Ray McGovern: CIA’in LSD Deneylerine Dair Belgeler “Bastırılan Bir İfşa”
Ray McGovern’ın konuk olduğu yayında, National Security Archive (Ulusal Güvenlik Arşivi) tarafından yayımlandığı belirtilen CIA belgeleri konuşuldu. Programda McGovern, belgelerin 1950’lerden itibaren CIA’in LSD ve başka uyuşturucularla yürüttüğü zihin kontrolü ve sorgu araştırmalarına dair ayrıntılar içerdiğini söyledi; sunucu “Judge” ise belgelerin ne zaman çıktığını, kim tarafından yayımlandığını ve insan deneyleri iddialarının ne anlama geldiğini sordu.
Belgelerin Kaynağı ve Yayın Tarihi
Yayının başında sunucu, söz konusu raporların 1950’lere kadar uzandığını belirterek Ray McGovern’a neyin yayımlandığını, kimin yayımladığını ve artık ne bilindiğini sordu. McGovern, bu belgelerden kendisinin de çok kısa süre önce haberdar olduğunu söyledi. Ona göre dosyalar, George Washington University bünyesindeki National Security Archive tarafından yayımlanmıştı ve CIA’in 1950’den itibaren LSD gibi maddelerle yaptığı deneyleri ayrıntılı biçimde belgeliyordu.
"Judge, bunu duymayan tek kişi siz değilsiniz; ben de bugün saat 10.00’da Moscow’daki RT International’dan gelen bir e-postaya kadar duymamıştım," diyen Ray McGovern, kendisine gönderilen bağlantının National Security Archive’a ait olduğunu gördüğünü ve belgeleri okuduğunu ifade etti.
McGovern’ın anlatımına göre RT International, kendisinden bu belgeler hakkında konuşmasını istedi. E-postada, George Washington University’nin National Security Archive birimi tarafından yayımlanan yaklaşık 1.200 sayfalık bir çalışmadan söz ediliyordu. McGovern, bu çalışmanın CIA’in 1950’den bu yana LSD ve benzeri uyuşturucularla yürüttüğü deneyleri “kim yaptı, neden yaptı” gibi ayrıntılarla anlattığını söyledi.
Sunucu, belgelerin ne zaman yayımlandığını sorduğunda McGovern, yayın tarihinin 23 Aralık olduğunu belirtti. Program sırasında bunun Ocak 2025’in ikinci haftasında konuşulduğu ifade edildi. McGovern, belgelerin Christmas’tan iki gün önce yayımlandığını ve bunun medyada yer almadığını savundu.
"23 Aralık’ta çıktı; eğer Christmas 25 Aralık’taysa ve matematiğim doğruysa, bu Christmas’tan yaklaşık iki gün önce demek," diyen McGovern, belgelerin “bastırıldığını” ve gazeteler ya da başka medya kuruluşları tarafından taşınmadığını ileri sürdü.
McGovern: “Bu Bastırılan Bir İfşa”
McGovern, belgeleri dikkatle okuduktan sonra bunların önemli bir ifşa olduğunu düşündüğünü söyledi. Yayında, çalışmayı yalnızca genel iddialar içeren bir metin olarak değil, isimlerin, kurumların ve uygulamaların ayrıntılandırıldığı bir belge dizisi olarak sundu. Belgelerde adı geçen bazı kişileri tanıdığını, hatta bazılarıyla birlikte çalıştığını da aktardı.
"My God, bu bastırılan bir ifşa," diyen Ray McGovern, belgeleri “adı geçen kişiler hakkında madde madde, satır satır bir iddianame” olarak değerlendirdi.
McGovern, CIA’e Nisan 1973’te girdiğini söyledi. Bu nedenle belgelerde yer alan bazı kişileri şahsen bildiğini ileri sürdü. Ancak yayında bu kişilerin adlarını tek tek sıralamadı; daha çok belgelerin kapsamını ve önemini anlatmaya odaklandı.
Yayındaki ana vurgu, belgelerin geçmişte kamuoyuna sınırlı ölçüde yansıyan CIA programlarına yeni ayrıntılar eklediği iddiasıydı. McGovern, National Security Archive’ı “çok saygın bir araştırma kurumu” olarak tanımladı ve belgelerin Freedom of Information request (Bilgi Edinme Özgürlüğü başvurusu) yoluyla elde edildiğini söyledi.
İnsan Deneyleri ve Gönüllülük Tartışması
Sunucu, CIA’in uyuşturucuları insanlar üzerinde gönüllü mü yoksa istem dışı mı kullandığını sordu. Ayrıca bunların insan deneyleri olup olmadığını ve işkence kapsamına girip girmediğini öğrenmek istedi. McGovern’ın yanıtı, hem gönüllü hem de habersiz deneklerin bulunduğu yönündeydi.
"Gönüllü olanların çoğu, Judge, Atlanta’daki hapishanelerdendi," diyen Ray McGovern, buna karşılık yeni açıklanan belgelerin “habersiz” bırakılan çok sayıda kişiye de işaret ettiğini belirtti.
McGovern, deneylerde yalnızca mahkûmların değil, hastanelerin de rol oynadığını anlattı. Georgia State University Hospital’ın bir bölümünün bu amaçla kullanıldığını söyledi. Ona göre hastanede LSD ve başka maddelerin verilmesinden sonra “iyileşen ya da iyileşmeyen” kişiler için özel bir alan oluşturulmuştu.
"Georgia State University Hospital’da tam da bunun için inşa edilmiş bir kanat vardı," diyen McGovern, bu alanın LSD ve diğer maddelerin etkilerinden çıkan kişiler için kullanıldığını açıkladı.
McGovern, meselenin sadece CIA personeliyle sınırlı olmadığını da savundu. Ona göre bu programlar, birlikte çalışan tıp personelini de içine alan daha geniş bir etik çöküşü gösteriyordu. Bunu “tıbbi çalışanların bütünüyle yozlaşması” olarak niteledi.
National Security Archive Belgelerinin İçeriği
McGovern, National Security Archive’ın yayımladığı çalışmanın uzun yıllara dayanan bir belge toplama sürecinin sonucu olduğunu söyledi. Kurumun CIA’in zihin kontrolü araştırmalarının “şok edici tarihini” ortaya koyduğunu ifade etti. Yayında, bu programlar için kullanılan farklı kısaltmalardan söz etti; ancak kısaltmaları tek tek saymadı.
"National Security Archive bugün, CIA’in zihin kontrolü araştırma programının şok edici tarihine ilişkin akademik bir belge çalışmasının yayımlanmasını duyurdu," diyen McGovern, metnin yıllar boyunca toplanan belgelerin ürünü olduğunu belirtti.
McGovern’a göre CIA içinde farklı dönemlerde farklı program adları ve kısaltmalar kullanıldı. Bunun, yeni gelen CIA direktörlerinin yalnızca kendi dönemlerine kadar olan ya da kendi dönemlerindeki kayıtları görmesiyle ilişkili olduğunu anlattı. Bu noktada, kurum içindeki bilgi akışının ve denetimin sınırlı kalmış olabileceğini ima etti; ancak bunu dışarıdan doğrulanmış bir bilgi olarak değil, belgeler üzerinden yaptığı değerlendirme olarak sundu.
Programda ayrıca, açıklamanın Seymour Hersh’ün bu programları ifşa etmesinden 50 yıl sonra geldiği belirtildi. McGovern, araştırmacı gazeteci Seymour Hersh’ün geçmişteki ifşalarının ardından Frank Church başkanlığındaki komisyonun kurulduğunu söyledi. Bu sürecin ardından Temsilciler Meclisi ve Senato’da istihbarat gözetim komitelerinin oluşturulduğunu anlattı.
Church Komisyonu ve Kongre Denetimi
McGovern, Seymour Hersh’ün ifşalarının ardından ortaya çıkan siyasi sonuçlara da değindi. Ona göre Frank Church’ün başkanlık ettiği komisyon, bu programlara yönelik soruşturma sürecinde önemli bir yer tuttu. Ancak McGovern, sonrasında kurulan kongre denetim mekanizmalarının etkili olmadığını savundu.
"Sonuçta Frank Church’ün başkanlık ettiği komisyon kuruldu ve Temsilciler Meclisi ile Senato’da istihbarat gözetim komiteleri oluşturuldu," diyen McGovern, bu komitelerin kendisine göre görevlerini etkili biçimde yerine getirmediğini ekledi.
McGovern, “oversight” kelimesi üzerinden eleştiri yaptı ve kongre denetim komitelerinin bu kavrama “yeni bir anlam” kazandırdığını söyledi. Bu ifade, onun söz konusu komiteleri başarısız veya yetersiz bulduğunu gösteriyordu. Ancak yayında bu komitelerin hangi somut kararları aldığı ya da hangi durumlarda başarısız olduğu ayrıntılandırılmadı.
Bu bölümde McGovern’ın temel argümanı, CIA gibi kurumların geçmiş uygulamalarında hesap verebilirlik olmadığında benzer yöntemlerin tekrar edebileceğiydi. Geçmişteki LSD ve zihin kontrolü deneyleriyle daha sonraki sorgu uygulamaları arasında bir zihniyet bağlantısı kurdu.
Sorgu Ekipleri, Polygraph ve Uyuşturucular
McGovern, belgelerden bir örnek vererek CIA Direktörü’nün dört sorgu ekibi kurulmasını onayladığını söyledi. Ona göre bu ekipler yalnızca polygraph (yalan makinesi) değil, uyuşturucular da kullanacaktı. Bu uygulamanın amacı, sorgularda istenen sonuçları elde etmekti.
"Bir Central Intelligence Direktörü, yalnızca polygraph değil, istedikleri sonuçları almak için uyuşturucular da kullanacak dört sorgu ekibi kurulması planını onayladı," diyen McGovern, bunun sorgu teknikleri açısından ne anlama geldiğini sorguladı.
McGovern, bu noktadan hareketle geçmiş CIA programları ile daha sonraki ABD sorgu uygulamaları arasında paralellik kurdu. Özellikle Iraq’ta weapons of mass destruction (kitle imha silahları) bulunduğuna dair kanıt üretme çabaları bağlamında Bush, Cheney ve Condoleezza Rice’ın adlarını andı. Bu değerlendirme, McGovern’ın kendi siyasi ve tarihsel yorumu olarak aktarılmalıdır; transcript bu iddianın bağımsız doğrulamasını sunmuyor.
"Bu tür şeylerden sorumlu tutulmazsanız, Gestapo yöntemlerini sorgu için kolayca benimseyebilirsiniz," diyen McGovern, Iraq’ta kitle imha silahlarına dair kanıt arayışı sırasında benzer bir mantığın devreye girdiğini savundu.
McGovern’ın bu sözleri, yayının en sert bölümlerinden birini oluşturdu. Ona göre geçmişteki gizli deneyler ve daha sonraki sorgu politikaları arasındaki ortak nokta, yetkililerin hesap vermemesi ve denetim mekanizmalarının yeterince işlememesiydi.
Hesap Verebilirlik Vurgusu
Yayının sonunda McGovern, bu tür programların tekrar etmemesi için hesap verebilirliğin şart olduğunu söyledi. Ona göre asıl eksik halka, Kongre’nin istihbarat gözetim komiteleriydi. Bu komitelerin görevi, istihbarat kurumlarının faaliyetlerini denetlemekti; ancak McGovern, bu mekanizmaların yeterli olmadığını savundu.
"Bu insanları sorumlu tutmak zorundasınız," diyen McGovern, eksik halkanın kongre denetim komiteleri olduğunu ifade etti.
Programda sunucu daha çok açıklayıcı sorular sorarken, McGovern belgeleri yorumlayan ana konuşmacıydı. Sunucu, belgelerin ne zaman yayımlandığını, deneylerin gönüllü ya da istem dışı olup olmadığını ve işkence boyutunu sordu. McGovern ise National Security Archive belgelerine dayanarak CIA’in LSD ve diğer maddelerle yürüttüğü programların kapsamını, hastaneler ve mahkûmlar üzerinden yürütüldüğü iddia edilen insan deneylerini, Seymour Hersh sonrası soruşturma sürecini ve kongre denetimi konusundaki eleştirilerini anlattı.