All-In Podcast

David Sacks: “AI Yarışını Kaybetmemek İçin Düzenleme Sınırı Net Çizilmeli”

İngilizce yayınlanan bölümde Jason Calacanis, Chamath Palihapitiya, David Sacks ve David Friedberg; yapay zeka düzenlemesi, Stripe-PayPal iddiası, OpenAI’ye açıldığı belirtilen Apple davası, veri merkezi tartışmaları ve yaşlanmayı tersine çevirmeye yönelik yeni bir bilimsel çalışmayı ele aldı. Tartışma, özellikle ABD’nin yapay zeka yarışındaki liderliğini düzenleme, enerji ve veri gizliliği başlıklarında nasıl koruyabileceği sorusu etrafında şekillendi.

Demis Hassabis’in Yapay Zeka Düzenleme Önerisi

Programın ilk ana gündemi, DeepMind’dan Demis Hassabis’in X’te paylaştığı yapay zeka düzenleme önerisiydi. Jason Calacanis’in aktardığına göre Hassabis, ABD öncülüğünde kurulacak uluslararası bir yapay zeka standartları kurumu önerdi. Model, Financial Industry Regulatory Authority (FINRA, Finans Sektörü Düzenleme Kurumu) gibi kendi kendini düzenleyen bir yapıya dayanıyordu: Federal gözetim altında olacak, sektör tarafından finanse edilecek ve bağımsız teknoloji uzmanlarınca yürütülecekti.

Calacanis, öneriye göre frontier laboratuvarlarının modellerini piyasaya sürmeden 30 gün önce bu kuruma sunacağını, sistemin başlangıçta gönüllü olup daha sonra zorunlu hale gelebileceğini söyledi. Modellerin siber güvenlik, ulusal güvenlik, biyolojik tehditler ve diğer yüksek riskli alanlarda değerlendirileceğini, ölçütlerin üç ayda bir güncelleneceğini ve gerekli görülürse kurumun geliştirme hızında yavaşlama koordine edebileceğini belirtti.

David Friedberg, öneriyi mevcut devlet düzenlemesine kıyasla daha işlevsel buldu. “Demis’in önerisinin gerçekten akıllı ve düşünülmüş olduğunu düşündüm,” diyen Friedberg, kendi kendini düzenleyen kuruluş modelinin finans piyasalarında kullanıldığını hatırlattı. Ona göre bu yaklaşım, teknik olarak hızla değişen bir alanda hükümetin doğrudan testleri belirlemesinden daha esnek olabilir.

Friedberg, California’daki önceki yapay zeka yasa girişimlerine atıf yaparak, kuralların teknolojiye yetişemediğini savundu. “Amaç, testlerin nasıl yürütüleceğini, kimin test yapacağını ayarlayabilen ve doğru bağımsız uzmanları dahil edebilen bir yapı kurmak,” diyen Friedberg, federal gözetimin kalacağını ancak doğrudan kontrolün hükümete geçmeyeceğini söyledi.

David Sacks’in Beş Şartı

David Sacks, Hassabis ile bu konuyu konuştuğunu ve kişisel olarak öneriye belli şartlarla destek verebileceğini söyledi. Sacks, yeni bir devlet kurumu kurulmasına karşı olduğunu belirtti ve bunun “AI için DMV”ye dönüşebileceğini savundu. Dario Amodei’nin “AI için FAA” benzetmesine de değinen Sacks, bunun çok daha ağır bir izin temelli düzenleme anlamına gelebileceğini söyledi.

Sacks beş koşul sıraladı. İlk olarak, kurulacak yapının yalnızca en büyük üç laboratuvardan oluşmaması, startup’ları ve açık kaynak ekosistemini de temsil etmesi gerektiğini belirtti. İkinci olarak, kurumun yalnızca gerçek frontier modelleri incelemesi gerektiğini söyledi. Üçüncü koşulda, düzenlemenin yalnızca felaket riskleriyle sınırlı kalmasını savundu: siber risk ve CBRN, yani kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer riskler.

“Bu bir konuşma düzenleyicisine dönüşmemeli,” diyen David Sacks, dezenformasyon veya mikroagresyon gibi başlıkların bu yapının konusu olmaması gerektiğini vurguladı. Dördüncü olarak sistemin önce gönüllü çalışması gerektiğini, beşinci olarak da yeni bir düzenleyici kurumun yerine geçmesi gerektiğini söyledi. Sacks’e göre bu yapı mevcut düzenlemelere ek bir katman olursa desteklenmesinin anlamı kalmayacaktı.

Sacks, FAA benzetisini genişleterek yeni uçak tasarımlarında tip sertifikasyonunun 5 ila 9 yıl sürdüğünü, sertifika değişikliklerinin de 3 ila 5 yıl alabileceğini söyledi. “AI modellerinde birkaç ayda bir yeni sürüm çıkaran bir sistemi, yıllar sürebilecek hükümet onayına bağlarsanız AI yarışını kaybederiz,” diyen Sacks, Çin’in aynı kurallara uymayacağını savundu.

Chamath Palihapitiya da öneriyi desteklediğini, ancak düzenlemenin büyük oyuncular tarafından pazar kapatma aracına dönüşmemesi gerektiğini söyledi. “Bir avuç aktörün bilançolarını ve sermayelerini kullanarak merdiveni yukarı çekmesini engelliyor,” diyen Palihapitiya, hızlı hareket edilmezse düzenleyici yakalama riskinin artacağını savundu.

Anthropic, Eyalet Düzenlemeleri ve Açık Kaynak Tartışması

Sacks, Anthropic’in düzenleme stratejisini sert biçimde eleştirdi. Ekim ayında Anthropic’in korku söylemi üzerinden düzenleyici yakalama stratejisi yürüttüğünü söylediğini hatırlattı. O dönem bu yorumun abartılı görüldüğünü, ancak artık şirketin küçük bir startup olmadığını savundu. Sacks, şirketin değerlemesi ve gelirleri üzerinden büyük teknoloji şirketlerinden biri haline geldiğini ileri sürdü.

Sacks, Politico’da yayımlandığını söylediği bir habere atıfla Anthropic’in eyalet eyalet daha sıkı yapay zeka kuralları için çalıştığını aktardı. Ona göre California’daki SB53 gibi düzenlemeler başka Demokrat eyaletlere model olabilecek, ardından her eyalette kurallar daha da ağırlaşacaktı. “Bence artık bunun onların gündemi olduğunu gösteren çok kanıt var,” diyen Sacks, bu yaklaşımın startup ekosistemine zarar verdiğini savundu.

Palihapitiya, eyaletlerin güçlü yetkilere sahip olduğu için bazı eyaletlerde bu sürecin kazanılabileceğini söyledi. Calacanis de otonom araçlarda olduğu gibi eyaletlerin karar verici olabileceğini belirtti. Sacks ise hükümete “beni düzenle” diye gidildiğinde çoğu yetkilinin bunu memnuniyetle kabul edeceğini savundu.

Bu bölümde açık kaynak konusu da öne çıktı. Konuklar, kurulacak herhangi bir düzenleyici yapının açık kaynak modelleri kısıtlamaması gerektiğini söyledi. Sacks, eğer Hassabis’in önerisi sektörün çizgisi olacaksa bunun karşılığında federal düzeyde öncelik ve sınırların açıkça yazılması gerektiğini savundu. Aksi halde bunun sadece daha ağır düzenlemelere açılan ilk teklif olacağını söyledi.

Stripe, PayPal ve Ödeme Altyapısında Büyük Hamle İddiası

İkinci büyük başlık, Stripe’ın özel sermaye şirketi Advent ile birlikte PayPal’ı satın almak için yaklaşık 53 milyar dolarlık teklif verdiği iddiasıydı. Calacanis, teklifin hisse başına yaklaşık 60 dolar anlamına geldiğini, piyasanın ise fiyatın 70 dolara yaklaşabileceğini düşündüğünü söyledi. Daha sonra Block’un da teklife dahil olduğu ve 17 milyar dolar öz sermaye katkısı yapacağı aktarıldı.

Calacanis, PayPal’ın 439 milyon tüketici hesabı olduğunu belirterek şirketin hâlâ büyük bir kullanıcı tabanına sahip olduğunu söyledi. David Sacks, PayPal’ın dayanıklılığını “biraz inanılmaz” diye niteledi, ancak ürünün yaşlandığını savundu. “Ürün artık oldukça eskidi ve bir bakıma miras ürün haline geldi,” diyen Sacks, büyümenin yüzde 7 civarında olmasına rağmen temel kullanıcı deneyiminin 25 yıl önceki modele yakın kaldığını söyledi.

Palihapitiya, olası birleşmenin Visa ve Mastercard’a rakip olabilecek uçtan uca bir ödeme altyapısı yaratabileceğini savundu. Stripe’ın risk yönetimi ve API tabanlı ödeme altyapısı, PayPal’ın tüketici hesapları, Venmo, Braintree ve Block’un satış noktası altyapısı birlikte düşünüldüğünde, tarafların kart ağlarını baypas edebilecek bir yapı kurabileceğini söyledi.

Friedberg ise bunu daha geniş bir sermaye piyasası eğilimine bağladı. Ryan Cohen’in eBay için yaptığı teklife değinen Friedberg, kurucular tarafından yönetilmeyen, olgunlaşmış ve “bayatlamış” dijital şirketlerin AI-native işletmeciler tarafından yeniden yapılandırılabileceğini savundu. “eBay ve PayPal muhtemelen yeniden canlandırılabilecek dijital işletmelere yönelik mega anlaşmalar dalgasının başlangıcı,” diyen Friedberg, bu şirketlerde verimsizlik, AI kullanmama ve fazla harcama gibi fırsatlar görüldüğünü söyledi.

Sacks, PayPal’ın eBay tarafından satın alınmasından sonra kurucu kültürünün kaybolduğunu anlattı. “PayPal mafia demek yanlış bir adlandırma; aslında PayPal diasporasıydı,” diyen Sacks, şirketten ayrılan kurucuların daha sonra yeni şirketler kurduğunu belirtti. Ona göre Stripe ve Block’un PayPal varlıklarıyla sinerji yaratması, özellikle Visa ve Mastercard’a karşı rekabet yaratırsa tüketici açısından olumlu olabilir. Ancak pazarın nasıl tanımlanacağı, antitröst tartışmasının yönünü belirleyecekti.

Apple’ın OpenAI’ye Dava Açtığı İddiası

Calacanis, bir sonraki başlıkta Apple’ın 10 Temmuz’da OpenAI’ye karşı 41 sayfalık bir dava açtığını söyledi. Aktarımına göre dava, OpenAI’nin tüketici donanım cihazı geliştirmek için Apple’ın ticari sırlarını kullandığı iddiasına dayanıyordu. Apple’ın eski iPhone tasarım yöneticisi Tang Tan’ın OpenAI’de donanımdan sorumlu yönetici olduğu, eski Apple mühendisi Changu’nun ise bir Apple çalışanına “lol, ağ depolamasına erişebildiğimi öğrendim, çok komik” şeklinde mesaj attığı iddia edildi.

Palihapitiya, Apple’ın genellikle dava konusunda reaktif davrandığını, bu nedenle şirketin bu adımı atmasının önemli olduğunu söyledi. Ancak davanın gerçekleri mahkemede ortaya çıkmadan yorum yapmak istemediğini belirtti. “Eski işvereninizden hiçbir şey çalmamalısınız,” diyen Chamath Palihapitiya, çalışanların bilgi birikimlerini yeni işlerine götürebileceğini, fakat belge, parça veya veri götürmemeleri gerektiğini vurguladı.

Sacks de benzer bir ilke ortaya koydu. “Yeni işinize götürebileceğiniz tek şey kafanızın içindekidir,” diyen David Sacks, USB bellek, belge, CD veya benzeri herhangi bir materyalin taşınmaması gerektiğini söyledi. Friedberg ise OpenAI etrafındaki dava sayısına ilişkin “Birkaç nokta bir çizgi oluşturur sanırım,” değerlendirmesini yaptı.

Grok Build Veri Sızıntısı ve AI Gizliliği

Calacanis, SpaceX’in Grok Build adlı kodlama aracında veri sızıntısı yaşandığını söyledi. Aktarımına göre Mayıs sonunda açık beta olarak sunulan araç, Grok 4.5 modeliyle çalışıyordu ve daha önce kullanıcılara kod tabanlarından hiçbir şeyin XAI sunucularına aktarılmadığı söylenmişti. Ancak raporlara göre araç, belirli görev için gereken dosyalar yerine tüm kod tabanını SpaceX bulut sunucularına gönderiyordu. Bu süreçte şifreler, API anahtarları ve değişiklik kayıtları da aktarılmış olabilirdi.

Calacanis, gizlilik ayarının bunu durdurması gerektiğini ancak çalışmadığını söyledi. 13 Temmuz’da yüklemenin sunucu tarafında kapatıldığını, Elon Musk’ın X’te daha önce yüklenen tüm verilerin silindiğini söylediğini ve Grok Build’in açık kaynak yapıldığını aktardı.

Palihapitiya bu olayı AI gizliliğinin kırılganlığına bağladı. “AI’da gizlilik çok kırılgan ve dayanıksız,” diyen Chamath Palihapitiya, sıfır veri saklama politikalarının tek başına güvence olmadığını savundu. Ona göre şirketler iyi niyetle hareket etse bile AI sistemlerinde fark edilmeyen veri sızıntısı kanalları bulunabilir.

Sacks, Sasha adlı bir ismin “reverse information paradox” başlıklı blog yazısına değinerek şirketlerin kendi compute, model, ağırlık, veri ve “alpha”ları üzerinde kontrol istediğini söyledi. Ona göre işletmeler özel değerlendirme sistemleri, kiracı içinde öğrenme döngüleri, ayrıştırılmış orkestrasyon ve kendi çıktıları üzerinde fine-tuning hakkı gibi kontroller kurmalı.

Token Maliyetleri, Model Ekonomisi ve Yerel AI

Konuklar, AI kullanım maliyetlerinin şirketlerde hızla arttığını da tartıştı. Palihapitiya, RAMP CEO’su Eric Glyman’ın token harcaması yönetimiyle ilgili açıklamasına atıf yaptı. Klipte Glyman, RAMP müşterileri arasında token harcamasının son yılda 21 kat arttığını, CFO’ların harcamayı görme, anlama ve kontrol etme ihtiyacı duyduğunu söyledi.

Palihapitiya, mühendislerin en yeni modelleri sınırsız kullanmasının şirket kârlarını etkileyebileceğini savundu. “Bu hızla giderse biri çeyrek dönemde hedefi kaçıracak,” diyen Palihapitiya, token harcamasının hisse başına kazanca kadar yansıyabileceğini söyledi. Sacks ve Calacanis, bazı görevlerde pahalı frontier modeller yerine daha ucuz açık modellerin yeterli olabileceğini belirtti.

Calacanis, farklı modellerin milyon giriş tokenı başına maliyetlerinde büyük farklar olduğunu söyledi: Fable için 56 dolar, Soul için 26 dolar, Groq’ta yaklaşık 1,50 dolar, Elon’ın modelinde yaklaşık 1 dolar, Çin modellerinde 50 sent. Sacks, açık modellerin bu nedenle büyük önem taşıdığını ve Anthropic’in açık kaynak modelleri kısıtlama yönünde çıkarı olduğunu savundu.

Calacanis ayrıca Apple’ın gelecekte yüksek bellekli Mac Studio cihazlarıyla yerel AI çalıştırmada önemli bir rol oynayabileceğini söyledi. Mark Gurman’ın M7 Ultra’nın 1,5 terabayta kadar bellek destekleyebileceği iddiasına atıf yaparak, şirketlerin iş yüklerinin büyük bölümünü yerel makinelerde çalıştırabileceğini savundu. Bu noktada kendi yatırım görüşünü belirtirken bunun finansal tavsiye olmadığını ekledi.

Veri Merkezleri, Enerji Açığı ve New York Moratoryumu

Bölümün önemli bir kısmı veri merkezleri ve enerji kapasitesi üzerineydi. Palihapitiya, ABD’nin 2050’ye kadar California’nın tükettiği enerjinin 2,5 katı kadar enerji açığı yaşayacağını ileri sürdü. PGM adlı büyük bir kamu hizmeti şirketinin enerji açık artırmasından örnek vererek, ihtiyaç duyulan kapasite ile teklif edilen kapasite arasında büyük fark olduğunu söyledi.

Sacks, New York Valisi Kathy Hochul’un hyperscale veri merkezlerine eyalet çapında moratoryum getirdiğini belirten açıklamasına karşı çıktı. Hochul’un veri merkezlerinin fosil yakıt tükettiği, karbon ayak izini artırdığı, geniş arazi işgal ettiği, tarım alanlarını etkilediği, su ve elektrik maliyetini artırdığı yönündeki sözlerini eleştirdi.

“Veri merkezleri bütün AI kaygılarının günah keçisi haline geldi,” diyen David Sacks, doğal gazın nispeten temiz yanan bir enerji kaynağı olduğunu, modern veri merkezlerinin kapalı devre su sistemleri kullandığını ve arazi kullanımı açısından yüksek ekonomik getiri sağladığını savundu. Ayrıca bu yatırımların vergi geliri ve mavi yakalı inşaat istihdamı yarattığını söyledi.

Palihapitiya, protestoların bazı durumlarda veri merkezi projelerini durdurduğunu, bunun AI uygulamalarının yaygınlaşmasını engelleyebileceğini belirtti. İlaç keşfi, kanser teşhisi, sağlık ve hukuki danışmanlık gibi alanlarda hesaplama talebi artarken enerjinin yetersiz kalabileceğini söyledi. Sacks ise veri merkezlerini yalnızca ABD’de değil, müttefik ülkelerde de zorlaştıran çip ihracat kontrollerine dikkat çekti.

Dış Etki İddiaları ve AI Yarışı

Friedberg, veri merkezlerine yönelik toplumsal tepkiyi geçmişteki anti-GMO duyarlılığıyla karşılaştırdı. Russia Today’in ABD’deki yayın faaliyetleri ve Google Trends verileri üzerinden anti-GMO söylemin yükselişini örnek gösterdi. Ona göre benzer şekilde veri merkezleri ve AI karşıtı medya anlatıları, demokratik toplumlarda teknolojiye karşı tepki doğurabiliyor.

Sacks, OpenAI’nin bir ay önce Çin Halk Cumhuriyeti bağlantılı etki operasyonlarının ABD’deki AI tartışmalarını hedeflediğini söylediği bir blog yazısı yayımladığını aktardı. “Çin’in ABD’deki AI ve veri merkezi tutumlarını şekillendirmeye çalışan etki kampanyalarının arkasında olduğu söyleniyor,” diyen Sacks, bunun Çin’in çıkarına olduğunu savundu.

Sacks, ABD’de AI konusunda büyük bir ahlaki panik yaşandığını ileri sürdü. Felaket senaryolarının henüz gerçekleşmediğini, iş kaybı ve siber risk iddialarının bugüne kadar öngörülen ölçekte görülmediğini söyledi. “Ücretsiz piyasa inovasyonu kültürümüz olan ekonomimizin tacını yok etmenin eşiğindeyiz,” diyen Sacks, Çin’in Kimi K3 gibi modellerle frontier seviyesine yaklaştığını ve ABD’nin aylarla ölçülebilecek bir avantaja sahip olabileceğini savundu.

Calacanis ise risklerin izlenmesi gerektiğini ancak paniğe kapılmamak gerektiğini söyledi. Otonom araçlar ve iş kaybı gibi konuların takip edilmesi gerektiğini, Çin’in bazı otonom araç izinlerini durdurduğunu aktardı. Ancak bugüne kadar AI kaynaklı bir felaket yaşanmadığını belirtti.

Bilim Köşesi: Yaşlanma, CML ve AlphaFold

Bölümün sonunda Friedberg, yaşlanmanın hücre dışı matristeki etkilerine ilişkin yeni bir çalışmayı anlattı. Calico ve Revel Pharma ortaklığında yayımlandığını söylediği çalışmada, yaşlanmada hücrelerin dışındaki proteinlere şeker ve yağların bağlanmasıyla oluşan advanced glycation end products (ileri glikasyon son ürünleri) incelendi. Friedberg, bu birikimin kolajen gibi proteinlerin yapısını değiştirdiğini, kırışıklık, eklem hareketliliğinde azalma ve iltihaplanmaya katkıda bulunabileceğini söyledi.

Friedberg’e göre araştırmacılar CML adlı baskın molekülü parçalayabilecek bir enzim tasarlamaya çalıştı. AlphaFold kullanılarak CML’ye bağlanabilecek bir protein bulundu, ardından yönlendirilmiş evrim ve DNA programlama ile yüzlerce, sonra binlerce varyant test edildi. Test tüplerinde kasin, kolajen, retinal proteinler ve hemoglobin gibi proteinlerde CML’nin yüzde 52 ila yüzde 97 oranında azaltılabildiğini söyledi.

Friedberg, yaşlı donörlerden alınan insan derisinde enzimin CML’nin yüzde 55’ini ortadan kaldırdığını ve cilt yaşını 31 yaş seviyesine indirdiğini aktardı. “Bu, insan sağlığı için oldukça derin bir şey yapabilen, doğada bugün bulunmayan yeni bir proteinin üretilebileceğini gösteren çığır açıcı bir gösterim,” diyen David Friedberg, uygulamanın krem, enjeksiyon, takviye veya RNA temelli yöntemlerle nasıl vücuda taşınabileceğinin henüz yanıtlanmamış sorular arasında olduğunu belirtti.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol