Matt: “Syria’da Ne İşimiz Var?” ABD-Rusya Gerilimi ve Washington’ın Savaşları Bitirme Planı Tartışıldı
İngilizce transkriptte, Judge, Matt ve adı yalnızca “Scott” olarak geçen bir konuşmacı, ABD’nin Syria’daki askeri varlığını, Rus savaş uçaklarıyla yaşanan hava gerilimini ve bu durumun Ukraine savaşı bağlamında daha geniş bir çatışma riskine dönüşüp dönüşmediğini tartıştı. Bölümde ana eksen, ABD güçlerinin Syria’da ne yaptığı, bu varlığın meşruiyeti ve savaşların nasıl sona ereceğine dair Washington’da bir plan olup olmadığı sorusuydu.
ABD’nin Syria’daki Varlığı ve Meşruiyet Tartışması
Program, ABD’nin Syria’daki askeri varlığına ilişkin sert bir değerlendirmeyle açıldı. İlk konuşmacı, ABD’nin Syria hükümeti tarafından davet edilmediğini, buna karşılık Russia’nın Syria’da hükümetin davetiyle bulunduğunu söyledi. Konuşmacı, ABD’nin hem hava sahasında hem de sahada “yasadışı” biçimde yer aldığını savundu ve bu varlığın Syria’nın petrol kaynaklarıyla ilişkili olduğunu ileri sürdü.
"Syria hükümeti tarafından Syria’da istenmiyoruz. Ruslar ise isteniyor," diyen ilk konuşmacı, ABD’nin “gökyüzünde ve sahada yasadışı şekilde” bulunduğunu ifade etti. Aynı konuşmacı, ABD’nin petrolü çalmaya çalıştığını ve bunu “bir terör örgütüne” vermeye çalıştığını ileri sürdü. Bu iddia, programda daha sonra Scott’ın önceki değerlendirmelerine atıfla gündeme getirildi.
Scott, bu çerçeveyi büyük ölçüde onayladı. Ona göre ABD, Syria’nın yaklaşık üçte birini yasadışı biçimde işgal ediyor. Scott, özellikle Syria’nın doğusundaki petrol sahaları ile önemli tarım arazilerinin ABD askeri kontrolü altında bulunduğunu savundu.
"Evet, doğru. Durum kesinlikle bu," diyen Scott, "United States, Syria’nın üçte birini yasadışı biçimde işgal ediyor" şeklinde konuştu. Scott’a göre bu bölge, yalnızca petrol sahaları açısından değil, aynı zamanda tarımsal üretim açısından da Syria için kritik önemde.
Scott: Syria Halkı Savaş, Yaptırımlar ve Kaynak Kaybıyla Eziliyor
Scott, Syria halkının yalnızca uzun ve yıkıcı iç savaş nedeniyle değil, aynı zamanda ABD ve Batı’nın uyguladığı yaptırımlar nedeniyle de büyük baskı altında olduğunu söyledi. Ancak ona göre tablo bununla sınırlı değil. Scott, Syria’nın petrolünün ve tarım arazilerinin de Amerikan hükümeti ve Amerikan ordusunun kontrolü altında olduğunu belirtti.
"Syria halkı, o acımasız ve korkunç iç savaşın devamıyla kesinlikle eziliyor," diyen Scott, bu baskının “yalnızca ABD ve Batı’nın Syria’ya uyguladığı yaptırımlardan” kaynaklanmadığını, petrol ve tarım arazilerinin de Amerikan kontrolünde olmasının durumu ağırlaştırdığını ifade etti.
Scott, Trump döneminde durumun “çok kötü” olduğunu söyledi. Buna rağmen mevcut durumla Trump dönemi arasında hangisinin daha kötü olduğunu kesin olarak söylemek istemediğini belirtti. Scott’ın anlatımına göre Trump döneminde, Syria’dan alındığını söylediği petrolün özel bir şirkete yönlendirilmesine ilişkin bir düzenleme vardı. Scott, bunun şirketi zenginleştirdiğini savundu ve daha sonra bu uygulamanın durdurulduğunu söyledi.
"Trump döneminde çok kötüydü," diyen Scott, ardından "hangisi daha kötü emin değilim; bunu söylememeliyim" şeklinde konuştu. Scott, Trump döneminde ABD’nin “Syria halkından çalınan petrolün özel bir şirkete gitmesi” için bir anlaşma yaptığını iddia etti.
Scott, bugün ise petrolün nereye gittiğinin tam olarak bilinmediğini söyledi. Kendisinin değerlendirmesine göre petrolün Kürtlere gidiyor olabileceği düşünülüyor, ancak Scott bu noktada kesin bir ifade kullanmadı. Ona göre bu kaynaklar, on yıl süren yıkıcı iç savaşın ardından Syria’nın iyileşmesine ve yeniden toparlanmasına hizmet etmiyor.
"Şimdi petrolün nereye gittiğinden gerçekten emin değiliz," diyen Scott, "Kürtlerin aldığını düşünüyoruz, ama kesin olan şu ki bu, 10 yıllık acımasız iç savaşla yıkılmış bir ulusu iyileştirmeye yardımcı olmuyor" diye ekledi. Scott, bunu “Syria halkına karşı savaşın başka araçlarla sürdürülmesi” olarak niteledi.
Pentagon Görüntüleri ve Rus Savaş Uçaklarıyla Gerilim
Programın sonraki bölümünde Judge, American fighter jets ile Russian fighter jets arasında Syria üzerinde yaşandığı belirtilen bir olaya ilişkin bir klip gösterileceğini söyledi. Judge, görüntülerin Department of Defense (ABD Savunma Bakanlığı) kaynaklı olduğunu vurguladı ve bu nedenle anlatımın “tek taraflı” olduğuna dikkat çekti.
Klipte ya da klibe eşlik eden anlatımda, bir Russian pilotun uçağını American aircraft’ın önüne konumlandırdığı, afterburner kullandığı ve bu şekilde hız ile hava basıncını ani biçimde artırdığı belirtildi. Department of Defense açıklamasına göre bu olaylar, Syria’da faaliyet gösteren Russian air forces’ın “profesyonel olmayan ve güvensiz” davranışlarında yeni bir seviye anlamına geliyordu.
Anlatımda ayrıca Russian fighter aircraft’ın 5 Temmuz’da American aircraft’ın uçuş rotasında parachute flares kullandığı, bunun yerleşik protokol normlarına aykırı olduğu ifade edildi. Department of Defense değerlendirmesine göre Russian forces, Syria’da faaliyet gösterirken giderek daha profesyonellik dışı ve güvensiz eylemler sergiliyor ve bu durum American forces için tehdit oluşturuyordu.
Judge, bu noktada Matt’e doğrudan bir soru yöneltti. Ona göre temel mesele, olayın teknik ayrıntılarından önce ABD güçlerinin Syria’da ne yaptığıydı. Judge, Russia’nın Syria hükümetinin davetiyle orada bulunduğunu yeniden hatırlattı.
"Matt, Amerikan güçlerinin orada ne işi var?" diye soran Judge, "Ruslar hükümetin davetiyle orada bulunuyor" ifadesiyle tartışmanın meşruiyet boyutunu öne çıkardı.
Matt: Tehlikeli Bir Manevra, Ama Asıl Soru ABD’nin Orada Ne Yaptığı
Matt, Judge’ın sorusunun, ABD’nin Syria’ya asker göndermesinden bu yana çok sayıda kişi tarafından sorulduğunu söyledi. Ona göre ABD güçlerinin Syria’daki varlığı sekiz ya da dokuz yıldır tartışma konusu. Matt, özellikle Ukraine savaşı ve Eastern Europe’daki gerilimler nedeniyle, Syria’da ABD ile Russia arasında yaşanabilecek bir çatışma riskinin daha da önem kazandığını belirtti.
"Bu, oraya güçlerimizi gönderdiğimizden beri birçok kişinin sorduğu soru," diyen Matt, söz konusu varlığın sekiz ya da dokuz yıl öncesine dayandığını ifade etti. Matt’e göre American ve Russian güçleri arasında bir çatışma tehlikesi, Ukraine’de olup bitenler nedeniyle daha da artmış durumda.
Matt, Department of Defense’in olayı “güvensiz” olarak tanımlamasına kısmen katıldığını söyledi. Klipte söz konusu olan unsurun bir drone olduğunu belirten Matt, Russian pilotun yaptığı manevranın drone açısından tehlikeli olduğunu savundu. Ona göre drone pilotu Nevada’da ya da New York’ta bulunuyor olabilir ve sahadaki pilot gibi doğrudan görüş imkanına sahip değildir.
"Department of Defense açıklamasına katılacağım; bu güvensizdi," diyen Matt, "Bunu bir drone’a yaptı ve drone pilotu, bildiğimiz kadarıyla Nevada’da ya da New York’ta olabilir; gerçekten o kadar iyi göremez" değerlendirmesinde bulundu.
Bununla birlikte Matt, asıl meselenin bu manevranın ötesinde olduğunu söyledi. Ona göre sorulması gereken soru, ABD’nin Syria’da ne yaptığı ve bu varlığın hangi amaca hizmet ettiğiydi. Matt, American drone’un yalnızca bir American base üzerinde sıradan bir uçuş yapmadığını savundu.
"Judge, senin söylediğin daha büyük fikir şu: Orada ne işimiz var?" diyen Matt, "Bu hangi amaca hizmet ediyor?" sorusunu yöneltti. Matt, söz konusu drone’un “American base’in üzerinde kendi halinde uçmadığını” garanti edebileceğini söyledi.
Matt’e göre ABD’nin Syria’da bulunması bile tek başına “kendi işine bakmak” olarak nitelendirilemez. Bunun yanında drone’un muhtemelen Syrian government ya da Russian military installations üzerinde uçtuğunu öne sürdü. Bu noktada Matt, ABD’nin Russia ile bir tür “chicken game” yani karşılıklı meydan okuma oyunu sürdürmeye istekli olduğunu savundu.
"Her şeyden önce, Syria’da; bu nedenle tanım gereği kendi işimize bakıyor değiliz," diyen Matt, drone’un “muhtemelen Syrian government ya da Russian military installations üzerinde” olduğunu belirtti. Matt, bu yaklaşımı “mutlak ve katıksız bir delilik” olarak niteledi.
“Bu Nasıl Bitecek?” Sorusu: Syria, Ukraine ve China
Matt, konuşmasının son bölümünde eski General David Petraeus’a atıfta bulundu. Ona göre Petraeus’un Iraq War’ın başında söylediği “Bu nasıl bitecek?” sorusu bugün hâlâ geçerli. Matt, aynı sorunun Syria ve Ukraine için de sorulması gerektiğini belirtti.
Matt, "David Petraeus ile hayatımda katılacağım az sayıdaki şeyden biri, Iraq War’ın başında söylediği şuydu: Bu nasıl bitecek?" ifadelerini kullandı. Ardından aynı soruyu Syria için de, Ukraine için de sormak gerektiğini söyledi.
Matt’e göre asıl çarpıcı nokta, United States government içinde bu savaşların nasıl sona ereceğini planlamakla meşgul olan kişi sayısıydı. Kendi değerlendirmesine göre Washington’da bu konuların nasıl sona erdirileceği üzerine çalışan kimse yoktu. Matt, bu yargısını yalnızca Syria ve Ukraine ile sınırlamadı; China ile oluşmakta olduğunu söylediği gerilimi de aynı çerçeveye dahil etti.
"United States government içinde şu anda bu şeylerin nasıl biteceğini çözmek için kaç kişi çalışıyor?" diye soran Matt, "Kendimden emin biçimde söyleyebilirim ki, Syria’daki savaş, Ukraine’deki savaş, China ile mayalanan şeyler ve benzerlerinin nasıl bitirileceğini çözmeye çalışan hiç kimse yok" değerlendirmesinde bulundu.
Programda bu değerlendirmeye doğrudan bir karşı argüman getirilmedi. Tartışmanın genel çerçevesi, ABD’nin Syria’daki askeri varlığının meşruiyeti, bu varlığın Syria halkı üzerindeki etkisi, Russia ile yaşanan hava olaylarının tehlikesi ve Washington’ın çatışmaları sona erdirmeye dönük stratejik bir planı olup olmadığı soruları etrafında şekillendi.