Judge Napolitano - Judging Freedom

Professor Jeffrey Sachs: “Trump’ın Iran’a Tehdit Dili Diplomasiye ve Ahlaki Sınırlara Zarar Veriyor”

İngilizce kaynaklı podcast bölümünde sunucu, Fox News muhabiri Trey Yingst’e Donald Trump’ın Iran hakkında söylediği sözleri ekrana getirerek Professor Jeffrey Sachs’a bu ifadelerin diplomasi üzerindeki etkisini sordu. Bölümün odağında, Trump’ın Hormuz Boğazı’nı kapatma ihtimaline karşı Iran’a yönelttiği sert tehditler, bunun müzakere zemini üzerindeki etkisi ve Sachs’ın İsrail’in Gazze’deki eylemleriyle ilişkilendirdiği daha geniş siyasi dil tartışması vardı.

Trump’ın Iran’a Yönelik Tehdidi

Sunucu, konuşmaya yapım ekibinden Chris’e Trey Yingst’in görüntüsünü tam ekrana vermesini isteyerek başladı. Trey Yingst’in Israel’de görev yapan bir Fox News muhabiri olduğunu belirten sunucu, kendisinin artık Fox News’te çalışmadığını ama Yingst’in arkadaşı olduğunu söyledi. Ardından Trump’ın Yingst’e Iran’la ilgili söylediği sözleri aktardı.

Sunucuya göre Trump, Hormuz Boğazı’na atıfla, “Onu kapatırsan, yani Hormuz’u, bir ülken olmaz. Hatta lanet ülkenize geri bile dönemezsiniz,” demişti. Sunucu, bu sözlerin ardından Professor Jeffrey Sachs’a şu soruyu yöneltti: “Professor Sachs, Trump müzakerecileri, İsraillilerin yaptığı gibi, öldürmekle tehdit ederken İranlılar Amerikalılarla nasıl müzakere edebilir?”

Bu soru, bölümün temel tartışmasını belirledi. Sunucu Trump’ın sözlerini yalnızca kaba bir ifade olarak değil, Iran’la yürütülebilecek herhangi bir diplomasinin önüne geçen doğrudan bir tehdit olarak çerçeveledi. Özellikle “müzakerecileri öldürmekle tehdit etmek” ifadesiyle, diplomatik temasların güvenlik ve meşruiyet zemininin nasıl aşındığını sordu.

Sachs’tan Sert Dil Eleştirisi

Professor Jeffrey Sachs yanıtına doğrudan Trump’ın üslubunu eleştirerek başladı. “Öncelikle başkan ağzını temizlemeli,” diyen Sachs, “Bu iğrenç. Son günlerde bu tür bir dili ilk kez duymuyoruz; tekrarlandı,” şeklinde belirtti. Sachs, bunun bir güç gösterisi ya da şaka olarak görülemeyeceğini söyledi.

Sachs’a göre bir Amerika Birleşik Devletleri başkanının bu tür ifadeler kullanması utanç vericiydi. “Bu bir şaka değil. Bu bir sertlik göstergesi değil. Sadece bayağılık,” diyen Sachs, Trump’ın sözlerini hem ahlaki hem siyasi açıdan mahkum etti. Konuşmasının bu bölümünde Sachs, kişisel üslup eleştirisini uluslararası hukuk ve diplomasi açısından daha geniş bir itiraza dönüştürdü.

Sachs, “Yetki sahibi hiç kimse, hiçbir yerde, küfürlü ya da küfürsüz şekilde, başka bir ülkeyi yok etmekle ya da başka liderleri öldürmekle tehdit etmemeli,” diyerek bu tür ifadelerin yasa dışı ve tehlikeli olduğunu savundu. Ona göre sorun yalnızca kaba dil değildi; bir devlet başkanının başka bir ülkenin varlığını hedef alan sözler söylemesi, mevcut siyasi ve ahlaki sınırları ortadan kaldırıyordu.

“Bu Sözler Önemli”

Sachs, sözlerin yalnızca retorik olmadığını, sonuç doğurduğunu özellikle vurguladı. “Bu yasa dışı. Tehlikeli. Kesinlikle bayağı,” diyen Sachs, Trump’ın dilinin “geriye kalan sınırları” ortadan kaldırdığını söyledi. Bu sınırları, Amerika Birleşik Devletleri, Europe ve Israel’deki siyasi sınıflar için hâlâ geçerli olan “belirsiz ahlaki sınırlar” olarak tanımladı.

Sachs’a göre bu tür söylemler, kitlesel katliama giden kapıların açılmaması için kalan son frenleri zayıflatıyordu. “Bu sözler önemli. Bu sözler önemli çünkü gerçek bir soykırım döneminde yaşıyoruz,” diyen Sachs, tartışmayı Israel’in Gazze’deki eylemlerine bağladı. Ona göre siyasi liderlerin kullandığı imha dili, sahadaki şiddetin normalleşmesine katkıda bulunuyordu.

Sachs, Israel’de soykırımın normalleştiğini savundu. “Bu soykırım Israel’de normalleştirildi,” diyen Sachs, “On binlerce masumu katlettiler. Bunu her gün yapıyorlar, masumları öldürüyorlar,” şeklinde konuştu. Bu ifadelerle Sachs, Trump’ın Iran’a dönük tehditlerini daha geniş bir bağlama yerleştirdi: Ona göre diplomatik dilin çökmesi ve imha tehdidinin sıradanlaşması, Israel’in sivillere yönelik şiddetinin de normal karşılanmasına yol açıyordu.

Nazi Dönemi Benzetmesi ve “Yeter” Çağrısı

Sachs, Trump’ın yalnızca bu olayda değil, aylardır benzer bir dil kullandığını söyledi. “Aylarca şunu söylüyor: Sizi geriye hiçbir şey kalmayana kadar bombalayacağım. Medeniyetinizi yok edeceğim,” diyen Sachs, bu sözlerin modern siyasal dilde kabul edilemeyecek bir noktaya ulaştığını belirtti.

Sachs, “Nazilerden bu yana böyle konuşmalar duymadık,” ifadesini kullanarak Trump’ın sözlerini tarihsel olarak en ağır kategorilerden biriyle ilişkilendirdi. Ardından “Yeter. Böyle konuşmayı bırakın,” diye ekledi. Ona göre dış politika talepleri olabilir; ancak bu talepler başka halkların yok edilmesini ima eden bir dille dile getirilemezdi.

Sachs bu ayrımı özellikle vurguladı. “Dış politika talepleriniz varsa, tamam, onlarla aynı fikirde olmayabilirim; ama taleplerinizi başka halkların yok edilmesinden söz etmeden dile getirin,” diyen Sachs, böyle bir söylemin “suç teşkil eden davranış” olduğunu savundu. Bu noktada eleştirisini doğrudan Trump’a yönelterek, “Durun. Siz suçlu değilsiniz. Amerika Birleşik Devletleri başkanısınız. O halde öyle davranın,” değerlendirmesinde bulundu.

Bu sözler, Sachs’ın yanıtındaki ana ekseni oluşturdu: Devlet başkanlığı makamı, askeri güç tehdidini keyfi ve imhacı bir dille ifade etmeyi meşrulaştırmaz. Sachs’a göre başkanlık makamı, daha fazla sorumluluk ve daha dikkatli bir dil gerektirir.

İranlıların Tepkisi

Sachs, Trump’ın sözlerine Iran tarafından verilen tepkiyi de anlattı. Ona göre Trump bu sözleri söylediğinde İranlılar omuz silkti. “Hadi, bırakın artık,” anlamına gelen bir tepki verdiklerini belirten Sachs, İranlıların Trump’ın bu tür ifadeleri sürekli kullandığını düşündüğünü söyledi.

“Onlar da aynı şeyi söylediler ama bunu daha küçümseyici bir tarzda söylediler,” diyen Sachs, İranlıların “Ne söylediğin umurumuzda bile değil; sen bu tür şeyleri sürekli söylüyorsun,” mesajı verdiğini aktardı. Sachs, bunu bir bakıma olgun bir tepki olarak nitelendirdi. Ona göre İranlıların Trump’ın sözlerine aynı sertlikte yanıt vermemesi, gerilimin daha da tırmanmasını engelleyen bir tavırdı.

Ancak Sachs, meselenin bu kadar basit olmadığını da ekledi. İranlıların sözleri önemsemiyor gibi davranmasının, bu tür tehditlerin etkisiz olduğu anlamına gelmediğini söyledi. “Ama mesele bu kadar basit değil,” diyen Sachs, liderlerin medeniyetleri yok etmekten, başka insanları öldürmekten ya da diplomatları katletmekten söz etmesinin eninde sonunda bir etkisi olduğunu belirtti.

Diplomatik Dilin Sonuçları

Sachs’ın değerlendirmesine göre, siyasi liderlerin kullandığı dil gerçek dünyadaki şiddeti etkiliyor. “Eğer medeniyetleri yok etmekten ve başka insanları öldürmekten söz eden liderleriniz varsa, diplomatları öldürmekten ya da her neyse ondan söz ediyorlarsa, bunun sonunda bir etkisi olur,” diyen Sachs, dil ile eylem arasındaki bağlantıya dikkat çekti.

Bu bağlantıyı yine Israel örneği üzerinden kurdu. “Bunu gördük çünkü Israel’in işlediği bir soykırım döneminde yaşıyoruz,” diyen Sachs, sözlerinin sonunda aynı uyarıyı tekrarladı: “Artık yeter. Ağzınıza dikkat edin.” Böylece konuşma, başta Trump’ın Iran’a yönelik sözleriyle açılan diplomatik kriz tartışmasından, liderlerin imhacı retoriğinin daha geniş siyasi ve insani sonuçlarına uzanan bir eleştiriyle tamamlandı.

Bölümde sunucu ile Sachs arasında açık bir fikir ayrılığı yaşanmadı. Sunucu soruyu Trump’ın tehditlerinin müzakereyi nasıl imkansızlaştırabileceği üzerinden kurarken, Sachs bu çerçeveyi kabul etti ve daha geniş bir hukuki, ahlaki ve siyasi eleştiri geliştirdi. Sachs’ın temel iddiası, devlet başkanları ve yetki sahibi liderlerin başka ülkeleri yok etmekle, liderleri ya da diplomatları öldürmekle tehdit etmesinin yalnızca kaba ya da uygunsuz değil, aynı zamanda yasa dışı, tehlikeli ve şiddeti normalleştirici olduğuydu.

Trump’ın Iran’a Yönelik Sözleri

Sunucu: Chris, Trey Yingst’i tam ekran verebilir misin? Trey, Fox News için Israel’de görev yapan bir muhabir ve benim bir arkadaşım; gerçi bildiğin gibi artık orada çalışmıyorum. Trump’ın ona Iran’a atıfla söylediği şey şu: “Onu kapatırsan,” yani Hormuz’u, “bir ülken olmaz. Hatta lanet ülkenize geri bile dönemezsiniz.” Peki Professor Sachs, Trump müzakerecileri, İsraillilerin yaptığı gibi, öldürmekle tehdit ederken İranlılar Amerikalılarla nasıl müzakere edebilir?

Sachs’ın Yanıtı

Professor Jeffrey Sachs: Öncelikle başkan ağzını temizlemeli. Bu iğrenç. Son günlerde bu tür bir dili ilk kez duymuyoruz. Bu tekrarlandı. Tam bir utanç. Amerika Birleşik Devletleri başkanından buna ihtiyacımız yok. Bu bir şaka değil. Bu bir sertlik göstergesi değil. Bu sadece bayağılık. Birincisi bu.

Professor Jeffrey Sachs: İkincisi, yetki sahibi hiç kimse, hiçbir yerde, küfürlü ya da küfürsüz şekilde, başka bir ülkeyi yok etmekle ya da başka liderleri öldürmekle tehdit etmemeli. Bu yasa dışı. Bu tehlikeli. Bu kesinlikle bayağı. Ve bunun yaptığı şey, geriye kalan sınırları da ortadan kaldırmak.

Professor Jeffrey Sachs: Beni izleyen ve neden söz ettiğimi merak eden herkese şunu kabul ediyorum: Amerika Birleşik Devletleri’nde, Europe’ta ya da Israel’de siyasi sınıf için hâlâ geçerli olan belirsiz ahlaki sınırların, kitlesel katliamın kapılarını açmama yönündeki o sınırların tamamını ortadan kaldırıyor.

Professor Jeffrey Sachs: Ve bu sözler önemlidir. Bu sözler önemlidir çünkü gerçek bir soykırım döneminde yaşıyoruz. Ve bu soykırım Israel’de normalleştirildi. Normalleştirildi. On binlerce masumu katlettiler. Bunu her gün yapıyorlar, masumları öldürüyorlar. Ve bu normalleştirildi.

Professor Jeffrey Sachs: Bunun normalleşmesinin nedenlerinden biri, az önce Amerika Birleşik Devletleri başkanından gördüğümüz türden bir dildir. Ve bunu aylardır söylüyor. “Geriye hiçbir şey kalmayana kadar sizi bombalayacağım. Medeniyetinizi yok edeceğim.” Nazilerden bu yana böyle konuşmalar duymadık.

Professor Jeffrey Sachs: Yeter. Böyle konuşmayı bırakın. Dış politika talepleriniz varsa, tamam, onlarla aynı fikirde olmayabilirim; ama taleplerinizi başka halkların yok edilmesinden söz etmeden dile getirin. Bu, suç teşkil eden davranıştır. Durun. Siz suçlu değilsiniz. Amerika Birleşik Devletleri başkanısınız. O halde öyle davranın.

İranlıların Tepkisi

Professor Jeffrey Sachs: Böyle yaparsak çok daha ileri gideriz. Şimdi, bunu söylediğinde ne oldu? İranlılar omuz silkti. “Hadi ama, bırakın artık,” dediler. Aynı şeyi söylediler ama bunu daha küçümseyici bir tarzda söylediler. “Ne söylediğin umurumuzda bile değil. Sen bu tür şeyleri sürekli söylüyorsun,” dediler.

Professor Jeffrey Sachs: Bu, bir bakıma İranlılar açısından çok olgun bir tavır. Ama mesele tam olarak bu kadar basit değil. Çünkü medeniyetleri yok etmekten ve başka insanları öldürmekten söz eden liderleriniz varsa, diplomatları öldürmekten ya da her neyse ondan söz ediyorlarsa, bunun sonunda bir etkisi olur.

Professor Jeffrey Sachs: Ve bunu gördük, çünkü Israel’in işlediği bir soykırım döneminde yaşıyoruz. O yüzden artık yeter. Ağzınıza dikkat edin.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol