Eski US Army Subayı Stanislav Krapivik: Rusya-NATO Tırmanışı, Trump ve Avrupa’nın “Ukraynalaştırılması”
İngilizce yayımlanan bu bölümde Glenn ile eski US Army subayı ve Donbas kökenli Stanislav Krapivik, Rusya-Ukrayna savaşındaki son tırmanışı, NATO ve Avrupa’nın rolünü, ABD’nin İran ve Rusya politikalarını ve Donald Trump yönetiminin yönelimini tartıştı. Konuşma, Ukrayna’nın Rus gemilerine ve Moscow’a yönelik saldırıları ile Rusya’nın Kiev’e büyük ölçekli karşılığı üzerinden, savaşın doğrudan Rusya-NATO çatışmasına dönüşüp dönüşmeyeceği sorusuna odaklandı.
Rusya’da Yakıt ve Hasat İddiaları
Krapivik, konuşmanın başında Rusya’da yakıt olmadığı, mahsullerin tarlada çürüdüğü gibi Batı kaynaklı olduğunu söylediği iddialara yanıt verdi. Tatilde olduğunu, teknik donanımının yanında bulunmadığını belirten Krapivik, Rusya’daki günlük yaşamı anlatırken bu iddiaların geçen yıldan tekrarlandığını savundu.
"Rusya’da yakıt var; bazı kuyruklar var ama yılın bu zamanında zaten güneye tatile giden çok büyük bir hareketlilik olur," diyen Stanislav Krapivik, bazı istasyonlarda ek kuyruklar oluştuğunu kabul etti ancak "her ikinci benzin istasyonunda" yakıt bulunduğunu söyledi. Krapivik, tarım alanlarında traktörlerin ve biçerdöverlerin çalıştığını, güneyde yılda iki hasat alındığını, özellikle buğday ve ayçiçeğinde ilk hasadın yapıldığını ya da yapılmakta olduğunu belirtti.
Bu anlatım, programın ana gündemine geçmeden önce Krapivik’in Rus ekonomisinin ve günlük hayatının Batı basınında yansıtıldığı kadar kırılgan olmadığı iddiasının zeminini oluşturdu. Ona göre sahadaki gerçeklik, "yakıt yokluğu" ya da "mahsul çürümesi" gibi anlatılarla örtüşmüyordu.
Drone Saldırıları ve Rus Toplumunun Tepkisi
Glenn, Ukrayna ve NATO’nun Rus gemilerine ve Moscow’a büyük saldırılar düzenlediğini, Rusya’nın da Kiev’e "rekor büyüklükte" füze kullanımıyla karşılık verdiğini söyledi. Krapivik ise Rus toplumunun bu tür saldırılara verdiği tepkinin dışarıdan beklenen gibi olmadığını savundu.
Kendi deneyimini aktaran Krapivik, ailesiyle sahildeyken sirenlerin çaldığını, havada drone’lar olduğunu ve şehir dışından otomatik silah sesleri duyulduğunu söyledi. "Kimse yerinden kıpırdamıyor; Rusları gerçekten korkutamayacağınızı anlamak için bu yeterli," diyen Stanislav Krapivik, bunu "Rus zihniyeti" olarak nitelendirdi.
Krapivik, Egypt’te Muslim Brotherhood’un iktidarı ele geçirdiği dönemde de benzer bir örnek yaşandığını savundu. Ona göre Avrupalılar ve Amerikalılar bölgeden kaçarken Rus turistler tatil bölgelerinde kalmıştı. Gorlovka örneğini de veren Krapivik, savaş öncesi nüfusun 380 bin olduğunu, 12 yıldır akan su bulunmadığını, buna rağmen mevcut nüfusun 320 bin civarında olduğunu iddia etti. Bu örnekleri, Rus toplumunun uzun süreli baskı altında çözülmediği görüşünü desteklemek için kullandı.
Ekonomik Hedefler ve Wildberries Saldırıları
Krapivik’e göre Ukrayna tarafı son dönemde daha fazla ekonomik hedefe yöneldi. Özellikle Wildberries adlı büyük online sipariş şirketinin iki büyük deposunun vurulduğunu söyledi. Wildberries ve Ozon’u Russia ve Rusça konuşulan çevre bölgelerde Amazon ölçeğinde faaliyet gösteren büyük şirketler olarak tanımladı.
Wildberries’in sahibi Tatiana Kim’in Rusya vatandaşı, Kore kökenli ve "dünyanın en zengin kadını" olduğunu belirten Krapivik, bu tür saldırıların Rusya içindeki baskıyı artıracağını savundu. Ona göre ekonomik hedeflerin vurulması, Rusya’daki zengin kesimlerin de Avrupa’ya karşı daha sert tepki talep etmesine yol açabilir.
Krapivik, Avrupa fabrikalarına saldırı çağrısında bulunarak son derece sert ifadeler kullandı. "Sıradan insanlar sokakta European Union’a vurun diye bağırmakla kalmıyor; çok zenginler de bunu söylemeye başladığında, er ya da geç bu olacak," diyen Stanislav Krapivik, Avrupa’nın ya geri çekilip müzakere edeceğini ya da savaşın daha büyük bir noktaya taşınacağını savundu. Bu ifadeler, konuşmadaki en keskin tırmanma değerlendirmelerinden biriydi.
Glenn’in Caydırıcılık Sorusu
Glenn, Rusya’nın bugüne kadar "itidalli" davrandığını söyleyenlerin genellikle Rusya’nın savaşta acımasız olduğu yönünde itirazlarla karşılaştığını belirtti. Ancak Zelensky’nin bir paylaşımına atıfla, Rusya’nın Kiev’e 40 füze ve 120 saldırı drone’u kullandığını, buna rağmen Kiev’de bir kişinin öldüğünü söylediğini aktardı. Glenn’e göre 160 hava aracının kullanıldığı bir saldırıda bir kişinin ölmesi, hedef seçiminde sivil kayıpların dikkate alındığını düşündürebilirdi.
Ardından Glenn, savaşın kimin lehine gittiğini ölçme konusunda farklı bakış açıları bulunduğunu söyledi. Bir yanda toprak kayıpları ve kayıp oranlarının Rusya’nın kazandığını gösterdiğini, diğer yanda bazı yorumcuların NATO’nun Rus egemenliğini aşındırdığını ve caydırıcılığı zayıflattığını savunduğunu belirtti.
Glenn, NATO’nun Rusya’daki kritik altyapıyı ve ekonomik hedefleri sonuçsuz biçimde vurabildiği görüşünü gündeme getirdi. Bu durumda Rusya’nın Ukraine’i vurmasının NATO açısından caydırıcı olmadığını, çünkü NATO’nun Ukrayna varlıklarını ya da kayıplarını kendi kaybı saymadığını ifade etti. Bu çerçevede Krapivik’e, Rusya’nın yalnızca Ukraine’e değil, onun Batılı destekçilerine de karşılık vermesi gerektiğini düşünüp düşünmediğini sordu.
Krapivik’in Sert Caydırıcılık Savunusu
Krapivik kendisini "hardliner" yani sertlik yanlısı olarak tanımladı ve bunun askeri geçmişiyle ilişkili olabileceğini söyledi. Ona göre askeri ya da dış istihbarat çevrelerinden gelenler meselelere farklı bakarken hukukçuların ve diplomatların müzakereye daha yatkın olduğunu belirtti. Müzakerelere karşı olmadığını söylese de caydırıcılığın korku üzerinden kurulması gerektiğini savundu.
"Sevilmektense korkulmayı tercih ederim; sevilenler ihanete uğrar," diyen Stanislav Krapivik, Avrupa’nın "Russian" kelimesini duyduğunda korkması halinde barış içinde yaşanacağını ileri sürdü. Krapivik’e göre Rusya’nın caydırıcılığı yeniden tesis etmesinin tek yolu, Avrupa’daki bazı ülkelere karşı büyük konvansiyonel saldırılar düzenlemekti.
Krapivik, özellikle Germany’yi hedef gösterdi; Poland’a saldırılmaması gerektiğini, çünkü Polonyalılar ile Ukraynalılar arasında gerilimin arttığını söyledi. West Germany’de köprülerin, gaz depolama tesislerinin, Rheinmetall’in merkezinin ve tesislerinin vurulması gerektiğini savundu. Bu görüşünü, Avrupa elitlerinin başka türlü anlamayacağını öne sürerek gerekçelendirdi.
Konuşmasında Slovakia örneğini de verdi. Slovakia’nın ilk tankları Ukraine’e vermesi üzerine Rus medyasında Slovakia’nın vurulması gerektiğini söylediğini aktaran Krapivik, bunun yapılması halinde NATO’nun geri çekileceğini iddia etti. Ona göre Rusya o fırsatı kaçırdı ve bu da NATO’nun daha fazla silah akıtmasına yol açtı. "Caydırıcılık yeniden kurulmalı; ne yazık ki bu ancak çok kan dökülerek olacak," diyen Stanislav Krapivik, nükleer silah kullanımını ise son aşama olarak gördüğünü ve bunun kontrol edilmesinin zor olacağını belirtti.
Trump, Iran ve ABD’nin Rolü
Glenn, ABD’nin pozisyonunun değiştiğini söyledi. Trump’ın daha önce savaşı 24 saat içinde bitirme iddiasında bulunduğunu, ancak şimdi tırmanmayı savaşı bitirmek için gerekli ve olumlu bir unsur gibi sunduğunu belirtti. Glenn’e göre Trump, Zelensky’yi drone saldırılarında "harika iş" çıkardığı için övmüş, bu drone’ların NATO tarafından sağlandığı ve hedeflemenin de NATO tarafından desteklendiği izlenimi oluşmuştu.
Krapivik, Iran’a yönelik Amerikan saldırganlığını "illegal" olarak niteledi ve bunun Amerikan kamuoyunda son derece popüler olmadığını savundu. "Amerikan halkı bu savaşın hiçbir zaman arkasında olmadı," diyen Stanislav Krapivik, Iran savaşına desteğin Vietnam War’un en kötü döneminden bile bir puan daha düşük olduğunu iddia etti. Vietnam War’da desteğin zaman içinde azaldığını, Iran örneğinde ise baştan itibaren çok düşük başladığını söyledi.
Krapivik, ABD’de seçim kampanyası sezonunun yaklaştığını, Kongre’de savaş yanlısı isimlerin sorun yaşadığını ileri sürdü. Lindsey Graham’in ölümüyle ilgili dini göndermeli ifadeler kullandı ve Graham’in savaş yanlılarının başlıca sözcüsü olduğunu savundu. Blumenthal ve Cotton gibi isimlerin televizyon yüzü ve popülerlik açısından aynı etkiye sahip olmadığını iddia etti.
Avrupa’nın “Ukraynalaştırılması” İddiası
Krapivik’e göre ABD’nin ideal senaryosu, Europe’un "Ukraine’e benzer" şekilde kullanılmasıydı. Bu görüşünü oldukça sert biçimde dile getirdi. "Amerikalılar için ideal olan hâlâ Europe’un Ukraynalaştırılması; Avrupa eti kasaba gitsin, biz bundan para kazanıyoruz," diyen Stanislav Krapivik, Avrupa halklarının ABD açısından bir metaya dönüştürüldüğünü savundu.
Krapivik, United Kingdom için de benzer bir değerlendirme yaptı. İngilizlerin savaş başlatmakta iyi olduklarını, başkalarını savaştırabileceklerini sandıklarını, ancak sonunda bu savaşlara kendilerinin de çekildiğini ileri sürdü. Napoleonic Wars, War of 1812, World War I ve World War II örneklerini verdi. Ayrıca ABD’nin 1950’ler ve 1960’larda European colonial empires’ın çözülmesinde Soviet Union kadar, hatta ondan fazla rol oynadığını savundu.
ABD’nin Russia’ya karşı doğrudan savaşa istekli olmayacağını söyleyen Krapivik, Patriot sistemlerini de sert biçimde eleştirdi. Patriotların savaş uçaklarına karşı belli ölçüde etkili olabileceğini, ancak balistik füzelere karşı "değersiz" olduğunu iddia etti. Russian missiles ve Russian radars’ın her gün çalıştığını gördüklerini söyledi. Ayrıca bir Jordanian base’e yapılan balistik saldırıda ABD’nin açıkladığından daha fazla kayıp olduğunu ileri sürdü; bu iddia transcript içinde doğrulanmış bir bilgi olarak değil, Krapivik’in yorumu olarak yer aldı.
Trump Yönetimi, Vance ve ABD Devlet Yapısı
Krapivik, Trump’ın doğrudan Russia ile savaşa girmektense Europe’un savaşmasını memnuniyetle karşılayacağını savundu. Avrupa liderliklerinin Ukraine’de olanlardan ders çıkardığını ve benzer uygulamaları kendi toplumlarına taşıyabileceğini öne sürdü. Ona göre savaş ve martial law, muhalifleri bastırmanın en etkili yolu olarak görülebilir.
Trump yönetimi içinde savaşa karşı seslerin kalmadığını da savundu. Vance’in sınırları olduğunu, vice president’ın president’a karşı ancak belli ölçüde durabileceğini söyledi. Krapivik’e göre Trump’ın ilk döneminde yaşanan süreç tekrarlandı: neocon çevreler yönetimde güç kazandı ve Trump bunu bilerek yeniden yaptı.
Glenn, Trump’ın Joe Rogan programında Bolton gibi şahinleri etrafına almasını hata olarak gösterdiğini, ancak daha sonra Graham’i yanında tuttuğunu hatırlattı. Bunun kasıt mı yoksa yetersizlik mi olduğu sorusunu gündeme getirdi. "Ya beceriksiz ya da aldatıcı; ama bu noktada gerçekten fark ediyor mu?" diyen Glenn, Amerikan dış politikasında kişilerin değişmesine rağmen yönelimin aynı kaldığını söyledi.
Krapivik bu noktada Trump’ın "kesinlikle aldatıcı" olduğunu savundu. Democrats ve Republicans arasında "iki adım ileri, bir adım geri" işleyen bir düzen olduğunu ileri sürdü. Democrats’ın gündemi ileri taşıdığını, Republicans’ın ise bunu biraz geri çekerek halkı rahatlattığını, ama genel yönün değişmediğini söyledi. Obamacare örneğini vererek, bunun büyük finans çevrelerine bir hediye olduğunu ve Republicans’ın da iktidara gelince sistemi ortadan kaldırmak yerine daha kabul edilebilir hâle getirdiğini savundu.
“Oligarşik İmparatorluk” Değerlendirmesi
Glenn, Bush senior’dan Clinton’a, George W. Bush’tan Obama’ya kadar ABD başkanlarının savaş yorgunu topluma değişim vaatleriyle geldiklerini, ancak dış politika çizgisinin değişmediğini belirtti. Vance hakkında bazı olumlu görüşleri olsa da, nihayetinde "tahta kimin oturduğunun" artık fazla önem taşımadığını söyledi. Ona göre Amerikan devlet yapısı imparatorluk için inşa edilmişti.
Krapivik ise buna bir ek yaptı. "Sadece imparatorluk için değil, oligarşik imparatorluk için inşa edilmiş durumda," diyen Stanislav Krapivik, bazı imparatorluklarda imparatorun yön değiştirebileceğini, ancak ABD’de bunun artık mümkün olmadığını savundu. Ona göre ABD’de kendilerine söylenenin dışına çıkabilecek son iki president Reagan ve George H. W. Bush’tu. Bush senior’ı savunmadığını, fakat Israel’e karşı durup onu kesebildiği için bir miktar gerçek güce sahip olduğunu söyledi.
Krapivik, o dönemden bu yana kontrolün "inanılmaz ölçüde" arttığını ve artık yön değiştirme ihtimalinin kalmadığını belirtti. Bölüm, Glenn’in Krapivik’e tatil zamanında katıldığı için teşekkür etmesiyle sona erdi.