Glenn Diesen

NATO Tartışmasında Konuk: “Genişlememe Sözü Verildi, Ama Antlaşmalara Tam Girmedi”

Kaynak dil İngilizcedir. Paylaşılan podcast kesitinde NATO’nun Almanya’nın yeniden birleşmesi sürecinde genişlemeyeceğine dair Sovyetler Birliği’ne söz verilip verilmediği tartışıldı. Bölümde konuşan konuk, bu vaadin resmî antlaşmalara bütünüyle girmediğini, ancak bazı unsurlarının anlaşmalara yansıdığını savundu.

NATO’nun genişlememe vaadi tartışması

Sunucu, Almanya’nın yeniden birleşmesi döneminde NATO’nun “asla genişlemeyeceği” yönünde bir söz verilip verilmediğini gündeme getirdi. Bu konunun medyada sık sık hararetli biçimde tartışıldığını belirten sunucu, birçok siyasetçi, akademisyen ve gazetecinin böyle bir sözün verilmediğini ya da bunun bir yanlış anlaşılma olduğunu savunduğunu aktardı.

“Almanya’nın yeniden birleşmesinden sonra NATO’nun hiç genişlemeyeceğine dair verilen bu söz, medyada sık sık çok hararetli bir konu haline geliyor,” diyen Sunucu, bunun uzun süredir tartışmalı bir başlık olduğunu belirtti.

Sunucu, iddiaların yalnızca tek bir görüşmeden ibaret olmadığını da vurguladı. “Birçok siyasetçi, akademisyen ve gazeteci bunun böyle bir söz olmadığını ya da yanlış anlaşıldığını savunuyor; ama bu birkaç farklı vesileyle dile getirildi, öyle değil mi?” diyen Sunucu, konuğa sorusunu bu çerçevede yöneltti.

Konuğun yanıtı: “Söz verildi, ama antlaşmalara tam olarak girmedi”

Konuk, söz konusu vaadin verildiğini söyledi. Ancak bunun antlaşmalara bütünüyle dahil edilmediğini belirtti. “Evet, söz verildi; antlaşmalara dahil edilmedi, ama bazı bölümleri dahil edildi,” diyen Konuk, tartışmanın hukuki ve diplomatik boyutları arasında ayrım yapılması gerektiğini ifade etti.

Konuk, daha ayrıntılı bir açıklama yapmak için Şubat 1989’a döndü. O dönemde dönemin Dışişleri Bakanı Baker’ın Moskova’ya geldiğini söyledi. Konuğa göre o sırada gündemin merkezinde Almanya’nın yeniden birleşmesi vardı; çünkü Doğu Almanya’daki komünist rejim fiilen devrilmişti.

“Şubat 1989’da, Dışişleri Bakanı Baker Moskova’ya geldiğinde, o dönemin sıcak konusu Almanya’nın birleşmesi meselesiydi,” diyen Konuk, Doğu Almanya’daki siyasi dönüşümün bu diplomatik süreci hızlandırdığını açıkladı.

“İki artı dört” formatı ve ABD-Sovyet müzakereleri

Konuk, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu meseleyi “iki artı dört” formatında müzakere etmek istediğini belirtti. Bu format, iki Almanya ile İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki dört büyük gücü kapsayan diplomatik çerçeveye atıf yapıyordu.

Konuk, Avrupalıların ve başka tarafların bu yaklaşımı sorguladığını söyledi. “Biz, yani Amerika Birleşik Devletleri, ‘Peki, bunu iki artı dört formatı dediğimiz çerçevede müzakere etmemiz gerekiyor’ dedik,” diyen Konuk, bunun başlangıçta bazı aktörlerde dışarıda bırakılma endişesi yarattığını ifade etti.

Konuk, Avrupa tarafının tepkisini şöyle aktardı: “Avrupalılar ve diğerleri, ‘Ne demek istiyorsunuz? Bizi bunun dışında mı tutuyorsunuz?’ dediler,” şeklinde konuşan Konuk, Washington’ın bu süreci önce Moskova ile doğrudan ele almak istediğini anlattı.

Washington’ın yaklaşımı

Konuğa göre ABD, temel meselelerin öncelikle Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında olduğunu savundu. Konuk, Washington’ın müttefikleriyle koordinasyon yapacağını, ancak ilk aşamada anlaşmanın doğrudan Sovyetler Birliği ile şekillenmesi gerektiğini söyledi.

“Bakın, temel meseleler Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında; müttefiklerimizle yaptıklarımızı koordine edeceğiz, ama bunu başlangıçta doğrudan Sovyetler Birliği ile çözmemiz gerekiyor,” diyen Konuk, ABD’nin o dönemdeki diplomatik çizgisini böyle özetledi.

Konuk, amaçlarının önce bir mutabakata varmak, ardından bunu daha geniş diplomatik sürece taşımak olduğunu belirtti. Transkript bu noktada kesildiği için konuğun cümlesi tamamlanmadan sona eriyor.

NATO’nun genişlememe vaadi tartışması

Sunucu: Almanya’nın yeniden birleşmesinden sonra NATO’nun hiçbir zaman genişlemeyeceğine dair verilen bu söz, medyada sık sık çok hararetli bir konu haline geliyor. Birçok siyasetçi, akademisyen ve gazeteci bunun böyle bir söz olmadığı ya da bir yanlış anlaşılma olduğu konusunda itiraz ediyor. Ama bu birkaç farklı vesileyle yapılmıştı, öyle değil mi?

Konuk: Evet, söz verildi. Antlaşmalara dahil edilmedi, ama bazı bölümleri dahil edildi.

Konuk: Biraz daha ayrıntıya girmek gerekirse, Şubat 1989’da, Dışişleri Bakanı Baker Moskova’ya geldiğinde, sanırım Şubat 1989’du, o sıradaki sıcak konu Almanya’nın birleşmesi meselesiydi. Çünkü Doğu Almanya’da komünist rejim bir bakıma devrilmişti.

Konuk: Ve öncelikle biz, yani Amerika Birleşik Devletleri, “Tamam, bunu iki artı dört formatı dediğimiz çerçevede müzakere etmemiz gerekiyor” dedik.

Konuk: Ve şunu söyleyebilirim ki Avrupalılar ve diğerleri, “Ne demek istiyorsunuz? Bizi bunun dışında mı tutuyorsunuz?” dediler.

Konuk: Biz de, “Bakın, temel meseleler Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında. Müttefiklerimizle yaptıklarımızı koordine edeceğiz, ama bunu başlangıçta doğrudan Sovyetler Birliği ile çözmemiz gerekiyor” dedik.

Konuk: Dolayısıyla fikir şuydu: Bir anlaşmaya varmaya çalışacaktık ve sonra bunu...

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol