Glenn Diesen

Dmitry Polyanskiy: NATO ile Rusya Arasındaki Doğrudan Çatışma Sınırı Bulanıklaştı

İngilizce yapılan bu podcast bölümünde Sunucu, Rus diplomat Dmitry Polyanskiy ile Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun rolü, Avrupa’da tırmanan güvenlik krizi ve OSCE’nin (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) geleceği üzerine konuştu. Bölüm, Ukrayna savaşının yalnızca cephe hattında değil, Baltık Denizi, Avrupa savunma sanayii, nükleer caydırıcılık ve diplomatik kurumlar düzeyinde de Rusya ile NATO arasında doğrudan çatışma riskini artırdığı iddiaları açısından önem taşıyor.

NATO, Avrupa savunma tesisleri ve doğrudan savaş riski

Sunucu, Nisan ayında Rusya Savunma Bakanlığı’nın Avrupa genelinde Ukrayna’daki savaş için drone ve başka bileşenler üreten şirket ve tesislerin listesini yayımladığını hatırlatarak söze başladı. Eski Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev’in bu tesisleri “meşru hedefler” olarak tanımladığını belirten Sunucu, Rusya içlerine yönelik drone saldırılarındaki artışın Rusya ile NATO arasında doğrudan savaş riskini büyütüp büyütmediğini sordu.

Polyanskiy, bu soruya net biçimde tırmanmanın yaşandığını söyleyerek yanıt verdi. OSCE Daimi Konseyi toplantılarında bu konuda açık konuşmaya çalıştığını belirten Polyanskiy, savaş ile savaş dışı durum arasındaki çizginin artık keskin olmadığını savundu. "Bugün doğrudan savaşta değiliz, yarın doğrudan savaşta olacağız şeklinde çok ani bir değişim olacağını sanmıyorum," diyen Dmitry Polyanskiy, "bu sınır bugün çok bulanık" şeklinde değerlendirdi.

Polyanskiy’e göre NATO ülkeleri, özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya, Ukrayna’daki askeri eylemlere doğrudan veya dolaylı biçimde giderek daha fazla dahil oluyor. İngiltere ve Fransa tarafından sağlanan uzun veya orta menzilli füzelerin kullanılabilmesi için Batılı uzmanların doğrudan yardımının gerektiğini söyleyen Polyanskiy, Ukrayna’nın hedefleri tek başına belirleyip vurmasının yeterli olmadığını öne sürdü. "Bu ülkelerden birilerinin Ukraynalılarla birlikte fiziksel olarak düğmeye basması gerekiyor," diyen Dmitry Polyanskiy, "bu onları kesin biçimde suç ortağı yapar ve elbette sorumluluğu paylaşırlar" şeklinde vurguladı.

Polyanskiy, NATO’nun Kiev rejimine silah, topçu mühimmatı ve drone sağlamak için “bütün askeri makinesiyle” çalıştığını savundu. Rusya’nın yakın zamanda drone tesislerinin koordinatlarını açıklayarak bu tesislerin yerini bildiğini gösterdiğini söyledi. Ayrıca Rus istihbaratından Letonya’ya ilişkin yeni bir açıklama geldiğini, Letonya’nın Ukraynalıların kendi topraklarından Rusya’daki hedeflere drone fırlatmasına yardım etmenin eşiğinde olduğunun ileri sürüldüğünü aktardı. Bu durumun yalnızca Ukrayna drone’larının hava sahası kullanımından ibaret olmadığını, artık Letonya topraklarından fırlatma ihtimalinin konuşulduğunu belirtti.

Polyanskiy, doğrudan savaşın ne zaman ilan edileceğinin belirsiz olduğunu, kararın askeri protokoller ve rutin belgeler çerçevesinde alınabileceğini ifade etti. Ona göre Avrupa kamuoyu bir gün Rusya ile NATO arasında doğrudan çatışma içinde bulunulduğunu “beklenmedik biçimde” öğrenebilir; ancak Rusya’da böyle bir gelişme kimse için sürpriz olmayacaktır.

Ukrayna drone’ları, NATO hava sahası ve Batı’nın “sorumluluk” yorumu

Sunucu, drone meselesinin yalnızca silahlarla değil, NATO topraklarının kullanımıyla da ilgili olduğunu söyledi. Baltık ülkeleri ve Finlandiya üzerinden geçen, hatta oralardan kaynaklandığı iddia edilen drone’lara dikkat çekti. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin, bunların Ukrayna drone’ları olduğunu ancak Rus saldırganlığı olmasaydı orada bulunmayacaklarını söylediğini aktardı. Sunucu, böyle bir yaklaşımın Ukrayna’yı sorumlu tutmak yerine Rusya’yı sorumlu tuttuğunu, bunun diplomatik bir dil mi yoksa zımni izin mi anlamına geldiğini sordu.

Polyanskiy, bu tür durumlarda diplomatik dilin neredeyse tükendiğini söyledi. "Diplomatik dilin bu vesilelerle neredeyse tükendiğini düşünüyorum," diyen Dmitry Polyanskiy, Batı’nın Ukrayna’nın hiçbir şeyden sorumlu tutulamayacağı yönünde "çarpık bir mantık" benimsediğini savundu.

Polyanskiy, Batılı ülkelerin tarihi 2022’den başlatmak istediğini, 2014’ten itibaren Donbas’ta savaş yaşandığını ve Rusya’nın “bütün araçlar tükendiğinde savaşı durdurmak için” oraya geldiğini ileri sürdü. Ona göre Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü Donbas açısından yeniden tesis etmesine ve Rusya’ya dost bir ülke olmasına imkân verebilecek anlaşmalar sabote edildi.

Rus büyükelçilerinin ve maslahatgüzarlarının, Ukrayna drone’larının Baltık ülkelerinin hava sahasına girmesi nedeniyle dışişleri bakanlıklarına çağrıldığını belirten Polyanskiy, Letonya örneğini verdi. Polyanskiy’e göre Rus diplomatlar, Ukrayna komutanlığınca gönderilen drone’ların Letonya hava sahasına girmesinde Rusya’nın ne ilgisi olduğunu sorduklarında, kendilerine bunun Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı olmasaydı yaşanmayacağı yanıtı verildi.

Polyanskiy ayrıca “kışkırtılmamış” ifadesinin artık daha az kullanıldığını söyledi. UN (Birleşmiş Milletler) döneminde “kışkırtılmamış Rus saldırganlığı” ifadesinin bir mantra gibi tekrarlandığını hatırlatan Polyanskiy, ABD yönetiminin krizin kök nedenlerinin ele alınması gerektiği fikrine açık görünmesinden sonra Avrupa ülkelerinin retoriğinde küçük bir değişiklik olduğunu ifade etti.

Polyanskiy, Batı’nın Ukrayna’daki yolsuzluğu yeterince açık konuşmadığını savundu. Zelensky adının “büyük harflerle yazılmış” olduğunu ancak kimsenin bunu açıkça telaffuz etmeye cesaret edemediğini söyledi. Ona göre Kiev rejiminin başı aynı zamanda yolsuzluk ağının da başında bulunuyor. Polyanskiy, Ukrayna’da insan hakları, din özgürlüğü, siyasi özgürlükler ve azınlık hakları konusunda ciddi ihlaller yaşandığını iddia etti. "Ukrayna her zaman tertemiz ve masum, Rusya ise her zaman kötü; değiştirmek istemedikleri dünya algısı bu," diyen Dmitry Polyanskiy, Batı’nın yaklaşımını bu sözlerle değerlendirdi.

Baltık Denizi, Kaliningrad ve “shadow fleet” gerilimi

Sunucu daha sonra Baltık bölgesindeki başka gerilimlere geçti. Kaliningrad üzerindeki baskının artırılmasına ilişkin tartışmaları, İngiltere’nin Rusya’ya karşı oluşturulacak bir deniz blokuna liderlik edeceği haberlerini ve Batı’da “Russia’s shadow fleet” (Rusya’nın gölge filosu) olarak adlandırılan tanker ve gemi ağının sürekli gündeme getirilmesini sordu. Sunucu, Soğuk Savaş sırasında düşünülemeyecek adımların artık haberlerde bile sınırlı yer bulduğunu belirtti.

Polyanskiy, Avrupa ülkelerinin Rusya’nın sabrının sınırlarını test ettiğini savundu. "Avrupa ülkeleri sabrımızın sınırlarını test etmeye çalışıyor," diyen Dmitry Polyanskiy, "başta sözünü ettiğim gibi, kendilerini kolayca doğrudan çatışma içinde bulabilirler" şeklinde uyardı. Baltık Denizi’nin böyle bir çatışma için olası bir bölge olduğunu söyleyen Polyanskiy, NATO ülkelerinin Rusya’ya karşı çok sayıda adım attığını belirtti.

Bazı isimlerin Baltık Denizi’ni yalnızca NATO’nun iç denizi haline getirmekten söz ettiğini aktaran Polyanskiy, bunun “casus belli” yani savaş nedeni anlamına geleceğini söyledi. Ayrıca Litvanya Savunma Bakanı’nın, NATO’nun Moskova’daki havayı soğutmak için Kaliningrad’ı vurabileceğini göstermesi gerektiğini söylediğini öne sürdü. Polyanskiy, bundan daha sorumsuz açıklamalar hayal edemediğini ifade etti. Ona göre bu savaşçı hamleler doğrudan çatışmayı analistlerin uyardığı bir ihtimal olmaktan çıkarıp “hayatın gerçeği” haline getirebilir.

Nükleer caydırıcılık tartışması ve Rus uzman çevrelerindeki değişim

Sunucu, birkaç gün önce programda Sergey Karaganov ile konuştuğunu hatırlattı. Karaganov’un Rusya’nın nükleer doktrinini değiştirme tartışmalarında etkili olduğunu ve Gorbachev’den Yeltsin’e, Putin’e kadar farklı liderlere danışmanlık yaptığını söyledi. Sunucuya göre Karaganov, geçmişte Avrupa’yı vurarak Rus caydırıcılığını yeniden tesis etme fikrini savunduğunda küçük bir azınlığı temsil ettiğini, şimdi ise büyük çoğunluğu temsil ettiğini ileri sürüyordu. Sunucu, Rusya’da Avrupa’ya yaklaşım konusunda ruh halinin değişip değişmediğini sordu.

Polyanskiy, Rus uzman topluluğunun canlı ve çok farklı görüşleri barındıran bir çevre olduğunu, Karaganov’un da saygın bir akademisyen olduğunu söyledi. Ancak en dikkat çekici noktanın, taktik nükleer silah kullanımı fikrinin artık tabu olmaktan çıkması olduğunu belirtti. "Taktik nükleer silah kullanma fikri artık tabu değil," diyen Dmitry Polyanskiy, "çok sayıda insanın bu fikirleri paylaştığı görülüyor" şeklinde açıkladı.

Bununla birlikte Polyanskiy, bu düşüncenin hâlâ karar alma çevrelerinden gelmediğini özellikle vurguladı. Ona göre uzman topluluğu ile karar verici kurumlar arasında büyük bir fark var. Yine de değişim gözle görülür durumda. Polyanskiy, birçok kişinin Avrupa’nın ve NATO ülkelerinin Rusya’ya karşı zaten doğrudan savaş yürüttüğünü, Rus askerlerini öldürdüğünü ve Rus sivil altyapısının vurulmasına katıldığını düşündüğünü söyledi. “Daha ne bekliyoruz?” sorusunun giderek daha yüksek sesle dile getirildiğini ifade etti.

Siyasi çözüm ihtimali, Avrupa içindeki ayrışmalar ve Zelensky

Sunucu, Vladimir Putin’in savaşın muhtemelen sona ereceğine dair bir açıklama yaptığını hatırlatarak siyasi çözüm ya da uzlaşma için bir yol olup olmadığını sordu. NATO ülkelerinden sıkça “savaş Rusya çekildiğinde biter” sloganının geldiğini belirten Sunucu, aynı ülkelerin Rusya çekildiğinde NATO’nun içeri gireceğini açıkça söylediğini ifade etti. Avrupa’daki muhatapların karşılıklı güvenlik endişelerini dikkate alan bir uzlaşmaya hazır olup olmadığını öğrenmek istedi.

Polyanskiy, OSCE toplantılarının kulislerinde birçok muhatabının yaşananlardan çok kaygılı olduğunu ve kendisiyle konuştuğunu söyledi. Bu durumun UN Güvenlik Konseyi bağlamından daha farklı olduğunu, OSCE’de konuşabildiği çevrenin daha geniş olduğunu belirtti. Ancak bazı ülkelerin Rusya’ya yönelik ortak çizgide hiçbir değişime izin vermek istemediğini savundu. Polyanskiy’e göre bu ülkeler, diğerlerini “rehin” tutuyor ve kolektif çabalara hareket alanı bırakmıyor.

European Union (Avrupa Birliği) içindeki üst düzey görevlilerin de sürece yön verdiğini söyleyen Polyanskiy, ekonomik fayda için kurulan bir yapının bugün siyasi ve güvenlik alanında “sürüyü güden çobanlar” gibi hareket ettiğini ileri sürdü. Ona göre bazı başkentler, Rusya’ya fazla açık veya dostça görünmeleri halinde European Commission’dan (Avrupa Komisyonu) gelecek olumsuz sinyallerden gerçekten korkuyor.

Polyanskiy, barışa giden yolun açık olduğunu, fakat bazı elitlerin bu yolu izlemek istemediğini söyledi. "Barışa giden yol şu anda kesinlikle açık," diyen Dmitry Polyanskiy, "bu yolu izlemek istemeyen ülkeler ya da bireyler, yani elitler grubu da kesinlikle var" şeklinde belirtti. Bu grupların gerçeklikle bağlarının zayıf olup olmadığını bilmediğini, ancak her şeyi mevcut durumun devamına yatırdıklarını savundu.

Polyanskiy, bu grubun başında Zelensky’nin olduğunu söyledi. Görüşmenin yapıldığı günün Zelensky’nin göreve başlamasının yedinci yıldönümü olduğunu, aynı zamanda Ukrayna iktidarının tepesinde “meşru neden olmaksızın” geçirdiği iki yılın da dolduğunu ifade etti. Polyanskiy’e göre Zelensky iktidarı korudu ve Ukraynalılar başka birini seçme olanağından mahrum bırakıldı. Savaşın bitmesi halinde Zelensky ve çevresinin ülkelerine yaptıklarından sorumlu tutulacağını, bu yüzden savaşın devamını istediklerini savundu.

Polyanskiy, Rusya’nın istediği şeyin sınırlarında “normal bir komşu” olduğunu söyledi. Rusya’ya katılma arzusunu ortaya koyan bölgelerin olduğunu, Rusya’nın da bunları kendi anayasası ve o bölgelerin talepleri çerçevesinde kabul ettiğini belirtti. Bu nedenle, söz konusu bölgelerin topraklarının ya askeri yollarla ya da Ukraynalıların rızasıyla “özgürleştirilmesi” gerektiğini savundu. Ayrıca Ukrayna’nın kalan kısmının nasıl görüneceğinin büyük bir soru olduğunu, Rusça konuşanların haklarına saygı göstermeyen aynı rejime tahammül etmeyeceklerini ifade etti. Ukrayna’nın Rusçayı resmen yasakladığını iddia eden Polyanskiy, bunun Ukrayna anayasasına aykırı olduğunu söyledi.

OSCE’nin geleceği ve Avrupa güvenlik mimarisi

Son bölümde Sunucu, OSCE’nin Avrupa güvenliğini yönetme konusunda bir geleceği olup olmadığını sordu. Soğuk Savaş boyunca blok siyasetini aşmanın yollarının arandığını, 1975 Helsinki Accords (Helsinki Nihai Senedi) ve 1990 Charter of Paris (Yeni Bir Avrupa İçin Paris Şartı) ile bölünme çizgilerinin ve blok siyasetinin sona erdirilmesinin hedeflendiğini hatırlattı. Bu temelde bölünmez güvenlik fikriyle OSCE’nin kurulduğunu belirtti. Ancak 1990’ların ortasında kapsayıcı Avrupa güvenlik mimarisinin NATO genişlemesi lehine terk edildiğini söyledi. Sunucu, ABD’nin Avrupa güvenliğine bağlılığının değiştiğini ve uluslararası güç dağılımının farklılaştığını belirterek, kapsayıcı güvenlik mimarisini canlandırmak için fırsat olup olmadığını sordu.

Polyanskiy, OSCE’nin mevcut durumunu çok ağır ifadelerle değerlendirdi. "OSCE maalesef şimdi yapay solunuma bağlı, hatta bu ifadeyi kullanabilirsem komaya çok yakın," diyen Dmitry Polyanskiy, örgütün kuruluş amacıyla bugünkü işleyişi arasında derin bir çelişki olduğunu savundu.

Polyanskiy’e göre OSCE blok mantığı için değil, tam tersine blok mantığına alternatif olarak kuruldu. Herkes için güvenlik sağlayabilecek bir örgüt olarak tasarlandı ve hâlâ önemli araçlara sahip. Fakat NATO ülkeleri bu fırsatı kullanmak yerine, Rusya’yı ve diğerlerini kapsayan bölünmez güvenlik mimarisi inşa etmek yerine NATO genişlemesini seçti. Polyanskiy, NATO’nun “agresif bir blok” olduğunu ve varlığını sürdürebilmek için bir hasım belirlemek zorunda kaldığını savundu.

Bugün OSCE platformunun NATO ülkeleri tarafından tekelleştirildiğini ileri süren Polyanskiy, platformun Rusya’ya karşı hibrit savaşın aracı haline getirilmeye çalışıldığını söyledi. Ona göre her şey Ukrayna meselesiyle zehirlenmiş durumda ve Ukrayna’da ne olduğu ile neden olduğuna dair yanlış bir algı hâkim. Resmi düzeyde diyalog bulunmadığını, yalnızca koridorlarda bazı konuşmalar yapılabildiğini belirtti. Bu konuşmaların karar alma düzeyine ulaşmadığını, ancak muhataplarının farkındalığını artırmasını umduğunu söyledi.

Polyanskiy, OSCE’nin yalnızca Rusya’yı eleştirme aracı haline gelmesi halinde geleceğine fazla güvenilemeyeceğini ifade etti. Batı ülkelerinin zaten Council of Europe (Avrupa Konseyi) ve European Union gibi platformlarda Rusya’yı eleştirebildiğini, OSCE’nin ise Avrupa güvenliğini ele alması gereken ciddi bir örgüt olduğunu savundu. Rusya’nın örgütten çekilmediğini, hâlâ yaklaşımlarını ve değerlendirmelerini Avrupalı komşularına duyurmak için bu platformu kullanmaya çalıştığını söyledi. Ancak mevcut gidişat sürerse OSCE’nin “tamamen ortadan kaybolma” senaryosuna doğru hızla ilerlediğini belirtti.

Sunucu kapanışta, bunun blok siyasetine dönüş sorunu olarak yaygın biçimde tanındığını söyledi. İttifak sistemlerinin sürekli çatışmaya bağımlı olduğunu, barış başladığında ittifakların dağılma eğilimine girdiğini ifade etti. 1990’larda NATO içinde “alan dışına çık ya da işlevsiz kal” tartışmasının bu nedenle yapıldığını, güç yapısını korumak için yeni bir misyon bulunması gerektiğini belirtti. Program, Sunucu’nun Polyanskiy’e zaman ayırdığı için teşekkür etmesi ve Polyanskiy’nin “Rica ederim” yanıtıyla sona erdi.

Giriş ve tırmanma riski

Sunucu: Tekrar hoş geldiniz. Bugün bize Dmitry Polyanskiy katılıyor; Rusya Federasyonu’nun UN (Birleşmiş Milletler) nezdindeki eski daimi temsilcisi, şimdi de Rusya’nın OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) nezdindeki büyükelçisi ve daimi temsilcisi. Teşekkür ederim. Uzun zaman oldu.

Dmitry Polyanskiy: Çok teşekkür ederim.

Sunucu: Nisan ayında Rusya Savunma Bakanlığı’nın, Avrupa genelinde Ukrayna’daki savaş için drone ve başka bileşenler üretimine dahil olan şirket ve tesislerin bir listesini yayımladığını gördük. Eski Başkan Dmitry Medvedev de bunları meşru hedefler olarak tanımladı. Elbette Rusya’nın iç bölgelerine yönelik drone saldırılarının arttığını görüyoruz ve bu, Rusya ile NATO arasında doğrudan savaş ya da çatışma riskinin büyüdüğünü gösteriyor gibi. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Şu anda tırmanma merdiveninde yukarı mı çıkıyoruz?

Dmitry Polyanskiy: Bundan hiç şüphem yok ve Avrupa’daki güvenlik durumunu görüşmek üzere her hafta toplandığımız OSCE Daimi Konseyi toplantılarında bu konuda mümkün olduğunca açık konuşmaya çalışıyorum. Gerçek şu ki, bugün doğrudan savaşta değiliz, yarın doğrudan savaşta olacağız şeklinde çok ani bir değişim olacağını sanmıyorum; çünkü sizin de doğru söylediğiniz gibi bu sınır bugün çok bulanık.

Dmitry Polyanskiy: NATO ülkelerinin, özellikle Baltık ülkeleri ile Polonya’nın askeri eylemlere doğrudan ya da dolaylı biçimde giderek daha fazla dahil olduğunu defalarca belirttik. Örneğin İngiltere ve Fransa tarafından sağlanan, ancak yalnızca Batılı uzmanların doğrudan yardımıyla kullanılabilecek uzun menzilli ya da orta menzilli füzelerin kullanımını nasıl değerlendirebilirsiniz? Bu, Ukrayna’nın hangi tesisleri vuracağına karar vermesinin yeterli olmadığı anlamına geliyor. Bu ülkelerden birilerinin onlarla birlikte fiziksel olarak düğmeye basması gerekiyor. Bu, onları kesinlikle suç ortağı yapıyor ve elbette sorumluluğu paylaşıyorlar.

Dmitry Polyanskiy: Kiev rejimine silah, topçu, top mermisi, topçu mühimmatı ve drone sağlamak için NATO’nun tamamının elinden geleni yapmaya çalıştığı bir durumla karşı karşıya oluşumuzu nasıl değerlendirebilirsiniz? NATO’nun bütün askeri makinesiyle yüzleşmek zorundayız. Sizin söylediğinize, yani yakın zamanda koordinatlarını açıklayıp yerlerini bildiğimizi gösterdiğimiz drone tesislerinin azaltılması meselesine ek olarak, sanırım dün istihbaratımızdan özellikle Letonya hakkında bir iletişim vardı. Burada Letonya’nın Ukraynalıların doğrudan kendi topraklarından drone fırlatmasına yardım etmenin eşiğinde olduğu gösterildi.

Dmitry Polyanskiy: Yani artık mesele, Rusya’nın kuzeybatısını vurmaya çalışan Ukrayna drone’ları için zaten kanıtlanmış olan hava sahası sağlama meselesi değil; şimdi Letonya topraklarından Rusya’daki hedeflere drone fırlatma meselesi. Peki birilerinin “evet, artık doğrudan savaştayız” diyeceği an nerede olacak? Askerlerin bütün protokollere ve bütün askeri rutin belgelere uygun olarak almak zorunda oldukları kararı vereceği an nerede olacak? Bunun çok büyük bir gelişme şeklinde yaşanacağını sanmıyorum. Avrupa’daki insanlar, evet, NATO ile doğrudan karşı karşıya olduğumuzu öğrendiğinde bu tamamen beklenmedik biçimde gelebilir. Komşularımızın attığı adımlar dikkate alındığında, Rusya’da bu gelişmeyi görmenin kimse için sürpriz olacağını sanmıyorum.

Drone’lar, NATO hava sahası ve sorumluluk tartışması

Sunucu: Evet, yine iyi bir nokta; mesele yalnızca silahlar değil, aynı zamanda toprak meselesi. Baltık ülkeleri ve Finlandiya üzerinden çok sayıda drone geçtiğini gördük; hatta bunlar oralardan kaynaklanmış da olabilir. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bunların Ukrayna drone’ları olduğunu, ancak Rus saldırganlığı olmasaydı orada olmayacaklarını söyledi. Yani esasen NATO hava sahasında ya da European Union hava sahasında Ukrayna drone’larının bulunmasından Rusya’yı sorumlu tutuyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğer Ukrayna’yı sorumlu tutmuyorlarsa, onlara bunu yapmamalarını söylemiyorlarsa, Ukrayna’nın European Union ya da NATO hava sahasına drone göndermesinin Rusya’nın suçu olduğunu söylüyorlarsa, bu ne zaman rıza ya da izin gibi duyulmaya başlar? Yoksa bunun daha çok diplomatik bir dil olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Dmitry Polyanskiy: Bence bu vesilelerle diplomatik dil neredeyse tükendi ve sözünü ettiğiniz bu çarpık mantık, Batı’nın bu krize bakışının gerçek bir uzantısı. Bu bakışta Ukrayna hiçbir şeyden sorumlu olamaz. Tarihi 2022’den başlatmak istiyorlar. Bu tarihten önce yaşanan hiçbir şeyin var olmadığını iddia ediyorlar. Böylece savaşın 2014’ten beri orada sürdüğüne, bütün araçlar tükendiğinde, anlaşmalar sabote edildiğinde savaşı durdurmak için oraya gittiğimize dair argümanlarımızı reddetmeye çalışıyorlar. Donbas söz konusu olduğunda Ukrayna’ya toprak bütünlüğünü yeniden kazanma ve Rusya’ya karşı normal, dostane bir ülke haline gelme konusunda çok iyi bir şans veren anlaşmalardı bunlar. Bütün bunlar tamamen boşa çıkarıldı.

Dmitry Polyanskiy: Şimdi de çok, doğru İngilizce kelime ne olur bilmiyorum, tuhaf bir duruma gelindi. Büyükelçilerimiz, maslahatgüzarlarımız, Ukrayna drone’larının bu devletlerin topraklarına girmesi nedeniyle bu ülkelerin bakanlıklarına çağrılıyor ve kendilerine protesto notaları veriliyor. Bu örneğin Letonya’da oldu. Oradaki meslektaşım, “Ukrayna komutanlığınca gönderilen Ukrayna drone’larının Letonya hava sahasına girip Letonya’da belirli bir noktayı vurmasıyla bizim ne ilgimiz var?” diye sorduğunda, tam da sizin az önce söylediğiniz şeyi söylediler: Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı olmasaydı bu olmazdı. Onların mantığı bu; her şey bir şekilde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla açıklanıyor.

Dmitry Polyanskiy: Artık giderek daha az insan, neredeyse hiç kimse “kışkırtılmamış” ifadesini kullanmıyor. Önceden durum böyleydi. UN’deki dönemimi hatırlıyorum; “kışkırtılmamış Rus saldırganlığı” vesaire, bunlar bir mantra gibiydi. Ama ABD yönetimi, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir çözümden söz ediyorsak bu krizin kök nedenlerinin de ele alınması gerektiği fikrine açıklık gösterdikten sonra, en azından Avrupa ülkeleri retoriklerini biraz değiştirdi ve artık “kışkırtılmamış” kelimesini kullanmıyorlar; çünkü bu gülünç. Herkes 2022’den önce bizi bugünkü duruma getiren olaylar olduğunu anlıyor.

Dmitry Polyanskiy: Yine söylüyorum, bu çarpık bir mantık. Ukrayna’da olan hiçbir şeyi görmüyorlar. Elbette yolsuzluktan söz ediyorlar ama bundan söz etmeleri gerektiği ölçüde söz etmiyorlar; çünkü yolsuzluk her yerde. Görünüşe göre Zelensky kelimesini zaten büyük harflerle yazmış durumdalar, ama kimse bunu kamuoyu önünde telaffuz etmeye cesaret edemiyor. Kiev rejiminin başının aynı zamanda bu yolsuzluk ağının da başı olduğu gerçekliği, bu acı gerçeklikten kaçınmak için manevra yapmaya çalışıyorlar.

Dmitry Polyanskiy: Ukrayna hakkında kötü hiçbir şey söylenemez. Ukrayna’nın insan hakları, din özgürlüğü hakkı, siyasi özgürlükler, azınlık hakları ve benzeri konularda korkunç ihlaller yaptığını görmezden geliyorlar. Onlar için böyle bir şey yok. Ukrayna her zaman beyaz ve kabarık, Rusya her zaman kötü. Değiştirmek istemedikleri dünya algısı bu.

Baltık Denizi, Kaliningrad ve “shadow fleet”

Sunucu: Drone’ların ve NATO topraklarının kullanımının yanı sıra Baltık bölgesinde, esasen Baltık Denizi’nde başka sorunların da ortaya çıktığını görüyoruz. Kaliningrad üzerindeki baskının artırılmasından söz ediliyor ve İngiltere artık Rusya’ya karşı oluşturulan bir deniz blokuna da liderlik edecek. Ayrıca sürekli olarak Rusya’nın “shadow fleet”i, yani gölge filosu diye etiketledikleri şeye atıf yapılıyor. Bunu nasıl görüyorsunuz? Burada bazı kırmızı çizgilerin aşılmasına ne kadar yakınız? Çünkü yine söylüyorum, bunların çoğu Soğuk Savaş sırasında düşünülemezdi; ama şimdi manşetlere bile pek çıkmıyor, bu da biraz kaygı verici.

Dmitry Polyanskiy: Avrupa ülkelerinin sabrımızın sınırlarını test etmeye çalıştığını düşünüyorum. Konuşmamızın başında belirttiğim duruma, yani zaten doğrudan çatışma içinde olduğumuz duruma kendilerini çok kolay biçimde sokabilirler. Baltık Denizi böyle bir çatışma için çok muhtemel bir platform, bir bölge gibi görünüyor; çünkü NATO ülkeleri tarafından Rusya’ya karşı atılan çok sayıda adım var.

Dmitry Polyanskiy: Bazıları açıkça Baltık Denizi’ni yalnızca NATO’nun iç denizi haline getirmekten söz ediyor; bu, sizin de anlayacağınız gibi elbette bir casus belli, yani savaş nedenidir. Yanılmıyorsam Litvanya Savunma Bakanı gibi bazı çılgın kişiler de NATO’nun Moskova’daki havayı yatıştırmak için Kaliningrad’ı vurabilecek kapasitede olduğunu Rusya’ya göstermesi gerektiğini söylüyor. Bundan daha sorumsuz açıklamalar hayal edemiyorum.

Dmitry Polyanskiy: Dolayısıyla bütün bu savaşçı hamleler bizi yine, doğrudan çatışmanın bazı analistlerin uyardığı bir şey olmaktan çıkıp hayatın gerçeği haline geldiği duruma yaklaştırıyor. Ve yine bu çizgi çok bulanık. NATO ülkelerinin attığı adımlar ve bütün provokasyonları ile retorikleri nedeniyle maalesef bugün her an bir şey olabilir. Elbette bunlar ülkemde fark edilmeden geçmiyor.

Sergey Karaganov ve nükleer caydırıcılık tartışması

Sunucu: Birkaç gün önce bu programda Sergey Karaganov ile konuştum. Bildiğiniz gibi kendisi Rusya’nın nükleer doktrinindeki değişiklikler bakımından oldukça etkili oldu ve elbette Gorbachev’den Yeltsin’e ve Putin’e kadar herkese danışmanlık yaptı. Geçmişte, Avrupa’yı vurarak Rusya’nın caydırıcılığını yeniden tesis etme fikrini savunduğunu, o zaman küçük bir azınlığa öncülük ettiğini söylüyordu. Şimdi ise bunun değiştiğini ve kendisinin büyük çoğunluğu temsil ettiğini savunuyor. Rusya’nın bu konuda Avrupalılara nasıl yaklaşması gerektiğine dair ruh halinde bir değişim görüyor musunuz, hissediyor musunuz?

Dmitry Polyanskiy: Şunu söyleyebilirim: Rusya’nın uzman topluluğu çok canlıdır ve saygın bir akademisyen olan Sergey Karaganov’unki de dahil olmak üzere çok farklı görüşleri kapsar. Taktik nükleer silah kullanma fikri artık bir tabu değil diyebilirim ve birçok insan bu fikirleri paylaşıyor; bu görünür durumda. Ancak bu hâlâ belirli konularda karar alan çevrelerden gelmiyor. Uzman topluluğu ile karar alma çevreleri arasında büyük bir fark var.

Dmitry Polyanskiy: Yine de değişim görünür durumda; çünkü birçok insan gerçekten hayal kırıklığına uğramış durumda. Birçok insan, onların zaten Rusya’ya karşı doğrudan savaş yürüttüğünü söylüyor. Zaten Rus askerlerini öldürüyorlar. Zaten Rus sivil altyapısının vurulmasına katılıyorlar. O halde neyi bekliyoruz? Bu soru açıkta duruyor ve giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. Bu da bugün hiçbir senaryoyu dışlamamamın nedenlerinden biri. Avrupalı komşularımızın tarafında bir ayılma olmazsa, sanırım işler her an daha kötüye gidebilir.

Siyasi çözüm ihtimali ve Avrupa’daki tutumlar

Sunucu: Ama Putin kısa süre önce savaşın muhtemelen sona ereceğini ya da buna benzer bir şey söyledi. Bu da şu soruyu gündeme getiriyor: Siyasi bir çözüm ya da anlaşma için herhangi bir yol görüyor musunuz? Uzlaşma için herhangi bir alan var mı ya da şu anda böyle bir konuşma yapılıyor mu? Bu meselenin şimdi çözülmesi nasıl mümkün? Çünkü NATO ülkelerinden sık sık savaşın Rusya çekildiğinde biteceği sloganlarını duyuyorum. Ama yine Avrupa ülkeleri, pardon NATO ülkeleri, az çok çok açık biçimde Rusya çekildiğinde NATO’nun içeri gireceğini söyledi. Bu da işi zorlaştırıyor. Fakat yine bunun ötesinde bir tartışmamız yok. Medya manşetlerinin ötesinde, Avrupalı taraftaki meslektaşlarınızın karşılıklı güvenlik kaygılarının dikkate alındığı bir uzlaşma aramaya istekli olduğuna dair herhangi bir işaretiniz var mı, yoksa pek bir şey olmuyor mu?

Dmitry Polyanskiy: Burada, OSCE toplantılarının kenarında yaptığım temaslardan size şunu söyleyebilirim: Olan bitenden gerçekten çok kaygılı olan, bana sorular soran ve benimle temas kuran çok sayıda muhatabım var. Bu, başka bağlamlarda, özellikle de çoğunlukla Security Council (Güvenlik Konseyi) üyeleriyle uğraştığımız UN bağlamında insanın hayal edeceği bir şey değil. Burada konuşabildiğim çevre çok daha geniş.

Dmitry Polyanskiy: Ama aynı zamanda Rusya’ya yönelik ortak çabalarda, Rusya’ya yönelik ortak pozisyonda herhangi bir değişikliği kesinlikle dışlayan bir grup ülke var. Bu kelimeyi kullanabilirsem, onlar meslektaşlarını rehin tutuyorlar. Rusya’ya yönelik kolektif çabalar için herhangi bir hareket alanına izin vermek istemiyorlar. Bunu şimdi Rusya ile müzakerelere başlama, herkes adına konuşabilecek bir kişi tayin etme yönündeki giderek daha belirgin hale gelen anlatıda çok açık biçimde görüyorsunuz.

Dmitry Polyanskiy: Sorun şu ki, bütün Avrupa kıtasının ekonomik faydası için kurulmuş olan European Union’da, Avrupa Birliği’nin üst düzey görevlileri, büyük ölçüde kararları veren kişiler haline geldi. Herkesi bir sürü gibi, çobanlar gibi bir arada tutuyorlar ve bu sürüden ayrılmaya, açık fikirli davranmaya yönelik her girişimi izliyorlar. İnsanlar gerçekten korkuyor; European Commission’dan ve Rusya’ya fazla dostça, Rusya’ya fazla açık görünen şu ya da bu başkente gönderilecek dostane olmayan sinyallerden korkuyorlar. Bu çok tuhaf bir durum ve sağduyuya tamamen aykırı.

Dmitry Polyanskiy: Barış çabalarına gelince, size şunu söyleyebilirim: Barışa giden yol şu anda kesinlikle açık. Bu barış yolunu kesinlikle izlemek istemeyen bir ülkeler grubu ya da bireyler, yani elitler grubu olduğu da kesinlikle açık. Bunun gerçekliği gerçekten kavrayamamaları nedeniyle mi, yoksa başka nedenlerle mi böyle olduğunu bilmiyorum. Ama gerçek şu ki, bu durumun devamına her şeyini yatırmış bir elitler grubu, bir insanlar grubu var.

Dmitry Polyanskiy: Elbette bunların başında Zelensky var. Bu arada bugün, bildiğiniz gibi, onun göreve başlama töreninin yedinci yıldönümü ve şu ana kadar herhangi bir meşru gerekçe olmaksızın Ukrayna iktidarının tepesinde geçirdiği iki yılın da yıldönümü. Yani sadece iktidarı korudu ve bu, şimdi başka birini seçme imkânından mahrum bırakılmış Ukraynalılar için acı bir gün.

Dmitry Polyanskiy: Bu kişi ve yandaşları elbette herhangi bir değişimle ilgilenmiyor; çünkü savaşın sona ermesinin, savaş halinin sona ermesinin, ülkelerine yaptıklarından sorumlu tutulmaları anlamına geleceğini anlıyorlar. Bu değişimi istemiyorlar. Ukrayna’daki herkesin feda edilmesi anlamına gelse bile ülkelerinin sonuna kadar savaşmasını istiyorlar.

Dmitry Polyanskiy: Avrupa’da, bu yolsuz Ukraynalı elitlerin arkasında olan başkaları da var ve sanırım onların da bunu her şeyin tepesinde tutmak ve yolsuzluk skandalları etrafındaki durumu çok düşük bir ısı seviyesinde tutmak için bazı nedenleri var. Bu gruplar birlikte, Ukrayna için cephede her şeyin iyi olduğu, Rusya için her şeyin kötü olduğu, Rusya’nın bütün stratejik avantajlarını kaybetmenin eşiğinde olduğu şeklindeki bu çok çarpık, hayalci düşünceye herkesi ikna etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

Dmitry Polyanskiy: Bence çok yakında, ve bunu Daimi Konsey’in son toplantısında açıkça söyledim, yeniden Rusya’nın fırlatacak yalnızca bir avuç füzesi kaldığını, yeni füzeler yapmak için mikrodalga fırınlardan ve çamaşır makinelerinden çip çıkarmamız gerektiğini söyleyecekleri noktaya dönecekler. Bunu daha önce gördüğümüzü düşünüyorum. Bu insanlar açıklamalarının ne kadar tuhaf duyulduğunu kesinlikle umursamıyor. Durumu olduğu gibi tutmak, Ukraynalıların savaşmaya devam etmesini sağlamak ve Rusya’ya mümkün olduğunca fazla zarar vermek için her şeyi yapabilirler ve yapacaklardır. Bunun sonucunda Ukrayna diye bir şey kalmayacak olsa bile; bütün Ukrayna’nın, yalnızca erkeklerinin değil kadınlarının da feda edilmesi anlamına gelse bile. Bence bu ana çok yakınlar.

Dmitry Polyanskiy: Barışa giden yol kesinlikle açık. Sınırlarımızda normal bir komşu istiyoruz. Rusya ile birleşme arzularını ve isteklerini ortaya koyan bölgeler var ve biz onları kendi anayasalarına ve bizim anayasamıza uygun olarak kabul ettik. Bu, bu bölgelerin topraklarının ya askeri yollarla ya da Ukraynalıların rızasıyla özgürleştirilmesi gerektiği anlamına geliyor.

Dmitry Polyanskiy: Ayrıca Ukrayna’nın geri kalanının nasıl görüneceği de büyük bir soru. Rusça konuşanların haklarına saygı gösterme bakımından görevlerini kesinlikle yerine getirmeyen aynı rejime, Ukrayna’nın kalan kısmındaki rejime tahammül etmeyeceğiz. Ukrayna, Rus dilini, aslında herhangi bir dili resmen yasaklayan dünyadaki tek ülkedir ve bunu anayasal hükümleriyle mutlak çelişki içinde yapmaktadır. Anayasasını ayaklar altına almaktadır.

Dmitry Polyanskiy: Biz normal bir komşu istiyoruz. Sınırlarımızda Rusya’yı tehdit etmeyecek normal bir ülke istiyoruz. Rusya ve Ukrayna bağımsız devletler olarak ortaya çıktığı anda iyi komşuluk anlaşması imzaladığımız bir ülke istiyoruz. Ukrayna’da bu anlaşmaya aykırı çok şey yapıldı. Dolayısıyla Ukrayna topraklarından bize artık daha fazla sorun gelmeyeceğinden emin olmak için bu durumu istiyoruz. Bu kadar basit.

Dmitry Polyanskiy: Yani bu yol açık. Herkes bunu anlıyor. Ama bazı insanlar şu acı gerçeği görmezden gelmeyi tercih ediyor: Ya bu senaryo olacak ya da Ukrayna açısından öngörülebilir bütün olumsuz sonuçlarla ve Rusya ile NATO arasında doğrudan askeri çatışma riskinin artmasıyla, Avrupa kıtası için bütün öngörülebilir sonuçlarla birlikte savaşmaya devam etmek zorunda kalacağız. Bu kadar basit.

OSCE’nin geleceği ve Avrupa güvenliği

Sunucu: Son sorum şu: Avrupa güvenliğini yönetme bakımından OSCE için herhangi bir gelecek görüyor musunuz? Çünkü Soğuk Savaş boyunca blok siyasetini aşmanın bir yolunu bulmaya çalıştık ve 1975’te Helsinki Accords ile bazı formüller üzerinde çalışmaya başladık. 1990’a gelindiğinde yeni bir Avrupa için Charter of Paris vardı. Artık bölünme çizgileri olmamalıydı, blok siyaseti olmamalıydı. Bölünmez güvenliğe sahip olmalıydık. OSCE’yi de sizin elbette Rusya Federasyonu’nun büyükelçisi ve daimi temsilcisi olduğunuz bu temel üzerinde kurduk.

Sunucu: Ama 1990’ların ortasına gelindiğinde, birbirimize karşı güvenlik yerine birbirimizle birlikte güvenlik arayacağımız bu kapsayıcı Avrupa güvenlik mimarisinin esasen NATO genişlemesi lehine terk edildiği belli oldu. Şimdi ise NATO’nun parçalanmasına ilişkin daha fazla konuşma olduğunu görüyoruz. ABD’nin aynı bağlılığı yok. Yeni uluslararası güç dağılımına uyum sağlıyor. Sizce bu değişiklikler göz önüne alındığında, mümkün olduğunca çok silahla birbirimizi caydırmaya odaklanmak yerine, uzun yıllar boyunca hedef olan şeyi izleyerek kapsayıcı bir güvenlik mimarisi fikrini yeniden canlandırmak için bazı fırsatlar var mı?

Dmitry Polyanskiy: OSCE maalesef şu anda, bu ifadeyi kullanabilirsem, yapay solunuma bağlı; komaya çok yakın. Çünkü bu örgütün yaratılış biçimi, öncüllerimiz tarafından görülüş biçimi, bugün işleyiş biçimine tamamen aykırı. Bu örgüt hiçbir zaman blok mantığı için tasarlanmadı. Tam olarak blok mantığına alternatif olarak kuruldu. Herkes için güvenlik sağlayabilecek bir örgüt olarak yaratıldı ve hâlâ orada duran çok önemli belgeler, çok önemli araçlar oluşturdu. Kimse şu ya da bu aracın modası geçti ve onu asla kullanmayacağız demiyor. Bunlar hâlâ OSCE araç kutusunda.

Dmitry Polyanskiy: Ama NATO ülkeleri bu fırsatı kullanmak ve Rusya’yı ve diğerlerini de içeren, herkes için bölünmez güvenliğe dayalı bu güvenlik mimarisini inşa etmek yerine başka bir yol seçti. NATO’nun bu sınırsız, sebepsiz genişlemesi uğruna her şeyi feda ettiler. NATO, şu anda hepimizin gördüğü gibi saldırgan bir bloktur. Bir hasım belirlemek zorundadır ve Rusya’yı açıkça bir düşman ve bir hasım olarak tanımlamaları yalnızca zaman meselesiydi. Hasım olmayan bir durumda yaşayamazlar. O zaman elbette soru şu olur: NATO’yu tutmanın anlamı nedir?

Dmitry Polyanskiy: Bu, OSCE’nin profilini ve kurucu ilkelerini kesinlikle tahrip ediyor. Adım adım bütün anlaşmalar, bütün düzenlemeler, bütün şeffaflık ve güven artırıcı önlemler NATO ülkelerinin bu davranışıyla zayıflatıldı. Bugün gördüğümüz şey çok üzücü bir tabloyu temsil ediyor. Çünkü ortak güvenlik kavramlarını tartışmak, güçlerimizi birleştirerek verimli biçimde karşılayabileceğimiz ortak meydan okumaları ele almak yerine bu platform NATO ülkeleri tarafından tekelleştiriliyor ve Rusya’ya karşı hibrit savaşta bir araç olarak kullanılmaya çalışılıyor.

Dmitry Polyanskiy: Her şey Ukrayna hakkında. Her şey Ukrayna’da ne olduğuna ve bunun neden olduğuna dair bu yanlış algıyla zehirlenmiş durumda. Hiçbir şey duymak istemiyorlar. Yani bu bir siper gibi ve elbette biz orada farklı siperlerdeyiz. Diyalog yok; sorun bu. Diyalog ancak, bir tür diyalog olarak, koridorlarda bir şeyleri tartışabildiğimiz yerlerde var; ama bu karar alma düzeyi değil. Umarım konuştuğum muhataplarım adına belirli bir farkındalık yaratıyordur.

Dmitry Polyanskiy: Ama OSCE’nin resmi tarafına bakarsanız bunun sadece boş konuşma ve Rusya’ya yönelik boş tehditlerden ibaret olduğunu görürsünüz. Her şey Rusya’ya yükleniyor. Her olay Ukrayna ve sponsorları tarafından bu Rusya karşıtı, Rusofobik anlatıyı ilerletmek için kullanılıyor. Bu çok üzücü bir tablo ve elbette bu örgütün geleceği ve katma değeri hakkında çok sayıda soru ortaya çıkarıyor.

Dmitry Polyanskiy: Bu örgüt Batılı ülkeler için Rusya’yı eleştirme ve Rusya’ya saldırma aracı olamaz. Artık çekildiğimiz Council of Europe var. Elbette European Union da var. Orada saatlerce Rusya’ya saldırabilir, Rusofobik kafiyeler ve başka şeylerle kendilerini neşelendirebilirler. Ama bu, Avrupa güvenliği meseleleriyle ilgilenmesi gereken ciddi bir örgüt. Biz oradayız; tam da bu meseleyle ilgilenmek için oradayız. Hâlâ oradayız. Çekilmiyoruz. Bu platformu hâlâ yaklaşımlarımızı, değerlendirmelerimizi Avrupalı komşularımıza duyurmak için kullanmaya çalışıyoruz.

Dmitry Polyanskiy: Ama bu böyle devam ederse, bu örgütün geleceğine çok fazla bahis oynamazdım. Maalesef bu örgütü aynı yapay solunum durumunda tutmak için her şeyi yapmaya hazır çok sayıda ülke var; bunun belirli bir komaya ve OSCE’nin bir araç olarak tamamen ortadan kaybolmasına yol açabileceği gerçeğini görmezden geliyorlar. Bu elbette üzücü olurdu; ama çok hızlı biçimde ortaya çıkardıkları senaryo bu.

Sunucu: Evet. Bu, blok siyasetine dönüş sorunu olarak yaygın biçimde tanınıyor. İttifak sistemi sürekli çatışmaya bağlıdır. Nitekim barış başladığında ittifak sistemleri dağılmaya eğilimlidir. 1990’larda NATO’daki ana tartışmanın “alan dışına çık ya da işlevsiz kal” olmasının nedeni de buydu; çünkü güç yapılarını bir arada tutmak için yeni bir misyon bulunması gerekiyordu. Her neyse, zaten zamanınızdan yeterince aldım. Bu yüzden tekrar teşekkür etmek istiyorum büyükelçi, zaman ayırdığınız için.

Dmitry Polyanskiy: Teşekkür ederim. Rica ederim.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol