İsmi Belirtilmeyen Konuk: Donald Trump’ın İran Tehdidi Müzakereleri Zora Sokuyor
İngilizce yayımlanan podcast bölümünde, adı transkriptte belirtilmeyen bir sunucu ile bir konuk, President Donald Trump’ın İranlı müzakerecilere yönelik tehditkâr sözlerini, İsviçre’de yürütülen ABD-İran temaslarını, Hormuz Boğazı üzerindeki gerilimi ve Lübnan’daki ateşkes başlığını ele aldı. Tartışmanın önemi, konuşmacıların Trump’ın açıklamalarını yalnızca diplomatik üslup sorunu olarak değil, İran’la müzakerelerin seyri, İsrail’in bölgedeki pozisyonu ve ABD askeri varlığının geleceğiyle bağlantılı görmesinden kaynaklandı.
Trump’ın İranlı Müzakerecilere Tehdidi
Program, sunucunun President Trump’ın bir gün önce yaptığı açıklamalara ilişkin sorusuyla açıldı. Sunucu, Trump’ın İsviçre’de ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile görüşen İranlı müzakerecileri, Trump’ın hoşuna gidecek şekilde müzakere etmemeleri halinde öldürmekle tehdit ettiğini söyledi ve konuğun bu açıklamalara bakışını sordu.
Konuk, Trump’ın sözlerinin hâlâ şaşırtıcı olabileceğini belirtti ancak bunun daha geniş bir davranış kalıbı içinde görülmesi gerektiğini savundu. "Trump’ın söylediklerine hâlâ şaşırabilen biri varsa, sanırım bu buna girer," diyen Konuk, Trump’ın daha önce de buna benzer talimatlar verdiğini ileri sürdü. Konuğa göre mesele yalnızca sert bir retorik değildi; Trump’ın öngörülemezliği ve ruh haline ilişkin bir göstergeydi.
Konuk, Trump’ın sabah erken saatlerde yaptığı paylaşımlara ya da açıklamalara nasıl geldiğini bilmediğini söyledi. "Sabah kalkıp bunları yazmak için gece ne yaptığını bilmiyorum ama bu müzakerelere kesinlikle yardımcı olmuyor," diyen Konuk, İran tarafının da bunu açıkça gösterdiğini ifade etti. Ona göre İranlıların JD Vance ve Amerikan heyetiyle İsviçre’de ortak bir fotoğraf vermeyi reddetmesi, Trump’ın sözlerinin diplomatik etkisini ortaya koyuyordu.
Bununla birlikte konuk, İranlıların süreci tamamen terk etmediğini vurguladı. Görüşmelerin hâlâ sürdüğünü söyledi ve JD Vance’in de "büyük ilerleme" kaydedildiğini belirttiğini aktardı. Konuk bu ifadenin ne anlama geldiğinin henüz görülmesi gerektiğini ekledi.
Hormuz Boğazı ve Trey Yingst’in Aktardığı Sözler
Programın ikinci bölümünde sunucu, Chris adlı kişiden Trey Yingst’in aktardığı ifadelerin ekrana getirilmesini istedi. Sunucu, Trey Yingst’i Fox News’ten eski bir meslektaşı olarak tanıttı ve Yingst’in President Trump ile yaptığı görüşmede Trump’ın İran’a yönelik sözlerini aktardığını söyledi.
Sunucuya göre Trump, Hormuz Boğazı’nı kastederek İran’a, "Boğazı kapatırsan bir ülken olmaz," dedi. Aynı aktarımda Trump’ın, "Kahrolası ülkene geri bile dönemeyeceksin," dediği de belirtildi. Sunucu, tehdidin doğrudan Hormuz Boğazı üzerinden kurulduğunu vurguladı.
Sunucu ayrıca Alastair Crooke ve Larry Johnson’ın değerlendirmelerine atıf yaparak Hormuz Boğazı’nın fiilen İran’ın kontrolünde olduğunu söyledi. Buna göre İran gemileri geçiş yapabiliyor, ancak diğer ülkelerin gemileri geçemiyordu. Sunucu, kimsenin İran gemilerine müdahale etmediğini; İranlıların zaten buna engel olmadığını, ABD Donanması’nın ise bölgede bulunmadığını ileri sürdü.
Bu bölümde konu yalnızca Trump’ın sözleriyle sınırlı kalmadı. Sunucu, Hormuz Boğazı’nın bölgesel denge ve enerji akışı açısından belirleyici olduğunu ima ederek bunun "büyük mesele" olduğunu söyledi. Ardından konuşma, bu başlığın daha önce yapılan mutabakatın bir parçası olup olmadığına yöneldi.
Mutabakat, Lübnan ve Ateşkes Meselesi
Konuk, Hormuz Boğazı’nın anlaşmanın bir parçası olduğunu söyledi ve ikinci önemli başlığın Lübnan’da ateşkes olduğunu belirtti. Ona göre Lübnan, sözde "memorandum of understanding" yani mutabakat muhtırasının ilk paragrafında üç kez geçiyordu. Bu vurgu, İran’ın müzakerelere bakışında Lübnan’ın merkezi bir yer tuttuğunu gösteriyordu.
Konuk, İranlıların bu tabloyu nasıl değerlendireceğine ilişkin olarak JD Vance’e şu mesajı vereceklerini söyledi: Trump’ın Hormuz Boğazı’nın açık kalmasına gerçekten ihtiyacı var. "Trump’ın o boğazın açık kalmasına gerçekten ihtiyacı var," diyen Konuk, bu ihtiyacın yaşanan bütün gerilimin arkasındaki ana unsurlardan biri olduğunu savundu.
Larry Johnson’ın değerlendirmesine atıf yapan konuk, ABD’nin yakıt konusunda ciddi bir baskı altında olduğunu da aktardı. "Larry’nin etkili biçimde belirttiği gibi, yakıtımız tükeniyor; üç hafta içinde rezervimiz kalmayacak," diyen Konuk, bunun Hormuz Boğazı’nın açılması yönündeki ihtiyacı daha da artırdığını ifade etti.
Bu çerçevede konuk, Trump’ın asıl zor kararının İsrail üzerinde baskı kurup kurmayacağı olduğunu söyledi. Ona göre Trump, Benjamin Netanyahu ve Tel Aviv’de iktidar için daha iddialı ya da daha tehditkâr pozisyon alan diğer isimler üzerinde baskı kurarak Lübnan’da ateşkesi sağlayıp sağlayamayacağına karar vermek zorunda kalacaktı.
İsrail, ABD Askeri Varlığı ve Trump’ın Kararı
Konuk, İsrail’in durmaması halinde Trump’ın çok zor bir kararla karşı karşıya kalacağını söyledi. Bu kararın özü, ABD’nin bölgedeki askeri unsurlarını çekmeye devam edip etmeyeceğiydi. Konuk, savaş uçakları, bombardıman uçakları, yakıt ikmal uçakları ve hava savunma unsurlarını özellikle saydı.
Konuğa göre ABD bu unsurları bölgeden çekmeye devam ederse, İsrail İran’dan gelebilecek büyük bir saldırı karşısında oldukça savunmasız kalacaktı. "ABD savaş uçaklarını, bombardıman uçaklarını, yakıt ikmal uçaklarını ve hava savunma unsurlarını bölgeden çekmeye devam mı edecek?" diyen Konuk, bunun İsrail’i İran karşısında yalnız bırakabileceğini belirtti.
Konuk, Trump söz konusu olduğunda bu kararın nasıl sonuçlanacağını öngörmenin zor olduğunu söyledi. Ancak sürecin bu noktaya doğru ilerlediğini savundu. Ona göre ABD askeri varlığının azaltılması devam ederse İsrail kendi başına kalacak ve böyle koşullarda uzun süre dayanamayacaktı.
Son bölümde konuk, "Eğer ABD unsurlarını çekmeye devam ederse, söylediğim gibi İsrail bu işte tek başına kalacak," diyerek değerlendirmesini özetledi. "Bu tür koşullarda bunun sürmesi mümkün değil," diyen Konuk, İsrail’in ABD desteği olmadan mevcut baskıya dayanamayacağını savundu.
Trump’ın Tehdidi ve İsviçre Görüşmeleri
Sunucu: President Trump’ın dün yaptığı, İsviçre’de ABD Başkan Yardımcısı ile masaya oturan İranlı müzakerecileri, Trump’ın hoşuna gidecek şekilde müzakere etmezlerse öldürmekle tehdit eden açıklamalarına bakışınız nedir?
Konuk: Eğer Trump’ın söylediklerine hâlâ şaşırabilen biri varsa, sanırım bu da o kategoriye girer. Daha önce bunun tam olarak yapılması için sayısız kez talimat vermemiş olsaydı bu kadar kötü olmazdı. Yani bu, Trump’ın ne kadar dengesiz, ne kadar iyi durumda olmadığının bir parçası.
Konuk: Sabah kalkıp bunları yazmak için gece ne yaptığını bilmiyorum ama bunun müzakerelere yardımcı olmadığı kesin. İranlılar da bunu, İsviçre’de Vance ve Mutt ile Jeff’le birlikte bir fotoğraf fırsatına çıkmayı reddederek açıkça gösterdi.
Konuk: Ama iyi olan şu ki İranlılar tamamen çekip gitmedi ve görüşmeler sürüyor. Hatta Vance’in kendisi büyük ilerleme kaydedildiğini söylüyor. Bunun ne anlama geldiğini göreceğiz.
Hormuz Boğazı Üzerindeki Tehdit
Sunucu: Chris, Trey Yingst’ten gelen tam ekranı koyabilir misin? Trey, Fox’tan eski bir meslektaşım. President Trump ile röportaj yaptı ve Trump’ın ona esasen şunu söylediğini aktardı: "Onu kapatırsan," yani Hormuz Boğazı’nı, "bir ülken olmaz." Sonra da, "Kahrolası ülkene geri bile dönemeyeceksin," dedi.
Sunucu: Yani tehdit Hormuz Boğazı üzerinden. Dostlarımız Alastair Crooke ve Larry Johnson’a göre burası tamamen İranlıların kontrolü altında. Biz konuşurken çok sayıda İran gemisi geçebiliyor ama başka ülkelerin gemileri geçemiyor ve kimse de bu İran gemilerine müdahale etmiyor. Açıkçası İranlılar etmiyor; ABD Donanması da gitmiş durumda.
Mutabakat, Lübnan ve Ateşkes
Konuk: Şimdi bu büyük bir mesele. Bu anlaşmanın parçasıydı, değil mi? Diğer kısmı da Lübnan’ı kapsayacak şekilde Lübnan’da ateşkesti. Lübnan, sözde görev muhtırasının değil, yanlış anlaşılma muhtırasının değil, mutabakat muhtırasının ilk paragrafında üç kez geçiyor.
Konuk: Peki İranlılar bundan ne çıkaracak? Vance’e şunu söyleyecekler: Trump’ın o boğazın açık kalmasına gerçekten ihtiyacı var. Yani bütün bunların arkasında bu var. Larry’nin etkili biçimde belirttiği gibi, yakıtımız tükeniyor. Üç hafta içinde hiç rezervimiz kalmayacak. Peki bu ne demek? O boğazın açılması gerekiyor.
Netanyahu’ya Baskı ve ABD’nin Askeri Varlığı
Konuk: Dolayısıyla büyük soru elbette şu: Trump, Netanyahu’ya ve Tel Aviv’de iktidar için daha da haklılık iddiasındaki ya da daha tehditkâr rakiplerine baskı yapacak mı? Onlara baskı yapıp Lübnan’daki ateşkesi durdurmalarını sağlayacak mı?
Konuk: Eğer İsrail devam eder ve durmazsa, Trump gerçekten çok zor bir karar vermek zorunda kalacak. Savaş uçaklarımızı, bombardıman uçaklarımızı, yakıt ikmal uçaklarımızı, hava savunma unsurlarımızı bölgeden çekmeye devam edip İsrail’i İran’dan gelecek bir saldırı karşısında oldukça çıplak mı bırakacak, yoksa bunu yapmayacak mı?
Konuk: Bunu nasıl öngörebilirsiniz bilmiyorum, özellikle de Trump söz konusuyken. Ama iş bu noktaya geliyor. Ve eğer ABD unsurlarını çekmeye devam ederse, söylediğim gibi İsrail bu işte tek başına kalacak. Bu tür koşullarda bunu sürdürmesi mümkün değil.