Judge Napolitano - Judging Freedom

Phil: Trump’ın Gaza Anlaşması Netanyahu Vetosuyla Boşa Düştü

İngilizce podcast kaydında adı belirtilmeyen sunucu ile Phil adlı konuk, Donald Trump’ın Gaza konusunda öne sürdüğü anlaşma iddiasını, Benjamin Netanyahu’nun buna verdiği tepkiyi ve Jared Kushner’ın rolünü tartıştı. Bölümde ayrıca Trump’ın Strait of Hormuz üzerindeki iddiası, Ontario ve Greenland hakkında dile getirilen örnekler üzerinden ABD dış politikası ve Trump ailesinin çıkarları bağlamında değerlendirildi.

Trump’ın Gaza Anlaşması ve Netanyahu’nun Vetosu

Sunucu, tartışmayı Donald Trump’ın Gaza konusunda “övündüğü” bir anlaşma yaptığı iddiasıyla açtı. Sunucuya göre Trump, bu anlaşmayı Benjamin Netanyahu’nun veto etmesine izin verdi; ardından da damadı Jared Kushner’ı Netanyahu ile görüşmeye gönderdi. Sunucu, Kushner’ın resmi olarak “Ambassador” sayılıp sayılmadığından emin olmadığını belirterek, Senato tarafından onaylanmış bir isim olmadığını özellikle vurguladı.

“Trump, Gaza’yı içeren ve hakkında övündüğü bir tür anlaşmaya girdi; sonra Netanyahu’nun bunu veto etmesine izin verdi,” diyen sunucu, “ardından damadını Netanyahu ile konuşmaya gönderdi ve damadı Trump anlaşmasının veto edilmesini övdü” şeklinde konuştu.

Phil, bu sürecin “board of peace” olarak adlandırılan bir düzenlemeyle ilgili olduğunu söyledi. Tony Blair’in de bu sürece dahil olduğunu belirten Phil, bunun başlı başına dikkat çekici olduğunu ima etti. Ancak değerlendirmesinde, önerinin temel unsurlarını adım adım aktardı.

Phil’e göre tasarlanan anlaşmanın ilk şartı, Hamas’ın tamamen silahsızlanmasıydı. Bu silahsızlanma, anlaşmanın başlangıç noktası olarak düşünülüyordu. Ardından, bu adımın “ilgili herkesin” memnuniyetine göre tamamlandığı kabul edilecekti. Phil, bu “ilgili herkes” ifadesinin pratikte ABD hükümeti ve bölgedeki müttefikleri anlamına geleceğini söyledi.

“Anlaşmanın fikri, Hamas’ın ilk adım olarak tamamen silahsızlanmasıydı,” diyen Phil, “bu herkesin, muhtemelen ABD hükümeti ve bölgedeki dostlarının, tatmin olacağı şekilde başarıldıktan sonra İsrailliler Gaza’da işgal ettikleri bölgelerden kademeli çekilmeye başlayacaktı” diye açıkladı.

Phil’in anlattığına göre planın üçüncü ayağı, çeşitli “dost ülkelerden” askerlerin katılımıyla bir barış gücü oluşturulmasıydı. Bu güç, iki taraf arasında duracak ve barışın korunmasını sağlayacaktı. Phil, bu fikrin kendi içinde makul bulunup bulunmayacağının tartışmaya açık olduğunu söyledi. Ancak ona göre planın baştan bazı kusurları vardı.

“Bunu makul bir anlaşma türü olarak da değerlendirebilirsiniz, değerlendirmeyebilirsiniz de,” diyen Phil, “başından itibaren bazı kusurları vardı; ama gerçek şu ki bir çözüm olabilirdi” değerlendirmesinde bulundu.

Netanyahu’nun Tepkisi ve Kushner’ın Rolü

Phil’e göre planın seyri, Netanyahu’nun buna neredeyse hemen karşı çıkmasıyla değişti. Konuk, Netanyahu’nun öneriyle ilgilenmediğini açıkça belli ettiğini söyledi. Sunucunun aktardığı çerçevede Trump, Netanyahu ile konuşması için Jared Kushner’ı gönderdi. Phil ise Kushner’ı Trump’ın “special envoy” yani özel temsilcisi olarak nitelendirdi.

Phil, Netanyahu’nun Kushner’a sert bir karşılık verdiğini söyledi. Bunun ardından, Kushner’ın ABD’nin İsrail’in yapmak istediği her şeyi tamamen desteklediği yönünde bir tutum aldığını savundu. Phil bu noktada, İsrail’in amacının “soykırımı sürdürmek” olduğunu ileri sürdü; bu ifade, podcastte Phil’in değerlendirmesi olarak yer aldı.

“Netanyahu az çok hemen ilgilenmediğini söyledi,” diyen Phil, “Trump da özel temsilcisi Jared Kushner’ı Netanyahu ile konuşmaya gönderdi; Netanyahu ona cehenneme gitmesini söyledi” ifadelerini kullandı.

Phil, devamında Kushner’ın tutumunu şöyle aktardı: “Sonra bildiğimiz şey, Kushner’ın ‘Evet, şimdi ABD, İsrail’in ne yapmak istiyorsa onu yapması konusunda tamamen destek veriyor’ demesiydi,” diyerek bunun sonuçta “açıkça soykırımı sürdürmek” anlamına geldiğini savundu.

Bu bölümde sunucu, Trump’ın kendi anlaşmasının Netanyahu tarafından veto edilmesine izin verdiği iddiasına odaklandı. Sunucunun sorusu, Trump’ın bir anlaşmadan söz ederken aynı zamanda Netanyahu’nun bunu engellemesine neden izin verdiği ve Kushner’ın da bu vetoyu neden övdüğü üzerineydi. Phil’in yanıtı, önerilen düzenlemenin yapısını ve ardından gelen siyasi dönüşü özetledi.

“Dumb and Dumber” Değerlendirmesi

Phil, bu gelişmelerin ABD yönetiminin tutarlılığı açısından sorunlu olduğunu savundu. Trump’ın bir anlaşmayla övünüp ardından Netanyahu’nun bu anlaşmayı reddetmesine izin vermesi, Phil’e göre ciddi bir çelişkiydi. Kushner’ın sonradan İsrail’e koşulsuz destek veren bir çizgiye yönelmesi de bu çelişkinin parçası olarak sunuldu.

“İşte burada sıkışıp kaldığımız durum bu,” diyen Phil, “bu yüzden olup biten bazı şeyler için ‘Dumb and Dumber’ etiketi uygun görünüyor” diye ekledi.

Sunucu, Phil’in bu yanıtının ardından şaşkınlığını “Wow” ifadesiyle dile getirdi ve tartışmayı Trump’ın başka bir iddiasına taşıdı. Bu kez soru, Trump’ın ABD’nin Strait of Hormuz’a sahip olduğunu iddia etmesinin dayanağı olup olmadığıydı.

Strait of Hormuz İddiası

Sunucu, Trump’ın ABD’nin Strait of Hormuz’a sahip olduğunu iddia etmesini “ciddi bir yüz ifadesiyle söyleyemeyeceğini” belirterek sordu. Phil’in cevabı çok netti: Bu iddianın hiçbir temeli olmadığını söyledi.

“Hiçbir dayanağı yok,” diyen Phil, “bu muhtemelen ABD’nin Ontario’ya America diyebileceği yönündeki iddiası kadar temelsiz” şeklinde değerlendirdi.

Phil, Trump’ın Ontario hakkında da benzer bir söylem içinde olduğunu ileri sürdü. Burada, ABD’nin başka bölgeler üzerinde isimlendirme veya sahiplik iddiasında bulunmasının mantıksızlığına dikkat çekti. Phil, bu örnekleri Trump yönetiminin sorumlu bir hükümet gibi davranmadığı görüşünü desteklemek için kullandı.

Sunucu bu soruda özellikle “hangi makul temele dayanarak” böyle bir iddianın ileri sürülebileceğini sordu. Phil ise herhangi bir hukuki, siyasi ya da diplomatik gerekçe sunulmadığını belirtti. Podcastte bu iddia ayrıntılı tarihsel veya hukuki bağlamla incelenmedi; yalnızca Phil’in değerlendirmesi olarak, “dayanaksız” şeklinde kayda geçti.

Greenland ve Trump Ailesiyle Bağlantılı Şirket İddiası

Phil, Strait of Hormuz ve Ontario örneklerinin ardından daha az gündeme geldiğini söylediği başka bir olaya değindi. Ona göre Trump ailesinin ticari çıkarlarıyla bağlantılı bir petrol arama şirketi Greenland’a giderek kazı çalışmalarına başladı. Phil, bu şirketin Greenland hükümetine ya da Denmark hükümetine ne yaptığını, neden orada bulunduğunu bildirmediğini ileri sürdü.

Greenland’ın Denmark ile ilişkisine atıf yapan Phil, Denmark’ı Greenland’ın “overlord”u olarak nitelendirdi. Bu ifade, Greenland üzerindeki Danimarka egemenliği veya idari ilişkisine yönelik Phil’in kendi sözcük seçimi olarak aktarıldı.

“Trump ailesinin ticari çıkarlarıyla bağlantılı bir petrol arama şirketi Greenland’a indi ve kazmaya başladı,” diyen Phil, “Greenland hükümetine de, Greenland’ın üzerinde bulunan Denmark hükümetine de ne yaptıklarını ya da neden orada olduklarını söylemediler” ifadelerini kullandı.

Phil, bu örneği de Trump çevresinde yaşandığını söylediği daha geniş bir davranış biçiminin parçası olarak sundu. Ona göre bu gelişmeler öyle olağandışı ki, bunları aktarmak bile neredeyse gülünç hale geliyor. Phil, yine de bunların sorumlu bir hükümetin mantıklı hamleleriymiş gibi sunulmasına itiraz etti.

“Yaşanan şeyler bu türden,” diyen Phil, “o kadar inanılmaz ki bunları aktarmak ve sorumlu bir hükümetin mantıklı bir hamlesiymiş gibi görünüyormuşuz gibi yapmak neredeyse gülünç” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Politikası, İsrail ve Sorumluluk Tartışması

Podcastte konuşulan ana eksen, Trump’ın dış politika iddiaları ile bu iddiaların pratik sonuçları arasındaki kopukluktu. Gaza konusunda Phil, önerilen anlaşmanın bazı kusurları olduğunu kabul etti, fakat yine de bir çözüm olabileceğini söyledi. Ona göre asıl kırılma, Netanyahu’nun plana karşı çıkması ve ABD tarafının bu karşı çıkışın ardından İsrail’in istediği yönde hareket etmesiyle yaşandı.

Sunucu ise sorularında Trump’ın kendi söylemleriyle eylemleri arasındaki gerilimi öne çıkardı. Özellikle bir anlaşmadan övünçle söz eden Trump’ın Netanyahu’ya veto hakkı tanıması ve ardından Kushner’ın bu vetoyu övmesi, sunucu tarafından açıklanması gereken bir çelişki olarak sunuldu.

Phil’in değerlendirmesinde, ABD’nin Gaza konusundaki pozisyonu İsrail’in tercihleriyle uyumlu hale geldi. Phil, bunun “İsrail ne yapmak istiyorsa” ABD tarafından desteklenmesi anlamına geldiğini savundu. Bu iddia, podcastte doğrulanmış bir politika belgesi olarak değil, Phil’in yorum ve aktarımı olarak yer aldı.

Bölümün ikinci kısmında Trump’ın Strait of Hormuz, Ontario ve Greenland hakkında ileri sürdüğü iddialar aynı çerçeveye bağlandı. Phil, bu örneklerde ortak noktanın herhangi bir makul dayanak bulunmaması olduğunu söyledi. Sunucu da özellikle Strait of Hormuz konusunda Trump’ın iddiasını ciddiyetle ifade etmenin zor olduğunu belirtti.

Sonuç: Podcastte Çizilen Tablo

Bu podcast kesitinde sunucu ve Phil, Trump’ın Gaza politikasına ilişkin iddia edilen anlaşma sürecini, Netanyahu’nun itirazını, Jared Kushner’ın rolünü ve ABD’nin İsrail’e verdiği desteği tartıştı. Phil, önerilen planın Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in kademeli çekilmesi ve dost ülkelerden oluşacak bir barış gücü kurulması unsurlarından meydana geldiğini söyledi. Ancak Netanyahu’nun plana karşı çıkmasıyla bu sürecin değiştiğini savundu.

Aynı konuşmada Trump’ın Strait of Hormuz üzerindeki iddiası, Ontario’ya ilişkin söylemi ve Greenland’da Trump ailesiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen bir petrol arama şirketinin faaliyeti de ele alındı. Phil, bu örneklerin hiçbirinin sorumlu ve mantıklı bir hükümet hamlesi olarak görülemeyeceğini savundu. Podcast boyunca konuşmacılar, bu iddiaları dış politika tutarlılığı, İsrail’e verilen destek ve Trump ailesinin çıkarları bağlamında tartıştı.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol