Flock Safety Kurucusu Garrett Langley: Güvenlik ile mahremiyet arasında denge arıyoruz
İngilizce yayımlanan All-In Interview bölümünde sunucu Jason Calacanis, Flock Safety kurucusu Garrett Langley ile otomatik plaka okuma kameraları, polis erişimi, veri saklama süreleri, yapay zekâ ve polis dronlarını konuştu. Tartışmanın merkezinde, suçların çözülmesine yardımcı olduğu savunulan teknolojinin güvenlik getirileriyle kişisel mahremiyet ve kamu gücünün kötüye kullanılması riskleri arasındaki denge vardı. Langley, şirketinin son dönemde karşılaştığı tepkilerin hem ürün politikalarını hem de iletişim anlayışını değiştirdiğini kabul etti.
Flock Safety’nin ölçeği ve şirketin öne sürdüğü sonuçlar
“Şirketi dokuz yıl önce oldukça basit bir amaçla kurdum: Daha güvenli bir mahallede yaşamak,” diyen Garrett Langley, Flock Safety’nin ilk yıllarda doğrudan mahallelere plaka okuma kameraları sattığını açıkladı. Sistem, yoldan geçen aracın sabit görüntüsünü çekerek plakasını okuyor. Zaman içinde tavan bagajı, tampon etiketi, göçük, hasar veya eksik jant kapağı gibi ayırt edici özellikleri tespit edebilecek şekilde geliştirildi.
Langley’nin aktardığına göre Flock sistemleri ABD genelinde 6 binden fazla şehirde kullanılıyor. Şirket kurucusu, geçen yıl Flock kullanılarak bir milyondan fazla suçun çözüldüğünü ve demans hastası yaşlılar ile çocuklar dâhil 10 binden fazla kayıp kişinin bulunduğunu ileri sürdü. Yalnızca temmuz ayında yaklaşık 1.125 kayıp kişinin ve 20 binden fazla çalıntı aracın bulunmasına katkıda bulunulduğunu söyledi.
Langley, Atlanta’da çalınan bir otomobilin arka koltuğunda iki yaşında bir çocuğun bulunduğu yakın tarihli bir vakayı örnek gösterdi. Atlanta Police Department (Atlanta Polis Teşkilatı) ile Flock kameralarının çalışması sonucunda çocuğun bir saat içinde güvenli biçimde ailesine döndürüldüğünü belirtti.
Flock’un araç içini veya sürücünün yüzünü kaydettiği yönündeki kaygılara karşı Langley, şirketin plaka kameralarının yüz tanıma kullanmadığını, video çekmediğini ve aracın içine bakmadığını söyledi. Plaka kamerası sistemi üzerinden kişi araması yapılmasına da izin verilmediğini savundu. Bununla birlikte programın ilerleyen bölümünde Flock’un plaka okuma sisteminden ayrı canlı video kameraları da sattığı belirtildi.
Kameralara kim karar veriyor, veriler ne kadar tutuluyor?
Langley, bir şehirde Flock kameralarının kurulmasına genellikle belediye meclisinin karar verdiğini anlattı. Polis veya itfaiye şefi gibi belediye yöneticileri öneriyi meclise sunuyor; şirket temsilcileri de ürünün ne yaptığını ve yapmadığını açıklamak üzere toplantılara katılıyor. Langley’ye göre Flock çalışanları geçen yıl yaklaşık 10 bin belediye meclisi toplantısına gitti.
Şirketin yıllardır kullandığı varsayılan veri saklama süresi 30 gündü. Flock bu varsayılan süreyi kısa süre önce yedi güne indirdi. Belediyeler ve eyaletler ise kendi kurallarını koyabiliyor. Langley, New Jersey’de eyalet yasası nedeniyle Flock müşterilerinin verileri beş yıl tuttuğunu; California ve Washington gibi eyaletlerde de azami saklama süreleri belirleyen düzenlemeler bulunduğunu söyledi.
“Suçların yüzde 90’ının yedi günlük veri saklama süresiyle çözülebileceğini düşünüyoruz,” diyen Langley, kalan yüzde 10’luk bölümün kamuoyunun en fazla dikkatini çeken ağır vakaları içerdiğini vurguladı. Cesedin günler sonra bulunabildiği cinayetler veya mağdurun yaşadığı suçluluk ve utanç nedeniyle polise ancak bir haftadan uzun süre sonra başvurabildiği tecavüz vakaları buna örnek gösterildi. Langley, 30 günlük verinin geriye kalan vakaların çoğunda yararlı olacağını düşündüğünü, ancak nihai kararın demokratik olarak seçilmiş yerel yöneticilere ait olması gerektiğini ifade etti.
Jason Calacanis, iki günlük, yedi günlük veya 30 günlük saklama süreleri arasında her toplumun farklı bir denge kurabileceğini söyledi. “Yalnızca mahremiyete ya da yalnızca güvenliğe bakanların ikisi de denklemin yanlış tarafında,” diyen Garrett Langley, karmaşık sorunlarda demokratik sürecin amacının ortak zemin bulmak olduğunu savundu.
Görüşmede vatandaşların bireysel olarak sistem dışında kalmasını sağlayacak bir mekanizma açıklanmadı. Langley bunun yerine belediye meclisleri, belediye başkanları ve eyalet yönetimlerinin saklama ve paylaşım politikalarını belirleme yetkisini öne çıkardı.
Polis erişiminin kötüye kullanılması ve zorunlu denetim
Calacanis, herhangi bir veri sisteminin kötüye kullanılabileceğini belirterek bir polis memurunun eski partnerini takip etmek veya suç örgütlerine bilgi sağlamak amacıyla plaka araması yapabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Langley, geçmişte denetim kaydının tek başına yeterli olduğunu düşündüğünü, ancak büyük polis teşkilatlarında binlerce günlük sorgunun yalnızca küçük bir bölümünün insanlar tarafından incelenebildiğini sonradan fark ettiğini anlattı.
Şirket dört ay önce “audit assistance” adlı otomatik denetim yardım aracını geliştirdi. Sistem, normal kullanım kalıplarından sapan sorguları işaretliyor. Langley, Flock’un önceki sekiz yılda bir düzineden az kötüye kullanım vakası tespit ettiğini, yeni aracın devreye alınmasının ardından ise beklediğinden çok daha fazla uygunsuz kullanım ortaya çıkarıldığını söyledi.
Langley’ye göre bir memurun aynı plakayı ardışık günlerde gizlice sorgulaması şüpheli bir örnek oluşturuyor. Gerçek bir suç soruşturmasında aranan aracın, diğer memurların da uyarılabilmesi için izleme listesine eklenmesi bekleniyor. Takip amacı taşıyan bir memur ise aramayı meslektaşlarından gizli tutmaya çalışabilir.
Langley, Georgia’daki müşterilerinden bazılarının sonuçları saklamak yerine kamuoyuna açıkladığını ve bir teşkilatta sistemi kötüye kullandığı gerekçesiyle dokuz polisin işten çıkarıldığını aktardı. Ayrıca California’nın eyalet veri tabanında geçen yıl 7 bin kötüye kullanım vakası bildirildiğini söyledi. Yeni denetim özelliğinin artık isteğe bağlı bir varsayılan olmadığını, bütün müşteriler için zorunlu tutulduğunu belirtti.
Calacanis, büyük teşkilatlarda sorguların bir amir tarafından önceden onaylandığı “çift anahtarlı” bir sistem önerdi. Langley, buna benzer bir tasarımın şirketin değerlendirdiği seçenekler arasında bulunduğunu, ancak yalnızca 20 memuru olan küçük teşkilatlarda aynı sürecin orantısız bir yük yaratabileceğini kaydetti. Bu nedenle büyük şehirler, orta ölçekli yerler ve küçük kasabalar için farklı kurallar gerekebileceğini değerlendirdi.
“Bir müşteri hesap vermek istemiyorsa, onu müşteri olarak istediğimi sanmıyorum,” diyen Garrett Langley, daha sıkı kurallar yüzünden bazı sözleşmeleri kaybetmeyi göze aldığını açıkladı. Rakiplerinin benzer denetim araçlarına ve zorunluluklara sahip olmadığını ileri süren Langley, bunun ileride söz konusu şirketler için sorun yaratacağını savundu.
Yapay zekâda sınır: Şüpheyi makine tanımlamamalı
Programda yapay zekânın kamu güvenliği alanında nasıl kullanılabileceği de tartışıldı. Langley, Flock’un 911 çağrı merkezlerini işletmediğini, ancak bazı şehirlerin bütçe ve personel sorunları nedeniyle çağrıları yapay zekâ sistemlerine yönlendirmesini kaygıyla izlediğini söyledi. Bir uçak rezervasyonunda yapılan yapay zekâ hatasıyla, evine girildiği sırada 911’i arayan kişiye verilen yanlış yanıtın sonuçlarının aynı olmayacağını vurguladı.
Langley’ye göre daha temkinli bir modelde yapay zekâ yalnızca bütün insan operatörlerin meşgul olduğu anlarda devreye girebilir. Calacanis ise bir aracın art arda evlerin önünde yavaşlaması gibi hareketlerden suç hazırlığı tahmini yapılmasının mümkün olup olmadığını sordu.
“Şüpheyi tanımlayan bir şirket olmayı hiçbir zaman istemiyoruz,” diyen Garrett Langley, insanların davranışlarından gelecekte suç işleyip işlemeyeceklerini tahmin eden bir sisteme karşı çıktı. Kamu güvenliğinde insan denetiminin korunması gerektiğini belirten Langley, yapay zekânın ancak çözülen suç sayısını artırırken yanlış kişinin hedef alınması ihtimalini azaltması hâlinde yararlı olacağını savundu. Bu tür ürünlerin bağımsız üçüncü taraflarca test edilmesi ve doğrulanması gerektiğini ekledi.
Kameraları kapatan ve yeniden açan şehirler
Calacanis, yaklaşık 6 bin müşteri şehirden 60 veya 70’inin kameraları kaldırmış olabileceğini söyledi. Langley bu sayıyı doğrudan doğrulamadı; ancak şirketin daha önce neredeyse sıfır olan müşteri kaybı oranının yaklaşık yüzde 1’e çıktığını belirtti. Yaklaşık 20 şehrin ise kameralarını yeniden açtığını bildirdi.
Langley, bazı iptal kararlarının yanlış bilgiye dayandığını savundu. Bir belediyenin internette otomatik plaka okuma sistemi ve yüz tanıma hakkında arama yaptıktan sonra bir rakibin sitesindeki özellikleri Flock’a ait sanarak sözleşmesini iptal ettiğini anlattı. Bununla birlikte yanlış anlaşılmaların giderilmesinin şirketin sorumluluğunda olduğunu kabul etti.
Washington eyaletindeki bir şehirde kameralar kapatıldıktan sonraki hafta sonu bir çocuğun vurulduğunu anlatan Langley, kaçan aracın komşu şehirdeki Flock kameraları tarafından tespit edildiğini ve şüphelinin yakalandığını söyledi. Austin örneğinde ise Calacanis’in notlarına göre şehir 2025’te Flock sözleşmesini iptal etti veya yenilemedi. Daha sonra Austin’deki bir silahlı saldırıyla bağlantılı araç, Flock kullanan Manor Police Department tarafından görüldü; yaşları 15, 16 ve 17 olan üç genç 28 saat sonra yakalandı. Calacanis, bu olayın Austin’de tartışmayı yeniden gündeme taşıdığını belirtti.
Calacanis, American Civil Liberties Union’ın (Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği) Austin için 48 saatlik saklama süresini desteklediğini söyledi. Polislerin 30 gün isteyebileceğini, bazı toplumların ise yedi veya 14 günde uzlaşabileceğini değerlendirdi.
“Ulusal bir Flock veri tabanı istemiyorum; hükümetin yüz tanıma kullanmasını da istemiyorum,” diyen Jason Calacanis, buna karşılık kendi toplumu tarafından işletilen ve verileri iki hafta ya da en fazla 30 gün saklayan plaka okuyucularını kabul edebildiğini açıkladı. Calacanis, varlıklı kişilerin kapılar, özel güvenlik görevlileri ve kişisel kameralar aracılığıyla kendilerini koruyabildiğini; bu imkânlara sahip olmayanların kamu güvenliği teknolojilerine daha fazla ihtiyaç duyabileceğini savundu.
Tepkiler, iletişim hataları ve şirketin geleceği
Calacanis, kameraları söken kişilerin “terörist” olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğunu, “aktivist” ifadesinin daha uygun olacağını söyledi. Langley geçmişte iletişim hataları yaptığını kabul etti; ancak kameraları tahrip eden kişilerin ağır cezalarla karşılaşabileceklerini bilmeden sosyal medya paylaşımlarından etkilenmiş olabileceğini belirtti. Ohio veya Illinois’de olduğunu düşündüğü bir vakada yakalanan kişinin 15 ila 20 yıl hapis riskiyle karşı karşıya bulunduğunu ileri sürdü.
Langley, son bir yıldaki olumsuz haberlerin en büyük etkisinin çalışanların morali üzerinde görüldüğünü söyledi. Şirket çalışanlarının, Flock’un yapmadığı uygulamalar nedeniyle eleştirilmekte zorlandığını ifade etti. Buna karşın şirketin yılın başında yeni yatırım aldığını, büyümeyi sürdürdüğünü ve tartışmaların müşterilerle ilişkileri güçlendirdiğini bildirdi.
“Herkes güvende olmak istiyor; bu değişmedi ve muhtemelen hiçbir zaman değişmeyecek,” diyen Garrett Langley, şirketin daha fazla dinlemesi, daha iyi iletişim kurması ve güçlü varsayılan kurallara öncülük etmesi gerektiğini vurguladı. Calacanis de nihai kararın topluma ait olması gerektiğini belirterek, “İstemiyorsanız kapatın; 48 saat istiyorsanız 48 saate ayarlayın,” şeklinde değerlendirdi.
Polis dronları ve şeffaflık ihtiyacı
Langley, dronların Flock’un en hızlı büyüyen iş birimi olduğunu söyledi. Plaka okuma faaliyetlerinin ileriye dönük gelirin yüzde 50’sinden biraz azını oluşturduğunu; şirketin ayrıca dronlar, canlı video kameraları ve çeşitli yazılımlar sunduğunu belirtti.
Flock dronları genellikle polis veya itfaiye binalarının çatısındaki iklim kontrollü istasyonlarda tutuluyor. Bir 911 çağrısı geldiğinde olay yerine ilk olarak polis göndermek yerine drone kaldırılabiliyor. Langley, Dallas–Fort Worth bölgesinde gece bir benzin istasyonunda silah taşıdığını düşündüğü bir kişiden korkan kadının 911’i aradığı vakayı anlattı. Drone yaklaşık 400 feet yükseklikte saatte 60 mil hızla uçarak bir dakikadan kısa sürede bölgeye ulaştı. Kırk kat optik yakınlaştırmayla incelendiğinde görülen nesnenin silah değil, oyuncak görünümlü bir çakmak olduğu anlaşıldı.
Langley, bu müdahalenin silahlı bir polisin yüksek gerilim altında olay yerine ulaşmasıyla doğabilecek tehlikeyi azalttığını savundu. Calacanis ise dronların eski partnerleri takip etmek veya pencerelerden içeriyi gözetlemek için kullanılmasını önleyecek güçlü denetimler gerektiğini söyledi.
Langley’ye göre birçok müşterinin şeffaflık portalında kamera sayıları, denetim kayıtları, dronlar ve uçuş bilgileri görülebiliyor. Devam eden soruşturmaları tehlikeye atmamak için veriler gecikmeli yayımlanıyor. Belediye yöneticileri ve komuta personeli için “spectator mode” adlı bir izleme seçeneği de bulunuyor. Langley, drone uçuşlarıyla 911 çağrılarını kamuya açık biçimde eşleştirmenin teknik olarak mümkün olduğunu, ancak bugüne kadar hiçbir müşterinin bunu talep etmediğini söyledi.
Drone kullanımında hava güvenliği dışındaki federal kuralların bulunmadığını, eyalet ve şehir düzeyindeki düzenlemelerin de sınırlı kaldığını belirten Langley, sektörün varsayılan şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarını gecikmeden belirlemesi gerektiğini ifade etti.