Judge Napolitano - Judging Freedom

Ray McGovern: Trump, Netanyahu ve İran Mutabakatı Arasında Sıkıştı

İngilizce yayımlanan “Judging Freedom” bölümünde Judge Andrew Napolitano, eski CIA analisti Ray McGovern ile İran-İsrail gerilimi, ABD’nin olası ateşkes mutabakatı, Hürmüz Boğazı, Rusya-Ukrayna savaşı ve Tulsi Gabbard’ın ABD destekli biyolaboratuvarlara ilişkin açıklamalarını konuştu. Program, Washington’ın İsrail, İran ve Rusya dosyalarında aynı anda karşı karşıya kaldığı krizlerin Trump yönetimi açısından ne anlama geldiğine odaklandı.

İran’la Mutabakat ve Netanyahu Faktörü

Napolitano, McGovern’a ilk olarak ABD ile İran arasında “anlamlı” bir ateşkes olup olamayacağını sordu. Soruyu özellikle İsrail’in Lübnan’da insanları öldürmeye devam ettiği iddiasıyla birlikte yöneltti. McGovern, İsrail’in böyle bir sürece olumlu yaklaşmadığını söyledi. “İsrailliler zaten hayır dedi,” diyen Ray McGovern, Trump’ın hafta sonu “Rubicon’u geçip geçmediğinin” henüz görüleceğini belirtti.

McGovern’a göre sürecin kişisel bir boyutu da vardı: Trump’ın doğum günü. Trump’ın 80. doğum gününde “özel” bir sonuç almak istediğini, ancak Benjamin Netanyahu’nun bunu bozduğunu savundu. McGovern, Trump’ın İran’la bir anlaşmaya hazırlandığını, fakat İsrail’in hamlelerinin bunu baltaladığını söyledi. “Kendinizi bir ergenin ya da belki bir çocuğun zihinsel çerçevesine koymanız gerekir,” diyen Ray McGovern, Trump’ın doğum gününü büyük bir siyasi gösteriye çevirmek istediğini ifade etti.

McGovern, Trump’ın son anda daha fazla taviz verdiğini, ancak bunun geç kaldığını söyledi. Ona göre Trump’ın bundan sonra ne yapacağını, Pete Hegseth ve Marco Rubio gibi isimlerin onu nasıl etkileyebileceğini kimse bilmiyor; “Ruslar bile” bunu öngöremiyor.

İsrail-İran Dengesi ve ABD’nin Rolü

Napolitano, Larry Johnson’ın İsrail’in ABD’nin doğrudan askeri desteği olmadan İran karşısında yaklaşık altı gün dayanabileceği iddiasını gündeme getirdi. McGovern bu tahmine daha da sert bir yanıt verdi. “Hayır, ben beş gün derim,” diyen Ray McGovern, bunun elbette varsayıma dayalı bir değerlendirme olduğunu ekledi.

McGovern, İsrail’in Tomahawk füzeleri ve ABD desteği olmadan İran’ın hipersonik füzelerine karşı etkili bir savunması olmadığını savundu. İran’ın binlerce hipersonik füzeye sahip olduğuna inanıldığını söyledi. Ona göre kritik soru, Trump’ın Netanyahu’ya karşı durup duramayacağıydı. McGovern, Trump’ın bu konuda geçmiş performansının güçlü olmadığını belirtti.

Napolitano, Trump’ın İran’da rejim değişikliği hedeflediğini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ayrıca Trump’ın İran’ın nükleer materyallerini ele geçirmek ve İran’ın hiçbir zaman nükleer bomba edinmesini önlemek istediğini aktardı. Napolitano, İran’ın JCPOA (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) kapsamında buna zaten razı olduğunu ve yaklaşık 2003’ten beri bu çizgide kaldığını savundu.

McGovern ise İran’ın nükleer silaha ihtiyaç duymadığını söyledi. Ona göre İran’ın caydırıcılığı Hürmüz Boğazı ve hipersonik füzelerden geliyordu. İran’da nükleer silahın dini bir fetvayla yasaklandığını, bunun mevcut Supreme Leader’ın (Dini Lider) babası tarafından ilan edilen bir fetva olduğunu belirtti. McGovern, yeni ayetullahın bunu değiştirip değiştirmeyeceğinin tartışıldığını, ancak İran’ın böyle bir değişikliğe ihtiyaç duymadığını savundu.

JCPOA, Hürmüz Boğazı ve “Anlaşma” Tartışması

Napolitano, Hürmüz Boğazı’nın Trump ve Netanyahu savaşı başlatmadan önce zaten açık olduğunu söyledi. McGovern bunu “hazmedilmesi güç bir gerçek” diye nitelendirdi. JCPOA’nın 10 yıllık bir sınırı olduğunu, İran’ın nükleer silahlardan “sonsuza kadar” vazgeçmiş sayılmadığını belirtti. Ancak İran’ın zaten nükleer silah peşinde olmadığını savundu.

McGovern, İran’ın yeni bir mutabakat sürecinde rahatlıkla “asla nükleer silah peşinde koşmayacağız” diyebileceğini söyledi. Ona göre bu, İran’ın zaten yıllardır söylediği bir şeydi. Trump ise bunu ABD medyasında kendi başarısı gibi sunabilirdi. McGovern, Trump’ın “onlara yemin ettirdik, asla nükleer silah geliştirmeyecekler” diyebileceğini ve bunun ABD’deki medya ortamında etkili olacağını değerlendirdi.

Napolitano, Netanyahu’nun Lübnan’da sivilleri öldürmeye devam etmesi ve İran’ın İsrail’e misilleme yapması halinde ne olacağını sordu. McGovern, ABD’nin yeniden İran’la konuşacağını ve “lütfen misilleme yapmayın” diyeceğini söyledi. Trump’ın bu durumda İran’dan taleplerde bulunan taraf olduğunu, uluslararası ilişkilerdeki ifadeyle “talep eden” konumuna düştüğünü savundu.

McGovern, İran’ın Trump’ın doğum gününü umursamadığını söyledi. “Doğum günün olması umurumuzda değil, neyin peşinde olduğunu biliyoruz,” anlamında bir İran pozisyonu tarif etti. Ona göre Trump, sonradan yeni tavizlerle geldi ama bu da yeterli olmadı.

Lübnan, ABD’deki Siyonist Baskı ve 60 Günlük Alan

McGovern, İsrail’in İran’a yeniden saldırması durumunda ABD’nin onu kurtarıp kurtarmayacağının belirsiz olduğunu söyledi. Ancak geçmişte ABD’nin İsrail’i hiç hayal kırıklığına uğratmadığını vurguladı. Yakıt ikmal tankerlerinin kullanılıp kullanılmayacağı sorusuna, tarihin Trump’ın buna zorlanabileceğini gösterdiğini belirtti.

McGovern, Lindsey Graham, Tom Cotton, Mike Huckabee ve Ted Cruz gibi Hristiyan ama güçlü şekilde Siyonist siyasetçileri; ayrıca Miriam Adelson ve zengin Yahudi Amerikalı çevreleri andı. Bu çevrelerin İsrail’in Lübnan’dan çekilmesini kabul edip etmeyeceğinin Trump’ın önündeki önemli meselelerden biri olduğunu söyledi.

Ona göre Trump bu çevrelere dünya ekonomisinin çökmekte olduğunu, İran’ı nükleer silah edinmekten alıkoyduğunu ve İsrail’in Lübnan’da yeniden sorun çıkarmasına ihtiyaç olmadığını söyleyebilir. McGovern, Lübnan’ın kilit dosya olduğunu savundu. İsrail’in Lübnan konusunda geri durması halinde dünya ekonomisinde ve başka alanlarda iyileşme ihtimali doğabileceğini belirtti.

İran Dışişleri’nin Mesajı

Napolitano, İran dış politika sözcüsüne atfedilen bir açıklamayı okudu. Buna göre İran ve Oman, Hürmüz Boğazı’ndan geçişin yönetiminden sorumlu olacaktı. Açıklamada İran’ın geçiş ücreti dayatmak istemediği, ancak seyrüsefer hizmetleri, çevre koruma sigortaları ve diğer denizcilik hizmetleri karşılığında gerekli ücretleri toplayacağı belirtildi.

Napolitano bunu “geçiş ücreti olacak ama buna geçiş ücreti denmeyecek” diye özetledi. McGovern ise 60 günlük sürenin bu konuda önemli olduğunu, şu aşamada İranlılar ve Omanlıların gemileri kontrol edeceğini, ancak ücretlerin nasıl uygulanacağının net olmadığını söyledi. Mutabakat metninin İngilizce ve Farsça kabul edilmiş nihai versiyonunun henüz ortada olmadığını belirtti.

Daha sonra Napolitano, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün yeni bir açıklamasını aktardı. “Amerika, bu mutabakat zaptına göre üstlendiği taahhütleri yerine getirmekle yükümlü, mecbur ve sorumludur,” diyen İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bölgedeki başka aktörlerin ihlallerinden de ABD’nin sorumlu tutulacağını ifade etti.

Napolitano bunu, “Başkan Trump, dostun Netanyahu’yu kontrol etsen iyi olur,” şeklinde özetledi. McGovern ise Netanyahu’nun kişisel siyasi geleceğinin bu dosyaya bağlı olduğunu söyledi. İsrail’de en geç October ayında seçimlerin yapılacağını, Netanyahu’nun seçmen nezdinde olumsuz görüldüğünü belirtti. Ancak sorunun yalnızca Netanyahu olmadığını; İsrail toplumunun da İran’la karşı karşıya gelmekte ve Gazze’de “zorla aç bırakma yoluyla soykırım” yürütmekte ısrar ettiğini savundu.

Rusya-Ukrayna Savaşı ve Alaska Mutabakatları

Napolitano, McGovern’a Rus oligarklarının, Kremlin elitlerinin, Putin’e yakın isimlerin ve sıradan Rusların beşinci yılına giren savaşa daha ne kadar dayanabileceğini sordu. McGovern, “muhtemelen sonsuza kadar” yanıtını verdi. Putin’in büyük baskı altında olduğu yönündeki değerlendirmelere katılmadığını söyledi.

McGovern, Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın yakında Rusya tarafıyla görüşeceğini, Putin’in Ukrayna konusundaki sağ kolu Yuri Ushakov’un bunu duyurduğunu aktardı. Sergey Lavrov’un aynı gün yaptığı basın toplantısında, Rusya’nın ABD tarafına Alaska’da varılan anlaşmalara neden uyulmadığını soracağını söylediğini belirtti.

McGovern’a göre Rusya, “Anchorage ruhu” diye tarif edilen anlayışın Avrupalılar tarafından zayıflatıldığını düşünüyor. Lavrov’un Fransa, Germany ve Britain büyükelçileriyle görüştüğünü, ancak onların yeni bir şey sunmadığını söylediğini aktardı. McGovern, Lavrov’dan şu ifadeyi aktardı: “Rusya, Alaska zirvesi anlaşmalarına bağlıdır ve orada ortaya konan mutabakatların uygulanmasını beklemektedir.”

McGovern, Rusların açıkça bazı tavizler verdiklerini söylediklerini, ancak bunların ayrıntılandırılmadığını belirtti. Kendi tahminine göre Odessa bunlardan biri olabilir. Rusya’nın Ukrayna’nın yalnızca Europe için bir tahıl ambarı değil, Black Sea’ye erişimi olan bir varlık olarak kalmasını isteyebileceğini söyledi.

Tulsi Gabbard’ın Biyolaboratuvar Açıklaması

Programın son bölümünde Napolitano, Director of National Intelligence (Ulusal İstihbarat Direktörü) Tulsi Gabbard’ın açıklamasını yayınladı. Gabbard, ABD hükümetinin 30’dan fazla ülkede 120’den fazla biyolaboratuvara uzun süredir fon sağladığına dair yeni kanıtlar yayımladığını söyledi. “Bugün, 30’dan fazla ülkede 120’den fazla biyolaboratuvara uzun süredir ABD hükümeti fonu sağlandığına dair yeni kanıtlar yayımlıyorum,” diyen Tulsi Gabbard, bu laboratuvarların bir kısmının Ukraine gibi savaş nedeniyle risk altındaki yerlerde bulunduğunu açıkladı.

Gabbard, bu laboratuvarların bazılarında tehlikeli ve son derece bulaşıcı patojenlerle araştırmalar yapıldığını, bazı durumlarda “gain of function” (işlev kazandırma) araştırmalarının bulunduğunu söyledi. Dr. Anthony Fauci gibi siyasetçiler ve “sözde sağlık profesyonellerinin” Amerikan halkına ABD destekli biyolaboratuvarların varlığı konusunda tekrar tekrar yalan söylediğini savundu.

McGovern, bu açıklamada siyasi bir yön olduğunu kabul etti, ancak Gabbard’ın kitle imha silahları konusundaki kişisel inançlarıyla hareket ettiğini söyledi. Daha önce Hiroshima ve Nagasaki üzerine kendi videosunu yaptığını, şimdi de biyolojik ajanlar gibi başka bir kitle imha silahı türüne odaklandığını belirtti.

McGovern, Victoria Nuland’ın Biden döneminde Ukraine’de 40 laboratuvar bulunduğunu kabul ettiğini, ancak bunların tehlikeli faaliyetlerle bağlantılı olmadığını söylediğini aktardı. Gabbard’ın ise bunun tersini söyleyerek işlev kazandırma araştırmalarına işaret ettiğini belirtti. McGovern, Wuhan’daki çalışmaların Dr. Fauci’nin National Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüleri) fonlarıyla yapıldığını savundu.

COVID-19 Kökenleri ve İran Nükleer Dosyası

McGovern, CIA içinde bazı kişilerin COVID-19’un hayvandan geldiği yönündeki değerlendirmeye zorlandıkları için istifa ettiğini iddia etti. Congress’in, Tulsi Gabbard’ın selefi Avril Haines’ten yeni bir çalışma istediğini söyledi. Mart 2023 tarihli kısa raporu “örtbasların anası” diye nitelendirdi.

“Bu rapor, COVID-19’un kökenlerine ilişkin en muhtemel iki hipotezin göreli değerlerini ele almıyor,” diyen Ray McGovern, raporun temel sorulardan kaçındığını savundu. Ona göre National Intelligence Council ve dört açıklanmayan kurum bir tarafta, Department of Energy ve FBI diğer taraftaydı. McGovern, açıklanmayan kurumların konuyla ilgili uzmanlığı sınırlı kurumlar olabileceğini öne sürdü.

Napolitano, Gabbard’ın Fauci için “yalan söyledi” demesinin hukuken “defamation per se” sayılabileceğini, çünkü Fauci’nin yemin altında ifade verdiğini belirtti. Ancak McGovern, Fauci’nin dava açmayacağını düşündüğünü söyledi. Fauci’nin emekli olduğunu, Gabbard’ın görevden ayrılmak üzere olduğunu ve Fauci’nin konunun kapanmasını isteyeceğini savundu.

McGovern, Gabbard’ın görevde kalan son iki haftasında İran nükleer dosyasına ilişkin bildiklerini de açıklamasını umduğunu söyledi. Gabbard’ın daha önce her fırsatta İran’ın nükleer silah üzerinde çalışmadığını söylediğini belirtti. McGovern’a göre Gabbard, “İran nükleer silah üzerinde çalışmıyor; Trump ve diğerlerinin söyledikleriyle yanıltılmayın” derse haklı olurdu.

Açılış

Açılış Sesi: İlan edilmemiş savaşlar olağan hale geldi. Trajik biçimde, hükümetimiz Amerikan halkından hiçbir itiraz gelmeden önleyici savaşa, başka bir ifadeyle saldırganlığa başvuruyor. Ne yazık ki hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alışmış durumdayız. Gerçekten özgür bir toplum geliştirmek için güç kullanımını başlatma meselesinin anlaşılması ve reddedilmesi gerekir.

Açılış Sesi: Ya bazen ülkenizi sevmek için hükümeti değiştirmeniz ya da ortadan kaldırmanız gerekirse? Ya Jefferson haklıysa? Ya en iyi hükümet en az yöneten hükümetse? Ya hükümet yanlış yaptığında haklı olmak tehlikeliyse? Ya özgürlük için savaşırken ölmek, köle olarak yaşamaktan daha iyiyse? Ya özgürlüğün en büyük tehlike anı şimdi ise?

Judge Andrew Napolitano: Herkese merhaba, ben Judge Andrew Napolitano; Judging Freedom’dasınız. Bugün Monday, June 15, 2026. Ray McGovern birazdan bizimle olacak. Ruslar neyin peşinde? Ve İran’la gerçekten yürürlükte bir ateşkes planımız var mı?

İran, İsrail ve Ateşkes Tartışması

Judge Andrew Napolitano: Ray McGovern, hoş geldin sevgili dostum. Konuşacak çok şey var. CIA’in Ukraynalılara ne söylediğine ve Rusların muhtemelen ne yapacağına geçmeden önce şunu sorayım: İsrailliler Lübnan’da insanları öldürmeye devam ederken ABD-İran arasında anlamlı bir ateşkes mümkün olabilir mi?

Ray McGovern: İsrailliler zaten hayır dedi. Trump’ın hafta sonu Rubicon’u geçip geçmediğini ise göreceğiz. Pek sık dile getirilmeyen bir şey var: Dün Trump’ın doğum günüydü. Gerçekten özel bir doğum günü geçirmek istiyordu. Peki bunu kim berbat etti? Benjamin Netanyahu.

Ray McGovern: Bu doğum gününün ne kadar büyük olduğunu düşünen bir ergenin, hatta belki bir çocuğun zihinsel çerçevesine kendinizi koymanız gerekir. Bu 80’inci doğum günü. 10 yıl daha olur mu, kim bilir? Bu anlaşmayı yapmak üzereydi ve sonra gerçekten her şeyi berbat etti. Tanrı aşkına, doğum gününde istediğini alamadı.

Ray McGovern: Basmakalıp konuşmak istemem ama bu çok büyük bir faktördü. Sonunda, en son anda biraz daha taviz verdi, ama çok geçti. Zaten yarına kalmıştı. Bence dışarıdan bakan insanlar bunu hesaba katmalı: Bu konuların hepsinde biraz çocuksu bir zihniyeti var. Yarın ne yapacağını ya da Hegseth ve Rubio gibiler tarafından yarın neye ikna edileceğini kimse bilmiyor. Ruslar hiç bilmiyor.

Ray McGovern: Şimdi Ruslar ve Çinliler, İran’da daha fazla düşmanlığa karşı güçlü biçimde konuşuyor. İran’ın arkasındalar. Bence Trump bunu fark etmeye başlıyor.

Judge Andrew Napolitano: Vay canına. Larry Johnson, ABD aktif biçimde askeri olarak yanında savaşmadan, yalnızca İsrail ile İran karşı karşıya kalırsa İsrail’in yaklaşık altı gün dayanacağını söylüyor. Katılıyor musun?

Ray McGovern: Hayır. Ben beş gün derim.

Judge Andrew Napolitano: Elbette bunların hepsi tahmin.

Ray McGovern: Evet. Ama biliyorsunuz, Tomahawk’lar olmadan, İran’ın binlercesine sahip olduğuna çoğu insanın inandığı hipersonik füzelere karşı işe yarayan herhangi bir savunma olmadan İsrail’in savunması yok. Yani her şey yine Trump’ın bir çözüme ne kadar ihtiyaç duyduğuna bağlı; ekonominin ve dünya ekonomisinin çökmesini istemiyor. Bunu doğrudan açığa çıkarırsa Netanyahu’ya karşı durabilir mi? Bu konudaki sicili pek iyi değil.

Ray McGovern: İsrailliler de şimdiden uyarıda bulundu. Bakın, biz bu şeye bağlı değiliz, kendimizi savunuruz, diyorlar. ABD hükümetindeki herkes de “Elbette İsrail’in kendini savunma hakkı var” diyor. Dolayısıyla önümüzdeki 60 günde ne olacağını göreceğiz. Alistair’in bunun iyi bir adım, gerilimi azaltıcı bir adım olduğu görüşüne katılıyorum.

Judge Andrew Napolitano: Değil mi? Bundan sonrası, Larry ve Alistair’in de söylediği gibi, gerçekten belirsiz. Trump rejim değişikliği sağlamaya çalıştı. Olmuyor. Hatta Amerikalılar ve İsrailliler yaşlı Ayatollah’ı öldürdükten sonra İran’da çizgi daha da sertleşti.

Judge Andrew Napolitano: Trump, hedefinin İran’ın nükleer materyaline el koymak olduğunu söyledi. Olmuyor. Trump, İran’ın hiçbir zaman nükleer bomba edinmesini engellemeye çalıştı; bu zaten JCPOA kapsamında kabul ettikleri ve yaklaşık 2003’ten beri kararlılıkla bağlı kaldıkları bir şeydi. Ama yeni ayetullahla bunun nereye gideceğini bilmiyoruz. Trump bu anlaşmayla ne kazandı? Hürmüz Boğazı, o ve Netanyahu bu savaşı başlatmadan önce açıktı.

Ray McGovern: Evet, bu hazmedilmesi güç bir gerçek, değil mi? Boğaz açıktı. JCPOA’da 10 yıllık türden bir sınır vardı ve hatırladığım kadarıyla İranlılar nükleer silah üzerinde herhangi bir çalışmadan sonsuza dek vazgeçmiş değildi. Bu yüzden Trump ve diğerleri onu bu nedenle eleştirebilir.

Ray McGovern: Ama mesele elbette daha derin. İran kolayca “Yemin ederiz, noktalı çizgiye imzamızı atıyoruz; asla nükleer silah peşinde koşmayacağız” diye söz verebilir. Çünkü zaten peşinde değillerdi. Çünkü buna karşı dini bir ferman var. Ve çünkü buna ihtiyaçları yok. Onların bir nükleer silahı var; adı Hürmüz Boğazı. Ayrıca bitmek bilmeyen hipersonik füzeleri var.

Ray McGovern: Nükleer silahlar, fetva denen dini bir hükümle yasaklanmış durumda; bu fetva mevcut Supreme Leader’ın babası tarafından verilmişti. Bunu geri çevirir mi çevirmez mi, çoğu insan çevireceğini düşünüyor. Ben buna ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Ama bütün bunlar ikinci aşamada ortaya çıkacak.

Ray McGovern: Söylemeye çalıştığım şu: İkinci aşama o kadar zor olmak zorunda değil. Çünkü İranlıların “Bakın, her zaman yapmadığımızı ve asla yapmayacağımızı söylediğimiz şeyi asla yapmayacağımıza söz veriyoruz” demesini engelleyen hiçbir şey yok. Çoğu Amerikalı bunların hiçbirini bilmiyor. Trump da göğsünü kabartıp “Onlara yemin ettirdik; asla nükleer silah geliştirmeyecekler” diyebilir. Bu da ABD’deki medya ortamında iyi karşılanır.

Judge Andrew Napolitano: Peki Netanyahu Lübnan’da sivilleri öldürmeye yeniden başladığında ve İranlılar İsraillilere misilleme yaptığında ne olur?

Ray McGovern: O zaman ABD yine İran’la konuşur. “Lütfen misilleme yapmayın. Lütfen misilleme yapmayın. Burada size vereceğimiz daha fazla şey var. Yıllar önce sizden çaldığımız bütün milyarları size verelim ve bazı yaptırımları kaldıralım” der. Başka bir ifadeyle Trump sıkışmış durumda. Uluslararası ilişkiler uzmanlarının dediği gibi talep eden taraf o. İran’dan bir şeyler istiyor.

Ray McGovern: İran da dün “Bak, doğum günün olması umurumuzda değil. Neye çalıştığını biliyoruz. Belki yarın konuşuruz” dedi. Sonra Trump, Alistair’in çok iyi açıkladığı gibi daha fazla tavizle geldi ve bu da yetmedi.

Ray McGovern: Bütün mesele şu: Larry’nin de öne sürdüğü gibi, İsrailliler İran’a yeniden saldırırlarsa ABD’nin onları kurtarmasını bekleyebilecek mi? Bundan emin olamazlar. Ama geçmişte ABD, İsraillileri hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı. Dolayısıyla o yakıt ikmal tankerleri kullanılacak mı? Tarih, evet, Trump’ın buna zorlanacağını gösterir; yalnızca İsrailliler ve Netanyahu tarafından değil, bu ülkede “Bunu yapamazsınız Sayın Trump” diyen Lindsey Graham’lar ve diğerleri tarafından da.

Ray McGovern: Amerikalı Siyonistler, ister Lindsey Graham, Tom Cotton, Mike Huckabee, Ted Cruz gibi Hristiyan ama ateşli Siyonist olanlar, ister Mrs. Adelson ve onun varlıklı Yahudi Amerikalı çevreleri olsun, İsrail’in Lübnan’dan çekilmesini hiç kabul edecek mi? Trump’ın şu anda uğraşması gereken şey bu.

Ray McGovern: Onlara şöyle bir argüman sunabilir: Bakın, dünya ekonomisi dağılıyor. İranlıların nükleer silah edinmesini engelledim. Bu konu üzerinde çalışacağım ama Tanrı aşkına, İsrail’in Lübnan’da yeniden sorun çıkarmasına ihtiyacımız yok. İranlılar, garip bir nedenle, bu konuda gerçekten çok hassas. Lübnan kilit. İsrailliler Lübnan konusunda durursa, dünya ekonomisinde gerçek bir iyileşme ihtimalimiz olur; başka alanlarda da iyileşme olur.

Ray McGovern: Yani evet, sıkı durabilir misiniz Mrs. Adelson? Bana 60 gün verir misiniz, ne yapabileceğimize bakalım? Çok teşekkürler. Bunun böyle gidip gitmeyeceğini bilmiyorum ama ben gidişatı böyle görüyorum.

Hürmüz Boğazı ve Mutabakat Metni

Judge Andrew Napolitano: Hürmüz Boğazı konusunda, bu İran dış politika yetkilisi sözcüsünden. Mutabakat zaptına göre İran ve Oman, Hürmüz Boğazı’ndan geçişin yönetiminden sorumlu olacak. İran geçiş ücreti dayatmaya çalışmıyor. Ancak seyrüsefer hizmetleri, çevre koruma sigortaları ve diğer denizcilik hizmetleri karşılığında İran gerekli ücretleri toplayacak. Yani geçiş ücretleri olacak ama bunlara geçiş ücreti denmeyecek.

Ray McGovern: Evet, bugün ile bundan 60 gün sonrası arasında bir ayrım var mı bilmiyorum. Bence Alistair’in ima ettiği şey şuydu: Şimdilik İranlılar ve Omanlılar bu gemileri kontrol edecek ama zorunlu olarak ücret ya da adına ne derseniz onu dayatmayacaklar. Alistair’den duyduğum, 60 günden sonra ücretleri almaya geri dönecekleri; ücretlerin gerçekte ne için olduğuna dair hangi kelimeleri kullanırlarsa kullansınlar.

Judge Andrew Napolitano: Sanırım bu şey, iki tarafın da kabul edeceği İngilizce bir versiyona ve Farsça bir versiyona henüz yazılı olarak indirgenmedi. Olsaydı şimdi okuyabilirdik.

Ray McGovern: Hayır, doğru. Bu yüzden birkaç saat önce Alistair’i sorgulamanızın çok değerli olduğunu düşündüm. Çünkü Alistair’in elinde bir taslak var gibi görünüyor. Tamam, Trump’ın elindeki taslakla aynı olmayabilir ama en azından gerçek ihtilaf noktaları hakkında konuşabildi ve bunu İran kaynaklarından ya da Alistair’in nereden aldıysa oradan geldiği haliyle aşamalara ayırabildi. Kendisi de belirttiği gibi versiyonlar arasında farklılıklar olacak. Önümüzdeki birkaç gün, Geneva’da bir araya gelip bunu imzalayıp imzalamayacaklarını görmek açısından gerçekten ilginç olacak. Sanırım bunu Pakistani prime minister’ın gözetiminde Friday günü yapmayı umuyorlar.

Judge Andrew Napolitano: Trump Paris’te. Geneva’ya çok kısa bir mesafe. Ama muhtemelen İran liderleriyle fotoğraflarının çekilmesini istemez. O yüzden bunu JD Vance’e bırakır diye düşünüyorum.

Ray McGovern: Ben de öyle tahmin ederim. Ama Trump’ın bu büyük mutabakat zaptını tanıtmak için ne yapacağını tahmin etmemi istemeyin. Bunun bir anlaşma olmadığını hatırlayalım, değil mi? Bu, eğer bütün bu şeyler olursa bir anlaşmamız olacak diyen bir not.

Judge Andrew Napolitano: Halk arasındaki ifadeyle, anlaşmak üzere anlaşma.

Ray McGovern: Evet.

Rusya-Ukrayna Savaşı

Judge Andrew Napolitano: Rusya’ya geçelim, çünkü yalnızca dil konusunda değil, kültür konusunda da uzmanlığın var. Rus oligarkları, Kremlin elitleri, President Putin’in çevresindekiler ve sıradan insanlar, artık beşinci yılına girmiş olan bir savaşa daha ne kadar dayanabilir?

Ray McGovern: Muhtemelen sonsuza kadar. Meslektaşlarımın çoğunun gördüğünü söylediği, Putin’in büyük baskı altında olduğu işaretlerini ben görmüyorum. Şimdi Witkoff ve Kushner yakında geliyor. Putin’in Ukrayna konusunda sağ kolu olan Ushakov’a göre, Lavrov bugün bir basın toplantısında şunu söyledi: Bu insanlara Alaska anlaşmalarına, Anchorage ruhuna neden uymadıklarını soracağız. Avrupalıların bunu yıkmasına ya da dağıtmasına neden izin veriyorsunuz?

Ray McGovern: Lavrov geçen hafta France, Germany ve Britain’dan üç büyükelçiyle konuştu. “Üç kör fare” demedi ama üç büyükelçiden söz etti. Sunacak hiçbir şeyleri yoktu, dedi. Dolayısıyla Witkoff ve Kushner’a soracağımız şey şu olacak: Burada neler oluyor? Siz söz verdiniz.

Ray McGovern: Lavrov’dan gerçekten ilginç bulduğum bazı sözler şunlar: Russia, Alaska zirvesi anlaşmalarına bağlıdır ve orada ortaya konan mutabakatların uygulanmasını beklemektedir. Lavrov’a göre Putin, US President Trump’ın teklifini kabul ettiğini defalarca söyledi. Elbette Amerikan önerisi temelinde üzerinde mutabık kalınan pozisyonun uygulanmasını bekliyoruz.

Ray McGovern: Ruslar verdikleri tavizlerden açıkça söz etti. Bunlar ayrıntılandırılmadı. Ne olabileceklerine dair iyi bir fikrim var. Odessa bunlardan biri. Bence Ruslar gerçekten, yalnızca Europe’un geri kalanı için tahıl ambarı olan değil, Black Sea’ye erişimi olan bir varlık olarak kalabilecek bir Ukraine istiyor. Bu da Odessa için bir tür düzenleme anlamına gelir. Putin’in buna geniş biçimde ima ettiğini düşünüyorum.

Ray McGovern: Yani bu bir bakıma askıda. Ama sahada, Lavrov’un daha bu sabah söylediği bir başka şey var. Bakın, o üç kör fareyle konuştum, diyor; Britain, Germany ve France’dan üç büyükelçi. Yeni bir fikir sunmadılar. Ayrıca şunu söylüyor: Alaska’dan sonra hepsi Washington’a geldi ve Anchorage’da üstlendiğimiz önerileri kabul etmek yerine onları sabote ettiler. Ne yapacağız? Bu insanlar düzelmez.

Ray McGovern: Bu yüzden Putin’in Witkoff ve Kushner’ı kabul edecek olmasına şaşırıyorum.

İran Dışişleri’nin Yeni Açıklaması

Judge Andrew Napolitano: Ray, böldüğüm için kusura bakma; az önce gelen bir haber nedeniyle İran’a dönmem gerekiyor. Chris, bu elimizdeki ses kaydı mı, yoksa ben mi okuyorum? Tamam. Bu, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsünden bir açıklama. Görmedim ama Farsça ve İngilizce çeviri olduğunu tahmin ediyorum. Buyurun.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü: Bizim için önemli olan, bizim için belirleyici olan, Amerika’nın bu mutabakat zaptına göre verdiği sözlere ve yapılan anlaşmalara bağlılığıdır. Bölgemizin halkları, Zionist regime’in Amerika’yla önceden ya da sonradan koordinasyon ve işbirliği olmadan herhangi bir eylemde bulunduğunu asla kabul etmeyecektir.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü: Dolayısıyla Amerika, bu mutabakat zaptına göre üstlendiği taahhütleri yerine getirmekle yükümlü, mecbur ve sorumludur. Doğal olarak, bölgedeki diğer aktörler ya da Amerika’ya bağlı diğer taraflar tarafından yapılacak herhangi bir taahhüt ihlali de Amerikan tarafının sorumluluğunda olacaktır.

Judge Andrew Napolitano: Başka bir deyişle, President Trump, dostun Netanyahu’yu kontrol etsen iyi olur.

Ray McGovern: Evet, bu konuda bol şans. Göreceğiz. Netanyahu’nun kişisel güvenliği ve kişisel geleceği buna bağlı. Seçmenler tarafından çok olumsuz görülüyor. Hafızam yanıltmıyorsa Israel’de en geç October ayında seçimler var. Diğer insanlar da en az onun kadar kötü, hatta daha kötü. Naftali Bennett de aynı tür şeyleri söyler.

Ray McGovern: Dolayısıyla mesele Netanyahu’dan ibaret değil. Tanrı aşkına, İran’la karşı karşıya gelmekte ve Gaza’da zorla aç bırakma yoluyla soykırım yapmakta ısrar eden İsrail toplumunun kendisi.

Tulsi Gabbard, Biyolaboratuvarlar ve Fauci

Judge Andrew Napolitano: Konuyu değiştirelim. Director of National Intelligence Tulsi Gabbard’dan bir klip oynatacağım. Görünüşe göre bunu hafta sonu yapmış. Çok şık. Bir basın odasında ayakta durması gibi değil. Sanırım kendisini atayan kişinin yüzünde biraz gülümsemeyle, gösterişli bir çıkış yapmak istiyor. Ama burada nükleer biyolaboratuvarlar, Dr. Fauci ve açık ya da dürüst davranmamış diğerleri hakkında konuşuyor. Chris.

Tulsi Gabbard: Bugün, 30’dan fazla ülkede 120’den fazla biyolaboratuvara uzun süredir ABD hükümeti tarafından fon sağlandığına dair yeni kanıtlar yayımlıyorum. Bu biyolaboratuvarlar arasında Ukraine gibi yerlerde bulunan laboratuvarlar da var; bunlar süren Russia-Ukraine savaşı nedeniyle ele geçirilme ya da zarar görme riski altında olabilir.

Tulsi Gabbard: ABD hükümeti tarafından fonlanan bu biyolaboratuvarların çoğu, şu anda ya da geçmişte tehlikeli ve son derece bulaşıcı patojenler kullanılarak yapılan araştırmalara katıldı; bazı durumlarda tehlikeli gain of function araştırmaları da buna dahildi.

Tulsi Gabbard: Dr. Fauci gibi siyasetçiler ve sözde sağlık profesyonelleri, ABD tarafından fonlanan ve desteklenen biyolaboratuvarların varlığı konusunda Amerikan halkına defalarca yalan söyledi. Yalnızca yalan söylemekle kalmadılar, gerçeği ortaya çıkarmaya çalışanları da tehdit ettiler.

Tulsi Gabbard: ODNI ve ben, bu laboratuvarların tam olarak nerede olduğunu ve hangi patojenleri barındırdığını belirlemek için ABD hükümeti genelindeki ortaklarla yakın çalışmayı sürdüreceğiz; Amerikan halkının ve dünyadaki insanların sağlığını ve esenliğini tehdit eden tehlikeli gain of function araştırmalarını sona erdirmek için.

Judge Andrew Napolitano: Bunun hakkındaki düşüncelerin neler, Ray? Siyaseti değil, bilimi soruyorum.

Ray McGovern: Evet, bunun elbette siyasi bir tarafı var. Ama ben iyi niyetli açıklamayı kabul edeceğim. Tulsi’nin bazı kanaatleri var. Bunlardan biri nükleer savaş; hafızam yanıltmıyorsa yaklaşık bir yıl önce Hiroshima ve Nagasaki hakkında kendi küçük videosunu yapabilecek kapasitede olduğunu göstermişti. Şimdi de eşit derecede korkunç bir şeyi ele alıyor: bir kitle imha silahını, bu kez biyolojik ajanları.

Ray McGovern: ABD’nin 120 yerde laboratuvarları desteklediğini söylüyor; Ukraine’de ise 40 yer vardı. Biden için çalışan Victoria Nuland, “Evet, 40 tane var ama hiçbir şeye karışmıyorlar” diye kabul etmişti. Tulsi Gabbard ise hayır, bunlar gain of function araştırmalarına karışıyor diyor.

Ray McGovern: Bu nedir? Dr. Fauci’dir. Gain of function neydi? Wuhan’da, National Institutes of Health’ten Fauci’nin parasıyla bir laboratuvarda yapılan şey buydu. Bütün bunlar netleştiğinde CIA’de istifa eden insanlar vardı; “Bu korkunç, çünkü bunun bir hayvandan geldiğini söylemeye zorlanıyoruz. Oysa bir hayvandan gelmedi” dediler.

Ray McGovern: Bunun üzerine Congress, Tulsi’nin selefi Avril Haines’ten yeni bir çalışma yapmasını istedi. Mart 2023’te yeni bir çalışma geldi ve işte örtbasların anası burada ortaya çıktı. Şimdi, tıbbi terimleri, örneğin gain of function’ı açıklayan sözlüğe ek olarak beş buçuk sayfalık, çok kısa ve dolaylı bu raporun ne dediğini açıklayayım.

Ray McGovern: Raporda şöyle deniyor: Bu rapor, COVID-19’un kökenlerine ilişkin en muhtemel iki hipotezin göreli değerlerini ele almamaktadır. Vay canına. Sonra, Mart ayında istihbarat komitesi bu temel sorular üzerindeki analizini güncelledi ve ayrıştık, deniyor. Bir tarafta National Intelligence Director vardı; yani ben, Avril Haines, ve açıklanmayan dört başka kurum. Dört başka kurum ne olabilir? İstihbarat kurumlarının listesine baktım. Muhtemelen Space Force, Coast Guard, Treasury ve State Department olduğunu öne sürerim; bunların hiçbirinin bu konuda uzmanlığı yok.

Ray McGovern: Yani bu, onun başında bulunduğu National Intelligence Council ve buna karşı Department of Energy ile FBI idi. Tamam. Kimin doğru, kimin yanlış olduğunu çözememişler. Bütün bunların önemi ne? Bana göre önemi şu: Tulsi, Wuhan’daki gain of function araştırmasından sorumlu olduğu için Fauci’yi aklamayı yöneten bu çok yozlaşmış avukattan kendisini ayırarak çıkmak istiyor. Bu araştırma da sırasıyla COVID-19’dan sorumluydu. Bundan daha önemli ne olabilir?

Judge Andrew Napolitano: İlginç olan şu, Ray: “Yalan söyledi” dediğinde hukuken defamation per se denen şeyi işlemiş oldu, çünkü Fauci yemin altında ifade verdi. Yani onu suç işlemekle itham etti. Ona dava açıp açmayacağını görmek ilginç olacak, çünkü gerçek bir savunmadır. O zaman dava, senin konuştuğun bu meselelerin özüne gider.

Ray McGovern: Ona dava açmayacak. Emekli oldu. O görevden ayrılıyor. Onun ortadan kaybolmasını istiyor. Amerikan kamuoyu bir yanıt alana kadar bu meselenin asla ortadan kalkacağını sanmıyorum.

Judge Andrew Napolitano: Paraya da ihtiyacı yok.

Ray McGovern: Hayır, paraya ihtiyacı olmadığını biliyoruz.

Ray McGovern: Tulsi, Anthony Fauci için “bu sözde sağlık profesyoneli” bile diyor. Burada yapmaya çalıştığı şey şu: “Bakın Amerikalılar, bu gerçekten önemli. Nükleer meselenin gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum; bu yüzden bir yıl önce ayrı bir video yaptım. Şimdi şu şeye bakın. Ne kadar korkunç. Bir başka kitle imha silahı. Bu konuda yalan söylediler. Yalan, yalan, yalan” diyor.

Ray McGovern: Şimdi nispeten temiz bir sicille ayrılmak istiyor. Benim umudum, görevde sadece iki haftası kalmışken, çıkıp şöyle demesi: “Tamam, İran nükleer dosyası hakkında gerçekten elimizde olan şey şu. Fırsat bulduğum her yerde buna tanıklık ettim. Nükleer silah üzerinde çalışmıyorlar. Bu yüzden Trump’ın ve diğerlerinin söyledikleriyle yanıltılmayın. Hiçbir zaman nükleer silah sahibi olmak istemediler. Buna ihtiyaçları yok.”

Ray McGovern: Ve bunu söylemekte haklı olurdu, çünkü annual threat report’ta bunu söylemesine izin verilen her yıl bunu söyledi.

Judge Andrew Napolitano: Ray McGovern, tüm bu konulardaki mükemmel analizin için çok teşekkür ederim sevgili dostum. Seni Friday günü görmeyi bekliyoruz; bu meseleler bir yöne ya da diğerine giderse daha erken de olabilir.

Ray McGovern: Teşekkür ederim, Judge.

Judge Andrew Napolitano: Teşekkür ederim dostum. Her şey gönlünce olsun.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol