Judge Napolitano - Judging Freedom

Max Blumenthal: Trump Yönetimi Davayı Düşürme Girişiminde Başarısız Oldu

Gazeteci Max Blumenthal, ABD İç Güvenlik Bakanlığına bağlı görevlilerce havaalanında alıkonulması, iki telefonuna el konulması ve cihazlarının gelişmiş yöntemlerle açılmaya çalışılması üzerine başlattığı hukuk mücadelesinin son durumunu anlattı. Görüşmenin odağında, Federal Yargıç Leonie Brinkema’nın davanın devam etmesine izin veren kararı, Blumenthal’ın anayasal haklarının ihlal edildiği yönündeki tespiti ve işlemin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yapıldığı iddiası vardı.

Hükümetin davayı düşürme talebi reddedildi

Programın sunucusu, Blumenthal’a İç Güvenlik Bakanlığı tarafından havaalanında hukuka aykırı biçimde tutulduğunu, dijital cihazlarına el konulduğunu ve hükümetin daha sonra telefonları geri verdiğini hatırlatarak davanın hangi aşamada olduğunu sordu. Sunucu ayrıca Blumenthal’ın kısa süre önce Federal Yargıç Leonie Brinkema’nın karşısına çıktığını belirtti ve Trump yönetiminin davayı düşürmeye çalışıp çalışmadığını öğrenmek istedi.

Blumenthal, davanın muhatabının ABD hükümeti, daha özel olarak da İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin’in görev yaptığı dönemdeki Trump yönetimi olduğunu söyledi. Yönetimin yargı sürecini sona erdirme girişiminin sonuçsuz kaldığını belirten gazeteci, “ABD hükümeti ve özellikle Trump yönetimi, davamın düşürülmesini sağlamaya çalıştı ve bunda başarısız oldu,” şeklinde açıkladı.

Blumenthal’ın anlatımına göre dava, yalnızca el konulan iki telefonun fiziksel olarak geri verilmesini hedeflemiyordu. Başvuruda, telefonlardan alınmış olabilecek bütün verilerin ve oluşturulmuş olabilecek kopyaların da iade edilmesi talep edildi. Blumenthal cihazlarını geri aldığını, ancak hükümetin telefonların içeriğine erişip erişmediği ve varsa hangi verileri kopyaladığı meselesinin bütünüyle açıklığa kavuşmadığını dile getirdi.

Sunucu, telefonların 24 ya da 48 saat içinde geri verildiğini söyledi. Blumenthal ise cihazların dönüşünü davanın bütün taleplerinin karşılandığı anlamına gelmeyen bir gelişme olarak sundu. Ona göre telefonların iadesi, hükümetin cihazlara neden el koyduğu, bunları hangi işlemlerden geçirdiği ve hedef alınmasının ardındaki gerekçenin ne olduğu konularını ortadan kaldırmadı.

Telefonları “kaba kuvvet” yöntemiyle açma girişimi

Blumenthal, hükümetin mahkemeye sunduğu yeminli beyanda telefonlara erişilemediğini bildirdiğini aktardı. Beyana göre yetkililer, şifreleri sistematik biçimde deneyerek cihazları açmayı amaçlayan “brute force” (kaba kuvvet) yöntemini kullandı, ancak sonuç alamadı.

Gazeteci, telefonların ilk el koyma işleminden sonra başka bir birime gönderildiğini düşündüğünü söyledi. Blumenthal’ın aktarımına göre bu birim, İç Güvenlik Bakanlığı bünyesinde telefonların gelişmiş tekniklerle açılması konusunda uzmanlaşmış bir yapıydı. “Hükümet, telefonlarıma kaba kuvvet yoluyla erişmeye çalıştığını fakat bunu başaramadığını bildiren bir yeminli beyan sundu,” diyen Max Blumenthal, cihazların bu amaçla başka bir İç Güvenlik Bakanlığı uzmanına gönderilmiş göründüğünü belirtti.

Blumenthal, hükümetin erişim girişiminin başarısız olduğu yönündeki açıklamasını kesin ve doğrulanmış bir sonuç olarak kabul etmedi. Yetkililerin daha önce de doğru olmayan beyanlarda bulunduğuna inandığını söyleyen gazeteci, “Daha önce yalan söylediklerinden oldukça eminim; bu nedenle yalnızca onların sözüne güvenemeyiz,” ifadesini kullandı.

Bu kuşku, Blumenthal’ın yargı sürecini devam ettirme gerekçelerinden biri olarak öne çıktı. Gazeteci, telefonların geri verilmesinin ardından hükümetin beyanıyla yetinmediklerini ve meseleyi mahkemeye taşıdıklarını anlattı. Davanın, cihazlara gerçekten erişilip erişilmediğinin yanı sıra el koyma ve inceleme kararının hangi gerekçelerle alındığını da kapsadığını vurguladı.

Leonie Brinkema’dan Dördüncü Değişiklik tespiti

Blumenthal, bir gün önce Virginia Doğu Bölgesi Federal Mahkemesinde Yargıç Leonie Brinkema’nın karşısına çıktığını söyledi. Gazetecinin aktarımına göre Brinkema, hükümetin telefonlar üzerinde yalnızca temel bir arama yapmakla kalmadığını, gelişmiş bir incelemeye de giriştiğini belirledi.

“Yargıç, hükümetin telefonlarımda yalnızca temel bir arama değil, gelişmiş bir arama da yapmaya çalışmasıyla Dördüncü Değişiklik kapsamındaki haklarımın ihlal edildiğini açıkladı,” diyen Max Blumenthal, mahkemenin kendisinin gazeteci olduğunu da açıkça kabul ettiğini vurguladı.

ABD Anayasası’nın Dördüncü Değişikliği, kişileri makul olmayan arama ve el koymalara karşı koruyor. Blumenthal’ın açıklamasına göre Brinkema’nın değerlendirmesi, telefonlara yönelik işlemin sıradan bir sınır kontrolü veya yüzeysel incelemeden ileri gittiği noktasına dayanıyordu. Gazeteci, kararın cihazların kapsamlı biçimde açılmaya çalışılmasıyla ilgili olduğunu anlattı.

Blumenthal ayrıca bunun yalnızca Dördüncü Değişiklik çerçevesinde ele alınacak bir arama ve el koyma meselesi olmadığını savundu. Ona göre gazetecilik faaliyetleri, ifade ettiği siyasi görüşler ve haber kaynaklarıyla bağlantılı olduğu için dava, Birinci Değişiklik tarafından güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünü de ilgilendiriyor.

Mahkemenin kendisini bir muhabir olarak tanımasının önemine işaret eden Blumenthal, telefonlarının gazetecilik çalışmalarıyla bağlantılı materyaller barındırdığı görüşünde. Bu nedenle cihazların gelişmiş yöntemlerle incelenmeye çalışılmasının yalnızca kişisel mahremiyet açısından değil, gazetecilerin çalışmaları ve ifade özgürlüğü bakımından da sonuçlar doğurduğunu ileri sürdü.

New York Times muhabirlerine gönderilen celpler ve Qatar uçağı iddiası

Blumenthal, Brinkema’nın meseleyi Trump yönetiminin New York Times muhabirlerine gönderdiği celplerin oluşturduğunu söylediği tehlikeli emsal bağlamında değerlendirdiğini aktardı. Gazetecinin anlatımına göre söz konusu muhabirler, çeşitli güvenlik ihlalleri ve maliyet aşımları hakkında haber yapmıştı.

Blumenthal, bu haberlerin Qatar tarafından Trump’a verildiğini öne sürdüğü bir yolcu uçağını da kapsadığını söyledi. Uçağın “Trump Force One” olarak kullanılması planından söz eden Blumenthal, bunun “yozlaşmış” bir hediye olduğunu savundu ve değerini 400 milyar dolar olarak ifade etti. Bu sayı ve nitelendirme programda Blumenthal’ın iddiası olarak dile getirildi.

Gazetecinin açıklamasına göre Brinkema, kendi telefonlarına yönelik incelemeyi basın mensuplarının haber toplama faaliyetlerinin hükümet müdahalesine maruz kalması tartışmasından bağımsız görmedi. Blumenthal böylece kararın yalnızca iki telefonun teknik olarak aranmasına değil, gazetecilerin devlet tarafından hedef alınması ihtimaline ilişkin daha geniş bir kaygıya da temas ettiğini ileri sürdü.

Sınırlı delil toplama sürecine izin

Blumenthal, hükümetin davayı “muhtelif” nitelikte bir başvuru olarak değerlendirip düşürme talebinde bulunduğunu, ancak Brinkema’nın bunu kabul etmediğini söyledi. Yargıcın kendi taraflarına sınırlı bir “discovery” (delil ve bilgi toplama) süreci yürütme yetkisi verdiğini açıkladı.

Bu karar, Blumenthal ve avukatlarının el koyma işleminin arka planına ilişkin belirli bilgi ve belgeleri talep edebilmesinin önünü açtı. Ancak Blumenthal’ın aktardığına göre hükümet avukatı, neden ikincil kontrole alındığını ve telefonlarına niçin el konulduğunu belirlemeye yönelik her girişime karşı çıkacaklarını mahkemede açıkça bildirdi.

“Hükümetin avukatı, neden ikincil kontrole tabi tutulduğumu ve telefonuma neden el konulduğunu belirlemeye yönelik her türlü girişime direneceklerini açıkladı,” diyen Max Blumenthal, bunun davanın kendisi açısından en dikkat çekici bölümü olduğunu ifade etti.

Blumenthal’a göre uyuşmazlığın merkezindeki soru tam olarak bu gerekçeydi. Telefonların geri verilmesi ya da hükümetin cihazları açamadığını beyan etmesi, ilk hedef alma kararının nasıl alındığını açıklamıyordu. Gazeteci, sınırlı delil toplama sürecinin bu karar zincirinin aydınlatılması bakımından önem taşıdığını belirtti.

Blumenthal’dan siyasi hedef alma suçlaması

Blumenthal, ikincil kontrole yönlendirilmesinin ve telefonlarının alınmasının ulusal güvenlik gerekçesine dayanmadığını savundu. İşlemi, gazetecilik faaliyetleri sırasında dile getirdiği siyasi görüşlerle ilişkilendirdi ve Trump yönetimine yakın, Israel yanlısı güçlerin kendisini hedef aldığını öne sürdü.

“Davanın gerçek merkezinde, bir gazeteci olarak ifade ettiğim görüşler nedeniyle Trump yönetimine yakın Israel yanlısı güçler tarafından hedef alınmam var,” diyen Max Blumenthal, bunun siyasi saikle gerçekleştirilmiş bir işlem olduğu görüşünü dile getirdi.

Gazeteci, “Trump yönetimi, Dördüncü Değişiklik kapsamındaki haklarımı ihlal ederken ulusal güvenlikle ilgili değil, siyasi bir adım attı,” şeklinde değerlendirdi. Aynı olayın ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki etkileri nedeniyle Birinci Değişiklik davası niteliği de taşıdığını savundu.

Blumenthal bu iddiaları mahkemenin kesin olarak doğruladığı sonuçlar şeklinde sunmadı. Brinkema’nın Dördüncü Değişiklik ihlalini tespit ettiğini söylerken, siyasi görüşleri nedeniyle hedef alındığı ve Israel yanlısı çevrelerin karar üzerinde etkili olduğu yönündeki değerlendirmeleri kendi görüşü olarak ifade etti.

Davanın Trump yönetiminin isteğine rağmen ilerlediğini belirten Blumenthal, hükümetin düşürme talebinin reddedilmesi ile sınırlı delil toplama iznini mevcut aşamanın temel sonuçları olarak sıraladı. Buna karşılık, hedef alınma gerekçesinin ortaya çıkarılması sırasında hükümetin direnç göstereceğini de kaydetti.

Laura Loomer’ın olası rolü

Sunucu, sağcı siyasi aktivist Laura Loomer’ın İç Güvenlik Bakanlığının kararında rol oynamış olması durumunda davaya yeni bir davalı olarak eklenebileceğini söyledi. Blumenthal ise bu konuda hukuki bir sonuca varmadı ve avukatlarının nasıl bir yol önereceğini bilmediğini belirtti.

Gazeteci, kendisini temsil eden avukatın American-Arab Anti-Discrimination Committee’den (Amerikan-Arap Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi) Janine Younis olduğunu açıkladı. Younis’i ifade özgürlüğü için mücadele eden ve halkın haklarını savunan bir avukat olarak tanımlayan Blumenthal, onun benzer nitelikte çok sayıda davayla ilgilendiğini söyledi.

Blumenthal, Loomer’ın resmi karar sürecine katılıp katılmadığı konusunda kanıt sunmadı. Bununla birlikte kişisel değerlendirmesini açıkça dile getirdi: “Bana göre Laura Loomer, anayasal haklarıma yönelik bu baskıcı saldırının arkasındaki itici güçtü,” şeklinde konuştu.

Gazetecinin aktarımına göre Loomer, Blumenthal’ın Iran’daki cenaze törenini izlemesi ve programda ifade ettiği görüşler dışında herhangi bir gerekçe göstermeden, uçaktan indiği anda US Marshals (ABD Kolluk Kuvvetleri) tarafından gözaltına alınmasını talep etti.

“Uçaktan iner inmez tutuklanmamı istedi; bunun için Iran’daki cenazeyi takip etmem ve bu programda dile getirdiğim görüşler dışında hiçbir gerekçe sunmadı,” diyen Max Blumenthal, Loomer’ın evine sabah saat 05.00’te FBI baskını düzenlenmesi çağrısında da bulunduğunu belirtti.

Blumenthal ayrıca Loomer’ın kendisini Secretary of State’e (Dışişleri Bakanı), Dışişleri Bakanlığına, FBI’a ve Hazine Bakanlığına bildirdiğini söylediğini aktardı. Loomer’ın bu kurumlara gerçekten hangi başvuruları yaptığı veya bunların havaalanındaki işlemi etkileyip etkilemediği görüşmede kanıtlanmadı. Blumenthal, Loomer’ın Ukraine’daki faaliyetleri göz önüne alındığında bu tutumun “oldukça ironik” olduğunu söyledi, ancak Ukraine göndermesinin ayrıntılarını açıklamadı.

Davanın mevcut aşaması

Görüşmede ortaya konan tabloya göre Blumenthal telefonlarını geri almış durumda; hükümet ise gelişmiş teknik girişimlere rağmen cihazların içeriğine ulaşamadığını iddia ediyor. Blumenthal ve hukuk ekibi bu beyanı tek başına yeterli görmüyor ve cihazlardan veri ya da kopya alınıp alınmadığının açıklığa kavuşturulmasını istiyor.

Yargıç Brinkema, Blumenthal’ın anlatımına göre gelişmiş telefon aramasının Dördüncü Değişiklik haklarını ihlal ettiğini belirledi, hükümetin davayı düşürme talebini reddetti ve sınırlı delil toplama sürecine izin verdi. Buna karşılık hükümet tarafı, ikincil kontrol ve el koyma kararının nedenlerini araştırmaya dönük taleplere direneceğini bildirdi.

Dolayısıyla dava henüz Blumenthal’ın siyasi hedef alma iddiasının doğrulandığı nihai bir kararla sonuçlanmış değil. Sürecin bir sonraki temel başlığı, gazetecinin neden ikincil kontrole alındığı, telefonlarının hangi gerekçeyle gelişmiş incelemeye gönderildiği ve karar sürecinde dışarıdan siyasi etki bulunup bulunmadığına ilişkin sınırlı delil toplama mücadelesi olacak.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol