Glenn Diesen

Professor Richard Wolf: Amerikan İmparatorluğunun Gerilemesi Dünya Ekonomisini Çözüyor

İngilizce kaydedilen podcast bölümünde sunucu Glenn ile Professor Richard Wolf, ABD’nin yaptırımlar, İran gerilimi, küresel ekonomik kırılganlıklar ve iç siyasetteki çözülme karşısında nasıl bir döneme girdiğini tartıştı. Bölümde Wolf, ABD’nin yaşadığı sorunları “Amerikan imparatorluğunun gerilemesi” çerçevesinde değerlendirdi; Glenn ise ABD’nin rakiplerinin ve müttefiklerinin bu yeni döneme nasıl uyum sağladığını sordu.

Yaptırımların Beklenmeyen Sonuçları

Glenn, Donald Trump’ın İran’a karşı “economic D-Day” ilanından ve ardından Scott Bessent’in petrol fiyatlarının neden yükseldiğini anlayamadığını söylemesinden hareketle, yaptırımların artık “dikkatsizce” kullanıldığını belirtti. ABD ekonomisinin ve ABD’ye küresel ayrıcalık sağlayan modelin zorlandığını söyleyen Glenn, başka ülkelerin de olası Amerikan krizine ya da yaptırımlara hazırlanmak için alternatifler kurduğunu ifade etti.

Wolf, yaptırımların etkisini anlatmak için Hollanda’daki set benzetmesini kullandı. “Dünyanın artık gerçek bir küresel ekonomiye ulaştığını düşünüyorum; burada kelimenin tam anlamıyla her parça, ithalat, ihracat ya da sermaye hareketleriyle diğer her parçaya karmaşık biçimde bağlı,” diyen Richard Wolf, büyük bir aksamanın hızla başka alanlara yayıldığını belirtti.

Wolf’a göre borçluluğun devletler, şirketler ve hanehalkları düzeyinde küresel olarak artması, herhangi bir temerrüdün çok uzak aktörleri de etkilemesine yol açıyor. Son günlerden örnek olarak petrol fiyatlarındaki yükselişi ve Strait of Hormuz (Hürmüz Boğazı) üzerinden petrol geçişindeki bozulmayı gösterdi. Japonya, South Korea ve bazı Asya ülkelerinin petrol almakta zorlandığını, yüksek fiyatlar ödediğini anlattı.

Wolf, Japonya’nın bu sırada yenin değer kaybı nedeniyle zaten baskı altında olduğunu, yüksek petrol fiyatlarının Japonya’yı daha fazla döviz ihtiyacına ittiğini söyledi. Ona göre Japonya’nın petrol almak için yen satıp dolar ya da başka para birimlerine dönmesi, yen üzerindeki baskıyı artıracaktı. Bu nedenle Bessent’in Japonya’ya euro cinsinden 22 milyar dolarlık “tuhaf” bir kredi düzenlediğini söyledi.

“Bunu düzeltti; ama şimdi yeni sorunlar var,” diyen Wolf, ABD iç siyasetinde bu adımın seçmenlere Japonya’daki bir kur sorununu kurtarmak için para bulunurken, ABD’deki acil yerel sorunlara kaynak bulunamaması şeklinde sunulabileceğini belirtti. Wolf’a göre bu durum, seçimlere haftalar kala Trump açısından siyasi olarak zararlıydı.

Japonya, Tahviller ve ABD Konut Piyasası

Wolf, Japonya’nın zayıflayan yen ve pahalı petrol karşısında bir başka adım olarak elindeki US Treasury bonds (ABD Hazine tahvilleri) satmaya başladığını söyledi. Japonya’nın ABD’nin en büyük alacaklısı olduğunu ve 1 trilyon doların üzerinde ABD tahvili tuttuğunu belirtti.

Wolf’a göre Japonya’nın tahvilleri hızlı satması tahvil fiyatlarını düşürdü; bu da 30 yıllık tahvillerde faizleri yükseltti. ABD’de 30 yıllık tahvillerle rekabet eden diğer büyük enstrümanın uzun vadeli konut kredileri olduğunu söyleyen Wolf, artan tahvil faizlerinin konut piyasasını baskıladığını ifade etti. “Bir sorunu çözüyorsunuz ve sonra fiilen başka bir sorunu, siyaset ile ekonomi arasında daha kötü hale getiren bir şey yapıyorsunuz,” diyen Wolf, bunu gerileyen imparatorlukların tipik ikilemi olarak niteledi.

Wolf, ABD borsasının yükselmeye devam ettiğini ancak hisse sahibi olmayan ya da kayda değer hissesi bulunmayan geniş kitlelerle arasındaki farkın siyasi bir soruna dönüştüğünü söyledi. Ona göre borsanın başarısı, daha geniş siyasi sistem açısından bir başarısızlık haline geliyor.

Bu noktada Wolf, ABD iç siyasetinde AIPAC desteğinin de ters tepmeye başladığını savundu. AIPAC’ı İsrail bağlantılı lobi olarak tanımlayan Wolf, ilerici adayların Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti adaylarına karşı “rakibim AIPAC tarafından destekleniyor” söylemiyle kampanya yürütebildiğini söyledi. Bunun artık seçim kazandırabildiğini savundu.

İlerici Solun Yükselişi ve Sağdaki Çatlaklar

Glenn, Wolf’un anlattıklarının bir “kırılma noktasının” çoktan geldiği izlenimi verdiğini söyledi. Trump’ın küresel ekonomik sistemi yeniden örgütlemeye çalıştığını, çünkü bu sistemin artık Amerikan hâkimiyetini sürdürmediğini belirtti ve ABD’nin geçmişte bu konumunu nasıl koruduğunu sordu.

Wolf, konuşmanın “depresif” bir düzeye geldiğini söyledi. Kendini şeffaflık adına ilerici sol içinde konumlandırdığını belirtti, ancak olup biteni kendi arzularından ayırmaya çalıştığını ekledi. İlerici demokratik sosyalistlerin başarısının Amerikan halkının sosyalizme yönelmesi anlamına gelmediğini savundu. “Hayır, kesinlikle değil,” diyen Richard Wolf, kapitalizmden berrak bir kopuş da görmediğini belirtti.

Wolf’a göre ilerici solun seçim kazanmasının nedeni, çözüm gibi görünen bir şey söyleyen tek kesim olması. Bu çözümün belirsiz ve işlenmemiş olduğunu kabul etti; ancak “hükümeti iyi şeyler yapmaya yöneltebiliriz” fikrinin, yorgun ve savunmacı görünen MAGA siyaseti karşısında pozitif bir etki yarattığını söyledi.

Wolf, hükümeti yöneten çevreleri tanıdığını, aynı seçkin üniversite sisteminden geldiğini ve bazılarıyla okul arkadaşı olduğunu anlattı. Bu çevrelerin de çok moralsiz olduğunu belirtti. “Vietnam’da kaybettik, Afghanistan’da kaybettik, Iraq’ta kaybettik ve şimdi Ukraine’de kaybediyoruz ya da kaybedebiliriz diye konuşuyorlar,” diyen Wolf, askeri hikâyenin onlar açısından çok moral bozucu olduğunu ifade etti.

Wolf, USS Abraham Lincoln gemisindeki banyo koşullarına dair yakın zamandaki ifşanın, “her şeyin dağıldığı” hissine doğrudan hitap ettiğini söyledi. Trump’ın fiziksel durumunun da ABD’de komedyenlerin ve yorumcuların sürekli gündeminde olduğunu belirtti. İran savaşının kaybedildiği fikrinin artık yaygınlaştığını, sol ve sağın bunda hemfikir olduğunu, merkezin de isteksizce kabul etmeye başladığını savundu.

Trump, Sembolik Hamleler ve İç Siyasette Gerilim

Wolf’a göre sağ kanadı artık yalnızca sembolik jestler harekete geçiriyor. Bu jestlerin de Trump’ın elinde kalan en sert destekçi kesimlere, yani beyaz üstünlükçülere, silah savunucularına ve kürtaj karşıtlarına hitap ettiğini söyledi.

Wolf, ABD Donanması’nın Pearl Harbor saldırısında kahramanlık gösteren African-American denizci Doris Miller’ın adının verileceği planlanan büyük bir geminin adının değiştirilip Trump yapılmasının tartışıldığını söyledi. “Bu, destekçilerinin birçoğu arasında bile alay ve dehşet yarattı,” diyen Wolf, yalnızca en beyaz üstünlükçü kesimlerin bu fikri beğendiğini savundu.

Wolf ayrıca Head Start programının sona erdirilmesini gündeme getirdi. Bu programın yaklaşık 50 yıl önce yoksul mahallelerdeki küçük çocuklara kamu okullarında ek destek sağlamak için geliştirildiğini belirtti. Kendi babasının da programın kuruluşuna yardım ettiğini söyleyen Wolf, bu adımı African-American karşıtı bir hareket olarak değerlendirdi.

Ekonomide ise gelecek yıl bütçesinin birkaç hafta içinde çıkması gerektiğini, bunun muhtemelen önceki açıktan daha büyük bir açık olacağını söyledi. ABD’nin borçlanma kapasitesinin sorun haline geldiğini savundu. 30 yıllık borçlanmada yüzde 5,25’in üzerinde faiz ödenmesi gerekirse bunun konut kredisi piyasasını öldüreceğini, kısa vadeli borçlanmada da faizlerin yüzde 4-4,5’in üzerine çıktığını söyledi. ABD’nin hâlihazırda faiz ödemelerine 1 trilyon doların üzerinde harcadığını belirtti.

Wolf, ilericilerin seçmenlere, hükümete borç verenlerin en zenginler ve en büyük şirketler olduğunu anlatacağını söyledi. “Şirketlerin ve zenginlerin hükümete borç verecek parası var, çünkü hükümet onları vergilendirmiyor,” diyen Richard Wolf, Trump’ın ilk ve ikinci dönemindeki büyük vergi indirimlerinin bu tabloyu yarattığını savundu.

“Amerikan İmparatorluğunun Gerilemesi”

Glenn, ABD’nin sorunlarının yalnızca sağ-sol meselesi olmadığını söyledi. ABD karşıtlarının kendi teknolojilerini, sanayi temellerini, mali koridorlarını, kalkınma bankalarını, ödeme sistemlerini, ulusal para ticaretini ve güvenlik düzenlemelerini geliştirdiğini anlattı. ABD müttefiklerinin de yalnızca gerileyen değil, daha “pervasız” hale gelen bir ABD’ye bağımlılıktan kaygılandığını söyledi.

Glenn, ABD’nin ekonomik kaynaklarının büyük olduğunu ama kaynakların çok yoğunlaştığını belirtti. İran’a karşı savaşın, Russia’ya karşı vekâlet savaşının ve China’ya karşı ekonomik savaşın başarısız olduğunu söyledi. Teknoloji devriminin bir balona benzediğini, yeniden sanayileşme planının, doları canlandırma hedefinin ve finansal sistemin baskı altında olduğunu ifade etti.

Wolf, bu soruları “Amerikan imparatorluğunun gerilemesi” kavramıyla anlamlandırdığını söyledi. “Benim için değerli bulduğum kavramsal çerçeve, Amerikan imparatorluğunun gerilemesi içinde yaşadığımız fikridir,” diyen Wolf, bunun Glenn’in sıraladığı unsurları birbirine bağladığını belirtti.

Wolf’a göre Amerikan basınında ve kültüründe gerileyen imparatorluk referansları bir yıl öncesine göre 10 kat arttı. Yine de bu söylemin hâlâ sınırlı olduğunu ekledi. ABD’nin çok zengin ve kaynak sahibi bir ekonomik, siyasi ve askeri sistem olduğunu inkâr etmedi; ancak bu zenginlik ve kaynakların artık bir yüke dönüştüğünü savundu.

Wolf, ABD liderlerinin “bir şekilde idare ederiz” zihniyetine alıştığını söyledi. ABD kapitalizminin 1930’larda çöktüğünü ama yeniden toparlandığını hatırlattı; ancak bu sefer aynı şeyin olmayabileceğini düşündüğünü belirtti. World War II sonrası ABD’nin European ve Japanese imparatorluklarının mirasını devraldığını savundu. India’nın Britain’dan kopmasından sonra ABD’nin büyük dost haline geldiğini, Africa’da French ve Belgian çekilirken ABD’nin devreye girdiğini söyledi.

Wolf’a göre ABD, Avrupa sömürgeciliğinin mirasçısı olurken kendini eski bir koloni olarak sömürgelerin müttefiki konumuna yerleştirdi. Böylece doların küresel para birimi olması, ABD’nin bir numaralı siyasi güç, ihracatçı, ithalatçı ve sermaye kaynağı konumuna gelmesi mümkün oldu.

İran, Nükleer Silah Tartışmaları ve Küresel Çözülme

Wolf, Iran’ı bu tarihsel dönüşün “çığlık atan sembolü” olarak gördüğünü söyledi. 1953’te Mohammad Mossadegh’in devrilmesini, British tarafından yürütülen ama temelde CIA tarafından organize edilen bir operasyon olarak niteledi. Ardından Shah’ın ABD tercihi olarak iktidara getirildiğini anlattı. Shah’ın Islamic religious community dışında tüm toplumsal güçleri ezdiğini, sonunda Ayatollah ve bu topluluğun onu devirdiğini söyledi.

Wolf’a göre Iran, füze silolarını dağların altına yerleştirerek ABD’yi nasıl zorlayacağını buldu. Bunun yalnızca İran’a özgü olmadığını, dost ve düşman ülkelerin de ABD baskısından kurtulmanın yollarını aradığını söyledi. “Şimdi bütün dünya Mr. Trump’a karşıymış gibi görünüyor ve o da bütün dünyaya karşıymış gibi görünüyor,” diyen Wolf, bunun ABD etrafında kurulmuş dünya ekonomisinin çözülmesi anlamına geldiğini savundu.

Wolf, ABD ordusundan taktik nükleer silahlara dair bazı tartışmaların sızdığına da değindi. Bunların özellikle İran’da kullanılmasından söz edildiğini söyledi. Russia ve China gibi rakiplerin de bu tür silahları ABD’ye ulaştırma kapasitesine sahip olduğunu hatırlatan Wolf, böyle bir düşüncenin çaresizlikten kaynaklandığını savundu.

Avrupa, Almanya ve Yeni Düzen Arayışı

Glenn, ABD’nin rakiplerinin post-Amerikan dünyada yerlerini bulmaya çalıştığını, BRICS ve Shanghai Cooperation Organization gibi yapılarda yeni ekonomik ve güvenlik mimarileri tartıştığını söyledi. Ancak ABD müttefiklerinin, özellikle eski Avrupa ve Japon imparatorluklarının, II. Dünya Savaşı sonrası ABD imparatorluğunun “küçük ortakları” olarak ayrıcalıklı bir konum bulduğunu belirtti. ABD’nin gerilemesiyle bu ilişkinin daha çıkarcı ve müttefikleri “yiyen” bir hale geldiğini savundu.

Wolf, çevresinde gördüğü en büyük ekonomik dönüşümün neoliberalizmden sert ekonomik milliyetçiliğe geçiş olduğunu söyledi. “Serbest ticaretin canı cehenneme, piyasanın canı cehenneme; piyasa düzgün davranmazsa müdahale ederiz,” diyen Richard Wolf, Trump’ın özellikle Intel dahil yüksek teknoloji şirketlerinden büyük hisse blokları aldığını, Bessent’in döviz piyasalarına ve Treasury piyasasına müdahale ettiğini ifade etti.

Wolf, Trump’ın neoliberal küreselleşme dönemini Global South’un aksine ABD aleyhine işlemiş gibi sunduğunu söyledi. Bunu “cesaretinde dikkat çekici bir tarih yeniden yazımı” olarak niteledi. ABD’de Chamber of Commerce ve ekonomi bölümlerinin uzun süre “basit neoliberalizme” bağlı olduğunu, bunun ise artık kaba milliyetçiliğe bırakıldığını savundu.

Wolf, Caribbean ve Western Pacific’te küçük teknelerde öldürülen balıkçıların sayısının 200’ü geçtiğini iddia etti. Yargıç, jüri, avukat ya da kanıt olmadan hükümetin teknelerde ne olduğunu bildiğini varsayıp insanları öldürdüğünü söyledi. ABD içinde uyuşturucu kaçakçılığı iddiasıyla suçlu bulunanların bile idam edilmediğini vurguladı.

Avrupa konusunda Wolf, European ülkelerinin II. Dünya Savaşı sonrası ABD’ye bağlanarak “yanlış ata oynadıklarını” fark edebileceğini söyledi. Germany’de Alternative für Deutschland ya da France’ta National Rally gibi güçlerin Russia ve China ile yeni anlaşmalar yapabileceğini, bunun NATO’nun geleceğini zorlayacağını savundu.

Wolf, Greece’in Piraeus limanının China tarafından satın alınmasını ve BYD’nin German sanayisinde artan varlığını bu yönde işaretler olarak gördüğünü söyledi. German-Russian alliance ihtimalinin eski bir Avrupa meselesi olduğunu belirtti ve bunun Avrupa’yı yeni kararlarla karşı karşıya bırakacağını savundu.

Almanya’da Siyasi Sarkacın Dönüşü

Glenn, Germany’nin bugün Avrupa’nın en militan ve anti-Russian hükümetlerinden birine sahip göründüğünü, ancak aşırılığa giden ülkelerde sarkacın geri dönebileceğini söyledi. Alternative für Deutschland’ın Avrupa’daki en güçlü muhalefetlerden biri olduğunu ve farklı bir model sunabilirse Avrupa için önemli olabileceğini belirtti.

Glenn, son yıllarda inşa edilen açık ve bağlantılı dünya düzeninin kurumlarının atıldığını savundu. International law, uluslararası finans kuralları, ticaret kuralları, freedom of navigation, demokrasi ilkesi ve Gaza’daki soykırım iddiaları gibi başlıklarda eski ilkelerin terk edildiğini söyledi. Europe’da Romania ve Germany örnekleri üzerinden “yanlış partiye oy verme” durumunda seçimlerin ya da özerk konumların hedef alınabileceğini iddia etti.

Wolf, Germany meselesini daha güçlü ifade etmek istediğini söyledi. Alternative für Deutschland’ın iktidara gelirse German ekonomisini Russia’dan ucuz petrol ve gaza açacağını, Russia ile anlaşma yapacağını ve Ukraine’deki Zelensky rejimine desteği durduracağını belirtti. “Bunu Alman kamuoyuna program olarak götüreceksiniz: Artık Ukraine’de savaşmak için vergi ödemek zorunda kalmayacaksınız,” diyen Wolf, bunun seçmenlere doğrudan ekonomik rahatlama vaat edeceğini söyledi.

Wolf, göçmen karşıtı söylemin tek başına yeterli olmayacağını, asıl güçlü argümanların Ukraine savaşını bitirme ve enerji fiyatlarını düşürme vaatleri olduğunu savundu. Friedrich Merz’in BlackRock geçmişi nedeniyle Alternative für Deutschland tarafından “American stooge” gibi sunulduğunu söyledi ve Merz’in popülaritesinin düştüğünü belirtti.

Wolf, annesinin Berlin’de doğduğunu ve çocukluğundan beri German konuştuğunu anlatarak Germany’yi yakından takip ettiğini söyledi. Far left içinde Die Linke ve Sahra Wagenknecht çevresinin toplamda kolaylıkla yüzde 10-15 düzeyinde destek bulabileceğini iddia etti. Germany’de merkez siyasetin zorlanacağını, ABD’den de fazla yardım alamayacağını savundu.

Son olarak Wolf, New York’ta çevresinde Republican Party ve Democratic Party’ye yönelik hoşnutsuzluğun hayatında gördüğü hiçbir şeye benzemediğini söyledi. “1960’larda hiçbir şey, şimdi sahip olduğumuz hoşnutsuzluk düzeyine yaklaşmadı,” diyen Wolf, bu hoşnutsuzluğun yaşla doğrudan ilişkili olduğunu, gençlerin kapitalizmin vaat ettiği yaşamı bulamadıklarını hissettiğini belirtti.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol