Ray McGovern: Finlandiya ve Litvanya Hamleleri “Tersine Küba Füze Krizi” Riski Taşıyor
İngilizce podcast bölümünde Ray McGovern ve Larry, Vladimir Putin’in Batı’ya yönelik son açıklamalarını, Ukrayna savaşı bağlamında Rusya’nın tehdit algısını ve Finlandiya ile Litvanya’nın NATO nükleer silahlarının geçişi veya konuşlandırılmasına izin verme ihtimalini tartıştı. Bölümde özellikle, bu gelişmelerin Rusya tarafından nasıl algılanabileceği ve bunun NATO-Rusya gerilimini ne ölçüde tırmandırabileceği ele alındı.
Putin’in Batı’ya Mesajı
Programda önce Vladimir Putin’in bir konuşmasından alıntı yayımlandı. Putin, Rusya’nın “Batılı elitlerden benzeri görülmemiş bir baskıyla” karşı karşıya olduğunu söyledi. Batı’nın Rusya’ya savaş alanında “stratejik yenilgi” yaşatmak ve Rus toplumunu istikrarsızlaştırmak istediğini savundu.
“Bize savaş alanında stratejik bir yenilgi tattırmak istediler, toplumumuzu istikrarsızlaştırmak istediler, ama her konuda başarısız oldular,” diyen Vladimir Putin, Batı’nın Kiev yönetimini Rusya’yı yıkmak için “koçbaşı” olarak kullandığını ileri sürdü.
Putin, Rusya’nın varoluşsal bir tercih karşısında olduğunu da söyledi. Ona göre Rusya ya güçlü ve bağımsız bir ülke olarak kalacak ya da Rusya diye bir şey olmayacak. “Rusya yalnızca güçlü ve bağımsız bir ülke olabilir; aksi halde Rusya olmaz,” diyen Putin, ülkesinin zayıflık gösterdiği her durumda görmezden gelindiğini ve şiddetle karşılık gördüğünü savundu.
Putin ayrıca Batı’nın Rusya’yı “küresel bir güç faktörü” olmaktan çıkarmaya çalıştığını iddia etti. “Bizi her zaman sınarlar,” diyen Putin, “Bu kez de başarısız olacaklar ve sonsuza dek başarısız olacaklar” ifadelerini kullandı.
Ray McGovern: “Bunlar Çok Ciddi Kaygılar”
Sunucu, Ray McGovern’a Putin’in bu sözlerinin iç politikaya yönelik performatif bir mesaj mı, yoksa gerçekten ciddi güvenlik kaygılarının ifadesi mi olduğunu sordu. McGovern, Putin’in açıklamalarının ciddi olduğunu söyledi.
“Bunlar çok ciddi kaygılar, Judge,” diyen Ray McGovern, Putin’in birkaç gün önce, 28 Haziran’da da benzer bir çizgide konuştuğunu belirtti. McGovern’a göre Putin, Ukrayna’daki savaşın Batı’nın istediği yönde gitmediğini ve Rusya’nın “özel askeri operasyon” olarak adlandırdığı süreci sürdüreceğini açıkça ifade etti.
McGovern, Putin’in bakış açısını şöyle özetledi: Rusya kendi stratejik zaferini hedeflerken, Batı Rusya’ya karşı stratejik bir zafer arıyor. McGovern’a göre bu karşılıklı stratejik hedefler çatışması, söylemin sertleşmesinin temelinde yer alıyor.
Finlandiya, Litvanya ve “Tersine Küba Füze Krizi”
McGovern’ın en çok üzerinde durduğu yeni unsur, Finlandiya’nın NATO nükleer silahlarının kendi topraklarından geçişine ve konuşlandırılmasına onay vermesi iddiasıydı. McGovern ayrıca Litvanya’nın da aynı yönde bir açıklama yaptığını söyledi. Almanya Başbakanı Scholz’un bu ülkeleri desteklediğini belirtti.
“Burada tersine bir Küba Füze Krizi’nin oluşumunu görüyorsunuz,” diyen Ray McGovern, 1962’de Sovyetler Birliği’nin Küba’ya nükleer başlıklı stratejik füzeler yerleştirmesini ve dönemin ABD Başkanı Kennedy’nin buna karşı çıkmasını hatırlattı. McGovern, Khrushchev’in geri adım atmasının büyük bir felaketi önlediğini söyledi.
McGovern’a göre Finlandiya ve Litvanya’ya nükleer silah konuşlandırılması halinde Rusya çok sert tepki verebilir. “Eğer bu insanlar Finlandiya’ya ve Litvanya’ya nükleer silah koyarsa, Tanrı korusun başka yerlere de koyarlarsa, Ruslar çok çok güçlü tepki verecek,” diyen McGovern, Moskova’nın bu silahların yerleştirilmesini engellemek için elinden geleni yapacağını savundu.
McGovern, böyle bir konuşlandırma gerçekleşirse Rusya’nın tam olarak ne yapacağını kestiremeyeceğini söyledi. Ancak Rusya’nın Iskander füzeleri ve başka gelişmiş silah sistemleriyle karşılık verme kapasitesine sahip olduğunu belirtti. Ona göre Rusya, sınırında nükleer silah konuşlandıran bir NATO ülkesine saldırabilir.
“Benim görüşüme göre, sınırında nükleer silah konuşlandırılırsa Rusya bir NATO ülkesine saldırmak için Iskander’ler ve başka sofistike silahlar kullanır,” diyen Ray McGovern, Ukrayna savaşının temelinde de bu meselenin bulunduğunu savundu.
“Ukrayna Meselesi de Buydu”
McGovern, NATO’nun doğuya genişlemesi ve Rusya sınırlarına yakın askeri altyapının artması konusunu Ukrayna savaşıyla ilişkilendirdi. Ona göre Ukrayna’daki savaş da Rusya’nın sınırında NATO kaynaklı bir askeri tehdit algılamasıyla bağlantılıydı.
Finlandiya ve Litvanya artık NATO üyesi olduğu için, McGovern bu ülkelerin nükleer silah konuşlandırma yönünde ilerlemeleri halinde Rusya’nın hedefi olabileceklerini söyledi. “Finlandiya ve Litvanya artık NATO üyesi; bu projeye devam ederlerse Rus darbelerini hissedecekler,” diyen McGovern, bu ihtimali ciddi bir tırmanma riski olarak değerlendirdi.
McGovern’ın değerlendirmesi, Putin’in konuşmasındaki “Rusya zayıflık gösterirse şiddetle karşılık görür” argümanıyla birlikte sunuldu. McGovern, Putin’in açıklamalarının yalnızca iç kamuoyuna yönelik bir gösteri olmadığı, Rusya’nın stratejik güvenlik algısına dayandığı görüşünü savundu.
Larry: Avrupa Rusya’dan Korkmayı Bıraktı
Programda daha sonra Larry’ye Putin’in korkularının sağlam bir temele dayanıp dayanmadığı soruldu. Sunucu, Doğu Avrupa’daki aktörlerin Rusya’nın Ukrayna’da yıllardır savaşmasından dolayı kırılgan olduğunu düşünüp düşünmediğini de gündeme getirdi.
Larry, bu aktörlerin “gerçekliğe ve olgulara bakmadığını” söyledi. Ona göre bu durum, Sergey Karaganov’un son dönemde dile getirdiği değerlendirmeleri destekliyor. Larry, Karaganov’u önde gelen bir akademisyen olarak tanımladı ve başında bulunduğu okulun ABD’deki Ivy League düzeyindeki kurumlarla kıyaslandığını söyledi.
“Avrupa, Rusya korkusunu kaybetti,” diyen Larry, Sergey Karaganov’un temel uyarısının bu olduğunu aktardı. Larry’ye göre Avrupa, Rusya’nın nükleer silah kullanmayacağını varsayıyor ve bu nedenle Rusya’ya karşı istediği gibi davranabileceğini düşünüyor.
Larry, Karaganov’un bu bağlamda Avrupa’ya karşı taktik nükleer silah kullanılmasının gündeme gelebileceğini söylediğini aktardı. Ancak Karaganov’un bunu ilk adım olarak ya da yakın gelecekte muhtemel bir eylem olarak savunmadığını özellikle belirtti.
“Karaganov bunu ilk adım olarak ya da yakın gelecekte olası bir şey olarak savunmuyordu,” diyen Larry, bu ihtimalin provokasyonların sürmesi halinde gündeme gelebilecek bir uyarı olarak sunulduğunu ifade etti.
Almanya, Birleşik Krallık ve Savaş Söylemi
Larry, özellikle Almanya ve Birleşik Krallık’ın Rusya ile savaşa girme ihtimalinden açıkça söz etmesini tehlikeli bulduğunu söyledi. Almanya’nın bu konuda çekingen davranmadığını savundu.
“Almanya ve Birleşik Krallık açıkça Rusya ile savaştan söz ederken, Rusya bunu ciddiye alıyor,” diyen Larry, bu söylemin Finlandiya ve Baltık ülkeleriyle ilgili askeri gelişmelerle birleştiğinde Moskova açısından daha tehditkâr göründüğünü belirtti.
Larry, McGovern’ın Finlandiya ve Litvanya hakkında söylediklerine atıf yaptı ve bu gelişmelerin Putin’in son konuşmalarıyla birlikte okunması gerektiğini savundu. Ona göre Moskova, NATO’nun sınırlarına yaklaşmasını ve nükleer silah ihtimalini yalnızca diplomatik bir anlaşmazlık olarak değil, askeri-stratejik bir tehdit olarak görüyor.
Operation Barbarossa Hatırlatması
Larry, Putin’in askeri akademi mezunlarına hitaben yaptığı bir konuşmaya da değindi. Ona göre Putin, bu konuşmada Operation Barbarossa’ya, yani Nazi Almanyası’nın 1941’de Sovyetler Birliği’ne saldırısına atıfta bulundu.
Larry, Putin’in bu atıfla Sovyetlerin o saldırıya hazırlıksız yakalandığını hatırlattığını söyledi. “Putin aslında ‘Operation Barbarossa’yı hatırlıyoruz’ diyordu,” diyen Larry, bunun bugünkü Rus stratejik düşüncesinde “aynı hatayı tekrar etmeme” mesajı taşıdığını savundu.
Larry’ye göre Putin’in verdiği mesaj, Rusya’nın bir kez daha hazırlıksız yakalanmayacağı yönündeydi. Bu değerlendirme, programdaki genel argümanla uyumluydu: Konuşmacılara göre Rusya, Batı’nın askeri hamlelerini ve NATO’nun sınırlarına yakınlaşmasını varoluşsal bir güvenlik meselesi olarak görüyor.
Ortak Değerlendirme: Tırmanma Riski
Programda iki konuşmacı da Putin’in açıklamalarının yalnızca iç politikaya yönelik olmadığını savundu. McGovern, Finlandiya ve Litvanya üzerinden nükleer konuşlandırma ihtimaline odaklanırken, Larry Avrupa’nın Rusya’nın nükleer eşiklerini yanlış değerlendirdiğini ileri sürdü.
İki konuşmacı arasında açık bir görüş ayrılığı aktarılmadı. Her ikisi de Batı’nın ve özellikle Avrupa’daki bazı NATO üyelerinin Rusya’nın tepkisini hafife aldığı görüşünde birleşti. McGovern bunu “tersine Küba Füze Krizi” benzetmesiyle anlattı; Larry ise Sergey Karaganov’un Avrupa’nın Rusya korkusunu kaybettiği yönündeki uyarısını öne çıkardı.
Bölümün ana ekseni, Ukrayna savaşının artık yalnızca Ukrayna topraklarındaki askeri gelişmelerle sınırlı görülmemesi gerektiği yönündeydi. Konuşmacılara göre Finlandiya, Litvanya, Almanya ve Birleşik Krallık üzerinden şekillenen açıklamalar ve askeri hamleler, Rusya-NATO hattında daha geniş bir güvenlik krizine dönüşebilir.