Kimliği Belirtilmeyen Konuk: İran, İsrail’i Sınırlandırmak İçin Risk Almaya Hazır
Kimliği belirtilmeyen bir sunucu ile yine adı verilmeyen bir konuk arasında geçen podcast bölümünde, İran’ın İsrail ve ABD kaynaklı tehditlere karşı askeri protokolünü değiştirmesi, bunun bölgesel dengeler açısından anlamı ve halk baskısının hükümet kararları üzerindeki etkisi tartışıldı. Bölüm, özellikle İran’ın artık saldırı gerçekleşmesini beklemeden ve orantılı karşılıkla yetinmeden daha ağır yanıt verebileceği yönündeki yaklaşımının, İsrail, ABD ve Orta Doğu’daki güç dengeleri bakımından ne ifade ettiği sorusu etrafında ilerledi.
İran’ın Yeni Askeri Yaklaşımı
Sunucu, İran’ın kısa süre önce askeri protokolünü değiştirdiğini belirterek, bunun artık İsrail ve ABD’den gelen tehditlerin hayata geçirilmesini beklemek yerine daha ağır karşılık verme çizgisine yöneldiği anlamına geldiğini söyledi. Bu değişikliğin askeri önemini soran sunucu, tartışmayı doğrudan İran’ın caydırıcılık kapasitesi ve bölgesel risk hesapları üzerine kurdu.
Konuk, bu değişikliğin İran’ın “özgüvenini ve kapasitesini” yansıttığını savundu. Ona göre Tahran, ABD’nin yorgun olduğunu ve liderlik ile hazırlık düzeyinde zayıflık yaşadığını görüyor. "Bu, onların özgüvenini ve kapasitesini yansıtıyor," diyen Konuk, "bizim bir bakıma yıpranmış olduğumuzun farkında olduklarını gösteriyor" şeklinde açıkladı.
Konuk, İran’ın böyle bir stratejiyle İsrail veya ABD’den nükleer bir yanıt alma riskini de hesaba kattığını belirtti. Ancak ona göre İran, mevcut koşulları yalnızca askeri bir meydan okuma olarak değil, Orta Doğu’da daha geniş bir değişim fırsatı olarak görüyor. Konuk, "İran’da olan şeyin sadece halkın İsrail’e ve İsrail’in hamisi olan bize karşı birleşmesi olmadığını düşünüyorum," diyerek, İran yönetimi ve halkının bunu bölgesel bir dönüm noktası olarak değerlendirdiğini ifade etti.
ABD’nin Zayıflığı ve Risk Hesabı
Konuk, ABD’nin mevcut durumunu “liderlik zayıflığı” ve “hazırlık zayıflığı” kavramlarıyla tarif etti. Ona göre İran’ın yeni askeri çizgisi, yalnızca İsrail’e değil, Washington’a da verilmiş bir mesaj niteliği taşıyor. Konuk, “Zayıfken ve zaten öfkeliyken bir ülkeye vurduğunuzda, o ülke vurulmaktan hoşlanmaz; şu anda bu biziz,” diyerek ABD’nin saldırıya uğrama ihtimalini daha kırılgan bir zeminde değerlendirdi.
Bu çerçevede konuşan konuk, İran’ın ABD’nin siyasi ve askeri yorgunluğunu okuduğunu, Amerikan imparatorluğunun gidişatını değerlendirdiğini ve buna göre hareket ettiğini söyledi. İranlıların eğitim düzeyine de dikkat çekerek, ülkenin entelektüel kapasitesinin küçümsenmemesi gerektiğini savundu. "İranlılar çok iyi eğitimli insanlar," diyen Konuk, "entelektüel olarak ABD ile eşitler, belki nüfus olarak bazı açılardan daha üstünler" ifadesini kullandı.
Konuk, İran toplumunun ve yönetiminin bölgenin tarihini, kendi tarihlerini ve ABD’nin küresel konumundaki değişimleri anlayabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ona göre bu nedenle İran’ın adımları irrasyonel bir öfkenin sonucu değil, bilinçli bir risk hesabının ürünü olarak görülmeli.
İsrail’i “Sınırlandırma” Tartışması
Podcastte öne çıkan başlıklardan biri de İsrail’in bölgedeki politikaları oldu. Konuk, İran’ın mevcut gerilimi İsrail’i “sınırlandırmak” için bir fırsat olarak gördüğünü söyledi. Bu noktada İsrail’in “Greater Israel” programına atıfta bulundu ve bunun dini değil, siyasi bir vizyon olduğunu savundu.
Konuk, "Bu vizyon dini değil, siyasi bir arzudur," diyerek İsrail’in bölgedeki eylemlerini bu siyasal hedefle ilişkilendirdi. Ona göre İsrail, West Bank’te yerleşimci şiddetini yeniden artırdı ve hükümet içerisinden yapılan açıklamalar da bu eğilimi teşvik ediyor. Konuk, Ben Gvir’in silah edinme ve silah eğitimi alma yönündeki çağrılarına değinerek, bunun yalnızca savunma amaçlı olmadığını ileri sürdü.
Konuk, İsrail’in işgal altındaki bölgelerin geri kalanını ve daha fazlasını ele geçirmeye dönük bir perspektif taşıdığını iddia etti. Bu bağlamda İran’ın, İsrail’in Lübnanlılara, Yemenlilere, Gazze halkına ve Filistinlilere yönelik baskısını sonlandırmak istediğini söyledi. “İsrail’in Lebanese, Yemenis ve Gazans üzerindeki baskısını bırakmasını, işgal altındaki toprakları Filistinlilere terk etmesini istiyorlar,” diyen Konuk, İran sokaklarında dile getirilen talebin bu olduğunu savundu.
İran Halkı ve Yaptırımların Etkisi
Konuk, İran’ın 47 yıldır yaptırımlar, kamusal alay, güvensizlik ve dış baskı altında yaşadığını belirterek, bunun ülke halkında belirli bir dayanıklılık ve siyasal bilinç yarattığını söyledi. Ona göre dışarıdan bakıldığında küçümsenen bu deneyim, İran toplumunun riskleri tartmasına ve hükümetin yanında durma kararı almasına zemin hazırlıyor.
"47 yıl boyunca yaptırımlar, kamuoyu önünde küçümsenme ve güvensizlik altında yaşamanın ne anlama geldiğini de hafife aldığımızı düşünüyorum," diyen Konuk, Batı’nın İran toplumunun psikolojisini ve kapasitesini yanlış okuduğunu belirtti.
Konuk, İran sokaklarında insanların “harekete geçin” dediğini savundu. Ona göre halk, hükümete destek vereceğini ve İsrail’in cezalandırılmasını istediğini açıkça ifade ediyor. Konuk, "Sokakta söylediklerine bakarsanız, ‘harekete geçin’ diyorlar; ‘hükümetin yanında olacağız’ diyorlar" şeklinde konuştu.
Bu anlatı içinde İran halkı, yalnızca pasif bir kitle olarak değil, hükümetin dış politika ve güvenlik kararlarını etkileyebilecek aktif bir toplumsal güç olarak sunuldu. Konuk, hükümetlerin halkın sokakta paylaştığı ortak görüşlere kulak vermek zorunda olduğunu savundu.
Albania Örneği ve Halk Baskısı
Konuk, halk baskısının hükümet kararlarını değiştirebileceğini anlatmak için Albania örneğine geçti. Burada Kushner, UAE ve Saudi Arabia ile bağlantılı olduğunu söylediği bir ada geliştirme projesinden söz etti. Konuğun aktardığına göre, Albania’da halk sokaklara çıkarak şehirleri haftalarca durdurdu ve bunun sonucunda söz konusu proje engellendi.
Sunucu, "Kushner anlaşması şimdi durduruldu mu?" diye sordu. Konuk ise anlaşmanın durdurulduğunu, ancak arazinin daha önce satılmış olabileceğini söyledi. "Anlaşma durduruldu," diyen Konuk, "ancak arazinin daha önce satılmış olduğuna inanıyorum" ifadesini kullandı.
Konuk, bu satışın halk olup biteni fark etmeden önce “radarın altında” yapılmış olabileceğini belirtti. Ada üzerinde planlanan geliştirme projesinin ise görünüşe göre durduğunu söyledi. Bununla birlikte, arazinin mülkiyetinin hükümet tarafından devredilmiş olabileceğinden emin olmadığını da ekledi.
Politikacıların Halktan Duyduğu Korku
Konuk, Albania’daki projeyi başlangıçta yapan kişinin seçilmiş bir başbakan ya da cumhurbaşkanı olmadığını, ancak halkın tepkisi nedeniyle ciddi siyasi baskı altında kaldığını söyledi. Bu kişinin elitlerle anlaşmalar yaparak kâr sağladığı ve popüler olmayan bir projeye girdiği gerekçesiyle yolsuzlukla suçlandığını aktardı.
Konuk, söz konusu kişinin birkaç gün önce projeden vazgeçildiğini açıkladığını belirtti. Ancak bunun doğru olup olmayabileceği konusunda da temkinli konuştu. "Yalan söylüyor olabilir, ama size şunu söylüyorum: Halkın gücü budur," diyen Konuk, "politikacılar halktan korkar" değerlendirmesinde bulundu.
Bu örnek üzerinden konuk, İran bağlamındaki ana argümanına geri döndü: Sokaktaki halkın ortak bir talep dile getirmesi, hükümetlerin dış politika ve güvenlik kararlarında belirleyici olabilir. Ona göre bu durum yalnızca Albania gibi Avrupa ülkelerinde değil, Iran gibi sistemlerde de geçerlidir. Konuk, “Bu İran’da bile olur,” diyerek halk baskısının evrensel bir siyasi ağırlığa sahip olduğunu savundu.
İran’ın Askeri Protokol Değişikliği
Sunucu: İranlılar yakın zamanda askeri protokollerini değiştirdi. Artık İsrail ve ABD’den gelen tehditlerin gerçekleştirilmesini bekleyip karşılık vermek değil; mutlaka orantılı değil, kendilerine yapılan saldırıdan daha ağır bir yanıt vermek yönünde hareket ediyorlar. Böyle bir değişikliğin askeri önemi nedir?
Konuk: Bu, onların özgüvenini ve kapasitesini yansıtıyor. Bizim bir bakıma yıpranmış olduğumuzun farkında olduklarını gösteriyor. Her hâlükârda ABD bir şekilde yıpranmış durumda. Ayrıca İsrail’den ya da ABD’den nükleer bir yanıt alma riskini göze almaya istekli olduklarını gösteriyor.
Konuk: Çünkü bir ülkeye zayıf olduğu, zaten öfkeli olduğu ve vurulmaktan hoşlanmadığı bir anda vurduğunuzda, şu anda o ülke biziz. Bu bizim onlara vurmamız değil. Bu onların bize vurması. Biz liderlik zayıflığı ve hazırlık zayıflığı içindeyiz. Dolayısıyla burada bir risk var.
Konuk: Ama bence belki İran’da olan şey, sadece halkın İsrail’e ve İsrail’in hamisi olan bize karşı birleşmesi değil. Bence onlar bunu Orta Doğu’da değişim için bir fırsat olarak görüyorlar. Bir daha asla gelmeyecek bir fırsat demek istemiyorum, ama gerçek bir fırsat. İsrail’i gerçekten sınırlandırmak için gerçek bir fırsat.
İsrail’i Sınırlandırma Tartışması
Konuk: Peki İsrail’i neden sınırlandırmamız gerekiyor? Gerekmiyor olurdu; İsrail entelektüel düzeyde bir Greater Israel programını benimsemiş olmasaydı buna ihtiyaç duymazdık. Sonra bunu bölgede Müslümanları, Arapları ve diğerlerini işgal ederek, öldürerek ve mülklerini alarak gerçekleştirmeye başladılar.
Konuk: West Bank’te gördüğümüz şey, yerleşimci şiddetini yeniden ateşlemeleri oldu. Hükümet de, aslında sanırım Ben Gvir yine “silah alın, silah eğitimi alın, bu silahlara ihtiyacınız var; bu sadece savunma için değil” dedi. Bu, işgal altındaki bölgelerin geri kalanını ve ötesini almak, bu vizyonu bir şekilde gerçekleştirmek içindi.
Konuk: Şimdi bu vizyon siyasi bir vizyon. Dini değil. Dini değil, dini değil. Bu siyasi bir arzu. İsrail de bunun olmasını sağlamak için, bunu gerçekleştirmek için son Amerikalıya kadar öldürmeye hazır. Bence İranlılar bunu fark ediyor ve bence bunu, “bunu daha tomurcuk halindeyken koparalım” şeklinde görüyorlar.
Konuk: Şimdi bunu yapmanın zamanı olduğunu düşünüyorlar. Ve bu riski almaya istekliler.
İran Toplumunun Risk Hesabı
Konuk: Bence 47 yıl boyunca yaptırımlar, kamuoyu önünde küçümsenme ve güvensizlik altında yaşamanın ne anlama geldiğini de hafife aldığımız şey bu. İranlılar yüksek, yani iyi eğitimli insanlar. Çok iyi eğitimliler. Sanırım orada bizdekinden muhtemelen daha fazla kadın doktora sahibi var. Bu konuda yanılıyor olabilirim.
Konuk: Ama entelektüel olarak ABD ile eşitler, hatta nüfus olarak bazı açılardan belki daha üstünler. Dolayısıyla bir muhakeme yapabiliyorlar. Bölgenin tarihini, kendi tarihlerini anlayabiliyorlar; Amerikan imparatorluğuna ne olduğuna bakabiliyorlar. Aptal değiller. Tamam mı?
Konuk: Bu yüzden bence riski tartıyorlar. Halkın kendisi de riski tartıyor diye düşünüyorum. Çünkü İran sokaklarında ne söylediklerine bakarsanız, “harekete geçin” diyorlar. “Hükümetin yanında olacağız. İsrail’in cezalandırılmasını istiyoruz. İsrail’i sınırlandırmak istiyoruz. İsrail’in Lebanese, Yemenis ve Gazans üzerindeki baskısını bırakmasını ve ikinci bir Nakba yürütmeye çalışmak yerine işgal altındaki toprakları Filistinlilere bırakmasını istiyoruz” diyorlar.
Konuk: Söyledikleri bu ve bunu bir grup olarak söylüyorlar. Size şunu söyleyeyim: İnsanlar sokaklara çıkıp ortak bir görüş paylaştığında... Bunu Albania’da gördük.
Albania’daki Kushner Anlaşması
Konuk: Albania’da ayaklanan ve şehirleri birkaç hafta boyunca durduran insanlar sonunda, Kushner, UAE, Saudi Arabia ve diğerlerinin finanse ettiği projeyi ortadan kaldırdılar; yani ortadan kaldırmak değil ama reddettiler. Bu proje, doğa alanı ya da benzeri bir yerde bulunan bir adayı devralmaya yönelikti.
Konuk: İnsanlar bir şey istediğinde, hükümetler gerçekten dinlemek zorunda kalır. Çünkü Albania hükümeti o anlaşmayı çok istiyordu.
Sunucu: Kushner anlaşması şimdi durduruldu mu?
Konuk: Anlaşma durduruldu. Ancak sanırım araziyi zaten satmışlardı. Bu, insanlar ne olup bittiğinin farkına varmadan önce biraz radarın altında yapılmıştı. Yani arazinin kendisinin, adanın kendisinin hükümet tarafından elden çıkarılmış, satılmış olabileceğini duydum. Emin değilim.
Konuk: Ama görünüşe göre oraya yapılacak geliştirme projesi durduruldu. Bunu söyleyen kişi de başlangıçta anlaşmayı yapan adamdı; ama o Albania’nın seçilmiş başbakanı ya da cumhurbaşkanı değil, hangisi olduğundan emin değilim.
Konuk: Ve kendisi halk nezdinde büyük sıkıntı içinde. İnsanlar ona son derece öfkeli. Onun yolsuz bir adam olduğunu, bu elitlerden bazılarıyla iş yaparak, araziyi satarak ve çok popüler olmayan bu projeye girerek kâr sağladığını düşünüyorlar.
Konuk: Bu yüzden birkaç gün önce kamuoyuna, “Hayır, proje iptal” dedi. Yalan söylüyor olabilir. Ama size şunu söylüyorum: Halkın gücü budur. Politikacılar halktan korkar. Ve bu İran’da bile olur.