Larry Johnson: İran Ablukası, Trump Yönetimini Askeri ve Ekonomik Çıkmaza Sürüklüyor
İngilizce yayımlanan podcastte sunucu, 15 Nisan 2026 tarihli bölümde eski CIA analisti ve Sonar 21 yazarı Larry Johnson ile İran, Hürmüz Boğazı, ABD’nin deniz ablukası iddiaları, İsrail savaşı, enerji piyasaları ve Trump yönetiminin iç siyasetteki yönelimi üzerine konuştu. Johnson, ateşkes ilanına rağmen İran limanlarına abluka uygulanmasının “savaş eylemi” niteliğinde olduğunu savunarak bunun hem askeri hem ekonomik sonuçlarının ABD’nin kontrolünü aşabileceğini ileri sürdü.
Hürmüz Boğazı, Abluka ve İran’ın Askeri Seçenekleri
Söyleşi, sunucunun Hürmüz Boğazı çevresinde ateşkes olduğu söylenirken İran limanlarına abluka uygulanmasına dikkat çekmesiyle başladı. Sunucu, bunun ateşkes sırasında “garip bir tırmanma” olduğunu belirterek Washington’daki sözcülerin aynı anda hem ateşkese uyulduğunu hem de abluka uygulandığını söylediklerini aktardı. Bu nedenle ateşkesin ne anlama geldiğinin belirsiz olduğunu, en azından şu aşamada tarafların birbirine ateş etmediğinin görüldüğünü söyledi.
Johnson, ablukayı “Japon kabuki tiyatrosu”na benzetti. Ona göre ABD tarafı, bütün gemilerin durdurulduğu ve İran’ın çıkışlarının tamamen kilitlendiği izlenimini veriyor; ancak sahadan gelen başka bilgiler İran’ın bazı gemilerin ayrılmasına izin verdiğini ve bu gemilerin durdurulmadığını gösteriyor. “Bu, alışveriş merkezindeki güvenlik görevlisi gibi; üniforması var ama gerçekte fazla yetkisi yok,” diyen Larry Johnson, “çok etkili de görünmüyor” değerlendirmesini yaptı.
Johnson’a göre abluka tırmanabilir, ancak İran’ın kıyı savunma seyir füzeleri, kısa menzilli balistik füzeleri ve su altında, su üstünde ve havada kullanılabilecek çeşitli drone kapasitesi var. Johnson, İran kıyısına yaklaşık 200 mil yaklaşan ABD gemilerinin bu silahların menziline girebileceğini savundu. Abraham Lincoln uçak gemisinin mart ayında kıyıya yaklaşık 220 mil yaklaştığını, saldırıya uğradığını ve Donald Trump’ın daha sonra “17 taraftan saldırıya uğradığını” kabul ettiğini öne sürdü.
Johnson, Çin’e petrol taşıyan bazı gemilerin bölgeden ayrılıp Çin’e doğru ilerlediğini ve durdurulmadığını da söyledi. Gerçek bir deniz müdahalesi için helikopterler, destroyerler ve sürekli denetim gerektiğini belirten Johnson, ABD’nin bölgedeki hava varlıklarının zorlandığını anlattı. Gemileri tespit etmenin kolay olmadığını, okyanuslarda otomatik ve güvenilir bir takip mekanizması bulunmadığını ifade etti.
Petrol, Yaptırımlar ve Ekonomik Darbe
Johnson, Trump yönetiminin İran ve Rusya politikalarında çelişkili davrandığını savundu. Ona göre yönetim önce petrol arzını yüksek tutmak için Rusya ve İran’a yönelik yaptırımları kaldırdı; ardından Rus petrolüne yeniden yaptırım getirdi ve İran petrol akışını kesmeye çalıştı. Johnson, bu süreçte dünya arzının yüzde 20’sinin kaybedildiğini iddia etti.
Petrol vadeli işlemlerinde fiyatların düşüyor görünmesine karşın fiili teslimatta ödenen fiyatların çok daha yüksek olduğunu söyleyen Johnson, bazı yerlerde varil fiyatının 140 dolara, Singapur için ise 210 dolara kadar çıktığını duyduğunu aktardı. Bu durumun Batı ekonomisine “ekonomik bir yumruk” olarak döneceğini söyledi.
Johnson, Donald Trump’ın gerçeklikle bağının koptuğunu iddia ederek Trump’ın İran’ın müzakere için “yalvardığını” söylemesini örnek gösterdi. “Hayır, yalvarmıyorlar; hiç de değil,” diyen Larry Johnson, “müzakereler için yalvaran biziz, İran onsuz yaşayabilir” ifadelerini kullandı. Johnson ayrıca Trump’ın bir gün söylediğini ertesi gün hatırlamadığını, duygusal olarak değişken olduğunu ve çevresindekilerin onu öfkelendirmemeye çalıştığını ileri sürdü.
ABD Askeri Lojistiği ve Bölgesel Kırılganlık
Sunucu, ABD’nin deniz ablukası için bölgeye daha fazla varlık göndermesinin lojistik ve bakım sorunlarını artıracağını belirtti. Johnson da bunun sürdürülemez olduğunu savundu. George H. W. Bush uçak gemisinin Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz yerine Afrika’nın batı kıyısından dolaşmasını örnek veren Johnson, bunun Husilerden duyulan korkuyla bağlantılı olduğunu söyledi.
“Eğer kontrol bizdeyse George H. W. Bush neden kestirme yoldan gitmedi?” diyen Larry Johnson, “çünkü Husiler tarafından batırılmaktan ölümüne korkuyorlar” şeklinde konuştu. Johnson, gemilerin bakım ve yakıt ikmali için en yakın önemli üssün Diego Garcia olduğunu belirtti ve ABD’nin sürdürülemez bir askeri operasyonun içine girdiğini söyledi.
Johnson’a göre Trump’ın açıklamaları büyük ölçüde Amerikan kamuoyuna yönelik. Washington, “her şey yolunda” mesajı vermeye çalışırken sahadaki durum farklı ilerliyor. Johnson, Çin ve Rusya’nın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İran ve Türkiye ile temas ederek ABD’yi devre dışı bırakacak bir diplomatik zemin aradığını söyledi. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da bu çabalara açık olduğunu belirtti.
JD Vance, Müzakereler ve Trump Yönetimindeki Çatlak
Johnson, Vice President (Başkan Yardımcısı) JD Vance’in İran’la müzakere için 10 maddelik bir plana onay verdiğini, fakat Trump’ın “Siyonist bağışçılarının” baskısıyla geri adım attığını öne sürdü. Ona göre Vance, savaştan çıkmak istiyor ve bunun yolu Joint Comprehensive Plan of Action (JCPOA, Kapsamlı Ortak Eylem Planı) benzeri bir anlaşmayı başka adla yeniden kurmaktan geçiyor.
Johnson, bu olası anlaşmanın International Atomic Energy Agency (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) denetimlerini, İran’ın Non-Proliferation Treaty (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması) kapsamındaki taahhütlerini ve önceki 10 yıllık çerçeve yerine “kalıcı” bir düzenlemeyi içerebileceğini söyledi. Böylece Trump’ın bunu “daha iyi anlaşma” diye sunabileceğini belirtti.
Sunucu, Trump’ın İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecek bir anlaşmadan söz etmesini “çıkış yolu” ihtimali olarak gördüğünü, ancak bunun zaten JCPOA ile yapılabileceğini ifade etti. Sorunun, nükleer dosyanın İran’ın balistik füze programı ve bölgesel ortaklarıyla bağının kesilmesi gibi taleplerle genişletilmesi olduğunu söyledi.
Trump’ın Zafer Anlatısı ve Pentagon’un Rolü
Podcastte Trump’ın sık sık öldürülen liderlerden, tahrip edilen altyapıdan ve zayıflatılan askeri hedeflerden söz ederek zafer anlatısı kurduğu da tartışıldı. Johnson, Trump’ın kendisine söylenenleri tekrar ettiğini ve Pentagon’un Pete Hegseth üzerinden ona gerçeği tam yansıtmadığını savundu.
Johnson’a göre ABD, bazı tesisleri “20 yıl boyunca yok edildi” diye sunarken İran bu tesislerin bir kısmını hızla onarıp yeniden faaliyete geçirdi. Çin’in İran’a yeni silahlar veya hava savunma kapasitesi sağladığı yönünde askeri çevrelerde kaygı olduğunu belirtti. “Askeri planlayıcılar, Çin’in devreye soktuğu yeni silahlar konusunda son derece endişeli,” diyen Larry Johnson, “F-35’lerin ve bölgeye gönderilen dördüncü nesil savaş uçaklarının savunmasız kalabileceği düşünülüyor” değerlendirmesini yaptı.
Sunucu da Çin uçaklarının İran’a bilinmeyen malzeme taşıdığına dair haberler gördüğünü söyledi. Trump’ın Çin’den silah göndermeme sözü aldığı iddiasını fazla ciddiye almadığını, çünkü hem Trump’ın hem Çin’in kendi kamuoylarına uygun başlıklar üretmekten yarar sağladığını belirtti.
İsrail, Hezbollah ve Bölgesel Ateşkes Arayışı
Johnson, İsrail ile Hezbollah arasında yeni bir ateşkes olabileceğine dair haberlerden söz etti. Bunun İran’ın taleplerinden biriyle bağlantılı olduğunu söyledi. İsrail’in Hezbollah ile savaşta ciddi zarar gördüğünü ve çıkış yolu aradığını savundu. Ancak Gaza meselesinin çözülmeden kalacağını da ekledi.
İsrail’in aldığı hasarın boyutuna ilişkin soruya Johnson, bilgilerin sınırlı olduğunu, fakat İsrail’in uyguladığı sansürün hasarın ağır olduğuna işaret ettiğini söyledi. “Eğer ciddi hasar oluşmasaydı İsrailliler medyayı içeri alır, hava savunmamız harika çalıştı derdi,” diyen Larry Johnson, “bunu yapmadılar çünkü tersi doğru” diye ekledi.
Johnson, Jared Kushner ve Steve Witkoff çevresinin Körfez’de, özellikle United Arab Emirates (Birleşik Arap Emirlikleri) içinde ciddi yatırımları olduğunu ve bu yatırımların risk altında bulunduğunu söyledi. Bu nedenle çatışmanın müzakereyle hızla bitirilmesi için ekonomik bir teşvik olduğunu savundu. Ancak United Arab Emirates’in artık toparlanamayabileceğini ileri sürdü.
İranlı Müzakereciler ve Diplomatik Güvensizlik
Sunucu, İranlı kaynaklardan duyduklarına dayanarak JD Vance’in müzakerelerde sorulara doğrudan yanıt veremediğini, sık sık telefonla görüşmek zorunda kaldığını ve ekibin sonunda toplantıyı beklenmedik biçimde terk ettiğini aktardı. Johnson, bu anlatımın Professor Mohammad Marandi tarafından da dile getirildiğini söyledi.
Johnson, Amerikalıların toplantıdan ayrılırken İran tarafına açık bir açıklama yapmamasını “en dikkat çekici bölüm” olarak niteledi. Normalde “çıkmaza girdik, Başkan Trump’a bilgi verelim, gelecek hafta yeniden görüşebiliriz” denmesi gerektiğini söyledi. Bunun yerine ekibin aniden ayrıldığını anlattı.
Johnson, İranlı müzakerecilerin güvenliği konusunda da kaygı duyduğunu belirtti. Onların Rusya veya Çin koruması altında dönmesinin daha güvenli olacağını düşündüğünü, sonuçta Pakistani bayraklı bir havayoluyla döndüklerini ve bunun İsrail saldırısını engellediğini savundu. Sunucu, liderlerin ve müzakerecilerin öldürülmesinin hızla normalleşmesinin gelecekte diplomasiyi zorlaştıracağını söyledi.
Savaşın Yeniden Başlama Riski
Johnson, çatışmanın sonunda yeniden savaşa dönme ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Mantıksal olarak Trump için bir çıkış yolu bulunduğunu, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve Körfez ihracatının daralmasının verdiği ekonomik zararı onaracak bir anlaşmaya gidilebileceğini belirtti. Ancak Netanyahu’nun Trump üzerindeki baskısının ciddi olduğunu savundu.
“Mantıksal açıdan Trump için açık bir çıkış rampası var,” diyen Larry Johnson, “ama Netanyahu’dan gelen baskı ciddi ve Trump buna gerçekten karşı koymaya istekli görünmedi” şeklinde değerlendirdi. Johnson’a göre Trump ABD ordusuna geri çekilme talimatı vermiyor; tersine bölgeye daha fazla unsur gönderiliyor.
Johnson, iki hafta önce bir F-15 mürettebat üyesinin kurtarılması çevresinde yaşanan “fiyasko”nun Pentagon ve Beyaz Saray’ı kara operasyonlarının çok tehlikeli, maliyetli ve öngörülemez olduğuna ikna ettiğini savundu. Bu nedenle ABD’nin ekonomik baskıyı sürdürmeyi tercih edeceğini söyledi. Bazı Trump yönetimi çevrelerinin İran limanlarının tamamen ablukaya alınmasının petrol üretimini de vuracağına, İran gelirlerini keseceğine ve ülkeyi iç krize sürükleyeceğine inandığını aktardı.
Çin, ABD’nin Sınırları ve Küresel Güç Dengesi
Sunucu, ateşkesin amacının yüksek yoğunluklu savaşın maliyetini düşürmek ve İran’ı ablukayla yıpratmak olup olmadığını sordu. Johnson, bunun “hayalci” bir yaklaşım olduğunu söyledi. İran’ın yalnızca limanlara bağımlı olmadığını; Türkmenistan üzerinden ve kara yollarıyla dış dünyaya erişimi olduğunu belirtti. Liman ablukasının hacim açısından etkili olabileceğini ama ABD’nin bunu tam uygulayacak deniz gücüne sahip olmadığını savundu.
Johnson, Çin’in ABD’nin Çin deniz trafiğine müdahalesine sert tepki vereceğini söyledi. “Çinliler bunu savaş eylemi sayacaklarını söylediler,” diyen Larry Johnson, ABD askeri planlamacılarının Çin’le savaşa girmeyi isteyecek son kişiler olduğunu ifade etti. ABD’nin China ile geniş çaplı bir savaşta iki hafta bile dayanamayabileceğini iddia ederek Patriot bataryaları, JDAM, JASSM ve Tomahawk stoklarının azaldığını, üretim için gereken nadir toprak elementlerinde Çin’e bağımlılığın sürdüğünü söyledi.
Sunucu, Obama döneminden beri ABD’nin Asya’ya yönelme ve Çin’i çevreleme hedefi olduğunu, Trump’ın da Ukraine savaşını bitirme ve “sonsuz savaşları” sona erdirme vaadiyle geldiğini hatırlattı. Ancak ABD’nin hâlâ Ukraine’e silah sattığını, istihbarat varlığını sürdürdüğünü ve şimdi İran’la yeni bir savaşa girdiğini belirterek bunun daha büyük stratejik hedefle çeliştiğini söyledi.
Körfez, Dolar ve ABD İç Siyaseti
Johnson, savaşın geniş sonuçları arasında ABD’nin Körfez’de nüfuz kaybetmesini, enerji krizini, gıda krizini ve doların gücünün zayıflamasını saydı. ABD’nin Körfez ülkelerine “sizi koruruz” mesajı verdiğini, ancak bunu başaramadığını söyledi. United Arab Emirates’in İran’a en sert karşı çıkan aktörlerden biri olduğunu ve en ağır darbeyi alan ülkelerden biri haline geldiğini savundu.
Saudi Arabia’nın ise “çifte oyun” oynadığını; ABD ile yakın kalmaya çalışırken Iran ile uzlaşı baskısı altında olduğunu belirtti. Johnson, Kızıldeniz’e giden ve sabotajdan sonra onarılan boru hattından günlük 7 milyon varil petrol aktığını, bunun kulağa büyük gelse de önceki kapasitenin yaklaşık yüzde 50’si olduğunu söyledi. Savaş yeniden alevlenirse Husilerin bu terminali hedef alabileceğini öne sürdü.
Johnson, Hazine bonosu ihalelerinde yabancı alıcı oranının düştüğünü ve Federal Reserve’ün (ABD Merkez Bankası) devreye girmek zorunda kaldığını söyledi. Körfez’de Çin ve Rusya etkisinin artacağını, İran’ın Hürmüz’den geçenlerden “kullanıcı ücreti” talep ederek savaş zararlarını telafi etmeye çalışabileceğini belirtti.
Söyleşinin sonunda Johnson, Trump’ın davranışlarının daha da kötüleşebileceğini ve Washington’da ciddi kaygı yarattığını söyledi. Ayrıca ara seçimler için tahmin piyasalarında Demokrat Parti’nin yalnızca Temsilciler Meclisi’ni değil, Senato’yu da kazanma olasılığının arttığını savundu. Demokratların Senato’da 54 veya 55 sandalyeye ulaşabileceğini, Cumhuriyetçi Parti’nin 10’dan fazla sandalye kaybedebileceğini ileri sürdü. Johnson’a göre bu olursa Trump’ın gündemi tıkanacak ve Washington’da siyasi kaos derinleşecek.
Giriş ve Hormuz Boğazı
Sunucu: Tekrar hoş geldiniz. Bugün 15 Nisan 2026 ve aramızda eski CIA analisti Larry Johnson var. Kendisi artık Sonar 21’de yayın yapıyor; açıklama kısmına bir bağlantı bırakacağım, kesinlikle tavsiye ederim. Programa yeniden katıldığınız için çok teşekkür ederim.
Larry Johnson: Sohbetlerimizden her zaman keyif alıyorum.
Sunucu: Bunu duymak güzel. O halde doğrudan Hormuz Boğazı’yla başlayalım. En azından bize söylendiğine göre bir ateşkes içindeyiz; ancak şimdi Iran limanlarına bir abluka uygulanmış durumda. Bu bir savaş eylemi ve ateşkes sırasında yapılacak garip bir tırmanma. Üstelik White House sözcüleri bunu, aynı anda “ateşkese uyuyoruz” derken gündeme getiriyorlar. Bu yüzden ateşkesin ne anlama geldiği belirsiz, ama en azından ateş etmiyorlar gibi görünüyor, değil mi?
Peki bu ablukanın başarı şansı nedir? Çünkü anladığım kadarıyla oldukça güvenli bir mesafede kalmaları gerekiyor ve bu kadar güneye inildiğinde su yolu dar değil.
Larry Johnson: Evet. Bütün bunlar Japon kabuki tiyatrosu gibi; çok stilize, çok senaryolu. US tarafının olup bitene dair bir versiyonu var: Her gemiyi durduruyorlar, dışarı çıkan tek bir gemi bile yok, her şeyi sıkı sıkıya kilitlediler. Bu arada diğer raporlar, Iran’ın gemilerin çıkmasına izin verdiğini ve bu gemilerin durdurulmadığını gösteriyor.
Gerçekte neler olduğunu bilecek konumda olan kişilerden duyduğum kadarıyla, biri bunu şöyle tarif etti: “Alışveriş merkezindeki güvenlik görevlisi gibi.” Üniforması var ama pek bir şey yapmaya gerçek yetkisi yok ve çok da etkili değil.
Bu durum potansiyel olarak kızışabilir. Ama girişte belirttiğiniz gibi Iran’ın imkânları var: kıyı savunma seyir füzeleri, kısa menzilli balistik füzeler ve hem su altında, hem su üstünde, hem havada çeşitli dronları var. Yani üç boyutta da, kıyıdan diyelim 200 mil mesafeye giren herhangi bir gemiye, herhangi bir US gemisine karşı kullanabilecekleri araçlara sahipler.
Örneğin Abraham Lincoln Mart ayında kıyıdan 220 mil kadar yaklaşmıştı; saldırıya uğradı ve hasar gördü. Donald Trump bile daha sonra bunu kabul etti; 17 taraftan saldırıya uğradıklarını söyledi.
Şu anda görünen o ki China için petrol taşıyan Çin gemileri Boğaz’dan çıkmış ve China’ya doğru yol alıyor; durdurulmuş değiller. Bu elbette değişebilir. Ama bu gemilere düzgün bir müdahale yapmak istiyorsanız helikopterlere, destroyerlere ihtiyacınız var. Çıkıp sizi vurmakla tehdit edebilirler ama bu işi gerçekten yerine getirmeleri başka mesele.
Bir uçak geminiz ve iki tane Marine geminiz olsa bile, ki küçük uçak gemilerine benzerler ve çok sayıda helikopter taşırlar, yine de sınırlı bir alanı kapsayabilirsiniz. Bu hava unsurlarını zorluyor. Duyduğuma göre bakım maliyetleri, stres, havada kalma süreleri açısından US hava gücüne gerçekten baskı bindiriyor. Üstelik gemilerin nerede olduğunu anlamak kolay değil. Okyanuslar büyük ve gemileri izlemenin kolay, otomatik bir yolu yok.
Bunu Joint Special Operations Command ile 23 yıl çalışırken zor yoldan öğrendim. Deniz tatbikatları yaptığımızda, bir gemiye transponder takıp o transponder açılmadıkça, dost-düşman sinyali gibi bir işaret göndermedikçe onu izlemek mümkün olmayabiliyordu. Radarda bir şey görebilirsiniz ama bu size onun ne olduğunu mutlaka söylemez.
Ablukanın Amacı ve Petrol Piyasaları
Sonra ablukanın amacına geliyoruz ve Trump yönetiminin tamamen dağınık olduğu yer burası. Başlarda Russia ve Iran üzerindeki yaptırımları hemen kaldırdılar. Neden? Çünkü petrol arzını, petrol akışını yüksek tutmak istiyorlardı. Ama bu hafta Russian petrolüne yaptırımları yeniden getirdiler ve Iranian petrolünün akışını durdurmaya çalışıyorlar. Zaten dünya arzının yüzde 20’sini kaybetmiş durumdalar.
Buna rağmen petrol piyasaları “mutlu günler geri geldi” havasında davranıyor. Petrol vadeli işlemlerinde fiyatlar düşüyor. Ama gemiler nihayet limana vardığında insanların fiilen ödediği fiyat varil başına 140 dolar; Singapore için 210 dolara kadar çıkan bir fiyat gördüm.
Bunun yaratacağı ekonomik yumruk konusunda West gözlerini kapatmış durumda. Bunu daha da ağırlaştıran şey Donald Trump’ın kelimenin tam anlamıyla çılgınlığı. Gerçeklikle bağlantısını kaybetmiş durumda. Bir gün söylediğini ertesi gün hatırlamıyor. İçtenlikle doğru olduğuna inandığı ama doğru olmayan şeyler söylüyor. Örneğin Iran’ın müzakere için yalvardığını söylüyor. Hayır, yalvarmıyorlar. Hiç de değil. Müzakere için yalvaran biziz. Iran onsuz da yaşayabilir.
Trump duygusal olarak değişken; insanlara bağırıyor, öfkeleniyor. Bunun için duyduğum en iyi tasvir şu: Alkolik, istismarcı bir babayla yaşayan çocuklar gibi. “Babayı uyandırmayın, sessizce parmak ucunda yürüyün, yaşlı adamı kızdıracak hiçbir şey yapmayın; yoksa size yumruk atmaya ya da sizi dövmeye başlar.” Şu anda Donald Trump’a böyle davranıyorlar ve bu korkutucu.
Perde arkasında çok şey oluyor. Bu, Trump’ın manevra yaptığı ve şu ya da bu hedefe ulaşmaya çalıştığı büyük bir 5D satranç oyunu değil. Hayır, parça parça, ilerledikçe uyduruyor. Bu konuda “bu kötü bir karar, bu yanlış” diye net duran tek kişi JD Vance oldu. Trump da JD Vance’i küçük düşürmek ve izole etmek için özellikle çaba gösterdi.
China, MAGA ve Askeri Aşırı Gerilme
Sunucu: Evet. Bu tweetleri görünce sık sık merak ediyorum. Bugün “China çok mutlu, çünkü Hormuz Boğazı’nı açıyorum. Bunu onlar için, Çinliler için yapıyorum” diye tweet attı. Aynı anda da Iranian limanlarına abluka koyuyor; o petrolün yüzde 90’ı China’ya gidiyor. Aynı gün Scott Bessent çıkıp “muhtemelen en az iki Chinese bankasına, Iran’dan petrol aldıkları için yaptırım uygulayacağız; çünkü Iran terörizmin sponsoru” dedi. Argüman bu.
Aynı anda US, China için Hormuz Boğazı’nı açıyor. Yani bunun kitlesi kim, bilmiyorum. Chinese tarafı oturup “harika, ne kadar nazikçe” demiyor. Bu MAGA tarikatı için mi? Kimin için olduğunu görmek zor.
Ama deniz ablukası, sizin de söylediğiniz gibi, zaten aşırı gerilmiş durumda olan çok sayıda deniz unsuru gerektiriyor. Bölgede daha fazla unsur olduğunda bakım için bir yere yanaşmaları gerekiyor. Lojistiğin önemli kısmı da hasar almış ve vurulmuş görünüyor. Sizce bu US’i ne ölçüde daha açık hale getiriyor?
Larry Johnson: Sürdürülemez hale getiriyor. “Kazanıyoruz, kontrol bizde” deniyor. Öyleyse George H.W. Bush uçak gemisi neden Persian Gulf bölgesine gitmek için Africa’nın batı kıyısı boyunca seyrediyor? Neden kestirmeden Mediterranean’a, oradan Suez Canal’a, sonra Red Sea’ye geçmedi? Çünkü Houthi’ler tarafından batırılmaktan ölümüne korkuyorlar. Gerçek bu.
Gemilerin bakım ve servisi nerede yapılacak, yakıt ikmali ve yeniden donatım nerede olacak sorusunu da çok doğru gündeme getiriyorsunuz. En yakın üs aslında Diego Garcia. United States kendini sürdürülemez bir askeri operasyonun içine soktu.
Trump’ın açıklamaları Amerikan kamuoyu için yapılıyor. “Her şey yolunda, merak etmeyin, her şey harika” demek için. Ama sahada gerçekte unfolding olan şey başka.
Bu arada China’ya saldırıyorlar. Fakat geçen haftanın sonundan bu haftaya kadar China ve Russia’nın barışa aracılık etmeye dönük faaliyetlerini artırdığını gördük; Saudis ile, United Arab Emirates ile, Iranians ile çalışıyorlar. Russia, Turkey’ye yaklaştı. Turkish Foreign Minister Hakan Fidan da buna katıldı: “Evet, bunu yaparız.” Yani United States’in etrafından dolaşmaya, United States’i artık ilgisiz saymaya yönelik fiili bir çalışma var.
Bu müdahaleyi yapmaya çalışmak için gereken hava ve deniz unsurları yıpranacak. En etkili olmak için Iranian kıyılarına yakın olmaları gerekiyor; ama ne kadar yaklaşırlarsa o kadar savunmasız hale gelirler. Savaş tekrar başlar, tekrar sıcak çatışmaya dönerse bu önemli olur. Şu anda Pazartesi’ye kadar yürürlükte olan bir ateşkesimiz var.
Pakistan şu anda müzakereleri yeniden başlatmak için ciddi çaba gösteriyor. Öğrendiğime göre Iran’ın 10 maddelik barış planını, ya da müzakerelerin yeniden başlaması için 10 maddelik planını kabul eden kişi JD Vance’ti. Sonra Trump, tüm Zionist bağışçılarının baskısı altında geri adım attı ve “bunların hiçbirini kabul etmedik” dedi. Aslında Vance’e temelde “sus ve eve dön, konuşmayı bırak” denene kadar bir miktar ilerleme kaydediliyordu.
Ama şimdi US ekonomisi ve küresel ekonomi üzerindeki olumsuz ekonomik etkilerin farkına varılmaya başlandı. Scott Bessent’i izledikçe adamdan daha da hoşlanmamaya başlıyorum. Yani gidip yüzüne yumruk atmak istiyorsunuz; öyle kaypak, yağlı bir karakter. Her şey harikaymış gibi davranmaya çalışıyorlar ama işler harika değil.
Enerji, Gıda ve Ekonomik Şok
Bu anekdot niteliğinde ama komşularımdan biri sığır yetiştiricisi. Yaşadığımız yerin 20 mil dışında bir çiftliği var. Dizel fiyatının galon başına 2 dolardan fazla arttığını söylüyordu. Bu, yakıt maliyetine neredeyse yüzde 40 ekliyor. Gübre üç katına çıkmış.
Üstüne bir de Florida’da kuraklık yaşadık. Normalde sığırları besleyecek ot büyümedi. Bu yüzden saman satın almak zorunda kalmış ya da satın almaya çalışıyor. Şu anda saman bulmanın çok zor olduğunu söyledi. Geçen yıl 40 balya samanı balya başına 40 dolardan almış. Şimdi 90 dolar. Yani fiyat iki kattan fazla artmış. Ve 40 balya yerine 90 balyaya ihtiyacı var. Böylece 1.600 dolar yerine 3.600 dolara çıkıyor. Yine fiyat iki kattan fazla artmış oluyor. “Zarardayım” diyor.
Bu, United States genelindeki ve dünya çapındaki çiftçilerin ve sığır yetiştiricilerinin başına geliyor. Dolayısıyla burada baktığımız şey, küresel gıda sisteminin potansiyel çöküşünün başlangıcı. Bu kadar ciddi hale gelebilir.
Trump yönetimi biraz Rome yanarken keman çalan Nero gibi. Yangını söndürmüyorlar. Bunun yerine, sizin de belirttiğiniz gibi, politika hamleleri tamamen çelişkili. Bir dakika “Hormuz Boğazı kimin umurunda, ona ihtiyacımız yok” diyor Trump. Bir sonraki dakika mümkün olan en ağır küfürlü dille Iran’dan Boğaz’ı açmasını talep ediyor. Sonra Europeans’ın yardım etmemesinden yakınıyor. Sonra dönüp hiçbir şey çıkmasın diye ablukaya alıyor. Şimdi de “Evet, China’ya yardım ediyoruz. China yaptığımız şey için bizi seviyor; çünkü China’ya petrol akışını durduruyoruz” diyor.
Yani her yere savruluyor. Tamamen dağınık bir yaklaşım. Bunu açıklayan şey 5D satranç değil. Bu bir akıl hastalığı.
Sunucu: Bu yüzden sisteme gelen bu şoku absorbe etmek çok zor görünüyor, özellikle de şimdi. Bu iki-üç on yıl önce yaşansaydı belki daha kolay olurdu. Ama artık tam zamanında lojistiğe sahibiz; depolara dayanmıyoruz. Lojistik maliyetlerini azaltmak için her şeyin sorunsuz işlemesi gerekiyor. Bu yapı fazla şoku absorbe edemez.
Rekor sayıda insan maaştan maaşa yaşıyor ya da ağır borç içinde. Gıda veya enerji fiyatlarında küçük bir artış bile olursa bunu absorbe etmek çok zor. Şimdi fiyatların ikiye katlanacağı büyük bir enerji şoku yaşayacağız. Yaklaşan büyük bir gıda kıtlığı var. Fiyatlar sıçrıyor. Sorunların tüm sisteme nasıl yayılacağını görebiliyorsunuz.
Tahmin yapmak isterdim ama bu kadar her şeyi kapsadığı için her şeyi etkileyecek. Bu oldukça dramatik. Sisteme böylesine büyük bir şok. Bence yolda neyin geldiğini bilmiyorlar.
Trump’ın Bilgi Akışı ve White House İçindeki Endişe
Sanırım Trump’ın ne söylediğini, ne yaptığı kadar fazla ciddiye almamalıyız. Ama bu savaşın yakında biteceğini söyledi. Elbette ilk günden beri aşırı iyimserdi. Sizce Iran’ın yenilmesini mi bekliyor? Çünkü bölgeye çok sayıda US askeri teçhizatının sevk edildiğini görüyorum. Yoksa çaresizliği mi devreye giriyor ve bir çıkış yolu bulmaları mı gerekiyor?
Larry Johnson: Daha çok Fox News’te kulağa iyi gelecek, satacağını düşündüğü bir anlatı yaratmakla ilgili. Kelimenin tam anlamıyla kendini Fox izlemekle, New York Times okumakla sınırlandırıyor; bunun ötesinde pek bir şey yapmıyor. Bilgi akışı gerçekten dar.
İki-üç hafta öncesine kadar kötü haberleri almıyordu. Almıyordu, çünkü kötü haber aldığında öfkeye kapılıyor ve haberi getiren kişiyi suçluyordu. Bu Shakespearevari bir şey. Bu, aklını yitirmiş King Lear’ın modern bir versiyonu gibi. Kimse de bir çözüm, bir çare bulmuş değil. Bu adamla ne yapacağız? Aslında görevden alınmalı, tıbbi bakım almalı, demans hastaları için bakım tesislerinden birinde olmalı. Ama bunun yerine hâlâ bu ülkenin başında olmasına ve irrasyonel kararlar almasına izin veriliyor.
Kendisini Jesus olarak, hastaları iyileştirirken gösteren bir fotoğraf göndermenin iyi bir fikir olduğunu düşünmesi... Sonra dönüp “Hayır, ben doktordum, neden bahsediyorsunuz?” demesi. White House içinde büyüyen bir endişe olduğunu bana söylüyorlar; bunu bilecek konumda olan biri söylüyor. Bu, Biden durumundan daha kötü.
Biden da öfkesini kaybedebiliyordu ama görece zararsızdı. Trump öyle değil. Trump’ta bir acımasızlık var ve tüm empatisini kaybetti. Şu anda sözde abluka hakkında gelen bilgilerle birlikte görünen o ki Navy ona bilerek yalan söylüyor, duymak istediği şeyi söylüyor.
Bu sırada görüşmeleri yeniden başlatmak ve bütün nükleer meseleyi buradan çıkış yolu olarak kullanmak için çabalar var. JD Vance savaştan çıkmak istiyor ve bundan çıkmanın yolu temelde JCPOA’yı diriltmek. Adını öyle koymuyorsunuz ama olan şey bu. IAEA tarafından yerinde denetimler, İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na desteğini sürdürmesi. Ama 10 yıllık bir süre yerine, yani 10 yıl sürecek bir anlaşma yerine, bu kalıcı, sonsuza dek geçerli bir anlaşma olacak. Trump’ın “öncekinden çok daha iyi bir anlaşma” diyebilmesinin nedeni de bu olacak; çünkü artık elinde kalıcı, sonsuza dek geçerli bir anlaşma var ve İsrail güvende. Bugün ayrıca İsrail ile Hezbollah arasında bir ateşkes olacağına dair söylenti niteliğinde haberler de var. Bu da yine İran’ın ileri sürdüğü taleplerden birine dönüyor. Bunu başarırlarsa... Sorun şu ki Trump, BB Netanyahu tarafından fazlasıyla yönlendiriliyor. Dolayısıyla Vice President Vance’e belirli şeyleri yapması için yeşil ışık verilmiş olsa bile, burada nihai yetki onda değil. Trump’ın kararları da çok değişken. Bir gün bundan yana oluyor, ertesi gün karşı çıkıyor.
Evet. Onun bir röportaj verdiğini gördüm; diyordu ki, biliyorsunuz, bu savaşı yakında bitirebiliriz. İran’ın nükleer silah edinmemesini sağlayacak bir anlaşma yapabiliriz. Bu bana biraz iyimserlik veriyor, çünkü bu bir çıkış yolu gibi geliyor. Yani hedef buysa, İran’ın nükleer silahı olmamasıysa, JCPOA’yı koruyabilirlerdi. Kolayca başka bir anlaşma yapabilirlerdi; taahhütler artı şeffaflık, doğrulayabilecekleri bir şey. Ama bunun önce başka konulara bağlanmış olması, yani balistik füze programının sınırlandırılması ya da bölgesel ortaklarından kopması gibi şeyler, tüm bunların aynı zamanda konvansiyonel caydırıcılığından da teslim olmasını gerektirmesiydi. Bu yüzden bunun bir iyimserlik işareti olabileceğini düşündüm. Öte yandan Trump’ın gerçekten ne söylediğine fazla kulak verdiğimde hep kendimi suçlarım. Asıl ne yaptığına bakmak daha ilginç. Ama diğer yandan bir anlatı da zorluyor: zafer anlatısı. Kaç lider öldürdüğüne, altyapının yok edildiğine, askeri hedeflerin zayıflatıldığına sürekli atıf yapıyor. Bunu nasıl görüyorsunuz? Bu gerçekten bir satış noktası mı, yoksa çok fazla öldürmenin zafer anlamına geldiğine sahiden inanıyor mu sizce? Çünkü ben, Orta Doğu’daki sonsuz savaşların kanıtladığı tek şeyin şu olduğunu düşünmüştüm: ABD bütün bu taktik zaferleri kazanabilir ama savaşı kazanamaz. Yani bu...
Ya da sizce bunu takdir etmiyor mu, yoksa yine sadece bir savaşı mı pazarlıyor?
O, kendisine söyleneni söylüyor ya da kendisine söyleneni tekrarlıyor. Pentagon da Hegseth üzerinden temelde ona yalan söylüyor. Bu çatışmanın gerçekte ne olduğuna dair ona gerçek resmi vermiyorlar. Dolayısıyla övünüyorlar: “Şunu havaya uçurduk, bunu havaya uçurduk.” Bu arada İran’ın, bizim “20 yıllığına yok ettik” dediğimiz birkaç tesisi hızla yeniden inşa ettiğini, onardığını ve bunların şimdi tekrar faaliyete geçtiğini bildirmiyorlar. Duyduğuma göre askeri çevrelerde planlamacılar, Çin’in devreye soktuğu yeni silahlardan son derece kaygılı. Şimdi çıkıp, “Çin, Trump’a silah sokmayacağına söz verdi” diyorlar. Birincisi, Çin’in Trump’a bunu söylediğinden bile emin değilim. Ama söylemiş olsalar bile bunu yapmıyorlar. Tam tersini yapıyorlar. Bu yüzden, Çin’in yardımıyla hava savunma sisteminde ciddi bir iyileşme olduğuna dair gerçek bir kaygı var; F-35’lerin ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgeye uçurduğu tüm dördüncü nesil savaş uçaklarının savunmasız kalacağı ve muhtemelen en azından bazılarının düşürüleceği yönünde.
Evet, İran’a bilinmeyen malzeme taşıyan Çin uçaklarına dair bazı haberler gördüm. Bunların silah olduğunu varsayıyorum. Trump’ın Çin’in sözüyle ilgili yorumunu da pek ciddiye almadım, çünkü Trump ile Çinliler aslında aynı şeyi istiyor gibi görünüyor. Trump’ın, Çinlilerin onun otoritesine saygı duyduğunu, silah göndermeye cesaret edemeyeceğini ima eden manşetlere ihtiyacı var. Çinliler de silah tedarik etmediklerine dair manşetlerden memnun. Yani ikisi de kazanıyor gibi görünüyor. Ama elbette ben Çinlilerin tedarik ettiğini düşünüyorum. Peki sizce ihtimal nedir? Ateşkes uzatılırsa ya da başka bir barış anlaşması olursa, ya da gerçek bir barış anlaşması olursa... Çünkü ben hep Trump için ana zorluğun şu olduğunu düşünüyordum: Bir yandan bir çıkış istiyor; ama İranlıların çıkış için talep ettiği şey, esasen, özellikle bütün bu zafer turlarından, kazandığını iddia ettikten sonra, ödenemeyecek kadar büyük bir bedel, fazla aşağılayıcı bir yenilgi.
Evet. Bakın, bence eğer anlatıyı kurabilirse aşağılanmadan kaçınabilir; sadece şu hikayeyi satarak: “Hey, ben kalıcı bir son elde ettim; sonsuza dek İran asla nükleer silaha sahip olmayacak.” Bunu satabilir. Sonra yaptırımların kaldırılmasını da, “sözümüzü yerine getireceğiz, İran büyük bir ekonomik güç olacak” diye gerekçelendirebilir. Ama bunun diğer bileşeni, Lebanon, Hezbollah ve İsrail arasındaki savaşta ne olacağı. Bence İsrail o savaşta yeterince hasar gördü; onlar da bir çıkış yolu arıyor. Hezbollah ile bir tür yeni ateşkes anlaşması yapabilirlerse, bence bunu kabul ederler. Bu hâlâ Gaza meselesini çözmüyor. Ama burada başka baskılar da var: Jared Kushner, Steve Witkoff ve ortaklarının Körfez’de, özellikle United Arab Emirates’te ciddi yatırımları var ve o parayı kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Bu da, bu işi olabildiğince hızlı bir müzakereyle sona erdirmeye çalışmak için başka bir teşvik; böylece o ülkelerdeki yatırımlarını kurtarmaya çalışabilirler. Bence UAE artık kurtarılabilir durumda değil. Bence kurtarılabilir noktayı aştı. Ama dün ya da önceki gün Çinlilerle UAE arasında, ayrıca Saudiler ve Qatarilerle doğrudan diplomatik müdahale oldu. Russia da konuşuyor. Yani Russia ve China, Amerika Birleşik Devletleri’ni dışarıda bırakacak bir barış düzenlemesi oluşturmaya çalışmak için birlikte çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri bunun tarafı olmayacak. Kim bilir, bunu akla yatkın biçimde başarabilirler. Bu cephede hiçbir şeyi dışlamıyorum.
Evet, 12 günlük savaştan sonra Israel’in altyapısına, ekonomisine, sanayisine verilen zararlardan uzun uzun konuştuğumuzu hatırlıyorum. Aldıkları darbe hakkında artık bir şey biliyor muyuz? Çünkü dışarı çıkan bilgi sınırlı ama ne biliyoruz? Çünkü aldığımız haberler kesinlikle hasarın boyutunu kapsamıyor. Şu ana kadar ne bildiğimizi merak ediyorum.
Ciddi biçimde daha kötü oldu ve bunu biliyoruz; çünkü eğer ciddi hasara yol açmamış olsalardı İsraillilerin uyguladığı sansür böyle olmazdı. Medyanın gelip “Bakın, hava savunma sistemimiz olağanüstü çalıştı; özellikle de vurulmadık. Bütün yapılar ayakta. Harika durumdayız” demesine izin verirlerdi. Bunu yapmadılar, çünkü gerçek bunun tam tersi. Ciddi bir dayak yediler. Ayrıca bu molayla da çalışıyorlar. Şimdi bunun sekizinci günündeyiz ve gelecek pazartesi bitiyor. Uzatılıp uzatılmayacağını göreceğiz. Uzatılabilir. Trump administration bir anlaşma çıkarmak için çaresiz ve İran yeniden savaşa dönmeye hazır. Trump’ın daha fazla taviz verip vermeyeceğini göreceğiz. Bunu şöyle sunacaklar: “İran masaya yalvararak geldi, lütfen geri dönelim, konuşmaya devam etmeliyiz diye yalvardı. Bunların hepsi İran’ın işiydi.” Ve İran’ın masaya geri döneceğinin de hiçbir garantisi yok.
Evet. Son birkaç tur biraz aşağılayıcı oldu. Trump’ın “Bazı yapıcı görüşmelerimiz var, bu yüzden onları vurmayacağız” dediği zamanı düşünüyorum. Sonra Foreign Minister çıkıp “Hayır, aslında hiç görüşmemiz yok” dedi. Yani gerçekten barış istiyorlarsa bu çok tuhaf bir oyun gibi görünüyor.
Peki İran’ın pozisyonu hakkında şimdi ne biliyoruz? Çünkü bazı İranlılarla konuştum; müzakerelerin garip göründüğünü söylediler. Özellikle Vance’in sorulara gerçekten cevap veremediğini, sürekli telefonu eline alıp kim bilir kimi aramak zorunda kaldığını anlattılar. Ayrıca bana söylendiğine göre, sonunda müzakerelerin hâlâ devam ettiğini düşündükleri sırada Vance ve ekibi temelde eşyalarını toplayıp “Tamam, sanırım işimiz bitti” diyerek görüşmeyi koparmış. Bu tür diplomatik davranışı okumak çok zor.
Evet, bence Professor Marandi’nin anlattığı en açıklayıcı kısım buydu. Yani “Tamam, dinleyin arkadaşlar, Foreign Minister Araghchi, şunu kabul etmeliyiz ki bir çıkmazdayız. Bu noktada hiçbir şeyi çözemeyeceğiz. Şimdi gidiyoruz. Gidip President Trump’a bilgi vereceğiz ve belki gelecek hafta ya da sonraki hafta tekrar bir araya gelip biraz daha ilerleme sağlayıp sağlayamayacağımıza bakarız” deme nezaketini bile göstermediler. Böyle hiçbir şey yoktu. Sadece “Tamam, biz gidiyoruz” oldu. İranlılar da “Amerikalılar nereye gitti?” diye bakıyordu. “Ah, tüydüler.” Ben bunu ilk duyduğumda Professor Marandi’ye bir not gönderdim ve “Umarım Ruslarla ya da Çinlilerle sizi İran’a geri uçurmaları konusunda konuşuyorsunuzdur” dedim. Çünkü en azından Çin ya da Rus koruması altındaysanız sizi öldürmeye kalkışmazlar. Oysa bir İran uçağıyla uçuyorsanız, sizi düşürmeye çalışmaları beni şaşırtmaz. Sanırım olan şu: Pakistan bayraklı bir havayoluyla geri döndüler ve bu, İran’ın İsrail tarafından saldırıya uğramasını engelledi.
Liderleri ve müzakerecileri öldürmenin yeni bir şey haline gelmesi çok tuhaf. Bana kalırsa biraz fazla hızlı normalleşti.
Ama gelecekte diplomasi yürütmeyi çok zorlaştıracak.
Gerçekten de bunun argüman olmaması... Washington Post’taki şu makaleyi hatırlıyorum; bunun bir tür caydırıcılık olması gerektiği söyleniyordu. Anlaşmalarımızı kabul etmezseniz müzakerecileri şahsen öldürmeliyiz gibi. Bu, istikrarlı ve iyi bir barış anlaşmasının bundan çıkabileceği izlenimini pek vermiyor, değil mi?
Doğru.
Peki genel olarak bu çatışmanın nereye gittiğini görüyorsunuz? Abluka işe yaramayacaksa, müzakereler ilerlemiyorsa, askeri kapasiteler artırılıyorsa... Yani yeniden savaşa mı dönüyoruz?
Bence nihayetinde gittiğimiz yer orası. Mantıksal açıdan bakınca, Trump için burada açık bir çıkış rampası olduğunu görebilirsiniz. Bu savaştan çıkabilirler ve ekonomik bir çözümü devreye sokmaya çalışabilirler; Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla ve United Arab Emirates, Qatar, Saudilerden ihracat faaliyetlerinin temelde durdurulmasıyla oluşan hasarı onarmaya başlayacak bir çözüm. Yani Bahrain bitti; oradaki ABD üssü geri gelmeyecek. Benzer şekilde Kuwait de telafisi mümkün olmayabilecek ciddi hasar gördü. Ama biz bunun mantığını görebiliyoruz diye, “hadi çözelim” demek yetmiyor. Trump’ın BB Netanyahu’dan gördüğü baskı ciddi ve onlarla gerçekten yüzleşmeye, “Bakın, Amerika Birleşik Devletleri kendi yolunu çizecek” demeye isteksiz olduğunu gösterdi. Üstelik bu, Gaza’daki durumu çözümsüz bırakıyor. Lebanon’daki durumu çözümsüz bırakıyor. Geri dönüp bakmam gerekti; fark etmemiştim ama bu Lebanon savaşı artık 51 yıldır sürüyor. Gerçekten de Lebanon’daki Hristiyanlar ile Müslümanlar ve özellikle Shia arasındaki iç savaş 1975’te, Phalangistlerin, yani bu Hristiyan mezhebin, yaklaşık 35 Shia sivile saldırıp öldürmesiyle başladı ve bum, iç savaş başladı. Bu 1990’da bir tür ateşkese kadar sürdü. Ama sonraki 30 yılda da sürekli bu patlamalar yaşandı. 2006’da İsrail yine southern Lebanon’ı işgal etti. 90’larda Beirut’ta bombalamalar vardı. Yani çatışma aslında hiç kaybolmadı. Ve şimdi bu son turda Hezbollah kendi pozisyonunu koruyor ve İsrail’e ciddi hasar veriyor; İsrail bunu sürdüremez. Barış getirme çabalarını görebiliyorum, ama sizin söylediğinize geri dönelim: Trump’ın ne yaptığına bakalım. Trump ABD askeri birliklerine “Tamam, çekilmeye başlayın. Geri çekilelim. Bunu küçülteceğiz” mi diyor? Hayır, tam tersi. Daha fazlasını gönderiyorlar, şimdi artırıyorlar. İki hafta önce düşürülen pilotun ya da F-15 mürettebat üyesinin kurtarılması etrafında yaşanan fiyaskonun, sonunda hem Pentagon’u hem de White House’u her türlü kara operasyonunun söz konusu olamayacağına ikna ettiğini düşünüyorum. Fazla tehlikeli, fazla maliyetli, fazla öngörülemez. Dolayısıyla bu ekonomik baskıya devam edecekler. İran limanlarının tamamen ablukaya alınmasını savunan bir ekol, onların petrol gönderme kabiliyetini kapatırsak bunun nihayetinde petrol üretme kabiliyetlerine zarar vereceğine, sonra krize gireceklerine, gelirleri olmayacağına ve içe çökeceklerine inanıyor. Trump administration içinde buna çok ciddi itibar eden bazı kişiler var. Bence bu çılgınca, ama zorladıkları şey bu.
Ama ateşkesin hedefi bu olabilir mi? Yani sadece yoğunluğu düşürmek. Çünkü savaş şu anda böyle giderken Amerika Birleşik Devletleri bütün bu pahalı önleyici füzeleri kullanıyor. Gulf States’teki varlıkları saldırıya uğruyor, İsrail saldırıya uğruyor. Bu yüksek yoğunluklu savaş ABD’nin avantajına pek işlemiyor. Ama bir ateşkes ilan edilip aynı anda İranlıları yavaş yavaş kanatmaya başlanırsa, limanlarına bir tür abluka konursa, ki bu Çinlilere de zarar verir, esasen bir tür tırmanma kontrolü sağlanmaya çalışılırsa... Biraz Ukraine’de başarılan şeye benzer; NATO ülkeleri füzelerini Russia’ya ateşleyebiliyor, sonra bunun Ukraine olduğunu iddia ediyor ve Russia karşılık veremiyor. Buna benzer bir şey, İran’ın anlamlı şekilde karşılık veremeyeceği bir ortamda onları tüketmeye ve tabiri caizse çimleri biçmeye başlamalarına izin verebilir mi? Yoksa böyle bir ablukanın düzgün biçimde uygulanabileceğini ve İran’ın bir şekilde misilleme yapmayacağını düşünmek hayalcilik mi?
Evet. Hayır, bence onların açısından bu hayalcilik. Çünkü limanların ablukaya alınması İran’ın tek çıkış yolu değil. Başka bir deyişle, Turkmenistan üzerinden gidebilirler. Yani yollar var; dış dünyaya tek erişimleri bu değil. Evet, o limanlar hacim açısından bir etki yaratabilir.
Ama tekrar söylüyorum, United States’in bunu gerçekten durduracak ve tamamen durduracak deniz gücünü sahada bulundurduğunu sanmıyorum; özellikle de Çinlileri kullanmaya başlarlarsa. Çinliler buna kesinlikle katlanmayacaklarına ve United States’in Çin deniz trafiğine müdahale etmeye yönelik herhangi bir girişimine direnileceğine çok güçlü biçimde işaret ettiler.
Nasıl yani? Çinliler ne diyor?
Bunu bir savaş eylemi olarak değerlendireceklerini söylediler. Yani, evet. Ve biliyorum ki US military planners’ın isteyeceği son şey Çin’le savaşa girmek olur. Çünkü bence artık oldukça açık ki United States, Çin’le gerçekten tam ölçekli bir savaşa girerse iki hafta dayanamaz. Çünkü basitçe strategic depth’imiz yok. Kritik silah sistemleri stoklarımızı tükettik; THAAD’ler, Patriots, PAC-3 bataryaları, JDAM’ler ciddi biçimde azaldı, yoğun biçimde kullandığımız JASSM’ler çok azaldı, Tomahawk’lar çok azaldı. Sonra da China’nın kontrol ettiği tedarik zinciri sorununa geliyorsunuz. Bu silah sistemlerinden bazılarını yeniden üretmek için China’nın artık sağlamadığı rare earth’lere ihtiyacınız var ve başvurabileceğimiz iyi bir alternatifimiz yok.
Evet, şöyle görünüyordu: China, United States’in ana peer competitor’ı olduğuna göre ve en azından Obama döneminde, 2016’dan beri hedef Asia’ya pivot etmek, China’yı çevrelemek olduğuna göre, Trump’ın şu anda yaptığı şeylerin hiçbiri pek anlamlı görünmüyor. İktidara geldiğinde Ukraine savaşını bitireceğim, forever wars’u sona erdireceğim demişti. Hedef kaynakları Western Hemisphere’a ve East Asia’ya aktarmaksa bunların hepsi mantıklıydı. Ama şimdi US hâlâ Ukraine’de savaşıyor; en azından silah satıyor, intelligence assets hâlâ orada ve şimdi Iran’la da bu forever war yürütülüyor. Bu daha geniş ya da daha büyük strategic objective’in, güçteki bu devasa kayma içinde nasıl gerçekten başarılabileceğini görmek zor. Trump’ın başa geldiğinde çok strategic bir outlook’u varmış gibi görünmesi ve bunun gerçek eylemleriyle ne kadar az örtüşmesi çok tuhaf. Ama son bir soru sorayım. Sizce bunun daha geniş sonucu ne olacak? Yani elbette energy crisis olabilir, food crisis yaşayabiliriz, ama kristal küre olmadan, bu savaştan doğabilecek muhtemel gelişmeler sizce neler?
Bakın, ne yapacaklarını anlamaya çalışıyoruz. US, Gulf’taki etkisini kaybediyor. Temelde bütün bu ülkelere, hey, arkanızdayız, sizi koruyabiliriz, bize katılın sizi koruruz, diye söz verdi. Eh, ortaya çıktı ki onları koruyamıyorlar. En tuhaf eylemler ve davranışlar UAE’den geliyor. İran’a en şiddetle karşı olanlar onlar ve belki Bahrain hariç en büyük darbeyi de onlar yedi. Saudiler hâlâ çift taraflı oynuyor. United States’le aynı yatakta kalmaya çalışıyorlar ama Iran’la bir uzlaşı arayışına girmeleri için baskı altındalar.
Yani, az önce Red Sea’ye akan ve sabote edilmiş olan boru hattını onardıklarını duyurdular. Geçen gün onu vurmuşlardı. Şimdi tamir ettiler, akış başladı. Petrol tekrar hareket ediyor, ama o kadar fazla petrol taşımıyorlar. Yani günde yaklaşık 7 milyon varil gibi, kulağa çok geliyor ama çok değil. Hâlâ daha önce çıkardıklarının yaklaşık yüzde 50’si. Ve hâlâ savunmasız; bu savaş sıcak hale gelirse Houthis o limanı, o terminali devre dışı bırakır.
Dolayısıyla United States’in o bölgenin geleceğini dikte etme kabiliyeti sınırlı. US dollar’ın gücü kayboluyor. Treasury bills ihalesinde gördük; yabancı alıcıların yüzdesi yine düştü. Yani Fed devreye girip o miktarı satın almak zorunda kaldı. Bence Gulf boyunca China ve Russia etkisinin genişlediğini göreceksiniz. Ve İran’ın, diyelim ki bir user fee alma fikrinden geri adım atacağını sanmıyorum. Gulf’a giriyorsanız bir ücret ödemek zorunda kalacaksınız. United States ve Israel tarafından başlatılan bu savaş sonucunda oluşan zararları telafi etmelerinin ve ödemelerinin yollarından biri bu olacak.
Trump’ın erratic davranışı düzelmeyecek. Aslında daha da kötüleştiğini göreceğiz. Dürüst olmak gerekirse döneminin sonuna kadar dayanıp dayanamayacağını bilmiyorum, çünkü davranışları o kadar garip ki Washington’da artık gerçek bir endişe yaratıyor. Bu da sahnede olacak. Liderlik kabiliyeti, görünen kişisel çöküş, MAGA içindeki bölünmeler ve administration’ının gerilemesi. Bence bütün bunlar çok fazla panik ve çaresizlik yaratıyor; savaş halindeki bir başkanda görmek istediğiniz şey bu değil ama evet, buradayız.
Ara seçimlerle ilgili haberler de var. Prediction markets, Polymarket dedikleri şeyler, Democrats’ın sadece House’u değil Senate’i de süpürme olasılığının arttığını gösteriyor. Hatta 54, 55 senatörlük çoğunluğa kadar çıkabilirler; Republicans, 10’dan fazla sandalye kaybedebilir. O noktada Trump’ın geriye bir agenda’sı kalmaz ve istediği kadar öfkelenebilir. Soru şu: Democrats onu impeach edecek mi, yoksa orada oturmasına ve bir iskelenin ucundan sarkan beden gibi rüzgârda yavaş yavaş dönmesine mi izin verecekler? JD Vance, Trump’ın Iran’la savaşa girme yoluna sapmasını engellemek için çaresizce uğraştı ve başarısız oldu. Washington’da political chaos ile Trump’ın çok irrasyonel, tehlikeli kararlar alma ihtimalinin bir karışımını göreceksiniz.
Ama İran açısından iyi haber sayılabilecek şey şu: China ve Russia ile ilişkilerinde sağlam bir desteğe sahip. Ayrıca giderek öyle görünüyor ki Asian countries de kendi yönlerine gitmeye başlıyorlar; Japan’dan, South Korea’dan, Indonesia’dan, Malaysia’dan, Vietnam’dan söz ediyorum. United States’in bir zamanlar orada kullandığı etki çok, çok hızlı biçimde kayboluyor.
Evet, gördüğümüz en iyi statecraft değil. Yoğun bir gününüz olduğunu biliyorum. Bu yüzden vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
Pekâlâ dostum. Sen iyi işi yapmaya devam et. Dünya senin wisdom’ından faydalanıyor.
Yapacağız. Tamam. Teşekkürler. Kendine iyi bak. Hoşça kal.