Judge Napolitano - Judging Freedom

Kimliği Belirtilmeyen Konuk: İsrail’in Bölgesel Stratejisi “Felaket” Yarattı

Kaynak dili İngilizce olan bölümde, kimliği belirtilmeyen bir sunucu ile bir konuk İsrail’in bölgesel konumunu, Benjamin Netanyahu’nun stratejik hesaplarını, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri rolünü ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan bölgesel düzenin geleceğini tartıştı. Konuk, Gazze’deki savaşın genişletilmesini İsrail açısından “felaket” olarak niteledi ve bunun Orta Doğu’da köklü bir stratejik dönüm noktası yarattığını savundu.

İsrail İçin Stratejik Geri Adım

Sunucu, konuşmaya bu gelişmenin genel olarak İsrail, özel olarak da Netanyahu için ne kadar ağır bir gerileme olduğu sorusuyla başladı. Konuk, yanıtında bunun İsrail açısından çok ciddi bir yenilgi olduğunu belirtti. Ona göre sorun, Gazze’deki savaşın bölgesel bir savaşa dönüştürülmesiydi.

"İsrail için bunun bir felaket olduğunu düşünüyorum," diyen Konuk, "Gazze’deki savaşı genişletip tüm bölgeye karşı savaşa dönüştürmeye karşı çıkmamın nedeni hep buydu" şeklinde açıkladı.

Konuk, İsrail’in fiilen bütün bölgeye karşı savaş açtığını savundu. İsrailli karar alıcıların ABD üzerindeki etkilerine çok güvendiklerini, Washington ile birlikte İran’ı yenmek için yeterli ateş gücü ve askeri kapasiteyi harekete geçirebileceklerine inandıklarını söyledi.

"Buna hiçbir zaman çok güvenmedim; her zaman buna karşı uyardım," diyen Konuk, İsrail’in bu hamlesinin bölgedeki güç dengesini kendi aleyhine bozduğunu ifade etti.

ABD’nin Askeri Varlığı ve İsrail’in Yalnızlığı

Konuk, İsrail’in bölgede artık dostu kalmadığını savundu. ABD’nin de savaştan önceki düzeyde bir askeri varlığı yeniden tesis etmeyeceğini belirtti. Bu askeri varlığın Soğuk Savaş döneminden kalan bir miras olduğunu ve Washington açısından artık zorunlu olmadığını söyledi.

"İsraillilerin bölgede artık hiç dostu kalmadı," diyen Konuk, "biz de bölgedeki eski askeri varlığımızı savaş öncesindeki yüksek seviyesine geri getirmeyeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Konuk, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltma yönünde zaten çıkarı olduğunu söyledi. Aynı durumun Avrupa ve Kuzeydoğu Asya için de geçerli olduğunu belirtti. Ona göre ABD’nin küresel askeri yükünü küçültme eğilimi, İsrail’in güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor.

İsrail Bölgeyle Bütünleşmeyi Reddetti mi?

Konuk, İsrail’in temel sorununun bölgeye “asimile olmayı” ya da bölgesel işbirliği düzenine katılmayı reddetmesi olduğunu söyledi. İsrail’in duvarlarının arkasında kalarak bölgedeki diğer aktörlerle işbirliği yapmadan ne kadar süre ayakta kalabileceğini sorguladı.

"İsrail, her koşulda kendisini bölgeye temel olarak uyumlandırmayı sürekli reddetti," diyen Konuk, "duvarlarının arkasında oturup diğer taraftaki kimseyle işbirliği yapmayı reddederek ne kadar dayanabilir?" sorusunu yöneltti.

Bu değerlendirme, konuşmada İsrail’in güvenlik stratejisinin yalnızca askeri caydırıcılığa ve ABD desteğine dayanamayacağı iddiasının merkezinde yer aldı.

ABD Savaşı Genişletmezse İsrail’den Göç Başlar mı?

Sunucu, ABD’nin “daha büyük İsrail” için savaşı genişletmemesi halinde Yahudilerin İsrail’den ayrılmaya başlayıp başlamayacağını sordu. Aynı soruda, konuğun daha önce ABD ve United Kingdom’ın İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurduğu tüm mimarinin yakında ortadan kalkacağını savunduğunu hatırlattı.

Konuk bu değerlendirmeye katıldı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen Sykes-Picot düzeninin ortadan kalkacağını söyledi. Bu düzenin bölgedeki devlet sınırları ve siyasi yapılar üzerinde belirleyici olduğunu, ancak artık sürdürülebilir olmadığını savundu.

"Evet, kesinlikle," diyen Konuk, "Sykes-Picot yapısının tamamı süpürülüp gidecek" ifadesini kullandı.

Körfez Devletlerinin Geleceği

Konuk, Emirates, Bahrain, Kuwait ve Qatar gibi Körfez ülkelerinin geleceği konusunda da şüpheli olduğunu belirtti. Qatar’ın bazı nedenlerle ayakta kalabileceğini söyledi; bunun gerekçesi olarak Qatar’ın Turks ile iyi ilişkilere sahip olmasını ve Iran ile de ilişki kurmak istemesini gösterdi.

"Qatar çeşitli nedenlerle sıyrılıp hayatta kalabilir," diyen Konuk, "Turks ile iyi ilişkileri var, Iran ile ilişki istiyorlar; bunu başarabilirler" değerlendirmesini yaptı.

Buna karşılık diğer Körfez ülkelerinin geleceği konusunda aynı ölçüde emin olmadığını söyledi. Yeni liderlikler altında yeni devletlerin ortaya çıkabileceğini, bazı devletlerin ise tamamen ortadan kalkabileceğini savundu.

Kuwait ve Iraq Değerlendirmesi

Konuk, özellikle Kuwait’in “yok oluş yolunda” olduğunu ileri sürdü. Bu iddiasını Iraq’ın Iran ile güçlü bir müttefik olmasıyla ilişkilendirdi. ABD’nin Iraq’ta savaşı kazanmış olduğu yönündeki yaygın algının yanlış olduğunu savundu.

"Kuwait’in büyük ölçüde yok oluş yolunda olduğunu düşünüyorum," diyen Konuk, "çünkü Iraq, Iran’ın güçlü bir müttefiki; birçok insan bunu anlamıyor" şeklinde konuştu.

Konuk, ABD’nin Iraq’ta gerçekten savaşı kazanmadığını belirterek, bunun sonuçlarının bölgesel dengelerde görüldüğünü söyledi.

Küresel Ölçekte Bir Dönüm Noktası

Konuşmanın sonunda konuk, Orta Doğu’daki gelişmeleri yalnızca bölgesel değil, dünya tarihi açısından da önemli bir kırılma olarak tanımladı. Ona göre yaşananlar, 1871’de France’ın Prussians tarafından yenilmesi ve birleşik Germany’nin kurulması kadar tarihsel öneme sahip.

"Dünya tersine döndü," diyen Konuk, "bu, Orta Doğu tarihinde ve dünya tarihinde dramatik bir andır" ifadesini kullandı.

Konuk, bu süreci “neredeyse küresel ölçekte stratejik bir dönüm noktası” olarak niteledi. Tartışma boyunca temel iddiası, İsrail’in savaşın kapsamını genişleterek bölgedeki dengeleri kendi aleyhine çevirdiği, ABD’nin eski askeri rolüne geri dönmeyeceği ve savaş sonrası bölgesel düzenin çözülmekte olduğu yönündeydi.

İsrail, Netanyahu ve Bölgesel Geri Adım

Sunucu: Bu, genel olarak İsrail ve özel olarak Netanyahu için ne kadar kötü bir gerileme?

Konuk: Bunun İsrail için bir felaket olduğunu düşünüyorum. Gazze’deki savaşı genişletip tüm bölgeye karşı bir savaşa dönüştürmeye karşı çıkmamın nedeni de hep buydu; İsraillilerin fiilen yaptığı şey buydu. Bizim üzerimizde o kadar tam bir kontrole sahip olduklarından kesinlikle emindiler ki, bizimle kendileri arasında yeterli ateş gücünü ve gücü seferber edip Iran’ı yenebileceklerini düşündüler. Ben bundan hiçbir zaman çok emin olmadım. Buna karşı her zaman uyardım. Şimdi yaptıkları şey, bölgenin dengesini kendi aleyhlerine bozmak oldu. İsraillilerin bölgede artık hiç dostu kalmadı. Biz de bölgedeki eski askeri varlığımızı savaş öncesindeki en yüksek seviyesine geri döndürmeyeceğiz. Bu olmayacak. Her şeyden önce buna ihtiyacımız yok. Bu bizim için hiçbir zaman gerekli değildi. Büyük ölçüde Soğuk Savaş’ın bir mirasıydı. Zaten her hâlükârda küçülmeye yönelik bir çıkarımız vardı; tıpkı Europe’da, başka yerlerde ve Northeast Asia’da küçülmeye yönelik çıkarımız olduğu gibi. Dolayısıyla bu gerçekleşmeyecek. İsrail ne yapacak? İsrail, her koşulda kendisini temel olarak bölgeye uyumlandırmayı sürekli reddetti. Bunu yapmayacak. Peki, duvarlarının arkasında oturup duvarın öte tarafındaki hiç kimseyle hiçbir koşulda işbirliği yapmayı reddederek ne kadar dayanabilir?

Sykes-Picot Düzeni ve Körfez Devletleri

Sunucu: Peki United States savaşı daha büyük İsrail için genişletmeyecekse, Yahudiler İsrail’den ayrılmaya başlar mı? Yani siz, United States ve United Kingdom’ın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğu bütün mimarinin yakında ortadan kalkacağını savundunuz.

Konuk: Evet, kesinlikle. Sykes-Picot yapısının tamamı süpürülüp gidecek. Sözde Emirates’in ya da Bahrain’in, Kuwait’in veya Qatar’ın ayakta kalacağından emin değilim. Belki Qatar çeşitli nedenlerle sıyrılıp hayatta kalabilir. Qatar’ın Turks ile iyi ilişkileri var. Qatar, Iran ile ilişki istiyor. Bunu başarabilirler. Diğerlerinden o kadar emin değilim. Yeni liderlikler altında ortaya çıkacak yeni devletler olabilir. Bu son derece mümkün. Bazıları tamamen ortadan kalkabilir. Kuwait’in büyük ölçüde yok oluş yolunda olduğunu düşünüyorum. Çünkü Iraq, Iran’ın güçlü bir müttefiki; birçok insan bunu anlamıyor. Bizim Iraq’ta gerçekten savaştığımızı ve kazandığımızı sanıyorlar. Kazanmadık. Bunun neredeyse kaçınılmaz bir sonuç olduğunu düşünüyorum. Yani haklısınız. Dünya tersine döndü. Bu, Orta Doğu tarihinde ve dünya tarihinde dramatik bir an; 1871’de France’ın Prussians tarafından yenilmesi ve birleşik Germany’nin kurulması kadar önemli. Bu, neredeyse küresel ölçekte stratejik bir dönüm noktası.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol