Judge Napolitano - Judging Freedom

Larry C. Johnson: ABD’nin Sekiz Günlük Stratejik Petrol Rezervi Kaldı

İngilizce yapılan bu podcast bölümünde Larry C. Johnson, Trump yönetiminin Lebanon’ın egemenliğine ilişkin mutabakat hükümlerini uygulayıp uygulamayacağı, Persian Gulf petrolüne bağımlılık, ABD’nin strategic petroleum reserve (stratejik petrol rezervi) durumu ve Israel’i savunmaya yönelik Amerikan askeri hazırlıkları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bölümde özellikle yüksek kükürtlü petrol arzı, diesel ve aviation fuel üretimindeki olası açık ile ABD’nin bölgedeki askeri konuşlanmasının geri çekilme sinyalleri tartışıldı.

Lebanon Mutabakatı ve ABD’nin Tutumu

Programda ilk soru, ABD’nin mutabakat zaptının birinci paragrafını, yani Lebanon’ın egemenliğine ilişkin hükmü uygulama niyetinin olup olmadığı üzerineydi. Soruyu yönelten konuşmacı, bu konuyu bir gün önce Pepe ile uzun uzun ele aldığını belirterek Larry’ye doğrudan, Washington’ın “en ufak bir uygulama niyeti” bulunup bulunmadığını sordu.

Larry C. Johnson buna kısa ve net bir yanıt verdi: “Henüz değil,” diyen Johnson, ABD’nin bu hükmü “zaten ihlal ettiğini” söyledi. Johnson, yönetimin ileride tutum değiştirip değiştirmeyeceğinin henüz belli olmadığını da ekledi.

Johnson’a göre bu mutabakat zaptının imzalanmasında ve önümüzdeki günlerde izlenmesi gereken gelişmelerde asıl kilit unsur, Donald Trump’ın G7’de yaptığı petrol açıklamasıydı. Trump’ın “dört hafta içinde petrolümüz bitecek” sözünün, genel anlamda yer altından petrol çıkmayacağı anlamına gelmediğini söyledi. Johnson, Trump’ın özellikle Persian Gulf’tan çıkan yüksek kükürt içerikli petrolü kastettiğini savundu.

“Trump, G7’de dört hafta içinde petrolümüz bitecek derken şaka yapmıyordu,” diyen Johnson, “Bunu Enerji Bakanı’nın kendi rakamlarına dayanarak dün hesapladım” şeklinde açıkladı.

Yüksek Kükürtlü Petrol ve Rafineri Bağımlılığı

Johnson, ABD rafineri sisteminin her tür petrolü aynı şekilde işleyebilecek esneklikte olmadığını belirtti. Ona göre ABD rafinerilerinin önemli bir bölümü, Persian Gulf’tan gelen kükürt yüklü belirli ham petrol türlerini işlemek üzere yapılandırılmış durumda. Bu nedenle herhangi bir varil petrolün rafineriye girip aynı şekilde diesel ve aviation fuel üretmesi beklenemez.

“Bu, herhangi bir varil petrolü alıp rafinerilerin diesel ve aviation fuel çıkaracağı bir durum değil,” diyen Johnson, rafinerilerin “belirli petrol türleriyle, özellikle kükürt yüklü petrol ile çalışacak şekilde kurulduğunu” ifade etti.

Johnson, Trump’ın kamuya açık açıklamasında bunu ayrıntılandırmadığını, ancak sözlerinin arkasındaki teknik meselenin bu olduğunu söyledi. Ona göre mesele toplam petrol üretiminin durması değil, diesel ve aviation fuel için gerekli belirli ham petrol tipinin arzında ciddi bir daralma yaşanmasıydı.

Programın diğer konuşmacısı, strategic petroleum reserve seviyesini sordu. Johnson, rezervde “dokuz gün, sekiz gün” kaldığını söyledi. Diğer konuşmacı da Johnson’ın bir gece önce yazdığı değerlendirmede dokuz gün dediğini, aradan bir gün geçtiği için bunun artık sekize indiğini belirtti.

Johnson, bu hesabın özellikle diesel ve aviation fuel üretimi için geçerli olduğunu vurguladı. Bunun hiç üretim olmayacağı anlamına gelmediğini, ancak yüzde 20’lik bir açığın söz konusu olduğunu söyledi.

“Bu, hiç diesel ya da aviation fuel üretilmeyecek demek değil,” diyen Johnson, “ama yüzde 20’lik bir eksiklik yaşıyoruz ve bu yüzde 20 telafi edilmezse diesel ve aviation fuel kıtlığı olacak” şeklinde değerlendirdi.

Olası Yakıt Tahsisi Krizi

Johnson, böyle bir açık halinde karar vericilerin yakıt tahsisi konusunda zor seçimlerle karşı karşıya kalacağını belirtti. Ona göre mevcut sorun, sadece fiyat ya da tedarik meselesi değil; hangi sektörlerin aviation fuel, hangilerinin diesel alacağına dair önceliklendirme sorunu haline gelebilir.

Johnson, “Aviation fuel için ayıracağımız petrolü kimin alacağına, diesel için petrolü kimin alacağına karar vermek zorunda kalacaklar” diyerek meselenin ciddiyetini vurguladı. Trump’ın G7’deki açıklamasının bu nedenle yapıldığını savunan Johnson, “Bu kadar ciddi ve kimse buna dikkat etmiyor” dedi.

Programdaki diğer konuşmacı Johnson’a, bu konuyu Sonar 21 adlı sitesinde yazdığı için atıfta bulundu ve onun düzenli yazı temposuna dikkat çekti. Johnson ise bu çalışma disiplinini CIA’de aldığı eğitime bağladı. “Bu tamamen Ray’in suçu,” diyen Johnson, “CIA’de onun gibi insanlar tarafından bunu yapmam için eğitildim” ifadelerini kullandı.

Zarif’in Yorumu ve Israel Savunması

Bölümün sonraki kısmında, Iran’ın Israel’e yönelik Amerikan savunma kapasitesine verdiği zararın boyutu gündeme geldi. Konuşmacılardan biri, eski Foreign Minister Zarif’in yaptığı bir yoruma atıfta bulunarak ABD’nin Israel savunmalarının Iranlılar tarafından ne ölçüde zarar gördüğünün bilinip bilinmediğini sordu.

Bu noktada konuşmacı, Larry’nin bu konuda kendisinden daha iyi bileceğini söyledi. Aynı konuşmacı, Larry’nin önceki hafta bazı savunma unsurlarının geri çekildiğini söylediğini hatırlattı. Ancak kendisinin çelişkili haberler gördüğünü ve ABD’nin bir ya da iki ay önceki kadar iyi bir konumda olmadığının açık göründüğünü belirtti.

Johnson, bu konuda bildiği somut unsurun Pete Hegseth’in sekiz gün önce bir geri çekilme emri imzalaması olduğunu söyledi. Bu emirle birlikte uçak hareketliliğinin başladığını savundu.

“Tek bildiğim, Pete Hegseth’in sekiz gün önce bir geri çekilme emri imzaladığı,” diyen Johnson, “gördüğümüz uçak akışı da sanki Uber çağırmışız gibi” sözleriyle durumu tarif etti.

Marines Açıklaması ve “Aldatma” İddiası

Johnson’a göre yönetimin “Marines artık sahada, gitmeye hazırlar” şeklindeki açıklaması da bu geri çekilme sürecinin arka planıyla bağlantılı olabilir. Johnson, Marines birliklerinin zaten iki aydır bölgede olduğunu savundu ve bu açıklamayı kamuoyuna yönelik bir yönlendirme olarak değerlendirdi.

“Marines’in artık sahada olduğunu söylüyorlar; oysa iki aydır oradalar,” diyen Johnson, “bu biraz aldatma” ifadesini kullandı.

Johnson, bunun yanında kesin olarak bildiğini söylediği bir başka unsurun da Crisis Action Teams’in çalışma düzeni olduğunu anlattı. Ona göre bu ekipler artık 24 saat esasına göre değil, haftada beş gün, 9’dan 5’e çalışma düzenine dönmüş durumdaydı.

Johnson, önceki dönemde savaşın 28’i veya hemen sonrasında başlayabileceğini öngörmesinin nedenlerinden birinin, bu ekiplerin bir hafta önce 24/7 çalışma düzenine geçirilmesi olduğunu belirtti. Ona göre bu tür planlama ve operasyon hücreleri sürekli çalışma düzenine alındığında, bir şey yapılmaya hazırlanıldığı anlaşılır.

“Bu tür planlama ve operasyon hücreleri 24/7 kurulduğunda, bir şey yapmaya hazırlandıklarını bilirsiniz,” diyen Johnson, “aynı şekilde tekrar mesai saatlerine ve haftada beş güne döndüklerinde, o tür bir operasyona hazırlanmış durumda değillerdir” değerlendirmesinde bulundu.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol