Adı Belirtilmeyen Colonel: “Europe’daki 100 Bin American Askeri Russia’ya Karşı Tetik Hattı Değil”
İngilizce kaynaklı podcast kesitinde adı belirtilmeyen bir sunucu ile “Colonel” diye hitap edilen konuk, Ukraine savaşı, Volodymyr Zelensky’nin siyasi konumu, ateşkes ihtimali, Europe’daki American askerî varlığı ve Russia ile doğrudan çatışma riskini tartıştı. Konuşmanın önemi, konuk tarafından dile getirilen değerlendirmelerin Washington’ın Europe’daki askerî varlığının caydırıcılığı ve NATO-Russia geriliminin sonuçları konusunda sert uyarılar içermesinden kaynaklanıyor.
Zelensky, Sıkıyönetim ve Ateşkes Tartışması
Sunucu, Ukraine President Volodymyr Zelensky’nin artık “başkan bile olmadığını”, fiilen hükümetin başı olduğunu öne sürdü. Bu değerlendirme, Ukraine’de savaş koşullarında süren sıkıyönetim ve seçimlerin yapılamaması bağlamında dile getirildi. Sunucuya göre Zelensky, herhangi bir ateşkese razı olmayacaktı; çünkü ateşkes, sıkıyönetimin kaldırılması ve seçimlerin yapılması anlamına gelecekti.
“President Zelensky artık başkan bile değil; fiilen hükümetin başı,” diyen sunucu, Zelensky’nin ateşkese onay vermeyeceğini savundu. Aynı konuşmacı, “Herhangi bir ateşkes, sıkıyönetimden vazgeçmesi ve seçimlerin yapılması demek olurdu,” şeklinde konuştu.
Sunucu, Zelensky’nin seçimlere girmesi halinde kazanma ihtimaline de şüpheyle yaklaştı. Bu noktada iddiasını daha ileri taşıyarak Zelensky’nin bir seçim kampanyasını fiziksel olarak atlatıp atlatamayacağından bile emin olmadığını söyledi. Bu ifade, doğrulanmış bir durum olarak değil, sunucunun ağır bir siyasi değerlendirmesi olarak aktarıldı.
Biden’ın Europe’daki 100 Bin Asker Açıklaması
Tartışmanın ikinci ana başlığı, President Joe Biden’ın Europe’da 100 bin American askeri bulunduğunu söylemesi oldu. Sunucu, bu açıklamanın NATO toplantısında ya da benzer bir konferansta yapılmış olabileceğini belirtti; ancak tam yeri konusunda emin olmadığını ifade etti.
Sunucu, “President Biden, Europe’da 100 bin askerimiz olduğunu söyleyerek övündü,” diyerek bu sayının ne anlama geldiğini sordu. Ardından, “Europe’da 100 bin askerle ne yapıyoruz? Bunlar bir tetik hattı mı?” diye ekledi.
Konuk, Biden’ın muhtemelen kara kuvvetlerinden söz ettiğini düşündüğünü ancak bundan da tamamen emin olmadığını belirtti. “Europe’da 100 bin asker var ve onun kara kuvvetlerinden söz ettiğini varsayıyorum, gerçi bu konuda yanılıyor olabilirim,” diyen Colonel, rakamın askeri tablo içinde sınırlı kaldığını savundu.
Konuk, 100 bin American askerinin Russia karşısında büyük bir güç anlamına gelmediğini söyledi. Ona göre karşı tarafta en az 800 bin ila 900 bin Russian askerinden söz ediliyordu. “100 bin kara askeri, devede kulak kalır,” diyen Colonel, “Karşınızda en az 800 ila 900 bin Russian askeri olduğunu konuşuyoruz,” ifadesini kullandı.
“European Force” Fikrine Sert Eleştiri
Konuk, 100 bin American askerinin Russia’ya saldıracak bir European gücün çekirdeği olabileceği fikrini “absürt” olarak niteledi. Ona göre bu askerler hem çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumdaydı hem de etkili bir saldırı ya da caydırıcılık gücü oluşturacak şekilde organize edilmiş değildi.
“100 bin American askeri alıp Russia’ya saldıracak bir European gücün çekirdeği yapacağınızı mı söylüyorsunuz? Bu absürt,” diyen Colonel, askerî konuşlanmanın Lithuania, Latvia, Estonia, Poland, Slovakia, Moldova ve Romania’ya kadar uzanabilecek yaklaşık bin kilometrelik bir hatta yayıldığını anlattı.
Konuk, bu kadar geniş alana dağılmış bir gücün etkili biçimde örgütlenmediğini, yeterince eğitilmiş olmadığını ve disiplin ya da moral durumuna ilişkin duyduklarının kendisini cesaretlendirmediğini söyledi. Poland’daki American askerlerinin davranışlarına dair duyduklarının da olumlu bir izlenim yaratmadığını belirtti. Ancak bu iddiaların ayrıntıları transcriptte verilmediği için, yalnızca konuğun değerlendirmesi olarak aktarılabilir.
Russia’nın NATO Topraklarına Bakışı
Konuk, Europe’daki American güçlerinin bir “tripwire”, yani saldırı halinde daha büyük bir müdahaleyi tetikleyecek ileri hat gücü olarak görülemeyeceğini savundu. Bunun nedeni olarak Russia’nın Poland’a ya da Baltic kıyı devletlerine saldırma niyetinde olmadığını söyledi. Bu da yine konuşmacının değerlendirmesi olarak yer aldı.
“Bu bir tetik hattı olamaz; çünkü Russians kesinlikle Poland’a saldırmayacak,” diyen Colonel, Russia’nın Baltic littoral states olarak andığı ülkeleri de hedef alma niyetinde olmadığını öne sürdü.
Konuk, buna karşılık President Vladimir Putin’in ve Russian Foreign Minister Sergey Lavrov’un başka bir konuda açık mesaj verdiğini söyledi. Ona göre Russia, NATO territory olarak kabul edilen alanlardan Russia’ya yönelik missiles veya aircraft kullanılması halinde, bu saldırıların geldiği yerleri meşru hedef sayacaktı.
“Putin’in ve yalnızca President Putin’in değil, Russian government’ın ve Foreign Minister Sergey Lavrov’un çok açık söylediği şey şu: NATO territory’den missiles ve aircraft fırlatılmasına izin verirsek, Russia bu kaynakları meşru hedef sayar,” diyen Colonel, bu durumda airfields, airports, troop cantonments, storage areas ve command and control sites gibi noktaların hedef alınabileceğini belirtti.
Konuk, böyle bir senaryoda çok kısa sürede ağır bir yıkım yaşanabileceğini söyledi. “Bir saat içinde onlarca airfield, airport, troop cantonment, storage area ve command and control site füze yağmuru altında fiilen buharlaşabilir,” diyen Colonel, bu nedenle Europe’daki mevcut konuşlanmanın güven verici olmadığını ifade etti.
“American Halkına PR Etkisi” Eleştirisi
Konuk, Washington’ın Europe’daki askerî hamlelerini gerçek askerî caydırıcılıktan çok iç kamuoyuna yönelik bir gösteri olarak yorumladı. Bu yaklaşımı, ABD’nin dünyadaki krizlere verdiği bazı önceki tepkilerle karşılaştırdı. Ona göre Washington, kriz anlarında sık sık aircraft carrier battle group gönderiyor; televizyonlarda uçak gemisi görüntüleri yayımlanıyor, uçakların iniş kalkışları gösteriliyor ve American halkı bir şey yapıldığı izlenimine kapılıyor.
“Bence şu anda Europe’da da aynı nedenle bir şeyler yapıyoruz; ülke içindeki insanlar üzerinde PR etkisi yaratmaya çalışıyoruz,” diyen Colonel, aircraft carrier görüntülerinin sahadaki gerçek durumu çoğu zaman değiştirmediğini savundu.
Konuk, uçak gemisi görüntülerinin American kamuoyu üzerinde etkili olabileceğini ancak karadaki aktörler açısından çoğu zaman bir anlam taşımadığını ileri sürdü. “Gerçekte kıyıdakilerin umurunda bile olmaz; karada hiçbir etkisi yoktur,” diyerek bu tür hamlelerin sembolik yönüne dikkat çekti.
“Bombs Away Club” ve Russia ile Doğrudan Çatışma Uyarısı
Konuk, ABD’de bazı kişilerin ülkenin büyüklüğünü askerî bombardımanla ilişkilendirdiğini söyledi ve bu grubu “bombs away club” olarak adlandırdı. Türkçeye “bombalar atılsın kulübü” diye çevrilebilecek bu ifade, konuşmacının interventionist eğilimlere yönelik eleştirisinin merkezindeydi.
“Her zaman benim ‘bombalar atılsın kulübü’ dediğim gruba mensup dikkatsiz Americans vardır,” diyen Colonel, “Bunlar, çaresiz rakipleri bombaladığımızda büyüklüğümüze hizmet edildiğini düşünür,” şeklinde konuştu.
Konuk, ABD’nin şimdiye kadar kendisini savunamayan aktörlere saldırdığını savundu. Ancak Russia ile doğrudan bir çatışma halinde durumun tamamen farklı olacağını söyledi. “Şimdiye kadar kendisini savunamayan insanlara saldırdık,” diyen Colonel, “Russians ile doğrudan çatışmaya çekilirsek, dramatik ölçekte karşılık verebilecek bir güçle karşı karşıya kalacağız,” ifadelerini kullandı.
Konuk, böyle bir doğrudan çatışma ihtimalinin “son derece mümkün” göründüğünü de ekledi. Bunun nedeni olarak da Washington’dan gelen “aptalca açıklamalar” dediği söylemleri gösterdi. Bu ifade, diplomatik ya da askerî karar alıcıların kullandığı bazı açıklamaların gerilimi artırabileceği yönündeki değerlendirmesine dayanıyordu.
“Neden?” Sorusu ve Ukraine Halkı
Konuşmanın sonunda konuk, ABD’nin Russia ile doğrudan çatışmaya sürüklenmesinin amacını sorguladı. Washington’ın ne elde edeceği ve Ukraine halkının bundan ne kazanacağı sorularını gündeme getirdi. Konuğa göre Ukraine devleti ve milleti büyük ölçüde yıkıma uğramıştı; bu nedenle gerilimin tırmandırılması Ukrainian halkına fayda sağlamayacaktı.
“Uyanmamız gerekiyor; bunu anlamamız gerekiyor ve kendimize sormalıyız: Neden?” diyen Colonel, “Bundan ne kazanıyoruz? Ukrainian halkı hiçbir şey kazanmayacak,” değerlendirmesinde bulundu.
Konuk, son cümlelerinde Ukraine’in durumunu çok karamsar bir şekilde tanımladı. “O devlet, o millet yok edildi,” diyen Colonel, savaşın Ukraine üzerindeki yıkıcı etkisini vurguladı. Transcriptte bu iddianın dayanağına ilişkin ayrıntılı veri, şehir isimleri, kayıp sayıları ya da ekonomik göstergeler yer almadı; bu nedenle ifade, konuğun siyasi ve askerî değerlendirmesi olarak aktarılmalıdır.