Büyükelçi: Donald Trump’ın Iran Tehditleri “Mutabakat Değil, Yanlış Anlama Zaptı” Yarattı
İngilizce kaynaklı podcast bölümünde kimliği belirtilmeyen bir sunucu ile “Büyükelçi” diye hitap edilen konuk, President Donald Trump’ın Iran ile yürütülen müzakereler sırasında kullandığı tehditkâr ifadeleri ve bunun diplomasiye etkisini tartıştı. Bölümde özellikle Strait of Hormuz (Hürmüz Boğazı), Israel’in rolü, ABD’nin Iran’a yönelik saldırıları ve imzalandığı söylenen mutabakat zaptının gerçek niteliği ele alındı.
Trump’ın Trey Yingst’e Söyledikleri
Sunucu, Fox News muhabiri Trey Yingst’e President Trump’ın, mutabakat zaptının imzalanmasından sonraki 48 saat içinde söylediğini aktardığı ifadelerle tartışmayı açtı. Sunucunun aktardığına göre Trump, Iran’a Hürmüz Boğazı’nı kapatması halinde “ülken kalmaz” mesajını verdi. Ardından müzakerecilere yönelik çok daha sert bir ifade kullandığını belirtti.
“Onu kapatırsanız, yani Hormuz’u, bir ülkeniz olmaz,” diyen Sunucu, Trump’ın müzakerecilere de “lanet ülkenize geri bile dönemeyeceksiniz” dediğini aktardı.
Sunucu, bu sözlerin kendi değerlendirmesine göre yalnızca bir “fırsat mutabakatının” ihlali olmadığını, aynı zamanda savaş suçu niteliği taşıyabileceğini söyledi. Konuğa doğrudan hitap ederek, “Bana farklı görüyorsanız düzeltin, Büyükelçi, bunların ikisi de savaş suçu,” şeklinde konuştu.
Büyükelçi: “Bunlar Saldırı Tehditleri”
Büyükelçi, Trump’ın sözlerini “saldırı tehdidi” olarak nitelendirdi. Ancak bunların teknik anlamda savaş suçu olup olmadığı konusunda kesin bir hüküm vermekten kaçındı. Buna rağmen söz konusu ifadelerin Iran ile herhangi bir anlaşmaya varma çabasıyla tamamen uyumsuz olduğunu savundu.
“Bunlar kesinlikle saldırı tehditleri ve Iranlılarla herhangi bir anlaşmaya varmakla tamamen bağdaşmaz,” diyen Büyükelçi, Trump’ın davranışını diplomatik açıdan son derece zarar verici bulduğunu belirtti.
Büyükelçi, Trump’ın özdenetimini kaybettiğini savundu. “Bunu söylediğim için üzgünüm ama bunlar Donald Trump’ın, bir zamanlar sahip olduğu özdenetimi tamamen kaybettiğinin kanıtı,” diyen Büyükelçi, Trump’ın “akli melekelerine hâkim olmayan biri gibi” davrandığını ifade etti.
Diplomasi ve Hürmüz Boğazı
Büyükelçi, müzakerenin amacının karşı tarafla anlaşmaya vararak istenen sonucu elde etmek olduğunu söyledi. Ona göre Trump’ın bu bağlamdaki hedefi, Strait of Hormuz’un açık tutulması ve bunun sonucunda hem ABD iç ekonomisi hem de küresel petrol piyasaları üzerindeki baskının hafifletilmesiydi.
Büyükelçi, bu tür bir hedefe ulaşmak için tehdit ve öfke gösterisinin işe yaramayacağını vurguladı. “Birisiyle müzakere ederken, istediğinizi elde etmenizi sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çalışırsınız,” diyen Büyükelçi, Trump’ın yaklaşımının tam ters yönde sonuç doğurabileceğini belirtti.
“Zıplayıp durmayı, el kol hareketleri yapmayı, karşı tarafa orta parmak göstermeyi göze alamazsınız,” diyen Büyükelçi, bunun savaş suçu olup olmadığını bilmediğini ama “kesinlikle akıllıca olmadığını” ekledi.
Iran Neden Güvensin?
Sunucu, Iranlı müzakerecilerin bu koşullarda masadan kalkmasının anlaşılır olduğunu söyledi. Ona göre karşı tarafın devlet başkanı, müzakere ekibini öldürmekle tehdit ediyorsa Iranlıların süreci sürdürmesini beklemek gerçekçi değildi.
“Diğer taraftaki müzakere heyetinin devlet başkanı onları öldürmekle tehdit ettiğinde, Iranlıları müzakereden çekildikleri için suçlayamazsınız,” diyen Sunucu, ABD’ye neden güvenilmesi gerektiğini sorguladı.
Sunucu, güven meselesini yalnızca Trump’ın son sözleriyle sınırlamadı. Haziran ayında müzakereler sürerken gerçekleştiğini söylediği bombardımanı ve Şubat ayında yine görüşmeler sırasında yaşandığını belirttiği bombardımanı da hatırlattı. Bu bağlamda imzalanan mutabakat zaptının gerçek bir anlaşma mı, yoksa ara seçimleri etkilemeye dönük geçici bir duraklama mı olduğunu sordu.
Büyükelçi: “Bu Bir Çaresizlik Hamlesi”
Büyükelçi, mutabakat zaptını ABD açısından “çaresizlik hamlesi” olarak tanımladı. Ona göre Washington, Israel’in başlattığını söylediği savaşta Iran’a yönelik saldırıya destek vererek ciddi sonuçlar doğuran bir sürece girmişti. Şimdi ise bu süreci durdurmanın bir yolunu arıyordu.
“Bu temelde, Israel ile ortaklık içinde, daha doğrusu Israel’e destek vererek Iran’a saldırımızla yaptığımız şeyi geri alma yönünde bizim açımızdan bir çaresizlik eylemi,” diyen Büyükelçi, savaşın Israel tarafından kışkırtıldığını savundu.
Büyükelçi, bu saldırıların çok sayıda olumsuz sonuç doğurduğunu ve ABD’nin bu nedenle süreci sona erdirecek bir yol bulmak zorunda kaldığını söyledi. Mutabakat zaptını ise kapsamlı bir barış anlaşması değil, “yarattığımız karmaşadan nasıl çıkılacağını konuşmak için bir çerçeve” olarak değerlendirdi.
“Mutabakat Değil, Yanlış Anlama Zaptı”
Büyükelçi, mevcut belgenin başarı şansını düşük gördüğünü belirtti. Özellikle President Trump’ın “akılsızca savaş yanlısı” söylemlerinin süreci sekteye uğratacağını söyledi.
“Bu, yarattığımız karmaşadan nasıl uzaklaşacağımızı konuşmak için bir çerçeve,” diyen Büyükelçi, “başkanımızın bu tür aptalca savaşçılığıyla kesintiye uğrarsa işlemeyecek” değerlendirmesinde bulundu.
Son olarak Büyükelçi, mutabakat zaptının taraflar arasında gerçek bir uzlaşıyı yansıtmadığını savundu. “Belki de buna mutabakat zaptı değil, yanlış anlama zaptı demek gerekir,” diyen Büyükelçi, ABD ile Iran arasında açıkça bir konsensüs bulunmadığını ifade etti.
Trump’ın Tehditleri ve Müzakere Süreci
Sunucu: İşte Chris, bu Trey Yingst tam ekranı. President Trump’ın, mutabakat zaptını imzalamasından sonraki 48 saat içinde Fox News muhabiri Trey Yingst’e söyledikleri şunlar: “Onu kapatırsanız,” yani Hormuz’u, “bir ülkeniz olmaz.” Sonra müzakerecilere şöyle dedi: “Lanet ülkenize geri bile dönemeyeceksiniz.” Şimdi, bunların ikisi de bana göre, siz farklı görüyorsanız düzeltin Büyükelçi, savaş suçudur. Yalnızca bu fırsat mutabakatının ihlali değil, savaş suçudur.
Büyükelçi: Bunlar kesinlikle saldırı tehditleri ve Iranlılarla herhangi bir anlaşmaya varmakla tamamen bağdaşmaz. Ve bunlar, bunu söylediğim için üzgünüm ama Donald Trump’ın, bir zamanlar sahip olduğu özdenetimi tamamen kaybettiğinin kanıtı bence. Demanslı biri gibi, melekelerine hâkim olmayan biri gibi davranıyor.
Büyükelçi: Biriyle müzakere ettiğinizde, istediğinizi elde etmenizi sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çalışırsınız. Onun durumunda bu, Strait of Hormuz’un açılması ve dolayısıyla hem içerideki ekonomik baskıdan hem de küresel petrol piyasalarındaki baskıdan kurtulmaktır.
Büyükelçi: Zıplayıp durmayı, el kol hareketleri yapmayı, karşı tarafa orta parmak göstermeyi ve benzeri şeyleri göze alamazsınız. Bunun savaş suçu olup olmadığını bilmiyorum ama kesinlikle akıllıca değil.
Iran’ın ABD’ye Güveni ve Mutabakatın Niteliği
Sunucu: Ve karşı taraftaki müzakere heyetinin devlet başkanı onları öldürmekle tehdit ettiğinde, Iranlıları müzakereden çekildikleri için suçlayamazsınız. Ama tüm bunlar ışığında, Haziran ayında müzakereler sürerken gerçekleşen bombardıman ışığında, Şubat ayında müzakereler sürerken gerçekleşen bombardıman ışığında, neden ABD’ye hiç güvensinler? Bu mutabakat zaptı gerçek mi, yoksa ara seçimleri etkilemek için bir ara verme mi?
Büyükelçi: Bu temelde bizim açımızdan, Iran’a saldırımızla yaptığımız şeyi geri almak için bir çaresizlik eylemi.
Büyükelçi: Israel ile ortaklık içinde demeliyim; daha doğrusu bu savaşı kışkırtan Israel’e destek vererek yaptığımız şeyi. Ve bunun o kadar çok olumsuz sonucu oldu ki, bunu durdurmanın bir yolunu bulmak zorunda kaldık.
Büyükelçi: Bu temelde, yarattığımız karmaşadan nasıl uzaklaşacağımızı konuşmak için bir çerçeve. Başkanımızın bu tür aptalca savaşçılığıyla kesintiye uğrarsa işlemeyecek. Dolayısıyla bu, ben mutabakatın, belki de buna yanlış anlama zaptı demek gerekir derim. Çünkü açıkça bizim aramızda bir konsensüs yok.
Sunucu: Doğru. Doğru.