Judge Napolitano - Judging Freedom

Karen ve Larry: ABD’nin Tarafsız Arabuluculuk İddiası ve Mecca Savunma Anlaşmasının Bölgesel Etkileri

İngilizce podcast bölümünde Karen ve Larry, ABD’nin Rusya-Ukrayna bağlamında tarafsız arabulucu görüntüsünü, Robert O’Brien’ın Putin ile yaptığı görüşmeyi, ABD’nin stratejik petrol rezervlerini ve Türkiye, Pakistan ile Saudi Arabia arasında Mecca’da gündeme gelen savunma düzenlemesini ele aldı. Tartışma, ABD’nin diplomatik pozisyonunun ne kadar inandırıcı olduğu ve yeni savunma ittifakı iddialarının Israel, Syria, Iran ve bölgesel güç dengeleri açısından ne anlama gelebileceği üzerinde yoğunlaştı.

ABD’nin “tarafsız arabulucu” görüntüsü sorgulandı

Programın açılışında sunucu, Karen’a Director Ratcliffe’in yaptığı gezi ve Robert O’Brien’ın Putin ile beş saatlik görüşmesi üzerinden ABD’nin “tarafsız arabulucu” gibi davranma iddiasını sürdürüp sürdürmediğini sordu. Sunucu, bu iddiayı aktarırken bile bunun inandırıcı olmadığını ima etti ve ABD’nin kendisini “neutral mediator” olarak göstermeye çalıştığını belirtti.

Karen, ABD’nin pratikte bu görüntüyü büyük ölçüde terk etmiş olabileceğini söyledi. Ona göre Washington’ın tarafsız olduğuna artık kimse gerçekten inanmıyor. "Muhtemelen pratik anlamda evet, çünkü bence kimse bizim tarafsız olduğumuza inanmıyor," diyen Karen, ABD’nin masada kendisini tarafsız ilan eden tek aktör olması halinde diğerlerinin buna gülerek karşılık vereceğini belirtti.

Karen’ın değerlendirmesinde, ABD’nin diplomatik rolü yalnızca söylem düzeyinde değil, algı düzeyinde de sorunlu görünüyor. "Bir toplantıda dışarıda kalan kişi sizseniz ve tarafsız olduğunuzu söyleyen tek kişi sizseniz, herkes buna gülerse bunu kabul etmeyeceklerdir," diyen Karen, Washington’ın kendi tanımladığı arabulucu rolünün diğer aktörler tarafından benimsenmediğini ifade etti.

Petrol rezervleri ve Rusya ile “doğrudan konuşma” ihtimali

Karen, Robert O’Brien’ın Putin ile yaptığı görüşmenin yalnızca diplomatik pozisyonla ilgili olmayabileceğini, ABD’nin enerji ihtiyacıyla da bağlantılı olabileceğini söyledi. Bu noktada kesin bir iddiada bulunmadığını özellikle belirtti ve bunu bir ihtimal olarak ortaya attı.

"Bu toplantının ulusal petrol rezervimizdeki düşük petrol stoklarıyla bir ilgisi olup olmadığını merak ediyorum," diyen Karen, ABD’nin Strategic Petroleum Reserve (stratejik petrol rezervi) seviyesinin tehlikeli biçimde düşük olduğunu savundu. Avrupa’nın da yakıta ihtiyaç duyduğunu, ancak Avrupa’nın özellikle işlenmiş yakıta ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Karen’a göre ABD’nin ham petrole ihtiyacı var; bu ham petrolün rezervlere konulması, işlenmesi ve belki satılması gündeme gelebilir. "Rusya’nın satacak petrolü var ve bizim ucuz petrol ya da bu noktada herhangi bir petrol almamız gerekiyor," diyen Karen, Rusya ile ABD arasında karşılıklı çıkar temelinde daha açık bir konuşma yapılmış olabileceğini dile getirdi.

Karen, Trump’ın ara seçimlere giderken stratejik petrol rezervlerini büyük ölçüde tükettiğini savundu. Bu durumu yalnızca teknik bir enerji meselesi olarak değil, siyasi ve sembolik bir gösterge olarak gördüğünü belirtti. "Trump bu ara seçimlere, hayal gücünün ötesinde tüketilmiş stratejik petrol rezervleriyle gidiyor," diyen Karen, bunun “işlerin iyi gitmediğine” dair bir sembol olduğunu ifade etti. Aynı bağlamda 40 trilyon dolarlık borcu da bir başka sembol olarak andı.

Mecca savunma anlaşması: “Tekerleksiz araba” benzetmesi

Program daha sonra Iran başlığına geçerken, önce Mecca’da gündeme gelen Turkey, Pakistan ve Saudi Arabia arasındaki savunma anlaşması ele alındı. Sunucu, Larry’ye bu düzenlemenin jeopolitik önemini sordu.

Larry, anlaşmanın şu aşamada sembolik olduğunu, ancak somut mekanizmalar kurulursa önemli hale gelebileceğini söyledi. "Şu anda sembolik; eğer gerçekten harekete geçirebilirlerse potansiyel olarak önemli," diyen Larry, düzenlemenin henüz operasyonel bir askeri ittifak haline gelmediğini belirtti.

Larry, mevcut durumu bir araba benzetmesiyle anlattı. "Şu anda tekerlekleri olmayan bir araba tasarladılar," diyen Larry, bu savunma düzenlemesinin işlerlik kazanabilmesi için askeri uyum, standartlaşma ve ortak operasyon kabiliyeti gerekeceğini vurguladı.

Ona göre ilk sorun, üç ülkenin askeri sistemlerinin farklı kaynaklardan beslenmesi. Turkey ve Saudi Arabia büyük ölçüde ABD ve Batı silahlarıyla donatılmış durumda; Pakistan ise ağırlıklı olarak Çin silah sistemleri kullanıyor. Larry, bu farkın ortak askeri operasyon planlamasında ciddi bir teknik ve yapısal mesele yaratacağını söyledi.

Yeni üyeler ve olası genişleme

Larry, anlaşmaya başka ülkelerin katılımına açık olunduğunun belirtildiğini aktardı. Syria’nın ilgi gösterdiğini, Bangladesh’in de ilgi ifade ettiğini söyledi. Iran’ın ise iddiaya göre Pakistanlı general Asim Munir’den pazartesi günü katılım teklifi aldığını belirtti; ancak bununla ilgili resmi bir açıklama bulunmadığını özellikle ekledi.

"Iran’ın pazartesi günü Pakistanlı General Asim Munir’den katılım teklifi aldığı bildirildi, ancak henüz resmi bir açıklama yok," diyen Larry, bu bilginin doğrulanmış resmi bir pozisyon olarak sunulamayacağını vurguladı.

Larry’ye göre özellikle Syria’nın olası katılımı önemli sonuçlar doğurabilir. Eğer bu düzenleme gerçekten savunma ittifakı olarak işlerse, Syria’nın dahil olması Israel ile doğrudan bir gerilim hattı oluşturabilir. Çünkü “birine saldırı hepsine saldırıdır” ilkesi ciddiye alınırsa, Israel’in Syria’ya yönelik herhangi bir saldırısı Turkey, Saudi Arabia, Pakistan ve Syria’ya karşı saldırı olarak görülebilir.

"Syria katılırsa, bu savunma ittifakı gerçekten savunma ittifakıysa, tüm bu ülkeleri Israel ile doğrudan karşı karşıya getirir," diyen Larry, bunun bölgesel güvenlik dengesi açısından dikkat çekici bir ihtimal olduğunu söyledi.

Israel, Turkey ve petrol hattı gerilimi

Larry, Israel’den Turkey’ye yönelik söylemin sertleştiğini de ileri sürdü. Bunu “çılgınca” olarak nitelendirdi; çünkü kendi anlatımına göre Turkey, Israel’e petrol akışında kilit bir konumda bulunuyor. Petrolün Azerbaijan’dan geldiğini, Turkey üzerinden aktığını ve Turkey’nin bu süreçten geçiş ücreti aldığını belirtti.

"Turkey petrolü kesebilir," diyen Larry, Israel’in Turkey ile ilişkileri iyi tutmak istemesi gerektiğini savundu. Ancak ona göre Israel, bunun yerine Turkey’yi düşman olarak tanımlayan söylemleri artırıyor.

Larry, bir Israeli presidential candidate’ın Iran’dan sonra Turkey’nin sırada olduğunu söylediğini aktardı. Bu iddianın kim tarafından dile getirildiği transcriptte isimlendirilmedi; Larry de bunu genel bir atıfla ifade etti. Buna karşılık Larry, Israel’in Turkey ile doğrudan çatışmacı bir dil kullanmasının enerji ve bölgesel güvenlik açısından kendi çıkarlarıyla çelişebileceğini savundu.

Programda bu noktada sunucu kısa bir şaşkınlık tepkisi verdi. Tartışma, Mecca’daki savunma düzenlemesinin henüz sembolik olsa da, Syria veya Iran gibi ülkelerin katılımı halinde bölgesel denklemi değiştirebilecek bir çerçeveye dönüşebileceği fikri etrafında şekillendi.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol