Judge Napolitano - Judging Freedom

Albay Douglas Macgregor: Putin’in Sabrı Azalıyor, Trump Sosyalizm ile Komünizmi Karıştırıyor

Andrew Napolitano ile Albay Douglas Macgregor arasında geçen bölümde, Rusya’nın Kiev’e yönelik son saldırıları, savaşın olası seyri ve Donald Trump’ın Theodore Roosevelt üzerinden yaptığı komünizm çıkışı ele alındı. Konuşmada özellikle Vladimir Putin’in sabrının azaldığı, Ukrayna’daki savaşın daha sert bir aşamaya geçebileceği ve Trump’ın sosyalizm ile komünizmi birbirine karıştırdığı iddiaları öne çıktı.

Rusya’nın Kiev Saldırıları ve Putin’in Değişen Tutumu

Programın son bölümünde Andrew Napolitano, konuğu Albay Douglas Macgregor’a Rusya’nın Kiev’e büyük çaplı bir saldırı düzenleyip düzenlemediğini sordu. Napolitano, bu saldırının Dmitri Medvedev ve bazı Rus yetkililerin son aylarda çağrısını yaptığı türden bir hamle olup olmadığını gündeme getirdi.

Macgregor, bu soruya doğrudan yanıt verdi. "Bence öyle," diyen Albay Douglas Macgregor, "buradaki kilit mesele, Putin’in bunu Zelensky’yi yakalayana ya da en azından onu yeraltına inmeye zorlayana kadar sürdürüp sürdürmeyeceği olacak" şeklinde değerlendirdi.

Macgregor’a göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaş boyunca sergilediği temkin, sabır ve ihtiyatlı tutumda bir değişim yaşanıyor. Macgregor, Putin’in artık bu durumdan yorulduğunu ve savaşı bitirmek istediğini savundu. Ancak ona göre Putin’in savaşı bitirme isteği yalnızca Ukrayna’daki askeri hedeflerle ilgili değil; aynı zamanda Rusya içindeki daha sertlik yanlısı çevreleri kontrol altında tutma ihtiyacıyla da bağlantılı.

"Putin de bundan yoruldu," diyen Macgregor, "bir sona ulaşmak istiyor ve çevresindeki daha sert unsurları dizginlemek için de buna ihtiyacı olduğunu biliyor" ifadelerini kullandı.

Macgregor, bu sertlik yanlısı çevrelerin çok daha tehlikeli adımlar atmak isteyebileceğini belirtti. Ona göre bu kişiler bir NATO ülkesine saldırı düzenlenmesini, hatta düşük verimli nükleer silah ya da taktik nükleer silah kullanılmasını savunabilir. Bu değerlendirme, konuşmanın en çarpıcı bölümlerinden biriydi.

Macgregor, böyle bir durumda Batı’nın nasıl karşılık vereceği konusunda da şüpheci konuştu. "Açıkçası, çok ciddi biçimde şüpheliyim; herhangi bir şey olacağını sanmıyorum," diyen Macgregor, "kimsenin buna karşılık vereceğini düşünmüyorum; buna karşılık vermek mutlak bir aptallık olurdu, ama asla bilemezsiniz" şeklinde konuştu.

Savaş Ne Kadar Sürebilir?

Napolitano daha sonra Ukrayna’nın İngiliz, Fransız, Alman, İsveç ve Amerikan ekipmanları kullanarak Moskova çevresinde küçük ama sembolik saldırılar düzenlediğini belirtti. Bu bağlamda, Rusya’nın “özel askeri operasyon” olarak adlandırdığı savaşın daha ne kadar sürebileceğini sordu.

Macgregor, mevcut durumun belirli bir stratejik soruyu gündeme getirdiğini söyledi. Ona göre Putin, kuzeyden Belarus üzerinden birlikleri harekete geçirirse, güneyde de bir kıskaç hareketini tamamlayabilir. Bu senaryoda Odessa’nın ele geçirilmesi ya da en azından Odessa’ya erişimin kesilmesi söz konusu olabilir. Ardından Kiev’e yönelen bir kıskaç hareketiyle savaşın fiilen sona erdiğinin gösterilmesi hedeflenebilir.

"Putin kuzeyde Belarus üzerinden birlikleri serbest bırakırsa ve güneyde oluşacak kıskacı kapatırsa," diyen Macgregor, "belki bundan önce Odessa’yı alır ya da sadece Odessa’ya erişimi keser; sonra Kiev’e bir kıskaç hareketi gelir ve durum şu olur: Üzgünüm, bu iş bitti ve size bittiğini kanıtlayacağız" diye açıkladı.

Ancak Macgregor, böyle bir askeri başarının Putin açısından da büyük bir sorun yaratacağını vurguladı. Ona göre Rusya’nın Ukrayna’yı fiilen kontrol etmesi, Moskova’nın istemediği bir tablo olabilir. Çünkü bu durumda Rusya uzun yıllar sürecek bir partizan savaşıyla karşı karşıya kalabilir.

Macgregor, "O zaman Putin istemediği bir konumda olur; esasen Ukrayna’nın sahibi olur ve bu gerçekten felaket bir durumdur" değerlendirmesini yaptı. Ona göre Putin bunun farkında, çünkü böyle bir durumda 20 yıl, hatta 30 yıl sürebilecek bir direniş ve partizan savaşı ihtimali doğar.

Buna rağmen Macgregor, Putin’in baskı altında böyle sert bir karar verebileceğini söyledi. Rusya’nın Ukrayna’ya yıkıcı bir darbe indirip daha sonra çekilebileceğini savundu. Macgregor’a göre bu senaryoda Ukrayna’nın uzun süre yalnızca partizan savaşı çerçevesinde varlık gösterebileceği bir durum ortaya çıkabilir.

"Bu son derece sert bir karar olur," diyen Macgregor, "ama şu anda altında bulunduğu baskı nedeniyle bu kararı verebilir" ifadelerini kullandı.

Trump’ın Theodore Roosevelt ve Komünizm Çıkışı

Konuşmanın ikinci bölümünde Napolitano, Donald Trump’ın yakın zamanda yaptığı bir konuşmaya geçti. Trump’ın, Napolitano’nun ifadesiyle Macgregor’un balık tuttuğu bölgeden çok da uzak olmayan bir yerde, Idaho’ya yakın bir eyalette bulunduğunu söyledi. Trump’ın South Dakota ya da North Dakota’da yaptığı konuşmada Theodore Roosevelt hakkında dikkat çekici ifadeler kullandığını belirtti.

Trump konuşmasında Roosevelt’in “komünizm” olarak adlandırdığı şeye güçlü biçimde karşı olduğunu söyledi. Roosevelt’e atıf yaparak komünist sosyalizm doktrinlerinin tutarlı biçimde uygulanması halinde medeniyetin nihai yok oluşuna yol açacağını aktardı. Trump daha sonra komünizmin ABD için en büyük tehdit olduğunu savundu.

Trump konuşmasında komünizmi Pearl Harbor, 11 Eylül saldırıları, Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı ile karşılaştırdı. Ona göre komünizm potansiyel olarak bunlardan daha büyük bir tehditti. Trump, bu tehdidi “yayılan bir kanser”e benzetti ve ABD’nin komünist bir ülke olmasına izin vermeyeceğini söyledi.

Trump’ın aktarılan sözlerinde, "Komünizm ülkemiz için en büyük tehdittir; buna inanıyorum," ifadesi öne çıktı. Trump ayrıca, "Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Pearl Harbor, 11 Eylül dahil; bence potansiyel olarak bunlardan daha büyük bir tehdit" değerlendirmesinde bulundu.

Napolitano, Trump’ın bu konuşmasını eleştirel bir çerçevede değerlendirdi. Ona göre Trump sosyalizm ile komünizmi karıştırıyordu. Napolitano, bu karışıklığın konuşma metnini yazan kişilerden de kaynaklanmış olabileceğini söyledi, çünkü Trump’ın metinden okuyor gibi göründüğünü belirtti.

"Sanırım sosyalizm ile komünizmi karıştırıyor," diyen Napolitano, "bence konuşma yazarları da bunu yaptı; çünkü okuyor gibi görünüyordu" şeklinde konuştu.

Macgregor’un Trump Eleştirisi

Macgregor da Napolitano’nun eleştirisine katıldı. Trump’ın ne hakkında konuştuğunu gerçekten bilmediğini düşündüğünü söyledi. İlk olarak, komünizmin Theodore Roosevelt siyasi sahneden ayrıldıktan sonra ortaya çıktığını savundu. İkinci olarak, Roosevelt’in bugünün standartlarına göre sosyalist sayılabileceğini belirtti.

"Gerçekten ne hakkında konuştuğunu bildiğini sanmıyorum," diyen Macgregor, "her şeyden önce komünizm, Theodore Roosevelt sahneden ayrıldıktan çok sonra ortaya çıktı" ifadelerini kullandı.

Macgregor, Trump’ın aynı konuşmanın ilerleyen bölümünde ya da medyaya yaptığı açıklamalarda Teddy Roosevelt ile konuştuğunu iddia etmesini de gündeme getirdi. Macgregor’a göre Trump aslında Roosevelt’in yapay zeka versiyonuyla konuşmuştu. Bu noktada Napolitano, Trump’ın kendi zihninde gerçekten Theodore Roosevelt ile konuştuğunu düşünüp düşünmediğinin mümkün olup olmadığını sordu.

Macgregor, bu ihtimali dışlamadı. "Bu adam söz konusu olduğunda her şey mümkün, Judge," diyen Macgregor, Trump’ın sözlerini değerlendirirken yine de Roosevelt’in valiliği dönemindeki politikalarına dikkat çekti.

Macgregor’a göre Napolitano’nun söylediği gibi Roosevelt’in gerçekten de sosyalist eğilimleri vardı. Roosevelt’in valiliği sırasında bugün sosyalizm olarak adlandırılabilecek birçok uygulamaya imza attığını belirtti. Ancak Macgregor, Trump’ın sözlerinden çıkarabildiği tek anlamın bu olduğunu söyledi: Trump sosyalizm ile komünizmi birbirine karıştırıyordu.

"Roosevelt’in vali olduğu dönemde birçok sosyalist eğilimi vardı," diyen Macgregor, "bugün sosyalizm diyeceğimiz pek çok şey yaptı; Trump’ın sözlerinden çıkarabildiğim tek anlam bu" diye ekledi.

Macgregor, iki kavram arasındaki farkı da vurguladı. Ona göre sosyalizm bir ekonomik sistem, komünizm ise bir ideolojiydi. Bu nedenle iki kavramı birbirinin yerine kullanmak doğru değildi. Program bu değerlendirmeyle sona erdi.

Rusya’nın Kiev Saldırıları

Andrew Napolitano: Bitirmeden önce konuyu değiştireyim, Albay. Rusya, Dmitri Medvedev ve diğerlerinin son aylarda çağrısını yaptığı türden, Kiev’e yönelik büyük bir saldırı mı düzenledi?

Albay Douglas Macgregor: Bence öyle. Buradaki kilit mesele, Putin’in bunu Zelensky’yi yakalayana ya da en azından onu yeraltına inmeye zorlayana kadar sürdürüp sürdürmeyeceği olacak. Ama bence Putin’in ihtiyatı, sabrı, temkini ve benzeri konularda gidişat değişiyor.

Albay Douglas Macgregor: O da bundan yoruldu. Bir sona ulaşmak istiyor ve çevresindeki, daha sert adımlar atmak isteyen bazı unsurları dizginleyecekse, buna ihtiyacı olduğunu biliyor. Bu kişiler bir NATO ülkesine saldırmak, hatta belki bir NATO ülkesine düşük verimli nükleer silah, taktik nükleer silah kullanmak ve ne olacağını görmek isteyebilir.

Albay Douglas Macgregor: Açıkçası, herhangi bir şey olacağından çok ciddi biçimde şüpheliyim. Kimsenin buna karşılık vereceğini sanmıyorum. Buna karşılık vermek mutlak bir aptallık olurdu, ama asla bilemezsiniz.

Andrew Napolitano: Ukraynalıların İngiliz, Fransız, Alman, İsveç ve Amerikan ekipmanları kullanarak Moskova çevresinde bu küçük iğne ucu saldırıları düzenlediği gerçeği dikkate alındığında, bu özel askeri operasyon daha ne kadar sürebilir?

Albay Douglas Macgregor: Bence bu durum şu soruyu içinde barındırıyor: Putin kuzeyde Belarus üzerinden birlikleri serbest bırakırsa ve güneyde oluşacak kıskacı kapatırsa, belki bunu yapmadan önce Odessa’yı alır ya da belki almaz, sadece Odessa’ya erişimi keser; ardından Kiev’e doğru bir kıskaç hareketi gelir ve durum, bilirsiniz, üzgünüm, bu iş bitti ve size bittiğini kanıtlayacağız noktasına gelirse ne olur?

Albay Douglas Macgregor: O zaman Putin olmak istemediği bir konumda olur. Esasen Ukrayna’nın sahibi olur ve bu gerçekten felaket bir durumdur. Bunu biliyor, çünkü o andan itibaren 20 yıl, 30 yıl boyunca partizan savaşıyla karşı karşıya kalır.

Albay Douglas Macgregor: Ama bunu yapabilir. Bunu öyle yıkıcı biçimde yapabilir ki, çekildiğinde, ki bence çekilir; orada kalacağını sanmıyorum, uzun süre boyunca onların kendilerini partizan savaşından başka herhangi bir biçimde yeniden ayağa kaldırma ihtimali kalmaz. Bu alınacak çok sert bir karar olur, ama şu anda altında bulunduğu baskı nedeniyle bu kararı verebilir.

Trump, Theodore Roosevelt ve Komünizm

Andrew Napolitano: Evet. Başkan Trump, coğrafyamı doğru hatırlıyorsam, sizin balık tuttuğunuz yerden çok da uzakta değildi. Siz Idaho’daydınız, o da South Dakota’daydı. Ya da North Dakota’daydı. Oradayken Başkan Theodore Roosevelt hakkında çok ilginç bir yorum yaptı. Şunu izleyin.

Donald Trump: TR aynı zamanda komünizm denen şeyin de kararlı ve sert bir karşıtıydı. Son zamanlarda bunun hakkında çok şey duyuyorsunuz. Komünist sosyalizm doktrinlerinin tutarlı biçimde izlenmesi halinde medeniyetin nihai yok oluşu anlamına geleceğini söylemişti. Bunun dışında, bunun harika olduğunu düşünüyordu.

Donald Trump: Şimdi gördüğümüz gibi, komünizm ülkemiz için en büyük tehdittir. Buna da inanıyorum. Bunu söylediğimde, “Bu oldukça ağır bir söz” dedim. Ama doğru olduğunu düşünüyorum.

Donald Trump: Ülkemiz için en büyük tehdit bu; Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Pearl Harbor, 11 Eylül dahil. Bence daha büyük bir tehdit, potansiyel olarak bunlardan daha büyük bir tehdit. Çünkü yayılan bir kanser gibi ve onu hızla durdurmanız gerekir.

Donald Trump: Amerika Birleşik Devletleri’nin komünist bir ülke olmasına izin vermeyeceğiz. Bu olmayacak.

Andrew Napolitano: Bence sosyalizm ile komünizmi karıştırıyor. Bence konuşma yazarları da bunu yaptı, çünkü okuyor gibi görünüyordu.

Albay Douglas Macgregor: Evet, gerçekten ne hakkında konuştuğunu bildiğini sanmıyorum. Yani, her şeyden önce komünizm Theodore Roosevelt sahneden ayrıldıktan çok sonra ortaya çıktı.

Albay Douglas Macgregor: İkincisi, TR bugünün standartlarına göre sosyalist sayılırdı. Ama o konuşmanın ilerleyen bölümünde daha da gülünç bir şey vardı; elimizde görüntü yok, belki de bunu medyaya söyledi. Teddy Roosevelt ile konuşmayı yeni bitirdiğini iddia etti.

Albay Douglas Macgregor: Aslında Roosevelt’in bir yapay zeka versiyonuyla konuşmuştu. Kendi zihninde bunun gerçekten TR olduğunu düşünmüş olması mümkün mü?

Andrew Napolitano: Bu adam söz konusu olduğunda her şey mümkün, Judge. Ama ilginç olan şu: O vali olduğunda, haklısınız, birçok sosyalist eğilimi vardı ve bugün sosyalizm diyeceğimiz pek çok şey yaptı.

Andrew Napolitano: Ama onun söylediklerinden çıkarabildiğim tek anlam bu. Sosyalizm ile komünizmi karıştırıyordu; biri ekonomik sistem, diğeri ideoloji. Çok farklı şeyler.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol