Larry Johnson: Rusya Mevcut Cephe Hattında Ateşkesi Kabul Etmeyecek
İngilizce yayımlanan podcast bölümünde sunucu ile eski CIA analisti Larry Johnson, Russian Foreign Minister (Rusya Dışişleri Bakanı) Sergey Lavrov’un verdiği kapsamlı röportajı ve bu açıklamaların Ukrayna savaşının geleceği açısından taşıdığı anlamı değerlendirdi. Tartışma, Moskova’nın hangi koşullarda savaşı durdurabileceği, geçmiş müzakere girişimleri, Ukrayna’nın gelecekteki statüsü ve Donald Trump yönetimine yönelik Rus beklentilerinin neden zayıfladığı üzerinde yoğunlaştı.
Lavrov’dan mevcut cephe hattında ateşkese ret
Programda önce Sergey Lavrov’un röportajından bir bölüm yayımlandı. Lavrov, Rusya’nın çatışmaları yalnızca uzun vadeli, güvenilir ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması durumunda durdurabileceğini söyledi. Mevcut temas hattının olduğu yerde çatışmaların aniden dondurulmasını kabul edilemez gördüğünü belirten Lavrov, böyle bir kararın Rusya’nın tarihsel sorumluluk anlayışıyla bağdaşmayacağını savundu.
“Yalnızca uzun vadeli, güvenilir ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşıldığında durmamız gerekiyor,” diyen Sergey Lavrov, geçici bir ateşkesin Rusya açısından yeterli olmayacağını vurguladı.
Lavrov’un sözlerinden, Moskova’nın çatışmaların mevcut cephe hattında durdurulmasını kalıcı bir çözüm olarak görmediği sonucu çıktı. Rus dışişleri bakanı, böyle bir adımın yalnızca günümüzdeki güvenlik ve yaşam koşullarıyla ilgili olmadığını; Rus devletinin tarihsel sürekliliği bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Şu anda mevcut temas hattında birdenbire durursak, Nazizmi yenilgiye uğratan büyükbabalarımızın ve büyük büyükbabalarımızın muazzam başarısının üzerinin çizilmesine ve unutulmasına izin vermiş oluruz,” diyen Sergey Lavrov, savaşın Rus yönetimince tarihsel bir mücadele çerçevesinde ele alındığını belirtti.
Lavrov, mevcut çatışmayı İkinci Dünya Savaşı hafızasıyla ilişkilendirirken, durmanın geçmiş kuşakların mücadelesine ihanet anlamına geleceğini savundu. Rusya’daki insanların saldırılar nedeniyle acı çektiğini ve hayatını kaybettiğini söyleyen Lavrov, buna rağmen kararların yalnızca bugünkü koşullara göre verilemeyeceğini dile getirdi.
“Bu, yalnızca bugün birilerinin ne kadar rahat yaşadığıyla ilgili değil; Rus devletinin bin yıllık tarihine karşı taşıdığımız sorumlulukla ilgilidir,” diyen Sergey Lavrov, Moskova’nın yaklaşımını tarihsel devamlılık ve devlet sorumluluğu kavramları üzerinden açıkladı.
İkinci Dünya Savaşı anlatısı ve Ukrayna yönetimine yönelik suçlamalar
Sunucu, Lavrov’un “Rus devletinin bin yıllık tarihi” vurgusunun Kremlin’in Ukrayna savaşını nasıl gördüğünü ortaya koyduğunu söyledi. Sunucuya göre Rus yönetimi, Volodymyr Zelensky ve Ukrayna hükümeti üzerinde etkili olduğunu düşündüğü “Banderists” olarak adlandırdığı Bandera yanlısı unsurları, İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği’ne karşı savaşan Nazi güçlerinin devamı olarak değerlendiriyor.
Sunucu, bu değerlendirmeyi aktarırken İkinci Dünya Savaşı’nda Nazileri yenme mücadelesinde 27 milyon Rus’ın öldüğünü söyledi ve Alman kuvvetlerinin Moskova’yı ele geçirmeye çalışmasını hatırlattı. Programda bu rakam ve tarihsel benzetme, sunucunun Rus bakış açısını açıklamak için kullandığı çerçeve olarak sunuldu; ayrıca bağımsız bir doğrulama veya karşı görüş verilmedi.
Larry Johnson, sunucunun bu yorumuna katıldı. Johnson’a göre Lavrov’un röportajında verdiği temel mesaj, Rusya’nın savaşın hedefleri ve olası bir anlaşmanın koşulları konusunda geri adım atmadığıydı. Johnson, Moskova’nın tutumunun yeni olmadığını; Vladimir Putin’in Haziran 2024’te Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey diplomatlarına yaptığı konuşmada ortaya koyduğu koşullarla aynı çizgide bulunduğunu söyledi.
“Rusya, Vladimir Putin’in Haziran 2024’te üst düzey Rus diplomatlara açıkladığı tutumdan bir santim bile geri adım atmadı,” diyen Larry Johnson, Lavrov’un son röportajını daha önce ilan edilmiş politikanın teyidi olarak değerlendirdi.
Johnson, Putin’in 2024’teki konuşmasının Rusya’nın anlaşma için öne sürdüğü şartları güncellediğini belirtti. Programda bu konuşmanın ayrıntılı bir dökümü verilmedi; Johnson, Lavrov’un son sözlerinin aynı temel yaklaşımı sürdürdüğünü savundu.
Geçmiş barış girişimine ilişkin Lavrov’un anlatımı
Johnson, kendisi ile programın sunucusunun bir önceki yıl Lavrov’la birkaç saat görüşme fırsatı bulduğunu anlattı. Son röportajın da aynı odada yapıldığını, ancak kendilerinin görüşmesi sırasında kullanılan masanın kaldırıldığını söyledi. Johnson daha sonra Lavrov’un o görüşmede geçmiş müzakere süreci hakkında kendilerine anlattıklarını aktardı.
Johnson’ın aktarımına göre Lavrov, savaşın önceki bir aşamasında Ukrayna tarafınca masaya getirilen bir barış ve ateşkes anlaşmasını Rusya’nın kabul ettiğini söylemişti. Lavrov’un anlatımında Moskova, dört yıldan daha uzun bir süre önce Donbas’ın, Donetsk ve Luhansk dâhil olmak üzere, Ukrayna’nın parçası olarak kalmasına izin vermeye hazırdı.
Johnson, Rusya’nın o dönemdeki önceliğinin ülke içindeki Rusça konuşan nüfusun haklarını güvence altına almak olduğunu söyledi. Bir başka Rus talebinin de Orthodox Church (Ortodoks Kilisesi) ve Hristiyanların haklarının korunması olduğunu belirtti. Johnson, Lavrov’un Ukrayna hükümetini Hristiyanlara baskı uygulamakla suçladığını aktardı. Programda bu suçlamaya Ukrayna hükümetinden bir yanıt veya bağımsız doğrulama sunulmadı.
“Lavrov bize, ‘Anlaşma tamamlanmıştı’ dedi,” diyen Larry Johnson, Rus tarafının o aşamada uzlaşmaya varıldığına inandığını ifade etti.
Johnson’ın anlatımına göre süreç daha sonra Joe Biden, dönemin ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’ın müdahil olmasıyla değişti. Larry Johnson, bu üç ismin Zelensky’yi anlaşmadan uzaklaşmaya zorladığını, buna mecbur bıraktığını veya ikna ettiğini öne sürdü. Hangi tanımın kesin olarak geçerli olduğunu ayırmadı; “zorladılar, mecbur bıraktılar ya da ikna ettiler” biçimindeki alternatif ifadeleri birlikte kullandı.
Bu iddia podcastte Larry Johnson’ın değerlendirmesi olarak aktarıldı. Biden, Austin, Boris Johnson veya Zelensky’nin tutumlarını açıklayan karşıt bir anlatıya bölümde yer verilmedi. Johnson, Ukrayna’nın anlaşmadan geri çekilmesiyle savaşın bütünüyle farklı bir yöne girdiğini savundu.
Moskova’nın bugünkü koşulları
Larry Johnson’a göre geçmişte müzakere edilebilecek bazı konular artık Rusya açısından pazarlık konusu değil. Johnson, Moskova’nın hâlen kontrol ettiği topraklardan vazgeçmeyeceğini ve bu bölgelerin geleceğine ilişkin müzakere zamanının geçtiğini söyledi.
“Rusların tutumu şu: Artık işgal ettiğimiz hiçbir bölgeyi terk etmiyoruz; bunların müzakere edilmesinin zamanı geçti,” diyen Larry Johnson, toprak meselesini Rusya’nın mevcut yaklaşımının en kesin unsurlarından biri olarak sundu.
Johnson ayrıca Ukrayna’da seçimlerin yapılmasının Rusya’nın beklediği koşullar arasında bulunduğunu belirtti. Ukrayna ordusundan geriye kalan yapının dağıtılması gerektiğini söyleyen Johnson, NATO’nun da olası savaş sonrası düzenlemenin tamamen dışında tutulmasının istendiğini aktardı.
Johnson’ın ifadesiyle Moskova’nın şartları üç ana başlıkta toplanıyordu: Rusya’nın kontrolündeki topraklardan vazgeçilmemesi, Ukrayna’daki siyasi ve askerî düzenin yeniden şekillendirilmesi ve NATO’nun Ukrayna bağlamından uzak tutulması. Johnson, Lavrov’un röportajında Rus tarafının bu koşullardan herhangi birini yumuşattığına ilişkin işaret görmediğini söyledi.
“Seçimler yapılmalı, Ukrayna ordusundan geriye kalan yapı dağıtılmalı ve NATO hiçbir yerde görünmemeli,” diyen Larry Johnson, bunların kendi önerileri değil, Rusya’nın bulunduğu noktaya ilişkin değerlendirmesi olduğunu ifade etti.
Programda bu şartların Ukrayna tarafından kabul edilip edilmeyeceği, seçimlerin hangi hukuki veya siyasi koşullarda yapılabileceği ya da ordunun dağıtılmasının nasıl uygulanacağı ayrıntılı biçimde tartışılmadı. Sunucu ile Johnson’ın odak noktası, taleplerin uygulanabilirliğinden çok, Rusya’nın bunları değiştirmediği iddiasıydı.
Rusya’nın ABD’ye yönelttiği “hangi taraftasınız?” sorusu
Johnson, Rus yetkililerin artık ABD’ye daha sert sorular yönelttiğini söyledi. Ona göre Moskova, Washington’ın bir yandan Rusya ile ilişki kurmak isterken diğer yandan Ukrayna’ya silah ve istihbarat sağlamaya devam etmesini bağdaşmaz buluyor.
Johnson’ın aktardığı Rus yaklaşımına göre ABD’nin verdiği istihbarat ve silahların Rus askerlerini ya da Rusları öldürmek için kullanılması, iki ülke arasında normal bir ilişkinin kurulmasının önünde temel bir engel oluşturuyor. Moskova’nın Washington’dan hangi tarafta olduğunu netleştirmesini istediğini söyleyen Johnson, Rusya’nın buna rağmen diplomatik kapıyı bütünüyle kapatmadığını savundu.
“Ukraynalılara Rusları öldürebilmeleri için istihbarat ve silah sağlamayı sürdürecekseniz, bu bir sorundur; o zaman bir ilişkimiz olmaz,” diyen Larry Johnson, Rus tarafının ABD’ye verdiğini düşündüğü mesajı bu sözlerle özetledi.
Johnson’a göre Ruslar ilişki kurulması ihtimalini korumak için özel çaba gösteriyor. Bununla birlikte Washington’ın eylemlerinin Moskova’daki güven seviyesini düşürdüğünü belirtti. Programdaki değerlendirme, iki ülke arasındaki ilişki ihtimalinin tamamen sona erdiği yönünde değildi; ancak bu ihtimalin ABD’nin Ukrayna’ya verdiği askerî ve istihbarat desteğiyle giderek daha fazla çeliştiği savunuldu.
Trump’a yönelik beklentilerin zayıflaması
Tartışmanın son bölümünde Larry Johnson, Rusya’nın Donald Trump’a ilişkin beklentileri ile Trump’ın MAGA tabanındaki bazı destekçilerinin yaşadığı hayal kırıklığı arasında benzerlik kurdu. Johnson’a göre Ruslar, Trump’ın ABD-Rusya ilişkilerinde ve Ukrayna savaşında farklı bir yol açabileceğini umut etmişti. Ancak Trump’ın söyledikleriyle görevdeyken yaptıkları arasında keskin bir karşıtlık bulunduğuna inanmaya başladılar.
Johnson, Tucker Carlson, Marjorie Taylor Greene, Joe Kent ve Thomas Massie gibi isimleri Trump’a belirli beklentilerle destek veren kişiler arasında saydı. Bu kişilerin Trump’ın “deep state” olarak adlandırılan devlet içindeki yerleşik güç yapılarıyla mücadele edeceğini, Epstein dosyalarını açıklayacağını ve ABD’yi dış savaşlardan uzak tutacağını düşündüklerini söyledi.
Johnson’a göre bu isimlerin Trump’ın icraatlarından duyduğu hayal kırıklığı ile Moskova’nın yaşadığı hayal kırıklığı aynı örüntüyü izliyor. Her iki kesimin de Trump’ın önceki vaatleriyle daha sonraki politikaları arasında büyük bir fark gördüğünü savundu.
“Trump’ın söyledikleriyle şimdi yaptıkları birbirine taban tabana zıt,” diyen Larry Johnson, Rusya’nın yeni bir Amerikan yaklaşımı yönündeki umudunun giderek zayıfladığını vurguladı.
Podcastte Trump yönetiminin belirli bir kararı ayrıntılı biçimde incelenmedi. Johnson’ın eleştirisi, genel olarak Ukrayna’ya silah ve istihbarat desteğinin sürmesi ile Trump’ın dış savaşlardan uzak duracağı yönündeki beklenti arasındaki çelişkiye dayanıyordu.
Bölümün genelinde Lavrov’un sözleri, Rusya’nın kısa süreli veya yalnızca cephe hattını donduran bir ateşkese sıcak bakmadığının göstergesi olarak ele alındı. Larry Johnson, Moskova’nın toprak, Ukrayna ordusu, seçimler ve NATO konularındaki taleplerinin değişmediğini savunurken, ABD’nin mevcut desteği sürdürmesi hâlinde Washington ile Moskova arasında güvene dayalı bir ilişkinin kurulamayacağını söyledi. Programda bu görüşlere Ukrayna, ABD veya diğer ilgili taraflardan doğrudan bir karşılık verilmedi.