “economic fury” başlığıyla açtı. Trump’ın İran’a yönelik askeri hamle için kullandığı “epic fury” ifadesinden gurur duyduğunu, bunu konuşmalarında sık sık tekrarladığını hatırlattı. Glenn’e göre Scott Bessant’ın gündeme getirdiği “economic fury”, İran’a karşı yaptırımlar ve ekonomik savaş politikalarının yeni adıydı.
Ancak Glenn, politikanın tutarlı görünmediğini söyledi. Önce İran petrolüne genel yaptırım uygulandığını, ardından piyasaları istikrara kavuşturmak için İran petrolüne yeniden alan açıldığını, sonra da İran limanlarına abluka getirildiğini belirtti. Bu çelişkili çizginin nasıl okunması gerektiğini sordu.
Richard Wolf, Trump yönetiminin İran ve petrol politikası konusunda sürekli değişen açıklamalarını artık izlemeyi bıraktıklarını söyledi. “Birbiriyle tutarsız, bir açılıp bir kapanan açıklamaları takip etmeyi bıraktık,” diyen Richard Wolf, “ilk açıklama mı doğru, ikincisi mi düzeltme, yoksa üçüncüsü mü esas çizgi, bunu anlayamıyorsunuz” şeklinde değerlendirdi.
Wolf’a göre aynı anda hem petrol arzını azaltacak hem de artıracak adımlar atılması, piyasanın ne beklemesi gerektiğini belirsizleştiriyor. Petrol arzı artarsa fiyat düşer; arz kısılırsa fiyat yükselir. Ancak yönetim iki yönde de sinyal verdiğinde ekonomik sonuçları öngörmek zorlaşıyor.
Dolar takasları ve Körfez ülkelerinin baskısı
Wolf, İran’a yönelik savaşın yalnızca petrol piyasasıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini, dolar likiditesi ve Körfez ülkelerinin ABD finans sistemindeki rolü açısından daha büyük bir risk oluştuğunu anlattı. Bessant’ın Körfez ülkelerinden gelen “dollar swap” talepleri konusunda karar vermek zorunda kalacağını söyledi.
Wolf, dolar takasının ABD Hazine Bakanlığı veya Federal Reserve ile yabancı merkez bankaları arasında kurulan bir düzenleme olduğunu, küresel dolar arz-talep dengesinde bozulma ve özellikle dolar kıtlığı beklendiğinde devreye sokulduğunu açıkladı. Normalde haftalık işleyen bazı düzenlemelerin artık günlük düzeye çekilmesini de uyarı işareti olarak yorumladı.
Körfez ülkelerinin petrol ve doğal gaz satışlarından dolar geliri elde ettiğini, yıllar içinde de dolar cinsinden borçlandıklarını belirtti. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve ablukanın ağırlaşması halinde bu ülkeler bekledikleri dolar gelirini alamayacak, dolayısıyla borç faizlerini ve ana para ödemelerini karşılamakta zorlanacaktı.
“Dolarlar gelmiyor çünkü Hürmüz Boğazı kapalı ve abluka bunu daha da kötüleştiriyor,” diyen Richard Wolf, “bu yüzden borçlarının faizini ya da ana para payını ödeyemiyorlar” şeklinde açıkladı.
Wolf’a göre Körfez ülkeleri ABD’ye, petrol satamadıkları için Amerikan varlıklarını satmaya başlayabileceklerini bildirmiş olabilir. Bu varlıkların başında Hazine tahvilleri ve ABD borsasındaki yatırımlar geliyor. Körfez ülkelerinin büyük miktarda Hazine tahvili satması, tahvil fiyatlarını düşürüp faizleri yükseltebilir. ABD resesyona yakınken faizlerde sert artış Trump yönetimi için tehlikeli olur.
Petrodolar düzeninde çözülme riski
Glenn, bu değerlendirmeden hareketle petrodolar sisteminin çözülmeye başladığını söyledi. Petrol dolar üzerinden fiyatlandığında ve Körfez ülkeleri bu dolarları ABD tahvillerine ve piyasalarına yeniden yatırdığında sistem çalışıyordu. Ancak petrol ihracatı kesilir ya da dolar geliri azalırsa bu ülkeler tahvil almak yerine satmak zorunda kalabilirdi.
Wolf, bunun geçici bir sorun değil, sistemin derinlerine işleyen bir kırılma olduğunu kabul etti. Ona göre Trump’ın siyasi durumu da bu ekonomik kırılganlığı daha tehlikeli hale getiriyor. Trump’ın kitle tabanının önemli bölümlerini kaybettiğini savundu: Epstein dosyalarının açıklanmaması, iş piyasasının kötüleşmesi, enflasyon ve İran savaşı bu erimenin başlıca nedenleriydi.
Wolf, gençler için iş piyasasının çok zayıf olduğunu, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin Uber ya da Lyft sürücülüğünü kalıcı bir gelecek olarak düşündüğünü söyledi. Enflasyon konusunda da Trump’ın fiyatları düşürme vaadini yerine getiremediğini belirtti. Ekonomistlerin enflasyondan fiyat artış hızını anladığını, halkın ise fiyat seviyesinin düşmesini beklediğini ifade etti.
“Trump fiyatları düşüreceğini vaat etti,” diyen Richard Wolf, “ama Amerikalılar için enflasyon bitmiş değil; yaşam maliyeti hâlâ yüzde 3 ile 4 arasında artıyor” diye ekledi.
Trump’ın tabanı, İran savaşı ve siyasi risk
Wolf’a göre İran savaşı, Trump’ın “forever wars” olarak adlandırdığı bitmeyen savaşlara son vereceği beklentisiyle onu destekleyen seçmenleri de rahatsız etti. Trump hâlâ Ukrayna meselesine sıkışmışken İran’ı da eklemişti. Wolf, Amerikan halkının bu savaşın iyi bir fikir olmadığına önceki savaşlara kıyasla daha baştan daha açık şekilde kanaat getirdiğini savundu.
ABD Donanması’nın başındaki kişinin abluka gibi önemli bir görev öncesinde görevden alınmasını da kötü bir işaret olarak değerlendirdi. Bu kişinin donanma kariyerinden gelmediğini, Cumhuriyetçi Parti’ye bağış yapan zengin bir isim olduğunu söyledi.
Wolf ayrıca Tucker Carlson ve Marjorie Taylor Greene gibi daha önce Trump’ı destekleyen figürlerin artık ondan sert biçimde uzaklaştığını aktardı. “Üssü gerçekten sorun içinde,” diyen Richard Wolf, “Tucker Carlson ve Marjorie Taylor Greene artık onu ‘delirmiş’ diye niteliyor ve destekledikleri için pişman olduklarını söylüyor” ifadesini kullandı.
Bu şartlarda Trump’ın elinde kalan en önemli desteğin, borsaya bakan ABD’nin en zengin yüzde 10’luk kesimi olduğunu savundu. Borsa yüksek kaldığı sürece bu kesimin memnun olduğunu, fakat Körfez ülkelerinin tahvil ve hisse satışıyla piyasadan çıkmasının borsayı düşürebileceğini söyledi. Bu nedenle ABD hükümetinin Körfez ülkelerine istedikleri dolar takas imkânlarını vereceğini düşündüğünü belirtti.
Vance’in İran açıklaması ve rejim değişikliği hesabı
Wolf, Trump yönetiminin İran konusunda kendisine çok cazip bir hikâye anlattığını savundu: İran’a girilecek, Ayatollah öldürülecek, bazı generaller ve danışmanlar hedef alınacak, sistem çökecek ve ABD yeni yönetim şartlarını dikte edecekti. Ona göre bu, eski Shah dönemine benzer bir düzen kurma arzusuydu.
JD Vance’in bir yıl önce İran savaşı hakkında yaptığı konuşmaya da değindi. Wolf, Vance’in önceki başkanların İran’ın ABD için felaket olduğunu bildiğini ama bir şey yapamayacak kadar “aptal” olduklarını söylediğini aktardı. Glenn bu konuşmayı “olağanüstü” bulduğunu, yalnızca alıntıyı görse doğrulatma ihtiyacı duyacağını söyledi.
Wolf, öğrencilerinin bu konuşmaya verdiği tepkiyi aktararak, “Böyle bir konuşma, aptal olanın bunu söyleyen kişi olduğunu kanıtlar,” dedi. Ona göre önceki başkanların çekingenliği şimdi daha akıllıca görünüyordu; çünkü yapabileceklerinin sınırlarını anlamışlardı.
Amerikan kamuoyu, şiddet ve hukuki düzen
Wolf, Trump yönetiminin Venezuela yakınlarındaki teknelere yönelik saldırılarının da ABD içinde destek kaybettirdiğini söyledi. Uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle teknelerdeki kişilerin roketlerle öldürülmesini, ABD hukuk düzeninin tamamen tersine çevrilmesi olarak niteledi.
ABD içinde uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan kişilerin avukat, yargılama ve savunma hakkına sahip olduğunu, suçlu bulunsalar bile bunun idam gerektiren bir suç olmadığını vurguladı. Bu nedenle yargısız öldürmelerin, Trump’ı başka açılardan destekleyebilecek bazı seçmenler için bile kabul edilemez olduğunu söyledi.
Zafer anlatısı ve Amerikan siyasi kültürü
Glenn, Trump’ın savaştan çekilse de İran’ın artık Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol kurduğunu, İran’ın ABD saldırısı için tazminat mekanizmaları açıkladığını ve dolar kabul etmeyeceğini söyledi. Trump’ın her şeyi zafer gibi satma becerisi olduğunu, fakat bu kez bunun zor göründüğünü belirtti.
Wolf buna katılmadı. Ona göre Trump, Amerikan halkının önemli bir kısmının duymak istediği şeyi söyleyerek yine zafer ilan edebilir. Spor kültürüyle siyaset arasında bağlantı kurdu; Amerikalıların takımlarının kazanmasını istediğini, siyasete de benzer şekilde baktığını savundu.
“Trump bir zafer ilan edecek; zaten etti,” diyen Richard Wolf, “Ayatollah’ın öldürülmesini rejim değişikliğiyle eşitledi ve bunu tekrar tekrar söyleyebilir” diye belirtti.
Wolf, Trump’ın Basra Körfezi’nde bir adaya çıkarma yapmak, bayrak dikmek, aynı anda İran’da bazı hedefleri bombalamak ve ardından İran’ın barış istediğini söylemek gibi dramatik bir hamleyi zafer diye sunabileceğini öne sürdü. Bunun “çizgi roman hikâyesi” gibi anlatılacağını, fakat geniş kitlelere ulaşacağını söyledi.
Vietnam, tarih hafızası ve Avrupa örnekleri
Wolf, Amerikan toplumunda “Amerika kazanır” fikrinin çok güçlü olduğunu savundu. Vietnam örneğini verdi: 1975’te savaşın bittiğini, ABD’nin kaybettiğini ve Kuzey Vietnam Komünist Partisi’nin kazandığını söylediğinde öğrencilerin güldüğünü, ancak çoğunun anket yapılsa ABD’nin kazandığını söyleyebileceğini belirtti.
Glenn de tarih hafızasının Avrupa’da da manipüle edildiğini söyledi. Fransa’da 1945’te halkın Nazi Almanyası’nın yenilgisinde en büyük payın Sovyetler Birliği’ne ait olduğunu düşündüğünü, ancak sonraki anketlerde bu oranın ciddi biçimde düştüğünü anlattı. 2018’de Fransızların yalnızca yüzde 15’inin Sovyetler Birliği’nin en büyük katkıyı yaptığını düşündüğünü söyledi.
Wolf, ABD’de savaş sırasında Sovyetler Birliği ile müttefik olunduğunu hatırlatan eski bir postane görselinden söz etti. Ayrıca Alabama Senatörü Tommy Tuberville’in babasının İkinci Dünya Savaşı’nda “komünistlere karşı” savaştığını söylediğini, ancak kendisine komünistlerin o savaşta ABD’nin müttefiki olduğunun sonradan açıklanabildiğini aktardı.
Glenn ise Kanada Parlamentosu’nda Sovyetlere karşı savaşmış bir Ukraynalı kişinin alkışlanmasını örnek gösterdi ve İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetlere karşı savaşan Ukraynalı grupların kimler olduğunun göz ardı edildiğini söyledi.
Petrodolar kurtarılabilir mi?
Son bölümde Glenn, petrodoların hâlâ kurtarılıp kurtarılamayacağını sordu. Wolf kesin bir öngörüde bulunmak istemediğini söyledi, ancak daha geniş bağlamı Amerikan imparatorluğunun ve Amerikan kapitalizminin gerilemesi olarak okuduğunu belirtti. Çin’in yükselişi, BRICS ittifakı ve 1970’lerde Kissinger-Suudi Arabistan anlaşmasıyla kurulan petrodolar sisteminin çözülmesi bu resmin parçalarıydı.
Wolf’a göre Ukrayna savaşı yaptırımların etkisizliğini göstererek bu süreci hızlandırdı. İran savaşı ise istenmeyen sonuçların yeni bir örneğiydi. İran’ın petrol için dolar dışı ödemeleri kabul ettiğini, başka ülkelerin de aynı yolu izlememesi için neden görmediğini söyledi.
“Dolar hâlâ dünya ekonomisinin önemli bir parçası,” diyen Richard Wolf, “ama imparatorluk öldü demiyorum; Amerikan kapitalizmi bitti demiyorum, gerileme içinde olduğunu söylüyorum” diye vurguladı.
Çin’de enflasyonun son yıllarda yüzde 1’in altında seyrettiğini, ABD’de ise yüzde 3-4 enflasyonun sorun yarattığını söyledi. Çin’in üretim kapasitesi sayesinde uzun süre drone, füze ve malzeme üretebildiğini; Rusya ile uzun sınırı ve Rusya’nın Hazar Denizi üzerinden İran’la bağlantısı sayesinde İran’ın destek alabileceğini savundu.
Wolf, ABD’nin İran ordusunu ve donanmasını yok ettiği yönündeki anlatıların gerçekçi olmadığını, İran’ın Venezuela ya da Küba’dan farklı olarak Rusya ve Çin desteğine sahip olduğunu söyledi. Ona göre ABD’de sorun, gerileyen bir imparatorluğun kendi gerilemesini kabullenememesi. “Gerileme içindeki bir imparatorluğun halkı, imparatorluklarının gerileyebileceğini hayal etmeye hiç hazırlanmadı,” diyen Richard Wolf, “bu inkârın kendisi de gerilemenin bir parçası” değerlendirmesinde bulundu.
Kapanışta Wolf, Avrupa’daki Rusya karşıtı söylemi de ayrıca tartışmak istediğini söyledi. Macron, Starmer, Merz ve Kallas gibi liderleri dinlediğinde Avrupa’da “histerik bir Rusya şeytanlaştırması” gördüğünü belirtti ve bunun kendisine açıklanmaya muhtaç göründüğünü ifade etti.
Iran’a Karşı Economic Fury
Glenn: Tekrar hoş geldiniz. Bugün, ABD’nin Iran’a karşı savaşının yeni kolu olan ekonomik öfkeyi konuşmak üzere Professor Richard Wolf bizimle. Programa tekrar katıldığınız için teşekkürler.
Richard Wolf: Burada olmaktan memnunum, Glenn.
Glenn: Iran’a karşı savaşa verilen isim Epic Fury’ydi. Trump bu ismi seçmiş olmaktan büyük gurur duydu; bunu birçok konuşmasında dile getirdi. Şimdi Scott Bessant buna Economic Fury’yi ekledi; yani Iran’a karşı ekonomik savaş ya da yaptırım politikaları. İlk düşüncem şu oldu: Biraz kafa karıştırıcıydı. Önce tüm Iranian petrolüne yaptırım var, sonra piyasaları istikrara kavuşturmak için Iranian petrolüne alan açıyorlar, ardından Iranian limanlarına abluka geliyor. Yani tutarlılık her zaman net değil. Iran’ı boğmaya dönük bu yeni çabayı, Economic Fury projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Richard Wolf: Şunu söylemem rahatsız edici olabilir ama size başka ne söyleyebilirim bilmiyorum. Başkalarıyla birlikte, yalnız olmadığımı biliyorum, bu bir var bir yok, zikzaklı açıklamaları takip etmeyi bıraktık. Çünkü çoğu zaman tam sizin tarif ettiğiniz gibi, birbiriyle tutarsız oluyorlar. İlk açıklama mı doğru, ikincisi abartı mı; yoksa ikinci açıklama ilkinin düzeltilmiş hali mi, bilemiyorsunuz. Siz bunu çözmeye çalışırken üçüncü bir açıklama geliyor ve iş çılgınlığa dönüyor. Bu yüzden sorunuza temelde nasıl yanıt vereceğimi bilmiyorum. Gayet iyi bir soru ama nasıl cevaplayacağımı bilmiyorum. Tutarsız.
Ya petrol arzını artırıp fiyatı aşağı çekecek adımları atacaksınız ya da atmayacaksınız. Yaptığınız her şey de net etkisi itibarıyla hangi yöne gidiyor diye sorgulanabilir. Ama neredeyse aynı anda hem daha az petrol olmasına izin verip hem de aynı nefeste daha fazla petrol olmasına izin verirse, bilemezsiniz. Ne olacağını bilemezsiniz.
Bu arada, çok dikkat çekmeyen başka örnekler de var. Mr. Bessant şimdi Gulf States’in “dollar swaps” denilen talepleri konusunda karar vermek zorunda kalacak; belki çoktan karar verdi. Bu önemsiz değil. Dollar swap genellikle bir tarafta United States, yani Treasury ya da Federal Reserve, diğer tarafta yabancı merkez bankaları arasında yapılan bir anlaşmadır. Bunun kurulmasının nedeni, küresel dolar arz ve talebinin bozulacağına ve çoğunlukla dolar kıtlığı yaşanacağına inanmak için bir nedeniniz olmasıdır.
Bunun gerekçesine girebilirim. Ama bir kıtlıktan kaygılanıyorsanız swaplarınızı güçlendirir, artırırsınız. Neden? Çünkü swap şundan ibarettir: Yabancı bir merkez bankası dolar sıkıntısı çektiğinde piyasaya girip dolar almak zorunda kalmaz. Swap anlaşmasından bir miktar dolar çekebilir. Eskiden bu haftalık bazda yapılırdı. Şimdi en son düzenlemelerde günlük bazda yapılıyor; bu bile başlı başına bir uyarı işareti. Birileri dolara erişim konusunda çok kaygılı.
Buna bakmaya başladığınız anda kimin kaygılı olduğunu görüyorsunuz; bu da sizi şaşırtmamalı. Gulf States, yani United Arab Emirates ve diğerleri. Her birinin ayrı ayrı böyle olup olmadığını bilmiyoruz ama birçoğu, sahip değillerse kendilerine kredi swap imkânları verilmesi, sahiplerse de bunların çok büyütülmesi için United States’e baskı yapmaya başladı.
Peki bunu neden yapsınlar? Makul tek cevap şu: Petrol ve doğal gaz satarak dolar cinsinden gelir elde etmeye bağımlılar. Yıllar boyunca birçok ülkede yatırım yapmak için borçlandılar. Dolayısıyla dolar cinsinden borçları var. Bu borçları petrol ve gazdan gelecek dolarlarla dünyanın dört bir yanında ödeyebileceklerini bekliyorlardı. Ama dolar gelmiyor, çünkü Strait of Hormuz kapalı ve abluka durumu daha da kötüleştiriyor. Dolara sahip değiller. Bu yüzden borçlarını ödeyemiyorlar; faizini ödeyemiyorlar, anaparanın gereken kısmını ödeyemiyorlar.
Benim tahminim şu. Söyleyeceğim şeyi bilmiyorum, tahmin ediyorum. American hükümetine, Mr. Trump’a, borçlarını ödemek zorunda olduklarını bildirdiler. Petrolü satamıyorlar. American varlıklarındaki mülkiyetlerini satmaya başlayacaklar.
Bu ne demek? İki şey demek. Birincisi, Treasury tahvilleri satacaklar. Bu çok büyük bir şey. Anlıyorsanız, Treasury tahvillerinin yangın satışı fiyatlarını aşağı çeker ve bu da faiz oranını yükseltir. Şu anda resesyonun eşiğindeyiz. Gulf States çok miktarda Treasury tahvili satarsa ve bu, dünyada Treasury varlıklarının fiyatının düştüğünü görmek istemeyen başkalarını da harekete geçirirse, bu ülkede faiz oranlarında tehlikeli bir sıçrama görürsünüz. Hem de Trump yönetiminin en son isteyeceği şey bu iken.
İkincisi, borsaya yatırım yapan American egemen sınıfı, American borsasında önemli bir oyuncu olan Gulf States’in ellerinde ne varsa dolar elde etmek için sattığını görecek. Treasury tahvillerini satmaları gerektiği gibi, borçlarını karşılamak için dolar bulmak amacıyla bunu yapacaklar.
Bu biraz yan bir hikâye ve sizi bunun ekonomisiyle uğraştırdığım için kusura bakmayın. Ama işin özü şu: Önemli sayıda yorumcunun neden parmak sallayarak uyardığını görmeye başlıyorsunuz. Persian Gulf, Arabian Sea ve benzeri yerlerle sınırlı gibi görünen bu olay aslında tüm dünya ekonomisi için tehlikeli. Bu swap sorunu, küresel sorunun yüzeydeki tezahürü. United States açısından özel bir önemi var, çünkü Gulf dolar işlerinin çok büyük kısmı burada, New York’ta, borsalarla ve Treasury ile bağlantılı.
Petrodolar ve Sistemik Baskı
Glenn: Yani esasen petrodolar bir ölçüde çözülüyor. Çünkü petrol Gulf States tarafından US dollars ile fiyatlandırılıp satılıyorsa ve Gulf States para kazanamıyorsa, ihracat yapamıyorlarsa, dolar elde edemiyorlar demektir. Bu da o dolarları US’e yeniden yatırmadıkları anlamına geliyor. Şimdi Treasury tahvili almak yerine satmak zorundalar. Peki bu tam olarak nereye gidiyor? United States bu pozisyonu ne kadar sürdürebilir? Kristal küreniz olmadığını biliyorum ama bunun büyük kısmı emsalsiz. Bunu daha önce görmedik. Bu sadece bir hız tümseği değil. Sistemin daha derinlerine çarpan bir şey, değil mi?
Richard Wolf: Kesinlikle. Kristal kürem yok. Buna inanmam; zaten başka kimse de inanmaz. Ama bu uyarıyla birlikte, şimdi muhtemelen ne olacağını düşündüğümü söyleyeyim.
Mr. Trump kitlesel tabanının önemli bir bölümünü kaybetti. Bununla ne demek istiyorum? İki şey. Bir ya da iki ya da üç mesele yüzünden ona oy veren insanlar vardı. O insanları şimdi kaybetti. Dinleyicileriniz merak ediyorsa, o iki üç mesele şunlar: Epstein dosyası. Hükümet, ilgili bilgilerin çoğunu yayımlamamış, onları geri tutmuş, başkanı koruyacak biçimde sansürlemiş olarak teşhir edildi. Epstein dosyalarına ilişkin her şeyi hemen açacağı sözünü yerine getirmesini bekleyen insanlar vardı, çünkü şeffaflığa bağlı olduğunu söylemişti. Bu insanları kaybetti. Bu bir.
İkincisi ekonomi. Gençler için iş imkânı ve herkes için fiyatlar, enflasyon düzeyi. Buradaki iş piyasası berbat. Üniversitede yüksek lisans ve doktora derecesi alan öğrencilerim, hayat boyu Uber ya da Lyft şoförü olma ihtimalinden benimle konuşuyorlar. Bunu sadece heyecanla üzülmüş oldukları için değil, ciddi ve karamsar bir tonla söylüyorlar. İş yok.
American halkı için enflasyon bitmedi. Fiyatları düşüreceğine söz verdi. Ekonomistlerin enflasyondan söz ederken artış oranını kastetmesiyle, sıradan insanların medyada ve benzeri yerlerde enflasyondan söz ederken daha çok fiyat düzeyini kastetmesi arasındaki belirsizlikle açıkça oynadı. Bu on yılda ciddi bir enflasyon yaşadığımız için insanlar fiyatların düşmesini istiyor. Bu olmuyor. Bir iki sektörde büyük tantanayla bunu yapabiliyor. Ama bu arada hayat pahalılığı yüzde üç ile dört arasında yükselmeye devam ediyor. Ortalama ücret artışları bile bu kadar yüksek değil.
Bu yüzden halkın büyük kısmı ekonomi konusunda öfkeli. Iran meselesinde cesareti olmayan, Epstein konusunda da pek bir şey yapmayan Democrats, “karşılanabilirlik” meselesini büyük mesele haline getirebiliyor. Bu konuda onu hırpalıyorlar.
Son olarak Iran. Iran savaşı, artık savaş çıkarmayan başkan olmasını isteyen insanları kaybetmesi anlamına geliyor. “Forever wars” ifadesini onun kullandığını hatırlayın. Peki, hâlâ Ukraine’de sıkışmış durumda. Şimdi buna Iran’ı ekledi. American halkı için, benim daha önce hiç görmediğim kadar en başından itibaren, bunun iyi bir fikir olmadığı açık. Bu savaş iyi gitmiyor.
US Navy’nin başındaki kişinin, donanmanın önünde büyük bir görev, yani abluka, varken tuhaf biçimde görevden alınması gibi küçük şeyler bile iyi görünmüyor. Üstelik Navy’nin eski başkanı denizcilik kariyerinden gelen biri de değil. O görevi hediye olarak almış, Republican Party’ye zengin bir bağışçı. Dolayısıyla ayrılmaktan memnun olmayabilir. Yakında Arizona senatörü Kelly’nin yaptığı tarzda konuşabilir.
Bütün bunlar Mr. Trump için kötü. Bunu neden anlatıyorum? Çünkü faizlerde bir sıçramayı göze alamaz. Göze alamaz. Benim değerlendirmeme göre şu noktada siyasi olarak ayakta kalmak için iki şeye dayanıyor. MAGA tabanından geriye ne kaldıysa ona. Ve dikkat edin: Tucker Carlson ile Marjorie Taylor Greene, onun eski sadık destekçilerinden ikisi, şimdi ondan söz ederken şunu söylüyorlar: “O delirdi. Onu desteklediğim için çok üzgünüm.” Bunlar Greene’den ve diğer kişiden alıntılar.
Glenn: Carlson.
Richard Wolf: Evet, Carlson. Yani tabanı gerçekten sorun yaşıyor. Peki geriye ne kaldı? Cevap: United States’in en zengin yüzde onu. Borsaya bakan insanlar mutlu. Borsa çok yüksek. Son birkaç haftada bile yüksek. Iran savaşıyla kısa süreli bir düşüş yaşadı ama temelde bu savaşın yakında biteceğini ve hiçbir zengin kişiye bir maliyet çıkarmayacağını varsayıyor. Böylece paralarını borsada tutabiliyorlar, alım satım yapmayı ve borç para alıp o parayı piyasaya yatırmayı sürdürebiliyorlar.
İşte Glenn, bir öngörüye en çok yaklaşacağım yer burası. Borsa düşmeye başlarsa, Gulf ülkelerinin çıkışı bunu yapabilir mi? Swaplara erişimleri olmazsa bunu tetikleyebilir mi? Cevap şu: Kimse bilmiyor. Olabilir. Bu yüzden tahminim, hükümet Gulf States’e istedikleri tüm swapları verecek. Temelde borçlarını ödemek için ne kadar dolara ihtiyaçları varsa, Treasury tahvillerini satmadan ya da US borsasından yatırımlarını çekmeden o kadar dolara önceden erişim sağlayacaklar. Çünkü bu fazla tehlikeli. Trump’ın manevra alanı çok küçük.
Dün, onun eski danışmanı ve bu ülkede aşırı sağcı bir figür olan Mr. Steven Bannon, savaşın bitmesi için yalvarıyordu. Çünkü aksi halde, alıntılıyorum, “Kasımda iktidarı kaybederiz.” Başka bir deyişle, o kadar kaygılı ki ve çevresinde onun gibi yeterince insan var ki, Mr. Trump ne derse desin, “Umurumda değil, iyiyiz” demesinin hiçbiri ciddiye alınmamalı. Artık kaybedebilecekleri bir kavganın içinde olduklarından endişeleniyorlar ve bu konuda çok kaygılılar.
Açıkça, bir dipnot olarak söyleyeyim, kanıtlar artık gerçekten oldukça ezici: Kendi kendilerine Iran’a girip Ayatollah’ın başını koparabileceklerini, bu kelimeyi çok seviyorlar, “decapitate”, yani Ayatollah’ı ve birkaç önde gelen generali ve danışmanı öldürebileceklerini, sistemin çökeceğini söylediler. Ülkeyi bir arada tutan her ne yapıştırıcı varsa ortadan kalkacaktı. United States sonra yeni bir hükümet, rejim değişikliği ve Iran’ın yeni bir Shah’ı için şartları dikte edebilecekti; kabaca eski Shah of Iran’ın United States için yaptığını yeniden üretmek gibi.
Bu onlar için görkemli olurdu. Onlara şunu söyleme imkânı verirdi... Bu arada Vance’in bir yıl önce Iran savaşı hakkında konuştuğu bir klip var. Görüp görmediğinizi bilmiyorum ama bu ülkede “viral” dedikleri şekilde dolaşıyor. Klipte Vance, Iran’la savaşa girmenin neden harika ve iyi bir fikir olduğunu açıklıyor. Başkan Yardımcısı tarafından gerçekten çok güçlü bir destek. Şunu söylüyor: Önceki başkanların hepsi Iran’ın United States için bir felaket olduğunu biliyordu ama alıntılıyorum, “too dumb”, yani bir şey yapamayacak kadar aptaldılar. Fark şu ki Mr. Trump o kadar aptal değil ve biz bunu yapacağız; Obama’nın yapmadığını, Bush’un yapmadığını, Clinton’ın yapmadığını yapacağız.
Onların hikâyesi buydu. Bu yüzden Tulsi Gabbard ve diğer istihbarat yetkilileri Iran konusunda yanıldıklarını söylediğinde dinlemediler. Çünkü hikâye fazla güzeldi; American seçmen kamuoyunun karşısına nasıl çıkmak istediklerinin fazla harika bir özeti gibiydi. Dinlemediler. Fazla cazipti.
Şimdi konuşmaya başlarken sözünü ettiğimiz zikzaklar, petrol yönetimindeki bir var bir yok tavır... Bu, planı vurulmuş, o yöndeki tüm fırsatları tükenmiş çaresiz bir hükümet. Buradan nasıl çıkacağını umutsuzca anlamaya çalışıyor. Zaman zaman röportaj yaptığınızı bildiğim ve yakın zamanda programlarınızdan birinde yakaladığım John Mearsheimer bunu çok iyi ifade ediyor. Bu noktada en az zararla buradan çıkmaya dönük umutsuz bir çaba. Ve bunun bile nasıl yapılacağını çözmeleri, düşündüklerinden daha zor çıkıyor.
Vance’in Iran Savaşı Gerekçesi
Glenn: Evet, Vance’in o konuşmasını gördüm. Bunu olağanüstü buldum. Eski tüm başkanların neden bunu yapmadığına dair, ekonomik durumun nasıl değiştiği ya da buna benzer bir şey üzerinden daha derin bir analiz umuyordum. Ama bunun yerine sadece “o günkü başkanlar aptaldı, Trump akıllı ve bu yüzden biz yaptık” denildi. Bunun gerçek olduğuna inanmak zor. Saturday Night Live’da ya da bir parodide yer alması gereken bir şey gibi ama evet, gerçekti. Sadece alıntıyı görseydim doğruluğunu kontrol etmek zorunda kalırdım, çünkü çok abartılı geliyor.
Richard Wolf: Aynen öyle. Öğrencilerim, Glenn, ellerini kaldırıp “Böyle bir konuşma, aptal olanın bunu söyleyen kişi olduğunu kanıtlar” dediler. Yani analiz yok, hiçbir şey yok. Bakın, hepsi aptaldı. Şimdi ise önceki başkanlarda görülen tereddüdün aslında onların parlak olduğunu, ne yapabileceklerinin sınırlarını anladıklarını gösterdiği kanıtlanmış gibi duruyor; bu kişi ise anlamıyor. Olağanüstü ve çok kötü görünüyor.
Bu, binlerce yanlış ifadeden bir başkası. Mesela teknelerin vurulması. American halkı bunu ciddiye aldı. Çok ilginç. Birkaç ay boyunca Venezuela yakınlarında bir teknede iki üç kişiyi öldürüyorlardı. Tekneyi roketlerle vurup balıkçıları öldürüyorlardı. Tutuklama yok, yargılama yok, avukat yok, hiçbir şey yok. Sadece öldür. Bu Mr. Trump’a her türden desteği kaybettirdi.
American izleyicilere, United States içinde yaptığımız gibi insanları uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle tutukladığımızda, otomatik olarak bir avukata hak kazandıklarını açıklayan bir televizyon programında olduğumu hatırlıyorum. Otomatik olarak yargılanma hakkına sahipler. Otomatik olarak kendilerini savunma hakkına sahipler.
Ve onları suçlu bulsak bile, bu ülkede bu ölüm cezası gerektiren bir suç değil. Uyuşturucu kaçakçılığı yüzünden idam edilmezsiniz. Hapse girebilirsiniz. Yani burada bütün hukuki aygıtın tamamen inkârıyla karşı karşıyayız ve bu, normalde Mr. Trump’ı sevebilecek ciddi sayıda insan için fazla geliyor; buna katılamıyorlar. Evet.
Glenn Diesen: Eh, biraz Tucker Carlson gibi, Trump gibi birinin ortaya çıkıp yeniden barıştan söz etmesini görmekten biraz memnun olmuştum çünkü Avrupa’daki siyasetçilerimizin hiçbiri artık barıştan söz etmiyor. Bu yüzden biraz iyimserdim, ama sanırım bütün bu iyimserlik paramparça oldu.
Ama İran savaşına geri dönmek istiyorum, çünkü savaş devam ederse United States’in, çok iyi açıkladığınız gibi, muazzam zarar göreceği anlaşılıyor. Ancak Trump ayrılırsa da ve Hürmüz Boğazı Iranian kontrolü altındaysa, ki bu konuda pek bir şey yapabilecek gibi görünmüyor, o zaman İran şimdiden kendi önlemlerini açıkladı. United States saldırısından sonra yeniden inşa edebilmek için tazminatlarını alacağı bir geçiş ücreti sistemi kurdu. Ayrıca bize söylendiğine göre İran’a saldıran ya da yaptırım uygulayanlar bunun üzerine ekstra bir prim ödeyecek ve dolar kabul edilmeyecek. Yani United States şimdi ne yaparsa yapsın, evet, artık eski hâle geri dönüş yok gibi görünüyor.
White House’taki çaresizliğin sebebi bu mu diye merak ediyorum, çünkü Trump için artık iyi bir çıkış yolu göremiyorum. Yani ben muhtemelen ona sadece yeni dünyaya uyum sağlamasını tavsiye ederdim. Bazı şeyleri değiştiremezsiniz. Ama siyasi olarak, özellikle Trump gibi her zaman zafer ilan etmek zorunda olan biri için, bilirsiniz, bir uçağınız düşürülebilir, bu büyük bir zaferdir; her şey zaferdir. Yemen’den kovulursunuz, “oh, kazandık” dersiniz. Yani her şeyi zafer diye satma konusunda bir becerisi var. Ama bu sefer bunun olacağını göremiyorum.
Richard Wolf: Keşke sana katılsaydım Glenn, ama katılmıyorum. Nedenini söyleyeyim. Başarıyor, çünkü American halkının ya da en azından American halkının büyük bir bölümünün duymak istediği şey bu. Liderlerinin büyük bir zafer olmasını istiyorlar. Bilirsiniz, Americanlar spora pek katılmazlar, ama büyük spor etkinliklerini izlerken adeta transa geçerler. NFL, hokey ligi, basketbol, burada milyarlarca doların döndüğü devasa işlerdir, çünkü American halkı kendi takımına tutkuyla bağlıdır. Takımlarının kazanmasını isterler. Taraftarı olduğu takımın zaferiyle yücelen seyirci, Americanların sporla ilişki kurma biçimidir. Aynı zamanda siyasetle ilişki kurma biçimleri de buna dönüştü.
Mr. Trump zafer ilan edecek. Zaten etti. Ayetullah’ın öldürülmesinin rejim değişikliğine eşit olduğunu ilan etti. Bu basit denklemi kurdu. Böylece bunu tekrar tekrar söyleyebilir, çünkü insanlar dini ve siyasi liderlerinin öldürüldüğünü ve öldüğünü biliyorlar; bu popülerdi. Tıpkı Maduro’nun kaçırılmasının popüler olması gibi, çünkü kazandık. Biz üstün geldik. Geri kalanı bulanık ve tartışmalı.
Bu yüzden endişelenmesi gerektiğini sanmıyorum. Ne olursa olsun kazanacak. Medyayı bastıracak, ki görünen o ki bunu hâlâ yapabiliyor. Yine, bu ondan kaynaklanmıyor; medyanın kendisi vatanseverlikten uzak, zafere ilgisiz görülmek istemiyor. Mesela Iranian olan herhangi bir şeye yönelik hiçbir sempati ya da empati ifadesi görmeyeceksiniz. Iranianlar kötüdür. Iranianlar olumsuzdur. Iranianlar insanları öldürmüştür.
Yakın zamanda bir tartışma programına çıktım. Bir American, eski American diplomat vardı ve İranlıların son 47 yılda, yani mollalar iktidara geldiğinden beri, yaptığı korkunç şeylerden bahsedip duruyordu. Tamam. 47 yılın Vietnam, Afganistan, Irak’ı içerdiği bir American için, bir American diplomatın İran’ı çok fazla insan öldürdüğü için suçlaması... Benim için, bilirsiniz, sayıları biliyorum. Bu gerçekten bir başarı. Dünyanın haydut devleti olan, her zaman insanları öldüren 700 askeri üssü bulunan ülkenin büyükelçisisiniz ve pek de çok insan öldürmemiş küçük İran’a saldıracaksınız. Bu olağanüstü.
Bence yapacağı şey şu. Muhtemelen zafer diye satabileceği dramatik bir manevra yapacak. Persian Gulf’ta bir yerde bir adayı ele geçiren bazı Marines olacak. Çok ada var. Git birini al. Üzerinde kimse olmasa da fark etmez. Sadece git al. Fotoğraflar, çıkarma, askerler, bayrak dikme, her neyse. Aynı anda siz ve Israel bir yeri bombalarsınız. Tehran’ın başka bir bölümünü bombalarsınız ya da daha önce vurmadığınız bir bölgeyi. Birkaç köprüyü yok edersiniz, belki bir elektrik santralini, belki bir tuzdan arındırma tesisini, kim bilir? Sonra da “Iranianlar bizden barış istedi ve artık yeni bir rejim var; rejimi değiştirdik ve onları cezalandırdık. Akıllı olsalar iyi olur, yoksa geri gelir ve işi bitiririz. Ama biz düzgün insanlarız. Buraya yapmaya geldiğimiz şeyi kazandık. Hayır, hayır, hayır. Bu yüzden ayrılıyoruz” dersiniz.
Yapabileceğinin en iyisi bu olacak. Saldırıya uğrayacak. Tucker Carlson o kadar aptal değil. Marjorie Taylor Greene de değil. Eleştirel olan diğerlerinin hepsi de değil. Bu yüzden zarar görecek. Ama anlatılacak çizgi roman hikâyesi bu olacak ve bu, ondan hoşlanmayanlar dahil çok sayıda insana anlatılacak, çünkü kalıba uyuyor.
Size kanıtını vereyim. Ülke içinde seyahat ettiğimde, bazen ediyorum, benden 20. ve 21. yüzyıl United States ekonomik gelişimi hakkında bir konuşma yapmam istendiğinde, Vietnam Savaşı’ndan bahsediyorum ve sonra şöyle bir dil kullanıyorum: 1975’te savaş sona erdi, United States kaybetti ve North Vietnam Komünist Partisi kazandı. Kazandıklarını nereden biliyorsunuz? Çünkü şu anda Vietnam’ı yöneten onlar. Bu büyük bir ipucu. Öğrenciler gülüyor, ama iddiaya girerim ki odadaki öğrencilerin yarısından fazlasına sonraki 10 dakika içinde anketle “Vietnam Savaşı’nı kim kazandı?” diye sorulsa, United States diye cevap verirler. Düşündükleri bu. Ve bunun sebebi savaşı çalışmış olmaları değil. Çalışmadılar. Kimsenin onlara savaştan bahsetmemiş olması da değil. Muhtemelen insanlar bahsetti. Sadece United States’te America kazanır ve başka herkes kazanmaz.
United States başkanı, sizin European izleyicileriniz için bu yüzden önemli, defalarca söylediği gibi, World War II’den beri European ülkelerin United States’ten faydalandığını, her fırsatta onu aldattığını, bundan bıktığını ve bunun devam etmesine izin vermeyeceğini söylediğinde, çoğu American muhtemelen buna inanır. “Muhtemelen” diyorum, çünkü elbette buna inanmayan insanlar olduğunu kabul etmek istiyorum. Ama bu böyledir: Bilirsiniz, World War II’yi biz kazandık, sonra Marshall Planı sizin orada yeniden inşa olmanıza yardım etmek için gösterdiğimiz olağanüstü iyilikti ve o borçların bazılarının geri ödenmediği bile oldu.
İnsanlara Marshall Planı’nın Europe’a verilen dolarların American ihracat ürünlerine harcanmasını şart koştuğunu ve bu yüzden bir tür Keynesçi teşvik olduğunu anlattığımda, ne dediğimi anlıyorlar ama oraya gitmek istemiyorlar. Direniyorlar.
Bu yüzden bence yapacağı şey bu. Elinde kalan tek kozu oynayacak: Americanların zafer arzusunu. Bunu bitirmek zorunda. O yüzden bir zaferi olacak. Ve korkarım, seni biraz daha zorlayayım, eğer yanılıyorsam, yanılma biçimim şu olacak: İran’a karşı gerçekten ciddi bir askeri çaba gösterecek ve bu her şeyi daha kötü hâle getirecek. O zaman bütün varını yoğunu ortaya koymuş olacak. American seçimlerini ezici biçimde kaybedecek. Şunu bilmelisiniz ki, Democrats içinde büyük bir grup ve hatta bir avuç Republicans, Kasım seçimlerinde parlamentonun alt kanadı olan House of Representatives’ı alırlarsa, 20 Ocak’ta iktidarı devralacaklarını ve ilk günkü ilk işlerinin görevden alma süreci olacağını taahhüt etmiş durumda. O zaman eski başkan değil, görevdeki President Trump üçüncü impeachment süreciyle karşı karşıya kalacak.
Glenn Diesen: Avrupa’da tarih, şey, tarihsel hafızalar da zaman içinde manipüle edilme eğiliminde. Fransa’da yapılmış çok ilginç bir anket var. 1945’te insanlara Nazi Almanyası’nı yenmekten en çok kimin sorumlu olduğunu sormuşlar. Yine savaşın sonunda ve French halkının ezici çoğunluğu “bu Soviet Union’dı” demiş. Bilirsiniz, German kayıplarının yüzde 85’i civarında bir kısmı Eastern Front’ta gerçekleşti. Dolayısıyla elbette Soviet Union, gerçeklere dayanıyor.
Bu anketi her birkaç on yılda bir tekrarlamışlar ve 2018’de, sanırım en son o zaman yaptılar. O zaman French halkının yalnızca yüzde 15’i en büyük katkıyı Soviet Union’ın yaptığına inanıyordu. Yüzde 15. Yani tarihin artık gerçeklik üzerinde hiçbir etkisi yok. Sanırım Americanların da yalnızca yüzde 11’i bunun Sovietler olduğunu kabul ediyordu. Yani çok gerçeklik sonrası bir dünyada yaşıyoruz. Ama tarihsel hafızaların mevcut gerçekliklere hizmet etmesi beklenir. Walter Lippmann bunun hakkında çok yazdı. Dünyayı nasıl gördüğümüzün temel dayanakları, heuristics. Eğer buna meydan okursanız, insanlar gerçeklik algılarını sarsmamak için bunu görmezden gelmek adına büyük çaba harcarlar.
Richard Wolf: Küçük bir dipnot Glenn, meşhur bir fotoğraf var; keşke bende olsaydı, ama gördüm. Bir American postanesinde küçük bir gişenin fotoğrafı ve herhalde 1943 falan olmalı. Orada pul alan, para veren ve pulları alan bir kişi var. Posta çalışanının pulları verdiği tezgâhın üzerinde iki tane, fotoğraf değil, çizim var. Biri Uncle Sam; bilirsiniz, silindir şapkasıyla, çizgileriyle ve bizdeki o imajıyla Uncle Sam. Uncle Sam, Uncle Joe etiketli biriyle kol kola. Stalin’di. Stalin’e benziyordu. Büyük bıyık vardı. Uncle Joe.
Sonra o fotoğrafı kullanıyorum. Öğrencilerime savaşta Soviet Union ile müttefik olduğumuzu açıklıyorum. Bana bakıyorlar, öğrencilerim, şaka anlatmak üzere olup olmadığımı görmek ister gibi bakıyorlar, sonra başlarını sallıyorlar, sonra dinliyorlar.
Alabama’dan ünlü bir senatörümüz var. Adı Tommy Tuberville. Alabama’nın tamamının sevdiği futbol takımının koçu olduktan sonra Senato’ya aday oldu ve kazandı. Tamam. Aday olduğunda bir konuşma yaptı; büyükbabasından ve babasından, onların mücadelelerinden bahsetti ve en çok da World War II’de komünistlere karşı cesurca savaşan babasıyla gurur duyduğunu söyledi. Muhabirlerin iki gün sonra ona dönmesini beklemek zorunda kaldı, çünkü o anda hiçbir muhabir tek kelime etmedi. İki gün sonra muhabirler ona gidip “Bunu mu kastettiniz?” diye sordular ve tabii zavallı adam “evet, evet, komünistlerle savaştı” dedi. Ona komünistlerin müttefiklerimiz, faşistlerin düşman olduğu açıklanmak zorunda kaldı. “Oh” dedi, o kadar. Mr. Tuberville Senato’da oturuyor ve nutuk atıyor. Askeri meseleler uzmanı.
Glenn Diesen: Canadian Parliament’ta da aynısı oldu; World War II’de Sovietlere karşı savaşmış bir Canadian’ı kutluyorlardı. Ve sormak gerekiyor: World War II’de Sovietlere karşı savaşan hangi Ukrainians’tı? Yani hangileri? Şimdi destekledikleri, “Slava Ukraini” diye bağıran ve gamalı haçlarla giyinen kişiler mi? Bu yüzden insanların tarihi hiç de iyi hatırladığını sanmıyorum; kimin hangi tarafta olduğu açısından. Ama son hızlı soru olarak, petrodoları kurtarmanın herhangi bir yolu görüyor musunuz, yoksa artık kurtarılamayacak noktada mıyız?
Richard Wolf: Yine, geleceği tahmin etmeyeceğim. Ama seninle birden fazla kez konuştuğumuz gibi, olup bitenin daha geniş bağlamını benim anlamlandırma biçimim American imparatorluğunun gerilemesi ve bunun American kapitalizminin gerilemesi anlamına gelmesi. Hikâyenin bir parçası da doların rolünün gerilemesi. China’nın yükselişi bu hikâyenin bir parçası. Chinese’in yaratmak için çok çalıştığı BRICS ittifakı bu hikâyenin bir parçası. 1970’lerde petrodolar sistemini kuran American Kissinger-Saudi Arabia anlaşması, şimdi dağılmakta olan şeyin bir parçası.
Yani evet, bence burada gördüğünüz tek şey gerilemenin hızlanması. Ukraine’deki savaşın bunu kısmen, yaptırımların etkisizliğini ortaya çıkararak başardığını düşünüyorum. Şimdi gördüğünüz şey de, bilirsiniz, istenmeyen sonuçların büyük derslerinden biri. İran’da savaşa giriyorsunuz, bunun bir eğlence olacağını sanıyorsunuz. Mr. Maduro ve eşini yatak odalarından kaçırmaktan daha fazla etkisi olmayacağını sanıyorsunuz. İnanılmaz hatalar yapıyorsunuz. Bana göre bunlar gerileyen bir imparatorluğun yaptığı hatalar. Ve bunlar sonra gerilemeyi hızlandıran hatalar; bu da daha fazla hata üretir, vesaire vesaire.
Dolar küresel rezervlerde bir zamanlar oynadığı rolü oynamıyor. Yüzdeler açık. Iranianlar petrol için artık dolar olarak ödeme kabul etmiyor. Başka ülkelerin de bunu yapmayacağını düşünmem için hiçbir sebep görmüyorum. United States’te bununla başa çıkabilecek ya da bununla başa çıkmanın bir yolu olarak ortaya konan herhangi bir strateji görmüyorum. Doların hâlâ güçlü olduğuna dair gururlu açıklamalar var. Bu arada, bu doğru. Dolar hâlâ dünya ekonomisinin önemli bir parçası. United States önemli bir parça. Aksini asla söylemem. İmparatorluk öldü demiyorum. American kapitalizmi bitti demiyorum. Gerileme içinde olduğunu söylüyorum ve bu gerilemeyi şimdi yıldan yıla izliyorum.
Bilirsiniz, son 10 başkanın vaadi American imalatındaki gerilemeyi tersine çevirmekti. Hepsi bunu vaat etti. Hiçbiri yerine getirmedi. Mr. Trump da yerine getirmiyor. İmalat düşmeye devam ediyor, çünkü taşındı. Ölmedi. İmalat China ve birkaç başka yer tarafından yürütülüyor. Onlar yapıyor ve çok iyi yapıyorlar; her gün yeni teknolojiler ve her gün yeni ürünler geliştiriyorlar. İşi onlar yapıyor ve lider olduklarının, fiyatlarını düşük tutmaları gerektiğinin çok farkındalar.
Bakın, burada United States’te enflasyondan endişeleniyoruz. Peki enflasyon ne? Yüzde 3 ya da 4. China’da son birkaç yıldır enflasyon yüzde 1’den az. United States’te bunu hiç okumazsınız, ama bariz nedenlerle okumazsınız. Onlarda bu sorun yok. Devam edip durabilecek kadar malzeme üretiyorlar. Bu yüzden sonsuza kadar drone, sonsuza kadar füze üretebiliyorlar. Russia ile muazzam bir sınırları var, böylece bunların hepsini Russia ile paylaşabiliyorlar. Russia’nın da Caspian Sea’si var, bu da bunu İran’la paylaşmasına olanak tanıyor. Elbette Russia ve China yardım ederse, ki ediyorlar, İran’ın elindeki şeyler tükenmeyecek.
Bununla yüzleşmelisiniz. Biz yüzleşmiyoruz. Sadece yüzleşmiyoruz. Onların ordusunu ve donanmasını yok ettik, diyoruz ve bunların hiçbiri doğru değil. Bunların hiçbiri mantıklı değil. Bunların hiçbiri onların sahip olduğu desteği hesaba katmıyor. Venezuela’da bunların hiçbiri yoktu. Cuba’da bile bu yok. İran’da var. Burada temel olarak kavranamayan şey bu. Ve Americanlar da herkes kadar zeki, herkes kadar dikkatli, herkes kadar düşünceli olduklarına göre, neden yaptıklarını yaptıklarını açıklamak zorundasınız. Neden Trump gibi bir karakteri seçtiklerini.
Onun böyle konuşmasının, bir uygarlığı yok etmesinin, dışarı çıkıp mayın döşeyen insanları öldürmesinin nasıl mümkün olabildiğini. Bu nedir? Bu nedir? Çocukça ama çaresizce. Ve bunun açıklanması gerekiyor. Bana göre bunlar, insanları bugüne kadar imparatorluklarının gerileyebileceğini hayal etmeye ve kendilerine şu soruyu sormaya hiç hazırlanmamış, gerileyen bir imparatorluğun belirtileri: Eğer gerileyen bir imparatorluksanız, Europe’a, China’ya, global south’a yönelik uygun dış politika nedir? Biz bir hegemonuz. Bu meselelerle bir hegemon olarak ilgileniyoruz. Sanki tarih durmuş gibi, Fukuyama gibi, değil mi? Tarih bitti. United States zirvede ve sonsuza kadar da öyle olacak. İnsan ırkının bildiği diğer tüm imparatorlukların gerileyişi burada duracak ve bizimki gerilemeyecek. Bunu ortaya koyduğunuz anda o kadar çılgınca oluyor ki, inkarın da gerilemenin bir parçası olduğunu fark ediyorsunuz.
Biliyorsunuz, bu çok iyi bir nokta. İmparatorlukların gerileyişinde, hatta uygarlıkların gerileyişinde sık görülen bu eğilimi insan sık sık görüyor: gerilemenin kendisini kabul etmeyi reddetme, sanrılara geri çekilme. Atlantic’in bu tarafında, Europe’ta da bundan yoksun değiliz. Ama bu konuyu başka bir zamanda ele alabiliriz. Çok teşekkür ederim zaman ayırdığınız için.
Benim için zevkti. Ve burada birçoğumuza biraz gizemli gelen bir şeyi özellikle ele almak isterim, Glenn. Bize bir tür histerik Russia şeytanlaştırması gibi görünüyor, bilirsiniz. Soviet Union varken bile uygunsuz olurdu, ama şimdi sadece Russia. Dünyada neler oluyor? Bir açıklamaya ihtiyacım var. Europe’ta bu kadar çok insanı, burada bakınca aklınızı kaçırmışsınız gibi görünen bir konuda bu kadar net yapan şeyin ne olduğunu araştırmak isterim. Macron’u ya da Starmer’ı ya da Merz’i ya da Kalas’ı dinlediğimizde, yani vay canına, bilirsiniz, bir şeyler fena halde ters gitmiş. Her neyse, çok teşekkür ederim ve bir sonraki fırsatımızı sabırsızlıkla bekliyorum.