Judge Napolitano - Judging Freedom

Donald Trump Gölgesinde NATO: Adı Belirtilmeyen Profesör Ukrayna Desteğinin “Hiçbir Şey Yapmadan” Kesilebileceğini Söyledi

İngilizce podcast kesitinde isimleri belirtilmeyen bir ilk konuşmacı, sunucu ve bir profesör; NATO’nun geleceği, Donald Trump’ın olası dönüşü, Joe Biden yönetiminin Ukrayna’ya desteği ve Ukrayna ordusunun mevcut durumu üzerine konuştu. Bölümde özellikle “Trump-proof NATO” (Trump’a dayanıklı NATO) arayışının sınırları ve Ukrayna savaşında droneların askeri dengeyi nasıl etkilediği tartışıldı.

NATO’dan Çıkış İhtimali ve Trump Endişesi

İlk konuşmacı, Amerika Birleşik Devletleri’nin NATO’dan çıkma ihtimaline ilişkin kişisel değerlendirmesini temkinli bir dille dile getirdi. “Amerika Birleşik Devletleri’nin NATO’dan çıkmayı hiçbir zaman ciddi şekilde düşünmeyeceğini umuyorum,” diyen adı belirtilmeyen ilk konuşmacı, bunun kendi kararı olmadığını, yalnızca düşüncesini paylaştığını vurguladı.

Aynı konuşmacı, Amerikan seçmenlerinin Donald Trump’a oy vermesi halinde Ukrayna politikasında değişiklik yaşanmamasını umduğunu söyledi. “Amerika halkı Başkan Trump’a oy verirse, Ukrayna konusundaki politikasının değişmeyeceğini umuyorum,” şeklinde ekledi. Bu ifade, bölümün ana tartışma eksenini oluşturdu: Trump’ın geri dönmesi halinde NATO ve Ukrayna desteği nasıl etkilenebilir?

“Trump-Proof NATO” Tartışması

Sunucu, NATO liderlerinin Trump’ın olası dönüşüne karşı ittifakı daha dayanıklı hale getirme çabasını gündeme getirdi. “Trump’a dayanıklı NATO ifadesini daha önce duydunuz mu?” diyen adı belirtilmeyen sunucu, NATO liderlerinin o sabahki kahvaltı toplantısında bu hedef doğrultusunda bir şeyler yapmaya çalıştığını belirtti.

Sunucuya göre amaç, Amerika Birleşik Devletleri’ni ve NATO’yu, Donald Trump başkan olursa kolayca geri alınamayacak bir taahhüde bağlamaktı. Ancak bunun nasıl yapılabileceğinin belirsiz olduğunu da ifade etti. Trump’ın NATO’ya yaklaşımının Joe Biden’ın yaklaşımından oldukça farklı olduğunu belirten sunucu, bunun ittifak içinde kaygı yarattığını söyledi.

Profesörün Değerlendirmesi: NATO’yu Dağıtmak Yerine Desteği Azaltmak

Adı belirtilmeyen profesör, Trump’ın NATO’yu dağıtmaya çalışacağı görüşüne katılmadı. “Mr. Trump’ın NATO’yu dağıtmaya çalışacağını düşünmüyorum,” diyen profesör, böyle bir hamlenin Capitol Hill’de büyük siyasi kavgalara yol açacağını savundu.

Profesöre göre Trump, Ukrayna savaşı ve Amerikan dış politikası açısından kayda değer bir kazanç elde etmeden siyasi sermayesini tüketmiş olurdu. Bu nedenle profesör, Trump’ın NATO’yu doğrudan hedef almak yerine Ukrayna’ya ek destek sağlamayarak etkili olabileceğini değerlendirdi.

Profesör, Trump’ın Kongre’den yeni Ukrayna fonları istememesinin, Amerikan stoklarından askeri ekipman gönderilmesini desteklememesinin veya Amerikan silah üreticilerine Ukrayna için yeni siparişler verilmesini teşvik etmemesinin yeterli olacağını söyledi. “Hiçbir şey yapmayarak her şeyi yapmış olur,” diyen profesör, NATO’nun bunu tamamen “Trump’a dayanıklı” hale getiremeyeceğini savundu.

175 Milyar Dolarlık Yardım ve Ukrayna Ordusunun Durumu

Sunucu, Joe Biden yönetiminin Kongre’nin geniş desteğiyle Ukrayna’ya gönderdiği yardımın büyüklüğünü hatırlattı. “Joe Biden yönetiminin Kongre’nin ezici desteğiyle Ukrayna’ya şu ana kadar gönderdiği tutar 175 milyar dolar,” diyen sunucu, bunun olağanüstü bir miktar olduğunu ifade etti.

Ardından Ukrayna ordusunun durumunu sordu ve ordunun “son noktaya” gelip gelmediğini gündeme getirdi. Profesör bu değerlendirmeye tamamen katılmadı. “Tamamen katılmıyorum,” diyen profesör, Ukrayna’nın hâlâ büyük bir ülke olduğunu, ancak nüfusunun 40 milyondan 25 milyona düştüğünü belirtti.

Profesör, günlük çatışmalara bakıldığında Ukrayna güçlerinin ağır kayıplar verdiğini kabul etti. Bazı meslektaşlarının günlük öldürülme veya sakatlanma oranına ilişkin değerlendirmelerine atıfla, günde 2.000 Ukraynalı askerin savaş dışı kaldığını söyledi. Buna rağmen, bu boşlukları dolduracak insan kaynağının hâlâ bulunduğunu savundu.

Savaşın Değişen Ölçütleri

Profesör, Ukrayna savaşının askeri güç değerlendirmelerini değiştirdiğini vurguladı. “Bu savaş bütün düşünme biçimimizi değiştirdi,” diyen profesör, sahadaki yeni teknolojilerin ve taktiklerin tarafların gücünü ölçme biçimini derinden etkilediğini ifade etti.

Özellikle dronelara dikkat çeken profesör, savaş alanındaki dengelerin yalnızca büyük birliklerin sayısıyla veya geleneksel eğitim kapasitesiyle anlaşılamayacağını söyledi. Rus güçlerinin topçusu ve planör bombalarının kalabalık birliklere karşı çok etkili olduğunu belirtti. Bu nedenle Ukrayna askerlerinin büyük kışlalarda veya açık eğitim sahalarında toplanmasının riskli hale geldiğini anlattı.

Profesör, bazı meslektaşlarının Ukraynalı acemi askerleri eğitmek için güvenli kışla ve sahalar bulunamadığını söylediğini aktardı. Ona göre bu doğru olabilir, çünkü bu tür alanlar Rus saldırılarına açık hale geliyor. Ancak profesör, bu değerlendirmenin tek başına savaşın yeni karakterini açıklamakta yetersiz kaldığını savundu.

Droneların Rolü

Profesörün en önemli vurgularından biri, az sayıda iyi eğitimli drone operatörünün savaş alanında büyük etki yaratabilmesiydi. “Droneların kullanımında iyi eğitilmiş sadece birkaç kişi savaş alanında kaos yaratıyor,” diyen profesör, bu durumun yalnızca Ukrayna’yı değil Rusya’yı da etkilediğini belirtti.

Bu değerlendirmeye göre savaşta klasik ölçütler, örneğin kaç askerin eğitildiği, kaç birliğin sahaya sürüldüğü veya hangi tarafın daha fazla topçuya sahip olduğu, artık tek başına yeterli değil. Dronelar, topçu ateşi ve planör bombalarıyla birlikte savaşın temposunu ve kayıp dengesini belirleyen temel unsurlardan biri haline gelmiş durumda.

Profesör, Ukrayna’nın zor durumda olduğunu kabul etmekle birlikte, ordunun tamamen tükenmiş olduğu sonucuna varmadı. Ona göre Ukrayna ağır kayıplar veriyor, nüfusu azalmış durumda ve eğitim altyapısı Rus saldırıları nedeniyle baskı altında. Ancak savaş alanındaki teknolojik değişim, özellikle drone kullanımı, Ukrayna’nın hâlâ etkili olabileceği alanlar yarattı.

Tartışmanın Ana Çizgisi

Bölümdeki tartışma, Trump’ın olası başkanlığı halinde NATO’nun yapısal olarak dağılmasından çok, Ukrayna’ya Amerikan desteğinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği üzerinde yoğunlaştı. Sunucu, NATO liderlerinin Trump’ın geri dönüşüne karşı ittifakı bağlayıcı taahhütlerle korumaya çalıştığını söyledi. Profesör ise Trump’ın NATO’yu doğrudan dağıtmak yerine Ukrayna’ya yeni destek sağlamayarak aynı sonucu fiilen yaratabileceğini değerlendirdi.

İlk konuşmacı, ABD’nin NATO’dan çıkmamasını ve Trump seçilirse Ukrayna politikasının değişmemesini umduğunu belirtirken; profesör, bu umudun siyasi mekanizmalarla garanti altına alınmasının zor olduğunu savundu. Böylece bölüm, NATO’nun geleceği, Amerikan iç siyaseti ve Ukrayna savaşının askeri gerçekleri arasındaki bağlantıyı tartışmaya açtı.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol