Ian Proud: 'Avrupa’nın Rusya’ya Karşı Barış Planı Yok, Yaptırımlar Diyaloğun Yerini Aldı'
İngilizce yayımlanan podcast bölümünde sunucu Glenn, 1999-2023 arasında Britanyalı diplomat olarak görev yapan Ian Proud ile Rusya’ya yönelik yaptırımları, Batı’nın Ukrayna savaşına yaklaşımını, diplomasi eksikliğini, NATO’nun geleceğini ve Avrupa güvenlik mimarisini konuştu. Proud, 2014-2019 arasında Moscow’daki British embassy’de economic counselor olarak görev yaptığını ve sorumlulukları arasında Britanya’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarını izlemek bulunduğunu belirtti.
Yaptırımların Amacı ve Etkisizliği
Sohbetin başlangıcında Glenn, Avrupa Birliği’nin 21’inci yaptırım paketi üzerinde çalıştığını, bunun birlik içinde bazı itirazlarla karşılaştığını hatırlatarak Proud’a Rusya’ya yönelik yaptırımların amacını ve etkinliğini sordu. Proud’a göre Britanya ve Avrupa yaptırımları 2014’te aynı noktadan başladı ve temel amaç, Rusya’nın Ukrayna’daki faaliyetlerini durdurmasını sağlamaktı.
"Yaptırımlar 12 yıldır yürürlükte ve amaç buysa, başarılı olup olmadığını sormak gerekir; açıkça başarılı olmadı," diyen Ian Proud, yaptırımların stratejik hedefe ulaşamadığını savundu. Proud, Rusya ile doğrudan konuşmanın bu amaca ulaşmak için başka bir yol olabileceğini söyledi. Ona göre yaptırımlar, diplomatik diyaloğun yerine geçti: Batılı ülkeler Rusya ile müzakere etmek istemediği için yaptırımlara başvurdu, ancak savaş devam ettiği için bu yöntem amacına ulaşmadı.
Proud ayrıca ekonomik bakımdan yaptırımların yaklaşık 2017’den itibaren Avrupa ve Birleşik Krallık’a Rusya’dan daha fazla zarar verdiğinin söylenebileceğini belirtti. Glenn, bu durumda yaptırım politikasının neden sürdüğünü ve 21’inci pakete neden ihtiyaç duyulduğunu sordu. Proud, Batılı politika yapıcıların sorunu çözmek için yeni bir fikri olmadığını savundu.
"Avrupalı ve Britanyalı politika yapıcıların bu sorunu nasıl ele alacaklarına dair bir fikri yok; Rusya ile konuşmak istemiyorlar, Rusya ile savaşmak da istemiyorlar, geriye yalnızca yaptırımlar kalıyor," diyen Proud, bu yaklaşımı bürokratik ataletle açıkladı. Ona göre yaptırımlar sonuç vermese de sistem aynı döngüyü tekrarlıyor.
Diplomasi Eksikliği ve Batı’nın Savaş Hedefi
Glenn, Avrupa liderlerinin dört buçuk yıldır Rusya ile diplomasiyi boykot ettiğini, oysa en azından temel görüşmelerin bile karşı tarafın güvenlik kaygılarını ve uzlaşma ihtimallerini anlamayı kolaylaştırabileceğini söyledi. Proud bu soruya dış politika ile diplomasi arasındaki fark üzerinden yanıt verdi.
Proud’a göre diplomasi, dış politikayı ilerletmek için kullanılan bir araçtır. Avrupa liderlerinin dış politikası ise Rusya’yı yenmek olarak belirlendiğinde diplomasiye ihtiyaç duyulmuyor. Proud, Ukrayna’nın savaşı kazanabileceğine dair gerçek bir kanıt olmadığını, Avrupa ve Britanya politikasının ise Rusya’nın ekonomik yaptırımlar ve askeri kayıplar altında zamanla çökeceğini beklemek üzerine kurulu göründüğünü söyledi.
"Rasyonel dış politika, Ukrayna’da barışı nasıl sağlayabiliriz sorusu olmalıydı," diyen Ian Proud, Avrupa liderlerinin bu hedefi benimsemesi halinde diplomasiyi gerekli göreceklerini belirtti. Ancak ona göre mevcut dış politika barış değil, Rusya’nın yenilmesi üzerine kurulu.
Glenn, Boris Johnson’ın 2022’de Istanbul barış anlaşmasını torpilledikten sonra "strategic patience" ifadesini kullandığını söyledi ve bunu uzun savaşın kod adı olarak değerlendirdi. Proud ise Avrupa liderlerinin seçim ve haber döngülerine bağlı olduğunu, bu nedenle "stratejik sabır" fikrinin zaten tutarsız olduğunu savundu. Johnson’ın bu açıklamadan dört aydan kısa süre sonra iktidardan düştüğünü hatırlatan Proud, Batılı liderlerin sık değiştiği bir ortamda uzun vadeli stratejik çizginin korunmasının gerçekçi olmadığını söyledi.
Rejim Değişikliği Tartışması
Glenn, Batı’da 2022’den itibaren Moscow’da rejim değişikliğinin kabul edilebilir tek sonuç gibi sunulduğunu belirterek bu yaklaşımın nedenini sordu. Proud’a göre savaş kişiselleştirildi: Putin kötücül figür, Zelensky ise kahraman olarak çerçevelendi. Ancak Putin’in yerine kimin gelebileceğinin Batı tarafından kontrol edilemeyeceğini söyledi.
"Putin’in yerine biri geçerse ondan daha fazla hoşlanacağımız hiç de açık değil; hatta Batı’nın daha az seveceği birinin iktidara gelme ihtimali daha yüksek," diyen Proud, rejim değişikliği fikrinin Rusya ölçeğinde gerçekçi olmadığını belirtti. CIA ve MI6’in İkinci Dünya Savaşı sonrasından bu yana rejim değişikliği girişimleri geçmişi olduğunu söyleyen Proud, bunun küçük ve az gelişmiş ülkelerde bile kalıcı siyasi çözüm üretmediğini savundu.
Proud, Batı’nın Rusya’yı yenebileceği inancını "yanıltıcı" olarak niteledi. Ona göre Batı’nın yapması gereken, son 12 yılda büyüyen güvensizliğe rağmen Rusya ile barış içinde birlikte var olmanın yollarını aramak. Proud, Ukrayna’nın savaşı kazanamayacağını ve savaşın Ukrayna’yı nüfusu azalan başarısız bir devlete dönüştürdüğünü savundu.
Avrupa’nın Barış Planı Var mı?
Glenn, yaptırımların normalde karşı tarafa acı vererek davranış değişikliği yaratma amacı taşıdığını, ancak Rusya’ya karşı kullanılan dilin daha çok "Putin’in savaş makinesini zayıflatmak" şeklinde olduğunu söyledi. Proud’a göre Avrupa’nın bir barış planı yok.
"Barış onların planında değil; yenilgi onların planında. Yani bir plan yok, Glenn," diyen Ian Proud, Avrupa liderlerinin Rusya ile diyaloğa temelden direnç gösterdiğini söyledi. Ona göre yaptırımlar Rusya üzerinde pratikte çok az etki yaratıyor; tersine Moscow’un yaptırımları Rusya’yı zayıflatma amacı taşıyan bir araç olarak gördüğünü ve bu yüzden yaptırımlar karşısında taviz vermeyi kabul edilemez bir zayıflık saydığını belirtti.
Glenn, Batılı liderlerin silah sevkiyatlarını ve yeni yaptırımları Rusya’yı müzakere masasına getirme diliyle savunduğunu, ancak Rusya’nın zaten müzakereye hazır olduğunu ve Avrupa güvenlik mimarisini konuşmak istediğini söyledi. Proud bu değerlendirmeye doğrudan karşı çıkmadı; Avrupa liderlerinin gerçekliği görmeye hazır olmadığını savundu.
Savaşın Nasıl Biteceği
Glenn, savaşın hangi yönde ilerlediğini sorduğunda Proud, en büyük değişkenin Putin’in NATO tarafına yönelik büyük bir tırmanmaya yol açacak adımlar atmaktan kaçınma direnci olduğunu söyledi. Proud, Putin’in uzun vadede Avrupa ile bir tür normalleşme umduğunu düşündüğünü, ancak kısa vadede tırmanma riskinin ciddi olduğunu belirtti.
Proud’a göre Ukrayna’nın Batı’nın teşviki ve sağladığı kabiliyetlerle daha derin saldırılar yapması kısa vadede çatışmayı ağırlaştırabilir. Bunun öncelikle Ukrayna içinde yaşanacağını, kış boyunca savaşın kötüleşebileceğini savundu. Zelensky’nin savaş sona erdiğinde görevini kaybedebileceğini düşündüğü için savaşmaya devam etmek istediğini ileri sürdü.
"Kiev karanlığa gömülecek, ısıtma olmayacak; Rusya Ukrayna şehirlerine stratejik bombardımana geri dönecek ve herkes bunun Rusya’nın ne kadar korkunç olduğunu gösterdiğini söyleyerek Ukrayna’ya daha fazla para verilmesini isteyecek," diyen Proud, savaşın gelecek yıla kadar süreceğini düşündüğünü ifade etti.
Proud, sonunda Avrupa’nın ekonomik araçlar ve siyasi meşruiyet bakımından bu savaşı sürdürmekte zorlanacağını savundu. Ona göre seçmenler, bu politikanın Rusya’dan çok kendi çıkarlarına zarar verdiğini görerek liderlere tepki gösterecek. Proud, Avrupa’nın bir noktada anlaşmaya mecbur kalacağını, bunun da siyasi olarak çok sancılı olacağını söyledi.
Zelensky’nin Konumu ve Ukrayna’daki Baskılar
Glenn, Ukrayna’nın da ekonomik sorunlar, toplumsal bölünmeler, cephede insan gücü ve ekipman sıkıntılarıyla yıprandığını belirtti. Ayrıca Syrskyi-Fedorov ayrılığına ve Zelensky’nin popülaritesine değindi. Proud, Zelensky’nin kendi başkentinden çok Avrupa başkentlerinde popüler olduğunu söyledi.
Proud’a göre Ukrayna devleti kendi vatandaşlarına karşı giderek daha baskıcı hale geldi. Gençlerin çoğunun ülkeyi terk ettiğini, kalan nüfusun yaşlandığını ve bazı aşırı unsurların etkili olduğunu savundu. Zelensky’ye karşı içeriden bir hamle veya "saray darbesi" olabileceğini düşündüğünü söyledi, ancak Zelensky’nin iktidarda kalmak için direnç göstereceğini ekledi.
"Zelensky yoksa savaş da yok; onun yerine geçecek herhangi biri sağduyuyla bunun bitme zamanının geldiğini söylerdi," diyen Proud, Batı medyasının Ukrayna’daki baskıları yeterince eleştirmediğini savundu.
Glenn, zorla askere alma uygulamalarının önce Rus propagandası olarak reddedildiğini, sonra savaşı kazanmak için gerekli olduğu gerekçesiyle savunulduğunu söyledi. Benzer şekilde Ukrayna’daki faşist unsurların varlığının önce reddedildiğini, sonra beyazlatılmaya çalışıldığını ileri sürdü.
NATO, Egemenlik ve Avrupa Güvenliği
Sohbetin son bölümünde Glenn, savaşın temel nedenlerinden birinin pan-Avrupa güvenlik mimarisinin çöküşü ve NATO genişlemesi olduğunu söyledi. Proud, NATO’yu Avrupa Birliği kurumlarına benzer biçimde bürokratik bir yapı olarak gördüğünü belirtti. Ona göre NATO, üye devletlerden egemenlik alan, kendi varlığını ve gücünü sürdürme ihtiyacı olan bir kurum.
Proud, Avrupa’da birçok insanın Avrupa Birliği kurumlarını anti-demokratik gördüğünü, ancak NATO’ya aynı gözle bakmadığını söyledi. Kendisi ise NATO’yu benzer biçimde değerlendirdiğini ifade etti. NATO’nun tamamen ortadan kalkacağını düşünmediğini; ABD’nin kuruma çok yatırım yaptığını ve bundan çok para kazandığını söyledi. Ancak Ukrayna politikasının "felaket bir başarısızlık" olarak görülmesi halinde NATO’nun zamanla zayıflayabileceğini savundu.
"NATO’nun yok olacağı bir senaryo görmüyorum; çok fazla bir araya getirme gücü var, Amerikalılar buna çok yatırım yaptı," diyen Proud, NATO ve Avrupa Birliği kurumları için nihai çöküşten çok yönetilen bir gerileme beklediğini belirtti.
Proud’a göre gelecekte Avrupa’nın başlıca askeri güçleri arasında stratejik işbirliği daha önemli hale gelebilir. Bu güçleri Britain, Germany, France ve Russia olarak sıraladı. Ukraine’in objektif olarak Birleşik Krallık’tan daha büyük bir orduya sahip olduğunu kabul etti, ancak bunun Batı finansmanıyla sürdürülen, olağan bir büyük askeri güç kapasitesi anlamına gelmediğini savundu.
İnsanlar Arası İlişkiler ve Yeni Güvenlik Mimarisi
Glenn, savaş biterse 1990’ların başında tartışılan kapsayıcı Avrupa güvenlik mimarisine dönülüp dönülemeyeceğini sordu. Proud, NATO’nun İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa güvenliğini tek başına sağladığı fikrinin kısmen mit olduğunu savundu. Ona göre Avrupa’da savaşı azaltan asıl unsur, sınırların toplumsal, kültürel ve ekonomik düzeyde açılması ve halklar arasında bağların artmasıydı.
Proud, aynı ilkenin Rusya ile ilişkiler için de geçerli olması gerektiğini söyledi. Rus vatandaşlarının Avrupa vatandaşlarıyla aynı şeyleri istediğini savundu ve savaş sonrası dönemde insanlar arası bağların yeniden kurulmasının önemini vurguladı.
"İnsanlar arası bağlantıların açılmasıyla başlamak gerekir; bence barışın en iyi garantisi budur," diyen Ian Proud, ortak güvenlik çerçevesinin önemli olabileceğini ancak kalıcı değişimin insanların birbirini tanımasıyla mümkün olacağını ifade etti. Proud’a göre savaş bittiğinde Rus halkının Avrupa’ya geldiğinde şeytanlaştırılmadığı, daha normal ve açık sınırların olduğu bir ilişki düzeni iyi bir başlangıç olabilir.