Ghassan Hitto: Suriye’nin Yeniden İnşası On Yıllar Alacak, Ama Umut Geri Döndü
İngilizce yapılan bu bölümde The Thinking Muslim sunucusu Jalal, Damascus’un eski şehir merkezinde Syria Forum’un başkanı ve kurucu ortağı Ghassan Hitto ile Suriye’nin yeniden inşasını, ekonomisini, toplumsal barış arayışını ve savaş sonrası güvenlik ortamını konuştu. Görüşme, Bashar al-Assad sonrası dönemde Suriye’nin yoksulluk, yıkım, yaptırımlar, mülteci dönüşü ve geçiş dönemi adaleti gibi çok katmanlı sorunlarla nasıl baş edeceğine odaklandı.
Damascus’un Tarihi ve Suriye’nin Ummah İçindeki Yeri
Söyleşi, Damascus’un eski şehir bölgesindeki Nuri Bimaristan’da yapıldı. Ghassan Hitto, mekânın yaklaşık bin yıl önce hastane olarak inşa edildiğini ve bugün Müslümanların tıbba katkılarını gösteren bir müze olduğunu anlattı. Babasının tekstil dükkânının bu yapının hemen yanında bulunduğunu söyleyen Hitto, kendisinin de bu bölgede büyüdüğünü belirtti.
Hitto, Damascus’un hem Suriyeliler hem de Suriyeli olmayanlar için özel bir anlam taşıdığını söyledi. "Suriye, Sham’ın kalbinde yer alıyor; Suriye’yi tanımak bizim bir parçamızı tanımaktır," diyen Ghassan Hitto, ülkenin Müslümanlar açısından tarihî ve dinî önemini vurguladı. Khalid bin Walid, Bilal Habeşi ve başka önemli şahsiyetlerin kabirlerinin Suriye’de bulunduğunu hatırlattı.
Sunucu Jalal da Damascus’ta Sahabe kabristanlarını ve Müslümanlar için tarihî değeri yüksek mekânları ziyaret etmenin kendisi için güçlü bir tecrübe olduğunu söyledi.
Yoksulluk, Yıkım ve Yeniden İnşa Maliyeti
Suriye’nin bugünkü ekonomik ve sosyal tablosunu değerlendiren Hitto, ülkenin ağır bir yıkım mirası devraldığını söyledi. Jalal’ın Suriyelilerin yüzde 90’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığına dair hatırlatmasına karşılık Hitto, bu rakamın yanı sıra eğitim, konut ve insani ihtiyaç alanlarında da büyük bir kriz bulunduğunu anlattı.
Hitto’ya göre Assad rejimi son 14 yılda 9 binden fazla okulu yok etti; bu okulların yaklaşık yarısı tamamen, yarısı ise kısmen yıkıldı. Bunun sonucu olarak 2,4 milyon okul çağındaki çocuk okula gidemiyor. Ayrıca 2 ila 3 milyon konut birimi tahrip edildi. "Ülke şu anda iyi hissetmiyor; hasta, ama inşallah iyileşecek," diyen Ghassan Hitto, toparlanmanın yalnızca Suriyelilerin değil, bölgedeki ve dünyadaki Müslümanların da katkısını gerektirdiğini belirtti.
World Bank (Dünya Bankası), Suriye’nin yeniden inşa maliyetini yaklaşık 216 milyar dolar olarak hesaplıyor. Hitto, bu rakamın aslında en düşük tahminlerden biri olduğunu, bazı tahminlerin 600 milyar dolara kadar çıktığını söyledi. Suriye krizinin uluslararası toplum tarafından yakın tarihin en ağır insani krizlerinden biri olarak tanımlandığını belirten Hitto, toparlanmanın muhtemelen 10 ila 20 yıl sürebileceğini ifade etti.
Jalal, Damascus çevresinde özellikle Jobar, Qaboun ve Yarmouk gibi bölgelerde gördüğü yıkımı Gaza’daki manzaralara benzetti. Hitto ise Damascus’ta beş büyük mahallenin tamamen yerle bir edildiğini, Homs ve Deir ez-Zor gibi şehirlerde yıkımın daha da geniş ölçekli olduğunu anlattı. Birleşmiş Milletler’e göre 15 milyon Suriyelinin yardıma muhtaç kategorisinde bulunduğunu, ülke içinde hâlâ yaklaşık 1,4 milyon kişinin kamplarda yaşadığını söyledi.
Korkudan Umuda: Toplumun Yeniden Sorumluluk Alması
Hitto, yıkımın büyüklüğüne rağmen ülkede belirgin bir umut havası olduğunu savundu. Ona göre insanlar Bashar al-Assad sonrası dönemde ilk kez ülkenin yeniden kendi ellerinde olduğunu hissetmeye başladı. "İnsanlar sanki ‘Bir rüyadan mı uyandık, yoksa hâlâ rüyada mıyız?’ diyor," diyen Ghassan Hitto, toplumun korkudan çıkıp yeniden özne olma sürecinden geçtiğini söyledi.
Jalal, Suriye’de insanların artık daha açık konuşabildiğini, bunun Assad rejimi döneminde imkânsız olduğunu belirtti. Hitto da bu röportajın eski rejim altında yapılamayacağını ifade etti.
Yeni yönetimin otoriterleşip otoriterleşmeyeceği sorusu üzerine Hitto, mevcut hükümete güvendiğini söyledi. Ona göre yeni yönetim, son dönemde farklı silahlı grupları konsolide etti, mümkün olduğunca çok kesimi dahil etmeye çalıştı ve Assad’ın devrilmesinden sonra düzeni sağladı. "Bu hükümetin doğru olanı yapacağına güveniyor muyum? Kesinlikle," diyen Ghassan Hitto, yönetimin kapsayıcılığının zaman alacağını belirtti.
Bununla birlikte Hitto, toplumun pasif kalması halinde kendi otoriterliğini üretebileceği uyarısında bulundu. Suriyelilerin sivil katılımı öğrenmesi, sokak temizliği, okul tamiri ve yerel girişimler gibi alanlarda daha aktif olması gerektiğini savundu. Ona göre halk soru sormalı, eleştirel olmalı ama yapıcı kalmalı.
Hitto, bazı çevrelerin yeni yönetimden bir gecede “İslam devleti” kurmasını beklemesini de eleştirdi. President Ahmed’in Müslüman kimliği üzerinden beklentilerin büyütüldüğünü söyleyen Hitto, toplumsal dönüşümün aşamalı olacağını vurguladı. Turkey örneğini vererek President Erdoğan dönemindeki dönüşümlerin de zaman aldığını söyledi.
Yaptırımlar, Bankacılık ve Yatırım Ortamı
Görüşmede Suriye ekonomisinin yaptırımlar sonrası durumu da ele alındı. Jalal, EU ve US yaptırımlarının kaldırılma sürecine girdiğini, ancak bankacılık sisteminin hâlâ tam işlememesi nedeniyle ülkede dolar gibi sert para birimlerinin kullanıldığını hatırlattı.
Hitto, yaptırımların pratik anlamda tamamen kalkmadığını, sürecin teknik ayrıntılar nedeniyle devam ettiğini söyledi. Bankacılık sisteminin büyük bir sorun olduğunu, Syrian banks’in uluslararası finans sistemiyle bağlantı kuracak kapasiteyi geliştirmesi gerektiğini belirtti. KYC süreçleri ve uluslararası standartlara uyumun önemine dikkat çekti.
Syria Forum’un fonlarını Syrian banks üzerinden yönettiğini söyleyen Hitto, ülkeye yasal yollarla para sokmanın bazı yöntemleri bulunduğunu, Swift dışında hawala sistemi veya Turkey üzerinden bazı kanalların kullanılabildiğini anlattı.
Foreign investment (yabancı yatırım) konusunda Hitto, birkaç ay önce President Ahmed ile görüştüğünde 58 milyar dolarlık taahhütten söz edildiğini aktardı. Ancak taahhüt edilen paranın ne kadarının fiilen geldiği ve projelerin ne ölçüde başladığı konusunda temkinli konuştu. "Suriye büyük bir yatırım fırsatıdır; turizmden imalata, tarımdan başka sektörlere kadar her alanda bu böyledir," diyen Ghassan Hitto, ülkeyi “green field” yani baştan kurulabilecek geniş bir yatırım alanı olarak nitelendirdi.
Hitto’ya göre asıl mesele cazip bir yatırım ortamı oluşturmak. Bunun için yatırım yasaları, vergi düzenlemeleri, iş gücü mevzuatı, nitelikli insan kaynağı ve yatırımcı koruması gibi başlıklar ele alınmalı. Syria Forum’un araştırma merkeziyle birlikte yatırım ortamına ilişkin üç günlük bir konferansa katkı verdiğini söyledi.
Üretim Ekonomisi, Tarım ve Tekstil
Jalal, Assad rejiminin kapalı ve yarı sosyalist bir ekonomik yapı kurduğunu, ihracatın büyük ölçüde tekstil, petrol ürünleri ve sınırlı bazı kalemlere dayandığını belirterek bugünkü yatırım ve ihracat fırsatlarını sordu.
Hitto, hızlı paranın ithalat ve inşaat sektöründe görülebileceğini ancak Suriye’nin asıl ihtiyacının üretim ekonomisi olduğunu söyledi. Tarımın geleneksel bilgi birikimi nedeniyle önemli bir alan olduğunu, bölge ülkelerinin Suriye’den meyve ve sebze gibi tarımsal ürünlere ihtiyaç duyduğunu belirtti. Tekstilin de yeniden canlandırılması gereken temel sektörlerden biri olduğunu anlattı.
Suriye’nin Mediterranean Sea (Akdeniz) kıyısındaki limanlara, Jordan, Turkey ve Iraq’a yakınlığı nedeniyle stratejik bir konumda bulunduğunu vurguladı. Bu konumun, doğal kaynaklardan bağımsız olarak ülkeyi yatırım için cazip kıldığını ifade etti.
Hitto, ithalata tamamen karşı olmadığını ancak ithalat ile yerel üretim arasında denge kurulması gerektiğini söyledi. "Suriyeliler için istihdam yaratan her yatırım doğru yönde atılmış bir adımdır," diyen Ghassan Hitto, yine de ülkenin tarihsel olarak bölgeye kaliteli ürünler üreten bir ekonomi olduğunu hatırlattı.
Diaspora, Mülteciler ve Bilgi Transferi
Suriye’nin en büyük potansiyellerinden birinin ülke dışında yaşayan Suriyeliler olduğu vurgulandı. Jalal, milyonlarca Suriyeli mültecinin ve diaspora üyesinin dünyanın farklı yerlerinde bilgi, sermaye ve uzmanlık biriktirdiğini söyledi.
Hitto, Suriyeli mültecilerin sayısının yaklaşık 7 milyon olduğunu, bunun 3,5 milyonunun Turkey’de bulunduğunu, diğerlerinin Europe, Lebanon, Jordan, Egypt ve başka ülkelerde yaşadığını söyledi. 2011 öncesinde ülke dışında bulunan Suriyelilerle 2011 sonrasında mülteci olanların birlikte büyük bir uzmanlık havuzu oluşturduğunu belirtti.
Syria Forum’un Dulani adlı programıyla diaspora uzmanlarını gönüllü eğitmen olarak ülkeye getirdiğini anlattı. Bu kişiler üç buçuk ay boyunca belirli becerilerde eğitim veriyor ve program mezunları işe yerleştiriliyor. "Eğitim olsun diye eğitim vermiyoruz," diyen Ghassan Hitto, amaçlarının doğrudan istihdama giden beceri kazandırmak olduğunu açıkladı.
Hitto, tüm diasporadan ülkeye dönmesini istemenin gerçekçi olmadığını söyledi. UK veya US vatandaşı olmuş kişilerin bulundukları yerden de katkı verebileceğini belirtti. Yılda 200 saat ayırabilecek bir uzmanın bile büyük fark yaratabileceğini savundu.
Suriyeli Olmayan Müslümanların Rolü ve Turizm
Jalal, Suriye devriminin Suriyeli olmayan Müslümanlarda da güçlü bir dayanışma hissi oluşturduğunu belirtti ve onların nasıl katkı verebileceğini sordu. Hitto, Suriye’nin bilad al-Sham içindeki konumunun Müslümanlar için özel olduğunu söyledi. US’te 42 yıl yaşadıktan sonra Suriye’ye dönmesinin nedenlerinden birinin de bu bilinç olduğunu anlattı.
Hitto, özellikle genç Müslümanlara Suriye’ye gelip insanlarla tanışmalarını tavsiye etti. "Sadece gelip konuşmanızın insanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığına inanamazsınız," diyen Ghassan Hitto, Suriyelilerin defalarca ölümle yüzleştiğini ve dışarıdan gelen ilginin onlara umut verdiğini söyledi.
Eğitim, İngilizce öğretimi, gönüllülük, araştırma merkezleriyle akademik etkileşim ve mesleki beceri aktarımı gibi alanlarda katkı imkânları bulunduğunu belirtti. Turizm alanında da Ministry of Tourism’in (Turizm Bakanlığı) önemli adımlar attığını, daha önce kapalı olan tarihî alanların açıldığını, lisanslı şoför ve rehber bulmanın kolaylaştığını anlattı.
Hitto, liberation sonrası 15 Aralık 2024’te Suriye’ye taşındığını söyledi. İlk dönemde kapalı dükkânlar ve boş raflar gördüğünü, ancak bir yıl içinde Damascus’ta ticari hayatın belirgin biçimde canlandığını anlattı.
Güvenlik, Azınlıklar ve Toplumsal Barış
Jalal, dışarıdan bakan birçok kişinin Suriye’ye gitmekten çekindiğini, Israel’in ülkenin bazı bölgelerini işgal etmiş olması ve bölgesel istikrarsızlık nedeniyle güvenlik endişelerinin bulunduğunu söyledi. Kendisi ise Damascus’ta beklediğinden daha güvenli bir ortam gördüğünü belirtti.
Hitto, güvenlik durumunu “mükemmel” olarak niteledi ve Interior Ministry’nin (İçişleri Bakanlığı) kısa sürede korku üreten yapıdan hizmet sunan yapıya dönüşmesini övdü. Interior Minister Anas Khattab’ın genç ama etkili bir isim olduğunu söyledi. Yollarda hizmet devriyeleri, trafik polisleri ve kamu düzeninin varlığına dikkat çekti.
"İnsanlar dünyanın, kurtuluştan sonraki ilk iki ya da üç ay Suriyelilerin birbirini öldürmesini beklediğini bilmeli," diyen Ghassan Hitto, düzenin ilk 12 saat içinde sağlandığını ve bunun Suriye halkı hakkında çok şey anlattığını belirtti.
Azınlıklar meselesinde Hitto, hükümetin niyetini eylemle gösterdiğini savundu. Ona göre yönetim, azınlıkları toplumsal tepkiye karşı korumaya çalışıyor. Assad rejiminin 60 yıl boyunca şehir-kır, etnik ve mezhepsel gruplar arasında ayrım yaratan bir sosyal mühendislik uyguladığını söyledi. Suwayda, kuzeydoğudaki Kurdish gruplar ve sahil hattındaki Alawite toplulukla ilgili krizlerde hükümetin öğrenen bir yapı gibi davrandığını savundu.
Hitto, Assad rejiminin Alawite mezhebinden gelmesinin bazı Suriyelilerde genelleyici öfke oluşturduğunu, ancak bunun yanlış olduğunu söyledi. Hükümetin nefret söylemini izlediğini, bazı cami görevlilerinin bu nedenle görevden alındığını anlattı.
Sednaya, Tadamon ve Geçiş Dönemi Adaleti
Jalal, Sednaya prison (Sednaya Hapishanesi) ve Tadamon massacre (Tadamon Katliamı) bölgesini ziyaret ettiğini, buraların çok sarsıcı olduğunu söyledi. Savaş suçları, intikam duygusu ve toplumsal uzlaşma arasında nasıl denge kurulacağını sordu.
Hitto, bunun çok zor ve bilgelik gerektiren bir süreç olduğunu belirtti. Transitional justice (geçiş dönemi adaleti), toplumsal barış ve uzlaşma araçlarının birlikte işletilmesi gerektiğini söyledi. Suriye’de geçiş dönemi adaleti komisyonu bulunduğunu, açık delillerle suç işlediği bilinen kişilerin yargı önüne çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Ancak halkın sürecin hızından memnun olmadığını da kabul etti. Birkaç bin kişinin tutuklandığını duyduğunu, fakat suçların büyüklüğü nedeniyle birçok failin hâlâ dışarıda olduğuna dair öfke bulunduğunu söyledi. Suriyelilere, bildikleri suçları belgeleyip Ministry of Justice’e bildirme çağrısı yaptı.
Amjad Yusuf vakasında Hitto, Yusuf’un Assad ordusunda bir subay olduğunu ve emir aldığını iddia ettiğini söyledi. Ancak kendisine göre Yusuf, emir uygulamanın ötesinde Suriyelileri öldürmekten zevk alan aşırı hevesli bir faildi. Tadamon’da insanları gözleri bağlı halde bir hendeğe doğru koşturduğunu, ardından düşenleri vurduğunu anlattı. "Ona ‘Düz koş, özgür olacaksın’ derdi; adam düşerdi ve o da onu vururdu," diyen Ghassan Hitto, bu olayların videolarla belgelendiğini söyledi.
Hitto, Amjad Yusuf’un tekil bir istisna olmadığını, onun gibi yüzlerce kişi bulunduğunu vurguladı. Fadi Saqr gibi isimlerin de sorgulanması gerektiğini söyledi. Kurtuluştan önce hapishanelerde 150 bin kişi olduğu sanılırken yalnızca 10 bin kişinin çıkarıldığını, bu nedenle kayıp sayısının yaklaşık çeyrek milyona ulaştığını belirtti. Ayrıca 1 milyon kişinin öldürüldüğünü, 120 binden fazla kişinin hâlâ kayıp olduğunu söyledi.
Önümüzdeki 5-10 Yıl: Okullar, İşler ve Yatırım
Söyleşinin sonunda Jalal, Syria Forum gibi kuruluşların eğitim, refah ve uzun vadeli kalkınma çalışmalarını hatırlatarak ülkenin 5-10 yıl içinde nereye gidebileceğini sordu.
Hitto, ideal koşullarda sivil toplumun ve hükümetin eş zamanlı olarak kapasite inşa etmesi gerektiğini söyledi. Syria Forum’un yıkılmış okulları onarmaya, insanları eğitip işe yerleştirmeye ve çiftçilere tohum, gübre, sulama malzemeleri gibi tarımsal girdiler sağlamaya devam edeceğini anlattı.
"Bir öğrenciyi sınıfa geri getirdiğimde bu benim için bir kazanımdır," diyen Ghassan Hitto, hükümeti beklemeden her kurumun kendi payına düşeni yapması gerektiğini belirtti. 9 bin okulun yeniden inşasının yalnızca devlete bırakılması halinde çok uzun süreceğini söyledi.
Hitto, hükümetin de kendi kapasitesini hızla artırması gerektiğini, devralınan bürokratik mirasın çok zayıf olduğunu söyledi. Kamu çalışanlarının becerilerinin güncellenmesi, yasaların ve düzenlemelerin iyileştirilmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Son mesajında Hitto, izleyicilere Suriye’yi ziyaret etme, ülkede para harcama, beceri açığını kapatmaya katkı sunma ve yeniden inşaya destek olma çağrısı yaptı. Suriye’nin hem merhamet hem de fırsat gözüyle görülmesi gerektiğini belirtti.
Açılış Montajı
Onlarla oyun oynardı; gözlerini bağlardı. Ona, “Dümdüz koş, özgür olacaksın,” derdi; adam düşerdi ve o da onu vururdu.
Dünya, özgürleşmeden sonraki ilk iki üç ay boyunca Suriyelilerin temelde birbirlerini öldürmesini bekliyordu.
Bu hafta The Thinking Muslim’de, Syria Forum başkanı Rasan Hito ile Syria’dan yaptığımız röportajların ilkini yayınlıyoruz. World Bank, Syria’nın yeniden inşa maliyetini yaklaşık 216 milyar dolar olarak hesaplıyor. Israel, bildiğimiz gibi ülkenin bazı bölgelerini işgal etti. Bana kaç kişinin “Dikkatli ol, burası Syria,” dediğini anlatamam.
Sayın Ahmed’in Müslüman bir cumhurbaşkanı olarak... düzen ilk 12 saat içinde sağlandı. Bu hükümete güveniyor muyum? Bu insanlar ölümü bir kez değil, defalarca gördü.
Saydnaya Hapishanesi’ne gittik. 120.000’den fazla kayıp insanımız var. Bu artık yeniden bizim elimizde. Evlerimizi geri aldık. Şimdi yeniden inşa etmeye başlamamız gerekiyor. Syria’yı ayağa kaldırmak için en uygun olan kim?
Damascus’un Eski Şehrinde
Jalal: Şu anda Damascus’un eski şehrindeyiz; Syria Forum’un başkanı ve kurucu ortağı Gassan Hito ile birlikteyiz. Gassan, esselamu aleykum ve The Thinking Muslim’e hoş geldiniz.
Gassan Hito: Teşekkür ederim kardeşim Jalal, davet ettiğin için. Syria’yı ziyaret ettiğin için de teşekkür ederim.
Jalal: Damascus’ta şimdiden harika birkaç gün geçirdim; buna birazdan geleceğiz. Yabancılar ya da ülke dışında yaşayanlar Syria’nın yeniden inşasına nasıl yardım edebilir? Bugün özellikle Syria’nın ekonomisini, sosyal refahını ve yeniden inşasını konuşmak istiyorum. Ama kamera dışında kısa bir sohbet yaptık ve şu anda bulunduğumuz bu Nuri Bimaristan’ın size yabancı olmadığı anlaşılıyor. Bu bölgede büyümüşsünüz. Şu anda içinde bulunduğumuz bina ve bulunduğumuz bölgeyle ilişkinizi anlatır mısınız?
Gassan Hito: Şu anda tarihin tam ortasındasınız. Damascus üzerine şiirler yazan şairler, zaman zaman burayı evrenin merkezi olarak tasvir etmişlerdir. Damascus’un birçok insanla, Suriyelilerle ve Suriyeli olmayanlarla, pek çok sebepten dolayı romantik bir bağı vardır; çünkü dünyanın en eski kesintisiz yerleşim şehirlerinden biri olarak bilinir.
Bir şehir merkezindeyiz. Tarihi bir semtteyiz. Burası... Burayı seçtiğiniz için gerçekten minnettarım. Bu yer, Müslümanların içinde yaşadığımız medeniyetlere yaptığı katkının önemini gösteriyor. Burası muhtemelen yaklaşık bin yıl önce inşa edilmiş bir hastaneydi.
Jalal: Evet.
Gassan Hito: Ve bu harika bir şey. Burası artık Müslümanların tıbba katkısını gösteren bir müze. Ben bu bölgede büyüdüm. Aslında babamın dükkânı hemen dışarıda, buradan belki 30 adım ötede.
Babam Damascus’taki altıncı çorap fabrikasını kurmuştu. Damascus tekstil ticaretiyle bilinir ve babam tekstil işindeydi. Bu yüzden bu bölgede büyüdüm. Ben Damascus’luyum. Bu özel bölgede çok büyük bir tarih var. Umayyad Mosque çevresine giderseniz, buradan belki yarım kilometre uzaklıktadır.
Kardeşim Jalal, bu podcast’i dinleyecek kardeşlerimize mesajım şu: Syria, Sham’ın kalbindedir. Bunu ve bunun önemini anlamamız gerekiyor. Syria’yı tanımak bizim bir parçamızdır. Khalid ibn al-Walid’i görmek istiyorsanız, o Syria’dadır. Abd al-Rahman’ın türbesini görmek istiyorsanız, o Syria’dadır. Ibn Taymiyyah’ın türbesini görmek istiyorsanız, o Syria’dadır. Dolayısıyla burası bu ümmet için büyük bir öneme sahiptir.
Burada olduğunuz için mutluyum. Ziyaret ettiğiniz için mutluyum. Syria’da ancak burada görebileceğiniz, eşi benzeri olmayan çok şey var. Ülke genelindeki bu 14 büyük şehrin her birinin kendine özgü bir önemi, kendine özgü tarihi bir anlamı var.
Jalal: Burada olmaktan gerçekten büyük heyecan duyuyoruz. Şu ana kadar harika bir yolculuk oldu. Tarihi önemi olan pek çok yeri ziyaret ettik. Burada Sahaba mezarlığı var. Müslümanlar için bu kadar önemli mekânları ziyaret edebileceğimizi asla hayal edemezdik. Üstelik oturduğumuz yerden sadece birkaç kilometre uzaklıkta.
Gassan Hito: Kesinlikle.
Syria’nın Bugünkü Durumu
Jalal: Bugün burada Syria’nın geleceğini, ekonomisini, sosyal refahını ve yeniden inşasını konuşmak için bulunuyoruz. Siz havaalanından konutunuza yaptığınız yolculuğu anlattınız; ben de aynı yolu geldim. Çocukların mendil sattığını görüyorsunuz. Sanırım Suriyelilerin yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bugün Syria’ya baktığınızda nereden başlamak gerekir?
Gassan Hito: Bence bu ülkeye karşı adil olmak için, ki ben bunun büyük bir ülke olduğuna, Müslüman dünyasında çok önemli bir ülke olduğuna inanıyorum, mevcut durumu tarif etmemiz gerekiyor. Dediğiniz gibi, Suriyelilerin yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Bunu başka istatistiklere ayıralım; izleyicileri çok fazla yormayacağım. Son 14 yılda Assad rejimi tarafından 9.000’den fazla okul yıkıldı. Bunların yarısı kısmen, yarısı tamamen yok edildi. Bunun sonucu olarak okul çağındaki 2,4 milyon çocuk okula gitmiyor.
Yaklaşık 2 ila 3 milyon konut birimi yıkıldı. Yani ülke şu anda iyi durumda değil; hasta. İnşallah iyileşecek ama çok çalışmaya ve büyük çabaya ihtiyacı var. Açıkçası sadece Suriyelilerden değil, kardeşlerimizden de bu ülkenin bölgede oynaması gereken rolü yeniden üstlenmesine katkı vermeleri gerekiyor. Syria, bölgenin istikrarı için önemlidir.
Yeniden İnşa Maliyeti
Jalal: World Bank, Syria’nın yeniden inşa maliyetini yaklaşık 216 milyar dolar olarak hesaplıyor. Bu da Syria’nın mevcut GSYH’sinin yaklaşık 10 katı. Böyle bir rakam çok büyük. Syria yeniden inşa için yeterli fonu nasıl toplayabilir?
Gassan Hito: İster inanın ister inanmayın, bu en düşük rakam. Syria’nın yeniden inşasına dair tahminler söz konusu olduğunda bu en düşük rakamlardan biri. 600 milyar dolara kadar çıkan rakamlar var. Ama rakam ne olursa olsun, Syria krizi uluslararası toplum tarafından yakın tarihin dünyadaki en kötü insani krizi olarak tanımlandı.
Elbette bu kadar parayı toplamak zaman alacak. Farklı kaynaklardan gelecek. Bence uluslararası toplum bunda bir rol oynayacak. Diasporadaki Suriyeliler de bunda rol oynayacak. Ama nihayetinde böyle bir sorunun daha küçük sorunlara ayrılması gerekiyor.
Bence Syria’nın yeniden sağlıklı hale gelmesi muhtemelen on yıl, belki iki on yıl alacak.
Jalal: Bu aşamada gerçekten beklenti bu mu? Yani Syria’nın bir devlet olarak toparlanması için önümüzdeki birkaç on yıl boyunca ona alan, zaman ve destek verilmesi mi gerekiyor? Çünkü dün Ghouta’daki ve Damascus çevresindeki başka yerlerdeki bazı alanları gezdik; Bashar rejimi tarafından tamamen yerle bir edilmişlerdi. Yarmouk kampı... SubhanAllah, sanki Gaza’yı yakından görmek gibiydi. Ülke dışındaki insanların, bu rejimin bu ülkeye yaşattığı yıkımın farkında olduğunu sanmıyorum. Nerede olduğumuzu ve Syria Forum’un, özellikle yardım ve eğitim alanındaki çalışmalarınızla, Suriyelilerin bu durumdan çıkmasına nasıl yardım ettiğini anlatır mısınız?
Yıkımın Ölçeği
Gassan Hito: Dediğiniz gibi, sadece Damascus’ta bile birkaç sahne çizeyim. Damascus kısmen yıkılmış şehirlerden biri. Yani bahsettiğiniz mahallelerden birkaçını da içeren beş mahallemiz var. Şu anda tamamen yerle bir durumdalar: Jobar, Qaboun, Hajar al-Aswad, Tadamon ve Yarmouk.
Jalal: Evet.
Gassan Hito: Bunlar, sizin de tarif ettiğiniz gibi tamamen yerle bir edilmiş beş büyük mahalle. Şimdi sadece bu şehirde yüz binlerce insanın yerinden edildiğinden bahsediyoruz.
Size farklı bir sahne çizeyim. Homs’a gittiğinizde mahallelerin aynı şekilde yıkıldığını görürsünüz. Ama kuzeydoğudaki Deir ez-Zor’a giderseniz, tamamen yıkılmış bir şehir görürsünüz. Daha doğru ifade etmek gerekirse, şehrin 30 mahallesi var; 28’i Jobar ve al-Qaboun’da gördüğünüz sahnelerin benzeridir.
Dolayısıyla 2 ila 3 milyon konut biriminin tamamen yıkıldığını söylediğimizde, inanın bana, sayının bundan daha yüksek olmasından korkuyorum. Bu hiçbir şekilde abartı değil. United Nations, Suriyelilerin 15 milyonunun temel olarak yardıma muhtaç insanlar sınıfında olduğunu söyledi.
Syria’daki durum çok, çok yıkıcı. Hâlâ Syria içinde kamplarda yaşayan yaklaşık 1,4 milyon insan var; başka ülkelerde mülteci haline gelenleri saymıyorum bile.
Evet, sorun bu açıdan bakıldığında yıkıcı ve karanlık görünüyor. Ama bence çok fazla umut da var. Bunu sokaklarda şimdiden hissetmişsinizdir. Sokakta çok umut var. İnsanlar Bashar Assad sonrası dönemde rahat bir nefes alıyor. Şimdi yeniden özne olma, kendi iradesini geri kazanma duygusu gelişiyor.
Assad’ın insanlara yüklediği korku muazzamdı. Şimdi insanlar birdenbire, “Vay canına, bir rüyadan mı uyandık, yoksa hâlâ bir rüyanın içinde miyiz?” diyorlar. Temelde bu ülkenin sahipliğini ve iradesini yeniden kazanma sürecindeler. Bence bu paradigma değişimi tamamlandığında, Suriyelilerde çok daha yüksek, olumlu bir enerji göreceksiniz.
Şu anda sadece şunu fark ediyorlar: Bu artık tekrar bizim elimizde. Evlerimizi geri aldık. Şimdi yeniden inşa etmeye başlamamız gerekiyor.
Özgürlük ve Yönetim
Jalal: Kardeşim Gassan, ilerleme ihtiyacından ve havadaki iyimserlikten bahsettiniz. Ben de elle tutulur bir özgürlük hissi seziyorum. İnsanlarla konuştuğunuzda burada açıkça konuşuyorlar. Bashar rejimi altında bunun imkânsız olduğunu anlıyorum. Bazen çocuklarınızın önünde bile konuşamazdınız.
Gassan Hito: Rejim altında bu röportajı yapamazdık.
Jalal: Kesinlikle. Burası bir polis devletiydi ve aile üyeleri arasında bile hareket etmesi çok zor bir zemindi. İnsanların birbirleriyle konuşmadığını, sürekli bir korku olduğunu anlıyorum. Bütün devrimlerde olduğu gibi, yönetimin önceki kuşakları taklit etmesi ve onların yankısına dönüşmesi gibi bir korku da var. Yeni hükümetin, yeni yönetimin bu tür otokratik, merkeziyetçi yönetimin ötesine geçeceğine ve Suriyelilerin şu anda sahip olduğu bu özgürlüğü sürdüreceğine dair elimizde ne tür güvenceler var?
Gassan Hito: Bu konuda birkaç şey söyleyeyim. Syria’nın bugün bulunduğu yer, dünyanın büyük bir başarı hikâyesi olarak görmesi gereken bir yerdir; tamamlanmasını sağlamamız gereken bir başarı hikâyesi.
Harika bir başarı hikâyesi, bir Cinderella hikâyesi yaratmak için büyük bir fırsatımız var. Bu hikâyeye başladık; şimdi sadece tamamlamamız gerekiyor.
Bu hükümetin doğru şeyi yapacağına güveniyor muyum? Kesinlikle.
Jalal: Evet.
Gassan Hito: Kesinlikle. Çünkü son bir buçuk yılda başka türlü davranma fırsatları oldu ve öyle davranmadılar. Birçok askeri grubu birleştirdiler. Mümkün olduğunca çok insanı dahil etmeye çalıştılar; gerçi yeterince dahil etmemekle suçlandılar. Ama bakın, Assad’ı devirdiler. Aman Allah’ım, bu neredeyse mucizevi bir şey. Rüyalarımızın en derininde bile bunun olacağı yoktu.
Yeni yönetimin mümkün olduğunca çok kişiyi gerçekten dahil etmesi bir süreç gerektirecek. Bu her yerde böyle olur. Sağdan da söz ettiniz; yani bu çok tipik bir durum. Bence doğru yönde ilerlediğini görüyorum. Bazı insanlar bunun yavaş olduğunu düşünebilir ama bence normal.
Burada önemli olan geri bildirim ve itirazdır. Allah bize bir araç vermiş: itiraz etmek, dengelemek. İnsanlar dahil olmalı. Dahil olmak kolay değil, çünkü insanlar kendi varlıklarında dahil olmaya, katılım göstermeye alışkın değillerdi. Basit sivil katılıma izin verilmiyordu.
Şimdi meseleleri daha fazla kendi ellerine almaları gerekiyor: basit toplumsal inisiyatifler, sokakları temizlemek, bazı okulları yeniden inşa etmek ve benzeri şeyler. Bunun işaretlerini göreceksiniz. Bence var ama yeterli değil.
İnsanlar daha fazla katılım göstermeli, meseleleri doğru ve olumlu şekilde kendi ellerine alma konusunda daha atak olmalı. Katılım için çok fazla izne ihtiyaçları olduğunu sanmıyorum. Aksine, hükümetin zihniyetinin bunu memnuniyetle karşıladığını düşünüyorum.
Ama toplum katılım göstermezse, toplum kendi diktatörlüklerini yaratır.
Jalal: Evet.
Gassan Hito: Kendimizi kandırmamalıyız. Eğer biz dahil olmazsak, elbette hükümet daha otoriter olacak. Daha otokratik olacak, kendi kararlarını verecek. İnsanlarla daha az istişare edecek. İnsanlar ilgi gösterdiğinde hükümet istişare eder, onlarla konuşur.
Bence Syria halkı, şu anda yaşadığı bu dönüşümü hızla tamamlamalı; katılım göstermeli, sorular sormalı, eleştirel olmalı ama olumlu kalmalı. Bu önemli.
Başkaları da olumlu olmalı. Bazen şunu duyuyorsunuz: Sayın Ahmed’i Müslüman bir cumhurbaşkanı olarak görüyorlar; Müslüman görünüyor, sakalı var ve onun hakkında bildiğimiz şey iyi bir Müslüman olduğu. Sonra birden İslam devleti talep ediyorlar. Allahu ekber, bu fikri nereden çıkardınız?
Sırf sizin arzunuzu, hevesinizi tatmin etmek için bunu bir gecede nasıl kuracak? İslam devleti kurmadığı sürece kötü biri mi olacak? Hayır, bunun zaman alması gerekiyor. Buna tedricilik denir.
Jalal: Evet.
Gassan Hito: Bizim konuştuğumuz şey bu değil mi? Assad, bizim haram kabul edeceğimiz birçok şeye izin verdi. Turkey’ye bakın. President Erdoğan’ın bazı dönüşümleri gerçekleştirmesi ne kadar zaman aldı? Syria bu açıdan farklı değil. İnsanlara verilen zararı onarmak da zaman alacak.
Yaptırımlar ve Ekonomi
Jalal: Ekonomi konusunda, Syria uluslararası toplumun, EU’nun ve US’nin çok ağır yaptırımları altındaydı. Bu yaptırımlar şimdi kaldırılıyor. Siz bunun sihirli değnek değil, ilk adım olduğunu söylediniz. Bankacılık açısından, Syria hâlâ en temel faaliyetleri yürütmek için çoğunlukla dolar gibi sert para birimleri kullanıyor.
Bankacılık sistemi henüz geri dönmedi; her ne kadar bazı umut kırıntıları duyuyor olsam da, bankacılık sistemi henüz geri gelmiş değil. Bu, Syrianların günlük hayatını nasıl etkiliyor? Ve ülkeyi yeniden inşa etme kapasitesini nasıl etkiliyor?
Gassan Hito: Bankacılık sistemi Syria’da büyük bir mesele ve çözülmesi gerekiyor. Yaptırımlar gerçek, pratik anlamda tamamen kaldırıldı mı? Hayır, gerçekten değil. Kaldırılma sürecinde. Bununla bağlantılı çok sayıda teknik mesele var. Ama buna biraz içe dönük bir açıdan bakayım. Syrian bankalarının da bence kapasite inşa etmesi gerekiyor; uluslararası toplulukla bağlantı kurabilmek için, KYC süreçleri ve bankaların yaptığı diğer her şey açısından. Ben bu alanda uzman değilim ama bu önemli olacak.
Biz Syrian Forum olarak hibelerimizi ve paramızı yönetiyoruz; Syrian bankalarında yatırılmış paramız var, para yatırıyoruz, çekiyoruz vesaire. Ülkeye yasal şekilde para sokmanın yolları var; ille de SWIFT sistemi üzerinden değil, hawala sistemi dedikleri sistem üzerinden ya da Turkey üzerinden. Sisteme para sokmanın bazı yolları var. Biz Syrian Forum’da eğitim, ekonomik güçlendirme, insani yardım ve benzeri programlarımızı desteklemek için bunu yapıyoruz.
Zahra: Ben Zahra, Kenya’nın Wajir County bölgesindeki Isiakia’dayım. Ekranın dışına baktığımı görüyorsanız, bunun sebebi keçilerin geliyor olması. Çok hızlı koşuyorlar. Şimdi onları göreceksiniz. Buradaki Beth Mal sondaj kuyusundaki yalaklardan su içmeye gidiyorlar. Şuna bakın. Çok heyecanlılar. Temiz, taze suya ulaşmak için kilometrelerce yürüdüler.
Arkamda gördüğünüz yapı, Beth Mal’ın Kenya’daki sondaj kuyularından biri. Sondaj kuyusu, normal bir kuyudan daha iyi ve daha sürdürülebilir. Böyle bir yerde en yakın su kaynağı 23 kilometreden daha uzakta. Beth Mal “Farklı bir şey yapmalıyız” dedi. Çok derine kazdılar. Kazdıkları yeri kapladılar. Ve şimdi saatte 14.000 litreye kadar su pompalayabiliyorlar. Bu su onlar için yalnızca bugün değil, gelecek haftalar, aylar ve yıllar boyunca fark oluşturacak.
Kenya’daki kardeşlerimiz için suya erişimi mümkün kılmaya yardım etmek istiyorsanız, Beth Mal’ın su erişim projelerini destekleyin; böylece uzun vadeli bir katkı sunabilir ve bu suyun buradaki topluluklara getirdiği tüm sevinç ve hayatın sevabını kazanmaya devam edebilirsiniz. Bağış yapmak için lütfen şimdi btml.us/thinkingmuslim adresini ziyaret edin.
Jalal: Gulf ülkelerinden ve Turkey’den bu ülkeye yabancı yatırım için yaklaşık 28 milyar dolar ayrıldığına dair haberler var. Sanırım korku şu: Bu paranın bir kısmı, yeniden inşa etmekten ziyade çıkarmaya, sömürücü bir ekonomi oluşturmaya yönelik olabilir. Yani Syria, ülkeye gelen paranın, yabancı yatırımın, uzun vadede Syria’yı sürdürülebilir şekilde yeniden inşa etmek için kullanılacağını nasıl garanti eder?
Gassan Hito: Ülkeye gelen yatırımlar var. Çok büyük değil, çok fazla da değil. Birkaç ay önce cumhurbaşkanıyla görüştüğümde, taahhütler açısından yaklaşık 58 milyar dolardan bahsetmişti. Taahhütler, evet. Para geldi mi? Projeler başladı mı vesaire? Başlayan bazı projeler görüyoruz. Ama sorunuz daha özel: Syria ve Syrianlar ne yapmalı?
Bence Syria’da şu varsayımla odaklanmalıyız: Syria büyük bir yatırım fırsatıdır. Ve Syria turizmden imalata, tarıma kadar tüm sektörlerde gerçekten büyük bir yatırım fırsatıdır. Ne derseniz deyin, çok büyük. Bu boş bir alan ve birçok yatırımcıyı Syria’yı şimdi değerlendirmeye ve ülkeye ilk girenlerden olmaya teşvik ediyorum.
Şu anda Syria’da karşı karşıya olduğumuz mesele, zorluk, cazip bir yatırım ortamı oluşturmak. Bu da yasalar, düzenlemeler, nitelikli insan kaynağı ve benzeri birçok şeyin birlikte gerçekleşmesini gerektiriyor. Bu nedenle yatırım fırsatları hükümet için büyük bir mesele. Aslında Syrian Forum ve araştırma merkezimiz olarak bu konuda üç günlük bir konferansı yeni bitirdik; perde arkasındaki tüm fikrî uzmanlığı sağlayan yapı bizim araştırma merkezimizdi.
Odak noktası yatırım fırsatını oluşturmak. Hepimizin üzerinde çalışabileceği, bu yatırım fırsatını oluşturacak unsurlar neler? İnsanların yalnızca SWIFT’ten bahsettiğini görüyorsunuz. SWIFT para getirir. Evet. Peki yatırım yasası ve düzenlemeleri yatırımcıları ne ölçüde koruyor? İş kanunları, vergiler, eğitimli insan kaynağı, bunlar. İthalatı nasıl vergilendiriyorsunuz? Syria gerçekten ticaret dengesi üzerine odaklanmak istiyor mu? Ticaret dengesi demek, daha fazla imalatı teşvik etmeniz gerektiği anlamına gelir. İhraç edecek çok fazla petrol ve gazımız yok. Dolayısıyla üretmeniz, bölgesel olarak rekabet etmeniz ve ihraç etmeniz gereken ürünlere ihtiyacınız var.
Bu konular hükümetin zihninde de, özel sektörün zihninde de canlı şekilde duruyor ve bunlar üzerinde çalışılmalı; zaten ciddi şekilde çalışılıyor. Bence çok yakında yatırım kanununa dair iyi bir taslağımız olacak. Genel vergilerle ilgili yasa taslağını bitirmeye de çok yakın olduklarını düşünüyorum. Bizim gibi insanlar da pazara girmeye hazırlanabilmeleri için insan kaynağının kapasitesini inşa etmeye odaklanıyoruz.
Jalal: Bana Syria’daki yatırım fırsatlarının neler olduğunu ve hangi ihracat fırsatlarının bulunduğunu açıklayabilir misiniz? Çünkü anladığım kadarıyla Assad rejimi çok kapalı bir rejimdi. Bir bakıma sözde sosyalist bir yapıdaydı ve ihracatının çoğu tekstil, muhtemelen petrol ürünleri ve orada burada birkaç şeyden ibaretti. Şu anda içe dönük yatırım için ne gibi fırsatlar var, ayrıca ihracat fırsatları neler?
Gassan Hito: En bariz olanı... iki şeyden bahsedeyim. Hızlı para bence ithalatta ve belki inşaat sektöründe olacak. Ama Syria’nın gerçekten ihtiyacı olan şey üretim ekonomisi. Evet. Syria’nın ihtiyacı olan şey, tarım ile sanayi ve ticaret arasında dengeli bir ekonomiye sahip olduğu altın çağına geri dönmek. Şu anda büyük bir dengesizlik var.
Tarım sektörü önemli bir alan, çünkü geleneksel bir alan; ülkede çok fazla bilgi birikimi var ve ülke dışında ihtiyaç duyulan ürünler, mahsuller var. Bölge ülkelerimizin ihtiyaç duyduğu meyve ve sebzeler gibi. Tekstil bence desteklenmesi ve canlandırılması gereken büyük bir sanayi. Liste uzayıp gider. Birisi iş gücünü, iş gücü maliyetini analiz edip belirli bir imalatı Syria’ya getirmeye karar verebilir. Bence Syria bu fırsatı sunuyor; Akdeniz’deki limanlarımız ve Jordan’a, Turkey’ye, Iraq’a ve diğer yerlere erişimimiz nedeniyle. Syria’nın konumu, kendi doğal kaynaklarından bağımsız olarak bile yatırımı ülkeye çekmek için çok cazip hale getiriyor.
Dediğim gibi, bu boş bir alan. İnsanlar restoran zincirleri getirmeye yatırım yapabilir. İlkemle çelişmek istemiyorum; ben üretim ekonomisini teşvik etmeyi seviyorum. Ama günün sonunda, Syrianlar olarak bizim için Syrianları istihdam eden her yatırım doğru yönde atılmış bir adımdır, iyi bir yatırımdır.
Syrianlar kendilerine makul bir fiyata kaliteli ürünler sunulmasını hak ediyor mu? Evet. Bence bu fırsat onlara sağlanmalı. Ama bunun gerçekleşmesi için, yine, ülkeye çok fazla ithalat gelmesini görmek istemiyorum. İthalat ile yerel olarak üretilecek ürün arasında bir denge görmek istiyorum. Tarihsel olarak Syria bölge için birçok sektörde iyi, mükemmel ürünler üretmiştir.
Jalal: Bu noktada, Syria’nın elbette muazzam bir insan potansiyeli var ve bu potansiyelin büyük bir kısmı ülkeyi terk etti. Bölgede ve ötesinde belki 3 milyondan fazla mülteci var; benim yaşadığım UK’de de çok sayıda Syrian mülteci var. Syria, dünyanın dört bir yanına yayılmış bu bilgi ve uzmanlığı geri getirmek için ne yapmalı? Çünkü bu tek başına potansiyel olarak sizin bahsettiğiniz bu ekonomilerin, üretim ekonomisinin fitilini ateşleyebilir.
Gassan Hito: Evet, bence tam nabzı yakaladınız. Bu, Syrianların dikkat etmesi gereken büyük bir mesele. Çünkü Syrian diasporasında büyük bir bilgi ve uzmanlık hazinemiz var; ister 2011’den önce ülke dışında olanlar olsun, ister 2011 sonrasında mülteci haline gelenler. Aslında mülteci sayısı yaklaşık 7 milyon. Yalnızca Turkey’de üç buçuk milyon var; diğerleri Europe, Lebanon, Jordan, Egypt ve belki başka yerler arasında dağılmış durumda.
Gündeme getirdiğiniz mesele çok önemli: Bu cazip yatırım ortamını oluşturma sürecini nasıl hızlandırırım? Bu, ihtiyaç duyduğum geniş bilgiyi içeri getirmem gerektiği anlamına geliyor. Syria birçok açıdan geride kaldı. Şimdi Syria’yı yetiştirmem gerekiyor. Ve Syria’yı yetiştirmek için, ülkeden ayrılmış Syrianlardan daha iyi kim var? Eğitimlerini dışarıda aldılar, çok fazla deneyim kazandılar ve şimdi geri gelebilirler.
Peki onları nasıl geri getiririz? UK’de yaşayan biri UK vatandaşı oldu. US’de 20 yıl kadar yaşayan biri US vatandaşı oldu vesaire. Bu yüzden şahsen şunu söylüyorum: Bizim sorumluluğumuz var ve Syrian Forum’da yaptığımız şey bu. Bu uzmanların gelip bilgilerini Syrianlarla paylaşmaları için fırsatlar oluşturma sorumluluğumuz var.
Bunu Dulani programımız aracılığıyla yapıyoruz. Onları gönüllü eğitmenler olarak getiriyoruz. Yaklaşık üç buçuk ay boyunca belirli bir beceri üzerine eğitim veriyorlar. Bu eğitimden çıkan kişiyi de gerçekten bir işe yerleştiriyoruz.
Jalal: Vay.
Gassan Hito: Eğitim olsun diye eğitim vermiyoruz. Gelip Syria’nın ihtiyaç duyduğu çok belirli bir beceri üzerine eğitim veriyorlar. Bu tür programlardan çok sayıda olması gerekiyor ki bundan faydalanabilelim. Bunu söylememin nedeni şu: Diasporadaki insanlara işi zorlaştırmak ve üzerlerinde baskı kurup “Bakın, Syria’ya gelmezseniz kötü bir insansınız” demek istemiyorum. Hayır, hayır, hayır. Arzu ediyorsanız bulunduğunuz yerde kalın. Ama Syria’yı zihninizde tutun ve destek verme toleransınızın ne olduğunu düşünün.
Yılda 200 saatinizi ayırabilir misiniz? Bu 200 saati nasıl kullanabileceğimizi bulmamız gerekiyor. Evet, belli bir uzmanlığa sahip biri için 200 saatle çok şey yapılabilir. Emekliliğe daha yakın olan bazı insanlar, eğer taşınmaya karar vermedilerse, belki birkaç ayını ayırabilir ve bunu Syria’ya tahsis edebilir. Daha yaratıcı ve katılımcı olmamız gerekiyor. Bunun örnekleri de var.
Bu örnekler yeterli mi? Hayır. Burada insanlara şunu söylüyorum: Syrian diasporasında sahip olduğumuz hazine yalnızca uzmanlık değil. Syrian diasporası aynı zamanda mali açıdan da imkân sahibi kişilerden oluşuyor ve fark oluşturacaklar. Ülkeyi tek başlarına inşa edebilirler mi bilmiyorum, ama Syria’nın geleceğinin zeminini hazırlamada çok büyük bir fark oluşturacaklar.
Jalal: Bu, Syrian olmayanları da kapsar mı? Elbette Syrian devrimi, Syrian kardeşlerine yardım etmeyi görev bilen çok sayıda Syrian olmayan Müslümanı da kendine çekti. Özellikle batıdaki Muslim ummah içinde çok fazla iyi niyet var; uzmanlar, meslek sahibi insanlar, belki Syria’nın ihtiyaç duyduğu alanlarda çalışan kişiler. Belki sizin bahsettiğiniz programlara katılabilirler. Syrian olmayanlar ülkeye nasıl yardım edebilir?
Gassan Hito: Birçok şekilde. Temelde zaman ayırıp Syria’nın varlığını, Syria’nın önemini ve Syria’nın tarih açısından ve bugün Muslim ummah içindeki konumunu fark etmeleri gerekiyor. Bilad al-Sham’ın önemi hakkında birçok hadis var vesaire; buna girmeyeceğim. Ama bunu akıllarında tutmalılar.
İnsanlar bana, “42 yıldan sonra US’den neden ayrıldın?” diye soruyor. Niyetimin doğru olduğundan emin olmak için zihnimdeki sebeplerden biri şu: Burası Bilad al-Sham ve Peygamber Muhammad aleyhisselam Bilad al-Sham hakkında açıkça konuştu; gizli bir şekilde değil, ima yoluyla değil, açıkça. Bu önemli. Bu yüzden burada olmanın benden daha büyük bir boyutu var; bu, Suriyeli olmaktan da büyük. Burada doğup büyümüş olduğum için yalnızca nimete mazhar oldum.
Ama bence burada çalışmak, Syria halkıyla çalışmak son derece önemli. Ayrıca birçok şey için büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Da‘wa ile ilgilenen insanlar için burada fırsat var. Bilgi alışverişi var. Damascus’ta faydalanabileceğimiz çok sayıda şeyh var.
Jalal: Az önce geri gelen, Syria’ya gelen bir öğrenciyle tanıştık. Syria’nın eskiden çok canlı bir eğitim programı vardı, burada çok sayıda şeyh vardı. Bunu anlatın: Genç bir ilim talebesini Syria gibi bir ülkede ilim aramaya yeniden nasıl çekeriz?
Gassan Hito: Syrian Forum olarak biz bu şeyleri daha küçük ölçekte organize ediyoruz ama genişletebiliriz. Her şey öğrenci grubuna ve öğrencilerin yaşına bağlı. Öğrenciler ilk defa deneyim kazanmak için gönüllülük fırsatlarına gelmek istiyorlarsa elbette bunu kolaylaştırabiliriz. Öğrenciler fikrî zenginleşme için gelmek istiyorlarsa, bunu araştırma ve çalışmalar merkezlerimiz aracılığıyla yapabilir ve üniversite öğrencileriyle bir tür etkileşim oluşturabiliriz. Bunu daha önce yaptık.
Batı’da yaşayan insanlara şunu söylüyorum: Etkinize inanamazsınız. Onlara mesajım bu; özellikle gençlere. İnsanların karşısına çıkıp onlarla konuştuğunuzda onlar üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunuza inanamazsınız. Bu sadece şunu söyler: Önemsiyorsunuz.
Unutmayın, bu insanlar çok şey yaşadı. Ölümü birçok kez gördüler; yalnızca bir kez değil, birçok kez. Sonra umuda tutundular. Sizin gelip “Bakın, ben aslen Pakistanlıyım. UK’den geliyorum. Ben Amerikalı bir Müslümanım.” demenizle o tutunma güçlenir.
Ben Mısırlıyım ama uzun zamandır US’de yaşıyorum; Syrian halkının dirençliliğine hayranım. Sadece sizinle konuşmak istiyorum.” O tutunma bir kavrayışa dönüşür. İlgi göstererek umut verir. Şimdi bunu alın. Bu yüzden düşündüm; çok insan bana bu soruları sık sık soruyor. “Peki gelirsem ne yaparım?” Sadece gelin.
Evet.
İlgi gösterin. Ondan sonra fırsatları göreceksiniz. İngilizceye akıcısınız. Gençlere İngilizceyi akıcı şekilde kullanmayı öğretmemiz gerekiyor; çünkü bu bilgi aktarımı için bir araçtır, değil mi?
Evet.
Belirli bir beceri setiniz var. Birkaç hafta içinde kesinlikle çok büyük etki oluşturabilirsiniz. Eğer o aktarımı yapılandırabiliyorsanız, bunu sizin için kolaylaştırabiliriz. Ama ilk şey ilgi göstermek, gelmektir. Burası keyifli bir şehir; Syria’yı ziyaret etmekten zevk alacağınızı garanti ederim. Ama o ziyarette inşallah teâlâ insanların hayatında nasıl gerçek bir fark oluşturabileceğinize dair çok sayıda fırsat göreceksiniz.
Syria’nın bu aşamada büyük sayıda turisti içine alacak kapasitesi var mı? Yani burada, son bir buçuk yılda gelişen bir turizm sektörü var mı?
Var. Bence Turizm Bakanlığı makul bir iş çıkardı. Makul dediğimde bunu küçümsemek için söylemiyorum; çünkü çok ama çok fazla zorlukları var. Ama şu anda bakın, kurtuluştan önce kapalı olan bir yerde röportaj yapıyoruz.
Doğru.
İnsanların şu anda oturduğumuz bu noktaya girmesine izin verilmiyordu. Bu turizmdir. Eğer fırsat bulur da siz ve ben Ümeyye Camii’ni ve başka yerleri ziyaret edersek, bu mekânlara ilgi gösteren ve onları öğrenmek isteyen insanlara ne kadar ilgi gösterildiğini göreceksiniz. Ben kurtuluştan hemen sonra, 15 Aralık 2024’te Syria’ya taşındım. Eşimle sokaklarda yürüdüğümüzde o zaman moral bozucuydu; çünkü bazı dükkânlar kapalıydı. Bazı dükkânlarda yeterli stok yoktu.
Bir yıl geçti; camiye gittiğinizde, buraya çok yakınız, hemen arkamda. Etrafımızdaki diğer dükkânlara bakarsanız mağazalardaki ürün çeşitliliğine bakın. Bir yıl önce manzara bu değildi.
Doğru.
Evet. Yani ilgi var. Tesislerin birçoğu mevcut. Daha fazla şirkete ruhsat veriliyor. Bugün Turizm Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış şoförlü bir araç bulmak eskisine göre daha kolay. Belki daha önce uğraşmanız gereken izin süreçleri bir yıl öncesine göre çok daha kolay. Bakanlık bu süreci kolaylaştırmak ve insanları gelmeye teşvik etmek için çok şey yapıyor. Görece olarak, kurtuluş sonrasındaki noktayı düşünürseniz harika bir iş çıkardılar. Ama her şeyde olduğu gibi, gelişmek için hâlâ çok alan var. Otelcilik işine, turistik bölgeler geliştirmeye ilgi duyan insanlar için fırsatlar var. Akdeniz kıyısında sanırım yaklaşık 165 km kıyı şeridimiz var. Muhteşem noktalar var. Görme fırsatınız olursa plajlardan plajların hemen yanındaki dağlara kadar inanılmaz yerler göreceksiniz. Manzara gerçekten çok güzel.
Sanırım hepimizin taşıdığı bir kaygı şu: Böyle bir ülke 15 yıllık iç savaştan, savaştan, otokratik bir diktatörlükten yeni çıkmış ve hâlâ çok sayıda zorlukla karşı karşıya; bu zorlukların bazıları güvenlik zorlukları. Bildiğimiz gibi Israel ülkenin bazı kısımlarını işgal etti. Ayrıca bir korku var: Öngörülemezlik. Damascus’a gelebilirsiniz, Syria’ya gelebilirsiniz ama hem Syria’nın içinde bulunduğu bölge hem de kendi acil zorlukları nedeniyle bir öngörülemezlik var. İnsanların sahip olabileceği bu korkuları nasıl giderirsiniz? Ben gelmeden hemen önce kaç kişinin bana “Dikkatli ol, burası Syria, dikkatli olmalısın” dediğini sayamam. Geldiğimde hoş bir şekilde şaşırdım. Birkaç ay önce gittiğim Johannesburg’dan muhtemelen daha güvenli. Çok daha güvenli. Sanki günün her saatinde sokakta yürüyebilirim gibi hissediyorum. Ülkedeki güvenlik durumunu anlatın.
Bence güvenlik durumu mükemmel. İyi demek istiyorum ama belki ondan da iyi. Görece olarak bence gerçekten mükemmel. Burada özellikle İçişleri Bakanlığı hakkında konuşmak istiyorum. Çok kısa bir sürede korku üretmekten hizmet sunmaya doğru inanılmaz bir paradigma değişimi gerçekleştirdiler.
Değil mi?
Aslında hayranım. İçişleri bakanımız çok genç bir arkadaş. Adı Anas Khattab, ama bu paradigmayı oluşturma biçimi gerçekten parlak. Siz ve ben Damascus dışına seyahat edersek, sokakta park etmiş SUV’lar göreceksiniz.
Doğru.
Bunlar otoyol hizmet devriyeleri. Lastiğiniz patlarsa veya bir şey olursa hemen devreye girip size yardım etmek için oradalar. Özellikle yerleşim yerlerinden geçerken onları sık sık göreceğiz. Tüm bu şeyler birlikte büyük ölçüde güvenlik sağlıyor. Trafik polisi sokaklarda mevcut. Kardeş Jalal, sadece gelip ziyaret etmeniz yeter; sonra “Bana anlattıklarının hiçbirini görmedim” dersiniz.
Evet. Havalimanından geldim, şehirlerden geçtim; havalimanından gelirken bazı yoksul mahallelerden geçmeniz gerekiyor.
Ama görece olarak güvenli. Bakması belki hoş değil ama güvenli. Size kendiniz için korkmanız gerektiği izlenimini vermiyor. Bence burada tanınan bir kişiyim ama kendi başıma araba kullanıyorum ve eşimle sokaklara epey çıkıyorum. Hayır, güvenlik açısından çok ama çok rahatım. Her yer gibi. Manhattan’da sabah 2’de çıkar mısınız? Yapacağımdan emin değilim. Dallas banliyösünde yaşadığım Murphy, Texas’ta bile yapacağımdan emin değilim. Sokakta o saatte çıkmam. Her yer gibi. Bence değişim düşündüğümden çok daha hızlı gerçekleşti.
Ama şunu dinleyin. Bu önemli. İnsanlar şunu bilmeli: Dünya, kurtuluştan sonraki ilk iki üç ay boyunca Syrians’ın temelde birbirini öldürmesini bekliyordu.
Evet.
Düzen ilk 12 saat içinde, bir günden kısa sürede sağlandı. Bunu diplomatlarından duydum. Bunu dünyanın dört bir yanındaki uzmanlardan duydum. Temelde geri çekilip bizim birbirimizi öldürmemizi bekliyorlardı. Bu olmadı. Bu, Syrian halkı ve onların ne yapmak istediği hakkında çok şey söylüyor.
Azınlıkların durumu da elbette sık sık konuşuluyor. Birkaç ay önce Suwayda’da çatışmalar yaşandı. Ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlerle ilgili, onların Syrian devletine tam olarak entegre edilip edilemeyeceği ve devletin bütünlüğünün korunup korunamayacağı hakkında konuşmalar var. Syria bölgedeki birçok ülkeden farklı. Zengin bir azınlık kültürleri dokusuna sahip. Şunu da söylemek gerekir ki bu azınlıkların bazıları, daha önce gördüğümüz gibi, dış güçler tarafından manipüle edilebilir. Bundan bahsedin: Hükümet bu azınlık topluluklarının mümkün olduğunca çoğuna, kendilerine zarar gelmeyeceği konusunda güven vermek için ne yapıyor?
Benim bakış açıma göre, bu hükümeti takdir ediyorum. Bence hükümet sadece niyetini göstermedi, bunu eylemle de destekledi.
Evet.
Gerçekten azınlıkları toplumdan gelebilecek herhangi bir tepkiye karşı koruyor.
Evet. Tepkinin nedenini konuşmayacağız; çünkü bu 60 yıllık baskı ve şehirle kırsal arasında, etnik gruplar arasında, mezhepsel gruplar arasında ve benzeri alanlarda ayrım yaratmaya çalışan sosyal mühendisliğin sonucu. Bu Assad rejimidir. İnsanlar bunu anlamalı.
Biz bunların hepsini onarıyoruz. Hükümet makul bir iş çıkardı. İnsanlar “Bir saniye, bunu Suwayda’da görmedik” diyebilir. Ama ben onlara şunu söylerim: Bu hükümetin öğrenme eğrisine bakın. Bu hükümet gerçekten öğrenen bir organizasyon.
Değil mi? Her deneyimden öğreniyor, zararı asgaride tutuyor, durumları kontrol altına almaya çalışıyor, yayılmasını önlüyor. Şu ana kadar sicilleri, özellikle kuzeydoğuda Kürtlerle olan durumda, en az can kaybıyla yönetme biçiminde çok yüksek performans gösterdiklerini ortaya koyuyor. Kıyı hattında ise Alawite’larla ilgili olarak, birçok kişinin kabulüyle hükümet Alawite’ları bir azınlık olarak halkın tepkisinden gerçekten korudu. Syrian halkında Alawite’lara karşı birikmiş çok fazla olumsuz duygu var; genelleme yapmak elbette yanlış, ama Assad rejimi Alawite mezhebinden geliyor ve çok insanı, çok Syrians’ı incitti. Syrians bunu Alawite mezhebine yansıtma eğiliminde oldu; bu yanlış.
Ama mevcut hükümetin azınlıkları korumada önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Harika bir iş çıkardılar. Bu pek konuşulmayan bir perspektif ama sahada gördüğümüz bu. Bence mükemmel değil, ama gerçek bu. Nefret söylemi açısından, hükümet nefret söylemlerini açıkça izliyor ve takip ediyor. Hükümet yanlısı olanlar bile bazen nefret söylemi anları yaşadıklarında bu fark edilmeden geçmiyor. Bu tür şeylerden dolayı sorumlu tutuluyorlar. Mescid görevinden alınanlar oldu. Bunların hepsi iyi işaretler. Durum mükemmel değil ama koşullar ve mevcut kaynaklar düşünüldüğünde makul bir şekilde yönetiliyor bence.
Peki insan bunu nasıl yönetir? Çünkü biliyoruz ki bazı azınlık toplulukları, yani çoğu topluluk değil ama bazı azınlık toplulukları, Syrian halkına yönelik zulüm ve baskıya çok fazla dâhil olmuştu. Sadnaya Hapishanesi’ne gittik ve subhan Allah, ürpertici bir yerde ürpertici bir yürüyüştü. Dün katliamın yaşandığı Tadamon’a gittik. Sanırım Amjad Yousef, şimdi yakalandı ama fiilen çok sayıda Syrians’ı öldüren bir ölüm timinin başıydı. Uzun süreli çatışmadan sonra sıradan Syrians’a karşı acımasız davranan bu topluluklara veya kişilere karşı bir tür intikam hissi olduğunu hayal ediyorum. Uzlaşma veya bunun ötesinde intikam beklentisini nasıl yönetirsiniz? Ve bunun azınlık topluluklarıyla uyum oluşturma arasında bir gerilimi var sanırım.
Kolay değil. Çok zor. Her şeyden önce çok fazla hikmet gerektiriyor. Her şey ileriye bakmak mı istediğinize, yoksa sürekli geriye bakmak mı istediğinize bağlı.
Evet.
Ama araçlar var. Uzlaşma var. Geçiş dönemi adaleti araçları var, toplumsal barış araçları var ve benzeri. Geçiş dönemi adaleti teknik bir süreçtir, hukuki bir süreçtir. Hükümet buna odaklanmaya devam etmeli. Geçiş dönemi adaleti için bir komisyonumuz var.
Tamam.
Bu komisyon buna odaklanıyor. Bu temelde, aleyhlerinde açık delil bulunan suçlularla ilgilenmek demek. Suç işlemişlerse hâkimlerin karşısına çıkarılmaları ve süreçten geçmeleri gerekir; mahkemede kendilerini savunma şansları olmalı ve uygun cezayı almalılar. Bu süreç var. Ama size şunu da paylaşayım; yalnızca çok olumlu bir resim çizip sonra meseleyi çarpıtmak istemiyorum.
Evet.
İnsanların yaşadıkları acılar ve sizin tarif ettiğiniz durum nedeniyle taşıdığı olumsuz duyguların ve üzerlerindeki baskıların miktarı çok büyük. İnsanlar geçiş dönemi adaletinin gerçekleşme hızından memnun değil. Gerçi birkaç bin kişinin hâlihazırda tutuklandığını ve şu anda hapiste olduğunu duydum.
Ama suçların büyüklüğü nedeniyle, haberleri takip ettiğimde her gün insanların “Bu adam şunu şunu yaptı ve hâlâ dışarıda yaşıyor, sokaklarda dolaşıyor” dediğini duyuyorum. Dolayısıyla çok fazla memnuniyetsizlik var; çünkü insanlar geçiş dönemi adaletinin yeterli hızda ilerlediğini görmüyor. Bu bir şey. Bu teknik taraf. Hükümette olmayan sizin ve benim gibi insanların bu konuda yapabileceği pek bir şey yok.
Geçmiş suçları biliyorsak cesur olmalıyız. Syrian halkına mesajım bu. Size, ailenize, akrabalarınıza, mahallenize karşı işlenmiş suçları biliyorsanız bunları belgelemeniz gerekir. Belgeleriniz varsa bunları Adalet Bakanlığı’na bildirmeniz gerekir.
Ama üzerinde çalışmamız gereken diğer şey, sanırım sizin sorunuz da bu, gerçekten konuşmadır.
Evet.
Konuşma, iyi Müslümanlar olarak varlığımızın kalbinin tam içindedir.
Da‘wa konuşmadır. İnsanlarla konuşmamız gerekiyor.
Doğru mu?
İnsanlarla konuşmamız gerekiyor. Bu, Müslümanların doğal olumlu yönlerini bu farklı mezheplere göstermemiz için bir fırsat. Bence çok büyük bir da‘wa fırsatımız var. Da‘wa terimini kullanıyorum çünkü burada dinleyici kitlesi hem Syrians hem de Syrian olmayanlardan oluşuyor. Eğer sadece Syrians’a konuşuyor olsaydım, toplumsal barıştan bahsederdik. Toplumsal uyum oluşturmamız gerekiyor. Ama ben inanıyorum ki onlarla ne kadar çok konuşursak, bu suçu bütün bir nüfusa yüklemenin gerçekten yanlış olduğunu o kadar çok fark edeceğiz. Bu haksızlık, haksızlık. Tüm Alawite’lar işlenen suçları işlemedi. O, suçları Alawite adına işledi.
Ama tersi doğru değil. Bu yüzden bu enerjiyi nasıl yönlendirdiğimiz konusunda dikkatli olmalıyız. İslam’ın elçileri olarak, kendimizin elçileri olarak, insanlar olarak, hikmeti ve iyi enerjiyi kullanmamız gerekiyor ki içimizdeki o insani yön, bizi belki hızlıca intikama, hızlıca hüküm vermeye ve Syria’yı inşa etmeye yardım etmeyecek gerilimler oluşturmaya iten diğer yönü aşabilsin. Toplumsal barış, Syria’yı yeniden inşa etmenin bir parçasıdır.
Onsuz mümkün değil. Evet. Size Anjad Yusf davasını sorabilir miyim? Çünkü bunun Syrians’ı ve Syrian olmayanları adeta kilitlediğini biliyorum. Tadamun’da bu tek kişinin işlediği korkunç katliamları okuyoruz; ama tabii Dr. Abbasi ve altı çocuğunun davası da vardı. Olayları bu kadar yakından takip etmeyenler için, ne yapmakla suçlanıyor? Ve Dr. Abasi davası hakkında bildiğiniz bir şey varsa sanırım...
Evet. Daha dün Rukneddin mahallesinde Abbasi ailesi için düzenlenen taziyeye katılıyordum. Ama Amjad Yusuf’a geri dönelim. Amjad Yusuf orduda bir subay. Emir aldığını iddia ediyor. Evet. Ben şahsen inanıyorum, eldeki ezici deliller de bu yönde, o sadece aşırı hevesli tiplerden biriydi ve Assad rejiminin birçok subayı aşırı hevesliydi.
Temelde Syrians’ı öldürerek kendini, askerlerini ve emrindekileri eğlendiriyordu. Sahneyi anlatmak istersem, tam tamamlanmamış bir bina; iskelet halinde bir bina. Büyük bir hendek kazmıştı ve insanlardan... insanları sokakta tutukluyordu, gözlerini bağlıyordu. Bunlar rastgele seçilmiş kişilerdi.
Rastgele seçilmişti. Videoları izlediğinizde yaşlı insanlar, genç insanlar, çocuklar, kadınlar ve daha nicesini görüyorsunuz. Şuna bakın: Assad tarafından işlenen suçların videolarına baktığınızda, Syrian halkının öfkesini hemen anlarsınız. Hemen. Yani bu adamı hayal edebiliyorsanız, bu insanları tutuklamıştı, sonra gözlerini bağlayarak oyun oynamaya karar verdi. Onları yola koyuyor ve temelde, “Özgürsün, koş,” diyordu. İlk iki üç adımdan sonra kişi hendeğe düşüyordu ama düşeceğini bilmiyordu. Gözleri bağlıyken üzerinde koşmaya devam edebileceği açık bir yol olduğunu sanıyordu. Evet.
Ona, “Düz koş, özgür olacaksın,” diyordu; adam düşüyor ve o da onu vuruyordu. Bu, onlarca ve onlarca insana yapıldı. İroni şu ki, hepsi videolarda belgelenmiş durumda. Ve benzerleri. Bütün aile... Dr. Abasi’nin çocuklarını boğması gibi. Bunu nasıl biliyoruz?
Bu, anlatılan, elden ele aktarılan ve bildirilen hikaye. Ayrıntılarına sahip değilim. Ama bu da Amjad Yusuf’un yaptığı şeylerden. Ve aslında Amjad Yusuf’a odaklanırken korktuğum şey de bu. Mesajım şu: Amjad Yusuf gibi birçok suç işlemiş yüzlerce kişi var. Şimdi Syrians size şunu soracak: Fadi Sakar’ın Amjad Yusuf’la bağlantısı var mı? Değil mi? Fadi Sakar tutuklu değil ama Amjad Yusuf tutuklu. Peki emri kim verdi? Değil mi? Liste böyle uzayıp gidiyor; çok, çok fazla örnek var.
Belki bir gün bir panel getiririz; bu tarihi belgeleyen insanları getiririz ve size rastgele tutuklamaların, ağır işkencenin ve kaybedilmelerin örneklerini gösterirler. 120.000’den fazla kayıp insanımız var. Kurtuluştan önceki istatistiklerde hapishanelerde 150.000 kişi olduğunu düşünüyorduk; sadece 10.000 kişi kurtarıldı. Bu da kayıp sayısını yaklaşık çeyrek milyona çıkarıyor. Buna öldürülmüş bir milyon insanı da ekleyin. Yani Amjad Yusuf’ların ve benzerlerinin işlediği suçların miktarı gerçekten dehşet verici. O sadece onlardan biri. Ülkedeki bu gerilimi hafifletmeye yardımcı olmak için öne çıkarılıyor. Ama bence dünya ve Syrians, Assad’ın işlediği suçları daha fazla öğrendikçe ne yazık ki şaşıracak. Bence bütün toplu mezarları henüz keşfetmedik. Hâlâ çok sayıda var; bunun kanıtı da hesabı verilmesi gereken yarım milyon insanımızın olması. Çeyrek milyon demek istiyorum; çünkü öldürüldüğü belgelenmiş olanları biliyoruz, ama yaklaşık çeyrek milyon kişiden haberimiz yok. Bu yüzden sayı, önümüzdeki birkaç yıl içinde keşfettikçe korkutucu hale gelecek.
Kardeş Gassan, bugünkü sohbetimizi sona erdirirken, Syria’nın önümüzdeki beş veya 10 yılda nereye gittiğini nasıl gördüğünüzü sormak istiyorum. Sizin Syria Forum gibi kuruluşlarınız çok uzun vadeli yeniden inşa çalışmaları, kalkınma çalışmaları, sosyal yardım çalışmaları yapıyor. Bu hafta biraz ileride kuruluşunuz tarafından geliştirilen okullardan bazılarını ziyaret edeceğimizi biliyorum. Her şey eşit giderse, hükümetin ülkenin içeride ve dışarıda karşılaştığı pek çok zorluğu ele alış biçimi konusunda çok iyimser olduğunuzu biliyoruz. Önümüzdeki on yılda Syria’nın bu yeniden inşasını ne kadar ileri görebiliriz?
Neredeyse ideal bir duruma bakarsak, bütün silindirlerin çalıştığı, yani bizim Syrian Forum olarak Syria’ya odaklanıp yaptığımız şeyleri sürdürmemiz gereken bir duruma. Hasar görmüş okulları yeniden inşa etmeye devam etmemiz gerekiyor. Evet. Bunun farkındalığıyla. Birisi “Bu hükümetin işi” diyebilir. Ama meselenin gerçeği şu: Eğer hükümetin 9.000 okulu inşa etmesi yıllar yılı sürecek diyorsam, ben de kendi payıma düşeni yapmak zorundayım. Sınıflara geri getirdiğim her öğrenci benim için bir kazanımdır. Ben buna böyle bakıyorum.
Eğittiğim ve bir işe yerleştirdiğim her insan benim için bir kazanımdır. Hükümetin bunu yapmasını bekleyemem. Tohumdan gübreye, sulama malzemelerine ve benzerlerine kadar tarımsal girdiler verdiğim her çiftçi benim için bir kazanımdır; çünkü o zaman topraklarını ekip biçebilir ve bununla yaşayabilir. Yani STK’lar olarak, toplum olarak, sivil toplum olarak ve benzeri şekillerde kendi payımıza düşeni yapmamız gerekiyor.
Hükümetin de kendi kapasitesini inşa etmeye devam etmesi gerekiyor. Çok uzun süre bekleme lüksleri yok. Devraldıkları miras arzulananın çok altında. Gerçekten çok, çok kötü. Güncelliğini yitirmiş çalışanlar. Bunu söylediğim için üzgünüm ama becerileri geride kalmış durumda. Bazı köprü mekanizmalarına ihtiyacımız var. Yine, bizim gibi kuruluşların kapasite inşası programlarıyla yardımcı olabileceği yer burası; eğitim verebiliriz ve bazı bakanlıklarla bunu yapıyoruz.
Günün sonunda makul yatırım fırsatlarını oluşturmamız gerekiyor, çünkü yardıma ihtiyacımız var. İşin özü bu. Dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizin yardımına ihtiyacımız var. İnsanların Syria’ya aynı anda hem merhamet hem de fırsat gözüyle bakmasına ihtiyacımız var. Merhamet, çünkü bu toprakları seviyorlar; bu topraklar Ümmet’in bir parçası. Ama aynı zamanda fırsat, çünkü Syria’da yatırım için büyük bir fırsat var ve insanların Syria’ya yönelmesine ihtiyacımız var. Syrians olarak bizim de bu yönelişin gerçekleşmesine yardımcı olmak için kendi payımıza düşeni yapmamız gerekiyor. Hızlı mı olacak? Hayır. Zaman alacak. Doğal olarak, bence beş yılda bir şey olacak. 10 yılda başka bir şey olacak. Önümüzdeki iki ila üç yıl içinde düzenlemelerimizi, yasalarımızı iyileştirmeye; darbeyi elimizden geldiğince yumuşatmaya; Syrians olarak kendi iç konuşmamızı, iç diyaloğumuzu iyileştirmeye odaklanmamız gerekiyor. Böylece, bence gerçek yeniden inşanın başlayacağı bir sonraki aşamaya hazır oluruz.
O halde bu programı izleyen ve Syria’yı ziyaret etmekten geri duranlara mesajınız şu: Gelin Syria’yı ziyaret edin. Paranızı Syria’da harcayın. Syria’nın beceri açıklarına yardım edin. İmkanınız varsa Syria’nın yeniden inşasına yardım edin, çünkü Syria hepimiz için bir projedir.
Kesinlikle. Kesinlikle. Yardım etmek için çok büyük bir fırsat. Katkınızın doğrudan faydasını görmek için büyük bir fırsat; fark yaratmak için, sizi tanımaya hevesli olmanın ötesinde katkınızdan faydalanmaya da hevesli bir nüfus üzerinde gerçek, olumlu bir etki bırakmak için büyük bir fırsat. Bu gerçekten muazzam bir şey: Ne yaparsanız yapın, insanların hayatında gerçekten etki oluşturuyorsunuz, her seferinde bir kişi.
Gerçekten harika bir sohbet oldu. Burada, böyle yerlerde havada olan iyimserliği; sizin gibi insanlarla ve sıradan Syrians’la yaptığım konuşmalarda hissettiğim iyimserliği gerçekten hissediyorum. Bugün zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
Burada olduğunuz için teşekkür ederim, beni programa davet ettiğiniz için teşekkür ederim ve Damascus’u ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim. Assalamu alaykum.
Şimdi bu programın sonuna ulaştınız ve en sonuna kadar kalmış olmanız, bana çalışmalarımıza gerçekten inandığınızı gösteriyor. Lütfen thinkingmusim.com/membership adresini ziyaret ederek tek seferlik bir bağış yapmayı veya üye olmayı düşünün. Katkılarınız size kamera arkası özel erişim, konuklarımıza soru sorma imkanı ve benimle, ekibimle ve Sami Hamdi gibi konuklarımızla aylık görüşmelere katılma imkanı sağlar. Ve bizi dualarınızda unutmayın.