Judge Napolitano - Judging Freedom

John Mearsheimer: Trump’ın Ukraine Silah Bekletmesi Sembolik Değil, Stok Krizinin İşareti

İngilizce kaynaklı podcast bölümünde adı verilmeyen sunucu, Professor John Mearsheimer ile President Trump’ın Ukrayna’ya gönderilmesi planlanan top mermileri ve füzeleri bekletmesini konuştu. Tartışma, kararın sembolik mi yoksa savaşın gidişatı ve ABD’nin askeri stokları açısından gerçek sonuçlar doğuracak nitelikte mi olduğu sorusu etrafında şekillendi.

Trump’ın Ukrayna’ya Silah Sevkiyatını Bekletmesi

Sunucu, Mearsheimer’a President Trump’ın Ukrayna’ya top mermileri ve füzeler konusunda uyguladığı bekletmeyi nasıl okuduğunu sordu. Sorunun merkezinde, bu adımın yalnızca siyasi bir mesaj mı yoksa Amerikan politikasında daha somut bir değişimin işareti mi olduğu vardı.

Mearsheimer, kararın sembolik olmaktan çok “substantive”, yani somut ve önemli olduğunu söyledi. Ona göre ABD’nin hem Israel hem de Ukraine’a büyük miktarda silah sağlaması, Pentagon’un Amerikan stoklarının tehlikeli seviyelere indiği kanaatine varmasını şaşırtıcı olmaktan çıkarıyor.

“Benim kanaatim, bunun somut olduğu yönünde,” diyen Mearsheimer, “çünkü hem İsraillilere hem de Ukraynalılara çok büyük miktarlarda silah sağlıyoruz” şeklinde belirtti.

Mearsheimer, ABD’nin askeri üretim ve tedarik anlayışında niteliği niceliğe tercih ettiğini, bunun da her tür ekipmandan sınırsız sayıda bulunmadığı anlamına geldiğini söyledi. Bu çerçevede Pentagon’un kendi stoklarının “tehlikeli bir seviyeye” indiğini düşünmesinin beklenebilir olduğunu ifade etti.

Pentagon’un Stok Kaygısı ve East Asia Boyutu

Mearsheimer, bu sorunun yalnızca Ukraine savaşıyla sınırlı olmadığını da savundu. Uzun süredir East Asia bağlamında, özellikle China’yı çevreleme politikası açısından da Amerikan askeri stoklarının azalmasının risk oluşturduğunu ileri sürdüğünü anlattı.

“Bunun East Asia ve China’yı çevreleme açısından yaşandığını uzun zamandır savunuyorum,” diyen Mearsheimer, “bu noktaya gelmiş olmamıza şaşırmıyorum” değerlendirmesini yaptı.

Bu noktada Mearsheimer’ın açıklamasında, Trump’ın kararının arkasındaki temel etkenin doğrudan ideolojik ya da ahlaki bir dönüşümden ziyade askeri kapasite ve stok meselesi olduğu vurgusu öne çıktı. Mearsheimer, “bunu sürükleyen şeyin” Pentagon’un stok kaygısı olduğunu söyledi.

Sunucu daha sonra kararın siyasi, ideolojik ya da ahlaki bir tespit anlamına gelip gelmediğini sordu. Özellikle bunun, ABD’nin Ukraine savaşındaki rolünü azaltma zamanının geldiğine dair bir irade olup olmadığını gündeme getirdi.

Mearsheimer: “Ahlakın Bununla İlgisi Yok”

Mearsheimer bu soruya oldukça sert yanıt verdi. Ona göre Trump yönetiminin bu konuda ahlaki gerekçelerle hareket ettiği söylenemez. Hatta yönetimin ahlaki karar verme kapasitesinden yoksun olduğunu savundu.

“Ahlaki bir tespit açısından bakarsak, bu açıkça ahlaki kararlar alamayan bir yönetim,” diyen Mearsheimer, “ahlak burada tamamen devre dışı” ifadesini kullandı.

Mearsheimer bu değerlendirmesini Gaza’daki duruma bağladı. ABD’nin Gaza’da yaşananlar konusunda Israel’i desteklediğini söyleyerek, bunu “genocide in Gaza” ifadesiyle nitelendirdi. Bu iddianın Mearsheimer’ın kendi değerlendirmesi olduğu bağlamda aktarılması gerektiğini vurgulamak önemlidir; podcastte bu ifade onun görüşü olarak yer aldı.

“Her zaman şunu hatırlamak gerekir: Gaza’daki soykırımı destekliyoruz,” diyen Mearsheimer, “dolayısıyla ahlakın bununla hiçbir ilgisi yok” diye vurguladı.

Mearsheimer ayrıca Trump’ın Ukraine konusunda da ilkesel değil çıkar odaklı hareket edeceğini savundu. Ona göre Trump, çıkarına uygun olduğunu düşünürse Ukraynalıları yüzüstü bırakabilir.

“Trump, çıkarına uygun olduğunu düşünse Ukraynalıları satardı,” diyen Mearsheimer, “bu yüzden bunun ahlakla ilgisi yok” şeklinde konuştu.

Savaşın Bitirilmesi ve Küçük Bir Adım Meselesi

Mearsheimer, buna rağmen Trump’ın Ukraine’a desteği azaltma ya da kesme fikrine ilgi duyduğunu söyledi. Bu yaklaşımın, savaşı sona erdirebilecekse Ukraine’a verilen desteğin azaltılması yönünde olduğunu belirtti.

Ancak Mearsheimer’a göre Trump henüz bu konuda “dev bir adım” atmış değil. Top mermileri ve füzeler üzerindeki bekletmeyi, daha büyük bir kararın öncesindeki küçük bir adım olarak değerlendirdi.

“Trump’ın, eğer bu savaşı sona erdirecekse Ukraynalıları bir şekilde kesip bırakmakla ilgilendiğine şüphe yok,” diyen Mearsheimer, “bu da o yönde küçük bir adım” diye açıkladı.

Mearsheimer’a göre asıl sınav henüz gelmedi. Bu sınav, Biden döneminden kalan yardım ve silah sevkiyatı hattındaki malzeme tükendiğinde yaşanacak. O noktada Trump’ın Congress’e gidip Ukraine’a finansman ve silah sağlanmasını sürdürmek için izin isteyip istemeyeceği veya desteği tamamen kesip kesmeyeceği ortaya çıkacak.

“Gerçek sınav geliyor,” diyen Mearsheimer, “Biden hattındaki tüm malzeme bittiğinde, Congress’e gidip Ukraynalılara finansman ya da silah sağlamayı sürdürmek için izin isteyip istemeyeceğine karar vermek zorunda kalacak” ifadelerini kullandı.

Mearsheimer bu kararı “büyük karar” olarak niteledi. Ona göre Trump, ya destek için Kongre onayı arayacak ya da Ukraine’ı “cold turkey” ifadesiyle, bir anda ve tamamen kesme yoluna gidecek.

Cumhuriyetçi Tepkiler ve Senator Graham Sorusu

Sunucu, Mearsheimer’ın değerlendirmesine katıldığını belirterek Trump’ın bu karar nedeniyle Temsilciler Meclisi’ndeki en yakın dostları ve Cumhuriyetçi Parti içindeki güçlü müttefikleri tarafından eleştirildiğini söyledi. Sunucu, Senator Graham’dan henüz bir şey duymadığını, ancak onun zaman zaman diğer Senato üyelerinin nasıl düşündüğüne dair bir işaret verdiğini ifade etti.

Bu bölümde sunucu, Trump’ın geri çekilme ya da desteği azaltma kararına Cumhuriyetçi Parti içinden gelen tepkilerin önemine dikkat çekti. Ancak konuşmada bu eleştirilerin ayrıntıları, kimlerden geldiği ya da hangi ifadelerle dile getirildiği açıklanmadı.

Sunucu daha sonra tartışmayı Europe ve NATO boyutuna taşıdı. ABD’nin çekilmesi, desteği azaltması ya da “musluğu kısması” halinde European Union veya NATO’nun geri kalan ülkelerinin bu boşluğu doldurup dolduramayacağını sordu.

Mearsheimer: Europe ABD’nin Yerini Tutamaz

Mearsheimer bu soruya net biçimde olumsuz yanıt verdi. Ona göre European Union ve diğer NATO ülkeleri, ABD’nin sağlayacağı silah desteğinin yerine geçebilecek durumda değil.

“Hayır, hiç değil,” diyen Mearsheimer, “onlar da bizim kadar, Ukraynalıların ve İsraillilerin ihtiyaç duyduğu silahları üretmek için sanayi tabanlarını büyütmekte zorlanıyor” açıklamasını yaptı.

Mearsheimer, ABD’nin kendi savunma sanayi tabanını genişletme konusunda çok başarılı olamadığını, Europe ülkelerinin ise bu konuda daha da az başarılı olduğunu savundu. Bu nedenle Ukraine’a verecek yeterli silaha sahip olmadıklarını söyledi.

“Gerçek şu ki, United States sanayi tabanını büyütmekte çok başarılı olamadı,” diyen Mearsheimer, “Europe’lular ise daha da az başarılı oldu; bu yüzden verecek silahları yok” değerlendirmesinde bulundu.

Europe Ekonomileri ve “Sonsuz Savaş” Tartışması

Mearsheimer, askeri üretim kapasitesinin yanı sıra Europe ekonomilerinin durumuna da değindi. Özellikle British, French ve German ekonomilerinin sorun yaşadığını söyledi. Bu ülkelerin Ukraine savaşını süresiz biçimde finanse etmelerinin siyasi olarak mümkün olmayabileceğini savundu.

Ona göre Ukraine savaşı, Europe açısından “forever war”, yani sonu belirsiz biçimde uzayan bir savaş haline gelmiş durumda. Mearsheimer, bu koşullarda büyük miktarda para harcayarak Ukraine’a sürekli destek vermenin siyasal olarak sürdürülebilir görünmediğini belirtti.

“British, French ve hatta German ekonomileri açısından bu özellikle doğru; hepsi sıkıntıda,” diyen Mearsheimer, “bu savaşı sonsuza kadar finanse etmek için devasa paralar harcamak siyasi olarak uygulanabilir görünmüyor” diye ekledi.

Mearsheimer, Europe ülkelerinin ABD’nin boşluğunu kısa süreliğine doldurabileceklerini kabul etti. Ancak bunun uzun vadeli olamayacağı kanaatinde olduğunu söyledi.

“Europe’lular, Trump musluğu kapatırsa United States’in yerine geçebilirler,” diyen Mearsheimer, “ama benim görüşüme göre bunu uzun süre yapamazlar” şeklinde değerlendirdi.

Tartışmanın Ana Ekseni

Podcastteki tartışmanın ana ekseni, Trump’ın Ukraine’a yönelik silah sevkiyatındaki bekletmesinin yalnızca siyasi bir jest olmadığıydı. Mearsheimer’a göre bu karar, ABD’nin aynı anda Israel ve Ukraine’a büyük miktarlarda silah sağlamasının yarattığı stok baskısıyla bağlantılı. Ayrıca bu baskının, East Asia’da China’yı çevreleme kapasitesi bakımından da risk oluşturduğunu savundu.

Buna karşılık Mearsheimer, kararın ahlaki bir dış politika değişimi olarak okunmasına karşı çıktı. Trump yönetiminin ahlaki kaygılarla hareket etmediğini, Gaza bağlamında Israel’e verilen desteğin de bunu gösterdiğini ileri sürdü. Ukraine konusunda da Trump’ın çıkar merkezli davranacağını, ancak henüz desteği tamamen kesme yönünde büyük kararı almadığını ifade etti.

Konuşmanın sonunda Europe’un rolü tartışıldı. Mearsheimer, EU ve NATO ülkelerinin ABD’nin yerini kalıcı biçimde dolduramayacağını, çünkü savunma sanayilerini yeterince hızlı büyütemediklerini ve başlıca European ekonomilerin baskı altında olduğunu söyledi. Ona göre asıl dönüm noktası, Biden döneminden kalan askeri yardım hattı tükendiğinde Trump’ın Congress’e gidip gitmeyeceği ya da Ukraine’a desteği bir anda kesip kesmeyeceği olacak.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol