Judge Napolitano - Judging Freedom

Joe Biden’ın Mühimmat Sözleri: Ray, ABD’nin Ukrayna Savaşı İçin Neden Hazırlıksız Kaldığını Tartıştı

Podcast bölümü İngilizce yapıldı ve tartışma, Joe Biden’ın CNN’de Ukrayna’ya mühimmat desteği, ABD’nin 155 mm topçu mühimmatı stokları ve NATO’nun askeri kapasitesi hakkında yaptığı açıklama etrafında şekillendi. Programda “Judge” diye hitap edilen sunucu ile “Ray” adlı konuk, Biden’ın “Ukraynalılar mühimmatsız kalıyor, biz de düşük seviyedeyiz” sözlerinin ne anlama geldiğini, bunun kamuoyuna söylenmesinin sonuçlarını ve ABD savunma harcamalarının neden yeterli topçu mühimmatı üretmediğini tartıştı.

Biden’ın CNN’deki mühimmat açıklaması

Tartışmanın çıkış noktası, ABD Başkanı Joe Biden’ın CNN’de hafta sonu yaptığı açıklamaydı. Sunucu, Biden’ın sözlerini yayına getirirken Ukrayna’nın cephanesinin azaldığını ve ABD’nin de düşük stok seviyesinde olduğunu söylediğini aktardı.

Biden’ın klibinde, Ukrayna savaşının mühimmatla ilgili bir savaş haline geldiği vurgulandı. "Ukraynalıların mühimmatı tükeniyor; eskiden 155 mm silahlar için kullandıkları mühimmattan söz ediyorum," diyen Joe Biden, "Bu mühimmatla ilgili bir savaş ve o mühimmattan tükeniyorlar, biz de düşük seviyedeyiz" şeklinde açıkladı.

Sunucu bu sözlerin ardından üç ayrı soru yöneltti. Birincisi, ABD Başkanı’nın neden dünyaya ülkenin mühimmat stoklarının düşük olduğunu söylediğiydi. İkincisi, federal hükümet yönetiminin nasıl olup da böyle bir duruma izin verdiğiydi. Üçüncüsü ise Biden’ın ifadesinin doğru olup olmadığıydı.

"Ukraynalıların mühimmatı tükeniyor ve biz de düşük seviyedeyiz," ifadesini tekrar eden sunucu, bunun hem stratejik iletişim hem de yönetim kapasitesi açısından sorgulanması gerektiğini belirtti. Ray ise üçüncü soruya doğrudan yanıt verdi: "Evet, düşük seviyedeyiz," diyen Ray, Biden’ın ABD mühimmat stokları hakkındaki temel ifadesinin doğru olduğunu savundu.

“Neden dünyaya söylüyorsunuz?” sorusu

Sunucu, Biden’ın açıklamasını yalnızca stok durumu açısından değil, bunun açıkça ifade edilmesi bakımından da eleştirdi. Ona göre Başkan’ın ABD’nin düşük mühimmat seviyesinde olduğunu kamuoyuna ve dolayısıyla dünyaya söylemesi tartışmalıydı.

"Neden dünyaya mühimmatımızın düşük olduğunu söylüyorsunuz?" diye soran sunucu, bunu Biden yönetiminin güvenlik ve strateji anlayışıyla ilişkilendirdi. Aynı bağlamda, ABD Kongresi’nin Savunma Bakanlığı’na yılda 850 milyar dolar verdiğini hatırlattı ve buna rağmen topçu mermilerinde düşük stok seviyesine gelinmesini “ihmal” olarak nitelendirdi.

Sunucu, ABD’nin kendisinin büyük ölçekte topçu mermisi kullanmadığını, bu mühimmatın Ukrayna’da tüketildiğini ileri sürdü. "Kongre Savunma Bakanlığı’na yılda 850 milyar dolar veriyor ve onlar topçu mermilerinde düşük seviyeye geliyor," diyen sunucu, "bildiğim kadarıyla biz topçu mermisi atmıyoruz; belki Fort Sill’de bir eğitim programında kullanılıyordur" değerlendirmesinde bulundu.

Bu noktada sunucu, Ukrayna’ya verilen mühimmatın “boşa harcandığını” savundu. Ayrıca Jack Teixeira tarafından ortaya çıkarıldığı söylenen belgeleri anarak, ABD hükümetinin Ukrayna’nın savaşı kaybedeceğini bildiğini iddia etti. Bu iddia programda ayrıca doğrulanmadı; sunucunun yorumu ve atfı olarak kaldı.

Ray’in itirazı: “Küme mühimmatı” iddiası kanıtlanmadı

Ray, Biden’ın açıklamasındaki başka bir bölüme itiraz ederek tartışmayı küme mühimmatına taşıdı. Biden’ın Ukrayna’nın “bu küme mühimmatlarıyla geniş çapta acımasızca saldırıya uğramaya devam ettiği” yönündeki ifadesini aktardı ve bunun doğruluğunu sorguladı.

Ray, Rusya’nın küme mühimmatı kullanıp kullanmadığı konusunda farklı görüşler duyulduğunu söyledi. Ancak kendisine göre Biden’ın ifadesi kesin biçimde kanıtlanmış değildi. "Rusların küme mühimmatı kullandığı yönündeki bu iddia, bana başka bir kitle imha silahları aldatmacası gibi gelebilir," diyen Ray, bu konuda dikkatli olunması gerektiğini belirtti.

Ray, bir yıl önce Savunma Bakanlığı’na Rusların küme mühimmatı kullanıp kullanmadığının sorulduğunu ve bakanlığın bunu doğrulayamadığını söylediğini aktardı. "Savunma Bakanlığı o zaman ‘bunu teyit edemiyoruz’ dedi," diyen Ray, aradan geçen sürede ne değiştiğini bilmediğini ifade etti.

Ray’e göre, kendisi ve sunucunun görüştüğü uzmanlar da bu konuda kesin bir hükme varmış değildi. "Şu anda bilmiyoruz; ama Başkan’ın burada söylediği, yani Rusların bunları kullandığı iddiası kanıtlanmış değil," diyen Ray, kendi tahmininin bu iddianın yanlış olduğu yönünde olduğunu söyledi. Ancak bunun gerekçelerini daha sonra açıklayabileceğini ekledi.

ABD neden 155 mm mühimmatta düşük seviyeye geldi?

Tartışmanın merkezindeki soru, ABD’nin büyük savunma bütçesine rağmen neden 155 mm topçu mühimmatı konusunda düşük stok seviyesine indiğiydi. Ray, bu durumu savunma harcamalarının öncelikleriyle açıkladı.

Ray’e göre ABD, milyarlarca doları daha çok gelişmiş silah sistemlerine ve büyük savunma şirketlerine aktarıyor. Bu bağlamda Raytheon ve Lockheed’i özellikle andı. "Bu milyarları Raytheon, Lockheed ve diğerlerinin ceplerini doldurmak için harcıyoruz," diyen Ray, "F-35 gibi, yağmurda uçmakta ciddi sorunları olan sofistike şeylere para gidiyor" ifadelerini kullandı.

Ray, ABD’nin mühimmat üretim kapasitesi ile savunma sanayii öncelikleri arasında bir uyumsuzluk olduğunu savundu. Ona göre 155 mm topçu mermisi gibi klasik mühimmatlar, savunma bütçesinin büyüklüğüne rağmen yeterince önceliklendirilmedi. Bu yüzden Ukrayna savaşının gerektirdiği yoğun mühimmat tüketimi karşısında stoklar yetersiz kaldı.

Sunucu ise bu tabloyu Biden yönetiminin ve federal hükümetin kötü yönetimiyle ilişkilendirdi. Ona göre ABD gibi büyük bütçeli bir savunma sisteminin, özellikle kendisi yoğun topçu savaşı yürütmüyorken, böyle bir eksiklikle karşılaşması açıklanması gereken bir durumdu.

Ray’in tarihsel çerçevesi: Sovyetler Birliği sonrası tehdit algısı

Ray, mühimmat yetersizliği meselesini daha geniş bir tarihsel çerçeveye yerleştirdi. Ona göre Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra ABD ve NATO, Rusya’dan ciddi bir tehdit algılamıyordu. Bunu göstermek için 2000’lerin başında ABD Başkanı George Bush’a ait olduğunu söylediği bir alıntı yaptı.

Ray’in aktardığı alıntıda, dönemin başkanı dünyanın büyük güçlerinin terörizme karşı savaşta aynı tarafta olduğunu, ortak değerlerle giderek daha fazla birleştiğini, Rusya’nın umut verici bir geçiş sürecinde olduğunu ve Çinli liderlerin ekonomik özgürlüğün ulusal zenginliğin tek kaynağı olduğunu keşfettiğini söylüyordu. "Bunu söyleyen hangi başkandı? Tanrı aşkına, George Bush," diyen Ray, bu alıntıyı insanların Sovyetler Birliği’nin çöktüğünü unutmaması için verdiğini belirtti.

Ray’e göre Sovyetler Birliği 1991’de kendi içine çöktü ve o dönemde Rusya’dan gelen bir tehdit yoktu. George Bush’un sözlerini de bu tabloya kanıt olarak sundu. "1991’de Sovyetler Birliği dağıldı; Rusya’dan tehdit yoktu," diyen Ray, Bush’un Rusları o dönemde “neredeyse işbirliğine açık insanlar” olarak karşıladığını savundu.

NATO, Çin ve silah sanayii tartışması

Ray, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra NATO’nun kendisine yeni tehdit alanları aradığını söyledi. Ona göre Rusya’dan doğrudan bir tehdit algılanmadığı için NATO ve silah sanayii gözünü Çin’e çevirdi.

Ray bu süreci şöyle aktardı: "NATO ‘Rusya’dan tehdit yok; belki Çin’ dedi," diyen Ray, "silah satıcıları da ‘Evet, doğuya yönelelim; Çin’i yaparız, yine zengin oluruz’ dediler" şeklinde konuştu. Bu ifadeyle Ray, savunma sanayiinin tehdit algılarının şekillenmesinde çıkar sahibi olduğunu ima etti.

Ancak Ray’e göre o dönemde gerçek bir Rus tehdidi yoktu. Tehdit algısının asıl değiştiği nokta, Ukrayna’daki 2014 gelişmeleriydi. Ray, Ukrayna hükümetinin devrilmesini “tarihteki en açık darbe” olarak nitelendirdi ve Viktor Yanukovych’in 22 Şubat 2014’te “usulüne uygun seçilmiş” başkan olduğunu söyledi.

2014 Ukrayna kırılması ve Crimea

Ray, Rusya tehdidi algısının 2014’te Ukrayna’da yaşanan siyasi değişimden sonra ortaya çıktığını savundu. Ona göre Yanukovych’in devrilmesi Rusya açısından yeni bir stratejik durum yarattı ve bunun ardından Rusya Crimea’yı ilhak etti.

"Tehdit ne zaman geldi? Ukrayna hükümetini devirdiğimizde," diyen Ray, "usulüne uygun seçilmiş Yanukovych 22 Şubat 2014’te başkandı; bu tarihin en açık darbesiydi" değerlendirmesinde bulundu. Bu sözler programda Ray’in iddiası olarak yer aldı; karşı yönde ayrıntılı bir açıklama veya itiraz sunulmadı.

Ray, Crimea’nın Rusya açısından stratejik önemine de dikkat çekti. Özellikle Sevastopol’daki deniz üssünü andı. "İnsanlar Rusların, deniz limanları Sevastopol oradayken Crimea’yı ilhak etmeyeceğini düşündüyse, yanılıyorlardı," diyen Ray, Rusların bu stratejik konumu nasıl gördüğünü tam olarak bilmediğini de ekledi.

Bu bölümde Ray’in temel argümanı, ABD ve NATO’nun Soğuk Savaş sonrası dönemde 155 mm mühimmat gibi topçu savaşı gereçlerine büyük ihtiyaç beklemediği yönündeydi. Ona göre bu nedenle gerekli üretim altyapısı ve stoklama zamanında yapılmadı.

“Uygun mühimmat yok çünkü ihtiyaç görülmedi”

Ray, tartışmanın sonunda mühimmat sıkıntısının pratik nedenine döndü. 155 mm top mermisi üretiminin zaman gerektirdiğini ve bu üretim sürecinin kısa vadede Ukrayna’daki mevcut askeri gelişmeleri değiştirecek kadar hızlandırılamadığını söyledi.

"Uygun mühimmatın olmamasının nedeni, buna ihtiyaç görülmemesiydi," diyen Ray, 155 mm mermilerin üretimi için hazırlık süresi gerektiğini belirtti. Ray’e göre bu hazırlık süresi, Ukrayna’nın “sözde karşı taarruzu” üzerinde etkili olacak kadar sıkıştırılamadı.

Bu değerlendirme, programdaki ana tartışmayı özetledi: Biden’ın ABD stoklarının düşük olduğunu söylemesi doğru olabilir; fakat konuşmacılara göre asıl mesele, ABD’nin devasa savunma bütçesine rağmen neden bu mühimmatı yeterli ölçüde üretmediği ve bu durumun Ukrayna savaşında nasıl bir stratejik sorun yarattığıydı.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol