Tucker Carlson

Ben Jordan ve Noel Pardo: Flock Kameraları ABD’de Mahremiyet Tartışmasını Büyütüyor

İngilizce podcast bölümünde Tucker Carlson, gözetim teknolojileri ve özellikle Flock Safety şirketinin otomatik plaka okuyucuları üzerine Ben Jordan ve eski polis memuru Noel Pardo ile konuştu. Bölümde, bu sistemlerin suçla mücadele gerekçesiyle yaygınlaştırıldığı, ancak konuşmacılara göre mahremiyet, polis-halk ilişkisi ve anayasal haklar açısından ciddi sorunlar doğurduğu savunuldu.

Orwell, Panoptikon ve Mahremiyet

Carlson bölüme George Orwell’in 1949’da yayımlanan 1984 romanını hatırlatarak başladı. Romanın, devletin her şeyi kontrol ettiği distopik bir gelecek tasviri olarak bilindiğini söyledi. Ona göre kitabın dikkat çekici yanı, baskının esas olarak fiziksel şiddetten değil, sürekli gözetimden kaynaklanmasıydı. Romandaki “telescreen” cihazının hem insanları dinlediğini hem de propaganda yaydığını belirten Carlson, bugün bunun artık “uzay çağı” bir hayal olmaktan çıktığını savundu.

“Mahremiyetinizi kaybettiğinizde öğrendiğiniz şey şudur: Mahremiyet olmadan yakınlık kuramazsınız,” diyen Tucker Carlson, “yakınlık tanımı gereği dışlayıcıdır; herkes davetli değildir” şeklinde açıkladı. Carlson’a göre insanlar izlendiklerini bildiklerinde önce konuşmalarını, sonra davranışlarını, zamanla da düşüncelerini sınırlandırmaya başlıyor.

Carlson, Jeremy Bentham’ın 19. yüzyılda geliştirdiği panoptikon fikrine de değindi. Panoptikonun, mahkumların her an izlenebileceklerini düşünerek kendilerini disipline etmeleri üzerine kurulu olduğunu anlattı. Carlson, günümüzde Amerikan şehirlerinde bunun teknolojik olarak mümkün hale geldiğini, kameraların yalnızca görüntü kaydetmediğini, biyometrik verileri ve konuşmaları da işleyebildiğini iddia etti.

Plaka Okuyucular ve Flock Safety Tartışması

Carlson, ABD’de gözetimin özellikle “automatic license plate readers” yani otomatik plaka okuyucuları alanında hızla yayıldığını söyledi. Bu kameraların genellikle direklere, binalara veya giderek daha fazla dronlara yerleştirildiğini belirtti. Resmi gerekçenin suçluların ve çocuk kaçakçılarının yakalanması olduğunu, ancak bu gerekçeyle tüm toplumun sürekli izlenmesinin meşrulaştırıldığını savundu.

Flock Safety’nin bu alandaki en büyük ve en bilinen şirketlerden biri olduğunu söyleyen Carlson, şirketin polis departmanlarına suç oranlarını azaltma vaadiyle kamera ve dron sistemleri sattığını anlattı. Ona göre yerel yönetimler açısından sistem cazipti çünkü bir polis memuru istihdam etmenin yıllık maliyeti ortalama 100 bin doların üzerinde, tüm kariyer maliyeti ise 7 milyon dolara kadar çıkabiliyordu. Carlson, Flock sözleşmelerinin kamera başına yaklaşık 2.500 dolara mal olduğunu söyledi.

Ancak Carlson, bu maliyet hesabında halkın mahremiyetinin ve insanlarla doğrudan polis ilişkilerinin kaybedildiğini belirtti. “Gizliliğinizden vazgeçerseniz karşılığında ne alacaksınız? Elbette güvenlik,” diyen Tucker Carlson, “ama sorun şu ki bu takas söylendiği gibi işlemedi” diye değerlendirdi.

Carlson, Harris County, Texas örneğini verdi. Yaklaşık 4,7 milyon nüfuslu ilçede 3.000’den fazla, hatta yaklaşık 3.700 plaka okuyucu bulunduğunu söyledi. Buna rağmen Harris County’de 2025’te 500’den fazla cinayet işlendiğini ve toplam cinayet sayısının son 10 yılda belirgin biçimde arttığını öne sürdü. Carlson, bu tabloyu gözetimin kamu güvenliğini sağlamaya yetmediği iddiasına dayanak gösterdi.

Deflock, Garrett Langley ve Kamera Karşıtı Tepki

Carlson daha sonra Flock karşıtı tepkilere geçti. Rio Rancho’da 44 yaşındaki Javon Martinez’in üç Flock kamerasına zarar verdiği iddiasıyla hırsızlık, mala zarar verme ve delille oynama suçlamalarıyla karşı karşıya olduğunu aktaran haber görüntülerine yer verdi. Martinez’in kameraları “kamu güvenliğine açık ve mevcut tehdit” olarak gördüğü aktarıldı.

Carlson, kamera sökme veya devre dışı bırakma eylemlerini onaylamadığını söyledi, ancak bu tepkinin arkasındaki duygunun anlaşılması gerektiğini savundu. Ona göre bazı vatandaşlar, yasal ve demokratik yollarla sonuç alamadıkları için mahremiyetlerini korumak adına bu tür eylemlere yöneliyor.

Programda Flock Safety kurucusu Garrett Langley’nin bir röportajından bölüm de yer aldı. Langley, ACLU ve EFF gibi kuruluşların mahkemede “makul tartışmalar” yürüttüğünü söyleyerek onlara saygı duyduğunu belirtti. Buna karşılık Deflock adlı grubu sert sözlerle eleştirdi. “Ne yazık ki Deflock gibi teröristik örgütler var; temel motivasyonları kaos,” diyen Garrett Langley, “Antifa’ya başka her şeyden daha yakınlar” şeklinde savundu.

Carlson ise Deflock’un aslında Flock kameralarının yerlerini haritalayan bir internet girişimi olduğunu söyledi. Deflock’un kameraların Dördüncü Ek Değişiklik’i ihlal ettiğini ve mahremiyeti aşındırdığını düşündüğünü aktardı. Carlson, kamera yerlerini halka bildirmeyi “terörizm” diye nitelemenin, şirketin halk hakkında her şeyi bilmek isterken halkın şirket hakkında bilgi edinmesini engelleme çabası olduğunu savundu.

Ben Jordan: “Hiçbir Şey Saklamıyorum” Argümanına Yanıt

Bölümün ilk konuğu Ben Jordan, Flock ve plaka okuyucular üzerine yaptığı çalışmalar nedeniyle yayına katıldı. Jordan, “Ben yanlış bir şey yapmıyorum, neden endişeleneyim?” argümanına karşı çıktı. “Biri bana ‘saklayacak hiçbir şeyim yok’ dediğinde, ondan telefonunu kilidi açık şekilde bana vermesini isterim,” diyen Ben Jordan, “kaçak, suçlu ya da yasa dışı bir şey aramıyorum; ama herkesin saklamak isteyeceği şeyler vardır” ifadesini kullandı.

Jordan, takip edilmiş, haksız yere suçlanmış, hacklenmiş veya kimliği çalınmış kişilerin mahremiyetin önemini çok iyi anladığını söyledi. Flock’un halka açık bir kurum değil, risk sermayesi yatırımcıları olan özel bir teknoloji girişimi olduğunu vurguladı. Şirketin amacının mümkün olduğunca çok para kazanmak olduğunu belirten Jordan, polis şeflerine ve yerel yöneticilere kameraların suç çözdüğünü ve dosya aydınlatma oranlarını artırdığını söylediğini, ancak buna dair yeterli kanıt sunmadığını ileri sürdü.

Jordan, suç istatistiklerinin karmaşık olduğunu, daha fazla polis sayısının suçu kesin biçimde azaltıp azaltmadığının bile kriminoloji ve sosyoloji açısından tartışmalı olduğunu anlattı. Ona göre gerçekten suç azaltmada etkili olduğu bilinen yaklaşım toplum destekli polislikti. “Suçu düşürdüğünü gerçekten bildiğimiz tek şey toplum destekli polisliktir,” diyen Ben Jordan, “insanların polis memurlarına güvenmesi ve onlarla konuşabilmesidir” şeklinde vurguladı.

Jordan, birçok toplumda halkın Flock plaka okuyucularını polisle kurduğu sosyal sözleşmeye ihanet olarak gördüğünü söyledi. İnsanların mahremiyet beklediğini, fakat bunun verilmediğini belirtti.

Veri Akışı, Hot List ve Dronlar

Jordan, Flock kameralarının nasıl çalıştığını da anlattı. Falcon adı verilen siyah kameraların bir plaka gördüğünde fotoğraf çektiğini, veriyi Flock sunucularına gönderdiğini ve polisin buradan erişim sağladığını söyledi. Ayrıca sistemin yalnızca plakayı değil, aracın rengi, tampon etiketi veya kırık cam gibi özellikleri de yapay zeka ile arayabildiğini belirtti.

Jordan’a göre en sorunlu özelliklerden biri “hot list” uygulamasıydı. Bir plaka bu listeye eklenirse, araç her kameradan geçtiğinde polise bildirim gidiyordu. “Bunu yapmak için arama emrine ihtiyaç duymuyorlar,” diyen Ben Jordan, “çok sayıda Flock kamerası varsa bu, işlevsel olarak bir araca GPS takmaktan farklı değildir” diye açıkladı.

Jordan ayrıca Flock’un dron planlarını gündeme getirdi. Bir Flock “gizli dron tesisi” yakınında röportaj yaptığı sırada polis çağrılarak alıkonduğunu söyledi. Şirket çalışanlarından duyduğunu belirterek Flock’un dronları sürekli havada tutmayı hedeflediğini aktardı. Acil müdahale dronlarına tamamen karşı olmadığını, örneğin bir yangında itfaiyeye bilgi veren dronun faydalı olabileceğini söyledi. Ancak sürekli havada kalan dronların altında bulunan herkesin izlenebileceğini savundu.

Jordan, şirketin polis ve yerel yönetimler üzerinde yoğun pazarlama yaptığını, kendi hazırladığı çalışmaları başarı kanıtı olarak sunduğunu iddia etti. Ayrıca Flock çalışanları arasında daha önce polis departmanlarında veya belediyelerde görev yapmış kişilerin bulunduğunu, bunun “döner kapı” ilişkisi yarattığını savundu.

Özel Alan Kameraları ve Güvenlik İddiaları

Jordan, Atlanta banliyösü Dunwoody’de yaşayan Jason Hunar adlı bir tanıdığının bilgi edinme talepleriyle Flock kullanım kayıtlarını incelediğini anlattı. Marcus Jewish Community Center adlı özel bir toplum merkezinin, antisemitik saldırı ihtimaline karşı görüntülerini polise paylaşmak istediğini, ancak bunun Flock ile paylaşım anlamına geldiğini söyledi.

Jordan’ın iddiasına göre Flock çalışanları bu özel merkezin içindeki kameraları 1.000’den fazla kez görüntüledi. Görüntülenen yerler arasında havuz, kreş ve çocuk jimnastik odası da vardı. “Flock çalışanları bu kameraları binin üzerinde kez izledi,” diyen Ben Jordan, “üstelik bunlar kolluk görevlisi değildi” şeklinde belirtti. Jordan, şirketin bunu başka bir müşteriye ürün demosu olarak açıkladığını, kendisinin ise bu açıklamayı kabul edilemez bulduğunu söyledi. Bu olaydan sonra hiçbir Flock çalışanının işten çıkarılmadığını, yalnızca sosyal medya profillerinin silindiğini iddia etti.

Jordan ayrıca karanlık ağda Rus bir satıcıda Flock kolluk hesapları bulduğunu, bazı hesaplarda çok faktörlü kimlik doğrulama olmadığını söyledi. Temsilci Krishna Morty ve Oregon Senatörü Wyden’ın Federal Trade Commission’a (Federal Ticaret Komisyonu) mektup yazdığını, ancak yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen soruşturma açıldığını bilmediğini ifade etti.

Noel Pardo’nun Pawtucket Deneyimi

Bölümün ikinci konuğu eski Rhode Island polis memuru Noel Pardo oldu. Pardo, Pawtucket Police Department’ta çalışırken Flock sistemleriyle tanıştığını anlattı. 2021’de departmanının ve eyaletteki başka departmanların Flock ile deneme süreçlerine başladığını söyledi. Kendisine ve meslektaşlarına sistemin nasıl kullanılacağına dair eğitim verildiğini belirtti.

“İlk eğitimde bile bundan rahatsız olmuştum,” diyen Noel Pardo, “aracıma kurulduğunda ve araçları gerçek zamanlı izlediğini gördüğümde bunun tam bir hata olduğunu anladım” şeklinde açıkladı. Pardo, o dönemde de bugün de bunun Fourth Amendment (Dördüncü Ek Değişiklik) ihlali olduğuna inandığını söyledi.

Pardo’ya göre Pawtucket başlangıçta sistemi karşılayacak maddi güce sahip olmadığı için plan rafa kalktı. Ancak 2023’te devriye sırasında kendi bölgesinde kameraların kurulduğunu gördüğünü anlattı. “Ben bir devriye polisiysem ve bundan haberim yoksa, halk hiç bilmiyordur,” diyen Noel Pardo, “zaten durum da buydu; kamuya bilgi verilmemişti” ifadesini kullandı.

Pardo, yerel Valley Breeze gazetesiyle konuştuğunu, adının kullanılmasına izin verdiğini ve Ekim 2023’te haber yayımlandıktan sonra ciddi sorunlar yaşadığını söyledi. Daha sonra yerel temsilci Joe Solomon’ın davetiyle Nisan 2024’te government oversight committee (hükümet denetim komitesi) önünde konuştuğunu anlattı. Bu süreçte toplam dört kez askıya alındığını, 72 gün maaşsız kaldığını ve yaklaşık 20 bin dolar kaybettiğini belirtti. Dedektifliğe terfisinin iki kez reddedildiğini, çavuşluk sınavına girmesinin engellendiğini söyledi.

Pardo, Temmuz 2025’te işten çıkarılmak istendiğini, buna karşı “LEO” adını verdiği bir süreçte mücadele etmek istediğini, ancak 30 bin dolarlık masrafı karşılayamadığı için istifa etmek zorunda kaldığını anlattı. Sendikasının yalnızca 10 bin dolar ödeyeceğini, kendisinin 20 bin dolar bulması gerektiğini söyledi. Ayrıca ayrılırken kendisine NDA (gizlilik anlaşması) imzalaması önerildiğini, sağlık sigortasında kalma ve başka iş ararken şefin olumsuz konuşmaması karşılığında deneyimi hakkında konuşmamasının istendiğini belirtti. Pardo bu anlaşmayı imzalamadığını söyledi.

Polis, Halk ve “Aşırılıklar” Tartışması

Carlson, Pawtucket gibi zor bir şehirde kameraların neden bu kadar önemli görüldüğünü sordu. Pardo buna kesin yanıt veremediğini söyledi. Şefiyle konuşmak istediğini, ancak bunun mümkün olmadığını anlattı. Yerel meclis üyelerine halkın bilgilendirilmemesini sorduğunda aldığı yanıtın “güvenlik için” olduğunu belirtti.

Pardo, ABD’de bir uçtan diğerine savrulan bir güvenlik tartışması yaşandığını söyledi: birkaç yıl önce “polisi fonlamayı azaltma” çağrıları, şimdi ise kitlesel gözetim. Polis memurlarına takılan body cam (vücut kamerası) uygulamasının da dehumanize edici olabileceğini belirten Pardo, bazı polislerin bunu halka “şimdi sıra sizde” şeklinde yansıtabileceğini değerlendirdi. Yine de tüm polislerin aynı düşünmediğini, bazılarının bunu yanlış bulduğunu, bazılarının iyi fikir saydığını, bazılarının ise yalnızca işini bitirip emekli olmak istediğini söyledi.

Pardo, kameraların Pawtucket’i belirgin biçimde daha güvenli hale getirmediğini söyledi. Suçluların sistemi aşmanın yollarını bulacağını, asıl etkilenenlerin yasalara uyan vatandaşlar olduğunu savundu. “İnsanların arabalarını takip ediyorsanız, insanları takip ediyorsunuz,” diyen Noel Pardo, “arabaları izliyoruz ama insanları izlemiyoruz argümanı bana çok çocukça geliyor” şeklinde ifade etti.

Programın sonunda Carlson, polis departmanlarının bu teknolojilere katılımını eleştirdi ve Pardo’nun işini kaybetme pahasına itiraz etmesini övdü. Pardo ise ailesinin ve eşinin kendisini desteklediğini, ancak birçok kişinin kendisine bu yola girerse işini kaybedeceğini söylediğini aktardı. Çocuğu doğduktan sonra ileride ona dürüstlükten söz edebilmek için bu konuda sessiz kalamayacağını söyledi.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol