Glenn Diesen

Larry Johnson: “Batı Rusya Korkusunu Kaybetti, Avrupa Bedel Ödeyebilir”

İngilizce podcast bölümünde sunucu Glenn Diesen, eski CIA analisti Larry Johnson ile NATO, Rusya, Ukrayna savaşı, Avrupa’nın askeri tutumu, Putin’in son konuşmaları ve ABD’nin İran sonrası askeri hesapları üzerine konuştu. Bölümde Johnson, Batı’nın Rusya’ya karşı doğrudan savaşa yaklaştığını savunurken, Diesen Avrupa’nın stratejisinin mantığını sorguladı.

NATO’nun Ukrayna Savaşındaki Rolü ve Moskova’daki Değişen Algı

Glenn Diesen, konuşmayı Larry Johnson’ın kısa süre önce kaleme aldığı bir yazıdan hareketle açtı. Diesen’e göre Moskova artık Avrupalıların Rusya’ya karşı dolaylı savaşın ötesine, doğrudan savaşa hazırlandığını görmeye başladı. Diesen, bunun “12 yıldan uzun süredir” gelişen bir süreç olduğunu savundu ve NATO’nun Ukrayna’yı Rusya’yı stratejik rakip olarak zayıflatmak için kullandığını ileri sürdü.

Diesen, 2014’te Kiev’de yaşanan iktidar değişimini “NATO destekli darbe” olarak niteledi ve bunun demokratik devrim diye sunulduğunu, ancak gerçekte büyük bir Ukrayna vekil ordusu kurulduğunu söyledi. Minsk barış anlaşmasının sabote edildiğini savunan Diesen, 2022’den bu yana barışa giden yolların NATO ülkeleri tarafından kapatıldığını, buna karşılık “silahların barışa giden yol” diye sunulduğunu belirtti.

Sunucu ayrıca NATO silahlarının, istihbaratının, hedefleme sistemlerinin ve uzun menzilli saldırılarda NATO uydularının rolünün arttığını söyledi. Baltık Denizi üzerinden St. Petersburg’a saldıran insansız hava araçlarının NATO hava sahasından geçmediğini veya NATO topraklarından kaynaklanmadığını varsaymanın zor olduğunu savundu.

Larry Johnson: “Batı Rusya Korkusunu Kaybetti”

Larry Johnson, Sergey Karaganov’un görüşlerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Karaganov’u geçmişte birlikte çalıştığı, eğilimleri görme kapasitesi yüksek bir düşünür olarak tanımladı. Johnson, Rusya’nın mevcut algısını anlatmak için ABD-Meksika sınırı üzerinden bir benzetme yaptı.

“Eğer Sinaloa cartel’e China ve Russia tarafından insansız hava araçları ve füzeler sağlansaydı, ayrıca United States içindeki koordinatları vurmak için istihbarat verilseydi, United States bunu savaş eylemi olarak görürdü,” diyen Larry Johnson, “bunu küçük bir sınır olayı gibi davranarak geçiştirmezdi” şeklinde değerlendirdi.

Johnson’a göre Putin ile Trump’ın Anchorage’da görüşmesinin ardından oluşan diplomatik umut artık tamamen sona erdi. Sergey Lavrov ve Putin’in yakın danışmanı Yuri Ushakov gibi isimlerin de bu sürecin öldüğünü açıkça belirttiğini söyledi. Johnson, Batı’nın artık Rusya’dan korkmadığını savundu.

“Batı Rusya korkusunu kaybetti; ne istersek yapabileceğimizi, onları bombalayabileceğimizi, öldürebileceğimizi, okulları yok edebileceğimizi ve Rusya’nın karşılık vermeyeceğini varsayıyorlar,” diyen Larry Johnson, Karaganov’un “kademeli tırmanma” fikrini bu bağlamda değerlendirdi.

Johnson’a göre ilk adım, Rusya’ya saldırılarda rol oynayan ülkelerdeki fabrikaların ve askeri tesislerin vurulması olabilir. Ayrıca NATO’ya, uluslararası hava sahasında Rusya hakkında istihbarat toplayan gözetleme uçaklarının hedef alınacağı mesajının verilmesi gerektiğini savundu. Bu tırmanmanın devam etmesi halinde taktik nükleer silahların gündeme gelebileceğini söyledi.

Savaşın Seyri, Medya Anlatısı ve Ukrayna Cephesi

Diesen, savaş boyunca Batı kamuoyuna sunulan anlatıların değişmediğini söyledi. Ona göre savaşın başında Rusya’nın “kışkırtılmamış tam ölçekli işgal” yaptığı iddiası öne çıkarıldı, ancak Ruslar ilk günden itibaren Zelensky ile barış çözümü aradıklarını söylüyordu. Mart 2022’den itibaren Batı medyasında Rusya’nın füzesinin birkaç gün içinde biteceği iddialarının yer aldığını belirtti.

Diesen ayrıca Nord Stream boru hatlarının patlatılması konusunda “Rusya kendi boru hattını havaya uçurdu” anlatısına, Kursk saldırısının “savaşın gidişatını değiştirdiği” iddialarına ve her yeni NATO silahının “oyun değiştirici” diye sunulmasına dikkat çekti. Ona göre bu söylemlerin temel işlevi savaşı uzatmaktı.

Johnson ise medya anlatısının sahadaki durumla çeliştiğini savundu. Rusya’nın yenildiği, zorlandığı ve geriye düştüğü yönündeki haberlerin arttığını, fakat cephede Rus ordusunun son dört yılda olmadığı kadar ileri gittiğini ileri sürdü. Daha önce Bakhmut, Avdiivka ve Pokrovsk gibi tekil muharebelerin öne çıktığını, şimdi ise hattın birçok noktasında eş zamanlı çatışmalar yaşandığını belirtti.

“Şu anda hat boyunca çok sayıda muharebe yaşanıyor ve bunlar bir noktada Ukrayna hattını çökertecek,” diyen Larry Johnson, savaşın tonunun değiştiğini vurguladı.

Putin’in Operation Barbarossa Göndermesi

Diesen, Putin’in son konuşmasında 1941’de Nazi Germany’nin Soviet Union’a saldırısı olan Operation Barbarossa’ya atıf yapmasının neden önemli olduğunu sordu. Johnson, Putin’in 23 Haziran Salı günü, Nazi Germany’nin Soviet Union’ı işgalinin yıldönümünden hemen sonra askeri, istihbarat ve polis okullarından mezun olanlara hitap ettiğini söyledi.

Johnson’a göre Putin’in mesajı, Batı’nın artık Rusya ile savaşa girme niyetini gizlemediğiydi. Avrupalı liderlerin iki-üç yıl içinde Rusya’ya saldırmaktan söz ettiğini belirten Johnson, Putin’in Rus halkının geçmişte böyle bir tehditle karşılaştığını hatırlattığını savundu.

“Putin’in mesajından benim çıkardığım şey şu: Bunun geldiğini biliyoruz ve bununla başa çıkacağız,” diyen Larry Johnson, Russia’nın bu kez saldırıya uğramayı beklemeyeceğini ifade etti.

Diesen de Putin’in biyografilerinden birinde, kavga kaçınılmazsa ilk yumruğu atmak gerektiği yönünde bir yaklaşımın yer aldığını hatırlattı. Diesen’e göre 2022 Şubat’ındaki saldırının ana nedeni de buydu: Russia, Crimea veya Donbas’a yönelik bir saldırıyı beklemek istemedi.

Avrupa’nın Hedefi ve Kapasitesi Tartışması

Diesen, Avrupa liderlerinin gelecekte Russia ile savaşa hazırlanma söylemini sorguladı. Eğer Avrupa gerçekten Russia’nın saldıracağına inanıyorsa, bunun amacını açıklaması gerektiğini söyledi. Sovyet Union’ı yeniden kurma gibi iddiaları “masal” olarak niteleyen Diesen, Russia’nın Avrupa’ya saldırmasının tek olası amacının caydırıcılığı yeniden tesis etmek olabileceğini savundu.

Johnson, Putin’in Germany’ye verdiği alaycı yanıta değindi. Putin’in “neden sizi işgal edip sonra sizin toplumsal sorunlarınızın sorumluluğunu üstlenelim” anlamına gelen bir mesaj verdiğini aktardı. Johnson’a göre Russia, Ukrayna’nın yaptığı saldırıların kendi uzmanlığıyla sınırlı olmadığını görüyor ve arkasındaki Batılı desteği hesaba katıyor.

Johnson ayrıca bazı Ukraynalı yetkililerin nükleer savaş başlığı üretiminden söz ettiğini iddia etti. Bir YouTube yayıncısı olan Borikman’ın, Odessa’ya gelen bir British gemisinde radyoaktif madde içerebileceği öne sürülen sarı variller bulunduğunu iddia ettiğini aktardı. Johnson bu iddiayı kesinleştirmedi, ancak Russia’nın bunu yakından izlediğini söyledi.

Putin’in Tutumundaki Değişim ve Rusya İçindeki Baskılar

Diesen, geçen yıl Putin’in diplomasiye daha fazla vurgu yaptığını, Anchorage sürecinden söz edildiğini, ancak artık konuşmaların daha çok savaş, askeri güç ve hedeflere ulaşma üzerine kurulduğunu belirtti. Johnson, Putin’in kişisel olarak tırmanmadan kaçınmak istese bile Rus kamuoyundaki baskının farkında olduğunu söyledi.

Johnson’a göre Rusya’da daha sert eylem isteyenlerin sayısı artıyor. Kiev’e yönelik daha belirleyici saldırılar, Zelensky ve Oleksandr Syrsky gibi üst düzey isimlerin hedef alınması, Avrupa’daki silah üretim tesislerinin vurulması gibi taleplerin yükseldiğini söyledi.

“Senior Russian officials and generals all along have been assassinated” ifadesini aktaran Johnson, Rusya’da bunun karşılığının verilmesi gerektiği duygusunun güçlendiğini belirtti. Dmitry Medvedev’in görüşlerinin Putin’den daha çok Rus çoğunluğunun çizgisine yakın olduğunu savundu.

“Avrupalılar bu şiddeti mümkün kıldıkları için bir bedel ödemek zorunda kalacak,” diyen Larry Johnson, aksi halde tırmanmanın nükleer saldırıya kadar gidebileceğini ileri sürdü.

Diesen ise Putin’in itidalinin anlaşılabilir olduğunu söyledi. NATO ülkelerine saldırılması halinde Batı’da bunun “kışkırtılmamış saldırı” ve “yeni Hitler’e karşı durma” anlatısıyla sunulacağını belirtti. Diesen’e göre asıl tehlike, Rusya karşılık verdiğinde kimsenin tırmanmayı kontrol edemeyecek olması.

Avrupa’nın Stratejik Mantığı ve Ekonomik Zayıflığı

Johnson, Avrupa tarafında rasyonel düşünce görmediğini söyledi. Germany, Poland, France ve United Kingdom gibi ülkelerin daha ucuz enerjiye ihtiyaç duyarken Russia ile bağları kesmeyi tercih ettiğini belirtti. Nord Stream’in patlatılması sonrasında Europe’un daha pahalı United States sıvılaştırılmış doğal gazına yöneldiğini söyledi.

“Germany’nin ordusunu bile doldurmakta zorlandığı, United Kingdom’ın ordusunun bir futbol stadyumunu dolduramayacak kadar küçük olduğu bir tabloda Russia’yı yenmekten söz ediliyor,” değerlendirmesinde bulunan Larry Johnson, Europe’un 19. yüzyıldaki askeri gücünün mirasıyla yaşadığını savundu.

Diesen, Russia ve Ukraine’ın kendi açılarından varoluşsal bir savaş yürüttüğünü, United States’in de Russia’yı zayıflatmak için bu süreci başlattığını söyledi. Ancak Europe’un pozisyonunun tutarlı görünmediğini belirtti. Ona göre Avrupa’da politikacılar ve medya klişelerle konuşuyor, anlatının dışına çıkanlar sansürleniyor ve Russia’ya karşı savaşın risklerine dikkat çekmek “Putinist” olmakla suçlanıyor.

Hürmüz Boğazı, Enerji Şoku ve Küresel Ekonomi

Johnson, Europe’un iki-üç hafta içinde Persian Gulf ve Strait of Hormuz krizinin sonuçlarıyla karşılaşacağını savundu. Iran’ın Strait of Hormuz’u kapatmasının küresel ekonomiye giren bazı kritik girdilerde büyük kayba yol açtığını söyledi.

Johnson’ın verdiği rakamlara göre en az yüzde 20 petrol, yüzde 25 sıvılaştırılmış doğal gaz, gübre üretiminde kullanılan sülfür ve ürenin yüzde 25-30’u ve bilgisayar çipleri dahil çeşitli alanlarda kullanılan helyumun yüzde 40’tan fazlası etkilenmiş durumda. United States’in iki hafta içinde dizel ve havacılık yakıtı için yedek kapasitesini büyük ölçüde tüketeceğini, Europe’un ise tüm petrol sınıflarında net ithalatçı olması nedeniyle daha kötü durumda olduğunu savundu.

“Muhtemelen 15 Temmuz’a kadar çok farklı görünen bir dünyamız olacak,” diyen Larry Johnson, Europe ekonomilerinin resesyona, hatta depresyon bölgesine girebileceğini öne sürdü.

Diesen, böyle bir zamanda Europe’un dünyanın en büyük nükleer gücüyle doğrudan savaşa girmesinin akılcı olmadığını söyledi. Johnson da Russia’nın bol petrol ve gaz kaynaklarına sahip olduğunu hatırlattı.

Sanctions, China ve Yeni Uluslararası Düzen

Diesen, Batı’nın Russia’ya yaptırımlarının baştan itibaren başarısız olacağını düşündüğünü söyledi. Moscow’da çalışırken Russia ekonomisinin Batı’dan Doğu’ya yönelme sürecini izlediğini belirten Diesen, yaptırımların Russia için bu süreci hızlandırma fırsatı olacağını savundu. Ona göre Russia Europe’dan uzaklaşabilirken, Europe Russia’dan aynı kolaylıkla uzaklaşamadı.

Johnson, Marco Rubio’nun Anchorage’daki görüşmeleri küçümseyen açıklamalarını eleştirdi. Rubio’yu yetersiz bulduğunu ve Henry Kissinger ile karşılaştırdı. Kissinger’ın China ile ilişki kurarak Soviet Union’ı zayıflatma stratejik hesabını örnek gösterdi. Johnson’a göre Rubio ise Russia’nın yeni uluslararası ekonomik, siyasi ve askeri düzenin oluşumunda oynadığı rolü kavrayamıyor.

Johnson, BRICS’in büyümesi, China’nın SWIFT’e alternatif CIPS sistemini geliştirmesi ve bankaların bu sisteme katılımının artmasını bu dönüşümün parçaları olarak anlattı. Ayrıca China’nın elektrikli araçlarla Europe’da ilerlediğini, Tesla’dan ucuz ve bazı açılardan daha iyi özelliklere sahip modeller sunduğunu belirtti.

ABD, Russia ve Doğrudan Savaş Senaryosu

Diesen son olarak, Russia’nın caydırıcılığını yeniden tesis etmek için Europe’u vurması halinde United States’in ne yapacağını sordu. Johnson, United States’in savaşa girmek isteyebileceğini, ancak bunu yapacak kapasiteye sahip olmadığını savundu.

Johnson’a göre United States uçak gemilerini Baltic Sea veya Black Sea’de Russia’ya karşı etkili biçimde kullanamaz. Kara gücü açısından da 470 bin askerle Russia’ya güvenilir bir tehdit oluşturamaz. Böyle bir kuvvetin Poland veya Romania’da toplanması halinde Russia’nın dronlar ve kısa-orta menzilli balistik füzelerle bu kampları hedef alacağını söyledi.

Johnson, hava gücü seçeneğinin de yakıt sınırlamaları nedeniyle sorunlu olduğunu belirtti. Strait of Hormuz açılmadan ve piyasadan kaybolan yüzde 20 petrol geri dönmeden Russia’ya karşı uzun süreli hava operasyonlarının sürdürülemeyeceğini savundu. Ayrıca Russia’nın Burevestnik nükleer enerjili seyir füzesini konuşlandırdığını ve bu kez United States içindeki hedefleri vurmaktan çekinmeyeceğini söyledi.

“Iran, United States’in üzerine saldığı saldırıdan sağ çıktı; Russia ise United States veya Europe’a karşı çok daha büyük karşılık verme kapasitesine sahip,” diyen Larry Johnson, böyle bir savaşın “intihar reçetesi” olacağını değerlendirdi.

Programın sonunda Johnson, United States Central Command’ın Joint Chiefs of Staff üzerinden Persian Gulf, Jordan ve Israel’deki ABD kuvvetlerine eve dönme emri verdiğini iddia etti. Johnson’a göre savaş uçakları, personel ve 82nd Airborne unsurları geri çekilecek; bu da United States’in Iran’a yeniden askeri olarak angaje olma ihtimalini önemli ölçüde azaltıyor.

NATO’nun Rusya’ya Karşı Rolü

Sunucu: Tekrar hoş geldiniz. Yeniden Larry Johnson bizimle; kendisi eski CIA analisti ve Sonar 21’de yazıyor. Açıklama kısmına bir bağlantı bıraktım. Larry, tekrar geldiğiniz için teşekkür ederim. Her zamanki gibi sizi görmek harika.

Larry Johnson: Daveti ve sizinle sohbet etme fırsatını her zaman memnuniyetle karşılıyorum.

Sunucu: Çok iyi. Yakın zamanda kaleme aldığınız bir yazı hakkında konuşmak istiyorum. Yazınız, Rusya’nın artık Avrupalıların esasen dolaylı savaştan daha fazlasına, Rusya’yla çok doğrudan bir savaşa hazırlandığını fark etmesiyle ilgiliydi. Bence bu yine uzun zamandır gelmekte olan bir şey; 12 yıldan fazladır böyle.

NATO’nun Ukrayna’yı Rusya’yı stratejik rakip olarak zayıflatmak için bir araç olarak kullandığını görüyoruz. Bunu doğrulayan üst düzey Amerikalı yetkililerden yeterince açıklama duyduk. 2014’te NATO destekli darbenin demokratik devrim diye sunulduğunu biliyoruz ama gerçekte yaptıkları şey, Minsk barış anlaşmasını sabote ederken devasa bir Ukraynalı vekil ordu inşa etmekti.

2022’den bu yana tüm bunların sürdüğünü düşünüyorum. Barışa giden tüm yollar NATO ülkeleri tarafından kapatılırken, aynı zamanda silahların barışa giden yol olduğu ilan ediliyor. NATO’nun müdahalesi de adım adım tırmandı; özellikle Ukrayna için işler kötüye gittiğinde. Şimdi NATO silahlarının, NATO istihbaratının, NATO hedeflemesinin kullanıldığını görüyoruz. Uzun menzilli silahlar en azından NATO uyduları tarafından yönlendiriliyor, hatta tetiği NATO yüklenicileri çekiyor.

Dahası, Baltık Denizi’nden St. Petersburg’a saldıran insansız hava araçlarının NATO hava sahasından geçmediğine ya da NATO topraklarından çıkmadığına inanmayacaksak, o zaman bu saldırıların da artık en azından NATO toprakları kullanılarak NATO’dan geldiğini söyleyebiliriz.

Moskova’da bir şeyler değişiyor gibi görünüyor. Belki Avrupalı liderlerin Rusya’yı kırma ihtiyacı hakkında giderek daha açık konuşmasıdır; Rusya’nın daha derinlerine saldırmak için uzun menzilli silahların seri üretilmesidir. Artık rol yapma da yok. Dediğim gibi Moskova’da bir şeyler değişmiş görünüyor ve Putin’in konuşması da bence işlerin nereye gittiğinin bir göstergesiydi. Bu konuşma hakkındaki değerlendirmenizi merak ediyorum.

Sergey Karaganov ve Tırmanma Riski

Larry Johnson: Evet. Sergey Karaganov’a dikkat etmeyi öğrendim. Sanırım onu sizin eski bir akıl hocanız olarak tanımlamak doğru olur. En azından bir dönem onunla çalıştınız. Sergey bazıları tarafından “sadece bir siyaset bilimci” diye küçümsenir ama çok düşünceli biridir ve eğilimleri görmekte çok iyidir.

Size Sergey’in nereden geldiğini güçlendirecek ters bir örnek vereyim. Sinaloa karteline China ve Russia tarafından insansız hava araçları ve füzeler sağlansaydı, ayrıca United States içindeki koordinatları vurmak için istihbarat verilseydi; United States’ın güney sınırı boyunca ve Texas, Arizona, New Mexico içlerine kadar saldırılar düzenleyebilselerdi, United States bunu bir savaş eylemi olarak görür ve buna göre misilleme yapardı. Orada oturup bunun küçük bir sınır gerginliğiymiş gibi davranmazdı.

Russia konusunda şu anda tam olarak olan da bu. Putin’in Trump’la görüştüğü ve United States’ın artık Russia ile temas kurduğu, belki diplomatik bir çıkış ya da en azından güç dışında bir yol olabileceği umudunun bulunduğu Anchorage dönemi diyebileceğimiz sürecin bittiğini görüyoruz. Tamamen bitti.

Bu, Sergey Lavrov ve diğerleri tarafından da açıklandı. Putin’in yakın danışmanı Ushakov da dahil olmak üzere hepsi bu sürecin öldüğünü açıkça ortaya koydu. Bu da Sergey Karaganov’un pozisyonuna geri dönüyor: Batı, Russia korkusunu kaybetti. “Canımız ne isterse yapabiliriz. Onları bombalayabiliriz, öldürebiliriz, okulları yok edebiliriz ve Russia karşılık olarak hiçbir şey yapmaz” diye varsayıyorlar.

Bence Karaganov kademeli bir tırmanmadan söz ediyor ama yine de bu bir tırmanma. Birinci adım, bu ülkelerdeki tesisleri, fabrikaları, askeri noktaları vurmaya başlamak olur; onlara “Hayır, artık çizgiyi aştınız. Siz bizi vurdunuz, biz de sizi vuruyoruz” mesajını vermek.

Açıkçası bunun ardından NATO’ya şu uyarının yapılması gerektiğini düşünüyorum: Uluslararası hava sahasında dahi olsa Russia hakkında bilgi toplayan her gözetleme uçağı hedef alınacak ve düşürülecek. Batı, bu tür provokasyonu sürdüremeyeceğini bilmek zorunda. Çünkü Sergey’in de işaret ettiği gibi bu devam ederse bir sonraki adım taktik nükleer silahların kullanılmasıdır ve bu da dünyayı bambaşka bir yöne iter.

Umarım Russia’da Batı’nın barışçıl, müzakere edilmiş bir sonuç aradığı yanılsamasını hâlâ taşıyan kimse kalmamıştır. Hayır, kesinlikle değil. Batı Russia’yı yok etmek istiyor. Buna kararlılar. Söylem giderek sertleşti.

Asıl tuhaf olan ise medya haberlerinin artık Russia’yı gerçekten köşeye sıkışmış gibi göstermesi. “Russia acı çekiyor. Russia kaybediyor. Aman Tanrım...” Oysa savaş alanında gerçekten olan şey, Russia’nın önceki dört yılda ilerlemediği şekilde ilerlemesi. 2023’te Bakhmut’a odaklanmışlardı; 2024’te Avdiivka, belki sırasını karıştırmış olabilirim ama önce Bakhmut, sonra Avdiivka ve sonra Bakhmut, ardından 2025’te Pokrovsk. Her zaman bütün dikkati ve kaynakları çeken tek bir savaş vardı. Şimdi öyle değil. Hat boyunca birden fazla muharebe sürüyor ve bunlar bir noktada Ukrayna hattını çökertecek. Savaşın tonu kesinlikle değişti.

Savaş Anlatıları ve Propaganda

Sunucu: Baştan beri bu kadar çok kurgu vardı. Russia ilk girdiğinde ana konuşma noktası, bunun yalnızca kışkırtılmamış değil, tam ölçekli bir işgal olduğuydu; oysa Russians saldırının ilk gününde bile Zelensky ile barışçıl bir çözüm bulmak için konuşuyordu. Mart 2022’de bile ilk yazılar çıktı: “Russia zaten kaybediyor, iki ila beş gün içinde füzeleri bitecek” gibi.

Sonra Nord Stream meselesi vardı. “Evet, kendi boru hatlarını kendileri havaya uçurdular.” Sonra Kursk işgali geldi ve “Bu kesinlikle savaşın gidişatını değiştiriyor, artık Russia kaybediyor” dendi. NATO her yeni silahla tırmandırdığında, bunun bir oyun değiştirici olduğu söyleniyor.

Larry Johnson: Evet.

Sunucu: Bunu dört yıldan fazla süredir dinliyoruz: “Şimdi Ukraynalılar kazanıyor. Şimdi kazanıyorlar.” Her seferinde daha da saçma hale geliyor. Ama amaç hep aynı: savaşı uzatmak, devam ettirmek.

Resmi dilde de “Biz sadece Ukraine’in barış pozisyonundan müzakere etmesini istiyoruz. Putin’i müzakere masasına zorlamak istiyoruz” deniyor. Oysa Russians ile konuşmayı reddedenler Europeans. Bu oldukça absürt. Dikkat eden herkes bunun absürt olduğunu bilir ama propaganda gerçekten çok yükselmiş durumda. Bu konuşma noktalarını takip etmenin bir şekilde çok vatansever olduğunu düşünüyorlar. Oysa sizin de söylediğiniz gibi artık sadece savaşa değil, taktik nükleer silahların kullanılabileceği bir savaşa doğru gidiyoruz.

Putin’in konuşmasında Operation Barbarossa’ya, yani 1941’e atıfta bulunduğunu fark ettim. Sizce bu tarihsel karşılaştırma neden bu kadar önemli?

Operation Barbarossa Karşılaştırması

Larry Johnson: Putin’in yaptığı nokta şuydu. Bu konuşmayı 23 Salı günü yaptı; yani Soviet Union’ın Germany tarafından işgalinin 84. ya da 85. yıldönümünün ertesi günü. Askeri, istihbarat ve polis kurumlarından mezun olan öğrencilerle konuşuyordu.

Orada şunu belirtti: Şu anda Batı, Russia ile savaşa girme niyetini gizlemek için hiçbir girişimde bulunmuyor. Bunu açıkça konuşuyorlar. “İki ila üç yıl içinde Russia’ya saldıracağız” diyorlar. Putin’in noktası çok basitti: Biz bunu daha önce yaşadık. Russian halkı bunu daha önce yaşadı. Bu tür bir tehditle yüzleşmenin ne anlama geldiğini biliyoruz.

Soviet Union 1941’de o işgali püskürtmeye hazır değildi ama benim Putin’den aldığım mesaj şuydu: Biz fazlasıyla hazırız. Bunun geldiğini biliyoruz ve bununla başa çıkacağız.

Bence Batı’nın görmesi gereken bir kırmızı bayrak kaldırdı: Sıcak bölgeye girmeye hazırlanıyorsunuz ve bu yolu izlerseniz sonuç, Germany ve Sovietler’e saldıran European müttefiklerinin başına gelenle aynı olur; sonunda yenilirsiniz.

Ama bu kez Russia oturup saldırıya uğramayı beklemeyecek. Batı’nın bu tehdidi uygulamaya kararlı olduğu netleştiğinde Russia kendini savunmak için adımlar atacak. O konuşmadan aldığım açık mesaj buydu.

Sunucu: Evet, bunun önemli kısmı şu: Russia saldırıya uğrayacağını düşünürse rakibin saldırmasını beklemeyecek. Sanırım Putin’in biyografilerinden birinde de buna benzer bir şeyden söz edilmişti: Bir kavganın kaçınılmaz olduğunu biliyorsan ilk yumruğu sen at. Bence Şubat 2022’de işgal etmelerinin nedenlerinden biri değil, ana nedeni de buydu.

Larry Johnson: Kesinlikle. Aynen öyle, katılıyorum.

Sunucu: Çünkü Kasım 2021’de United States ve Ukraine stratejik ortaklık bildirgesini imzaladı. O noktada eski French president’ın üst düzey danışmanlarından biri, bu bildirgenin imzalanmasının Russians’ı ya saldırmak ya da saldırıya uğramak zorunda kalacaklarına ikna ettiğini söylemişti. Yani bu gerçekten bardağı taşıran son damlaydı. Crimea ya da Donbas’a saldırı olmasını neden beklesinlerdi? Bu yüzden girdiler.

Europeans Ne Bekliyor?

Sunucu: Ama Europeans’ın beklediği şey bu mu? Russia ile gelecekteki savaşa hazırlanmalıyız dediklerinde bahsettikleri şey bir Russian misillemesi mi? Çünkü gerçekten Russia’nın Europe’a saldıracağını düşünüyorlarsa, en azından hedefin ne olacağını açıklamaları gerekir. Europe’a saldırmanın amacı tam olarak ne olurdu?

Ben sadece bir amaç söyleyebilirim. Yani Soviet Union’ı yeniden kurma masallarına inanmıyorsanız, tek amaç caydırıcılığı yeniden tesis etmek olurdu. Peki hedef savaşa girmek mi?

Larry Johnson: Putin’in geçen gün Germans’a verdiği yanıtı gördünüz mü bilmiyorum; son derece sert ve alaycıydı. Alt mesaj şuydu: Neden sizi işgal edip sonra bir grup transvestite, transgender, mavi saçlı tuhaf insandan sorumlu olalım? Bundan ne kazanacağız? Kusura bakmayın, buna ihtiyacımız yok. Bunu istemiyoruz. Sizde kalsın. Temel mesajı buydu.

Sanırım sekiz ya da dokuz madde vardı. Bence bunu sunma biçimi gerçekten parlaktı; çünkü eğlenceliydi ama aynı zamanda doğrudan konuya da giriyordu.

Russia geri çekilip şuna bakmak zorunda: Ukraine’in gerçekleştirdiği bu saldırılar, Ukraine bunu yapacak uzmanlığa sahip olduğu için gerçekleştirilmiyor. Endişe verici olan, son zamanlarda Ukrainian yetkililerin nükleer savaş başlığı inşa etmekten söz etmiş olmaları. Ayrıca Borikman adlı bir YouTuber’dan gelen bir rapor var. Bazen haberleri oldukça doğru çıktı, bazen de tartışmalıydı. Odessa’ya yakın zamanda gelen bir British gemisinin, radyoaktif madde içeriyor gibi görünen sarı variller taşıdığını iddia ediyor.

Eminim Russia şimdi bunun her yerindedir. Ama Brits’in böylesine mutlak çılgınca bir şey yapma riskini göze almayacağını varsayamazsınız. Ayıyı dürtüyorlar. Russia’ya yumruk atabileceklerini ve Russia’nın tepki vermeyeceğini düşünüyorlar. Ben bunun tehlikeli, çok tehlikeli bir varsayım olduğunu savunuyorum. Russia’nın öfkelenmesi yavaş olur ama bir kez öfkesi kabardığında son derece güçlüdür.

Vekil Savaşın Sınırları

Sunucu: İnsan özellikle British’i, Germans ile birlikte bu savaşta en saldırganlar arasında görürse bunu anlayabiliyor. Çünkü özünde Cold War sırasında neredeyse rüya senaryosu sayılabilecek bir vekil savaş tasarladılar: Ukrainians ve Russians kitlesel ölçekte birbirini öldürecek, Batı ise kenarda duracaktı. Burada yaratılan şey de esasen bu.

Ama bu aynı zamanda Europeans’ın “Bu savaşı Russian topraklarına taşımamız gerekiyor” dediği bir savaş. Bunu artık yaptılar. Fakat Europe güvenli bölge. Russia’ya saldırmak için üretildiğini ilan ettikleri tüm sanayi üretimi, tüm füzeler ve insansız hava araçları European ya da EU topraklarında ve British topraklarında. Bunlara Russians dokunamıyor.

Russians da esasen oyunun bu kuralını kabul etti: NATO ülkeleri artık Russia’nın derinliklerine uzun menzilli füzeler ve insansız hava araçları fırlatabilir, ama Russia’nın NATO topraklarına dokunmasına izin yok. Bu sürdürülebilir değil; özellikle de artık çok daha açık, daha büyük ölçekli hale geldiği ve sizin de söylediğiniz gibi Russia zayıflatıldıktan sonra savaşma niyetinin açıkça ortaya konduğu bir noktada.

Putin’in zaman içinde nasıl değiştiğini merak ediyorum. Geçen yıl her şey diplomasi, Anchorage ve bunlar üzerineydi. Şimdi diplomasi hakkında pek bir şey duymuyoruz. Ana konuşmalar savaş hakkında: “Hedeflerimize ulaşacağız. Askeri gücümüz var.” Evet, diplomasi için kapıyı açık tuttular ama bunun bir yere varacağına açıkça inanmıyorlar.

Putin’in Değişen Tutumu

Larry Johnson: Evet. “Zorlandı” demek istemiyorum, sanki iradesine aykırıymış gibi. Ama siyasi baskıların ne olduğunun farkında. Çatışmadan kaçınmaya, tırmanmadan kaçınmaya yönelik kişisel arzuları ne olursa olsun, bence artık Russian kamuoyunun taleplerinin daha sert eylem istediği bir noktaya gelindiğini kabul ediyor.

Kiev’e karşı, Zelensky’nin öldürülmesi, Syrsky’nin öldürülmesi, üst düzey liderliğin öldürülmesi de dahil olmak üzere daha kararlı saldırılar istiyorlar. Gerçek şu ki, üst düzey Russian yetkililer ve generaller başından beri suikasta uğruyor. Bu yüzden bir tür “karşılık verme zamanı geldi” tavrı var. Ama mesele sadece karşılık vermek değil. Bu şeyin içini boşaltmanız ve Europeans’ın da bir bedel ödemesini sağlamanız gerekiyor.

Bu yüzden Medvedev gibi insanları dinlediğinizde, onun görüşlerinin Putin’den çok Russians’ın çoğunluğuna daha yakın olduğunu düşünüyorum. Putin bir bakıma biraz arayı kapatıyor.

Askeri stratejinin Putin tarafından belirlenmediğini inkâr etmiyorum. Stratejiyi Gerasimov belirliyor. Ama yine de Russians bana bu savaşı nasıl yürüteceklerini sormadı; tavsiyemin de o kadar isabetli olacağından emin değilim. Ancak bence artık Europeans’ın bu şiddeti mümkün kılmalarının bedelini ödemek zorunda kalacağı bir aşamaya ulaştık.

Aksi halde bunu, nükleer bir saldırıya yol açacak bir noktaya kadar tırmandırmaya devam edecekler. Tehlike de bu: bundan kaçınma çabası içinde Russia, aslında bunu daha mümkün kılacak eylemlerde bulunuyor.

Yine de Putin’in gösterdiği itidal anlaşılabilir, çünkü şimdi bir NATO ülkesine karşılık vermeye başlarlarsa, Marut’u çok ciddiye almamak gerekir ama onun savunacağı gibi, tepki kesinlikle çok sert olur. Ama bu insanlar bunun bir tür bilgisayar oyunu olduğunu ya da en azından uygun bir tırmanma kontrolü olduğunu düşünüyor gibi görünüyorlar; bunu yapabileceklerini ve Russians karşılık verirse bunu yönetebileceklerini sanıyorlar. Ben sadece, Russians sonunda karşılık verdiğinde kimsenin tırmanmayı kontrol edebileceğini düşünmüyorum.

Evet, bütün fikir şu: Russians buna cesaret edemez, ta ki 2022’de yaptıkları gibi edene kadar. O zaman da bu tamamen kışkırtılmamış bir şey olur ve yeni Hitler’e karşı ayağa kalkma zamanı gelir. Russian karşılık verdikten sonra senaryonun nasıl görüneceğini biliyoruz; bu yüzden oldukça tehlikeli. Ama European tarafındaki düşünce sizce ne? Çünkü dürüst olalım, Europeans evet niyetlerini ilan ediyorlar ama yetenekleri pek yok.

Şimdilik yok. Russians çok daha uzun beklerse daha fazla yetenekleri olabilir.

Evet, orada “düşünce” kelimesini kullandınız; sanki Europeans düşünüyorlarmış gibi. Rasyonel bir düşünce sürecine girmişler gibi. Hayatım boyunca ne düşündüklerini anlayamıyorum, çünkü o kadar mantıksız ki geriye çekilip şöyle diyorsunuz: Tamam, ister Germany olayım ister Poland, France ya da United Kingdom; petrol ve doğal gaz için daha fazla mı ödemem gerekir, daha az mı? Ülkem için daha az ödemek daha mı iyidir? Mantık dünyasında, daha az ödemen daha iyidir. Ama özellikle Germans’ın tercihi şöyle diyor: “Hayır, hayır, hayır. Ucuz petrol ve gaz sağlayan Russia ile tüm bağları keseceğiz. United States Nordstream boru hattını havaya uçururken kenarda durup hiçbir şey yapmayacağız; bu da bizi Europeans olarak artık United States’ten daha pahalı sıvılaştırılmış doğal gaz almaya mecbur bırakacak. Hatta Russia ile her türlü ekonomik etkileşimi yasaklayacağız; bu da ekonomilerimizi zayıflatacak, resesyonlara, enflasyona, daha yüksek işsizliğe yol açacak.”

Ve bunu bilinçli olarak yapıyorsunuz. Bunu yapıyorlar. Bunu seçiyorlar. Üstüne bir de, “Ah, evet. Sonra Russia’nın karşısına çıkacağız, onunla savaşacağız ve onu yeneceğiz” diyorlar. Siz de diyorsunuz ki, doğru mu anladım? UK gibi, ordunuzla bir futbol stadyumunu bile dolduramazsınız. O kadar küçük. Deniz operasyonları alanında bir zamanlar sahip olduğunuz öncü üstünlük, o gitti. Tarih oldu. Germany’de bir zamanlar en ileri askeri ekipmanlardan bazılarını üreten fabrikalar kapalı ve fabrika işlerinizin çoğu artık United States’e ya da başka yerlere gidiyor.

İşte Europe bu. Bana şunu hatırlatıyor: lisede ya da üniversiteye gitmeden önceki eğitim kademesine ne diyorsanız orada spor takımları olur ya; takımın yıldız futbolcusu olan adam 17, 18 yaşındayken güçlü, çok atletiktir. Şimdi 60 yaşında. O zamanki kilosunun iki katında, zar zor koşabiliyor ama zihninde hâlâ o 17, 18 yaşındaki futbolcu olduğunu düşünüyor. Europe bu. Hâlâ 19. yüzyıla hükmeden o askeri güç olduklarını sanıyorlar, ama değiller. Askeri gücü gerçekten önemsiz hâle gelmiş, içi boşaltılmış bir kıta kabuğu. Eğer onları bir köpek yarışmasına götürecekseniz, Chihuahua sınıfındalar. Ama Rottweiler sınıfındaki Germany’nin karşısına çıkmak istiyorlar.

Russia demek istedim. Evet, Russia, Germany değil, hata yaptım. Russia Rottweiler sınıfında. Yani büyük köpek bu. Europe ise havlayan küçük köpekler topluluğu; anlamlı ekonomik kaynakları yok. Sanayi üstünlüklerini kaybettiler. Bilim ve teknolojinin öncü alanlarında hiçbir şey yapmıyorlar. Uzayda lider değiller. Yani Europe için işaret edip “evet, gelecek burada olabilir” diyebileceğiniz tek bir sektör yok. Bir mirasın üzerinde yaşıyorlar.

Evet. Ben de European pozisyonunu anlamlandırmaya çalışıyorum, çünkü hep şu noktayı söylüyorum: Bence Russians varoluşsal bir savaş veriyor. Ukrainians da büyük ölçüde öyle; bu aynı zamanda Ukraine’in sonu da olabilir. Dolayısıyla onların da varoluşsal bir tehditten korkmak için nedeni var. İkisi de anlamlı. Americans, bilirsiniz, kilit bir rakibi devre dışı bırakmak istediler; bunu başlattılar. İşe yaramadı. Bunu Europeans’a devrettiler, dış kaynak kullandılar. Bu da anlamlı. Ama Europeans gerçekten hiç mantıklı gelmiyor.

Bu siyasi liderlikle tartışmalara girip mantığın tam olarak ne olduğunu ortaya çıkarmaya çalışabilirsiniz: Ne başarmak istiyorsunuz? Elinizdeki kaynaklara dayanarak bunu nasıl başarmayı düşünüyorsunuz? Ama EU’daki tüm ülkelere bakarsanız, politikacılar, medya, sadece klişelerle, bu duygusal sloganlarla iletişim kuruyor. Bundan sapan her şey sansürleniyor. Grubun anlatısından kopan herkes için çok büyük bir maliyet var. İnsanda kitlesel bir psikoz oluştuğu izlenimi doğuyor.

Biri “Topraklarımız Russia’ya saldırmak için kullanılırsa, bu Russians’ı karşılık vermeye itmez mi, muhtemelen nükleer savaşa yol açmaz mı?” diye savunsa, “Ah, bu Putinist” deniyor. Çünkü her uyarı sözü, Russia’ya yönelik saldırıları sınırlamak istiyormuşsunuz gibi duyuluyor; bu da Russians’ın yanında olduğunuz anlamına geliyor. Kimse muhalefet edemiyor. Yani ifade özgürlüğümüz, diyalog, tartışma olduğu fikri saçmalık. Europe’ta artık böyle bir şey yok. Burası bir tımarhane. Artık Russia’yı yenmekten başka hiçbir hedef yok.

Russia ile diplomasi açmak konusunda bazı planlar ortaya koyuyorlar ama koşullar öyle belirlenmiş ki özünde önce Russia’nın teslim olması isteniyor. Ama Russia’ya duyulan nefretin ötesinde, sizce bu, sizin ima ettiğiniz gibi, dünyadaki yerini kaybetme, yetersizlik meselesi mi? Yani eskiden sahip olduğu role artık sahip değil. Net bir ekonomik geleceği de yok. US ile ortaklık da ortadan kalkıyor. Sizce bu sadece çaresizlik mi, daha geniş bir sorunu mu yansıtıyor?

Aslında Europe’un önümüzdeki iki ila üç hafta içinde üzerine çökecek bir gerçeklik var ve bu, Persian Gulf’un kapanmasının, Iran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının sonuçları. Şu anda küresel ekonomiye girdi sağlayan beş önemli şeyde, bunlara emtia diyeceğim, dramatik bir kayıp yaşandı: petrolün en az yüzde 20’si, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 25’i, gübre için kullanılan kükürt ve ürenin yüzde 25 ila 30’u ve bilgisayar çipleri üretiminde de kullanılan helyumun yüzde 40’tan fazlası.

Petrol cephesinde, United States iki hafta içinde dizel ve havacılık yakıtı rezerv arzını esasen tüketmiş olacak. Yani dizel ve havacılık yakıtı yapmak için gereken ağır ya da kükürtlü ham petrolden yeterince olmayacak. Ne alabileceklerine bağlı olarak haftadan haftaya gidecek, çünkü United States zaten bunun net ithalatçısı. Aynı şey Europe için de geçerli. Europe, her sınıftan petrolün net ithalatçısı ve gelecek kıtlıklar ekonomileri dramatik biçimde etkileyecek. Zaten zar zor ilerliyorlar, belki sıfırın biraz üzerinde kalıyorlar. Ama şimdi resesyon, hatta depresyon bölgesinden bahsediyoruz.

İlginçtir, Donald Trump iki hafta önce G7’de bundan bahsetti. Bence bu, neden o kararnameyi imzaladığını açıklamaya yardımcı oldu; çünkü dört hafta içinde dizel ve havacılık yakıtı üretmek için gereken türde ham petrol açısından sıfıra inebileceğimizi fark etti. Europe, United States’ten daha kötü durumda; çünkü United States en azından benzin üretmek için kullanılan hafif petrolü yeterince üretecek kadar bağımsız. Hatta bunun bir kısmını Europe’a da gönderiyordu. Ama Europe’ta bu yok. Asıl mesele ağır ham petrol, orta distilatlar, yani dizel ve havacılık yakıtı elde ettiğiniz petrol kısmı. Bu kritik bir kıtlık olacak. Aylardan değil, haftalardan bahsediyoruz. Muhtemelen 15 Temmuz’a kadar dramatik biçimde farklı görünen bir dünya olacak.

Evet. Europe’un dünyanın en büyük nükleer gücüyle doğrudan savaşa girmesi için pek iyi bir zaman değil gibi görünüyor.

Üstelik bol petrol ve gaz kaynaklarına da sahip olan bir güçle.

Evet. Buradaki büyük ironi de bu: Europeans’ın varsayımı, Russia ile tüm bağları keserlerse Russian ekonomisinin nispeten kısa sürede çökeceğiydi. Ben bu yaptırımlar ilk açıklandığında da hep şu noktayı söyledim: Bu başarısız olacak. Çünkü Moscow’da çalıştım. Russia ekonomisinin batıdan doğuya kayışına odaklanan bir programda, girişimde ya da departmanda çalıştım. Benim çoğunlukla üzerinde çalıştığım şey de buydu. Russians’ın ekonomilerini esasen kurşun geçirmez hâle getirdiğini biliyordum. Ekonomilerini hızla doğuya kaydırıyorlardı ve herhangi bir yaptırım sadece bu süreci yoğunlaştırmak için bir fırsat olarak kullanılacaktı.

Bu yüzden Russians’ın Europe’tan uzaklaşarak çeşitlenebileceğini ama Europe’un Russia’dan uzaklaşarak çeşitlenemeyeceğini biliyordum.

Ama bu noktayı her dile getirdiğimde bana bunun yaptırımlara yönelik kamu desteğine duyulan güveni zayıflattığı söylendi. Yani bu pro-Russian bir yorum. Bu da sizi Putinist yapıyor. Europe’ta sahip olduğumuz tartışma seviyesi bu ve bu akıl almaz derecede saçma.

Ama neyse, demek istediğim şu: Europe’a giden tüm bu ucuz Russian gazı ve petrolü artık Asia’ya gidiyor. Germans’ın deneyimlemeye başladığı gibi, şirketleri de Russian gazını takip ediyor. O gaz China’ya gidince German şirketi de toplanıp oraya gidiyor. Yani birçok düzeyde aptalca.

Anchorage’daki Marco Rubio’yu sormak istiyordum. Şimdi Anchorage’da olan şeyin aslında bir anlaşma olmadığını, daha çok formatların tartışılması olduğunu söyledi. Kremlin’in pek hoşlanmadığı bir şey.

Hayır. Rubio beceriksizin teki. Secretary of State, national security adviser olarak görevi, yani bu rolü gerçekten en son işgal eden kişi Henry Kissinger’dı. Henry Kissinger bir savaş suçlusu olmuş olabilir. Adamın zekâsı olduğu ve stratejik terimlerle düşündüğü inkâr edilemez. Bazen sinsi, kötü bir alçaktı. Buna şüphe yok. Ama Nixon’a şunu söylediğinde ne yaptığını biliyordu: Tamam, China’ya gideceğiz, Communist China ile ilişkileri yeniden kuracağız. Sen Nixon, tüm hayatın boyunca komünizme karşı savaştın, kariyerini bunun üzerine kurdun. Bunu Soviet Union’ı zayıflatmak istediğimiz için yapıyoruz ve China’yı komünizmin o kolundan ayırdığımızdan emin olmak, Chinese’in bize, west’e bir bağımlılık geliştirmesine yardım etmek istiyoruz. Bunun arkasında net bir stratejik düşünce vardı.

Rubio ise şöyle: Russia’nın artık yeni bir uluslararası, ekonomik, siyasi ve askeri düzenin yaratılmasında oynadığı kritik rolü kabul etmiyor. Bu hayata geçiyor. Tıpkı Russia’nın, west’ten gelmekte olan saldırı nedeniyle Ukraine’e saldırma kararının, bunu önlemek için yaptığı hamlenin BRICS’in ekonomik güç olarak büyümesini hızlandırması gibi, US ve Israeli’nin Iran’a saldırısı ve Iran’ın ardından, eğer öyle demek isterseniz, US ve Israeli saldırısını yenilgiye uğratması da kısmen Russia ve China’dan aldığı ciddi destek sayesinde oldu. Bu destek sadece mali yardım, silah sistemleri, mühimmat ve istihbarattan ibaret değildi.

Nisan ayında Isfahan’ın güneyinde düşürülen F-15’in arka koltuğunda uçan albayın, yani arka koltuktaki kişinin, bu drone’ları, bu drone sürüsünü gördüğünü söylediğine dair yakın tarihli bir rapor gördük. Uçağına mı saldırıyordu, tam hatırlamıyorum, ama tek bir bütün olarak hareket ediyordu. Bir denizanasına benziyordu ama koordineli biçimde hareket ediyordu. Bu China’dan geldi. Dünyada bunu China gibi yapan başka bir ülke yok. Chinese ayrıca füzeler de sağladı.

Pepe Escobar ve ben Pakistani kaynağımızdan şunu öğrendik: Israel ve United States’e yönelik bazı misilleme saldırıları sırasında, Chinese füzelerinin kullanımında, Chinese tarafından eğitilmiş Pakistani teknisyenler, askeri teknisyenler Iranians’ın yanında oturuyor, bu silah sistemlerini fırlatmalarına ve kullanmalarına yardım ediyordu. Bu sistemler Bahrain ve Kuwait’te United States için kritik altyapıyı ve Jordan’daki Al-Salti Muaf Alti hava üssünü yok etti.

Şimdi ortaya çıktığını gördüğünüz şey bu yeni uluslararası askeri yapı. Bu bir güvenlik örgütü olacak. Bir ekonomik örgüt olacak. Ve kelimenin tam anlamıyla US egemenliğindeki İkinci Dünya Savaşı sonrası hegemonik girişime bir alternatif. United States ve Europe’un neler olduğunu tam olarak kavradığından emin değilim, ama oluyor. Bundan ne kadar şikâyet ederlerse etsinler, bunun gerçek olmadığını ya da zayıf olduğunu ne kadar söylerlerse söylesinler, istedikleri kadar konuşabilirler. Gerçek şu ki bu oluyor.

China’nın büyüme oranına bakın. SWIFT’e alternatif kurdular; adı CIPS, Cross-Border Interbank Payment System. SWIFT analog bir şey, at arabası kamçısı kullanmak gibi. Çünkü e-posta gibi. Ben A bankasıyım, siz B bankasısınız ve “Sevgili Glenn, sana bu havaleyi gönderiyorum, lütfen gerçekleştir ve şu hesaba geçir” diyorum. Size gönderiyorum ama spam klasörünüze düşüyor ve üç gün bulamıyorsunuz. Tamam, sonunda geçer. SWIFT buydu. CIPS ise dijital; anında transfer. Varlıklar hareket ediyor. Buna kaydolan banka sayısı arttı; sanırım son ay sayı 26 gibi.

Tüm bunların özü şu: Europe giderek daha ilgisiz hâle geliyor. Dünyanın geri kalanı açısından devasa bir pazar değiller. Potansiyel olarak kârlı bir pazar olarak görülmüşlerdi. Gerçi Chinese’in elektrikli araçlarıyla Europe’ta muazzam ilerleme kaydettiğini de belirteyim. Tesla’dan daha ucuzlar. Birçok açıdan daha iyiler. Daha iyi özelliklere sahipler. Europeans’ın buna verecek cevabı yok.

Evet. Bundan hoşlanmıyorlar ama ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bu yüzden China’dan tehdit diye söz edip duruyorlar. Bu da işleri çok zorlaştırıyor, çünkü kendi pozisyonlarını savunamıyorlar.

Yani China’nın bir tehdit olduğunu savunmak istiyorsanız, kırk yıldan uzun süredir savaşa girmemiş bir ülke ve nedense askerî tehdit olarak tanımlanan tehdit, elektrikli araçlarının Europe’a ihraç edilmesinden kaynaklanıyor.

Evet, bu gerçekten olağanüstü. Kissinger hakkında söylediklerin ilginçti çünkü dediğin gibi, 70’lerde Chinese’i Soviet Union’dan kopardığı için pay alması gereken kişi o. Ama 2014’te Kissinger ilginç makaleler yazıyordu; NATO ülkeleri Kiev’de hükümeti devirdikten sonra, ne NATO’nun ne de Russians’ın Ukraine’i diğerine karşı bir cephe olarak kullanması gerektiğini söylüyordu. Bir köprü olmalıydı. Ayrıca western countries’ın söyleminin, örneğin ortak bir güvenlik yapısı kuracak bir formül bulmak yerine esasen Russia’yı yenmek üzerine olmasını da oldukça eleştiriyordu. Neyse, bunun önemli olduğunu düşünüyorum çünkü Trump başkanlığı devralmadan önce 2016’da Trump’la görüşmeleri olmuştu ve eminim bu kez ne yapılması gerektiğine dair kendi fikirlerini aktarıyordu. Yani Russia ve China’dan oluşan devasa bir Eurasian devinin şekillendiğini görüyorsunuz; ekonomik açıdan Russia artık küçük ortak. O hâlde daha küçük olana ulaş, güvensizlikleri üzerine oyna ve onu bizim defterin tarafına çekmeye çalış; bu oldukça mantıklı. Ama ne oldu? Russiagate aldatmacası yaşandı. Trump bir Russian ajanıydı. Mantık buydu, çünkü Russia’yla iyi geçinmenin iyi bir fikir olduğunu söyleyemezsiniz. Yani hâlâ Europeans böyle konuşuyor; sadece sosyal medyadaki saçma insanlar değil, politikacılar, gazeteciler de böyle düşünüyor. Bu yüzden artık ihtiyaç duyduğumuz daha geniş stratejik düşünce açısından pek hayra alamet değil. Ama evet, son sorum şuydu: Russia, caydırıcılığı yeniden tesis etmek için misilleme olarak Europe’u vurursa United States ne yapar?

United States buna atlamak isteyebilir ama yapamayacak. Iran’la savaşın neyi ortaya çıkardığını, US askerî gücünün sınırlarını biliyor musunuz? Çünkü geri çekilip şunu sormak zorundasınız: Tamam, ne yapacağız? Deniz gücümüz var mı; uçak gemilerimizi örneğin Baltic Sea’ye ya da Black Sea’ye gönderebileceğimiz bir deniz gücümüz var mı? Hayır, yapamayız. Dolayısıyla uçak gemileri Russia’ya yönelik askerî bir saldırıda gerçekten hiçbir işe yaramaz. Geriye kara birlikleri kalıyor. Kara birliklerimiz yok. Russia’yı, tabiri caizse, işgal etmek için 470.000 askerimiz var. Yani Russia’ya karşı inandırıcı bir kara tehdidi oluşturamayız. Ya da bunu yapmayı öneriyor olsak bile, bu gücü Poland’da ya da Romania’da, sınırı geçebilecekleri yerlerde toplamak için gereken süre içinde Russians, drones, kısa menzilli ve orta menzilli balistik füzeler çağında bu kampları hedef alır ve yok ederdi.

Geriye hava gücü kalıyor ve yine şu anda karşımıza çıkan şey şu: Hormuz Strait açılana ve piyasadan kaybolan petrolün yüzde 20’si yeniden piyasaya dönene kadar, ki bu aylar, belki bir yıl kadar sürecek, Russia’ya karşı gereken türden bir muharebe operasyonunu sürdürecek yeterli havacılık yakıtı olmayacak. Aynı zamanda United States’in Russia’ya saldırılara girişebileceği ve kendi kıtasal konumlarının bundan muaf kalacağı yönündeki hesabı da... Hayır, hayır, hayır, hayır. Russia, Burevestnik nükleer seyir füzesini konuşlandırdığı için bu kez United States’teki hedefleri vurmaktan çekinmezdi.

Yani bu mutlak anlamda en kötü senaryo, kâbus senaryosu. Gerçek şu ki United States’in sınırlı askerî varlıkları var. Çok pahalılar ama hiçbirinde derinliğimiz, stratejik derinliğimiz yok. Iran konusunda da tekrar gördükleri şey şu: Iran, Russia’nın sahip olduğu türden füze savunma sistemlerine sahip değil ve yine de United States’in üzerine saldığı şeyden sağ çıktı. Ben Russia’nın çok daha büyük bir karşı ağırlık potansiyeli taşıdığını, United States’e ya da Europeans’a, son savaşta Iran’ın Israel’e ya da United States’e verebildiğinden çok daha yüksek şiddet seviyelerinde karşılık verebileceğini söylerim. O yüzden hayır, bana göre bu intihar reçetesi olurdu.

En azından Europe’da intihara doğru ilerliyor gibiyiz. Çünkü Moscow’daki şahinleri dinlerseniz, sesleri her gün daha da yükseliyor ve yanlarına giderek daha fazla insan alıyorlar. Argümanları özünde şu: tam seferberliğe gidin, Zelensky’yi öldürün, Kiev’deki tüm hükümet bölgesini yok edin ve bunu yaparken Russia’ya saldırmak için kullanılan silahları üreten tüm European fabrikalarının da peşine düşün. Bir şey ters giderse de taktik nükleer silahlara başvurun.

Ve yine, bütün bu şahinleri geride tutan kişi Putin. European liderlerin herkesten çok kurtulmak istediği adam da bu.

Evet. Evet.

Çünkü o Hitler. Yani bunu uyduramazsınız. O kadar tuhaf ki. Ama dediğin gibi, artık mantık yok. Sadece...

Evet. Bu saf delilik. Saf delilik. Ama istediklerini elde edebilirler ve elde ettikleri şeyden hoşlanmayacaklar. Şunu söyleyerek bırakayım. Bununla ilgisi yok ama breaking news diyelim. Şunu teyit ettim: United States, Central Command, Joint Chiefs of Staff üzerinden emir verdi. Hani Persian Gulf’taki, Jordan’daki ve Israel’deki üslere konuşlandırılan bütün o US askerî güçleri vardı ya. Şimdi onlara eve dönme emri verildi. Yani bütün o muharip uçakların geri çekilmeye başladığını göreceksiniz. Tüm personel, 82nd Airborne, geri çekilecekler. Onları konuşlandırmak bir aydan fazla sürdü ve geri çekmek de bir aydan fazla sürecek. Ama mesele şu: bu yeniden konuşlanma emri verildiğine göre, United States’in Iran’la askerî olarak yeniden çatışmaya girme ihtimali ciddi biçimde azaldı.

Bu iyi notlarla ya da iyi haberle, ki son zamanlarda bundan pek yok, burada bitirebiliriz. Umarım, neden Europe’daki askerî üsleri de toplayıp eve göndermesinler? Belki o zaman Europeans biraz daha az kendini beğenmiş olur ve diplomasiyi keşfederiz. Ama...

Evet, bu en azından geleceğin işi.

Ağzından çıkan Tanrı’nın kulağına gitsin.

Tekrar teşekkürler, Larry. Seninle konuşmak her zaman harika.

Pekâlâ, Glenn, kendine iyi bak. Hoşça kal.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol