Chas Freeman: Trump’ın İran Anlaşması Netanyahu ile Washington Arasında Kriz Yarattı
İngilizce yayımlanan Judging Freedom programında Judge Andrew Napolitano, eski ABD diplomatı Chas Freeman ile ABD’nin İran’la vardığı belirtilen uzlaşıyı, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun tepkisini, Hürmüz Boğazı’nın durumunu ve savaşın Washington açısından sonuçlarını konuştu. Freeman, sürecin ABD için stratejik bir yenilgiye dönüştüğünü, İsrail’in ise İran’la diplomatik bir anlaşmayı sabote etmeye çalıştığını savundu.
Trump’ın İran’la Uzlaşı Arayışı
Napolitano, programa Başkan Donald Trump’ın neden İranlıların nisan ayında sunduğuna benzer görünen bir anlaşmayı kabul ettiği sorusuyla başladı. Chas Freeman’a göre bunun ardında birkaç etken vardı; ancak belirleyici faktör ABD’nin petrol depolama kapasitesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden taşımacılıkta yaşanan gecikmenin petrol piyasalarına etkisiydi.
"ABD petrol depolama kapasitesinin sonuna geliyor," diyen Chas Freeman, "bu durum Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyattaki gecikmenin etkisiyle birleşince petrol fiyatlarında ve pompada benzinde büyük bir sıçrama yaratacak" şeklinde açıkladı. Freeman, bunun Trump açısından siyasi olarak olumsuz olduğunu ve başkanın düşen popülaritesinden kaygı duyması için her nedeni bulunduğunu söyledi.
Freeman, ABD ile İran arasındaki son karşılıklı saldırıların da öğretici olduğunu belirtti. Ona göre İran, İsrail’in “orantısız karşılık” standardını benimsedi. Freeman, İran’a yapılan bir saldırıda belirli düzeyde zarar verilirse Tahran’ın bunun 5 ila 10 katı zarar vermeye çalışacağını söyledi. Bölgedeki çok sayıda Amerikan üssüne yapılan İran saldırılarını da son ABD provokasyonuna verilmiş bir karşılık olarak niteledi.
Ateşkes Değil, Gerilimi Azaltma
Freeman, konuşmada kullanılan kavramların kafa karıştırdığını özellikle vurguladı. Ona göre ortada bir “ateşkes” ya da “barış anlaşması” yoktu. Daha doğru ifade, çatışmaların gerilimini düşürmeye yönelik bir anlayış birliğiydi. Freeman, bunun da kalıcı bir çözüme dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda oldukça kuşkucu konuştu.
"Bir ateşkes yaşamadık; üzerinde uzlaşılmış bir gerilimi azaltma süreci yaşadık," diyen Chas Freeman, "barış anlaşması yok; çatışmayı daha da azaltma ve diplomatik diyalog ile müzakere yürütme anlayışı var" şeklinde belirtti. Ancak Freeman, bu müzakerelerin umut verici görünmediğini, çünkü Trump’ın diğer tarafın neyi kabul ettiğine dair kendi anlatısını ürettiğini savundu.
Freeman’a göre İranlılar kalıcı bir barış anlaşması için neye ihtiyaç duydukları konusunda çok netti ve geçici bir anlaşma istemiyordu. “Deal” kelimesinin bile işlemsel bir anlam taşıdığını söyleyen Freeman, Batı Asya’da, yani Orta Doğu’da barış üretmek için gereken şeyin bu olmadığını ifade etti.
İsrail’in Rolü ve Netanyahu’nun Tepkisi
Freeman’ın en sert değerlendirmelerinden biri İsrail’e ilişkindi. Ona göre İsrail yalnızca bir müttefik gibi davranmamakla kalmıyor, aynı zamanda İran’la herhangi bir anlayışı bozmak için hareket ediyordu. Freeman, İsrail’in ABD’yi bu savaşa sürüklediğini ve savaşın İran yok edilene kadar devam etmesini istediğini ileri sürdü.
"İsrail’in yalnızca müttefik olmadığı değil, aynı zamanda sabotajcı olduğu tamamen açık hale geldi," diyen Chas Freeman, "İran’la herhangi bir anlayışı mahvetmeye kararlı" şeklinde değerlendirdi. Freeman’a göre İsrail, İran’ı yok etme görevini ABD’ye devretti; ancak Washington bunu yerine getirmedi.
Napolitano, The Washington Post’un haber başlığını da aktardı: “İsrailliler Trump’ın İran’la barış anlaşmasını kınıyor.” Haberin alt başlığında Netanyahu’nun eleştirmenleri ve destekçilerinin anlaşmayı “felaket” olarak nitelediği belirtiliyordu.
JD Vance ve Yaptırım Tartışması
Napolitano daha sonra Başkan Yardımcısı JD Vance’in Fox News’te yaptığı açıklamayı gündeme getirdi. Vance, anlaşmanın İran’a Amerikan parası verilmesi anlamına gelmediğini söyledi. Napolitano ise İran’ın istediğinin Amerikan parası değil, kendi banka hesaplarındaki paraya erişim olduğunu belirtti; ABD’nin yaptırımlar ve bankalara yönelik tehditler yoluyla bunu engellediğini söyledi.
"Anlaşma, İranlıların Amerikan parasından tek bir kuruş almayacağını söylüyor," diyen JD Vance, "İranlılar şartlara uyarsa başka ülkeleri, bizi değil, başka ülkeleri ülkelerine yatırım yapmaya davet ederiz" şeklinde açıkladı.
Freeman, söz konusu paranın İran Devrimi’ne misilleme olarak ABD tarafından fiilen el konulan para olduğunu savundu. Ayrıca bu yaptırımların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı olmadan uygulanan tek taraflı Amerikan yaptırımları olduğunu ve uluslararası hukuk açısından yasa dışı olduğunu ileri sürdü. Çin ve Rusya’nın da bu yaptırımları yasal kabul etmediğini söyledi.
Freeman, G7 toplantısı bağlamında Avrupa’nın Trump diplomasisinin öngörülemezliğiyle baş etmeye çalıştığını belirtti. Ona göre Avrupalıların iki hedefi vardı: Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky’yi yeniden sahiplenmesini sağlamak ve İsrail’in İran gündemini Trump’a yeniden dayatmak. Freeman, bu gündemin İran’ın füzelerinden vazgeçmesini ve İsrail yayılmacılığına karşı direniş unsurlarıyla bağlarını koparmasını içerdiğini söyledi.
Anlaşmanın Yazılı Hale Getirilmemesi
Napolitano, İranlıların anlaşmanın bir anlama, Amerikalıların başka bir anlama geldiğini söylediğini belirterek metnin neden yayımlanmadığını sordu. Freeman’a göre bunun nedeni anlaşmanın kamuoyuna belli bir çerçevede sunulmak istenmesiydi.
"Metin, onu propaganda çerçevesine oturtmak için geciktiriliyor," diyen Chas Freeman, "stratejik açıdan muhtemelen ABD’nin Vietnam Savaşı’ndan bu yana en büyük yenilgisi olan şeyin etkisi Amerikan kamuoyu için yumuşatılmaya çalışılıyor" şeklinde savundu.
Freeman, JD Vance’in CENTCOM’un Hürmüz Boğazı’ndan tanker çıkışını yönettiği yönündeki iddiasının doğru olmadığını söyledi. Ona göre İran tanker sahipleriyle anlaşmıştı; tankerler Hürmüz Boğazı’ndan geçmek için ücret ödüyordu.
Savaşın ABD’ye Maliyeti
Napolitano, ABD’nin İran’a karşı 100 günlük savaştan ne kazandığını sordu. Freeman’ın yanıtı netti: ABD hiçbir şey kazanmadı, çok şey kaybetti. Ona göre savaş ABD’de enflasyonu artırdı, Trump yönetimi için benzin fiyatları üzerinden siyasi bir tuzak yarattı ve Hürmüz Boğazı üzerindeki eski serbest geçiş düzenini ortadan kaldırdı.
Freeman, Hürmüz Boğazı’nın daha önce Anglo-Amerikan deniz hukuku kurallarıyla herkes için serbest geçişe açık bir hat olarak işlediğini, artık İran’ın sağladığı hizmetler için ücret alacağı bir düzene geçtiğini söyledi. Ayrıca ABD’nin rejim değişikliği de gerçekleştiremediğini savundu. Ona göre yapılan tek şey, İran’da nükleer silah geliştirilmesine karşı çıkan bir liderlik kademesinin ortadan kaldırılması ve yerlerine bunu destekleyen kişilerin gelmesiydi.
Freeman, ABD’nin mühimmat stoklarının ve füze önleme kabiliyetlerinin de tükendiğini ileri sürdü. Bu nedenle ABD’nin Tayvan Boğazı’nda bir kriz ya da Ukrayna’ya Rusya’ya karşı yardımın yeniden başlaması gibi başka ihtimallere karşı hazırlıksız kaldığını söyledi. Ayrıca Washington’ın müzakereyi daha önce saldırılara örtü olarak kullandığını, Pakistan ve Qatar arabuluculuğunda masada varılan anlaşmaları sonra reddettiğini belirtti.
"Kimse artık bize güvenmiyor," diyen Chas Freeman, "hiçbir şey kazanmadık; bu savaşta çok şey kaybettik" şeklinde vurguladı. Freeman ayrıca savaşın muhtemelen 1 trilyon dolara mal olacağını, bunun borçla finanse edileceğini ve gelecek kuşaklarca ödeneceğini söyledi.
Mark Warner’ın Eleştirisi
Napolitano, Senato İstihbarat Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Mark Warner’ın da benzer bir eleştiri dile getirdiğini aktardı. Warner, ABD’nin veya müttefiklerinin savaştan sonra daha iyi bir noktada olduğunu savunmanın mümkün olup olmadığını sordu. Ona göre İran rejiminin liderliği daha radikal hale gelmişti; zenginleştirilmiş uranyumu çıkarabilmek için sahada Amerikan askerlerine ihtiyaç duyulabilirdi ve bu da ABD halkının istemeyeceği bir adımdı.
"Bizim ya da müttefiklerimizin bu savaştan öncekinden daha iyi durumda olduğunu kim savunabilir?" diyen Mark Warner, "benzin fiyatlarına bakın; 2,80 dolardan 4,20 dolara çıktı ve bence daha da artacak" şeklinde belirtti. Warner, dünyanın genel rezervlerinin de azaldığını savunarak bunun Amerika ya da müttefikleri için nasıl daha iyi sayılabileceğini sorguladı.
Napolitano, Colonel Douglas Macgregor’ın bu kararı “modern çağda bir Amerikan başkanının aldığı en kötü dış politika kararı” olarak nitelediğini söyledi. Freeman ise bununla mutabık olduğunu, hatta 250 yıllık Amerikan bağımsızlığı içinde bundan daha kötü bir karar düşünmekte zorlandığını ifade etti.
Stoklar, Silahlar ve Bilgi Savaşı
Programda ABD’nin silah stokları da tartışıldı. Pete Hegseth, ABD’nin dünyadaki en iyi mühimmatları ürettiğini, cephaneliğin güçlendirildiğini ve stokların iyi durumda olduğunu savundu. "Stoklarımız harika ve yalnızca daha da güçlenecek," diyen Pete Hegseth, bunun mevcut yönetimin yaklaşımı sayesinde olacağını ifade etti.
Napolitano bu yanıta kuşkuyla yaklaştı. Freeman da binlerce Tomahawk füzesi, yüzlerce Patriot, çok sayıda önleyici sistem ve kaybedilen bölgesel radarlar düşünüldüğünde stokların sorunsuz olduğunu söylemenin mümkün olmadığını belirtti.
Freeman, modern savaş alanının uydular, hava gözlemleri ve insansız hava araçları nedeniyle neredeyse tamamen şeffaf hale geldiğini söyledi. Ona göre savaşta aldatma eskiden sahada kullanılırken, artık bilgi alanına taşındı. Freeman, hükümetin gerçekliği inkâr ettiğini, yanlış sunduğunu ve Amerikan kamuoyunu ya da düşmanı yanıltmak için bilgi savaşında aldatmayı normalleştirdiğini savundu.
Netanyahu’nun İç Siyasi Sıkışması
Napolitano, Netanyahu’nun içeride nasıl bir siyasi çıkmaza girdiğini sordu. Freeman, Netanyahu’nun hem Hamas’a yaklaşımı hem de 7 Ekim saldırılarına hazırlıksız yakalanması nedeniyle birçok İsrailli tarafından suçlandığını söyledi. Ayrıca Netanyahu’nun artık ABD desteğini kaybetmekle de suçlandığını belirtti.
Freeman’a göre İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail’in İran ve ABD’nin Batı Asya’da “denklemi değiştirmesine” izin vermeyeceğini söylemişti; ancak Freeman’a göre denklem zaten değişmişti. Uzun yıllar boyunca İsrail’in komşularına yönelik askeri eylemlerine gerçek bir karşılık verilmediğini söyleyen Freeman, artık komşuların ateşle karşılık verdiğini belirtti.
"İsrail sonunda İran’ı kendisine ve İsrail’in kötü davranışlarına ortak olan ABD’ye ateş açma riskini almaya itti," diyen Chas Freeman, "bundan sonra İsrail İran’a ya da İran’ın desteklediği direniş hareketlerinden birine bir şey yaparsa İran karşılık verecek" şeklinde değerlendirdi. Freeman’a göre bu karşılık sadece orantılı değil, İsrail’i cezalandıracak ölçüde ağır olacaktır.
Netanyahu’nun Güvenlik Bölgeleri Savunusu
Napolitano, Netanyahu’nun kendisini savunduğu bir konuşmayı da yayımladı. Netanyahu, İsrail’in Gaza, Lebanon ve Syria çevresinde derin güvenlik bölgeleri kurduğunu, Assad ordusunun silahlarının ortadan kaldırıldığını ve bu bölgelerde ülkeyi korumak için gerektiği kadar kalınacağını söyledi.
"7 Ekim’den sonra basit bir ilke belirledim," diyen Benjamin Netanyahu, "İsrail, terör örgütlerinin sınırlarımıza yerleşmesine ya da topraklarımıza terör tünelleri kazmasına izin vermeyecek" şeklinde açıkladı.
Freeman ise bunu başarısız bir politikanın pekiştirilmesi olarak gördüğünü söyledi. Ona göre İsrail 78 yıldır hiçbir komşusuyla barış içinde bir arada yaşamaya yönelik gerçek bir öneri sunmadı. Freeman, İsrail’in Filistin halkına ve işgal altındaki topraklarda yaşayanlara sert davrandığını, sınır ötesinde bombalama ve öldürme eylemleri yürüttüğünü savundu. Bu yaklaşımın İsrail’e güvenlik getirmediğini, tersine uzlaşmaz düşmanlar yarattığını söyledi.
Freeman’ın son değerlendirmesi Netanyahu’nun İsrail’i ciddi tehlikeye attığı yönündeydi. İsrail’in sürekli füze saldırısı tehdidi altında yaşayamayacağını, İsraillilerin de bu füzelerin tamamen engellenemediğini gördüğünü söyledi. Netanyahu’nun Filistinlilerle, komşularla ya da İran’la barış görüşmeye hazır olmadığını belirten Freeman, bunun İsrail devletini ağır bir riskle karşı karşıya bıraktığını ifade etti.
Açılış
Anlatıcı: İlan edilmemiş savaşlar sıradan hale geldi. Trajik biçimde hükümetimiz, başka adıyla saldırganlık olan önleyici savaşlara girişiyor ve Amerikan halkından buna yönelik hiçbir şikâyet gelmiyor. Ne yazık ki hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alışmış durumdayız. Gerçek anlamda özgür bir toplum geliştirmek için güç başlatma meselesi anlaşılmalı ve reddedilmelidir. Ya bazen ülkenizi sevmek için hükümeti değiştirmek ya da ortadan kaldırmak gerekiyorsa? Ya Jefferson haklıysa? Ya en iyi hükümet, en az yöneten hükümetse? Ya hükümet yanlışken haklı olmak tehlikeliyse? Ya özgürlük için savaşarak ölmek, köle olarak yaşamaktan iyiyse? Ya özgürlüğün en büyük tehlike saati şimdi ise?
Judge Andrew Napolitano: Herkese merhaba, ben Judge Andrew Napolitano; Judging Freedom’dasınız. Bugün 16 Haziran 2026 Salı. Ambassador Chas Freeman birazdan bizimle olacak. Başkan Trump, Başbakan Benjamin Netanyahu’ya hayır derse ne olur?
Trump’ın İran Anlaşmasını Kabul Etmesi
Judge Andrew Napolitano: Ambassador Freeman, hoş geldiniz sevgili dostum. Ne konuşursak konuşalım, sizinle tartışmak her zaman bir zevk. Donald Trump’ın, görebildiğimiz kadarıyla İranlıların nisan ayında sunduğu anlaşmayla temelde aynı olan bir anlaşmayı neden kabul ettiğini düşünüyorsunuz?
Chas Freeman: Bence birkaç etken vardı; fakat burada muhtemelen belirleyici unsur, Amerika Birleşik Devletleri’nin petrol depolama kapasitesinin sonuna gelmiş olmasıydı. Bu da Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkiyatındaki gecikmenin etkisiyle birleşince petrol fiyatlarında ve pompada benzinde büyük bir sıçrama yaratacak. Bu siyasi olarak iyi bir şey değil ve Donald Trump’ın düşen popülaritesinden kaygı duyması için her nedeni var.
Chas Freeman: Buna ek olarak, ABD’nin son karşılıklı saldırı turu ve İran’ın misillemesi öğretici oldu. İran, kendisine yönelik saldırılara İsrail’in orantısız karşılık standardını benimsedi. Yani İran’a saldırıp belli miktarda zarar verirseniz, onlar size bunun 5 ila 10 katı zarar vermeye çalışacak. Görünüşe göre bölgedeki çok sayıda Amerikan üssüne yaptıkları saldırılarla, son provokasyonumuza karşı bunu yaptılar.
Chas Freeman: Bu yüzden artık diplomatik çözüm dışında herhangi bir çözüm olduğuna inanmaya devam etmek imkânsız. Şu anda bir çözüm içinde değiliz. İnsanların kafasını en çok karıştıran ve olup biteni anlamamıza gerçekten yardımcı olmayan şeylerden biri yanlış kelime kullanımı. Bir ateşkes yaşamadık. Çatışmaların geriliminin azaltılması konusunda uzlaşılmış bir durum yaşadık. Bir barış anlaşması yok. Çatışmaların daha da azaltılması, diplomatik diyalog ve müzakere yürütülmesi yönünde bir anlayış var. Bu arada bu süreç pek umut verici değil; çünkü her zamanki gibi başkanımız, karşı tarafın neyi kabul ettiği konusunda bir şeyler uyduruyor gibi görünüyor.
Chas Freeman: Benim görüşüme göre İranlılar, kalıcı bir barış anlaşması için ne yapmaları gerektiği konusunda çok net oldular ve geçici bir anlaşma istemiyorlar. Bu arada “anlaşma” kelimesinin kendisi bile işlemsel bir kelime. Batı Asya’da, Orta Doğu’da barış üretmek için gereken şey bu değil.
Chas Freeman: Son olarak şunu söyleyeyim: İsrail’in yalnızca bir müttefik olmadığı değil, aynı zamanda bir sabotajcı olduğu tamamen açık hale geldi. İran’la herhangi bir anlayışı bozmaya kararlı; çünkü bizi bu savaşa sürükledikten sonra savaşın İran yok edilene kadar sürmesini istiyor. Bunu kendisi yapamaz. Bu görevi bize taşeron olarak verdi ve biz bunu yerine getirmedik.
Chas Freeman: Bu yüzden Başbakan Netanyahu, onun aşırılıkçı kabinesi ve Donald Trump arasında öfkeli diyaloglar, sert karşılıklı açıklamalar görüyoruz. İsrailliler açıkça üzerinde uzlaşılan şeyle bağlı hissetmediklerini söylüyorlar. Gerektiği halde Lebanon’dan çekilme niyetleri yok. Ayrıca bunun ne sonuç vereceği ayrı mesele, İran’a kendi başlarına saldırma hakkını saklı tuttuklarını söylüyorlar.
İsrail’in Tepkisi ve JD Vance’in Açıklaması
Judge Andrew Napolitano: Bugünkü The Washington Post’un manşeti şöyle: “İsrailliler Trump’ın İran’la barış anlaşmasını kınıyor.” Alt başlıkta ise Netanyahu’nun eleştirmenleri ve destekçilerinin bunu “felaket” diye nitelediği yazıyor. İsraillilere ve Netanyahu’ya birazdan geleceğiz. Önce dün gece Fox News’te başkan yardımcısının, samimiyetsiz biçimde İranlıların Amerikan parası almadığını söylediği bir klibi oynatmak istiyorum. Onların istediği Amerikan parası değil. Tek istedikleri, kendi banka hesaplarından kendi paralarını çekebilmek. Fakat Amerika Birleşik Devletleri bankalara yaptırım uyguladı ve onları tehdit etti. İşte başkan yardımcısı.
JD Vance: Anlaşma, onların Amerikan parasından tek bir kuruş almayacağını söylüyor. Bu mesele böyle bir şey değil. Anlaşmanın söylediği şey şu, Sean: Eğer İranlılar uygun davranırsa, yaptırımların hafifletilmesi olursa ve İranlılar dünya ekonomisine entegre edilirse, biz başka ülkeleri, bizi değil ama başka ülkeleri, onların ülkesine yatırım yapmaya davet ederiz. Bu sorun değil; ama yalnızca anlaşmanın şartlarına uyarlarsa.
Chas Freeman: Evet, anlayabilirsiniz; söz konusu para, İran Devrimi’ne misilleme olarak aslında onlardan çaldığımız para. İlgili yaptırımlar da uluslararası hukuka göre yasa dışı. Bunlar, Güvenlik Konseyi’nin onayı olmadan uygulanan tek taraflı ABD yaptırımları. En azından China ve Russia tarafından yasal olarak tanınmıyor.
Chas Freeman: Elbette şu anda Geneva yakınlarında, Switzerland sınırının hemen ötesinde, France’taki Avon’da bir G7 toplantısı yapılıyor. Bunun ana teması da her zamanki gibi Avrupalıların Donald Trump’ın diplomasisinin ya da diplomasisizliğinin öngörülemezliğiyle baş etmeye çalışması.
Chas Freeman: Avrupalıların iki hedefi var. Birincisi, başkanı ve Amerika Birleşik Devletleri’ni, Ukraine’de savaşı kazanmak üzere olduğu yönündeki yanlış varsayımla Zelensky’yi yeniden sahiplenmeye yöneltmek. İkincisi ise İsrail gündemini Donald Trump’a yeniden dayatmak; böylece İran’ın füzelerini elinden almayan ve Batı Asya’da İsrail yayılmacılığına karşı direniş unsurlarıyla ilişkilerini kesmeyen hiçbir İran anlaşması olmasın.
Chas Freeman: Bu en iyi ihtimalle temenni; en kötü ihtimalle de İsrail’in, Donald Trump’ın İranlılarla müzakerelerin nasıl ilerleyeceğine dair anlayışını sabote etmek için Amerika’nın Avrupa’daki müttefiklerini yanına çekme konusunda çok etkili bir diplomatik çabasına verilen yanıt.
Anlaşmanın Yazılı Metni
Judge Andrew Napolitano: Ambassador, bu anlaşmayı neden yazılı olarak görmedik? İranlılar bunun bir anlama geldiğini söylüyor, Amerikalılar başka bir anlama geldiğini söylüyor. Çeviriyle ilgili bir mesele yoksa yayımlanmalı ki insanlar kendileri analiz edebilsin.
Chas Freeman: Bu, ona bir algı çerçevesi kazandırmak için geciktiriliyor. JD Vance’ten az önce duyduğunuz türden şeyler; Donald Trump’ın İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmeyeceği yönündeki iddiaları; JD Vance’in başka bir bağlamda CENTCOM’un Persian Gulf’tan Hürmüz Boğazı üzerinden büyük bir tanker çıkışını denetlediğini iddia etmesi, ki durum bu değil. İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçirmek için ücret ödeyen tanker sahipleriyle anlaşma yaptı.
Chas Freeman: Temelde anlaşma önceden tutuluyor ki belli bir biçimde sunulabilsin ve stratejik açıdan muhtemelen Amerika Birleşik Devletleri’nin Vietnam Savaşı’ndan bu yana en büyük yenilgisi olan şeyin etkisi Amerikan kamuoyu için bir şekilde yumuşatılabilsin.
ABD’nin Savaştan Ne Kazandığı
Judge Andrew Napolitano: Amerika Birleşik Devletleri, İran’a karşı 100 günlük savaştan ne kazandı?
Chas Freeman: Herhangi bir şey kazandığımızı görmek çok zor. Amerika Birleşik Devletleri’nde enflasyonu kesinlikle artırdık. Benzin fiyatlarında ve benzeri alanlarda beklenen artışla Trump yönetimi için siyasi bir kapan yarattık. Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü kaybettik. Daha önce bu boğaz, herkes için serbestçe seyrüsefere açık bir geçit olmasını sağlayan Anglo-Amerikan deniz hukuku kurallarına tabiydi. Artık İran tarafından kontrol ediliyor ve İran sağladığı hizmetler için ücret alacak. Sanırım bunun diğer adı geçiş ücreti.
Chas Freeman: Rejim değişikliği de sağlamadık; yalnızca nükleer silah geliştirilmesine karşı çıkan bütün bir İranlı liderler kademesini ortadan kaldırıp onların yerine bunu destekleyen insanları getirmiş olmak anlamında sağladık. İsrail’i İran’ın misillemesinden kurtarmadık. Silah stoklarımızı ve füzelere karşı önleme kabiliyetlerimizi tükettik; öyle ki artık Taiwan Strait’te olsun ya da Russia’ya karşı Ukraine’e yardımın yeniden başlaması gibi bir durumda olsun, başka ihtimallerle baş edecek konumda değiliz.
Chas Freeman: Sözümüzün değerini birçok kez düşürdük. Daha önce müzakereleri saldırılar için örtü olarak kullandık. Pakistan ve Qatar arabuluculuğunda müzakere masasında anlaşmalara varıyoruz, sonra onları reddediyoruz. Artık kimse bize güvenmiyor. Hiçbir şey kazanmadık. Bu savaşta çok şey kaybettik. Muhtemelen 1 trilyon dolara mal olacak olması da cabası. Bunların hepsi borç alınacak ve sizin, benim torunlarımız ile onların çocukları tarafından ödenecek.
Mark Warner’ın Değerlendirmesi
Judge Andrew Napolitano: İşte Senato İstihbarat Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Senator Mark Warner. Esasen sizin az önce söylediğiniz her şeye katılıyor. Chris, üçüncü klibi ver.
Mark Warner: Bizim ya da müttefiklerimizin bu savaştan öncesine göre daha iyi bir yerde olduğunu kim savunabilir? Rejim liderliği her zamankinden daha radikal. Zenginleştirilmiş uranyumu çıkarabilmemiz için bence sahada askerlere ihtiyaç olacak; Amerika’nın bunu yapmak isteyeceğini sanmıyorum. Ek 60 günlük müzakere fikri nereye varacak? 60 gün sonra yine burada olacağız ve hâlâ buna erişemeyeceğiz. Hegseth “bütün kabiliyetlerini yok ettik” dedikten sonra bile açıkça hâlâ bol miktarda füzeleri ve binlerce insansız hava araçları var.
Mark Warner: Boğazın birden sihirli biçimde yeniden açılacağı fikrine gelince, benzin fiyatlarına bakın. 2,80 dolardan 4,20 dolara çıktılar ve bence daha da yükselecekler; çünkü genel dünya rezervlerinin tamamı azaldı. Bu Amerika için ya da müttefiklerimiz için nasıl daha iyi?
Judge Andrew Napolitano: Dostumuz ve meslektaşımız Colonel Douglas Macgregor bunu, bir Amerikan başkanının Benjamin Netanyahu’nun savaşını onun adına yürütmek için modern çağda aldığı en kötü dış politika kararı diye niteledi. Sanırım siz de buna yakın biçimde katılıyorsunuz.
Chas Freeman: Katılıyorum. Sadece şunu söylerdim: Amerikan bağımsızlığının 250 yılı içinde bundan daha kötü bir karar düşünmekte çok zorlanıyorum.
Silah Stokları ve Hegseth’in Yanıtı
Judge Andrew Napolitano: ABD stokları sorulduğunda, bu artık çok ciddi bir mesele; Biden döneminde Ukraine için, Trump döneminde de İran için harcanan stoklar meselesi. İşte Secretary Hegseth’in tipik kavgacı ve alaycı yanıtı. Chris, dördüncü klibi ver.
Muhabir: Ukraine Başkanı Zelensky birkaç hafta önce bu programdaydı. Yalnızca daha fazla önleyici füze için değil, bunları üretebilme kapasitesi için de, dost hükümetlerin Patriot üretebilmesi için de çağrıda bulundu. Bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri bu fikri destekliyor. Siz destekliyor musunuz?
Pete Hegseth: Amerika Birleşik Devletleri’nden daha iyi ve daha fazla mühimmat yapan kimse yok. Yapabildiğimiz her yerde ortak üretime açığız. Bu yönetim sayesinde özgürlük cephaneliğimizi güçlendiriyoruz; daha fazla inşa ediyoruz, daha hızlı inşa ediyoruz, Pentagon’u açıyoruz, Pentagon bürokrasisini yarıp geçerek sanayiyi daha hızlı hareket etmeye zorluyoruz. Bu yüzden gelecekte yalnızca daha güçlü olacaklar.
Muhabir: Şu anda bu stoklarda ve özel sanayide bir kriz var mı?
Pete Hegseth: Bu, medyanın pazarlamak istediği uydurma bir hikâye. Sonuçta stoklarımız harika ve izlediğimiz yol sayesinde yalnızca daha da güçlenecekler.
Judge Andrew Napolitano: Stoklar harika ve yalnızca daha da güçlenecekler. Hiçbir rasyonel gözlemci buna katılmıyor. Hatta bunun böyle olması akıl almaz.
Chas Freeman: Kesinlikle. Binlerce Tomahawk füzesi, yüzlerce Patriot, onlarca başka önleyici harcayıp, çok sayıda glide bombası bırakıp, bunu yaparken bölgedeki ana radarlarınızı kaybedip, İran’ın karşı ateşiyle uçak kaybedip sonra her şey yolunda diyemezsiniz. Aslında onun yaptığı tam olarak bu.
Chas Freeman: Bu, bence savaşta gerçekten önemli bir gelişmenin örneği. Artık savaş alanı uydular, üst uçuşlar ve drone gözlemleri nedeniyle neredeyse tamamen şeffaf hale geldi. Bu nedenle savaş alanında aldatmayı ilerlemenin bir aracı olarak kullanamazsınız. Aldatma savaş için esastır; her zaman öyle olmuştur. Savaş alanında aldatma kalmayınca aldatma bilgi alanına taşındı.
Chas Freeman: Hükümetimiz rutin olarak yalan söylüyor, inkâr ediyor, gerçekliği kabul etmiyor, şeyleri yanlış övüyor ya da yanlış sunuyor. Kimi aldatmak için? Morali korumak amacıyla Amerikan kamuoyunu; belki korkutma amacıyla düşmanı. Ama temelde aldatma, bilgi savaşında daha önce hiç görmediğimiz bir düzeyde norm haline geldi. Hegseth’in, herkesin var olduğunu bildiği gerçeklerin varlığını inkâr etmesinde bunun çok iyi bir örneğini gördünüz.
Netanyahu’nun İç Siyasi Çıkmazı
Judge Andrew Napolitano: Ambassador, Benjamin Netanyahu kendisini nasıl bir iç siyasi çıkmaza soktu?
Chas Freeman: Bence gerçekten bir mengenede. Çünkü yalnızca Hamas’a gösterdiği müsamaha, Hamas’ı Qatar hükümeti tarafından ödenen rüşvetlerle kontrol etme çabaları ve 7 Ekim’de Hamas ile oradaki diğer Filistinli mahkûmların Gaza’daki toplama kampından çıkışına görünüşe göre hazırlıksız olması nedeniyle birçok İsrailli tarafından suçlanmıyor. Sadece bununla suçlanmıyor; artık Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğini kaybetmekle ve kendi başlattığı bir savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin anlaşma yapmasını izlemekle de suçlanıyor. O da şimdi Amerika Birleşik Devletleri’nin kendisine ihanet ettiğini düşünüyor.
Chas Freeman: Burada temel bir mesele var. Sanırım İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail’in Iran ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Batı Asya’da “denklemi değiştirmesine” izin vermeyeceğini söyledi. Ama denklem değişti. Uzun yıllar boyunca İsrail, komşularından gerçek bir geri itme olmadan bombalayabiliyor, tarayabiliyor, cinayet işleyebiliyor, katliam yapabiliyor ve soykırım işleyebiliyordu. Komşuları hırlıyor, homurdanıyor, konuşuyordu; ama somut hiçbir şey yapmıyorlardı. Şimdi karşı ateş açıyorlar.
Chas Freeman: İsrail sonunda İran’ı kendisine ateş açma riskini almaya itti; ayrıca İsrail’in kötü davranışına ortak olan Amerika Birleşik Devletleri’ne de. Bundan sonra barış olsun ya da olmasın Batı Asya’da durum bu olacak. İsrail, İran’a ya da İran’ın desteklediği direniş hareketlerinden birine herhangi bir şey yaptığında İran karşılık verecek; yalnızca orantılı değil, İsrail’i kötü davranışı nedeniyle cezalandıracak ölçüde orantısız ve ağır bir karşılık verecek.
Chas Freeman: Bu tamamen yeni bir şey. Denklemde bir değişiklik. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’le İran’a karşı işbirliği yapmasıyla ortaya çıktı. Olmak zorunda değildi, ama oldu. Bu yüzden İsrail’de birçok kişi tarafından zaten ahlaken sorunlu biri olarak görülen Netanyahu, şimdi ülkenin geleceğini karartan ve varlığını bile sorgulanır hale getiren biri olarak görülüyor. İsrail sürekli füze saldırısı tehdidi altında nasıl hayatta kalabilir? İddialarının tersine, o füzeleri önleyemiyor; İsrailliler bunu öğrendi.
Chas Freeman: Her birkaç dakikada bir yeraltındaki bir sığınağa dalıp sirenler susana kadar orada kalmanız gerekebilecekse kim İsrail’de yaşamak ister? Bu bir felaket ve Netanyahu bunun için büyük ölçüde sorumluluk taşıyor. İsrailliler tarafından gerçekten hesap vermeye zorlanmalı; bunu yapmaya da başlıyorlar.
Netanyahu’nun Güvenlik Bölgeleri Açıklaması
Judge Andrew Napolitano: İşte pazar günü kendisini savunmaya çalışırken yaptığı açıklama; ama esasen İsrail’in hiçbir yere gitmediğini savunuyor. Chris, on birinci klibi ver.
Benjamin Netanyahu: İsrail Devleti çevresinde derin güvenlik bölgeleri kurduk. Bunu Gaza’da, Lebanon’da, Syria’da yaptık. Bu arada, Assad’ın ordusunun bütün silahlarını ortadan kaldırdık; bu, şer ekseninin merkezi bir halkasıydı. Açıkça belirtmek istiyorum: Ülkemizi korumak için gerekli olduğu sürece güvenlik bölgelerinde kalacağız. Çünkü 7 Ekim’den sonra basit bir ilke belirledim. İsrail, terör örgütlerinin sınırlarımıza yerleşmesine ya da topraklarımıza terör tünelleri kazmasına izin vermeyecek.
Judge Andrew Napolitano: Baskıyı hissediyor, Ambassador.
Chas Freeman: Evet, hissediyor. Bu aslında başarısız bir politikanın pekiştirilmesi. İsrail 78 yıldır komşularından herhangi biriyle barış içinde bir arada yaşamaya yönelik hiçbir gerçek öneri sunmadı. Kendi topraklarındaki ve işgal altındaki topraklardaki yerli Filistin nüfusa acımasız davrandı. Sınırlarının ötesindeki insanları bombaladı, taradı ve öldürdü. Bunun kendisine güvenlik sağlayacağını düşünüyor. Ama bunun yaptığı şey, uzlaşmaz düşmanlar yaratmak.
Chas Freeman: Bu İsrail için güvenliğe giden yol değil. Güvensizliğe giden yol. Ama Netanyahu’nun bildiği tek yol bu gibi görünüyor. Ne Filistinlilerle ne de İsrail’in komşularıyla, hele İran’la barışı tartışmaya hazır. Böylece İsrail devletini ciddi bir tehlikeye atıyor.
Judge Andrew Napolitano: Ambassador, çok teşekkür ederim sevgili dostum. Konuşması çok tatsız konular ama siz bunların içinden çok iyi geçiyorsunuz. Her şey gönlünüzce olsun. Gelecek hafta görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.
Chas Freeman: İyi çalışmaya devam edin.
Judge Andrew Napolitano: Teşekkür ederim.