Donald Trump’ın Netanyahu ve İran Sözleri: “Fantezi Dış Politika” Eleştirisi
İngilizce yayımlanan bölümde, sunucu Donald Trump’ın New York Knicks maçının ardından Washington’a dönerken gazetecilere yaptığı Netanyahu ve İran açıklamasını dinletti; ardından adı belirtilmeyen konuk, bu açıklamayı ABD dış politikası ve İsrail-İran gerilimi bağlamında değerlendirdi. Konuşma, Trump’ın olası bir anlaşma, nükleer silahlar ve “boğazın” açılması yönündeki iddialarıyla; konuğun bu değerlendirmeleri “gerçeklikten kopuk” bulması arasında ilerledi.
Trump’ın Netanyahu ile görüşme açıklaması
Sunucu, Trump’ın açıklamasını aktarırken görüntünün Newark ya da LaGuardia’da çekilmiş olabileceğini, Trump’ın Knicks maçından sonra Washington’a dönerken gazetecilere konuştuğunu söyledi. Sunucuya göre maçta New Yorklular Trump’a onun hakkında ne düşündüklerini belli etmişti ve bu durum Trump’ın hoşuna gitmemişti. Buna rağmen sunucu, “Ama yine de, işte dün gece Netanyahu hakkında konuşuyor,” diyerek görüntünün oynatılmasını istedi.
Gazetecinin “Başbakan Netanyahu’ya ne söylediniz?” sorusuna Trump, Netanyahu ile “çok iyi” bir görüşme yaptığını söyledi. Trump, İsrail’in vurulduğunu, ardından karşılık verdiğini savundu. “Çok iyi bir görüşme yaptık ve o vuruldu, o da karşılık verdi; bunun için onu suçlayamam,” diyen Donald Trump, “Ama o vuruldu. Karşılık verdi ve şimdi durdular,” şeklinde konuştu.
Trump, İsrail ile İran arasındaki gerilimin uzun süredir devam ettiğini ileri sürdü. Bu süreyi anlatırken iki farklı zaman çerçevesi kullandı. “İsterseniz bunun yaklaşık 3.000 yıldır sürdüğünü söyleyebilirsiniz, ama kesinlikle 47 yıldır sürüyor,” diyen Donald Trump, tarafların artık birbirlerini bir süre rahat bırakacağını öne sürdü. Trump’a göre iki taraf da onun aracılığıyla durmayı kabul etmişti.
Trump ayrıca bir anlaşmadan söz etti. Bu anlaşmanın nükleer silahlara izin vermeyeceğini söyledi ve bunun “çok iyi” bir anlaşma olacağını savundu. “İkisi de benim aracılığımla durmayı kabul etti ve hiçbir şekilde, biçimde ya da surette nükleer silahlara izin vermeyecek çok çok iyi bir anlaşmanın son aşamalarındayız,” diyen Donald Trump, anlaşmanın iki ya da üç gün içinde imzalanabileceğini ileri sürdü. Trump, imzanın ardından “boğazın” derhal açılacağını da söyledi.
“Fantezi dış politika” eleştirisi
Trump’ın açıklamasının ardından sunucu, konuğa bunu nasıl değerlendirdiğini sordu. Konuk, ilk tepkisini sert bir ifadeyle verdi: “Fantezi dış politika mı?” diyen Konuk, açıklamanın bir futbol maçını yorumlar gibi yapıldığını ve “gerçeklikten tamamen kopuk” olduğunu belirtti.
Konuğa göre Trump’ın “3.000 yıl” vurgusu tarihsel bir temele dayanmıyordu. Konuk, bu ifadeyi “tuhaf bir Siyonist formülasyon” olarak nitelendirdi. Ona göre İran ile Yahudiler arasındaki tarihsel ilişki Trump’ın anlattığı gibi sürekli bir karşıtlık üzerine kurulmamıştı. Aksine konuk, İran tarihinde Yahudilerin yok edilmekten kurtarılmasıyla ilişkilendirilen bir örneğe işaret etti. “İran, İran imparatoru tarihsel olarak Yahudilerle karşı karşıya gelmek yerine onları yok edilmekten kurtardı,” diyen Konuk, Trump’ın bu tarih okumasına itiraz etti.
Konuk, Trump’ın “47 yıl” ifadesinin kaynağının da belirsiz olduğunu söyledi. “47 yılın nereden geldiğini de bilmiyorum,” diye belirten Konuk, İsrail-İran gerilimini yalnızca son birkaç on yılın ürünü olarak görmediğini ifade etti. Ona göre bu çatışma, İsrail’in Batı Asya’daki daha geniş stratejisiyle bağlantılıydı.
İsrail-İran geriliminin bölgesel çerçevesi
Konuk, İran-İsrail ihtilafını İsrail’in Batı Asya’da yayılma çabasının bir parçası olarak tanımladı. Bu sürecin İsrail’in 78 yıl önce devlet olarak kurulmasından bile önce başladığını savundu. “İran-İsrail mücadelesi, İsrail’in Batı Asya’daki genişlemesini sürdürmeye yönelik daha geniş çabasının parçasıdır,” diyen Konuk, gerilimin merkezinde İran’ın değil İsrail’in tavrının bulunduğunu ileri sürdü.
Bu değerlendirmede konuğun temel iddiası, İsrail’in komşularıyla ya da Filistinlilerle barış içinde bir arada yaşama formülü önermediğiydi. Konuk, İsrail’in 78 yıllık dönemde komşularına ya da Filistinlilere böyle bir çerçeve sunmadığını söyledi. “Buradaki sorun İran’ın tutumu değil; sorun İsrail’in tutumudur,” diyen Konuk, İsrail’in aksine sürekli olarak komşularının ve Filistinlilerin haklarına tecavüz ettiğini ve topraklarını aldığını savundu.
Konuk, bu noktada Trump’ın neyi kastettiğini anlamadığını belirtti. Trump’ın olayları kişisel aracılık, karşılıklı saldırı ve ardından geçici durma şeklinde anlatmasını yetersiz buldu. Ona göre sahadaki gerçeklik çok daha derin, tarihsel ve bölgesel bir çerçeveye sahipti.
Trump’ın danışman çevresi ve bilgi kaynakları
Konuk, Trump’ın açıklamalarından duyduğu endişeyi açıkça dile getirdi. “Başkanımız Donald Trump’ın sahadaki gerçekliklerden bu kadar habersiz olmasını biraz korkutucu buluyorum,” diyen Konuk, bu durumu büyük ölçüde Trump’ın çevresindeki isimleri seçme biçimine bağladı. Ona göre Trump, ABD için büyük önem taşıyan konularda kendisiyle çalışacak kişiler olarak “yakın çevresini ve dalkavuklarını” tercih ediyordu.
Konuk, bu bağlamda Mike Huckabee ve Ted Cruz’a da değindi. Her ikisinin de Tucker Carlson’a dini bir iddia aktardığını söyledi. Konuğun aktarımına göre Huckabee ve Senatör Cruz, “Baba Tanrı’nın 4.000 yıl önce İsrailoğulları’na konuştuğunda, bugünkü İsrail devleti tarafından kullanılabilecek haklar verdiğine” inanıyordu. Konuk, bu görüşün modern İsrail devletinin bugünkü hak iddialarını antik dini anlatılara bağladığını söyledi.
Sunucu ise bu noktada temkinli bir itirazda bulundu. “Bunu yaptıklarından emin değilim,” diyerek Huckabee ve Cruz’un tam olarak böyle söyleyip söylemediğinden emin olmadığını belirtti. Konuşma burada kısa bir düzeltme ve ayrıntılandırma biçimini aldı. Konuk ya da konuşmacı, Trump’ın buna inanıyor olabileceğini, fakat bundan emin olmadığını söyledi; Mike Huckabee’nin ise görünüşe göre buna inandığını ekledi.
Siyonizm, din ve tarih iddiası
Konuşmanın son bölümünde, modern İsrail’in kurucu Siyonistleri ile dini hak iddiaları arasındaki ilişki tartışıldı. Konuk, İsrail’in Siyonist kurucularının ateist olduğunu ileri sürdü. “İsrail’in Siyonist kurucuları ateistti,” diyen Konuk, “Tanrı’ya inanmıyorlardı, ama Tanrı’nın toprağı kendilerine verdiğinde ısrar ettiler,” değerlendirmesinde bulundu.
Bu sözlerle konuşmacı, dini gerekçelerle modern devlet haklarının temellendirilmesi arasında bir çelişki gördüğünü ifade etti. Ona göre Tanrı’ya inanmayan kurucu aktörlerin, aynı zamanda Tanrı’nın kendilerine toprak verdiğini savunmaları “bir tür çelişkiydi.” Sunucu da bu değerlendirmeye “Doğru, doğru, doğru” diyerek karşılık verdi.
Bölüm genelinde Trump’ın Netanyahu ile görüşmesine ilişkin açıklaması, yalnızca bir diplomatik temas haberi olarak değil, ABD’nin İsrail-İran gerilimini nasıl okuduğuna dair bir örnek olarak ele alındı. Trump, tarafların onun aracılığıyla durmayı kabul ettiğini, nükleer silahlara izin vermeyecek bir anlaşmanın yakın olduğunu ve “boğazın” imza sonrasında hemen açılacağını savundu. Konuk ise bu anlatının tarihsel, bölgesel ve politik gerçeklikle bağdaşmadığını; İsrail-İran geriliminin köklerinin Trump’ın belirttiği biçimde açıklanamayacağını ifade etti.
Trump’ın uçaktaki açıklaması
Sunucu: Evet, işte Trump’ın dün geceki görüntüsü. Sanırım Newark ya da LaGuardia’daydı; Knicks maçından sonra Washington’a geri uçarken neredeyse neredeyse oradaydı. New Yorklular da onun hakkında ne düşündüklerini kendisine belli ettiler ve bu onu hiç memnun etmedi. Ama yine de, işte dün gece Netanyahu hakkında konuşuyor. Chris, 10 numara.
Gazeteci: Başbakan Netanyahu’ya ne söylediniz?
Donald Trump: Çok iyi bir görüşme yaptık. O vuruldu ve o da karşılık verdi; bunun için onu suçlayamam. Ama o vuruldu, o da karşılık verdi ve şimdi durdular. Yani bir hafta falan birbirlerini rahat bırakacaklar. Bu uzun zamandır sürüyor. Gerçekten isterseniz yaklaşık 3.000 yıldır diyebilirsiniz, ama kesinlikle 47 yıldır sürüyor. Hayır, o karşılık verdi. Gidip geliyorlardı ve şimdi ikisi de benim aracılığımla durmayı kabul etti. Hiçbir şekilde, biçimde ya da surette nükleer silahlara izin vermeyecek çok çok iyi bir anlaşmanın son aşamalarındayız. Boğaz da hemen açılacak. İmzalanır imzalanmaz açılacak; bu da iki ya da üç gün içinde olabilir.
Açıklamaya tepki
Sunucu: Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Konuk: Fantezi dış politika mı? Sanırım bu da futbol maçı gibi. Gerçeklikten tamamen kopuk. Bu mesele 3.000 yıldır sürmüyor. Bu tuhaf bir Siyonist formülasyon ve hiçbir temeli yok. Aslında İran, tarihsel olarak İran imparatoru, Yahudilerle karşı karşıya gelmek yerine onları yok edilmekten kurtarmıştır. Her neyse, 47 yılın nereden geldiğini de bilmiyorum.
Konuk: İran-İsrail mücadelesi, İsrail’in Batı Asya’daki genişlemesini sürdürmeye yönelik daha geniş çabasının parçasıdır ve bu, İsrail’in 78 yıl önce devlet olarak kurulmasından bile önce başlamıştır. Dolayısıyla burada sorun İran’ın tutumu değildir. Sorun İsrail’in tutumudur. Bu 78 yıllık dönemde komşularına ya da Filistinlilere barış içinde bir arada yaşama formülünü bir kez bile sunmadılar. Tam tersine, sürekli olarak onların haklarına tecavüz etmekte ve topraklarını almaktadırlar.
Konuk: Bu yüzden Başkanımız Donald Trump’ın neden söz ettiğinden emin değilim. Sahadaki gerçekliklerden bu kadar habersiz olmasını biraz korkutucu buluyorum. Bunu da büyük ölçüde, ABD için bu kadar önemli konularda yanında yalnızca yakın çevresinden kişileri ve dalkavukları bulundurmayı tercih etmesine bağlıyorum. Mike Huckabee ve Senatör Cruz’un tutumuna katılıyor olmalı; ikisi de dostum ve eski meslektaşım Tucker Carlson’a, Baba Tanrı’nın 4.000 yıl önce İsrailoğulları’na konuştuğunda, bugünkü İsrail devleti tarafından kullanılabilecek haklar verdiğine inandıklarını söyledi. Elbette buna gerçekten inanıyorlar.
Dini hak iddiası tartışması
Sunucu: Bundan emin değilim. Bunu yaptıklarından emin değilim. Onlar...
Konuk: Belki başkan buna inanıyordur. Emin değilim. Mike Huckabee görünüşe göre buna inanıyor. İsrail’in Siyonist kurucuları ateistti. Tanrı’ya inanmıyorlardı, ama Tanrı’nın kendilerine toprağı verdiğinde ısrar ettiler. Burada bir tür çelişki var.
Sunucu: Doğru. Doğru. Doğru.